Köşe Yazıları

BİTTİ Mİ?

BİTTİ Mİ?

“Maskesiz girilmez”
“Mesafe kurallarına uyalım”
“Kovid 19′ la mücadelede hijyen kuralları…”

Pandemiden bunlar gibi uyarı yazıları kaldı geriye.

Neredeyse her yerde hükmünü süren, kimi deforme olmuş -sağı solu yırtılmış uyarı dolu- duyuru kağıtları, kimi yeni yeni süzülmekte olan tatlı yaz güneşinin kurbanı olarak sararmış hatta neredeyse silinmiş, varla yok arası olan okunamaz durumdaki uyarı metinleri, kimilerinin üzerleri ise -belli ki meraklıları tarafından- çizilmiş resimler ve karalamalarla dolu olan pandemi afişleri…

Bunlara bakınca hayal gibi geçip giden 2,5 yıllık macera, film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden. Hangi ara başladı? Hangi ara bitti? Ya da gerçekten bitti mi?

Nasıl oldu da bıçakla keser gibi “ZINK” diye bir anda kesiliverdi! Ardı arkası demeden, hiç yaşanmamış gibi hangi ara normal yaşamlarımıza dönüverdik?

Dünya genelinde önde gelen isimler “Bitti” dediği zaman, bunun daha birkaç hafta öncesine kadar yapılan uyarılar, vefat açıklamaları, aşı ile ilgili havada uçuşan onca sözler, tembihler, tavsiyeler ve çekişmeler varken, kaçımız sorguladık?

Kaçımız sordu: “E hani henüz uyarı yapmıştınız aşı olun, seyahat engellerine devam, toplu alanlarda aman dikkat!, maskesiz çıkmayın…” gibi lakırdıların edildiği esnada, “Bıçak gibi mi kesiliverdi bu meret?” diye.

Kaçımız bu süratli dönüşümü sorguladı? Kaldı ki bu uyarılar ile “Oh pandemi bitti” açıklamaları arasında bir iki hafta gibi kısa bir süre varken, nasıl oluyor da pat diye bitiveriyor?

Anlayabilene aşkolsun!

Pandeminin başlangıcındaki enteresanlık bitişinde de aynı şekilde seyredince insan düşünmeden edemiyor doğrusu!

Kimler, neden,hangi düşünceler ile var etti pandemi illetini bilemem ama, sanırım oyun kurucular kendileri için gerekli olana sahip olduklarında BİR ANDA! bitmesine karar verdiler.

Bizlere de pandemiden geriye; duvarlarda, duraklarda, dükkan, mağaza, kafe ve restoran vs. girişlerinde pandemi ile mücadele ilanlarının silik yazıları ile göz göze gelmek düştü…

Tabii bir de hareketsiz yaşamlarımızın sevimsiz ikramı olarak kilolar ve kas, kemik, eklem ağrıları…

Pandeminin ortaya çıkış sebebini, kimlerin, ne şekilde, hangi menfaatleri sağladığını ve bıçak gibi bitmesinin nedenlerini umursamaksızın pandemisiz yaşamın keyfini sürmeniz dileğimle,

Esen kalın.

Kasım Ayında Seçim Olur mu? Olmaz mı?

Kasım Ayında Seçim Olur mu? Olmaz mı?

2022 Kasım ayında, erken seçim olur mu? Olmaz mı?

Bir süredir, siyasetçiler ve ekonomistler bu seçeneği tartışıyorlar.

Hatta astroloji ile uğraşanlar bile, Bu konuda tahminlerini söylüyorlar.

Aslında son altı ay içinde İktidarın aldığı kararlara bakıyoruz.

Bazılarını, bir erken seçim hazırlığı gibi görüyoruz.

Mesela asgari ücreti şimdiye kadar yapılan en yüksek zam ilan ettiler.

Ayrıca, Temmuz ayında artan enflasyona göre, tekrar revize edecekler.

Kamu çalışanlarına ve emeklilerine, Son yılların en yüksek zamlarını yaptılar.

Temmuz ayında da ,  enflasyondan doğan farkları ilave edecekler.

Ayrıca, emniyet görevlilerin, hemşirelerin, öğretmenlerin ve imam hatip mezunlarının, Ek göstergeleri yükseltilecek.

Bütün bu ücret iyileştirmeleri, 2022 yılının ikinci yarısında, hem çalışanlara hem de emeklilere yansıyacaktır.

Mevcut iktidarın bu iyileştirmeler tazeliğini korurken, Bu hamleyi oylara yansıtacağını düşünebiliriz.

Eğer seçimler 2023 yılı Haziran ayına kaldığı taktirde Bu iyileştirmeler yüksek fiyat zamlarına yenik düşecektir.

Ayrıca iktidar, İsveç ve Finlandiya’ya uyguladığı Nato direnişini, Bir seçim kozu olarak kullanmayı, deneyecekti.

Mevcut yönetimin bazı kararlarına bakınca, Erken seçim yapılmaz diyoruz.

Mesela seçim barajı, (%110) dan (%7) ye düşürüldü.

Erken seçim yapıldığı taktir de, Bu karar uygulanamaz.

Ayrıca, (MHP) nin  (%10)luk baraj çizgisinde ikna edilmesi gerekecektir.

Tüm il ve ilçe seçim kurulu başkanlarının , değiştirilmesine karar verilmişti.

Erken seçim kararı verildiği taktirde, Bu kararlarda uygulanamaz.

Mevcut iktidar iki arada bir derede kaldı.

Bir taraftan çalışanlara ve emekliye verdiği yüksek zamların ,erimesinden çekiniyor.

Diğer taraftan kış şartlarında gündeme gelecek, Elektrik ve Doğalgaz faturalarının,etkisinden korkuyor.

Bakalım nasıl işin içinden çıkacaklar.

Günün  Sözü

Gerçek olan tek yarış vardır.

O da insanlık yarışı.

“George Moore”

 

 

 

 

 

ÖNCE VATAN

ÖNCE VATAN

Bu vatanı vatan eden ve üzerinde yaşayan milletin adı, Türk milleti yaşadığı ve etrafı sınırlarla çevrili toprak parçası Türk yurdudur. Vatansız millet olmaz ve bir milletin varlığıyla devamlılığı vatanına sahip olduğu müddetçe devam eder. Vatanını seven onu canından aziz bilen, asırlarca dünyaya yön veren ecdadımız, vatan sevgisinde, birlik ve devletin temelini sağlamlaştırarak. Millet fertlerini birleştiren, ideal ülkü birliği oluşturmuş ve bu güç ki; inancımızı, vatanımızı,  canımız, namusumuz, evladımız ve mukaddesatımızı korur.

*

İman olmadan vatanın; vatan olmadan varlığımızın hiçbir anlam ve önemi yoktur. Vatan, din, iman, ezan, bayrak ve millet kelimelerinin söylenişi bizlerin ortak değeridir. Bunları sevmek bizim boynumuzun borcudur. Bu mübarek vatanda, asırlar boyunca yan yana, gönülden beraberce yaşamamız ve bundan sonra da kardeşçe, hep birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Yüzyıllarca hep beraber ağlayıp beraber güldüğümüz bu aziz vatanda, her şey bizim istediğimiz gibi olmayabilir fakat içinde bulunduğumuz şartların gereği olarak maddi ve manevi sıkıntılar zuhur edebilir. Üzerinde yaşadığımız bu aziz vatan, sadece mutlu günlerimizin ve müreffeh zamanlarımızın toprağı değildir. Zor günlerimizin olduğu, kara günlerimizin de vatanıdır.

*

Biz, sadece bu ülkenin nimetinden faydalanmak için değil; aynı zamanda külfetini çekmek, hatta uğrunda canımızı feda etmek için yaşıyoruz. Çünkü bu ülkenin sadece gündüzleri değil; geceleri de bizimdir. Yüce Allah´ımız ve Sevgili Peygamberimiz, bizi birlik ve beraberlik içinde yaşamaya çağırıyor. Vatan, millet ve İslam, ezan ve bayrak düşmanları ise; sürekli bizi bölüp parçalamak için uğraşıyor. Sakın ola ki aldanmayalım bozguncu ve kışkırtıcıların tahriklerine kapılmayalım. Semaya yükselen ezan seslerinin kıyamete kadar devam etmesi, ancak vatanımızı canımızdan daha aziz bilmekle, istiklalimizi korumakla olur.

*

Anadolu´ya ayak basışımızdan itibaren düşmanların Müslüman Türk Milleti´ne karşı her alandaki saldırıları devam edegelmiştir. Bu saldırılar, Haçlı seferleri ile başlayıp yüzyıllarca sürmüş ve Osmanlı Devleti’nin çökmesi ile sonuçlanan 1. Dünya savaşından sonra yapılan Sevr antlaşmaları ile topraklarımız düşmanlar tarafından istila edilmiştir.

*

Bu işkal ve taksimi asla kabul etmeyen kahraman ecdadımız; topyekûn bir mücadeleye girerek, Tarihe Türk İstiklal savaşı olarak geçen bu büyük mücadelenin tek hedefi, Türk istiklalinin ve aziz vatanımızın kurtarılmasında, yokluklar içinde ve zor şartlarda; üzerine saldıran yedi düvele karşı, tarihte benzeri görülmemiş bir destan yazan Müslüman Türk Milleti´nin savaş meydanındaki kahramanlığını ve azmini Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle anlatıyor. “Karşılıklı siperler arasında mesafemiz sekiz metre idi. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiç biri kurtulamadan şehit düşüyor, ikincileri onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir tevekkül,  Şehit olanı görüyor, üç dakikaya şehit olacağını biliyor, en ufak bir endişe etmeden şehadet gidiyor.

*

Bu günler için hürriyet ve huzur içinde yaşadığımız Anadolu topraklarımız, işte bu imanla, azimle kazanılmıştır. Bu ruh dört bin yıllık tarihiyle; Haçlı ordularına karşı, 1071 itibaren Anadolu´ Müslüman Türk´e vatan yapmış, 1453´te İstanbul´un fethiyle Bizans İmparatorluğunu ortadan kaldırmış,  Orta Çağı kapatıp Yeni Çağı açmış, 30 Ağustos 1922´de Dumlupınar Meydan savaşını kazanarak ülkeyi düşmandan temizlemiş ve adına Türkiye Cumhuriyeti Devleti denilmiştir. 1974 Yılında, Mehmetçik Kıbrıs´ta savaşmış, soydaş ve kardeşlerimizi; Yunan mezaliminden kurtarmıştır.  Ayrımcılık, fitne, fesat ve bozgunculuk ise içte birlik, dayanışmayı yıkarak ve milletin arasına nifak sokar. Bu manada millet olarak birbirimizi sevmeli ve birbirimizi anlamalıyız. Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatanı, atalarımızın her karışını, kanlarıyla sulayarak bize emanet ettikleri topraklardır.

*

Bugün Türk milleti genç kuşaklarına düşen görev; bu toprakları imar etmek, hizmeti yükseltmek, korumak ve bizden sonraki nesillere devretmektir. Vatan sevgisi kuru dava ile olmaz, vatana hizmet etmekle olur. Çiftçi, işçi, tüccar, esnaf ve sanatçı gibi bütün meslek erbapları, hepsi el ele vererek vatan ve millet yolunda çalışmakla olur.  Zenginin mal güvenliğine, malına, kazancına, bu ülkenin gariban halkının evlatları bedel ödüyorsa zengininde aynı duygular içinde, bu vatan toprağına bedel ödemesiyle olur.

*

15 Ağustos 2016 Fetö terör örgütleri ve diğer yandaşları ülkemde kahpe işgale kalkışması bu hainleri geçmişiyle bu günlere taşıyan göz yuman içteki menfaat materyalist uşaklarının yapmak istedikleri darbe girişiminin; başarısızlıkla sonuçlanması, kahraman ,Türk halkımız tarafından hainlere dersini vererek ve devletini yöneten siyasi iktidarı ve kamu yönetimini sokaklardan toparlayarak makamlarına oturtup milli iradeye ve demokrasiye sahip çıkmış ve tüm dünyaya ilan ederek geçmiş tarihlerden ders almayan zalimlere tekrar dersini vermiş ve iç siyaset yönetimine de mesajı hiçbir ayrım gözetmeksizin başta; fetö terörün bitirilmesi ve görülüyor ki, benden senden suçlamaları denilerek siyasi himayeler devam ediyor ve mücadele zayıflayarak perdelenmek isteniyor.

*

Türk’ün milli iradesi yozlaşarak, vatan birliğini öt eleştirme, kutuplaştırmalarla, iktidarda kalarak kötü giden ekonomiyle millet iradesini kul, köle ettirirler. Bu anlayışıyla siyasete biat zengini daha zengin dar gelirliyi daha fakir yaparak hüküm sürmek istenerek ve dış güçlerin değirmenlerine su taşınıyor. Yaşasın milli irade birliği; Yaşasın Türk’e göre demokrasi zaferi. Rabbim yar ve yar yardımı ülkemin üzerinde olsun. “AMİN”

HAKİKATTIR HAKKIN YOLUNDA MİLLETİMİZ AŞKINA

Sönmesin şafakları dalgalansın al bayrak

Bu toprakların ebedi tütecek ocaklarında

Gök kubbede yıldızları, Türk’e parlayacak

Vatan, bayrak, milletimiz, İslam aşkına.

*

Kurbanlar sıralandı nazlı hilal uğrunda

Kahramanlar şahadet şerbeti içti ufukta

Dökülen kanlarımız feda olsun yolunda

Haklıdır hakikattir, milletin istiklali aşkına.

*

Tarih boyunca ülkü uğruna koşarız

Vurulan zincirleri kıra kıra aşarız

Engelli bentleri yıkarak dalar geçeriz

Yüksek dağlarından aştık turan aşkına.

*

Etrafımız sarılsa da çelikten zırhlı duvar

İnançlı yolumuzu aydınlatan ışığımız var

Korkusuzca uğruna şahadet şerbeti içer

Medeniyet denilen canavarı yıkma aşkına.

*

Bu vatan toprağında, Türkü horlayana

Siper ettik bedenleri haçlını uşaklarına

Doğan güneş üstümüzde haktan olursa

Uzaklar yakınlaşır yarınların umudu aşkına.

*

Bastığın toprak şehit kanlarıyla sulandı

Destanlar yazıldı binlerce kefensiz yattığı

Şehitler diyarını incitme toprak şahidi

Dünya’yı değişmeyiz bu vatan aşkına.

*

Biz vatan uğruna olduksa feda

Bakın fışkıran toprağın her yanında

Canımızla tüm varlığı dolaşır kanda

Ruhumuza nakış oldu vatan aşkıyla.

*

İlahi kudretin bedenimizde şuurlu emeli

Değmesin muhabbet sofrasına namert eli

Bayrak inmez, ezanların susmasın sedası

Yurdumun üstünde ebedi kalacak aşkımız.

*

Der Mehmet boşandı gözümde yaşım

Bedenim titredi hepten kendimden geçtim

Dalgalansın şanlı vatan üstünde bayrağım

Hakikattir hakkın yolunda milletimiz aşkına.

Y.T: 19.05.2020.

Gemlik Kumla Deniz Yolu Hattı

Gemlik Kumla Deniz Yolu Hattı

Bursa Gemlik,Kumla ve Narlı hattındaki toplu taşıma araçlarında Büyük yoğunluk yaşıyoruz.

Pandemi kısıtlamaları nedeni ile Geçen iki yıl biraz rahatlamıştık.

Ama yeni sezonda, toplu taşımalarda yeniden kalabalıklar göreceğiz.

Hele haftasonlarında,günü birlik tatilcilerde girince Gemlik,Kumla ve Narlı yolculuğu,çok bunaltıcı geçecektir.

Başkan Sertaslan göreve başladığında Kaliteli ulaşım projesinden bahsetmiş ve Bursa Büyükşehir’den destek istemişti.

Büyükşehir’den toplu taşıma araçları geldi Ama bu destek yaz sezonundaki yoğunluğu çözemez.

Çözüm Gemlik ve Kumla arasındaki,deniz yolunu kullanmaktır.

Hafta sonlarında da ,hafta içlerinde de bu ulaşım alternatifi devreye sokulmalıdır.

Artık Gemlik ile Kumla’nın eski yıllarda olduğu gibi Deniz yoluyla iki yakasının birleştirilmesi, zamanı gelmiştir.

Bu proje hayata geçirildiğinde Gemlik, Kumla ve Narlı karayolu taşıma trafigide rahatlayacaktır.

Akaryakıt fiyatları,çok zamlanmıştır.

Artık sezonluk tatilcilerde,günü birlik tatilcilerde,toplu taşımayı tercih edecektir.

Bu sezon tatil beldeleri,çok yoğunluk yaşayacaktır.

Çünkü halkımızda,kısıtlamalarla geçen iki yıl nedeniyle Deniz tatiline özlem vardır.

Bu bakımdan Gemlik ile Kumla arası deniz yolu ulaşım projesi En kısa zamanda hayata geçirilmelidir.

Ayrıca halen kapalı olan Kumla 13, duraktaki pazaryerinde açılması istenmektedir.

Halkımızı, marketlerin yüksek fiyatlarından korumalıyız.

Bu vesile ile Başkan Sertaslan ve ekibine başarılar diliyoruz.

Günün Sözü

“konuşmak insanın ,aklını kullanma sanatıdır”

“Eflatun”

 

Gemlik’te Cinayet Zanlısı Tutuklandı

Gemlik’te Cinayet Zanlısı Tutuklandı

Gemlik’te dün akşam saatlerinde meydana gelen olayda yaralanan ve hayatını kaybeden Erol Tolar’ın katil zanlısı sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak ceza evine gönderildi.
Yaşanan kavga olayının ardından birisi ağır 3 kişiyi çeşitli yerlerinden yaralayan zanlı Mustafa T. Olayın ardından ilçe emniyet müdürlüğü asayiş bürosu ekipleri tarafından gözaltına alındı. Orhangazi devlet hastanesinde sağlık kontrolünden geçirilen ve ilçe emniyet müdürlüğüne götürülen zanlı işlemlerinin tamamlanmasının ardından Gemlik adliyesine sevk edildi.
Geniş güvenlik önlemleri altında nöbetçi savcıya ifade veren ve tutuklanması istemiyle hakim karşısına çıkartılan zanlı tutuklanarak Bursa ceza evine gönderildi.
Bilindiği gibi önceki akşam geç saatlerde Perşembe pazarı bölgesinde meydana gelen olayda, yeğenleri ile kavga eden Mustafa T. İle yeğenlerinin arasına giren Erol Tolar ağır yaralanmış olay sonrası kaldırıldığı Gemlik Devlet hastanesinde hayatını kaybetmişti. Olayda yaralana diğer iki kişi ise yapılan tedavilerinin ardından taburcu edilirken, olaya ilişkin soruşturma sürdürülüyor.

ANKARA İLE HASBIHAL…

ANKARA İLE HASBIHAL…

Ankara’dayım…
Aslında bu kent sessizce seyre dalmak istediğim bir kent. Ancak buraya geliş amacımın bir düğün töreni olduğu düşünülürse sessizce köşeye çekilmenin mümkün olmadığını tahmin etmek zor olmasa gerek! Hele ki düğünün başrol oyuncusu kardeşiniz olursa.

Hemen söylemeliyim ki bu durum şikayetçi olmamdan ziyade bana kıvanç ve mutluluk veren bir durum. Sessizce köşeye çekilip Başkent’imiz ile hasbihal etmek istememin sebebine gelince; Ankara’ nın hatıra defterimdeki yeri! Bugün beni ben yapan şehirdir kendileri. Beni hayata ilk hazırlayan, hayatla tanıştıran şehir. Çocukluğumun ve ergenliğe geçişimin mimarı olan şehir. Tahtını ne yaşadığım Istanbul’ a bıraktı ne de kökümün uzandığı Ege’ye. Öyle ya, çocukluk yılları değil midir bizi biz yapan? O zamanların anıları değil midir belleğimizden hiç çıkmayan?

İşte, Ankara’ nın da böyle derin bir yer etmişliği vardır yüreğimde. Bu şehirde yaşadığım her salisemi sevdim; devrin zorluklarını, o zamanın imkanlarının darlığını ve kıtlığını, çocuk saflığı ile yaşadığım dostlukları, aile gibi olduğumuz komşulukları, şehirden neredeyse bir saat uzak olan okulumu, zamanın bıçkın ve ana gibi-baba gibi kol kanat geren idealist öğretmenlerini, o dönemdeki insanların saflığını, dürüstlüğünü, samimiyetini…Hasılı, özlemini duyduğum bu duyguları bana yaşatan Ankara’ yı çok sevdim. Hep sevdim…

Sırf bu sebeplerden dolayı bile başbaşa kalarak içimizdekileri birbirimize dökebileceğimiz sessizliği hak ediyor bu şehir.

Kim bilir bütün bunların yanında belki de sevgimin esas nedeni başkadır! Salt çocukluğumun ayak izlerinin bende bıraktığı hoş anıların dışında belki de Ata’ m burada uyuduğu içindir.

Evet, kuvvetle muhtemel durum böyle olmalı! Aksi halde şehrin girişindeki Ankara tabelasını görür görmez Ata’ ma manevi saygı duruşunda bulunup, zihnimden hayır dua ederek minnetimi sunmazdım. Bir yandan kalbim cız ederken bir yandan da onun kanatları altında olduğumu bildiğim güven duygum arşa çıkmazdı.

Ankara’ya her gelişimde, o mavi beyaz tabelanın yanından her es geçişimde durup durduk yere duygu seline kapılıyor olmazdım.

Velhasıl; bu seyahatimde anladım ki beni Ankara’ ya tutku ve özlemle bağlayan ne çocukluğumun izleri ne eski dostluklar ne de o yıllardan hafızama yadigar kalan acı tatlı anılar… Ne o ne şu ne de bu…

Ankara güzelse tek sebebi sensin Ata’m.

En derin saygı ve minnetimle…

Esen kalın.

Bursaspor Alt yapıya dönmeli

Bursaspor Alt yapıya dönmeli

Bursaspor geçen sezon başında yaptığı 17 transferle, Bir gövde gösterisi yapmıştı.

Şimdi bu yabancı futbolculardan nasıl kurtulacağını düşünüyor.

Bir bölümün mukavelesi 2022 Haziran ayında bitiyor.

Bir bölümün mukavelesi ise 2023 Haziran ayına kadar uzuyor.

2,liğe düşen Bursaspor’un, Kurallara göre yabancı futbolcu oynatamayacağını biliyoruz.

Bursaspor küme düştüğü için, Bu yabancı futbolcular ayrılma hakkını da, kazanıyorlar.

Ama bir çoğunun önemli miktarda alacakları var.

Bazılalarının  alacaklarının ödenmesi için, Türkiye Futbol Federasyonuna müracaat ettiklerini de duymuştuk.

Bursaspor’un 1 Milyar borcu olduğununu ve Çok sınırlı kaynağı bulunduğunu da biliyoruz.

Kısacası borçlar küme düşme üzüntüsünü bile unutturdu.

O zaman yeni dönemde yeni arayışlara girmememiz lazım.

Yeni tedbirler almamız lazım.

Bu sene Vakıfköy kökenli gençlere, şans vermemiz lazım.

Zaten ilk denememizi, son oynadığımız Menemen spor maçında yaptık.

Ayrıca bursa kökenli iş adamlarımızın, Bursaspor’da sorumluluk almaktan kaçındıklarını,hissediyoruz.

Bir milyar borcu olduğu söylenen Bursaspor’un Transfer tahtası açamayacağını da anlıyoruz.

Bu yüzden çareyi Vakıfköy alt yapıda görüyoruz.

Böyle bir genç takımdan, Şampiyonluk beklemeden,nereye kadar gidebileceğini görmeliyiz.

Ayrıca bu sezon Büyükşehir Belediyesinin, Bursaspor’a daha sıkı sarılmasını istiyoruz.

Yabancı futbolcular aldık başaramadık.

Kiralık futbolcu ile kazanamadık.

Elimizde ki cevher futbolcuları sattık.

Ekonomik krizi aşamadık.

Şimdi elimizde bir tek Vakfıköy alt yapısı kozu kaldı bunu denemeliyiz.

Günün Sözü

Dayanmak kaderi yenmez

“Campbell”

 

 

Çağımızın silahları Aşı, Enerji ve Buğday

Çağımızın silahları Aşı, Enerji ve Buğday

2020 yılının mart ayında, Her yüz yılda bir yaşana,Salgın bir hastalıkla tanıştık.

Koruma tedbirleri ile ve ilaçlarla, Salgın hızını kesemedik.

Aşı bulunana kadar, Milyona varan insan kaybı yaşadık.

Aşı bulununca rahatladık.

Aşının gerektiğinde, Bir silah kadar stratejik bir unsur olduğunu, anladık.

Salgın hastalık beslenme alışkanlıklarımızı da değiştirdi.

Üretmek kadar, Stoklamak ve tedarik yollarını kullanmanın da, Önemli olduğunu anladık.

Tam salgın hastalıktan kurtulduk derken, Bu defa yakınımız da Rusya-Ukrayna savaşı patladı.

Savaş sürecinde, Enerjinin ne kadar stratejik bir madde olduğunu anladık.

Savaşan iki komşumuz, Ukrayna ve Rusya, En büyük buğday satıcılarıydı.

Ayrıca yağ konusunda da, Ukrayna’nın en önemli alıcısı olmuştuk.

Savaş nedeniyle, Yağ yüklü gemileri, Ukrayna limanlarından çıkartmakta zorlanmıştık.

Salgın hastalık ikinci plana düşmüştü.

Artık enerji temini, Yağ sevkiyatı ve buğday ithalatı ön plana çıkmıştı.

Savaş kısa zamanda duracak gibi değildi.

Buğday üretimimizi inceledik.

İhtiyacımız 25 milyon ton, Üretimimiz ise,

18 milyon ton civarıydı.

Yani 7 milyon ton açığımız vardı.

Buğday ithalatımızın ( %95 )ini, Rusya ve Ukrayna’dan yapıyorduk.

Savaş nedeniyle, Özellikle Ukrayna’da ekim yapılamamıştı.

Çin’in , buğday stokladığını duyduk.

Hindistan’ın , buğday ihracatını durdurduğunu, öğrendik.

Artık ülkelerin yeni silahları Aşı,enerji ve buğday olmuştur.

Günün Sözü

Fırsat adamın kapısını iki kere çalar

“chamfort”

 

SİESTA …

SİESTA …

 

“Merhaba…

 

Sizlerin karşısına Selin Işıl adı altında  yine ve yeni bir projeyle çıkmış olmanın gururuyla yazıyorum bu satırları…

 

Ekip arkadaşlarım ile birlikte, keyifle okuyacağınız, hem bilgileneceğiniz hem de hoş vakit geçireceğiniz bir dergi nasıl olmalı diye haftalarca yaptığımız beyin fırtınasının sonucu ortaya çıktı SİESTA.

 

Her biri alanında uzman, deneyimli ve bilgili kadromuzun özenli kaleminden dökülen satırlardan sayfa tasarımındaki görsel şölene kadar tüm detaylarını ince eleyip sık dokuduğumuz dergimiz, sizin karşınıza çıkana kadar defalarca içerik ve şekil değiştirdi.

 

Aldığımız yorum ve eleştirilerle son haline getirdiğimiz SİESTA nihayetinde içimize sindi ve artık sizlerin karşısında ‘görücüye çıkmaya’ hazır.

 

Sayfalarımızda turizmden modaya, sağlıktan astrolojiye, salon sporlarından güzellik sırlarına kadar pek çok farklı konuda özgün içerik bulacaksınız.

 

Bu sayımızda sevgili Ayşenur Yazıcı ile cilt lekelerinden kurtulmanın yollarını öğrenecek, Fatma’nın kalemiyle yeni moda trendlerini, İsmail’den triatlonu, Yasin’in gözünden gitmediğiniz, gezmediğiniz yerleri keşfedeceksiniz.

 

Bununla yetinmeyeceğiz elbette…”

…

…

 

Bir süredir heyecanım dorukta idi! İnsanı motive eden, coşku yaratan duyguları seviyorum. Hatta sevmekle kalmıyor, bana böylesine adrenalin yaşatan projeler için resmen aranıyorum!

 

SİESTA by SELİN IŞIL aylık dergisi de bu projelerden biri oldu benim için. Her ay bu heyecanın peşinden gidecek olmak da ayrı bir keyif…

 

Anlayacağınız bu günlerde mutluluktan dört köşeyim! Yazımın girişinde okuduğunuz, tırnak içine alınmış olan -Merhaba- hitaplı satırları Mayıs 2022′ de ilk sayısı çıkmış olan SİESTA by SELİN IŞIL dergi okurlarına hitaben yazdım.

 

Nasıl yazmayayım ki! Dört başı mamur bir dergi düşünün; okurken keyif veren, bilgilendiren, eğlendiren, öğreten, tanıtan …

52 sayfalık derginin sadece 3-5 değil, neredeyse her konu başlığında herkesin kendince birşeyler bulabileceği bir dergi…

Bir de üstüne böyle bir dergiye adınızın eşlik ettiğini düşünün…Kulağa hoş geliyor değil mi?

 

Adıyla mütenasip olan SİESTA, bütün okurlarına hayattan kısa bir mola aldıracak ender dergilerden biri.

 

Hangimizin buna ihtiyacı yok ki?

 

İşinin ehli uzmanlarca yazılmış, ele alınmış ve resmedilmiş birbirinden farklı ve güzel konu başlıklarının yer aldığı SİESTA by SELİN IŞIL dergisi Haziran 2022′ de ikinci sayısı için kollarını sıvamışken, şimdiden aldığımız övgü ve beğeni dolu sözler hem beni hem dergi ekibini daha iyisini yapmak için coşturdu bile…

 

İŞARET MEDYA YAYIN GRUBU altında; KUZEYİN SESİ, YANKI GAZETESİ, İŞARET GAZETESİ ve İŞARET TV. ‘ nın yanında yeni çocuğumuz olarak doğan SİESTA by SELİN IŞIL, tıpkı diğer yayın organlarımız gibi daha yolun başında iken koşmaya başladı.

 

Köşe yazılarımdan beni takip eden değerli okurlarımla SİESTA’ nın keyif veren sayfalarında da buluşmayı dileyerek derginin web sitesi adresini şuracığa iliştiriyorum;

www.siestaturkiye.com

 

Hayatın hepinize, hepimize umut, sevgi ve huzurla mola verdirtmesi dileğimle,

 

Esen kalın.

Hayırsız  Ortak Nato Hakkında

Hayırsız  Ortak Nato Hakkında

Yaklaşık 70 seneden beri Nato üyesiyiz.

Hem de bedel ödemiş ve Kore’de yüzlerce subayımız şehit vermiş bir üyeyiz.

Ayrıca Afganistan’da Somali’de ve parçalanmış Yugoslavya’nın Bazı bölgelerinde, Nato adına sorumluluklar almış bir üyeyiz.

Ama bu güne kadar, Nato’dan hiçbir hayırlı destek görmedik.

Nato üyesi olmamız nedeniyle,Yıllarca Sovyetler birliği sınırında,

Nato bekçiliği yaptık.

Nato’dan kovulan darbeci Yunanistan’ın, Tekrar geri alınması için rıza gösterdik.

Bizim onayımızla yeniden Nato’ya kabul edilen Yunanistan, Terör örgütlerinin geçiş terminali haline geldi.

Dost bildiğimiz Almanya, P.K.K ve Y.P.G. Mitinglerinin merkez üssü haline geldi.

Fransa’nın tutumununda Almanya’dan farklı olmadığını gördük.

Amerika’nın Irak ve Suriye sınırlarında, Bölücü terör örgütlerine,  Hem silah hem de para yardımı yaptığına, Tanık olduk.

Bütün bu olumsuzluklar, Bizim de ortak olduğumuz Nato’dan kaynaklanmaktadır.

Hani bir söz vardır.

Böyle bir ortağınız ve dostunuz varsa,Düşmana gerek yoktur diye.

Hayırsız dostumuz olan Nato, Bir adım daha ileri gitmiştir.

Artık düşman gibi davranmaya başladılar.

Mevcut yönetimin, Finlandiya ve İsveç’in, Nato üyeliğine soğuk bakmasına katılıyoruz.

Ayrıca yeni Nato üyeliği konusunda ve Nato’nun genişlemesi konusunda, Rusya’nın hassasiyetini de biliyoruz.

Finlandiya ve İsveç’e karşı mesafeli tutumumuzun, Ukrayna başkanına da ders olmasını diliyoruz.

Aslında Nato üyeliğimiz devam etse de, Veya herhangi bir nedenle sonlansa da,Komşumuz Rusya ile stratejik ve enerji Ortaklıklarımıza devam etmeliyiz.

Günün Sözü

Bir çok arkadaşlarımız olabilir

Ancak dostlarımız azdır.

“H.Johnsan”