Köşe Yazıları

Maça Gelmeyen Taraftar Olamaz

Maça Gelmeyen Taraftar Olamaz

Bursaspor’un pek çok takıma ders olacak nitelikte, bir ölüm kalım savaşlı yaşadığını görüyoruz.

Takım Küme düşünce, çok eski tarihli alacaklıların kuyruğa girdiğine tanık oluyoruz.

Kendi geleceklerinin derdine düşüp, soluğu Avrupa da alanları da biliyoruz.

Koskoca bir şehirde, bu ağır taşın altına elini koymaya başka çıkan olmamış ise, bu Başkanı denemek zorundayız.

Aslında önemli olan, Başkandan ziyade mevcut genç kadrodur.

Bu gençler, umutsuzluk içine düşen Bursa’lı futbol severlere, güven vermiştir.

Bu gençler henüz istediğimiz futbolu oynayamıyorsa da, çok iyi mücadele etmektedir.

Oynaya oynaya, enerjilerini ekonomik olarak kullanmayı öğrenecekler.

Oynaya oynaya tehlikeli geri pasların zararını öğrenecekler.

Ve oynaya oynaya kırmızı kart görmeden, oyunu onbir kişi bitirmeyi, öğreneceklerdir.

Bu takımın tecrübesi olmasa da, hızlı ve mücadeleci futbolu, dikkat çekecektir.

Hocanın en çok üzerinde durması gereken husus, takımın bireysel değil, takım oyununu, benimsemesidir.

Eğer Bursaspor’lu hocamız bu kuralı yerleştiremez ise, bu takımda, bol miktarda Emre Mor örneğini yaşarız.

Bu arada Bursasporlu taraftara da, bir çift sözümüz var. Akhisarspor’un bu ligin en güçlü bir takımı olduğunu biliyoruz.

40 Bin kişilik stadyuma 9 bin taraftar geliyorsa, gelmeyen taraftarların tümüne “yuh çekmek” gerekir.

Futbol oyununun en önemli aktörü taraftardır.

Tribünlerden ona buna yuh çeken taraftarlar, sorumluluk kendine geldiğinde, taşın altına elini koymak zorundadır.

Bir başka maçta, stadyumun dolmasını bekliyoruz.

 

Günün Sözü:

Dikkat et sözlerin sana, ihanet edebilir.”Baraccio”

 

Devlet İçinde Devlet

Devlet İçinde Devlet

Geçmiş yıllarda her darbenin içinde yada dışında CHP’nin izleri aranmıştı.

Ama 15 Temmuz darbesinden sonra çekirdek devlet ile CHP’nin arası bozuldu.

Çekirdek devlet FETÖ ve katı laik asker kesiminin bu darbe girişiminde destek vermedi.

15 Temmuz gecesi TRT’de darbe bildirileri okunmasına rağmen İstanbul birinci ordu komutanının yaptığı çıkış belki de çekirdek devletin müdahalesiydi.

Hele Kılıçdaroğlu’nun Atatürk Havaalanındaki tanklar arasından sıvışması çekirdek devleti kızdırdı.

Eğer Kılıçdaroğlu sıvışma yerine tankların üzerine çıkmayı deneseydi hem kendi kaderini, hem de CHP’nin kaderini değiştirebilecekti.

Erdoğan’ın bir fırsat bulıp havaalanında konuşma yapması bile ikinci planda kalacaktı.

Zaman içinde CHP-HDP yakınlaşması da çekirdek devleti CHP’den uzaklaştırdı.

Artık FETÖ ve YPG mücadelesini ilk sıraya alan çekirdek devletin çok önemli kararlarını görmeye başladık.

Barolar başkanının yeni yargı reformu hamlesini benimsediğini görüyoruz.

Hükümetten ziyade devlete destek verdiğini biliyoruz.

Kısa zaman içinde çok önemli konumdaki bürokratlarında devletin yanında açıklamalar yapacağını göreceğiz.

Yerelseçimlerde bir kaç büyük şehirde başarılı olmak için HDP ile işbirliği yapmak CHP’nin siyasi geleceğini tıkamıştır.

Hele bazı HDP’lilerin büyük şehirleri bizim desteğimizle kazandınız açıklaması CHP’yi çekirdek devlet nezdinde bitirmiştir.

Amerşka’nın çekirdek devleti Pentagon’dur.

Başkan da olsa savunma bakanı da olsa ve genel kurmay başkanı da olsa kararı Pentagon vermektedir.

Bizde de isterseniz Milli güvenlik kurulu deyin, isterseniz dar sınırlı iç kabine deyin bir çekirdek devlet vardır.

Bir anda 3 HDP’li belediyeye kayyum atanırken barolar başkanının devlete destek vermesi çok anlamlıdır.

Mevcut şartlarda sınır güvenliğimiz ve ülke bütünlüğümüz en öncelikli meselemiz haline gelmiştir.

Bu meseleyi bir parti ve kişi tercihi gibi düşünemeyiz.

Bu mesele Türk milletinin ve çekirdek devletin meselesidir.

 

Günün sözü: kalabalıkların başı çok, beyni yoktur. (Pivarol)

Bursaspora belediye Modeli

Bursaspora belediye Modeli

Bursaspor ödemeyeceği miktarda

artan borçların altında kaldı

FİFA, UEFA ve TFF artık takıma alınan futbolcuların

maaş, bonservis vb ödemelerinde

sıkıntı yaşanırsa hemen ceza uyguluyor

Nitekim , bir yabancı futbolcu alacaklarından dolayı

Takımı UEFA’ya şikayet etmiş, sonuçta takımın

Transfer tahtası kapanmıştı. 6 Puan silme cezası da

Alinur Aktaşın devreye girmesi ile önlenebilmişti.

Görünen o ki; şehrin zenginleri, Bursapor taraftarı olsalar da

Mali sorumluluk altına girmek istemiyorlar.

Çnkü; hem rakamların artık çok büyüdüğünü görüyorlar.

Hem de kulüp başkanlığının eskisi kadar siyasi gücünün kalmadığını görüyorlar.

Ayrıca başlatılan SMS kampanyasının beklendiği kadar sonuç vermediği anlaşıldı

İlk 3 günde 2888 bin TL lik SMS atılmıştı.

15 günün sonunda ise sadece 364 bin TL ye ulaşılabildi.

Bütün bu bilgiler Bursasporun sahipsiz kaldığını gösteriyor.

Kısacası transfer sezonu bitmek üzere ama biz hala transfer tahtasını açamadık.

Peki çözüm ne olabilir?

Bursaspor Belediye bünyesine alınabilir.

Zaten yeni tadımızın kağıt üstünde sahibi de Belediyedir.

Başakşehir, Gaziantep ve Erzurumda belediyerli takımları olmuştur.

Ekonomik problemler aşılamayıp takım elindeki son gençleri de kaybederse

Bursapor daha da alt liglere düşer.

Bursanın stadının sahibi Belediye Bursasporun da sahibi olmalıdır.

Tarihinde süper lig şampiyonluğu olan bir takım yaşanan

ve yaşanacak mali ve idari krizle içinde çökmeye bırakılamaz.

Belediye her ne kadar kendiside mali kriz içinde olsa da

bir şekilde Bursaspor için finansman yaratabilir.

Onca tanıtıma rağmen 15 içinde SMS ile 364 bin TL toplayabilen

Kulüp bu yöntemlerin çare olamayacağını anlamalıdır.

Çare kulübün Belediye bünyesine geçmesindedir.

 

GÜNÜN SÖZÜ

En yıkıcı en öldürücü yara

Haksızlık yarasıdır.

“Anonim”

 

 

 

 

Genç Bursaspor’u Destekleyelim

Genç Bursaspor’u Destekleyelim

Bursaspor’un genç takımını,

Karagümrük Maçında merak içinde, seyrettik.

16 ile 22 yaş arasındaki 15 oyuncunun, kadroya girmiş olduğunu duymuştuk ve ilk onbir de, bunlardan dokuzunun oynayacağını, biliyorduk.

Nitekim sahada, bir gençlik fırtınasına tanık olduk.

Dakikalar geçtikçe, bu enerjinin ekonomik kullanılmadığını gördük.

Çünkü takım takımı çekip çevirecek bir, iki ağabey yoktu.

Bu ağabey yokluğu, tecrübeli ve yaşlı Karagümrük takımının, işine yaradı.

On kişiyle yorgun düşürdüğümüz Karagümrük, iki kontratakla maçı götürdü.

Oyunu yüksek tempoda tutan genç Bursaspor, zaman zaman ortamı telaşlandırdı, hızlı oyun, telaşlı oyuna dönünce, çok müsait birkaç pozisyonda, kaçmış oldu.

Genç Bursaspor’un bu sene yeniden süperlige döneceğini sanmıyoruz.

Ama özelikle Türkiye Kupasında, çok canlar yakacağına, inanıyoruz.

Bursaspor’da, çok prestijli bir alt yapı sistemi, var.

Ama Bu sistem içinde, beslenme tekniği olup olmadığını, bilmiyoruz.

Geçen senelerde, Milli Takım kaptanlığına kadar yükselen Ertuğrul’un bir süre sonra, hantallaştığını gördük.

Rakibini yakalayamaz hale gelmişti.

Bir süre önce, yine Bursaspor alt yapısından yetişen Ozan Tufan’da, hantallaşmıştı.

Adeta göbeklenmişti.

Bu sistemli ve bilimsel beslenme uygulanmaz ise, idmanlardan yeterli fayda sağlanamaz.

Bu genç takımımıza, tüm Bursa Komuoyu olarak, sahip çıkmalıyız.

Geçen sene, Hataysporu ve Ümraniyespor’u tanımıştık.

Bu hafta, Bursa’da oynayacağımız Akhisarspor maçı, gücümüzü test etmek için, bir ölçü olacaktır.

Puan cetvelinde, (eksi-6) ile sonuncu durumda olan Eskişehirspor, tüm takımlar için, bir ibret olmalıdır.

Günün Sözü : Çok şanslı olmamı, çok çalışmama bağlıyorum.”Jefferson”

 

Bayramın Ardından

Bayramın Ardından

Kurban Bayramına, ailemizle yaşadığımız bir kayıp ile, başladık.

Hamitlerdeki, Kent mezarlığında  toprağa verdik.

Koskoca Kent mezarlığının dolduğunu, cenazelerin ağaçsız yeni toprak alana gömüldüğünü gördük.

Bayramdan hemen sonra, yiğenimiz Denizhan Tecik’in nikahına katıldık.

Olay Televizyonun da haber sunan Denizhan’a, ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

İşte yaşamın özeti budur, acı ve tatlı olayı, birlikte yaşıyoruz.

Tabi bayram süresince, hem yurt çapında, hem de Bursa içinde, yaşadığımız orman yangınları, içimizi açıttı.

Orman yangınları konusunda, Bursa Büyükşehir itfaiyesi Daire Başkanlığının açıklamasını okuyunca şok olduk.

2019 yılında ilk yedi ayında, tam 4bin 698 yangına müdahale edildiğini, okuduk.

Son 10 Yılda, 85 bin futbol sahası kadar, orman alanı kaybettiğimizi öğrendik.

(%42)sinin, sebebini bilemedik.

(%34)ünün ise,ihmal ve dikkatsizlik sonucu olduğunu anladık.

Tabi bayramdaki sohbetlerimizde, Suriye’nin kuzeyindeki barış koridoru da, yerini aldı.

Geçmişte “bizim Suriye’de ne işimiz var”, demiştik.

Ve P.K.K tarafından basılan karakollarda, çok fidan kaybetmiştik.

Şimdi ise futbol tabiriyle “hucum futbolu”, oynuyoruz.

Sınır ötesinde, operasyonlar yapıyoruz.

Olabilecek bir güç dalgasını önlemek için, “bir bölgeye” sahip olmaya çalışıyoruz.

Ülkemizde misafirliği uzayan sığınmacıları, kendi ülkelerine iade etmeye, uğraşıyoruz.

Belki de, 30 kilometre içeri girilerek, o bölgeye konutlar ve barikatlar, yapılacaktır.

Bu konudaki negatif muhalefeti ve itibarsızlaştırma gayretlerini, kınıyoruz.

Bu harekatı siyasi bir rant gibi görmek de, bu harekatı itibarsızlaştırmaya çalışmak da, hem vatana, hem de millete, zarar verir.

Bu böyle bilene…

 

Günün Sözü: “Daha sonra”nın sonu yoktur.”M.Drumes”

 

Bursaspor Ve Battala’nın Heykeli

Bursaspor Ve Battala’nın Heykeli

Bursaspor’un, Afyon’daki hazırlık kampı tamamlandı. Hazırlık maçlarında, Altay’ı yenen Ümraniye’ye yenilen ve Manisa ile berabere kalan, Bursaspor tat vermedi.

Altay maçındaki gollerden birini atan, 17 yaşındaki Ali Akman’ın gelecek için umut verdiğini öğrendik.

Ayrıca, Ağustos ayı başlarında, Vakıfköy tesislerinde seçmeler yapıldı.

2004-2008 yılları arasındaki 400 genç arasında taramalar yapıldı.

Bu gençlerin arasından, geleceğin yıldızlarının çıkacağına inanıyoruz.

Bursaspor, hazırlık döneminin son etabında, kuvvet çalışmaları için, kapalı salonu tercih etti.

Şimdi hepimizin aklında, 17 Ağustos tarihinde Karagümrük ile yapacağımız, ilk resmi maçımız var.

Bu arada Bursaspor camiasında iz bırakan Battala’nın, 1963 parçadan oluşan heykelinin, bittiğini duyduk.

Şimdi heykelin nerede sergileneceği konusunda, yer arandığını öğrendik.

Aslında 1963 yılından beri, Bursaspor’da iz bırakan pek çok futbolcu olduğunu biliyorum.

Amatör futbol döneminde, Merinos – Akınspor maçlarında karşılıklı oynadığımız, Mesut Şen var.

Mesut Şen daha sonra Bursaspor’un yıldız futbolcusu olmuştu.

Daha sonra, askeri öğrenci kökenli, Ersel ile tanıştık.

Ersel dinamo gibiydi. Bugün dört büyüklerin, (ikinci bölge) için arayıp ta bulamadığı, bir futbolcu tipiydi. Daha sonra, (Sedat 3) hem Bursaspor’un kaptanı, hem de milli takımımızın değişmez ismi olmuştu.

Aslında, Bursaspor’da heykeli dikilecek futbolcu için, seçim sırasında ne biçimde kriterin devreye girdiğini, bilemiyoruz.

Unutmadan şunu da yazmalıyım.

Ersel o kadar sevilmişti ki , o dönemde doğan çocukların, pek çoğunun adı, Ersel olmuştu.

Şimdi, heyecanla ve merakla, karagümrük maçını bekliyoruz.

Günün Sözü:

Kalp boşaldıkça, kese dolar.”Victor Hugo”

 

Cumhurbaşkanı   Erdoğan Bursa’daydı

Cumhurbaşkanı   Erdoğan Bursa’daydı

İstanbul – İzmir otoyolu, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından resmen açıldı.

Biz de, onbir milyar Dolarlık bu dev yatırımın, tam orta noktasındayız.

Toplam 426 kilometrelik bu yol, 3,5 saate İstanbul’u İzmir’e  bağlıyacaktır.

Geçmişte, feribot geçidi ve çok virajlı dağ tırmanışları ile, bu yol yolcularını epey zorluyordu.

Teşekkür etmeyi bile esirgeyecek, bir siyasi çizgide olsak bile, itibarsızlaştırma yoluna gitmekten, kaçınmalıyız.

Elli yaşın üzerindeki kuşak, bu otoyolun bir nimet olduğunu, inkar etmez.

Hele, İzmit’teki Osmangazi köprüsü için, teşekkür bile etmek azdır.

Aynı gün resmi açılışı yapılan, “Bursa şehir Hastanesi konusunda ise, Bursa halkının kafası karışıktır.

Nitekim tüm Güney Marmara’ya hizmet verecek Bursa Şehir Hastanesi, algı operasyonlarına kurban edilmiştir.

Hastanenin, merkeze uzakta olması ve mevcut hastanelerin kapanması durumu, konuşulmaktadır.

Ak parti ile teşkilatı televizyon programları ile, kısa reklam filmleri ile ve anlaşılır afişlerle, bu negatif algı operasyonlarını, önleyememiştir.

Ak Partinin bu dönemdeki yönetim kadrolarının, geçmişteki güçlü Ak parti markasını, taşımakta zorlandığını, görüyoruz.

Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ında bu gerilemeyi fark ettiğini, hissediyoruz.

Ak Partinin Bursa Belediye seçimlerini kazanması, Ak parti genel Merkezini  Aldatmasın.

İYİ Partinin, Bursa ilçe Belediyelerinin paylaşımı sırasında “aç gözlü” bir politika izlemesi, (CHP)’nin daha iyi bir sonuç olmasını, engellemiştir.

Ak partide Mustafa Ergin dışında, kendini vererek hizmet yapan, bir başka milletvekiline rastlamıyoruz.

Belediye Başkanımız Alinur Aktaş’ında, artık “küçük dokunuşlar” dönemine son vererek, yarım kalan büyük yatırımlara, yönelmesini diliyoruz.

Günün Sözü: Çatabilirsen, önce fikirlerime çat, sonra bana.”Montaiane”

 

1184 Akademisyen Ve 1071 Akademisyen

1184 Akademisyen Ve 1071 Akademisyen

Yaklaşık 5 yıl önce, Diyarbakır  SUR bölgesinde “Hendek Terörü” ile karşı karşıya gelmiştik.

793 güvenlik görevlimiz, şehit olmuştu.

İşte tam o günlerde 1184 akademisyen bir “Barış Bildirisi” yayınlamıştı bildirinin özünde, Devlet “ Kürt halkına katliam yapıyor ve kıyım uyguluyor”, denilmişti.

Bu nedenle, 10 Akademisyen tutuklanmıştı.

Bu akademisyenler, “Hak ihtimali” oldu diyerek,” Anayasa Mahkemesine başvurdular.

Ve Anayasa Mahkemesi oy çokluğu ile, “Hak ihlali” olduğunu, kabul etti,oylama sekize karşı sekiz olarak uygulandı.

Ama Başkanın oyu,”Hak ihlalinin” çıkmasını, sağladı.

Avrupa İnsan hakları Mahkemesi bile, Devlete olan sadakate laf söyletmiyordu.

Devlete sadakat de ihlal varsa,”müdahale gereklidir”diyordu.

Çocuk savaşcılar konusunda, (P.K.K) ve (YPG) nin isimleri, birleşmiş milletler raporlarına bile, girmişti.

İşte böyle bir ortamda, Kılıçtaroğlu’da , hak ihlali var diyenlerin yanındayız.

1184 Akademisyen, devleti kürt halkına karşı katliamcı gibi, görmüştü.

Bu defa ortaya, çıkan 1071 Akademisyen de devletin varlığını ve bütünlüğünü, savundu.

Bu konuyu, bir Anayasa  Mahkemesi kararı çapında düşünemeyiz.

Suriye sınırlarımıza, YPG için Amerika tarafından gönderilen yirmi bin TIR silah ile birlikte, düşünmeliyiz.

(YPG) için, onlar saldıramaz ki diyen Kılıçtaroğlu, bu günleri yaşayan Türkiye’nin, hak ve menfaatleri ile örtüşmeyen, açıklamalar yapıyor.

Terörle mücadelede, bir bütünlük için de yapılmalıdır.

Güvenlik güçlerimiz sahada mücadele ederken, bizde aynı çizgide masada, mücadele etmeliyiz.

Anayasa mahkemesi “her ne kadar bu akademisyenlerle aynı düşüncede olmadığını açıklamışsa da” karşı taraf bu kararı, işine geldiği biçimde, anlayacaktır.

Günün Sözü: Bir çığlık, bir çığ meydana getirir.”Suljenitsin”

 

Rahmetli Bozbeyli’nin Hatırlattıkları

Rahmetli Bozbeyli’nin Hatırlattıkları

1968 yılı sonlarıydı.Hem Azot Sanayi Genel Müdürlüğünde çalışıyordum, hem de, Başkent İktisadi ve ticari bilimler Akedemisinde okuyordum.

Çalıştığım kurum, Sanayi ve Teknoloji Başkanlığına bağlıydı.

Bakanımız Mehmet Turgut’tu Dönemin Başkanı Süleyman Demirel’in kontrol altına tutamadığı Başkanlardan biriydi. Dönemin Adalet partisi, büyük bir ayrışma sürecine girmişti.

Nitekim “Reis”adı verilen, dönemin ulaştırma Bakanı Saadettin Bilgiç’in peşinden “kırkbir” milletvekili, adalet partisinden ayrılmıştı.

Adalet partisinden kopan bu “kırkbir” milletvekili, Ferruh Bozbeyli’nin Genel Başkanlığında, “Demokratik Partiyi”, kurmuştu.

Zehir Safiye diye anılan, dönemin iç işleri bakanı Faruk Sükan’da, ayrılanlar arasındaydı.

Adalet partisinden ayrılarak, “Demokratik Partiyi”kuran bu “kırkbir” milletvekilinin ortak özellikleri, milliyetci ve özellikle muhafazakar olmalarıydı.

Bu ayrılan gurup, Adalet partisine büyük zarar vermişti.

Ve Erbakan’ın kurduğu, Milli Selamet Partisinin önünü açmıştı.

Nitekim, 1973 yılında Milli Selamet Partisi, Ecevit ile Koalisyon kuracak hale gelmişti.

Şimdi, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun, yeni Parti kuracakları konusundaki haberleri okuyoruz.

Görev yaptığı dönemde, Ali Babacan’ı işinde uzman, iyi bir ikinci adam olarak, tanımıştık.

Toplumu heyecanlandıracak, bir  lider özelliğinde, görmemiştik.

Ahmet Davutoğlu ise, çok aceleci ve çok fevri kararlarla, karşımıza çıkmıştı.

Suriye’de iç savaş patlayınca, birkaç gün sonra, Esed Muhaliflerini İstanbul’da toplantıya çağırmasını, çok riskli bulmuştuk.

Libya’da Kaddafi muhaliflerine uçakla para göndermesini, vefasızlık olarak görmüştük.

1974 yılında anbargo altındayken, Türkiye’ye benzin ve yedek parça gönderen Kaddafi ve Callut’a , ayıp etmişti.

Süleyman Şah Türbesinin taşınması sırasındaki, acelecilik ve panikten, hoşlanmamıştık.

Yazımıza, yeni parti kurma riskine giren, Bozbeyli’den başladık, bakın nerelere geldik.

Ak partinin, bir gerileme dönemi yaşadığını biliyoruz.

Ama Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu’n, bir umut olarak görmüyoruz.

 

Günün Sözü:

Öğrenmek pahalıdır,

ama cehalet ondanda pahalıdır.”

  1. Clausen”

 

 Bursaspor Afyon Kampında

 Bursaspor Afyon Kampında

Başlangıçta, Bursaspor’lu  futbolcularda gördüğümüz kaçış telaşının, son günlerde kesildiğini görüyoruz.

Gideceklerine kesin  gibi baktığımız, Umut Meraş ve özelikle Ertuğrul Ersoyun, 28 kişilik kamp kadrosunda olduklarını okuduk.

Bursaspor yönetimi, geçmiş borçlar ve alacaklılarla olan sıkıntıları, hala aşamadı.

Yıllar önce, teknik direktörlük yapmış olan Hamza hocaya bile, borçlu olduğumuzu öğreniyoruz.

Dokuz gün sürecek olan Afyon kampında, dört hazırlık maçı oynayacağız.

Altay’la Ümraniyespor’la,  Manisaspor’la ve  El Jadidi Takımı ile, Maçlar yapacağız.

Aslında, kağıt üzerinde bu takımları, yenecek durumundayız.

Ama maçlar oynanmadan kazanılmıyor.

Altay ve özelikle Ümraniyespor maçlarının, bize bir fikir vereceğini  düşünüyoruz .

Alt yapımızla övünüyoruz.

Ama bu genç kadromuzu, birkaç  tecrübeli futbolcu ile, harcamamalıyız.

Sözün kısası ilk yarıya, belirsizliklerle başlıyoruz.

İlk yarıda umut verirse, ocak transferlerinde yapacağımız takviyelerle, inşallah yeniden süper lige dönebiliriz.

Taraftarlarımızın da, şoktan kurtulmasını istiyoruz.

Konbine satışlarına, özen göstermesini bekliyoruz.

Takımımızı seviyorsak, bu sevgiyi konbine alarak, göstermeliyiz.

Henüz transfer dönemini bitirmedik bu günlerde, üst düzey futbolcuların manşetlerde olduğunu görüyoruz büyük kulüplerin ve diğer süper lig takımlarının, kadroları belli olunca bizede takviye imkanı, doğacaktır.

Ama, transfer için gereken paranın ve güvenin, henüz oluşmadığını görüyoruz.

Geçen sezon başımıza, bu iş geldi.

Bu futbol dünyamızın, sonu değildir.

Ama bu gidişatı kendi haline bırakmakta, doğru değildir.

İlk önceliğimiz, konbineleri almak olmalıdır.

 

Günün Sözü:

Suçu bağışlayan asildir, özürdileyen daha asildir “Alphoas”