Köşe Yazıları

Küçük Partiler Kazanacak – Bursaspor Rahatladı

Küçük Partiler Kazanacak – Bursaspor Rahatladı

2013 yılından beri, her ‘’on dört ayda’’ bir seçim yaptığımızı öğrendik. Bu yüzden yeni bir sistem denemek zorunda kaldık.
Artık seçim sonrası koalisyon kurmak yerine, seçim öncesi ittifak yapmak, yolunu tercih edeceğiz. (2000) li yılların başlarında yaşadığımız, üçlü koalisyonlar siyaseti bu tercihe, zorlamıştır.
Birkaç ay evvel, Almanya’nın bile koalisyon kurmakta, ne kadar zorlandığını, gördük. İtalyanlar da, artık Cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesini arzu ettiklerini, açıkladılar.
Aslında, kurulacak ittifaklar, kuruluşundan beri Millet Meclisine giremeyen küçük partiler için de, bir ‘’demokratik nimet’’değerinde, olacaktır.
Ayrıca, (CHP) gibi yaklaşık yarım asırdan beri, tek başına iktidar olamayan partiler içinde, iktidar olma şansı, doğacaktır.
Artık yapılacak iş, nefret ve hakaret politikalarından, uzak durmaktır. Bu seçimin en önemli kazanımı, küçük partilerin meclise girme, kazanımıdır.
Bunun siyasi tanımı, seçim barajının ‘’sıfıra çekilmesi’’ demektir. Yeni sistem gelmese, yaklaşık yarım asırdır iktidar yüzü görmeyen (CHP) nin bir o kadar yıl daha, iktidara gelme şansı, olmayacaktır.
Sistemi Erdoğan’ın getirmesi önemli değildir. Önemli olan, bu yeni sistemden yararlanabilmektir. Önümüzdeki birkaç gün içinde, ittifakların kesinleşeceğini ve Cumhurbaşkanı adaylarının netleşeceğini, göreceğiz.
Bursaspor Rahatladı
Bursaspor, küme düşmesi kesinleşen Karabük’ü yenerek rahatladı. Önümüzdeki hafta yapacağı Konyaspor maçı ise şampiyonluk maçından daha önemli hale geldi.
Konyaspor maçını alırsak, düşmemiz imkansız hale gelecektir. Konyaspor’un korkusu ise birkaç hafta daha devam edecektir.
Eğer, Gençlerbirliği’de Sivas’tan puansız döndüğü takdirde, ona da düştü diyebiliriz. Ayrıca, Osmanlıspor ve Alanyaspor içinde düşme tehlikesinin devam ettiğini, söyleyebiliriz.
Önümüzdeki tabloya göre, Bursaspor ateş hattındadır, diyemeyiz. Ama. Matematiksel olarak rahatlamak için, özellikle Bursa’da oynayacağımız maçlardan puan almak zorundayız.

GÜNÜN SÖZÜ
Ekmeğinizi bölüşün.
Ama. Aynı lokmayı,
Dişlemeye kalkmayın
‘’Halil Cibran’’



Cumhur İttifakı Rahatladı – 23 Nisanın Ardından

Cumhur İttifakı Rahatladı – 23 Nisanın Ardından

24 Nisan seçim kararı içerideki muhalefet ile dışarıdaki bazı odakları üzdü. Aslında erken seçim kararı bir bakıma ‘’Cumhur ittifakının’’ geleceğini de, kurtarmış oldu.
Şayet yerel seçimler önce yapılsaydı, alınacak sonuçlar cumhur ittifakını, zedeleyecekti. Ak Parti ve (MHP) nin kayıpları, 2019 Kasım ayında yapılacak seçimlerde, belki de zirveye ulaşacaktı.
Çünkü, batı kaynaklı finans kurumlarının, Rusya, İran ve özellikle Türkiye’ye yaptıkları ‘’döviz kuru’’ operasyonları, ekonomimizi çok ciddi bir biçimde sarstı.
Bu ölçüde bir kriz, Erdoğan’ın meydanlarda yaptığı konuşmalarla, durdurulamazdı. İşte böyle bir ortamda, Devlet Bahçeli hem ‘’Cumhur İttifakını’’ hem de, kendi partisini bekleyen tehlikeleri, gördü.
Devlet Bahçeli, yaptığı erken seçim çağrısının, kabul göreceğinden emindi. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bu teklifi, daha işlerine yarayacak hale getirdi.
Yeni seçim tarihi, şansı tekrar ‘’Cumhur İttifakına’’ doru döndürdü. Çünkü böyle bir kriz görüntüsü ile, 2019 Kasımına kadar gitmek, akıl karı değildi.
Ak Partinin de, (MHP) nin de büyük kayıp yaşayacağı, belliydi. Çünkü halkımız Afrin’de sağlanan başarının farkındaydı ama yaşadığı ekonomik krizden de şikayetçiydi.
Ayrıca, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarını, paylaşmayı kafalarına koyan ‘’kuklacı ve kuklalara’’ karşı, yeni bir yönetim kurmak kaçınılmaz hale gelmişti.
Cumhur ittifakına karşı olanlar için de, yeni bir şans doğdu. Artık muhalefet blokundan ‘’nefret ve hakaret’’ dışında, öneriler beklediğimizi söylemeliyiz.
23 Nisan Kutluyoruz
23 Nisan 1920 tarihinde, Ankara’da açılan ilk meclis için Atatürk, ‘’ En beğendiğim eserim’’ demişti. Bu tarihi mecliste, Kurtuluş Savaşı ve gelecek kuşaklara iletilsin diye, çocuklara da armağan edilmişti.
İşin içinde, geleceğimiz olan çocuklar olduğu için 23 Nisan Bayramının genellikle çok ilgi çektiğini, görüyoruz.
Tabi. Çocuklarla birlikte, yaşadığımız etkinlikler arasında, 23 Nisan’ın ‘’Bağımsızlık ve Egemenlik’’ bayramı olduğunu da, hatırlamalıyız.
Atatürk’ün, ‘’en beğendiğim eserim’’ dediği meclis’e, bomba atanları da, kınamalıyız. Hem, Mustafa Kemal’in askerlerimiz deyip hem de 15 Temmuz darbe girişimi için ‘’kontrollü darbe’’ ve ‘’tiyatro’’ düzenleyenleri, samimi bulmayız.
Hepimizin 23 Nisanı, Hepimize Kutlu Olsun



….Şaban Ayı…

….Şaban Ayı…

 

Mübarek üç ayların ikincisi Şaban ayıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Şaban benim ayım buyuruyor.

Bazı zaman dilimleri diğerlerinden üstün kılınmıştır, bazı günler diğerlerinden üstün kılınmıştır, bazı aylar diğerlerinden üstün kılınmıştır, ümmeti Muhammed’in hayatı nice kutsi değerlerle donanmıştır. Geçmiş ümmetlerde böyle değerler yoktu, bu ümmete verildi. Onların ömürleri uzun otomatik olarak amelleri de uzun oluyordu. Bu ümmet dünyanın sonunda geldi kabirde az beklemek için.

Ömrümüz kısa, Türkiye standartları 60, 70 sene ibadet eden bir kişi 2, 3 sene tulum ibadet çıkartır. Bin sene ömrü olan bir kişi de 20 sene ibadet çıkartır. Peki bu ümmet cennette girmeden diğer ümmetler giremeyecekler. 2, 3 sene ibadetle ilk önce cennete nasıl girecek bu ümmet. İşte Mevla Te’ala bizlere öyle günler, geceler, aylar verdi ki az ömürde çok sevab.

Bir gece verdi 1000 aydan daha hayırlı, ayet ile sabit. Şöyle düşünelim bir işçi işe gidiyor 8 saat çalışıyor kan,ter içinde kalıyor, akşam işten dönüyor kaç yövmiye alıyor ? Bir…

Bayramda gidiyor akşama kadar otursa kaç yövmiye alıyor ? Üç, dört… Niçin? Bugün bayram.

Tabiri caiz ise bu aylar işini bilenlere bayram kazancı veriyor. Takımlar bile lige başlamadan kamp çalışmaları, hazırlık maçları oynuyorlar. Bu dönemi iyi çalışmayan takım lige kötü başlıyor. LE TEŞBİH VELETEMSİL

Ramazana hazırlık için önemli olan bu ayları iyi değerlendirmezsek Ramazanda çok zorlanırız ve hazırlıksız yakalanırız.

Fuday ibn-i İyaz (k.s.) bir yerde sevgilisi ile konuşurken bir Allah dostu Hadid süresi 16. ayeti okuyordu:

“Kalplerin Allah’dan korkma zamanı gelmedi mi?” Fuday ibn-i İyaz (k.s.) “geldi Ya Rabbi” diyerek tövbe ediyor ve büyük Allah dostlarından oluyor.

Şimdi her birerlerimiz Fuday İbn-i İyaz (k.s.) gibi ; “Ya Rabbi Receb’i iyi değerlendiremedim ama Şaban’da bunu anladım Ya Rabbi “ deyip yolumuzu, işimizi, niyetlerimizi düzeltelim ve “ Ya Rabbi Senden korkma ve emir tutup yasaklardan kaçma zamanı geldi “diyebilelim

Abdullah oğlu Muaz’ın yakın arkadaşı olan Ebul Hafsıl Kebir vefat ediyor.Vefatının üzerinden 8 aya yakın bir zaman geçince Muaz, Ebul Hafsıl Kebiri rüyasında solgun, bitkin bir şekilde görüyor. Allah dostu Abdullah İbni Muaz bunun sebebini, niçin solgun ve bitkin olduğunu sorunca arkadaşı anlatıyor.

Kabrime gömülür gömülmez bir melek başucuma gelerek şunları haykırdı “Sen şu şu günahları işledin, kötülükleri yaptın” ardından da kırbaçlamaya başladı. Sonra kabrin karanlıklarından bir ses yükseldi. Ses şöyle diyordu; “Ey adam bunca kötülüğü işlerken Rabbinden utanmadın mı?” Ardından kabir beni sıkarak kaburga kemiklerimi birbirine geçirdi. Bütün mafsallarım birbirinden ayrıldı. Acı ve azap içinde kıvranıyordum. Bu acı ve azap taa Şaban ayına kadar sürdü. Şaban ayı gelince yine yüseklerden bir ses yükseldi. Ses şöyle diyordu; “Ey melek artık azabı kaldır. Azap ettiğin kişi ömrü boyunca Şaban ayı girdiğinde bir gün oruç tutar bir gece de ibadet ederdi.”  İşte o bir gün oruç tutmam ve bir gün ibadet etmem sebebiyle Allah (c.c.) beni azaptan kurtardı ve beni cennetine sokacağını müjdeledi.

 

    Şaban Ayınız mubarek olsun. Fi emanillah… (Allah’a emanet)



Gerçek Taraftar Böyle Düşünmez

Gerçek Taraftar Böyle Düşünmez

Fenerbahçe bünyesinde, bir iktidar savaşı yaşandığını görüyoruz.
Bu savaşın taraflarının, iktidar hırsı için, kendi takımlarına bile zarar vermekten kaçınmadıklarını hissediyoruz.
Kadıköy’de oynanan derbi maçı sırasında, gördüğümüz provakatif sahnelerin, bu mücadeleden beslendiğini düşünüyoruz.
Bazı odakların, şampiyonluk kupasından çok kaos peşinde koştuklarına inanıyoruz.
Takımı final şansını yakalamak üzereyken, maçın iptal edilmesine sebep olan taraftar gerçek taraftar olamaz.
Bir çok ilimizi modern stadlar ile donattık.
2024 yılında düzenlenecek, Avrupa Futbol Şampiyonasına ev sahipliği yapmak için müracatta da bulunduk.
Bu konuda Almanya ile yarış halindeyiz.
Ama. Avrupa basınını, Sırbistan ve Yunanistan ile bizi, futbolda en çok olay yaşayan ülkeler olarak gösterdiğini de not etmeliyiz.
Yaşanan bu son olay, 2024 yılında yapılacak şampiyonayı, Almanya’ya kaydırmaktan başka bir yarar sağlamayacaktır.
Maalesef, büyük takımların taraftarlarını, siyasallaştırmış durumdayız.
Eylemci bir sivil toplum örgütüne, dönüştürmüş durumdayız.
Başkanlık koltuğu uğruna, kullandığımız bu taraftar gruplarını, artık kontrol edemez hale geldik.
Yaptıkları en şiddetli eylemlerden sonra bile, tepki vermekten korkar hale geldik.
Şikeyi ve şiddeti önleyen yasayı kuşa çevirdik.
Yöneticilerin ceza almalarını önlemek için, bu yasayı uygulama cesaretini gösteremedik.
Aykut Kocaman her fırsatta, Fenerbahçe’nin önünün kesilmesi için, komplolar kurulduğunu söylemektedir.
Aslında, Aykut Hocanın bu odakları dışarıda değil içeride aramasını tavsiye ediyoruz.
Son derbi maçında rakip on kişi kalmıştı.
Beraberlik, Fenerbahçe’yi finale götürüyordu.
İşte böyle bir ortamda içerideki odaklar boş durmadı.
Tüm köşe vuruşu noktalarına yabancı madde yağdırdı.
Şenol Hoca’yı da başından yaraladı.
Bu olaylar Fenerbahçe’nin hızını keserse, bunun günahını ne Futbol Federasyonuna nede Tahkim kuruluna yükleyemeyiz.
Yarım kalan maç, suçluları ve sorumsuzları ortaya çıkarmıştır.

Günün Sözü
“Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz?
Hiçbir can sizin değil, niye döğüşüyorsunuz?”

“Mevlana”



Atatürk  ve Çocuk

                                                    Atatürk  ve Çocuk

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, TBMM tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün Dünya çocuklarına armağan edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, Türkiye’nin milli bayramıdır.

23 Nisan, TBMM’nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tama anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için, ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.

  1. Kemal Atatürk’e göre, çocuk demek ‘’sevgi’’ demekti. O, tüm yaşamı boyunca çocuklara değer vermiş ve onları çok sevmiştir. Bu yüzden de sevdiği kişilere, çocuk diye hitap etmiştir. M. Kemal, çocukların doğal olmasını sever, onların iyi yetişmesini isterdi.

Gittiği yerlerde ilgilendiği ilk şey çocuklar olurdu. Onları dikkatli bir şekilde dinler ve onları anladığını jest ve mimiklerle belli ederdi.

Çocuklar da M. Kemal’i çok sever, onun olduğu yerden ayrılmak istemezlerdi. Ona, bir baba edası ile sarılır ve onu doya doya öperlerdi. İşte Ulu Önder Gazi M. Kemal’in bu yönü de ayrı bir özelliği ve güzelliğiydi.

‘’Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar’’ diyen Atatürk’e göre ‘’Çocuklar, her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar, her koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmalıydı. Yine Atatürk’e göre çocuk sevgisi bir ihtiyaçtı. İşte bu nedenledir ki çok sayıda manevi evlat sahibi olmuştur. Yine bu nedenledir ki TBMM’nin açıldığı 23 Nisan’ın aynı zamanda ‘’Çocuk Bayramı’’ olarak kutlanmasını istemiştir.

‘’Çocuklar, geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.’’ Diyerek biz anne, baba ve öğretmenlere de anlamlı bir mesaj veren atamıza layık çocuklar yetiştirmeli ve kurduğu Cumhuriyete sonsuza dek sahip çıkmalıyız.

İnanıyoruz ki, yarınlarımızı temsil eden çocuklarımız, geçmişten aldıkları güçle, geleceğimizi şekillendirecek, müreffeh bir Türkiye’nin barış içinde bir dünyanın kurulmasında önemli roller üstleneceklerdir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız hepimize kutlu olsun.

 

Özen MURATOĞLU

Özel Gemlik Sınav Koleji

Sınıf Öğretmeni



24 Haziranda Baskın Seçim

24 Haziranda Baskın Seçim

Devlet Bahçeli’nin erken seçim teklifi, baskın seçim olarak yürürlüğe girdi. Bahçeli, 26 Ağustos tarihini teklif edince, hepimiz daha sonraki aylar üzerindeki, tahminlere odaklanmıştık.
Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim tarihini, 24 Haziran olarak açıklayınca, bir baskın seçimle karşı karşıya kaldığımızı anladık.
Aslında, çevremizde füze savaşı sürerken sistem konusunda belirsizlik yaşamak, büyük risk olacaktı. Amerika, İngiltere ve Fransa kıskacına direnirken, daha güçlü bir yönetime ihtiyaç vardır.
Türkiye, İran ve Rusya üçlü ortaklığına karşı, komplolar sürerken, daha güçlü ve daha donanımlı bir yönetime, ihtiyaç vardır.
Henüz deliller toplanmadan, bir İslam ülkesine Miraç gecesi bomba yağdıran, kuklacı ve kuklalara karşı, güçlü bir yönetime, ihtiyaç vardır.
2018 yılı yeni liderler yılıdır. Başkan Trump henüz bir yıllıktır. Fransız başkanı May’da, çok yenidir. Alman Başbakanı Merkel’in ise, henüz mürekkebi kurumamıştır.
Suudi Arabistan’da darbe yapan 31 yaşındaki Prens de, çok yenidir. İşte böyle bir yıla, bizimde yeni bir yönetimle girmemiz, şarttır.
Haziran ayında seçeceğimiz yeni Cumhurbaşkanı, belki de Cumhuriyet tarihimizin en riskli dönemini, yaşayacaktır. Böyle karmaşık dönemlerde, gerçek devlet adamlarını görme fırsatı da, buluruz.
Ortalığı karıştıran, hain işbirlikçiler de, tanıma imkanı buluruz. 2018 yılının, işte böyle bir özel yıl olacağını, düşünüyoruz.
Bahçeli’yi ve (MHP) yi, aldığı oy ile ve çıkardığı milletvekili adedi ile tartamayız. 2002 yılında, üç ortaklığı dümdüz eden erken seçim kararını aldıran da, Devlet Bahçeli idi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine, referandum yolunu açan da, Devlet Bahçeli idi. Şimdi ise, erken seçim konusunda Erdoğan’a mükemmel bir asist yaptı.
Erdoğan’ın attığı gol ise, Bahçeli’yi bile şaşırttı. Eğer Ak Parti ve Erdoğan, 2019 Kasımını bekleseydi, Ak Parti de, (MHP) de (2002) den çok kötü hale gelebilirdi.
Çünkü petrole doymayan kuklacı ve kuklalar, yaşadığımız bu günler de, tüm enerji kaynaklarına el koymayı kafalarına koydular.
Direnmenin tek yolu, güçlü hükümetler ve birlik beraberliktir.
GÜNÜN SÖZÜ
Bir ön yargıyı yok etmek
Atomu parçalamaktan daha zordur.
‘’Einstein’’



Kukla ve Kuklacılar – Bursaspor Tehlikede

Kukla ve Kuklacılar – Bursaspor Tehlikede

Amerika iki kukla ortak ile Suriye’yi vurdu. Ona göre, kimyasal silah merkezlerini vurmuş. Aslında Amerika, ‘’Türkiye, Rusya ve İran ortaklığını’’ vurmuştur.
Soçi toplantılarının, barışa doğru yakınlaştığını gördüler. Ve. Suriye’nin, tekrar Cenevre konferansına dönmesini sağladılar.
Operasyonu kimyasal silah kullanımına bağlıyorlar. Ama. Esad’ın babası da zehirli gaz kullanmıştı. 1982 yılında Hama’da binlerce kişi ölmüştü.
Akbabalar, hala Suriye’den ayrılmak istemiyorlar. Ve. Amerika’nın çekilmesini de, istemiyorlar. Fransa ve Suudi Arabistan’ın, Amerika Suriye’de çekilecek diye, ödü patlıyor.
Suriye’yi bombalayan, üçlü koalisyona katılmayacağını söyleyen, Alman Başbakanı Merkel’i kutluyoruz. Merkel bu davranışı ile Amerika’nın kuklası olmak istemediğini, göstermiştir.
Peki. Şimdi biz ne yapmalıyız. Önce Merkel ile daha da yakınlaşmalıyız. Esad’la diyalog konusunda, Rusya ve İran ile aynı çizgide olmasak da, Rusya’yı da, İran’ı da boş geçemeyiz.
Ülkemizi, Amerikalı yöneticilerinin iki yüzlü politikasına teslim edemeyiz. Hedef, Nato ve (AB) den kopmadan, Rusya ve İran’dan vazgeçmeden, dış politikamızı sürdürmek olmalıdır.
Bursaspor için Zor Haftalar
Bursaspor’un, haftalardan beri (33) puana takılıp kaldığını, endişe ile izliyoruz. Daha da aşağıda yer alan takımların, hızla arayı kapatıp, Bursaspor’a yaklaştığını görüyoruz.
Daha da kötüsü, Bursaspor hem içeride hem de dışarıdaki maçların da, mağlubiyete alışmış bir görüntü, vermektedir.
O yakalanan en müsait pozisyonların bile değerlendirilemediği görünce, oyuncuların güven katsayılarının dibe vurduğunu, hissediyoruz.
Artık önümüzde, çok önemli iki haftamız kaldı. Bu iki maçlı seriyi yakalayamaz isek, bir alt lige düşmemiz, kaçınılmaz olacaktır. Kocaeli’ni, Sakarya’yı ve Eskişehir Spor’u hatırlayınca ürperiyoruz.

GÜNÜN SÖZÜ
Beni az ama uzun sev.
‘’Marlowe’’



Lider var, Lidercik var

Lider var, Lidercik var

Amerika artık medeni devlet yapısından ‘’kabadayı devlet’’ yapısına, dönüşmüştür. Siyasi ve askeri üstünlüğünü kullanarak yeryüzündeki ‘’tüm enerji kaynaklarını’’ ele geçirmeyi kafasına koymuştur.

Tüm dünyaya dağılan finansman yapılanması ile her ülkeyi ele geçirmenin peşindedir. Ayrıca, ‘’kabadayı devlet’’ yapısına uygun bir başkan da, bulmuştur.

Attığı twitte kriz çıkaran, bir söylediği diğerine uymayan, bir ‘’sözde liderle’’ karşı karşıyayız. Bir zamanlar, müteahhitlik yapan ve kumarhane işletmeciliği yapan Başkan Trump, bu defa çok tehlikeli bir kumarı denemektedir.

Türkiye, İran ve Rusya üçlüsünü delmek için yeni bir senaryo icat etmiştir. Terör örgütlerini kuran, destekleyen ve kullanan Amerika’nın, en önemli özelliği nedir?

Kendisine itaat etmeyen ülkeleri, teröre destek veriyor diyerek, suçlamaktır. Şu anda, el-kaideye destek verdi diye, soyup soğana çevirmektir.

MİT tırları operasyonu ile Türkiye’yi de teröre destek suçuna bulaştırmak için, çok çaba sarfetmiştir. İşte. Nato ortağımız Amerika, böyle bir müttefiktir.

Bu günkü İngiltere ise dökülecek kandan çok, alacağı hisseyi düşünmektedir. Fransa’nın sözde lideri Macron ise tam anlamıyla Amerika’ya ‘’biat’’ etmiştir.

Fransa’nın eski lideri Sarkozy ise ‘’Akdeniz Birliği’’ kurmak istediği için, dışlanmıştır. Şimdi yargı ile uğraşmaktadır.

Merkel ise askeri operasyona katılmayacağını bildirerek ‘’olumlu puan’’ almıştır. Çin lideri ise son bir hafta içerisinde sergilediği soğukkanlı davranışları ile en güvenilir lider görüntüsü, vermiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem Nato ile hem de komşularımız Rusya ve İran ile ilişkilerimizin kopmadan devam edeceğini açıklayarak, gerginliği bir ölçüde düşürmüştür.

Son bir hafta içerisinde, yaşadığımız büyük krizde, liderleri şöyle değerlendirebiliriz. Başkan Trump’un halkın lideri olmadığını, paranın ve silahın kuklası olduğunu, gördük.

İngiltere’nin demokrasiden ve hukuktan yana olmadığını, sadece alacağı payın peşinde olduğunu, anladık.

Fransa Başkanının, bir lider gibi değil, bir stajyer memur gibi göründüğünü, izledik. Son olayların, Putin için bir ders olduğunu, düşündük.

Büyük krizde, Merkel ile Çin Devlet Başkanının, soğukkanlı ve sağduyulu davrandığını, izledik.

GÜNÜN SÖZÜ

Başkalarının bizi kızdıran tarafları,

Kendimizi anlamamıza yol açar.

‘’Jung’’

 

 

 



Ak Babanın Merhamet Gösterisi – Bursaspor Zorda

Ak Babanın Merhamet Gösterisi – Bursaspor Zorda

Suriye de, Esad’ın rejim kuvvetleri Doğu Guta’da bir kimyasal saldırı, düzenledi. Bu saldırıdan sonra, bir kısmı çocuk olmak üzere, 80 kişinin öldüğünü öğrendik.
Saldırıyı öğrenen Başkan Trump, ‘’Esad’dan hayvan diyerek’’ bahsetmiş. Amerika’nın 1980 yılında Irak’ta yaptığı ve Suriye’de devam ettirdiği katliamları, unutmuş.
İşte. Bu emperyalist ülkeler böyledir. Hem en ağır suçu işlerler, hem de benzer suçu işleyen başka birine ‘’hayvan’’ diye saldırırlar.
Aslında, IŞID, DEAŞ, P.K.K ve YPG gibi örgütleri kuran, destekleyen ve kullanan, Amerika’dır. Artık, terör örgütleri ile ilişkilerini, saklayamaz hale gelmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, her fırsatta ve her ortamda, (YPG) ile Amerika’nın ilişkisini gündeme getirmesi, Amerika’yı zora sokmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Amerika’nın yanlışlarını yüksek sesle dile getirmesinin, diğer dünya devletlerini de cesaretlendirdiğini, ‘’Kudüs oylamasın da’’ gördük.
Amerika’nın yeni hedefi, Türkiye, Rusya ve İran ittifakını etkisiz hale getirmektir. Rusya’yı algı operasyonları ile itibarsızlaştırarak Türkiye’yi bu ‘’üçlü’’ ortaklıktan ayırmayı, amaçlamaktadır.
Bizim politikamız ‘’üçlü ortaklığı’’ bozmadan, Nato ve (AB) ile ilişkilere, devam etmektir. Hem Nato ile hem (AB) ile ipleri koparmadan, ayrılma kararını onlara bırakmaktır.
Irak’ın işgaliyle başlayan, yeni dünya paylaşımı, 30 yıldan beri devam etmektedir. Yeni dünya paylaşımın içine, Doğu Akdeniz’deki yeni enerji kaynakları da, girmiştir.
Bu yeni paylaşımın en önemli aktörü ise yine Türkiye’dir. Hani futbolda, Fatih Hocanın ‘2Biz bitti demeden bitmez’’ lafı gibi, yeni enerji paylaşımında da ‘’biz masada yok isek , paylaşım olmaz’’ diyecek durumdayız.
Süper Ligde Heyecan Dorukta
Bu sezon, hem şampiyon kim olacak diye merak ediyoruz. Hem de, Bursaspor küme düşer mi diye, endişe ediyoruz.
Geçen senenin kupa şampiyonu Konyaspor ile kupa maçlarının en zorlu takımı Gençlerbirliği bile, tehlikeli bölgededir.
Bu hafta, İzmir’de Göztepe ile oynayacak olan Bursaspor bir mağlubiyet daha alırsa, artık ateş çemberinin içindeyiz, diyebiliriz.
İzmir’den getirilecek bir puan bir sonraki hafta Bursa’da oynanacak maç için, moral olacaktır. Umutluyuz ve böyle olmak zorundayız.

GÜNÜN SÖZÜ
Bir insanın terbiyesi,
Karşısındakiyle,
Tartıştığı zaman belli olur.
‘’Maksim Gorki’’



Ticaret Savaşları – Polisin Kuruluş Günü

Ticaret Savaşları – Polisin Kuruluş Günü

Trump, çelik ve alüminyuma %25 vergi bindirdi. Çin tarafı da boş durmadı ve 128 Amerikan malına, %25 vergi koyduğunu açıkladı.
Amerika Çin’in misillemesine yeni bir vergi paketi ile karşılık verdi. Çin’de bu vergi restine rest ile karşılık verdi.
Ve. 106 Amerikan malına, %25 vergi koyarak ticaret savaşını iyice kızıştırdı. Aslında 1990 yılında ki Irak Savaşıyla, Üçüncü Dünya Savaşına girmiştik.
Üçüncü Dünya Savaşının, geçmişteki dünya savaşları gibi, 3 ile 5 yıllık bir zaman içerisinde biteceğini, zannetmiyoruz.
Ayrıca, hali hazır yaşadığımız savaşı, Doğu Akdeniz’deki petrolün, daha da uzatacağını, tahmin ediyoruz.
Bu ortamda, Nato ile (AB) nin aynı kulvarda yürüdüğünü, görüyoruz. Son anda, Amerika ile İngiltere’nin ajan krizini bahane ederek, ‘’kanka olduklarına’’ tanık oluyoruz.
Türkiye, Rusya ve İran’ın ise bölgedeki gücü kaybetmemek için her an toplantılar yaptıklarını, izliyoruz.
Çin ise bu karmaşık ortamda uzun süre topa girmedi ve vaziyeti idare etti. Ama. Amerika ek vergiler ile sataşınca, Çin’de topa girmeye mecbur olmuştur.
Çin’in petrol fakiri olması, hep çekimser kalmasına ve bekle gör politikası uygulamasına, sebep olmuştur.
Ama. Amerika, tüm dünya petrollerini ele geçirmeyi tasarlayınca devletler arasın da ki ‘’saflar’’ yeniden belirlenmeye başlamıştır.
Polis Teşkilatının Kuruluşu
Her sene Nisan ayının ilk yarısında Polis Teşkilatımızın kuruluşunu, kutluyoruz. Asker kesimin, sivil hayattan ve bürokratik görevlerin bir bölümünden, çekilmesi, Polis teşkilatımızın görev alanını, daha da genişletmiştir.
Teknoloji geliştikçe, suç şekilleri ve suçlu sayıları da artmıştır. Karmaşık suçları çözmek için, karizmatik emniyet görevlilerine, ihtiyaç duyulmuştur.
Polis teşkilatımızın önemi arttıkça, bu teşkilatımıza egemen olma ve sızma eylemleri de, artmıştır. Bir süreden beri, gergin bir ortamda görev yapan polis teşkilatımızın, artık yeni bir düzene girdiğine, tanık oluyoruz.
Askerimiz gibi, polisimize de, güvenmeliyiz. Ve teşkilatı yıpratmaktan kaçınmalıyız.

GÜNÜN SÖZÜ
Neden iki kulağımıza karşılık,
Bir dilimiz var, biliyor musunuz?
Çok dinleyelim de, az konuşalım diye.
‘’Diyojan’’