Köşe Yazıları

Dere Geçilirken At Değiştirilmez

Dere Geçilirken At Değiştirilmez

Hafta sonu Bursa merkezinde kar yağışı görmedik ama İstanbul’daki  kar yağışı Bursaspor maçını erteledi.

Başakşehir le oynadığımız erteleme maçını üç gol yiyerek kaybettik.

Puan cetvelin de Başakşehirin “onbir golle”en az gol yiyen takım olduğunu gördük.

23 maçta sadece “onbir gol”yemek çok güçlü bir defansın başarısıdır.

Bursa spor da ligin en az gol yiyen bir takımıdır.Ama attığı “ondokuz golle “ligin en az gol atan takımıdır.orta sıralarda yer bulan Anadolu takımlarına baktığımızda Bursaspor un attığı gollerin iki mislini atan Anadolu takımları olduğunu görüyoruz.

Aşağı yukarı her takımda oyunun kaderini değiştiren bir veya iki futbolcuya tanık oluyoruz.

Gördüğümüz kadarı ile Bursaspor da iki eksik var.

Birinci saha içinde saygı duyulan ve oyunu yönetmeyi beceren bir lider oyuncu yok.

İkincisi gol yollarında etkili olan golcü bir oyuncu yok aslında Bursaspor lider Batala ile,golcü Fernadao’nun eksikliğini hissediyor.

Başka Ali Ay değişse teknik direktör Samet Aybaba  değişse durum düzelebilirmi?Her ikisi birden değişirse durum daha kötüye gidebilir.

Bu saatten sonra etkili bir golcü alınamayacağına göre bu ikiliye takımı kurtarma şansı verilmelidir.

Fenerbahçe nin bile küme düşme ihtimalinden söz edildiği bir dönemde “dereden geçerken at değiştirilmez”.

Taraftarların tutum değiştirmesi şarttır en az “beş hafta”takımıda hocayı da”bağrına basmalıdır.

Tersine yaparsa bu genç takımı taraftar düşürür.

 

Günün Sözü:Kendinizden başka hiç kimse size başarı getirmez.

 

İmanı Muhafaza Etmek…

                            …İmanı Muhafaza Etmek…

 

Biz müslümanların en büyük sermayesi imanımızdır. Bu dünyadaki en büyük nimet iman nimetidir. Tabiki de itibar son nefesedir yani son nefese kadar imanla yaşayıp, son nefesi de imanla vermek. Öyle ise imanımızı kuvvetlendiren ve imanımıza zarar veren şeyleri iyi bilmeliyiz ki son nefeste bu sermayeyi kayp etmeyelim.

İmanı ne kuvvetlendirir? Enfal Suresi 2. Ayet-i Kerime’de Yüce Rabbimiz (c.c.) ;

“Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, kendilerine O’nun ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler”

Ayetten de anlaşıldığı üzere Kur’an okumak, dinlemek, anlamak, amel etmek imanımızı kuvvetlendiriyor.

Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem;

“Muhakkak şu kalpler demirin paslandığı gibi paslanır.”

Sahabe Efendilerimiz “Ya Resulallah bu kalbin pasının cilası nedir?”

“Kur’an-ı Kerim’i okumak ve ölümü hatırlamaktır.” buyuruyor.

İmanı kuvvetlendiren diğer şeyi de yine peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz ;

“Lailahe illallah sözüyle imanlarınızı yenileyin, kuvvetlendirin” buyurarak haber veriyor.

Her Lailahe illallah dediğimizde imanımız güçleniyor, kuvvetleniyor. Ne kadar dersek o kadar kuvvetli olur, ne kadar demezsek o kadar zayıf olur.

Şimdi de imanımıza zarar veren şeylere bakalım ;

Üç şey kişiyi kafir yani imansız eder;

1-) İstihlal = Harama helal, helale haram diye inanmak.

Çünkü helal ve haramı Allah (c.c.) ve Resûlu (s.a.v.) koymuştur, bunları kimse değiştiremez. Demekki haram bir şeyi helal diye inanmak insanı dinsiz, imansız eder. Meselâ ; faiz haramdır. Helal kabul etsen ama hiç bulaşmasan da gitti imânın. Bundan sakınalım boğazımız bizi aldatmasın, aldanmayalım.

2-) İstihza = İslamda olan birşeyle alay etmek. Mesela bir kişi sakal ile alay etse kafir olur ama sakal bırakmasa kafir olmaz.

3-) İstihfaf = İslamın bir meselesini hafife almak. Mesela, “namaz o kadar büyük bir şey değil ki siz çok ince gidiyorsunuz” dese, namaz kıldığı halde kafir olur. Ama namazı kılmayıp inansa kafir olmaz.

Küfür üç kısımdır; Küfr-ü inadi, küfr-ü cehli, küfr-ü hükmi.

Küfr-ü İnadi = Dini ve imanı bildikleri halde inat edip inanmayan Eb-u cehil, firavun, Nemrut, Şeddet’in küfrü gibi;

Ebu Cehil ; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz zamanında yaşamış Resulullah Efendimizi (s.a.v.), mucizeleri ve delilleri gördüğü halde iman etmeyen din düşmanıdır. Ebu Cehil asıl ismi değil lakâbıdır ki Peygamberimiz (s.a.v.) koymuştur. Ebu Cehil ; chaletin babası demektir. Efendimiz (s.a.v.) peygamber olarak gönderilmeden önce Ebu Cehilin lakâbı Ebul Hakem yani Hakimlerin babası idi. En derin çözülmeyen mevzuları o çözer ve onun hükmüne kimse itiraz etmezdi. Neden? Ebul Hakem böyle hüküm verdi diye. Sonra bu aklını, anlayışını, tecrübesini, bilgisini Kur’ana, vahye, Peygamberimize (s.a.v.) uydurmadığı için Ebu Cehil (cahillerin babası) olmuştur.

Küfr-ü Cehli = Kafir halk bu dinin hak olduğunu bilir. Ezan-ı Muhammedi okunur işitirler, ona “gel müslüman ol” dense “biz atamızdan dedelerimizden ve babalarımızdan böyle gördük, böyle gideriz” derler.

Küfr-ü Hükmi = Dine göre hürmet olunacak yerde tahkir (küçük görmek), tahkir edilecek yerde tazim ederse buna küfr-ü hükmi denir. Mesela, Allah-u Azimüşanın (c.c.) evliyasına, enbiyasına, ulemasına hürmet edecekken tahkir etmek, kafirlerin dindeki merasimlerini tahkir edecekken beğenmek, zünnarı kuşanmak gibi.

Rabbim cümle müslümanları muhafaza etsin. Kafirlere de iman etsin (amin)

Selam ve dua ile …

Fi emanillah (Allah’a emanet)…

 

9 Saatte 49 Deprem

9 Saatte 49 Deprem

20 Şubat gecesinde Marmara Bölgesinde bir deprem fırtınasına tanık olduk.

9 saatte 49 depremin meydana geldiğini öğrendik en büyüğü beş şiddetinde olmasına rağmen endişe verici bir şekilde hissettik ve hemen her platformda öncümü artcımı tartışmalarına başladık.

Çanakkale merkezli bu deprem hepimize “ben canlıyım ve diriyim “dedi.

üstelik yaşatığı sarsıntı ile çok gerginim dediğini de  anladık yakın zamanda Kartalda kendi kendine yıkılan binaları görünce korkumuz dahada arttı .

Kartalda yıkılan binada deniz kumu kullanıldığını ve uygun olmayan demir döşendiğini öğrendik ardından Gemlikte büyük deprem öncesinde yapılan inşaatları hatırladık deprem bir doğa olayıdır kurtulmak ise Allahın taktiridir ama Allahın verdiği akıl ve vicdan ile en az hasarla kurtulmak mümkündür.

ilk en önemli şart sağlam inşaatlar yapmaktır.

Uzak doğu deprem bölgesi olmasına rağmen çok şiddetli depremlerden sonra bile ölüm adedi yok denilecek kadar azdır ölenlerin önemli bir kısmı ise enkazdan değil korkudan ve kalp krizinden  ölmektedir.

1999 Marmara depremi çok büyük bir acı olmasına rağmen hepimize derstir.Demekki  Marmara depremi öncesi yaptığımız tüm inşaatları sorgulamalıyız.

Kartal daki bina kendi kendine yıkıldığına göre benzer binaları bir an önce yıkmak en birinci görevimiz olmalıdır bu işe sadece belediyelere veya diğer bazı resmi kurumlara bırakmak yetmez.

vatandaş olarakta kendi malımıza ve canımıza sahip çıkmak için bu tür işlemlerde risk ve rol almalıyız.

Artık yaşanan her depremden sonra yorum yapmak ve akıl vermek dönemi  bitmiştir.

 

Günün Sözü:

Devlet ne denli bozulmuşsa kanunların sayısı da o denli çoktur “Tacitius”

 

Bursaspor Zor Durumda

Bursaspor Zor Durumda

Bursaspor bu hafta evinde aldığı mağlubiyetle düşme hattındaki Rizespor’u onuncu sıraya çıkarıverdi.

Bursaspor’un puanı ise düşme hattının en iyisi olan Ankaragücü ile aynı hizaya geldi.

Allah korusun falan derken bir anda düşme hattındaki takımlarla aynı puanlarda buluştuk.

Son sıradaki Ankaragücü Erzurumspor ve Akhisar spor havlu atmadıkları için birkaç hafta içinde ligin ortalarına kadar tırmanabilirler.

Rizespor örneği sadece Bursaspor için değil Fenerbahçe’ye bile ders olmalıdır.

Genç bir Bursaspor yarattık diyoruz.

Ama oyun içinde takımı yönetecek bir lider oyuncumuz yok.

Rizespor ceza sahasına yakın yerden bir serbest vuruş kazandık.

Serbest vuruştan dönen topu hızlı bir kontratak sonucunda kendi ağlarımızda gördük.

Demekki oyun içinde takımı yerleştiren ve oyunu kontrol eden bir futbolcumuz yok.

Eski Galatasaraylı Bülent Korkmaz gibi eski Bursa spor’lu Ali Tandoğan gibi arkadaşlarını uyaran ve onları silkeleyen bir lider oyuncumuz yok.

Antalyaspor’da Malatyaspor’da ve Konyaspor’da çok değerli ve oyunun kaderini deyiştiren futbolcuları görünce transferde çok gerilerde kaldığımızı anlıyoruz bu hafta resmen ateş çemberine girmiş durumdayız.

Fenerbahçe ile yan yana aynı puanlardayız.

Hiç bir takımın bir diğerinin göz yaşına bakmadığını görüyoruz.

Önümüzdeki hafta Başakşehir’le  İstanbul’da oynayacağız .

Bu maç ya bize hayat verecek yada ataeş çemberinin içine atacaktır.

 

Günün Sözü:Başarı kuvvetli olana gülümser başarısızlık zayıflara çullanır.

”Oscar Wilde”

 

Erdoğan’ın Bursa Mitingi

Erdoğan’ın Bursa Mitingi

Lider mitinglerinin ilkini Bursa da izledik Gökdere meydanındaki miting soğuk havaya rağmen ilgi gördü.

Ama geçmiş yıllardaki gibi görkemli değildi.Daha önce tanık olduğumuz kadar coşkulu da değildi

Cumhurbaşkan Erdoğan kalabalıkla yaptığı diyolaglarda katılımcıları canlandırmaya çalıştı.

15 Şubat mitinginin ana projesi “panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi “oldu

Bu proje Mustafa Dündarı vitrine çıkardı.

Yaklaşık bir yıldan beri terk edilmiş  bir şantiye görüntüsü haline gelen metro terminal hattı ise Erdoğan’ın dikkatinden kaçmadı.

Alinur Aktaş’ın Mustafa Bozbey’e 20 yıldan beri büyük bir projen yok demesi bu ortamda normaldi ama “kendini fasülye gibi nimetten sayıyorlar” demesi şık olmadı.

Sakin ve muhafazakar çizgideki Alinur Aktaş hepimizi şaşırttı.

Büyük mitingin en karlı adayı Mustafa Dündar oldu.

10 tanzim satış noktası kuracağını da söylendi.

Ankara ve İstanbul’da tanzim satışlar devrede iken Bursa’da neden hala kurulmadığı düşündürdü su ve ulaşım indirimlerini vitrinde tutan Alinur Aktaş tanzim satıştan ve terminal hattından uzakta kaldı.

Ak partinin Bursa mitingine ilgi beklenenden az olmuştur.

Belki havanın soğuk olmasının da etkisi vardır.

Ama teşkilat yönetimleri de seçilen adaylarda ne partililerin ne de kamuoyunun içine sinmemiştir.

Belki bu mitingden sonra yeniden aday adaylığı belirlemesi olasıydı bambaşka bir liste ortaya çıkabilirdi.

Rakip partilerin özellikle YPG ve FETÖ konusunda yaptığı hatalar Ak partinin bu son derece sıkıntılı olan süreci en az hazarla atlatmasını  sağlamaktadır.

Günün Sözü:

Namuslu kişiler ne aydınlıktan nede karanlıktan  korkarlar “Thomas Fuller”

 

Sevgililer Günü Ardından

Sevgililer Günü Ardından

Hepimiz sevgi stoku ile doluyuz.
Ama bir başkasına zırnık kadar vermeye kıyamayız işte”özel bir sevgi “bu kurallarımızı bozar.
Eyleme geçer ve her fırsatta varlığını göstermek ister.
Artık gündemimize sevgili girmiştir kısa bir süre sonra iki kişilik yaşam içine gireriz.
Hep “ben”derken “biz”demeye başlarız.
Bu ılık ortamda romantizmi de hatırlarız.
2019 yılında 3,5 milyon adat satacağı söylenen “güllerden”bir tanesini de biz talip oluruz.
Kısacası sevgililer günü bahanesiyle insan olduğumuzu hissederiz.
En önemlisi duygularımızı hatırlarız.
Ama sevgiyi de sevgiliyi de kendi haline bırakmaya gelmez.
İlgi ile beslemek gerekir.
Yeri geldiğinde söylemek ister Yunus Emre yi hatırlamalıyız “sevgini şimdi söyle musalla taşında değil”sözü tam iletişim çağı için söylenmiş sözdür.
Muhabbet yerine telefonu ve sosyal medyayı seçen nesil sevginin de sevgilinin de kıymetini anlayamaz.
Sevgililerin muhabetten aldıkları tadı hissedemez sevgili ile sevgililer gününün tadını çıkarmak için pahalı organizasyonlara gerek yoktur.
Bir çiçek vermek birlikte bir çay içmek bir telefonla hatır sormak bile yeterlidir böyle duygu konular bile ticarete bulaştı diyebiliriz.
Ticarete bulaşsa bile iletişim çağının büyük telaşı içerisinde bu öze günleri başka türlü hatırlayamayız.
Çünkü sevgi demek duygu demektir.
Duygularımız sayesinde özel insanları fark ederiz.
Duygularımızı yaşayamaz isek kendimizi bile fark edemeyiz.
İşte sevgililer bizim kendimi de fark etmemize sağlarlar.

Günün Sözü:
“Her zaman gülümse dudaklarından tebessüm eksik olmasın hatta bu bazen acıtsa bile”
C.Wildman”

Spor üzerine

Spor üzerine

Bursa geçen hafta İstanbul da Beşiktaş’a yenildi aslında daha önceki bazı maçlarda rakiplerine yenilmişti.
Ama oynadığı her maça asılmış ve üst seviyede mücadele etmişti.Beşiktaş maçındaki Bursa spor maça ortak olmayı hedefleyen bir Bursa spor değildir.
İşin birde tehlikeli tarafı vardır.
Düşme hattındaki takımlar son haftalarda gayret gelirken Bursa spor duraklama hafta gerileme gerileme dönemine girmiştir.
İste böyle bir ortamda önümüzdeki hafta Rize spor la oynayacağımız maç bir final maç haline gelmiştir.
Kısacası bu hafta oynayacağımız Rizespor maçı ve ardından oynayacağımız Başakşehir maçı Bursaspor un bu sezon sonundaki geleceğini tayin edecek maçlar olacaktır.
Bu hafta İstanbul da Erzurum spora puan veren Başakşehir açık ara önde gitmenin kurbanı olmuştur.
Gençlerin yerini şöhretler doldurunca takımda bir düşme başlamıştır.
Bu hafta Trabzon sporu yenen Galatasaray aslında üç puan değil beş puan almıştır Türkiye kupasında da Hatayspora elenen Başakşehir “mental yorgunluğa “düşmüştür Beşiktaş ise Burak Yılmaz ile büyük bir fiziki güç kazanmıştır.
Burak Yılmaz bu yapıdaki Beşiktaşa ilaç gibi gelmiştir.
Bir zamanlar efsana Süleyman Saba yı bile yuhalayan çok bilmiş Çarşı grubunun Burak Yılmazdan uzak durmasını bekleriz.
Fenerbahçe de ana iskelet ve ahenk bozuk olunca yapılan organ nakilleri sonuç vermez.Galatasaray ocak ayında isabatli transferler yapmıştır.
Başakşehir birkaç maçta daha fire verise bu Galatasaray Başakşehire cezayı kesecektir.

Günün Sözü:
Aradığını bilmeyen bulduğunu anlayamaz”C.Bernard”

Bu Seçim Bir Seçimden Daha Fazladır

Bu Seçim Bir Seçimden Daha Fazladır

Bursa’nın Belediye Başkan adaylarını yavaş yavaş tanımaya başladık.

(CHP)Bursa Millet vekili ve Bursa Osmangazi Belediye Başkanı adayı Erkan Aydın’ı çağdaş gazeteciler derneği genel kurulunda dinlemiştik.

Erkan Aydın konuşmasında nefret hakaret ve itibarsızlaştırma üslubundan uzak durmaya çalıştı.

Aslında aynı genel kurulda Mustafa Dündar’ı da dinleseydik daha şık olurdu (CHP)Nilüfer Belediye Başkan adayı Turgay Erdemi belediyecilik tecrübesi ve mesleki donanımı bakımından yeterli görüyoruz.

Ama liderlik özelikleri bakımından eksik buluyoruz.(CHP)Gemlik Belediye Başkan adayı Mehmet Uğur Sertaslan’ın projelerini okuduk.

Narlı ve Güzelyalı’ya düzenlenecek deniz ulaşımı projelerini yararlı bulduk.

Bu projenin hem Gemlik halkına hemde mevsimlik turistlere hareket ve renk katacağına inanıyoruz.

Tramvay projesinin ise pratikle uygulanmasının zor olacağını düşünüyoruz.

Ak partinin Gemlik adayı Berkay Bulut’un tanıtım konusunda geri planda kaldığını görüyoruz.

Tanıtım konusunda Refik Yılmaz’ın çok etkili ve başarılı olduğunu hatırlıyoruz.

Henüz seçim kanpanyaları başlamasında bir çok adayın tanıtım atağına geçtiğine tanık oluyoruz.

Aslında 31 mart yerel seçimlerine hazırlanırken sadece adayların projelerine oy vermeyeceğiz.

Bu oylamada Suriye sınırlarımızda terör koridoru açmayı düşünenleri ve bölünmüş Türkiye haritalarını tüm dünyaya servis edenleride hatırlayacağız.

Bu seçim Belediye hizmetleri çizgisini aşmıştır.

Amerika’nın  Venezuala’daki kaos projesi Amerika’ya itaat etmeyen tüm ülkeler için bir ihtar niteliğindedir.

Birlik ve beraberlik sözcüğünü en çok hatırlamamız gereken zaman işte bu zamandır.

 

Günün Sözü

Hareket halindeki cehaletten daha korkunç bir güç yoktur.

Bernard Shaw

 

Dua – Zikir

Dua – Zikir

İnsanoğlu aciz-i mutlak, Allah-u Te’ala (c.c.) Kadir-i Mutlak’dır. İnsanoğlu ne kadar acizse, Allah-u Te’ala da (c.c.) o kadar Kadir’dir. Bu aciz olan insanın Allah’a (c.c.) yalvarıp, yakarmasından başka çaresi yoktur.
“Yardım ancak Allah tarafındandır” (Enfâl Suresi – 10. Ayet)
Şöyle bir misalle konuyu genişletebiliriz. Dağda gidiyorsun, 4-5 tane çoban köpeği peşine düştü. Ne yapacaksın? Taş atsan hangisine atacaksın, sopa alsan hangisine vuracaksın, ağaca çıksan vakit yok. Ya ne yapacaksın? Tek çaren çobana sesleneceksin. “ÇOBAAAANNNN” diye. Çoban onlara “hoşt” dediğinde bütün köpekler oturur kıçlarının üstüne.
Tabiri caizse bütün zalimler, kafirler, münafıklar, yahudiler, hristiyanlar kuduz köpekler gibidir, hangisiyle uğraşacaksın.? Tek çaremiz Mevla’mıza (c.c.) dönmemiz, O’na (c.c.) dua etmemiz, O’nunla (c.c.) irtibatı sağlam tutmamız, O’nu (c.c.) çok zikir etmemizdir. Çünkü O (c.c.) hepsine yeter.
Rabbimiz (c.c.) ;
“Dua edin kabul edeyim”(Mü’min Suresi – 60. Ayet)
“Şayet yalvarışınız, yakarışınız olmasaydı Rabbiniz size ne diye değer verecekti” (Furkan Suresi – 77. Ayet)
İbadetin özü duadır.
Peygamberimiz sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz de;
“Belaları dua ile karşılayıp savuşturunuz” buyuruyor.
Kim, kimden yardım ister? Zayıf, kuvvetliden. Aciz, güçlüden. Bunun için dua etmekte kulluğun özü vardır, acziyeti ortaya koymak vardır.
Ağzımızın tadı kaçmadan, cennet vatanımıza, ezanımıza, al bayrağımıza, namusumuza, mukaddes değerlerimize zeval gelmeden çok dua ve zikir edelim ki Rabbimiz (c.c.) bizlere acısın da huzurumuzu bozdurmasın.! Eğer rahatta dua ve zikir etmezsek zorda kaldığımızda duamızın ve zikrimizin çok faydasını görmeyebiliriz.
“Kullarım siz rahatken beni zikir edin ben de zorda kaldığınızda sizi hatırlayayım”(Bakara Suresi – 152. Ayet)
Bunun başka bir misali de Yunus (a.s.)’dır. Saffet suresi 143, ve 144, Ayet-i Kerime’lerde ;
“Fakat gerçekte o Yunus balığın karnına düşmeden tesbih edenlerden, yalvarıp yakaranlardan olmasaydı, mutlaka insanların diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı”
Yunus (a.s.) balığın karnında ;
“Lailahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin” bu zikre devam etti. Manası da manidar;
“Ya Rabbi Senden başka ibadete müstahak hiç kimse yok. Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Muhakkak ben zalimlerden oldum”
Bakınız yunus (a.s.) ben “ben zalimlerden oldum” diyerek kendisini suçluyor. Bizler ise hep suçu başkalarında arıyoruz. “benim suçum ne, ne yapmam gerekiyor?” diye hiç hesap etmiyoruz. Herkes vazifesini ve işini yapsa birçok iş hâllolur.
Özetle; Yunus (a.s.) balığın karnına düşmeden Allah’ı (c.c.) tesbih ediyordu, zikir ediyordu. Balığın karnına düşünce de tesbih etmeye devam etti. Mevlamız da (c.c.) ;
“Biz O’nu üç tane karanlıktan kurtardık” (Enbiya Suresi – 88. Ayet) buyuruyor.
İnsanın rahatken zikir etmeyip, dua etmeyip sıkıştığında zikir ve duanın fayda vermeyeceğine misal firavundur.
Yunus Suresi 90. ve 91. Ayet-i Kerime’lerde ;
“Firavun boğulurken dedi ki ; ben de iman ettim, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Beni İsrail’in inandığı İlaha ben de inandım, ben de Müslümanlardanım dedi”

Mevlamız (c.c.) ne buyurdu;
“Şimdi mi iman ediyorsun? Hâlbuki daha önce gerçekten isyan edenlerden ve fesat çıkaranlardan olmuştun”
Daha önceden “ben sizin en büyük rabbinizim” diyordu. Sıkışınca “ben de Müslümanlardanım” deyince “şimdi mi ?” buyurdu. Demek ki sıkışmadan işimizi yapacağız. Mevla (c.c.) nasip etsin (amin)
Vesselam…

Selam ve Dua ile…

Fi emanillah (Allah’a emanet)

Çağdaş  Gazetecilere Bayan Başkan

Çağdaş  Gazetecilere Bayan Başkan

Çağdaş gazeteciler derneğin Bursa şubesinde 16.Geleneksel kurulumuzu yaptık.

Ard arda dört dönem yönetim kurullarında görev yapan Rabia Deniz ,bu defa Başkan olarak seçtik.

29 yaşındaki genç bir kadın başkan ,çağdaş bir derneğe çok yakıştı.

Seçim öncesi (CHP)li Bursa Milletvekilleri  misafirimiz oldular.

Aynı zamanda (CHP)Osmangazi Belediye Başkan adayı olan Erkan Aydın’ın,kısa bir konuşmasını  dinledik.

Seçim bittikten sonra ise eski başkanlardan Yüksel Baysal ile Bursa medyasından Fırat Yılmaz ve Can Topakbaş’ın temennilerini öğrendik.

Bu arada Nilüfer’de Derneğimize verileceğivaat edilen yerin başka bir amaç için kullanılacağını duyduk .

Ayrıca Kültür parktaki yerimizin ise farklı bir proje kapsamında kullanılacağını duyunca biraz endişelendik .

Yeni dernek yönetimimizi sakin ve pozitif çizgide “sesiz bir güç “olarak gördük.görev dönemlerinde hem derneğimize hemde üyelerimize sosyal,kültürel ve eğitim alanlarında önemli avantajlar getireceklerini hissettik.

Bu genç ekibi ilgi ve desdek ile beslemeliyiz.

Dernek üyelerimizinde gerek yazıları ve gerekse açıklamaları ile Rabia Deniz yönetimin  destek vermelerini bekliyoruz.

Yeni yönetimimizde ise her türlü hak ve özgürlüklerin yanında olmasını ve sahada aktif yer almasını bekliyoruz.

Bu genç yönetimin barışçı ve girişken yöntemlerle hem belediyelerle ve hemde kamu kurumları ile çok pozitif ve çok verimli ilişkiler içinde olacağına inanıyoruz ve hepsine sağlık huzur ve başarılar dileriz.

 

Günün Sözü:

Gerçeğe ancak tek yoldan gidilir ama ondan uzaklaşmak için binlerce yol vardır.”

La Bruyere”