Köşe Yazıları

9 ve 12 Mart 1971 de neler oldu

9 ve 12 Mart 1971 de neler oldu

1970’li yıllarda Amerika ve Sovyetler arasında yaşanan inanılmaz bir rekabete tanık olmuştuk.

Amerikanın sovyetler Birliğininde her ülkenin içinde kendine yakın çizgilerde taraftarları vardı.

Türkiye gibi stratejik konumda olan ülkeleri kendi ortaklıklarına almak için büyük mücadele vermişlerdi.

İşte 1971 yılının Mart ayında bu iki süper gücün çarpıcı rekabetini ülkemizde yaşamıştık.

1970’li yıllarda ülkemizde emekçi kökenden gelen önemli ölçüde bir sol potansiyel oluşmuştu.

Ama çoğunluk olan sağ kesim hem Amerika ve Nato’nun yanındaydı.

Bu iki gücün perde arkasındaki mücadelesi 1971 yılının Mart ayında gün ışığına çıkmıştı.

Uluslararası solun desteğiyle Türkiye’de teşkilatlanan sol kesim ilk güç denemesini 9 Mart 1971 tarihinde askeri bürokrasi üzerinden yapmıştı.

O günkü sol kesimin asker içinde ki en güçlü adamı Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur paşaydı.

Uluslararası sol güçler, Türkiye’de Afganistan ve Suriye modeli bir askeri darbe istiyordu.

Sağ kesimde ise Amerikanın ve Nato’nun desteklediği Faik Türün paşa vardı.

12 Mart 1971 günü iki kesim arasında sağlanan mecburi mütabakat sonucunda 12 Mart muhturası verilmişti.

Siyasete mola verildi.

Ve Dünya bankasından getirilen Atila Karaosmanoğlu liderliğinde teknisyenler hükümeti kurulmuştu.

Başbakanlığa atanan Nihat Erim demokrasinin üzerini ipek bir şal ile örtmüştü.

Sözün kısası siyasi iktidar askıya alınmış, bürokratik iktidar iş başı  yapmıştı.

Geç kurulan hükümetler bol ortaklı, koalisyonlar ve yıpranan hükümetler pusuda bekleyen bürokratik iktidarın iştahını kabarttı.

Zamanı gelince bürokratik güçler durumdan vazife çıkarırlar.

Sonuçta teknisyenler hükümeti veya ara rejim hükümetleri ile karşı karşya kalırız.

Seçmenimizin Türkiye’nin son 50 yıllık siyasi geçmişini iyi analiz etmesini tavsiye ederiz.

Günün sözü;

Bü dünyaya anlatılmak için değil,

Anlamak için geldik.

“Ernest Rınan”

SEVİYORUM…

SEVİYORUM…

Kırgınlıklarımı,
Çocuksu taraflarımı,
Doğru bildiğimi o anda söyleme huyumu,
Düşüncelerimi sırf biri “Aman üzülmesin” diye saklamadan dile getirmeyi,
İki yüzlü olmayan, şeffaf hallerimi,
Kimseden menfaat ummadan yaşamayı,
Elimdekine sahip çıkmayı,
Bana ait olanla yetinmeyi,
Yapmacıklıktan uzak olmayı,
Her düştüğümde daha da güçlenerek ayağa kalkmayı,
“Birileri öyle istiyor” diye değil, “ben böyle istiyorum” diyerek yaşamayı,
Umutsuz değil umut dolu yaşamayı,
Ağlamayı değil gülmeyi,
Kim ne derse desin yolumdan dönmemeyi,
İnandığım şey uğruna mücadele etmeyi,
İnanmadıklarımı ise yok saymayı,
İç sesimi dinlemeyi,
Hatalarımı,
“Boşver” diyebilmeyi,
Alnımdaki kırışıklıkları,
Şakağıma düşen akları,
Kendimle vakit geçirmeyi,
Canımı sıkanlardan uzaklaşmayı,
Üzenden, yorandan bir çırpıda gitmeyi,
“Olduğu kadar, olmadığı kader” sözündeki teslimiyete kendimi kaptırmayı,
“Su akar yolunu bulur” daki SU olmayı,
İnce ince konuşmayı,
Verdiğim kararları,
Gittiğim yolları,
Gidemediğim diyarların merakını,
Geçmişten ders almayı,
Bugünden pay çıkarmayı,
Yarınlardan umutlanmayı
…

Velhasıl; kendimi seviyorum hem de çok…

Hatalarımla, günahlarımla, sevaplarımla…
Sessizliğimin içinde sesimi dinlemeyi seviyorum.

Ben, bendeki beni seviyorum.

Siz de kendinizi sevin. Olduğunuz gibi, olduğunuz kadar…

Esen kalın.

ON İKİ MART 1918 ERZURUM DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 104. YILI KÖŞE YAZIM VE ŞİİRİM

ON İKİ MART 1918 ERZURUM DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 104. YILI KÖŞE YAZIM VE ŞİİRİM

12 Mart Erzurumlunun yüreğinde ayrı bir yeri olan dadaşa yapılan zulmün kara günü olup, imanla azimle bir karış toprağını düşmana teslim etmeyen zalime dik başını kaldırdığı gündür. Aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlığa çıkış yol haritasıdır.

*

Ruslar ve onların yardakçıları Ermeniler 93 harp bilinen. Türk, Rus savaşı Yıl 1877 Kasım ayında; bu harpın karanlık yüzü, Aziziye, Tabyasının savunmasını yapan, Türk askeri derin uykudayken, Rus askeriyle anlaşmalı çevre köylerden gelen Ermeni çetelerinin, sinsi baskınıyla, askerlerimizi kahpece şehit ederek arkasından, Rus kuvvetleri savunmasız kalan tabyaya yerleşir.

*

Bu baskından kurtulan asker Mehmet onbaşı yaralı halde zorlukla sabaha karşı “ERZURUM’A” vararak, kara haberi ulaştırır, minarelerden sabah ezanı yerine, Moskofun tabyalara girdiği haber sesleri yükselir. Bir anda Erzurum halkı ayaklanarak, yaşlısı, kadını, sokağa çıkarak tüfeği olan, tüfeğini alır, olmayan tırpan kazma, balta, eline ne geçirdiyse, Aziziye ye doğru koşarlar ve kenar mahallede oturan, bir taze gelin vardır. Kocası cephede, bir gün önce ağabeyi cepheden, ağır yaralı gelmiş kollarında can vermiş. Moskof Aziziyeye girdi seslerini duyar. Bu gelin ağlayan üç aylık yavrusunun karnını doyurur, uyutur, beşiğine yatırır, gelin bebeğine derki yavrum, seni bana “ALLAH” verdi bende seni Rabbime teslim ederim, ağabeyimin intikamını almaya gidiyorum, diyerek nacağını, kapıp, koşarak, halkın önüne geçer. Aziziye tabiatlarına varılır. Ruslarla göğüs göğse kavga başlar ve iki bin Rus askerini yandaş Ermeni çetelerle öldürülür. Fakat çok şehidimiz ve yaralımız vardı; O yaralılar arasında, darbe alan, kanlar içinde yaralı olan, o taze gelinde vardı yere yıkılmıştı, onun adı Nene Hatundu.

*

Zafer kazanılır. Fakat Rus ordusunun hedefi Doğu Anadoluyu tekrar istila etme planı  ve YIL 1914 – 15 ve 1916 yıllarında; Kars, Sarıkamış işkâl ederek 1916 Erzurum’u işkâl edip, bu acılı yıllar tekrar yaşandı; Rusların korunmasındaki Ermeni çeteleri insanlık dışı çocuk yaşlı demeden vahşi katliamlar yaparak büyük Ermenistan hayalleri düşü, Rus yetkililerin seyriyle kendi toprağımızda soykırım ve zalimce vahşice zulüm yaparak hiç değişmezler. Bu zalimler dünde aynı, bugünde aynı gelecekte değişmeyecekler.

*

Ermeni Rus zulmünün haberini alan, Su şehirde bulunan üçüncü ordu komutanı, Fehim Paşa 10 Ocak 1918 de birinci Kafkas ordu komutanı, Kazım Kara Bekir Paşa Erzincan ve Erzurum’a doğru hareket emrini verir. Türk askeri uykusuzluğa, açlığa, kışa bakmadan, zor şartlarda ilerleyerek, 1918 de öncü kuvvetler, Erzincan’a varırlar, alevler içinde şehit edilen canlar. Erzincan kurtarılır. 25 Şubat 1918 Aşkale 26 Şubat Erzurum’a ilerlerken kol ordu karargâhını Alaca köyüne taşır.

 

Kazım Kara Bekir Paşa 10 Mart hareket emrini vererek, 11 Mart Ilıca, 12 Mart Erzurum esaret günleri son bulur ve tüm Doğu Anadolu, Rus ve Ermeni çetelerinden, temizlenerek ana vatana katılmasıyla, 12 Mart 1918 Erzurum düşmandan kurtuluşu dadaş için değil insanlık adına önemli bir kurtuluş günüdür. İnsanlık dışı her türlü işkence ve katliamları yapanları geldikleri yere gönderilir.

*

Erzurum kurtuluşu. Cumhuriyete giden, yolun en önemli kilo metre taşı oldu. Mustafa Kemal Atatürk 23 Temmuz, 1919 da Erzurum Kongresini gerçekleştirerek Erzurumlunun, hemşehrisi ve mebusu oldu. Kurtuluşa giden yolun çıkışı 12 Mart 1918 de düşman işkâlından kurtarılan Erzurum’dan geçmiştir. Erzurum kurtuluşundan, üç yıl sonra 12 Mart 1921 de Mehmet Akif ERSOY.  Mehmetçiğe armağan ettiği şiiri istiklal marşı olarak kabulü oldu. Türk milleti için önemli varlığı olmasında anlamı oldu. Müslüman Türkün, birliğinde diriliğinde daim eyle. Ezanları bayrağıyla ebediyete kadar devamını nasip eyle. Zalime korku mazluma güç eyle. Tüm Şehitlerimizin minnetle anarak, Ruhların şad mekanları cennet olsun.“ AMİİN “

CAN DADAŞ OLDUK

Vatanın kurtuluşu için düştük yollara,

Şehit, gazı verdik, Albayrağ’a sarıldık.

Tarih şahit boyun eğmedik düşmana,

Cenk meydanında birlikte Dadaş olduk.

*

Uğrunda şehit düştük kefen giymedik,

Yaralandık sarıldık tek vücut olduk,

Gündüz gece çenk ederek yürüdük,

Düşmanı kıran yiğitlerle Dadaş olduk.

*

Nenem Hatun moskofun kellesini indirdi

Allah nidasıyla cenk meydanı inledi

Şanlı Türk tarihine mertliği yazıldı

Düşmanı ezen canlarla Dadaş olduk.

*

Kahramanlar en önde hücuma geçti,

Bayrağın rengini al kanlarıyla boyandı

Şehitlik şerbeti, Azizeye kalesinde içildi,

Küffarın kellesini alanlarla Dadaş olduk.

*

Mart on ikisinde kurtuluşa varıldı,

Ermeni çete başları bedenden ayrıldı

Vatan uğruna çok şehitler verildi

Serhat şehrin kurtuluşunda Dadaş olduk.

*

Doğunun sınır taşı, Erzurum dadaşı,

Ülkemin her köşesinde yaşar kardeşi,

Türkü, Bektaşi’si, Kürdün vardır şehidi,

Ayrımcılık yapanları sildik Dadaş olduk.

*

Bacılar, Analar elinde balta satırı,

Destur haktan erenler etti yardımı,

Gök kubbe altında yerler dinledi,

Nice şehitler vererek Dadaş olduk.

*

Der Mehmet Rabbim verdi kuvveti,

Türk tarihini yazdı zalimler inledi,

Dadaşa tuzak kuranlar gördü halini,

Hürriyet aşkına can Dadaş olduk.

Patron ve Toptancı Enflasyonu % 105.01

Patron ve Toptancı Enflasyonu % 105.01

Şubat ayı tüketici enflasyonu % 54.44 olarak geçekleşti.

Şubat ayı üretici enflasyonu ise % 105.01 düzeyini buldu.

İki ay önceki üretici enflasyonuna baktık % 54.62 olduğunu gördük.

Yani patronların ve toptancıların enflasyonunun iki ayda iki kat arttığına tanık olduk.

Zam yapmaya doymayan fırsatçıların, salgın hastalık ve savaş ortamından yararlandığını görüyoruz.

Enflasyonda en büyük etkinin enerji fiyat artışlarından kaynaklandığını biliyoruz.

Çünkü pandeminin başlarında 30 dolar düzeyindeki bir varil petrol bu günlerde 114 dolara fırlamıştır.

Enerji fiyatlarındaki artışlar nedeniyle ekonomi yönetimine fazla yüklenemeyiz.

Ama Aralık ayından beri tahıl ürünlerinde gümrük vergileri kaldırılsın demiştik.

Karar Mart ayının ilk haftasında alındı ve seçmen üç aydan beri fırsatçılar tarafından soyuldu.

Ayçiçek yağı ithalatında geç kalındı.

Sevkiyat savaş ortamına takıldı.

Yine Aralık ayından beri sebze ve meyve ihracatını kısıtlayın demiştik.

Hala bu konuda alınan bir karar yok.

Savaş nedeniyle Rusya ve Ukrayna’ya sevkiyat yapılamayınca sebze ve meyve fiyatları % 50 seviyesinde ucuzladı.

2021 yılında Rusya’ya 1 milyar dolarlık ve Ukrayna’ya 217 milyon dolarlık ihracaat yapmıştık.

Toplam ihracatımız ise 225 milyar dolar idi.

Rusya ve Ukrayna’ya ihracaattan vazgeçip bu sebze ve meyveleri iç pazara verseydik seçmenimiz daha ucuza meyve sebze tüketecekti.

Ekonomi yönetiminde böyle değişkenliklere uyum sağlayacak ve hızlı kararlar alacak bir kadro göremiyoruz.

Ayrıca sebze ve meyve, petrol, gıda ile tahıl ürünlerinde daha etkili denetim yapılmasını öneriyoruz.

Etkin denetim yapılmadığı takdirde tek haneli enflasyona inmek imkansızdır.

Etkin denetim yapılan bir ortamda üretici enflasyonu % 105.1 düzeyine erişemez.

 

Günün sözü;

Delilik aynı şeyi, tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemektir.

“A.einstein”

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

2022 yılında kadınlar gününü Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın gergin atmosferi altında kutluyoruz.

Televizyon ekranlarında ve gazete manşetlerinde yine savaş mağduru kadınları görüyoruz.

8 Mart tarihi sadece kadınlarımız için değil, çalışma hayatımız içinde çok önemli bir gündür.

Çünkü kadınlar 8 Mart 1957 ölümlerle sonuçlanan bir grevi başlatmışlardı.

Birleşmiş milletler kadınların çalışma hayatına yaptığı bu katkı nedeniyle 1977 yılında 8 Mart gününü Dünya emekçi kadınlar günü ilan etmişti.

Karar birleşmiş milletlerden çıkmış olsa da kadın haklarında istenilen sonuca ulaştığımızı söyleyemeyiz.

Aslında kadınları birer sevgili, birer ana ve birer emanet gibi görebilsek, onları korumak için özel kanunlar çıkarmamıza da gerek duyulmaz.

Onlara pozitif ayrımcılık yapmamıza da gerek kalmaz.

Kadınlarımız zaten iletişim turizm ve bankacılık sektörlerinde yeteneklerini ıspat etmiş durumdadırlar.

Onlara çok centilmen davrenmak yerine, kadın haklarına saygılı davranmak kafidir.

Saygıyı görüntü de değil, özde göstermeliyiz.

Kadınlarımızı sadece kanunlar ve kurallar ile koruyamaz.

Vicdani değerlere de başvurmalıyız.

Onların kendilerini ifade etme konusunda erkek kesimi geride bıraktığını kabul etmeliyiz.

Onlarla çalışma hayatında yeteneklerimizi ortaya koyarak mücadele etmeliyiz.

Şiddeti gündeme getirmek, aslında erkeğin yetersizliğini göstermektedir.

Budünya her iki cins içinde yeterlidir.

Şiddetten uzak ortak çalışma alanlarımızı arttırmalıyız.

Artık kadınlarımızın hakaret, şiddet ve cinayet haberleri ile birlikte anılmasını istemiyoruz.

Günün sözü;

Hiç unutulmayacak yüz,

Anne yüzüdür.

“Hz.Muhammed”

NATO ve AB ile Mutsuz Yıllar Geçirdik

NATO ve AB ile Mutsuz Yıllar Geçirdik

Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşı takip ederken, Nato ve AB nin de davranışlarını analiz ettik.

Her ikisi de Rusya’yı hem kışkırttı, hem de tehdit etti.

Her ikisi de Ukrayna’yı cesaretlendirdi ve savaşa itti.

Sonuçta insanlar öldü.

Evler, yollar ve fabrikalar bombalandı.

Ukrayna başkanı ilk üç gün yalvarıp yakarmasına rağmen yalnız bırakıldı.

Hem Nato, hemde Avrupa Birliği ekonomik yaptırım tehditlerine rağmen savaşın hızını kesemedi.

İşin başında gaza getirilen Ukrayna başkanı, savaş başlayınca yalnız bırakıldı.

Bu arada 70 yıllık üyesi olduğumuz Nato ile yaşadıklarımızı hatırladık.

1950’li yılların başlarında Kore’ye asker göndermeyi kabul ettiğimizde çok itibar görmüştük.

O yıllarda harita da bile zor bulabileceğimiz Kore’de yüzlerce subayımızı şehit vermiştik.

O günlerde hepimiz kahraman ilan edilmiştik.

1969 yılında Rum kesimi katliam yaptığında Kıbrıs’a bir kaç savaş uçağı göndermiştik.

Ardından Amerikan başkanı Juhasan’dan tehdit mektubu gelmişti.

Rahmetli İnönü’de yeni bir dünya kurulur Türkiye’de orada yerini alır demişti.

O zaman Nato’nun itaat eden bir üye istediğini anlamış olduk.

Nato üyesi olmuştuk ama mutsuzduk ve baskı altındaydık.

1974 yılında Rum kesimi darbe yapmıştı.

Bizde Kıbrıs’a harekat düzenlemiştik.

Barış harekatımız Amerika ve Nato ile aramızı bozmuştu.

Nitekim Amerika ve Nato önderliğinde çok geniş kapsamlı bir ambargoya maruz bırakıldık.

Amerika ve Nato, itaat etmeyen Türkiye’yi her fırsatta cezalandırdı.

28 Şubat ve 15 Temmuz darbelerinde de Amerika’nın ve Nato’nun izlerine rastladık.

Peki yakın gelecekteki dış politikamız nasıl şekillenecektir.

Bir kere, Nato, Amerika ve AB ile yürürlükteki mutsuz birlikteliğimizi sürdüreceğiz.

Ayrıca komşularımız Rusya ve Ukrayna’yı dışlamadan var olan stratejik ilişkilerimize devam edeceğiz.

 

Günün sözü;

İnsanın kanadı, gayretidir.

“Mevlana”

Kuşatılan Putin’den Kurtuluş Hamlesi

Kuşatılan Putin’den Kurtuluş Hamlesi

Küresel sermaye Rusya Devlet başkanı Putin i dünya siyasetinden silmeyi kafaya koymuştu.

Nitekim ilk hamle Putin Amerikan seçimlerine müdahale etti, İftirasıyla gündeme gelmişti.

Ama bu iftira dünya kamuoyun da gerçekçi bulunmamıştı.

Aslında ikinci hamle Nato üzerinden yapılıyordu.

Nato’nun doğuya doğru genişlemesi Rusya’yı rahatsız ediyordu.

Sovyet Rusya’dan ayrılan doğu bloku ülkeleri Romanya ve Bulgaristan Nato’ya üye olarak alınmıştı.

Küresel sermayenin adamı Soros Ukrayna’ya da el atmıştı.

Turuncu devrim ve halk hareketleri ile tüm dünya Ukrayna’yı tanımıştı.

Ukrayna’da Nato üyeliğine müracaat etmiş, 2008 yılından beri kapıda bekletiliyordu.

Ukrayna’nın Nato üyeliği Rusya’nın kuşatılmasındaki son adım demekti.

İşte bu son adım Putin’i en radikal kararı almaya zorladı.

Başlangıçta belkide Donbas’ı kuşatmak ile yetinecekti.

İşte bu son adım Putin’i en radikal kararı almaya zorladı.

Başlanğıçta belkide kuşatmak ile yetinecekti.

Ama kışkırtıcı ve tehditkar açıklamalar Putin’i daha ileriye gitmeye zorladı.

Hareket Kiev’e ve hatta Odessaya kadar ulaştı.

Savaş tamtamlarının çalındığı en kritik günlerde Nato ve AB zirvesi, Rusya’ya karşı uygulanacak yaptırımlarla oyalandı.

Halbuki hızlı bir kararla Ukray’na Nato üyeliğine alınabilirdi.

Böyle bir ortamda Putin Donbas bölgesinden öteye geçemezdi.

Ama Nato ve AB zirvesi laf üretmekten ve kuru tehdit savurmaktan başka bir etlem yapmadı.

Ukrayna’yı aşırı cesaretlendirerek savaşın önüne attı.

Ukrayna başkanına  bile yalnız bırakıldık dedirttiler.

Sonuçta olanlar Ukrayna halkına oldu.

Bu savaş Amerika ve AB desteğinden medet umanlara ders olmalıdır.

 

Günün sözü;

Hayatın güzel olması için eksiksiz olması şart değildir.

“A.Funicella”

 

SAVAŞ DEĞİL, İNSAN İRADESİNİN ACI YAPTIRIMI!

SAVAŞ DEĞİL, İNSAN İRADESİNİN ACI YAPTIRIMI!

Hiçbir zaman anlayamadım ve hiçbir zaman anlayamayacağım!

Savaşları anlamam mümkün değil. Ne çıkış sebepleri ne de hangi menfaatin sonucu olarak doğduğu umrumda bile değil. Söz konusu olan bir yıkımsa -ki bu yıkımın içindeki en acı kayıp insan kaybı- kimse bana savaşın ne sebeple, hangi gerekçeyle olduğunu söylemesin.

Ne ekonomik çıkarlar ne teknolojik ürün denemeleri ne de sözüm ona tarihten kalan geçmişin hınçları veya haklı – haksız kavgaları…

Hiçbir sebep savaşın çirkin yüzünü haklı gösteremez.

Sosyal mecrada okuduğumuz birkaç minik haber içerikli paylaşım, YouTube’da yayınlanan savaştan kesit içeren görüntüler veya beyaz camdaki savaş tartışmaları… Hiçbiri şu anda Ukrayna’da yaşananların acı yüzünü tam olarak göstermekte yeterli değil. Birebir yaşayan siz olmadıkça, biz olmadıkça, giden canlar bizim canlarımız olmadığı sürece, yıkılan tarihi yapılar bizim yapılarımız olmadığı sürece, toz yığınına dönen tarih bizim ata mirasımız olmadığı sürece oradaki halkın neler hissettiğini anlamamız mümkün olmayacaktır.

Bu yetmezmiş gibi, üstüne üstlük yapılan iğrenç espriler kanımı dondurmaya yetiyor! Oradaki hanımların kaçarak ülkemize gelmeleri ile ovuşturulan eller gibi!..

2.5 senedir pandeminin gölgesinde yaşayan dünya insanlarının çektiği çile az gelmiş gibi, bir de silik gerekçelerle ikide bir çıkarılan uydurma ama uydurma olduğu kadar sonunda insan ölümlerine yol açan savaşlar hayatlarımızı daha da yaşanmaz hale getirdi.

Güzel bir dünyayı var etmek ve huzurla yaşamak biz insanoğlunun elinde ve iradesindeyken bunu zorlaştırıyor olmak akıl işi değil!

Şu anda dünyanın her neresinde silah tutan el varsa o ellerin tuttukları ölüm makinalarını en kısa zamanda bırakmaları dileğimle.

Esen kalın.

Yeni Bir Savaş

Yeni Bir Savaş

Rusya Devlet başkanı Putin, Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki ayrılıkçıları resmen tanıdığını açıkladı.

Ve bu bölgedeki Domatsk ve Lukanst’ta üs kurma hakkını elde etti.

Genişleyen Nato, Rusya’yı eski ortakları ile kuşatmak amacındaydı.

Zira Bulgaristan ve Romanya Nato üyesi yapılmıştı.

Ukrayna ise 2008 yılından beri bekletiliyordu.

Gürcistan’ın Nato üyeliğide gündemdeydi.

İşte bu ortam Rusya’yı silkinmeye itti.

Ve kabak Ukrayna’nın başında patladı.

Ukrayna ile Rusya sınırındaki Donbas bölgesi, Ukrayna’nın yumuşak karnıydı.

Rusya bu bölgeye mühimmat, araç ve asker yığınağı yaparak Donbas bölgesindeki ayrılıkçılara destek oldu.

Bozulan ateşkeslerle ve yapılan sabotajlarla Ukrayna rahatız edildi.

Hantal birleşmiş milletler ve kof Avrupa birliği konuya müdahale edemeden ayrılıkçılar devreye birmiş oldu.

Rusya ile Ukrayna sınırında açılan bu terör koridoru zaman içinde Ukrayna’ya pahalıya patlayacaktır.

Bir süre sonra Donbas bölgesinin Kuzey Suriye’den bir farkı kalmayacaktır.

Rusya tarafından tanınmış olan ayrılıkçı güçleri artık hiç bir güç o bölgelerden çıkamaz.

Çünkü Rusya, Donbas bölgesinin kendileri için tarihi bir miras olduğunu iddia etmiştir.

Rusya nın bu hamlesine Nato’da karşılık verirse Donbas bölgesi terör bölgesi olacak demektir.

Ukrayna krizi hem balkanları, hem Karadeniz ülkelerini ve hemde bizi yakından etkileyecektir.

Çünkü hem  Rusya, hem de Ukrayna’dan buğday ve çiçek yapı ithal ediyoruz.

Rusyta eb önemli enerji ortağımızdır.

En önemli konuda Donbas’ta yaşanan iç savaş yeni bir insan göçüne sebep olacaktır.

 

Günün sözü

Yazana zorluk vermeyen yazı,

Okuayan da zevk vermez.

“Samuel Jonsonn”

 

Hayırsız Ortaklar ve Aday Ortaklar

Hayırsız Ortaklar ve Aday Ortaklar

Görünen o ki Ukrayna krizinden en çok etkilenen galiba biz olacağız.

Bir tarafta hayırsız ortaklarımız var.

Bu ortaklardan biri Nato dur.

Yani Amerikadır.

Ülkemizde yapılan tüm askeri darbelerde onun izleri vardır.

İşlenen önemli cinayetlerde birinci derece de şüphelidir.

Tabi hayırsız ortaklardan biri de Avrupa Birliğidir.

Bizim tam üyelik için 40 yıl birlik kapısında bekletip üstüne Avrupa insan hakları mahkemesinden ceza çıkartmaktan da çekinemz.

Her türlü teröristte de yakınlık yapmaktan korkmaz.

İşte iz bu iki hayırsız ortakla yıllardır yaşamaktayız.

Diğer ortağımız ise komşumuz Rusya’dır.

Ortaklığımızda doğalgaz boru hatları ile başlamıştır.

Sebze ve meyve ihracaatı ile gelişmiştir.

Turizm hizmetleri ile en üst düzeye ulaşmıştır.

Çin ile de kontrollü politikalar devam etmektedir.

Bir ara Nato beyin ölümü yaşıyor denmişti.

Ama Ukrayna krizi Nato’yu tekrar diriltmiştir.

Amerika’yı Balkanlarda ve Karadeniz’de cesaretlendirmiştir.

Ukrayna başkanı, Nato ve Amerika’yı bir kurtarıcı gibi görsede, zaman içinde kullanıldığını anlayacaktır.

Nato’nun amacı 2008 yılından beri beklettiği Ukrayna’yı bir an evvel ortak yapmak değildir.

Nato’nun ve Amerika’nın hedefi Ukrayna’ya sahip çıkma görüntüsüyle Rusya’nın enerji piyasasındaki yükselişini durdurmaktır.

Bu arada enerjisiz ve savunmasız konumundaki Avrupa Birliğini de dümen suyuna almıştır.

Bu Ukrayna krizi bizi de mevcut ortaklıklarımızı yeniden gözden geçirmeye zorlamıştır.

Artık hayırlı ve hayırsız ortaklarımız konusunda karar vermek zorundayız.

Aslında 2023 seçimlerinde bu tercihimizi sandığa yansıtacağız.

İşte 2023 seçimleri bu açıdan çok önemlidir.

 

Günün sözü;

Öldükten sonra yaşamak isterseniz,

Ölmez bir eser bırakınız.

“Hz.Ali”