Köşe Yazıları

SURİYE GÖÇÜ ABD TEZGAHI VE ŞİİRİM

SURİYE GÖÇÜ ABD TEZGAHI VE ŞİİRİM

Geçmişten günümüze Türkiye üzerine oynanan ABD ve yandaş stratejik merkezlerde planlanarak sürdürülen uşaklık oyunları başta geleni PKK terörü, nüfus göçü olmaktadır. Bu göçlere sebep kim? “ABD” özellikle en fazla göç kabul eden ülke kim? “Türkiye” çoğunluk göç edenler. “Suriyeli” Afganlı ve benzer ülkelerden, Yıllar öncesinden araştırmacı aydınlar. Bu konu hakkında tüm televizyon yayınlarında açıklamalar yapıldı ve devletimizin ilgili kurumları bilir. ABD Planlı Türkiye için büyük göç yapılarak içeriden sorunlar oluşması için oyunları hazırlar dediler.
*
Geçmiş yıllarda ülkede moda gibi tanıtılarak söylenen ve Büyük Orta Doğu Projesini, överek ülke insanına anlatılarak algılar yapıldı ve bugünlerde görünüyor ki! Bu proje kapalı olarak devam ediyor. Türkiye’nin nasıl nüfus yapısının bozulacağına ilişkin planlar ta o tarihlerde yapılmış. Bazı araştırmacı aydınların öngörüsü doğru çıkması ve Suriye iç savaş çıkarıldı, Türkiye’ye planlı göç yapıldı, ve ülkemiz içinde, Suriyeli göçmen soruları ve bazı olaylara karışmaları var mı evet var? görmemezlik var mı? Var? Bu önemli tehlike konusunda gereği yapılıyor mu; göstermelik ve bazı kesimlerin ağızlarında sakız gibi çatlatarak bu göçe “Ensar” diye veya başka söylemlerde denilmektedir.
*
Öncü ABD ve Benzeri ülkelerin, Türkiye üzerinde yıkıcı faaliyetleri bitmek bilmiyor. En başta PKK ya Suriye’de, Irak’ta Türkiye coğrafyasında paravan uşak devlet edindirme projesidir. ABD ve Rusya 1980 öncesi projesi, Türkiye 12 Eylül sürecine iten sağ-sol olayların da ,ülke evlatlarına neler olduğu, belirsiz rejim tartışmalarıyla birbirini öldürterek, Türkiye binlerce evladını toprağa vererek, ülkemizin geleceğini karartan, Emperyalistler ve iç işbirlikçileri o günde vardı, bugünde, gelecekte olacak, önemlisi her daim ülkenin birliğini koruyarak tedbirli olmaktır.
*
İkinci en önemli tehlike inanç üzerinden, tarikat ve cemaatler eliyle, özellikle Fetö terörü tarafından yapılan köleleştirme ideolojileri mantığıyla cemaatleşme yoluyla, yaşadıklarımız ve yaşamaya devam ettiğimiz bu zihniyet temizliği kolay olmayacak, köleleştirilen, zihinler, sürüleştirilen insanlar, aklını kayıp etmiş gibi, gerçeği görmüyor ve bu girdaptan kurtarıp özgür birey olamıyor ve yoluna devam mantığıyla gidiyorlar ve ülkenin her köşesinde bu tiplere rastlanıyor ve bu Man kutların bazıları kendilerini her kisveye bürünerek işledikleri suçlardan saklanıyorlar ve devlet mücadelesinde yetersizliği zaman aşamasıyla vatana ihanetleri hanelerinde kar kalıyor.
*
Geçmiş tarihimizi okuyalım, iyi anlayalım, bu coğrafyada Türk milletine huzuru vermeyecekler. PKK biterse, cemaat-tarikat, o biterse göç problemiyle uğraştırma, yıllarca enerjisini tükettiği Türkiye’yi, şimdi göç yoluyla nüfus yapısını bozarak ve insanımızı vatanında garip bırakarak, ezerek, sayıca azaltarak hâkim ve aynı zamanda kurucu nüfusu etkisizleştirerek, pasif duruma getirecek gidişattı deniyorlar.
*
Bu konular hakkında vatansever aydını, siyasetçisi, vatandaşı zaman içinde yüksek sesle haykırıyorlar. Başta Suriyeliler geri gitsinler misafirlik yeter sorunlar var derken; Birileri zıplıyor. Neden? derler ve çoğunluk yurttaşın isteği ve derki ! Gören gözleriniz tehlike oyunlarını gömüyorsa acın gözlerinizi gelişen duruma bakın anlarsınız ve anlamak istenmiyorsa içten içesiniz derler.
*
Bu göçmenlerin kendi vatanlarına, baba ocağına gönderilmesin sağlayın diyoruz. Sizler neden rahatsız oluyorsunuz, yoksa baskıların bir parçası mı oldunuz. Eğer Suriyeliler Türkiye’ye kalacak-salar ülke kuralların adapta edilmeli ve vatanlarındaki sahip oldukları toprak haklarını alıp gelsinler veya bu konu tersine mi yapılmak isteniyor. O zaman şartları devlet düşünür gereği yapılır. Ülkem insanına huzur, Refah, mutlu yarınlar ve esenlikler dilerim.

KİMMİŞ KONUŞUN
Ağalar, beyler sizler bizler,
Türkü ezecek güçler kimse söyleyin.
Sizde yoksullaşmış milli duygular,
Türkü tarihten silecek kimse konuşun.
*
Tüm dünya güçleri fısıltıları,
Almak isterler ülkemin toprağını
Bunca yapılan iç tuzakları,
Kurduranlar kimmiş anlatın kimse konuşun.
*
Anlamazlar köyün şehrin halinden,
İçten bozgun, vurgun illetinden,
Hastalık sarmış tamda bendinden,
Çözün bu hastalığı kimse konuşun.
*
Ağızlarda sakız gibi çiğnerler,
Reklam gibi söyler dururlar,
Bir türlü çaresini bulmazlar,
Kabahatli içinizde arayın kimse konuşun.
*
Yedirtiriz bu milletin hakkını,
Önüne gelene oynattınız atını,
Açtınız kapıları doldurdunuz muhaciri,
Kabahatli kimmiş bakın kimse konuşun.
*
Sizler sattınız devletin malını,
Bazı kimselere kurdunuz hanını,
Yedikçe yedirdiniz yetim hakkını,
Soygunu yapana bakın kimse konuşun.
*
Dış güçler dediniz kucakladınız,
Dostum dedikçe hepten aldatıldınız,
Kendi milletine bunları anlatmadınız,
Aldatana bir bakın kimse konuşun.
*
Bu gidişata ses yükseltene,
Hakkında uydurma bölücü desende,
Düzdürme çirkin iftira etsen de,
Bölücü kimmiş bilinsin kimse konuşun,
*
Söyleyin doğrular varsa sizde,
Bindiniz düzenin kayığına denizde,
Yüzmeyi bilmeden battınız derine,
Batırana bakın anlayın kimse konuşun.
*
Kabahat bularak iz kaybettirmeyin,
Sizlerin sırtını sıvayan dostların,
Ellerinizle kazan kazan satanların,
Alan kuvvetleri bilmek kimse konuşun.
*
Liderlik arması değildir bakir,
Bakın efendiler milyonlar fakir,
Vurguncu düzenin ardında çukur,
Kazdıran kuvvet bilinsin kimse konuşun.
*
Suçlu listesine yazarsın toptan,
Hak hukuku silersin dipten,
Sizler haricinde suçlarsın hepten,
Yazdıran çizdiren kuvvet kimse konuşun.
*

Hırslan mayın sizlere karşı direndik,
Hatalarınızı gördük düzeltin dedik,
Darda kalanın derdini anlattık,
Sıkıştıran daraltan kuvvet kimse konuşun.
*
Mehmet söyler düzde tehlike,
Millet darda duyun sesine,
Ekonomi vurgun yedi görsene,
Vurguncu soyguncu kuvvet kimmiş konuşun.
Y.T:27.11.2021

Milli Egemenlik Haftası

Milli Egemenlik Haftası

16 Nisan ile 26 Nisan arasındaki hafta,Milli Egemenliğimiz konusunda Çok önemli bir haftadır.

Bu haftayı,sadece çocukların şenliği olarak Anlamak eksik olur.

Özellikle çocuklara armağan edilmesi, Kayıtsız ve şartsız egemenliğin, Yeni nesillere ve tabana yerleşmesi içindir.

23 Nisan 1920 tarihinde açılan İlk meclisimizde, Farklı illerden ve farklı kültürlerden üyeler yer almıştır.

Bu meclis,kurtuluş savaşımızla ilgili  Tarihi kararları vermiştir.

Lozan kararını ve istiklal marşını da onaylamıştır.

Aslında ilk meclis Bugünlerde arayıpta bulamadığımız Ve özlemini çektiğimiz bir meclistir.

İlk meclis,düşman karşısında Hep birlikte ortak karar alabilmeyi beceren, Bir meclistir.

Ama maalesef bu dönemde Aynı konumda değiliz.

Geçmişte en kötü Ekonomik ve siyasal şartlarda, Dönemin en güçlü ülkelerinin,

Hakkından gelmiştik.

Bugün ise ,Siyasi hırsımızın Vatan ve millet sevgimizin önüne geçtiğini, Üzülerek görüyoruz.

Bu işi yabancı ülkelerden Ve yabancı kurumlardan, Destek istemeye kadar götüren, Siyasi partiler var.

Hükümete karşı olmak ile Devlete karşı olmayı ayırt etmeyen siyasetçiler var.

Halbuki geçmişteki en büyük silahımız.

Beraberliğimizdi.

Şimdi ise, her konuda bir kutuplaşma icad ediyoruz Kutuplaşma hepimizi çok yordu.

İşte bu sebeplerle İlk meclisimizdeki atmosferi,özlüyoruz.

Yeni nesillere, Bu birlik ruhunu aktaramadığımız için, Çok üzülüyoruz.

Günün Sözü

Kibir bele bağlanmış taş gibidir.

Onunla ne yüzülür,ne uçulur.

“Hacı Bayram Veli”

 

 

Bursaspor Umutlandı

Bursaspor Umutlandı

Geçtiğimiz hafta, küme düşme hattında yer alan Takımların yaptığı maçlar Nefes kesti .

Yine mağlup olan Balıkesirspor Matematiksel olmasa da Birinci lige veda etti.

Düşme hattında yer alan Diğer takımlar içinde, Denizlispor, Kocaelispor ve Bursa spor yer alıyor.

Denizlispor ile Kocaelispor, Puan durumu bakımından, Bursaspor’a göre daha iyi durumdalar.

Denizlispor evinde Tuzlaspor’a mağlup olmasaydı, Bu ateş çukurundan uzaklaşmış olacaktı.

Kocaelispor ise, Düşme hattından kurtulmak, Ateş çukuruna Bursaspor’u itmek istiyordu.

Ama Kocaelispor’un hesapları tutmadı.

Kocaelispor’u yenen Bursaspor,Bu kritik haftanın en karlı takımı oldu.

Bursaspor taraftarları da, Tehlikenin farkına varmıştır.

20 bin kişi ile Tribünleri doldurdular ve maç boyunca Bursaspor’u  coşku ile desteklediler.

İki takım da ,maça kontrollü başladı.

Ama Bursaspor bir fırsatı İyi değerlendirerek,Erken bir gol buldu.

Birinci devre sonuna doğru, Hiç ummadığımız bir şans golü yedik.

Ve ilk devre berabere kapandı.

İkinci yarıda ise,Sahada bambaşka bir Bursaspor , vardı.

Sahaya iyi yayılan, Her bölgede kıran kırana mücadele eden Ve mükemmel yardımlaşan,

Bir Bursaspor seyrettik.

Rakip kale sahasında, Biraz becerikli olsaydık.

Çok farklı bir galibiyet alırdık.

Bu kaçırdığımız goller yüzünden, Son dakikalarda tedirgin anlar yaşadık.

Bu kritik amacın en etkili aktörü, Tribünleri dolduran  Fedakar taraftar olmuştur.

Bu bakımdan, Yabancı madde yüzünden Sahamızın kapanmaması lazım

Taraftarlarımızdan Hassasiyet bekliyoruz.

 

Günün Sözü

Eğer elinizde çekiç varsa

Her şey gözünüze.

Bir çivi gibi görünmeye başlar.

“A.Maslov”

 

 

GEMLİK TOGG FABRİKASI ŞİMDİDEN HAYIRLI OLSUN VE ŞİİRİM

GEMLİK TOGG FABRİKASI ŞİMDİDEN HAYIRLI OLSUN VE ŞİİRİM

Bursa’mızın, Gemlik İlçemizde TOGG Otomobil üretim Fabrikanın 3 yılda hızlı yükselişi, 18 Temmuz 2020 tarihinde başladığı Gemlik Tesislerindeki inşaat çalışmalarında hızla sona yaklaşılıyor. Yerli otomobil ilk aşamada %51 oranında yerli üretim parçala kullanılarak üretiliyor. Seri üretimin ardından 2023 yılının ilk çeyreğinde

kullanıcılarla buluşacak. TOGG açılımı “Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu” şeklinde. Yerli otomobilin devlet destekli, Anadolu Grubu, Turkcell, Zorlu, BMC ve TOBB ortaklığı ile üretiliyor. Ayrıca otomobil için 40+ 45.000 Bin arası Euro maliyet fiyatı deniliyor. 2030 yılına kadar 5 farklı model otomobil hedefi bulunan TOGG, fabrikası ile bu üretimi yapabilecek bir kapasiteye sahip deniliyor.

*

Gemlik Tesisinde üretim birimlerine ilişkin çalışmalar Mayıs 2022’de tamamlanacak ifadeleri, Togg, 2022 yılının son çeyreğinde seri üretime hazır olacak deniliyor. 1 milyon 200 bin metrekarelik bir alana yayılan tesisin, deprem riskine dayanıklı ileri teknoloji yapımıyla araziye çakılmış binlerce kazığın üzerine oturtulmuş tesistir. Yanındaki yüz dönümden büyük boş bir araziyi batarya üretimi fabrikası buraya kurulacak, ilgililer tarafından söyleniyor. Türkiye’nin ilk otomobil batarya fabrikası olacak tesiste toplam 2 bin 500 kişiye iş imkanı sağlayacak yetkilileri tarafından ifade ediliyor.

*

TOGG’un batarya üretimi için Amerikan menşeli Çin şirketi Farasis ile birlikte SiRO adında yeni bir şirket kurulduğu, bu şirket üzerinden üretim faaliyeti olacak, tüm testlerinin tamamlanmasının ardından 2023 yılının ilk çeyreği sonunda ilk araç olan SUV pazara çıkacak. Ardından Sedan ve Hatchback modelleri üretim sırasına girecek.5 modelden oluşarak tamamlanacak. Togg, 2030’a kadar tek bir platformdan 5 farklı model üretimiyle toplam 1 milyon adet araç üretmeyi planlıyor.

*

Bu otomobil fabrikasının yatırımı, Gemlik’te olması bir nimettir. Fakat Togg otomobil fabrika açılmasıyla bazı kentsel yaşam sorunları da beraberinde getiriyor. Gemlik artacak nüfusla yerel yetkililer kenti bir plan içinde hazırlığı var mı, varsa nasıl çözümler getirilecek belirsiz, Neden? Yaklaşık bu fabrikanın açılmasına bir yıl var. Bu sorunların çözümü,  bu zaman içinde olur mu orası belirsizdir.

*

Şimdiden Gemlik Belediye meclis toplantılarında, başta iktidar partisi meclis üyeleri ve ortakları mevcut belediye başkanına karşı tavırlarıyla ve muhalefet partilerin meclis üyelerine ve ülke genelinde iktidar tarafından uygulanan politik öt eleştirme, kutuplaştırma taktikleri, Gemlik Belediyesi Meclis Toplantılarında gelişmektedir.

*

Gemlik halkı bu konulardan haberdar ve rahatsız, bu konuda gelişecek fırsatlar bazı fırsatçılar faydalanarak, kiralama ve satın alma, benzeri konular üzerinden hesaplar yapılma ihtimalleri düşünülerek, geminin kaptanı biziz, biz ne dersek öyle olacak denilmek isteniyorsa çok yazık, Gemlik ismi geçmişten, Türkiye genelinde bilinen gayri durumu üzerinden atarken, birde gayri ticari konular olması ve beraberinde getirmesi hiçte hoş olmaz. Bu güzel İlçemizde sorunlar yumağıyla dolu ve bu göçle altyapısı yol, trafik, çevre ve benzeri sorunları olan bir kent dehada çekilmez olur ve çoğunluk halkın huzuruna huzursuzluk getirilmesi ve ilgili tüm sorumlular çözüm odaklı olmalarıdır.

*

Gemlik’te çözüm İlgili kamu kurum yetkilileri ve başta Belediye Başkanı AKP + MHP İlçe Yöneticileri, Meclis üyeleri ve diğer parti ilçe yöneticileri, meclis üyeleri, biz Gemlik’te yaşayan sorumlu kamu yararına ve Gemlik halkının huzuru için sorumluluklarını unutmadan bir gayret içinde ortak paylaşımcı düşünceleri birlik içinde çözüm odaklı suçu, bucu demeden, güzel İlçemize hizmet vermeleri olmalıdır.

*

Bu birlik gür sesinizi seçilmiş, Bursa millet vekillerine göstermeniz ve  bu gibi konular partiler üstü siyaset anlayışıyla diyalog içinde olarak çözüm odaklı çareler bulmak mecburiyetini göstermeniz ve Gemlik Belediye Başkanını falan partiden diye öt eleştirmek devre dışı bırakmak yanlış ve Sayın Belediye Başkanımız, Gemlik’te bu büyüklükte yapılan yatırımı tanımıyorum ifadesini umarım bir anlık olmasından dolayı kullanmıştır.

*

Bu siyasi ferdi çekişmeleri bir kenara bırakarak sorumluluktan kaçmayın, açılmakta olan, Togg fabrikasında öncelikle Gemlik insanın %70 oranında çalışmasını sağlamakla görevini üstlenin, hep birlikte mücadele verilmesi ve Gemlik’te yaşayan birçok işsiz insanları ayrım yapmadan, iş sorunlarını çözebilirsiniz, birlikte yapacağınız hizmet bu olmalıdır. Kul bilmezse, Yaratan bilir, Gemlik’te TOGG Otomobil fabrikası, şimdiden hayırlı, uğurlu olur. “İNŞALLAH”

YOLDURMA BENİ

Hakka sığındım düştüm yollara

Sizlerin engeli yıldırmaz beni.

Dost sandıklarım açtığı yara

Sinsi tuzaklar döndürmez beni.

*

Yüzüne anlatır güzel sözlerle

Dışı başkadır nefret içinde

Sevdamı hak nasip eylerse

Şer fitnesine döndürmez beni.

*

Çileli yolda dikenli dağdan

Eser rüzgârı kışın soğuktan

Yılmadım direndim ta baştan

Tufanlar olsa da yıldırmaz beni.

*

Kaderim yazan yazdı anlıma

Aklı veren verdi hafızamda

Zaman çemberi dönüp dursa da

Sizin fitneniz durmaz beni.

*

Giydiğim gömlek hakkın gömleği

Benlik atına binmedim bilin ki

Sabırla, sevdamı veren bol ki

Çirkeflikleriniz dahi döndürmez beni.

*

Sevgi aşkı bedenim ocağında

Yaşadıkça olgunlaştı gam otağımda

Yalan dünyanın zulüm çağında

Olanlar ağlatsa döndürmez beni.

*

Sözünde duran hak erenleri

Kabirde alınır dost mükafatı

Yalan dünyanın boş sefaları

Ballı deseler kandıramaz beni.

*

Sağlam temelleri verene bakın

Allah’ın rızasına emeller yapan

Niyet, istikamet eylerse uygun

Kimsenin yemleri yedirmez beni.

*

Belalar boylu yağarken etrafa

Hakkın adaleti kalmazsa safta

Kötüleri üsttün tanıyan kafa

Tarihin yazgısı döndürmez beni.

*

Fitneye cevabı sabır sükuttur

Öfkeye kapılınca dolup taşmaktır

Tuzağa düşmeden vakit ilaçtır

Tedbir daimdir daldırmaz beni.

*

Der Mehmet ateşler sönmez

İman kaviliği ruhunda inmez

Rahman huzurunda hüsrana dönmez

Allah’ım azabına yoldurma beni.

Y.T: 11.04.2022

Şair- Yazar – Karlı Dadaşı

Mehmet KANTAR.

GÜNEŞE SELAM…

GÜNEŞE SELAM…

Nicedir güneşin ağımıza düşmesini bekliyorduk!

Doya doya, hatta doymaktan öte yaşadığımız kış mevsiminin soğukluğu ciğerlerimize kadar vurmuş ve gökyüzünün puslu havası enerji alanlarımızı hınca hınç gri renkle doldurmuşken, perdenin ardından odalarımıza süzülen narin ve sıcak güneşin gülen yüzünü kucaklamak, bahar esintisinin yanında vücutlarımızı yalayan güneşin ılık hüzmelerine hapsettiğimiz bir hafta oldu geride bıraktığımız birkaç gün.

Nasılda özlemişiz kendilerini!

Parlayan gökyüzünün altında usul usul yürümeyi, denizin kıyısında kurduğumuz bağdaşın bize sağladığı rahat duruş ile uzun uzun karşı kıyıların hayali ile dolmayı… Ya da gözlerimizi daldırdığımız doğal tablonun eşliğinde bugünün hesabını tatlı tatlı yaparken, yarınlara dair de birkaç fikir attırmayı…Nasıl da özlemişiz baharı ve parlayan semayı…

Koştur koştur yaşadığımız hayatlarımıza güneş sayesinde kısa bir mola vermeyi ne çok özlemişiz…

Meğer ne çok yorulmuşuz kışın katran karası günlerinde. Gripten ve soğuktan kıvrılarak girdiğimiz yorganlarımızın altına nasıl da kitlemişiz Pollyanna düşlerimizi!

Nisan ayına giriş yaptığımız şu günlerde ufak ufak bu duyguları yaşamak kararan ruhlarımıza ışık yaktı resmen.

Güneşe şimdiden kısa bir selam çakmak ve devamının gelmesini beklemek “Hayat güzel” dedirtiyor insana.

Gelecek olan yaz mevsiminde, güneşin ayasından yüreklerinize doğru sımsıcak duyguların akması dileğimle…

Esen kalın.

Polis Teşkilatımız 177 Yaşında

Polis Teşkilatımız 177 Yaşında

10 Nisan 1845,polis teşkilatımızın Kuruluş günüdür.

10 Nisan 2022 Tarihinde ise Polis teşkilatımız 177 yaşına basmaktadır.

177 yıllık, dev bir çınar olan Polis teşkilatımızın Sorumlulukları her geçen yıl daha da artmaktadır.

Teknoloji ve iletişim çağı Yeni suçlar üretmektedir.

Demokratik haklarla Devlet düşmanlığının Birbirine karıştığı bir dönemde Polis teşkilatımızın işi,

Daha da zorlaşmıştır.

Salgın sırasında Sağlık teşkilatımızın verdiği mücadele de En büyük destek yine Polis teşkilatımızdan gelmiştir.

Salgın döneminde Daha kontrollü ve disiplinli Bir demokrasi,yaşamıştık Salgın bittiğin de,

Yaşanacak abartılı serbestlikte, Polis teşkilatımızın görev yükünü arttıracaktır.

Sade vatandaş olarak, Ve futbol taraftarı olarak, Polisimizin işini kolaylaştırmalıyız.

Bu teşkilatımızı, Yıpratmaktan kaçınmalıyız.

Dini ve ideolojik saplantılardan, Uzak tutmalıyız.

Geçmişte olduğu gibi, Yeniden kurumlanan bekçi teşkilatımızdan, Bu dev kuruma yakışan,

Hizmetler bekliyoruz.

Askerimiz artık sınır güvenliğimizle Ve sınır ötesi operasyonlarla meşguldür.

Vatandaşın yurt içindeki Can ve mal güvenliği, Polis teşkilatımızın, Sorumluluğu altındadır.

Birkaç olumsuz örneği ortaya çıkararak, Bu teşkilatımızı yıpratmaktan , kaçınmalıyız.

Her geçen yıl, Yep yeni suç unsurları ile Karşılaşmaktayız.

Vatandaş olarak, Polis teşkilatına yapabileceğimiz En büyük yardım, Suç unsurlarından uzak durmaktır.

Hele ekonominin zayıf olduğu dönemlerde, Kışkırtıcı eylemlerden kaçınmalıyız.

 

Günün Sözü

Bilmez misin  kalp kapısının,

Tokmağa ihtiyacı yoktur.

O kapı ancak, içeriden açılır.

“Mevlana”

 

 

GENÇLİK ÖNEMLİ DEĞERDİR ve ŞİİRİM

GENÇLİK ÖNEMLİ DEĞERDİR ve ŞİİRİM

Her dönemde gençliğin farklı değerleri vardır. Ülke gençliğinin çeşitli düşüncelerine değer vererek gelişmelerini sağlanması önemli, fakat ülkede yıkım düşünceleri gençliğe aşılayanlara, kesin önlemler alınarak tehlikeyi bertaraf edilmesi şarttır. Geçmiş yıllarda çoğumuz gelişen olaylar karşısında tepki olarak sözlerimizle davranışlarımızla toplum tarafından tepkilere maruz kalarak zorlukları yaşasak ta, bazı sistem yönetimlerinden, gençlik bizzat tehdit olarak algılanmış, gençler bedel ödemek zorunda bırakılmıştır.

*

Bu noktada başta iktidar partisi ve diğer parti başkanları hepsinin dilinde ülke gençliği konusunda projeleri olduklarını söyleseler de, maalesef geleceğin, Türkiye’sinde hiçbiri ülkenin gençliğini ayrım yapmadan uygulamada önemli değer haline getirilmiş konuları görünmemektedir. Olması için siyasilerin uygulayacağı yeni bir bakış getirilerek gençliğin, tehdit değil geleceğe ülkenin umudu olduğunu görerek, geleceğe bugünden acilen gençlerimize değer vererek, gereği yapılması, fakat bugün görünen uygulamalarda maalesef yoktur.

*

Bu günün dünyasında gelişmiş ülkelerin gençliğine bakınca gelecekte ülkelerinin önemli değerleri ve her türlü eğitim ve sosyal imkânların birçoğu eşit oranda devlet eliyle yapılmakta ve ülkemiz gençliğinin % 70 i dar gelirli ailelerden olmasıyla, ailelerin çocuklarına vere bileceği maddi imkânlar çok sınırlı, hatta çoğunluk aileler veremez durumdadır. Bugün ilköğretimden tutun üniversiteye kadar, bu ülkenin eğitiminde sistemli ve eşit eğitimi tam manasıyla verilmediğini görerek, bu gidişata üstün zekâlı geçleri göremez durumda olunması da bir kayıptır.

 

*

Ülkede bugünün şartlarında, bir gençliği düşünün evinde maddi imkansızlıklar, İlköğretimde, Lisede ve Üniversitede dahi arzu ettiği yiyecek veya içecek alamayan, doğru ısınamayan, giyeceğini aileler imkânlarını zorlayarak giydiren, gençlik sosyalleşmesi için, ülke içi, ülke dışı veya yaşadığı şehrin tarihi ve kültürel yerlerini maddi imkansızlıklardan dolayı göremeyen, gezemeyen, bulunduğu ilçelerde belirli kafeteryalarında veya varsa kütüphanesinde oturup kitap okuyarak bir kahve dahi içemeyen ve gençliğe ilk adım atmış “ gür” akan çaylar gibi çağlayan, bu gençlik imkânsızlıklar içinde nasıl kıvrandığını, yanlış zihniyetlerin bu gençler üzerinde etkilerini bir düşünün ve sosyal gençlik patlaması konusunda suçlu gençlik olmamasında alan açan, ülkeyi yöneten siyasi iktidarın yetkili şahsiyetleri, siyasi söylemler yaparak gidin gezin, görün sosyalleşin, demesi ve bu ülke gençliğine sosyal, ekonomik imkân fırsatları verdiniz de gençlerin haberimi yoktur.

*

Ülkemizin gençliği büyük bir hazinedir. Geçmiş tarihlere bakın tarihi değiştiren insanlar hep gençti. Dünya tarihinde de, Türk tarihinde de, İslam tarihinde de, bu böyle. O devirde tarih bilinci yüksek olan devrin gençleri, genç yaşta değişimleri yapmışlar ve geçmiş siyasi anlayışlar zorda olsa gençliğin değişimini kabullenmişler. Bugün siyaset kurumları ülkede ekonomi ve hukuk, adalet anlayışı içinde öt eleştirmeden, eşit eğitim anlayışı ile yönetilir ise ülke gençliğine önem verirse, gelişen, değişen dünyada en önemli yerini alarak, söz sahibi olması, gelecek kuşaklara büyük mirasın kalmasını sağlayan gençlik olur.

*

Bugün ülkemizde önemli sorunlardan, Din eğitimi ve Milli eğitim, sağlık, adalet, güvenlik siyaset üstü olmaması, ikinci gençlerin mesleklerine göre iş istihdamı ve ekonominin acilen düzeltilmesi, gelir dağılımın eşit paylaşımı, eğitimin, önemle düşünen, araştıran çağın gelişine göre, Türk gençliğine eşit düzeyde planlı, programlı eğitim verebilen ve yurtların konforlu sosyal içerikli devlet eliyle hizmet verilerek ve her yurt içinde gelişmiş, donanımlı sosyal kütüphanesinin olması ve her şehirde, İlçelerinde çağın şartlarıyla donanımlı gençlik kültür merkezlerinin olması ve gençliğin sosyalleşmesi konusunda kontrollü ve yanlış yıkım zihniyetlerin gençlik üzerinde olan faaliyetler azalmış olur.

*

Ülkemizde en büyük sorunlardan biride empati kurma yeteneğimizi her alanda zayıf olması, empati kurma konusunu çok acil geri kazanarak,  birbirimizi anlayan, birbirimize derdini dert edinir olabilen, başka görüşlerde olan insanlarla sarılabilen bir Türkiye oluşturulursa, ülke insanı rahatlar ve Türk gençliği ülkesini dünyada farklı yerlere taşıyarak, gelecekte gençliğine güvenle bakılabilen, gençlik kuşaktan kuşağa değişimini oluşturarak, geleceğe aktaran ve yarınların, Türkiye’si idealist vatan sevdalısı, gençlik üzerinden yükselen, ülkesinde verilen değerin, önemini görünce birliğinde güç olur. Sağlık, huzur, esenlikler, yarılardan umut bekleyen, gençlerimize iyi gezintiler, olması için temenniler-imdir.

ÜLKE GENÇLİĞİ KAZANIRSA NELERİN OLUR

Öyle zamanki gençliğin elden gidiyor,

Hayaller sevdası umudu yok oldu.

Geleceği güvensiz bir çıkmaz yoldur,

Kokusuz renksiz açmayan gülleri soldu.

*

Havası kirlendi soluk alamaz yerde,

Deniz kirli ırmaklarda kurursa göze,

Toz fırtınası savurdu yokluk evlerde,

Türlü teknoloji yanlışı tehlike doldu.

*

Tehlike dış kapında tedbirin artır,

Ülken gençliğine aşını işini getir,

Boş laf edenlere alkışın kestir,

Gençliğin değeri bilinse ne olur.

*

Sahipsiz fidanlar kökten keser atarlar,

Altını oyarlar köle yapar satarlar,

İnançsız nesiller kurup tehlike saçarlar,

Ülkenin gençliği bitirilirse ne olur.

*

Der Mehmet çok tehlikeli gidişat,

Gafletten uyanın artık birliğine git,

Öfkeden kurtul sevgi, saygıyı tat,

Ülke gençliği kazanırsa nelerin olur.

Y.T:16.05.2021

Şair – Yazar. (Karlı Dadaşı)

Petrol Dolar ile Ruble Gaz karşı karşıya

Petrol Dolar ile Ruble Gaz karşı karşıya

Amerika (1970)li Yıllarda suudi yönetimini korkuttu.

Dünya da yapılan tüm petrol satışının, Dolarla yapılmasını dayattı.

OPEC’e üye olan tüm petrol üreticileri de, Bu uygulamayı mecburen kabul ettiler.

Ve petrolden kazandıkları Dolarları da, Amerika’nın Hazine Bonolarına yatırdılar.

Bir bakıma, Dünya’da karşılığı var mı yok mu

Diye sorgulanan Doların,çökmesini engellemiş oldular.

Petro –Dolar alım ve satım ticareti, Amerika’yı inanılmaz ölçüde,güçlendirdi.

Bir zamanlar Saddam,Petrölü Euro üzerinden satacağım “ demişti.

Ama Irak’ında Saddam’ında başına gelmeyen kalmamıştı.

Özellikle petrol bölgelerinde, Dünya’nın  Jandarma’lığına soyunan Amerika,çok borçlandı.

Nato ortaklarına o sizi ben koruyorum,katkıda bulunun”

demeye başladı.

Son dönemde, Doğu Akdeniz , Ege ve Karadeniz’den Gelen petrol ve doğalgaz

Haberleri,Amerika’nın İştahını kabarttı.

Mısır yönetimini, Zaten avucuna almıştı.

Suriye’den ise, Hala çıkmadı.

Girit’te ve Dedeağaç’ta üsler kurarak, Bir bakıma Yunanistan’ı İşgal etmiş oldu.

Ukrayna’nın, Rusya’ya karşı  Stratejik bir ülke olması ise, Amerika’yı savaşın içine çekti.

Ama Amerika ve Avrupa Birliği Rusya’ya karşı uyguladığı ambarbargolarla Ölçüyü kaçırınca, Rusya’da doğalgaz kozunu masaya koydu.

Ve Petrol ve Doğalgaz satışının, Ruble üzerinden yapılacağını ilan etti.

Biz ve bazı ülkeler, Zaten birbirimizle,Ruble üzerinden Alış veriş yapmaya başlamıştık.

Şimdi başta Almanya olmak üzere, Bir çok (AB) Ülkeside, Ruble üzerinden alış veriş yapmak, zorunda kalacaktır.

Rusya’nın bu hamlesi, Amerika’nın Egemen olduğu Petro-Dolar  ödemelerine alternatif  olacaktır.

Ukrayna savaşı, Enerji alışverişinde , Petro-Dolara karşı yeni bir alternatif,yaratmıştır.

Hele kamuoyun da , Amerika,Ukrayna savaşını uzatıyor

Algısı yaygınlaşırsa, Bu durum Amerika’yı da doları da, Olumsuz yönde etkileyecektir.

Bu ortam Ruble ile alışverişin yaygınlaşmasına yarayacaktır.

MHP’li VAHAPOĞLU’ndan iktidara öneriler

MHP’li VAHAPOĞLU’ndan iktidara öneriler

Cumhur ittifakının hizmetleri konusunda, İlk kez ortağından, derli toplu ve haklı öz eleştiri dinledik

MHP Bursa Millet Vekili Hidayet Vahapoğlu, Yerel Belediye hizmetleri ve Genel iktidar hizmetleri ile ilgili olarak, Bursa’da eksik kalan çalışmaları tek tek açıkladı.

Bu güne kadar,Yönetim gündeminin ilk sıralarını, Sağlık hizmetleri ve terörle mücadele,almıştı.

Ama artık seçim dönemine girdik.

Önümüzdeki bir yıl içinde, eksik kalan hizmetler tamamlanmaz ise,

İlk turda Cumhur Başkanı seçimi kolay görünmüyor.

MHP Bursa Milletvekili Vahapoğlu, Bursa’da geciken hatları, Kentsel dönüşüm çalışmaları ve kent merkezindeki  Yapı stoklarının yenilenmesi konusunda, Büyükşehir Belediye Başkanlığını,

Uyarmış oldu.

Ayrıca, geciken Gemlik-Mudanya  Sahil yolu ve tamamlanamayan Doğancı tüneli konusun da da,

Ankara’nın dikkatini çekti.

Açılamayan Devlet hastanesi ve Ali Osman Sönmez Hastanelerinin de Açılmasını istedi.

Vahapoğlu bu çıkışı ile Ezberleri bozmuş oldu.

Bu güne kadar, İktidar ortağını hiç eleştirmeyen ve İktidar hizmetleri konusunda,

Hep gözü tok davranış sergileyen Bir MHP görmüştük.

Ama.Yeni dönemde hem sorumluluk alan, Hemde önerilerini söyleyen, Bir MHP ile karşılaşacağız.  Bursa Milletvekili Vahapoğlu’nun Bu çıkışını başka illerde de görebiliriz.

MHP den gelecek yapıcı çıkışlar, Baştepe ile Meclis Arasındaki bağları,Güçlendirecektir.

Baştepe ve Meclis İle bürokrosi Arasındaki kopukluğu,Ortadan kaldıracaktır.

Bir iktidarın, Bürokrasiye esir olması,kötüdür.

Bürokrasiyi yok sayması ise, Tehlikelidir.Bürokrasiyi hafife alırsak, Denetim yapamayız.

Şu anda yaşadığımız sıkıntı, Budur.

Günün Sözü

İnsanların yalnız yüzlerine değil.

İçlerine de bakın.

“CHESTERFIELD”

SATILIK VATANDAŞLIK!

SATILIK VATANDAŞLIK!

Dünyanın herhangi bir ülkesinde ülke vatandaşlığınızın satılık olduğuna dair billbordlara rastlasanız, görseniz, duysanız, okusanız ne hissedersiniz?

Hele bir de sudan ucuza olduğunu duysanız? Hani neredeyse bedava!

250.000 USD.

-Yazıyla- sadece ikiyüz ellibin Amerikan doları. Yani, tepeden inme Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olabilmek için bu parayı ödemek yeterli. Bildiğim kadarıyla başka bir şartı, kuralı, testi, ön elemesi, cartı curtu yok! Basıyorsunuz 250.000 USD’ ı, karşılığında cennet gibi bir ülkenin vatandaşı olarak, sanki bu ülkede doğmuşcasına yaşıyorsunuz.Ülkeye yerleştikten sonra ulusun gelenek göreneğine, örfüne adetine uyum sağladınız mı, sağlamadınız mı, toplumla örtüştünüz mü yoksa toplum için aykırı bir tip misiniz, kimsenin umurunda değil. Yeter ki siz parayı basın!

Billboard demişken, kelimenin Türkçe karşılığını da yazayım ki durumun vehametini daha iyi anlayın. Billboard eşittir reklam panosu. Tam olarak sözlük karşılığı budur. Yani düşünün ki dünyanın diğer ucundaki bir ülkenin sair binalarının yan duvarlarında çarşaf çarşaf yayınlanan bir reklam! “Türk vatandaşlığı 250.000 USD”.

Bu billbordların süslediği bina duvarlarının dışında muhtemelen o ülkede veya ülkelerdeki otobüs duraklarında, tren ya da metro gar ve duraklarında hatta belki de hava alanlarında bile görmek mümkündür bu afişleri.

“Satılık vatandaşlık” der gibi!

Ya benim milliyetçi, vatansever ruhum kabardığı için bunları yazıyorum ya da gerçekten bu durumun tıpkı benim düşündüğüm gibi bir trajedi olduğu fikrine kapılanların çokluğu sebebiyle yazıyorum. Her halükarda kanıma dokunuyor… Kendimi özel hissettirmekten çok öte duygulara sürüklüyor beni; bu ülkede doğmuş biri olarak başkalarının da bu miktarı ödeyince benimle aynı haklara sahip olabilmesi, benimle aynı kimliği taşıması vs. vs.

Yukarıda bahsini geçirdiğim, “Satılık Vatandaşlık” reklam panolarına yer veren ülke ise Kenya!

Doğru okudunuz; Kenya.

Ayrıca, mesele sadece orada duyurulması değil ki! Yurtdışındaki eş dosttan edindiğim bilgilere göre farklı ülkelerde de 250.000 USD’ a Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olunabileceği biliniyor.

Bence gerçek ve orijinal Türk vatandaşları olarak düşünmemiz gereken pek çok şey var!

Düşünmek, sorgulamak, sormak…

Esen kalın.