Köşe Yazıları

Hayat tesadüflerle güzel!

Hayat tesadüflerle güzel!

 

Bir öyle bir böyle seyreden yurdun netameli hava durumu gibi olan ruh halimle aldım kalemi elime bu kez; sizlere bir haftalık süreçte yaşadıklarımı anlatmak için.

 

Sanıldığı gibi ruh halimin öyle böyle olması psikolojimin bozukluğundan falan değil aksine, dolu dizgin geçen İzmir maceramdan sonra ertesi gün arkasına yapışan İstanbul imza günümün verdiği yoğunluk ve yorgunluktan.

 

…ama değer miydi derseniz , ” değerdi ” derim. Güzel miydi diye soracak olursanız ” hem de nasıl ” derim.

 

Sebebine gelince; yine onlarca insanın gönül teline dokunmanın mutluluğu var içimde.  Onlarca yeni insan, yeni yüz, yeni ve farklı muhabbetler ve bir o kadar değişken hayat hikayeleri!

Bu koşturmacaların bende yarattığı yorgunluğu üzerimden çekip alan da işte bu “yenileşme halleri”.  Her bir insanda, her bir farklı mekânda ve her yeni hayat hikayesinde gözlemlediğim, tecrübe edindiğim, bana ” vay be ne hayatlar var” dedirten olaolağanüstü bir koşturmaca benimki.

 

Insana insanı öğreten yine insanoğlu değil mi zaten?

 

İzmir etkinliklerimin güzel gitmesinin yanısıra orada yaşadığım tesadüfi dost karşılaşması da geçtiğimiz günleri daha da hoş kıldı benim için .  Düşünsenize başka bir şehirde iki dost ve üstelik ikisi de birbirinden habersiz, ayrı şehirlerin insanıyken aynı şehirde (İzmir’de), bu da yetmezmiş gibi aynı restoranda karşılaşıyor!.

 

“Dünya küçük ” dedikleri bu olsa gerek. Ben İstanbul’da o ise Kocaeli’de yaşayan iki dost olarak bırakın aylardır ortak zeminde buluşmayı, denk getirip vakit bulup bir “alo” diyebilirsek birbirimize kendimizi mutlu sayan insanlarız biz.

Hal böyle olunca, çölde susuz kalmış bedeviler gibi sarıldık birbirimize İZMİR’in orta yerinde. Bir yemeklik sohbetimizden sonra en kısa zamanda buluşmak dileğiyle ayrıldık .  O günüme anlam katan en güzel tesadüftü bu.

Dilerim siz de bir yerde, sevdiğiniz bir insanla rastlaşıp bu güzel duygunun tadına varırsınız bir gün.

 

Her zaman ki rutinim haline gelen imza günlerim, konferans veya diğer programlarımdan bahsedip konuyu sizin için sıkıcı hale getirmeden, dönüş yolunda, uçakta  beni gerçekten kızdıran (aslında sadece beni değil duyarlı herkesi kızdıran) bir durumdan bahsetmeden geçemeyeceğim.

 

Uçak yolculuğu yapanlarınız bilir ki uçağa bir el çantanız bir de minik bagajınızla girme hakkınız vardır. Gel gör ki son bir kaç yıldır işin tadını iyice kaçıran hava yolu şirketleri yeri geldiğinde üç valiziyle birden yolcunun uçağa girişine izin vermesiyle uçak içinde oluşan kaosun, beklemenin, stresin ve çantanız için yer arama telaşının farkında bile değiller!

 

Mevsimin kış olduğunu düşünürsek bir de bunlara eklenen aba gibi kalın mantolar, paltolar, montlar da eklenince uçak koridorunda dolmuş bekleyen yolcu modunda beklemeniz kaçınılmaz oluyor!

 

Ben ve benim gibi bu halden şikayetçi olan halk adına şuna bir düzenleme getiren olsa da her seferinde yaşanan bu sinir harbinden kurtulsak.

 

Umarım bu şikayetimi duyan, okuyan, gören birileri olur da bir sonraki uçak yolculuğumda aynı durumla karşılaşmak zorunda kalmam, kalmayız…

 

Yaşamın güzelliklerini var gücünüzle görmeye çalışacağınız bir hafta olsun.

 

Dostça ve esen kalın…

 

Erzurumspor`u Geçemedik

Erzurumspor`u Geçemedik

Bu hafta, birinciliğin en önemli maçını, Erzurumspor`la oynadık.

Aslında bu mevsimde, Erzurum`da maç yapmak misafir takım için, büyük zorluktur.

Havanın soğukluğu ve rakımın yüksekliği, misafir takımı olumsuz etkiler.

İşte bu şartlar altında oynadığımız maçta, Erzurumspor`a yenildik.

Aslında bu yenilgi, puan cetvelindeki pozisyonumuzu, değiştirmedi.

Maç berabere devam ederken, direkten dönen şutumuz, maçın kırılma anı oldu.

Bu hafta, ilginç sonuçlara tanık olduk.

Eskişehir spor, kendi evinde Hatayspor`a yenildi.

Ama. Hedefimiz ilk iki arasına girip, direkt olarak süper lige çıkmak, olmalıdır.

Çünkü ‘play-off’ maçlarında, sadece güzel oyun yetmez.

Muhtemel hakem hataları ve bölgecilik, ‘play-off’ maçlarındaki sonuçlara, tesir eder.

Bu bakımdan, işimizi şansa bırakamayız.

İlk iki için, rakibimizin Erzurumspor olacağını, düşünüyorum.

Artık, kart görme alışkanlığımıza, son vermeliyiz.

Hakeme hakaret ettiği için, 5 maç ceza alan Özer, takımın kimyasını bozmuştur.

Bu arada, Erzurum deplasmanından dönüşte, kaza geçiren taraftarımıza ve Bursaspor camiasına, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Günün Sözü

Kalem, aklın dilidir.

“ÇİN DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKÜ’NE NEDEN ZULÜM ASİMİLE YAPAR”? ve(ŞİİR’İM)

“ÇİN DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKÜ’NE NEDEN ZULÜM ASİMİLE YAPAR”? ve(ŞİİR’İM)

             Doğu Türkistan Asya’nın tam ortasında olması, sebebiyle stratejik bir öneme sahiptir.            Türklerin en eski yerleşme alanlarından, biri olan Doğu Türkistan’ı Türk Dünyası’nın diğer ülkelerinden ayırt etmek mümkün değil ve Doğu Türkistan’ın milattan önce Saka devletinin hudutları içinde olduğunu bilmekte. Aynı şekilde, Hun Türkleri ve Büyük Göktürk İmparatorluğunun’ da hudutları içinde yer alıyordu. Göktürklerin içindeki Türk boylarından Uygur’lar 744’te Orhun nehri kıyısındaki! Ordu balık şehrinde müstakil bir Uygur devleti kurdular. İkinci bir devleti, Turfan merkez olmak üzere yeni bir Uygur devleti kurdular. 856’da Mengli Kağan “Alp Kutluk Bilge” unvanı ile Uygur Kağanı olarak bilinmekte ve Türkün ana yurdu Doğu Türkistan’dır.

               Doğu Türkistan bölgesinde araştırmacıların, tespitlerine göre yer altı ve yer üstü kaynakları zengin. Bu kaynaklar başta katı ve sıvı enerji, kömür rezervi 1 trilyon 50 milyar ton, 66 adet altın yatağı mevcuttur. Doğu Türkistan’ın güneyindeki, Tarım Havzasındaki petrol yataklarındaki, rezerv 18 milyar ton olarak tespit edilmiş. Doğu Türkistan’ın Coğrafyası, 1.828.418 kilometre kare büyüklüğündedir. Bu Türk yurdu, dünya Türklerinin en eski topraklarından birisidir. Doğu Türkistan’ın etrafı dağlarla çevrili. ( Altay Dağı, Tanrı Dağı ve Koyunlu Dağı ) ibarettir. Doğu Türkistan’da 320’den fazla nehir vardır. Bunların en büyükleri Tarım Deryası, İli Iratış, Manas, Ulun gür, Karaşiler nehirleridir. Ülkede 100’den fazla göl vardır. Bunlardan Sayrım Gölü deniz seviyesinden 2070 metre yüksekliğinde, 454 kilometre kare büyüklüğünde; Buğdan Gölü 1980 metre yüksekliğinde ve 5 kilometre kare büyüklüğündedir. Dünyanın büyük çöllerinden birisi olan, Taklam akan çölü ve zengin su kaynakları tarım ve hayvancılık yapılmasındaki, alanlar verimliliği kızıl Çin, vahşeti! Bu kaynakların istilası içindir.

             Doğu Türkistan’a sınır ülkeler, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Cumhuriyetleri ile Pakistan, Hindistan, Kaşmir, Tibet, Moğolistan ve Çin ülkelerine komşudur. Bunun içindir ki! Doğu Türkistan’ın jeopolitik önemi büyüktür. Bu ülkelerle Doğu Türkistan’ın kara yolu bağlantısını sağlamak çok kolaydır. Tarihi İpek Yolu’nun önemi günümüzde ilgi alanı içindedir. Dünya Türklüğünün ana yurdu doğu Türkistan bugün sözde hür dünya ülkeleri, emperyalist Çin. 30 milyon Uygur Müslüman, Türkü dünya insanlığı gözü önünde zorla asimile yoluyla yok ediliyor. Dünya ülkeleri yönetimi ve Türkiye Müslüman ülkeler, Çin’in zalimliğini görmezken, sessiz kalınıyor. Bu vahşeti izliyor. Kızıl Çin amacı, Doğu Türkistan’ın zengin topraklarını istila ederek, bu enerji kaynakları kanla beslenen, kızıl emperyalist sistemini yürütme ve güç dengesini sağlaması aynı zamanda hür dünya ülkelerine, totaliter rejim sisteminin güç gösterisidir.

GÖK BAYRAK EBEDİ DALGALANSIN BENİM.

Türkün öz yurdu doğu Türkistan’ım,

İşkence soykırım can veren benim.

Vatanım, bayrağım, toprağım, esirim,

Çin zalimin zulmüne uğrayan benim.

*

Doğu Türkistan hiç dinmedi gözyaşı,

Oluk oluk aktı şehitler kanı,

Turan ellide unutma gard’ aş bizleri,

Kızıl Çin ebedi düşmanım benim.

*

 Kendi öz yurdumla çöl oldum,

Bahçem sarardı soldu renkli gülerim,  

Adım Türk, Müslüman olmak sucum,

Çin vampiri ezeli düşmanım benim.

*

Müslüman âlemi kopmuş geçmiş kendinden,

Türk dünyası şaşkın bakar içinden,

Zalim Çin çekmiş seti başından,

Kavim gard’ aş duy sesimi benim.

*

Mehmet derki yurdumu kimse silemez,

Çin zalimine mazlumun ahları kalmaz,

Yeni bir diriliş destanı yazacağız,

Gök bayrak ebedi dalgalansın benim.

Sayıştay Mudanya Belediyesini Akladı

Sayıştay Mudanya Belediyesini Akladı

Mudanya Belediyesinin, son altı yılına ait hesap ve işlemlerinin, Sayıştay tarafından denetlendiğini ve yapılan iş ve işlemlerin, kanunlara uygun olduğunu öğrendik.

Muhalefet kanadında  ki bir Belediyenin, Sayıştay denetiminden tertemiz çıkması, önemli bir olaydır. Bir ara, arşivimi taradım.

Geçmiş yıllarda iktidar ve muhalefetteki Belediyelerin, (1521) adedi için, suç duyurusunda bulunduğunu, gördüm.

Ak Partili: 599 Belediye

(CHP)li: 454 Belediye

(MHP)li: 231 Belediye

(BDP)li: 96 Belediye

Diğer: 141 Belediye

Bu araştırmanın, (HDP) kurulmadan önce, (BDP) dönemine ait olduğunu, anladım.

Sayıştay denetimleri, geçmiş yıllara ait denetimlerdir.

Mevcut işlemleri, istisnalar dışında durdurmazlar.

Ama. Sonra ki seneler için, bir ikaz niteliğindedir.

Sayıştay denetimleri, sadece yolsuzluklar için, değildir.

Her bir işlemin, usulüne ve hukuka göre yapılmasını da, içerir.

Her fırsat da, her kurumu acımasızca eleştiriyorsak, böyle bir ortamda muhalefetteki bir Belediyenin, tertemiz çıkmasını da, desteklemekteyiz.

Denetimler, sadece mali bütçeler için, yapılmaz.

Belediyenin iş ve işlemleri de, gözden geçirilir.

Ülke gündeminin ve Büyükşehir gündeminin, yoğun olduğu bir dönem de, bu olumlu tablonun, arada kaybolmasına, izin vermeyiz.

Diğer Belediyelerin Sayıştay raporları açıklanmadıkça, Mudanya Belediyesinin aldığı sonucu, daha iyi anlayacağız.

Aslında, Başkan Hayri Türkyılmaz`ın çocuklarına bırakacağı, en büyük miras budur.

Yaşamını, görevinden sonra da, Başkanlık yaptığı ilçe de sürdürecek yöneticiler için, en büyük zenginlik, alınan bu güzel sonuçlardır.

Günün Sözü:

‘Ülkemi ailemden çok severim, ama. İnsanlığıda, ülkeme değişmem.’ (Fenelon)

Güvenlik güçlerine haksızlık etmeyelim…

Güvenlik güçlerine haksızlık etmeyelim…

Gemlik’te son günlerde yaşanan bir takım acı veren olaylarla alakalı özellikle ilçemizde cansiparene görev yapan güvenlik güçlerini yıpratıcı yorumlar özellikle sosyal medya hesaplarında göze çarpmakla birlikte  yapılan haberlerde de  yorum olarak olarak karşımıza çıkıyor.

Gemlik’te 25 yılı aşkın gazetecilik mesleğini yapmaya çalışan bir kardeşiniz olarak şunu belirtmekte fayda görüyorum.

Mesleğe ilk başladığımız yıllarda yaşanan adli olaylarda zanlı veya zanlıların yakalanması günler hatta aylar alıyor, çoğu başka İllerde yakalanıp aylar sonra adli makamlara sevk ediliyordu.

Ancak gerek polis ve gerekse jandarma ekipleri, hem gelişen teknolojinin imkanları hem de bölgeye hakim olmalarından dolayı zanlı veya zanlılar çok kısa sürede yakalanarak adli makamlara 24 saati geçmeden teslim ediliyor. Toplumun çok azı bunu biliyordur. Özellikle cinayetle sonuçlanan adli olaylarda dosya adliyeye gidene kadar görev yapan ilgili birimdeki polisler evlerine dahi gitmiyor mesai mevhumu tanımıyor. Bu durum  bazen günler alabiliyor.

Son yaşanan gerek bir çocuğun öldürülmesi olayında anne ve baba çok kısa sürede gözaltına alındı, alt kat komşusunu öldüren zanlı daha oturduğu siteden çıkmadan yakalandı, dayısını öldüren zanlı ilçeden çıkamayacağını anlayınca güvenlik güçlerine teslim oldu.

İşin özü,  evinde çocuğuna işkence yapan bir aile, alt kat komşunu evine çağırp bir şekilde ölümüne  sebep olan komşu, iddialara göre kilometrelerce uzaktan gelip dayısını katleden yeğenin önceden tespit edilmesi hiç bir şekilde mümkün değildir malesef.

Burada sorgulanması gereken, suçun oluştuğu andan itibaren alınması gereken tedbirlerin alınıp suçlu yada suçluların en kısa zamanda yakalanıp adli mercilere teslim edilmesidir.

Bu konuda cansiperane görev yapan tüm güvenlik güçlerimizi tebrik ediyoruz.

Bursaspor Zirveye Göz Dikti

Bursaspor Zirveye Göz Dikti

Adana Demirspor maçı başlamadan önce, rakibimizin bu günkü pozisyonunu gözden geçirdik.

Adana Demirspor attığı 38 golle, birinciliğin en çok gol atan takımıdır.

Birinci devrede, Adana`da ki maçta bize 4 gol atmıştı.

Ve. En önemlisi, peş peşe aldığı galibiyetlerle, ilk 4 içine girmeyi başarmıştır.

Bu arada, haftalardır liderliği bırakmayan Hatayspor`un, ard arda kaybettiği puanlar, Erzurumspor ve Bursaspor `un da, iştahını arttırmıştır.

Akhisarspor, Hatay da aldığı bu galibiyetten sonra, ilk altı derece için adlandırılan ‘play-off’ hattına girmeyi, başardı.

İşte böyle bir ortamda 25 bin taraftar desteğiyle, Adana Demirspor`u yenmeyi başardık.

Hem de, Özer`in kırmızı kart göstermesiyle, yarım saat eksik oynadıktan sonra 3 puanla sahadan ayrılmayı, becerdik.

Topla oynama yüzdesinde, Adana Demirspor bizden ilerdeydi.

Ama fırsatları kaçırmadık ve çok önemli bir virajı, döndük.

Hatay`ın önümüzdeki haftalarda da, tepe taklak düşmeye devam edeceğini, göreceğiz.

Kış şartları ortadan kalkınca, yorgun Erzurumspor`un, avantajı da, ortadan kalkacaktır.

Erzurum`da oynanan maçlarda, Erzurumspor`un gücünden çok, kış şartlarının misafir takım için, büyük sıkıntılar yarattığını, bizzat gördük.

Bu sezon oynanan maçlarda, 8 bini geçemeyen taraftar, Adana Demirspor maçında, 25 bini yakalayarak, görevini yapmış oldu.

Şimdi, itirazlar yüzünden kırmızı kart gören futbolcularımızı, eğitmemiz lazım.

Dar bir kadromuz var. Bu büyük maratonda, sakatlıklarda yaşıyoruz.

Deplasmanda Erzurumspor ile yapacağımız maç öncesi, gereksiz itiraz sonucu, Özer`in kırmızı kart göstermesini, tecrübeli futbolcumuza, yakıştıramadık.

Günün Sözü

İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir.

“SOSYAL DEVLET ADALETLİ VERGİ” ve (ŞİİR’İM)

“SOSYAL DEVLET ADALETLİ VERGİ” ve (ŞİİR’İM)

              Sosyal devlet devletin sosyal barışı sosyal adaleti sağlamak, sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini gerekli ve meşru gören bir anlayışta olmasıdır. Ekonomik ve toplumsal yönden yurttaşlarının tümüyle ilgilenen, onların yaşam düzeyi sosyal güvenliği konularında gereken önlemini alarak hukuk devletinin, bir üst aşamasına! “Sosyal devlet” adıyla layık, güçlü adalet anlayışı diye biliriz. Anayasa ya göre sosyal devlet, toplum içinde güçsüz vatandaşları güçlü vatandaşlar karşısında korumak ve gerek adalet gerekse toplum karşısında güçlüler ile güçsüzleri eşit bir konuma getirmek, böylece toplum içinde dengeleri kurmak, amacı ile dar gelirliyi ve çalışan kesimi sosyal anlayışta olan devlet yapısının, güvenir olmasını sağlamaktır. Bu nedenle anayasada, Türk devletinin; hem bir hukuk devleti hem de sosyal devlet olduğu ifadesidir. Bu anlamda ülkemizde uygulamalara bakıldığında sosyal ve hukuk devletinin birçok alanda aksaklıklar olduğu ve oluşan bu aksaklıkların acilen tedbiri alınması, çoğunluk toplum kesimlerinin sosyal ve hukuken haklarının, korunması ve devletine çoğunluk toplum kesimlerinin güveni tam olarak artmasını sağlamaktır.

            Adaletli verginin adaletli dağılmasında, doğru olması gerektiğini hemen, hemen bütün cümle âlemin arzusudur. Türkiye’deki vergi adaletinin var olup olmadığını görsel ve yazılı basında devamlı tartışılıyor. Örnek vermek gerekirse Verginin en büyük bölümünün İşçi ve memur tabakasından alındığına şahit oluyoruz. Kamuoyunda bunlara bordro mahkûmları’ da deniliyor. Onların vergileri almış oldukları aylıklardan anında kesiliyor. Bu kesilme işlemi devletçe tayin ve tespit edilen, limit üzerinden ay sonunda almış oldukları maaştan hukuka uygun olarak kesilir. Bunlarda alt ve üst vergi kesme limit kuralı diye bir şeyde yok. Fakat dikkatimi önemle çeken bir konu var ki! Oda memur, İşveren, işçi kesimini resmi olarak temsil eden sendikaların, üst düzey yöneticilerinin altlarındaki çok lüks arabaların, vergileri bulundukları sendikaların üzerinden mi! Araç vergileri ödeniyor. İkinci ilginç olanı işçi emekliler, dernekleri ve birçok vakıfların, genel merkezlerinde benzeri yaşam ve lüks araçlar vergilerini benzeri yollardan ödemesi oluyor mu? Darda olan, çalışan kesim ve küçük esnaf, sefayı süren sendika ve dernek başkanları ve yöneticileri. Bu yapılan uygulamalar anlayışı çalışan kesim içinde sosyal ve hukuksuzluk, adaletsizlik değilmidir.

           Adaletli vergi olsun diye bağırıyoruz. Ancak adaletli vergi alamıyoruz. Adaletli vergi veren karşısındakinin adaletsiz vergi verdiğini hissettiğinde, verdiği vergiden pişmanlık duyuyor. Verginin adaletsiz dağıldığına birçok kesim rahatsız. Örnek Türkiye de birçok büyük şirketler, Süper Liginde 1.nci ve 2.nci ligde hatta ve hatta 3.ncü ligde birçok sporcular bulunuyor. Bunların kaç bin( EURO )veyahut (DOLARA )transfer edildiklerini yazılı basından televizyonlardan öğreniyoruz. Bunlar Türkiye’ye transfer olurken tabi ki bunlardan vergi alınıyor. Asıl konu şu gerçek kazanca göre vergi alınıyor mu? Televizyon dizilerinden, konser veren sanatçılar, kuyumcular, lüks yatlar katlar, birçok konulardan gelire göre vergi alınıyor mu? Alınıyor fakat kazanca göre vergi ödeniyor mu? “Alınmıyor “. Bunları saymakla bitmez. Bu memlekette vergi adaleti yok demektir. Çarpık gelir dağılımı ve vergi adaletsizliği toplumda güvensizlik oluşturuyor ve geleceğe sosyal patlamaları da beraberinde getirilmesinin habercisi oluyor.

 

BAZILARI DEĞERİNDE ALTIN ÇIKTI

Ne insanlar tanıdım gördüm,

Çoğu görünen yüzler değildi.

Kimine baktım adam dedim,

Terazide eksik değeri çıktı.

*

Biri seni üste koyar,

Bazısı seni divane yapar,

Kimi sana alkış tutar,

Bakarsın mayası bozuk çıktı.

*

Yanmayan ateşin dumanı tütmez,

Çürük gövdenin gücüde olmaz,

Her şeyi solmuş iflaha gelmez,

Sonunda yaşamı boşa çıktı.

*

Bazı yüzler kirli idi,

Bazıları süslü püslü idi,

Bazıları boya makyaj idi,

Sonu hepsi boşa çıktı.

*

Tanıdık gördüğüme çok güvendim,

Görüntü laf hallerine kandıklarım,

Temiz yüzden ak deyip sandıklarım,

Ummadığın yerde akrep çıktı.

*

Der Mehmet noksandır tarif,

Bazıları benlik bazısı hafif,

Çoğunda vardır bu tarif,

Bazıları değerinde altın çıktı.

Mehmet Kantar

Gsm :05445144391

Y.T:14.03.2019

 

YAŞAMIN HIZI !

YAŞAMIN HIZI !

 

Nasıl geçtiğini anlamadığım bir haftanın pazarına ermekten mutlu olan biri olarak size bu satırları yazma sevincindeyim.

 

Seminerler, söyleşiler, konferans ve imza günleri derken,  yeni kitabın verdiği heyecanlı ve hummalı çalışma da cabası.

…ama ne demişler; “işleyen demir ışıldar”.

 

Ben yaşamı böyle sevenlerdenim! Yani koştur koştur biçimde. Bunun insana verdiği enerjiye ve adrenalin gücüne inanıyorum. Kendini, kendi sesini dinleyerek yaşayan insanlara bir bakın. Genelde depresif, huzursuz ve asık suratlı bir ruh haliyle yaşarlar.

 

Elbette zaman zaman köşeme çekilip ruhumu dinlendirmeyi ben de seviyorum ama bunun bende alışkanlık haline gelmesine asla izin vermiyorum.

 

Farklı yerlerin atmosferini ve farklı insanların fikri, bilgisi, enerjisiyle bir bütün olmayı sevmemin sebebi belki de bu yolla kendimi sürekli geliştiriyor olmam.

Çünkü “merhaba” dediğim her yeni yüzün bana yeni bir dünyanın ve bakış açısının kapısını araladığını düşünüyorum.

Yeni bir soluk, yeni bir heyecan ve yeni öğretiler…

 

Bunlar beni yaşamın içinde daha enerjik ve atik tutan unsurlar. Böyle dönemlerde yorgunluğu bile göz ardı etmemin sebebi de benden aldığı şeylerden çok daha fazlasını bana vermesi.

Bana, pozitif bir ruh hali katıyor olması.

 

Denemesi bedava!

 

Bir hafta boyunca evinizden hiç çıkmadan geçirdiğiniz hafta mı sizi daha mutlu, daha enerjik daha verimli kılıyor yoksa yine bir hafta boyunca insanlarla iletişim halinde olduğunuz,  meşguliyetinizin olduğu ve kendinize ya da çevrenize fayda sağladığınız bir haftanın sonunda mı daha zinde hissediyorsunuz?

 

Eminim, ikinci seçeneği onaylayanlarınız daha çok olacaktır.

 

Bu hafta da tıpkı geçen hafta olduğu gibi aynı koşuşturma içinde olacağım için mutluyum.Tek bir farkla; bu kez Izmir ‘de bulunacak olmanın tatlı heyecanı sinecek üzerime.

 

Kimbilir, belki de bir sonraki yazımda İzmir’in çiçekli dağlarından seslenirim sizlere.

 

Ve hatta belki bir gün Gemlik caddelerinde de rastlaşırız sizinle !

 

Sağlıkla ve esen kalın.

 

Kaliteli Ulaşım Ve Temiz Gemlik

Kaliteli Ulaşım Ve Temiz Gemlik

Son birkaç aydan beri Bursa Büyükşehir ile Gemlik Belediyesinin, bir hizmet seferberliği içinde olduğuna tanık oluyoruz.

Göreve başladıklarında, Gemlik içi ulaşımda kaliteyi yakalamak konusunda verdikleri sözü, tuttuklarını görüyoruz.

Bu bağlamda, Başkan Aktaş`ın 28 adet Mikrobüsü Gemlik`,e devrettiğini, biliyoruz.

Bu mikrobüsler, Gemlik`e devredilmeden önce, benzerlerinin Bursa ulaşımındaki bazı hatlarda, trafiğe sokulduğunu izlemiştik.

Bursa`da Dikkaldırım gibi, yolcusu yoğun olan bölgelerde, Mikrobüsler`le seyahatin, ulaşımda kalite hedefiyle uyuşmadığını görüyoruz.

28 adet Mikrobüs, Gemlik ilçe sınırları içinde hizmete konulurken, semtlere göre, yolcu yoğunluğu ve sefer adedi planlamasının yapılacağına, inanıyoruz.

Ocak ayı sonlarında, engelli kardeşim ile ilgili vasilik temdidi için, Gemlik`in yeni adliyesine gitmiştim. Henüz, Mikrobüsler devrede değildi.

Hizmetteki araçlar, çok yetersizdi ve ulaşım süresi çok uzundu.

Mikrobüsler devreye girince, ulaşımın çok daha hızlı, kaliteli ve ekonomik olacağına, inanıyoruz.

Ayrıca, Buski ve Tubitak`ın ortak yürüttükleri, daha temiz daha mavi körfez projesinin tam merkezinde, körfezin incisi Gemlik`i, buluyoruz.

Kaliteli ulaşım ve temiz körfez projelerinde, iki farklı partideki belediyeler, partizanca davranmadılar. Ve hizmette işbirliğinin, en güzel örneğine imza attılar.

Belediyeciliği ve teşkilatlanmayı, sadece İstanbul ili ve ilçeleri içine sıkıştıran, parti Genel merkezlerine, Bursa`Da ki bu işbirliği, örnek olsun.

Artık tüm Belediye Başkanları, görevdeki ilk yıllarını, doldurmak üzereler.

Yeri geldikçe Alinur Aktaş, Ahmet Uğur Sertaslan ve çok gündemde olan, İmamoğlu ile ilgili tespit ve analizlerimizi paylaşacağız.

Günün Sözü

Eline, beline, diline sahip ol. İncinsen bile incinme.

Farklı Bir Sevgililer Günü Yazsısı

Farklı Bir Sevgililer Günü Yazsısı

İşgalci Batı toplumu, görüntüde bir nezaket abidesi, gibidir. Ama çıkarları gündeme geldiğinde, bir damla petrol, bir damla kandan kıymetlidir diyecek kadar da acımasızdır. İşte bu kapitalist zihniyetin, topluma sundukları sevgililer günü ise, duygusallıktan çok ticari ağırlıklıdır. Her fırsatta, tüm kaynaklara el koymak isteyen zihniyet, sevginin de sevgilinin de kıymetini bilemez. Kapitalist zihniyetin tanrısı, paradır. Ve ezdikleri toplumlardan kazandıkları ile, kendi halklarını daha iyi şartlarda yaşatmak, bu zihniyetin tek hedefidir. Yapılan reklamlara ve ucuzluk kampanyalarına bakarak, sevgi ve romantizm sunuluyor, zannetmeyelim. Amaç sevgi ve sevgili kullanılarak, hedeflenen yüksek karlara, ulaşmaktır. Demokrasi getiriyoruz yalanı da, aynıdır. Demokrasi getirdik dedikleri, Irak Mısır ve Suriye`ye, bir bakınız.  Sevgililer gününde, sevdiğimiz bir kişinin gönlünü almaya ve bu günü bir hediye ile taçlandırmaya, karşı değiliz. Bu duyguyu göstermek için, bir yıl beklemeye de, gerek yoktur. Aslında, sevgi dolu isek bu duygumuzu her an sevgilimize, gösterebiliriz. Sözün kısası, Petrolu insan kanından daha kıymetli gören bu zihniyet, kendi halkını bile gerçek anlamda sevemez. Bu zihniyet bugün Çin`de yaşadığımız ölümcül salgın hastalıkları, menfaatine uyduğu takdirde Afrika`ya da yayabilir. Savaşta kimyasal gaz kullanımına, karşıymış gibi görünür. Ama biyolojik savaş için, hep hazırlıktadır. Paylaşmayı sevmez. Bugünkü dünya nüfusunu, bu dünya şartlarına göre çok fazla görür. Irak`ta, Afganistan`da ve Suriye`de akan kan bu zihniyetin eseridir. Sınır kapılarında bekleyen milyonlarca çocuk, işte bu zihniyetin bir ürünüdür.

Günün Sözü

Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır.