Köşe Yazıları

YENİ PARTİYE İHTİYAÇ VAR MI?

YENİ PARTİYE İHTİYAÇ VAR MI?

Optimar araştırma şirketi, 2019 yılı Şubat ayında Yeni Partiye İhtiyaç Var mı? Diye bir kamuoyu araştırması yapmıştı.
Şubat ayında var diyenlerin oranı %34.6 yı bulmuştu.
Bu oran Eylül ayında % 25.5’e, Kasım ortalarında ise % 14.9’a gerilemişti.
Seçmen 10 aylık bu dönemde adayları da kurulacak partileri de enine boyuna incelemişti.
Uzman ama ikinci adam karakterindeki Ali Babacan’a baktı ama liderlik özelliğini bulamadı.
Davutoğlu’nu ise çok aceleci ve çok hırslı olarak gördü.
Özellikle Davutoğlu liderliğinde kurulacak bir partinin seçmene hizmet yerine bir intikam partisi olacağını hissetti.
Seçme 50 TL eksenli bir seçimde sadece Ak Parti’ye zarar vermek ve Erdoğan’ı Beştepe’den indirmek amaçlı bir parti kurulmasından yana değil.
Güçlü bir milliyetçi partiye sıcak bakıyor.
Ayrıca emekten ve devletten yana liberal bir sol partiyi arzuluyor.
Çünkü dindar ve muhafazakar çizgideki partilerin FETÖ yüzünden büyük yara aldığını biliyor.
Ayrıca seçmen CHP’nin muhalefet politikalarının hükümete karşı olma noktasından devlete zarar verme noktasına kaymasına da üzülüyor.
Yaşadığımız dönemde tüm dünyada liderler partilerinin önüne çıkmıştır.
Ve geçmişte hangi çizgide olursa olsun bu dönemde her ülkede milliyetçilik yükselmektedir.
18 yıldan beri iktidarda olan muhafazakar çizgideki Ak Parti yıpranmış olsa da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hala seçmen üzerinde bir kredisi vardır.
Aslında ekonomik veriler ve siyasal ortam CHP’nin lehine olsa da seçmen Kılıçtaroğlu ve ekibine yeterli güveni yoktur.
Çünkü CHP’nin başına hükümeti eleştirirken devletin dış politika ve terörle mücadele konusundaki hassasiyetlerine dikkat eden bir lider gelmesini beklemektedir.
Günün Sözü:
Çok şanslı olmamı, çok çalışmama bağlıyorum. “jetferson”

İslam Ülkeleri Kaos Yaşıyor

İslam Ülkeleri Kaos Yaşıyor

Yaşadığımız yılların islam dünyası için kabus yılları olduğunu görüyoruz.
Tüm İslam ülkeleri, Nato’nun, Amerikanın, Rusyanın ve Çinin kurguladığı senaryalolarla birbirlerini öldürüyorlar.
Her savaşın veya suikastın içinde bazen bu ülkelerin biri başrolü oynuyor.
Bazen başrolde kaçını bir görüyoruz, bazen ise hepsi bu senaryonun içinde kendisini gösteriyor.
İslam ülkelerini kaosa iten bu emperyalist ülkeler çoğu zaman bir taşla bir kaç kuşu vuruyorlar.
Şii Süleymaniyeye suikast yaparak savaşı mezhep kulvarına soktular.
Mesela Cübbeli hoca Süleymani suikastından sonra ” Gebermiş Zındık ” diye , görüş bildirmiş.
Mısır” da , Sunni Lider Mursi Mahkeme salonunda fenalaşıp ölünce, devlet adamları içinde sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan, üzüntülerini bildirmişti.
Başka hiç bir devlet adamı, samimi bir açıklama yapmadı.
Suriye iç savaşının patlak verdiği günlerde , bazı partilerimiz Kobani konuşmasında hassasiyet gösterirken bazı partilerimizde , Halep Konusunda çok duyarlı idiler .
Çünkü işin içinde , Mezhep ayırımcılığı yatığıyordu.
Esed in bombaladığı şehirlerde bile, mezhep ayırımcılığını yapılamadığını , görebiliriz.
İslam dünyasının başına çöken Kaosun esas sebebinin, Suuudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu görüyoruz.
Bu iki ülke , bankadaki hesaplarına el koyam ve sahip oldukları enerji kaynaklarını , istediği gibi kullanan, Amerika nın kölesi oldular .
Arap ülkelerini birbirlerine düşman ettiler.
Şimdide , Amerika tarafından icadedilen ” Arap Natosu” kurup, bize düşmanlık yapma amacındadır.
Malessf , barışlini olan islam ainini , mevdut islam ülkeleri, layıkıyla temsil edemediler .
Hem enerji Kaynaklarının hemde paralarının hakkını, veremediler.
Günün Sözü:
Evrende en çok iki şey vardır .
Hidrojen ve aptallık. ” Harlen Ellisan “

Suikast Sonuçları           

Suikast Sonuçları

Mezhepcilik, en tehlikeli kutuplaşmadır.

İslamiyetin, barış olan kutsal adını, yaralamaktadır.

Amerika tarafından öldürülen Süleymani’nin sadece İran’da değil, Suriye ve Irakta da, etkinliği fazlaydı.

Halep’ten ve iblid’ten sınırlarımıza sürülen, insanların çektiği zulümde, Esedve Rusya kadar, Süleymani’ninde sorumluluğu vardı.

Yakın zamanda çoluk çocuğun çektiği eziyetin faturasının, Esed tarafından da ödeneceğini göreceğiz.

Eğer mezhepçi bir anlayışa odaklanırsak,cenaze merasiminde ki görevimizi bile,layıkıyla yerine getireceğiz.

Çıkan kargaşayı önleyemeyiz.

Tabi Amerika içinde söyleyeceklerimiz var.

Geçmişte dünya’ya hakim olan,Osmanlı  İmpartorluğu ve Büyük Britanya gibi , küresel güçlerde vardı.

Bazıları , 700 sene bazıları ise daha fazla hükümdarlıklarını sürdürdüler.

Ama hiçbir zaman “mafya Devlet anlayışına, yenik düşmemişler”

Amerika ,bu kaba kuvvet politikalarıyla, uzun süreli bir güç pozisyonunu sürdüremez.

Petro-dolar uygulaması bitsin, bir anda çöker gider.

Uluslar arası alışverişte,ülkeler dolar kullanmaktan vazgeçsin Amerika bi anda biter çünkü, dolar gücünü ekonomiden değil,Pentogandan almaktadır.

Ama,küresel  ekonomilerde paranın verdiği zarar ,füzelerin ve patriotların verdiği zararlardan çok daha fazladır.

Aslında , görünürde İran ile uğraşan esas hedefi Çin’dir.

İran’nın günahı ,Çin’nin petrol ile beslemesidir Amerika’nın korkusu ise,ipek yolunun dışında kalmaktır.

Yıllardır birbirlerine düşmanlıkta bilenen iki ülke sonunda kapıştılar .

Aslında bu kapışma ,iki tarafın birikmiş gazını almıştır.

İran yönetimi,Amerika’ya karşılık verme konusunda çekinse de , halkın tepkisine uymak zorunda kalmış ve füzeleri atmıştır.

Aslında Amerika yönetimi de , İran yönetimi de , tribünlere oynamıştır.

Günün sözü:

Adaletsizliği işleyen,çekenden daha sefildir. “Eflatun”

Genç Bursaspor dan Umutluyuz

Genç Bursaspor dan Umutluyuz

Birinci yarının son maçında, alınan Hatayspor galibiyeti, Bursaspor’u hayata bağladı.

Bu galibiyet, ilk resmi maçına çıkan İbrahim Üzülmez Hocaya daha, moral oldu.

Bu Bursaspor’a, büyük taktisyen hocalardan ziyade, mücadele ruhunu aşılayacak bir hoca, lazımdı.

İbrahim Hoca da, zaten bu özelliği ile tanınan, bir isimdir.

Gençleri panikten kurtararak ve güçlü komdisyonları ile rakip takımları pes ettirerek, bir takıma ihtiyaç vardır.

İşte bu takım, 22 yaşındaki kaptanıyla, ikinci yarıda tüm şampiyon adaylarına, kök söktürecektir.

Bu takım, birinci yarıda alt yapıdan 11 futbolcuya süre vermiş, bir takımdır.

Takımımızın yumuşak karnı, sarı ve kırmızı kart görme alışkanlığıdır.

Bursaspor ilk yarıda, 46 sarı kart ve 3 kırmızı kart görmüştür.

Ağabey konumunda olan Özer Harmancı, 7 kes sarı kart gördü ve 1 kez cezalı olarak takımını yalnız bıraktı.

Gereksiz itirazlar sonucu, verilen kart cezalarından kaçınmalıyız.

İkinci yarıda, genç Bursaspor’un rakiplerine göre daha diri olarak başlangıç yapacağını, göreceğiz.

Başta, Erzurumspor olmak üzere, ilk yedi içinde yer alan bir çok takımda, yorgunluk alametleri göreceğiz.

Keçiören gücünü, ilk yarının en iyi mücadele eden takımları arasında gördük.

İlk yarıda oynadığımız maçlarda, son 10 dakikada, 8 gol atmıştık.

4 maçımızı da, uzatmalarda kazanmıştık.

Bu tabloya göre, ilk yarıyı şanslı geçirdiğimizi, söyleyebiliriz.

Alanya’daki kampta, hem kaynaşmayı sağlamalıyız.

Hem de, fizik kondisyonumuzu, artırmalıyız.

İkinci yarıda, hava şartları maçların daha mücadeleci ve daha sert geçmesine, vesile olacaktır.

İkinci yarıda, önemli deplasman maçları oynayacağımızı, not etmeliyiz.

Ama bu genç takıma güvendiğimizi tekrar söylemeliyiz.

Günün Sözü: Çok söz hamal yüküdür. “Yunus Emre”

 

2019 Yılını Nasıl Geçirdik

2019 Yılını Nasıl Geçirdik

2019 yılında, pek çok olayı bir yılda yaşadık.

Yerel seçimleri çok çekişmeli geçti gerginliklerde oldu, sürprizlerde  oldu.

Cumhur ittifakında biraz düşme, millet ittifakında, biraz toparlanma gördük 2019 yılında gerçek bir terörle mücadelede yaşadık.

Geçmişte, çağdışı karakollarda uyguladığımız, savunma dönemini noktaladık.

Teröristleri sınır ötesinde ve inlerinde yok etme dönemini, başlattık.

Doğu Akdeniz de, aktif politika yapma dönemine, girdik.

Bizi Akdeniz’in nimetlerinden ve enerji kaynaklarından, mahrum bırakacak tuzakları, bozduk.

Bize, 1974 Amerikan Ambargosunda yardım eden Libya ile “mutabakat” antlaşması yaptık.

Amerika ve Fransa destekli, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi Mısır ve İsrail komplosunu, kırdık .

Bu arada, Tunus Devletini de, yanımıza aldık.

Yılın son ayını ise, Kanal İstanbul tartışmaları ile, geçirdik.

Kanal İstanbul’un finansman yönünden, tam hazır olmadığını, gördük.

Kanalın yanı başındaki, yerleşim yerlerinin ve buradaki arsaların, kanalın stratejik öneminin önüne geçtiğini gördük.

İhaleye çıkılsa bile, özelikle finansman temini ve “yap işlet devret “şartları konusunda, önemli belirsizliklerin bulunduğunu hissettik.

Kanal İstanbul projesi, sadece bizi ve üstlenecek firmaları değil, uluslar arası deniz ticaret ajentalarını da ilgilendirecek, özel bir projedir.

Bu kanalın kıyılarını, bir yerleşim yeri olarak düşünmek, rantçılık fikrini hortlatır.

Ve arsa spekülasyonu , kanalın önemine gölge düşürür. Oysa bu kanal, tüm komşularımız için, caydırıcı ve stratejik bir güç olacaktır.

Kanalın kıyılarını kamulaştırmak, bu alanlara özel limanlar yapmak, rantcılık suçlamalarını da, yük eder.

Son derece stratejik, bir kanalın kıyılarını yerleşime açmak, kanala verilecek desteğini azaltır.

İşte bu projeleri tartışırken, yeni yıla nasıl girdiğimizi, anlayamadık tüm okurlarımıza yeni yılda sağlık ve huzur diliyorum.

Günün Sözü: İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmazsa kötülük  yapma H. Dehlive

 

Yerli Otomobil Ve Milli Sanayi

Yerli Otomobil Ve Milli Sanayi

Yerli elektrikli otomobilin, kamuoyuna sunulması tüm Türk Halkını, gururlandırdı.

Gemlikte üretileceğinin ilan edilmesi ise, tüm Gemlik’lileri sevindirdi.

Niçin üretim merkezi olarak Gemlik seçildi.

Çünkü Gemlik İstanbul- İzmir otobanının en kilit noktasındadır.

Çünkü Gemlik oto yan sanayinin merkezi olan Bursa ile iç içedir.

Çünkü Gemlik’te üretim için seçilen yer, deniz yolu ulaşımına, çok uygundur.

Çünkü Gemlik’te seçilen arazi, Askeri Hara arazisinin bir bölümüdür.

Ve arazi alım satımı konusundaki spekülasyonlara, kapalı bir kamu arazisidir.

Ayrıca yerli elektrikli otomobilin Gemlik’te üretilmesi iş imkanı olarak Gemlik’li vatandaşlarımızı daha şanslı konuma getirmiştir.

Üretim tesislerinde, 300 adet nitelikli olmak üzere, 4 bin 323 kişinin iş imkanına sahip olacağını öğrendik.

Bazı çevreleri, Bursa otomobil üretimine koydu dese de, biz aynı fikirde değiliz.

Nüfusumuz artmakla genç, nüfusumuz ise daha çok artmaktadır.

Bu dönemde, tekstildeki üstünlüğümüz azalmıştır hiç olmazsa, otomobil ve yan sanayinin de “Başkent olma” hedefimizde ısrar etmeliyiz.

Yıllar önce, planörler ve küçük uçaklar yapılıyorken, bizi bu hamlemizden vaz geçenleri hep hatırlamalıyız.

Üstelik “yüzde- yüzü “ yerli olmasa da bu projemize sahip çıkmalıyız.

Amerika’nın meşhur (F- 35) savaş uçaklarının bir bölümünün de, Türkiye’de imal edildiğini unutmamalıyız.

Bu yerli otomobil hamlesi  ile, Amerika’nın bize ambargo uygulamada ısrarı, tam birbirine denk geldi.

Rahmetli Erbakan’ın Milli Sanayi ve Tank üretimi konusundaki çıkışlarını hep hatırlamalıyız.

Yerlilik ve Millilik hedefimizi, lafta bırakamayız.

Günün Sözü: Kitaplarda dost gibidir Az fakat iyi seçilmiş olmalıdır.”S.J. Harris

 

Bursa Spor’dan Yeni Yıl Armağanı

Bursa Spor’dan Yeni Yıl Armağanı

Birinci devrenin son maçında Bursa’da ki rakibimiz,Hatayspor oldu bizden 12 puan yukardaydı

ve ligin en çok gol atmış ve en az gol yemişti.

Ayrıca, geçen sene süper lige geçiş sırasında ,”play-off” maçları da oynamıştı.

Kısacası,Hatayspor biraz kibirliydi,biz ise epeyce endişeliydik.

İşte maça, böyle bir ruh hali içinde başladık.

Ama ataklarla başladık ve onuncu dakikada golümüzüde bulduk.

Maça temkinli başlayan Hatayspor ilk devrenin sonlarına doğru biraz hareketlendi.

Ve beraberlik golünü buldu

İkinci devre birkaç topu direkten dönen Bursaspor,galibiyet golünü,uzatmalarda buldu.

Bu galibiyet Bursaspor’u kendine getirdi .

Hatayspor’a  da,liderlik de yalnız olmadığını hatırlattı.

Nitekim,Ümraniyespor’un  İstanbul’da yenen Erzurumspor’da , Hatayspor’a biraz daha yaklaştı.

Bu arada İbrahim hocanın ismini bile takıma bir heyecan kattığını gördük Hatayspor  galibiyeti ile,yedinci sıradan beşinci sıraya yükseldik.

Ve “play-off” takımlar ı arasına girdik ama,böyle bir günde bile 40 bin kişilik stadımızın,dörtte birini bile dolduramadık.

Aslında ,zengin iş adamlarından destek beklemek yerine,stadımızı doldurmalıyız.

Stadı doldurmak hem takıma destektir.

Hem de Bursaspor bütçesine destektir.

Yardım kapmayası yerine,stadı kampanyası ,yapılmalıdır.

40 bin kişilik stad ta , 10 bin taraftar varsa, taraftarlığımızı,sorgulamalıyız.

Günün sözü :

İçte ki kiri su değil ancak göz yaşı temizler “Mevlana”

 

Kanal  İstanbul Stratejik Projedir

Kanal  İstanbul Stratejik Projedir

Üsküdar’dan altı dakikada, boğazın karşısına denizaltından trenle karşıya geçmek, mümkünmü diye, kendimize sorsaydık.

Bir çoğumuz böyle bir projeye, imkansız derdik ama şimdi bu imkansız gibi görülen projeyi, yaşamımız içine katmış durumdayız .

Kanal İstanbul ise, Marmaray’dan daha stratejik, bir projedir.

Doğu Akdeniz doğalgazı yüzünden, yine karşı karşıya geldiğimiz Yunanistan için ise, bir korku kanalıdır.

Geçtiğimiz günlerde, Yunanistan Dış İşleri Bakanı İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nu ziyarat etmişti Belkide, 15 maddelik Kanal İstanbul itirazı için, İmamoğluna teşekkür etmiştir.

Ülkemizde, Devlet eliyle yapılan bir çok büyük projelere, tanık olduk.

Doğu ve Güneydoğuda yapmış olduğumuz büyük barajların, yakın komşularımızı rahatsız ettiğini duymuştuk.

İşte kanal İstanbul’da, böyle stratejik projelerimizden biridir.

Yunanistan başta olmak üzere, bir çok komşumuzu tedirgin edecektir.

Değerli Gemlik Belediye Başkanlarımızdan, Mehmet Turgut’la Romanya’ya yaptığımız ziyarette, Köstence Limanında pek çok atılı vaziyette vinç görmüştük.

Ayrıca Cavuşesku’nun, Tuna Nehri ile Karedenizi birbirine Bağlayan Kanalı da bu bölgedeydi.

Bu kadar vinç neden Köstence limanına kurulmuş diye sorduk.

Sonuçta, Doğu Blokunun lideri olan Sovyetler Birliğinin, Savunma ve Lojistik Limanının Köstence Limanı olduğunu, anladık.

Bir anda, Sovyetler Birliği ile ters düşen Macaristan’ın başına gelenleri hatırladık ve Budapeşte sokaklarında ateş açan, Sovyet Tankları gözümüzün Önünden, geçti.

Demek istiyoruzki, Kanal- İstanbul’u, sadece ekonomik ve ulaşım açısından, düşünemeyiz.

Kanal- İstanbul ülke ve sınır güvenliği açısından, stratejik bir nokta olacaktır.

Artık, Türkiye’ye olan düşmanlığı tescilenen, Amerika ve Nato ile birlikte, olamayız.

Yeni projeler üretmeliyiz ve yeni ortaklıklar aramalıyız.

Günün Sözü: Okumasını biliyorsan, her insanın, bir kitap olduğunu göreceksin.”Channing”

İbrahim Hocaya Zaman Tanımalıyız

İbrahim Hocaya Zaman Tanımalıyız

Geçen Hafta sezon başından beri beklide en şansız haftamızdı.

Erzurumspor’u yenmemize rağmen, elenmiştik.

Menemen’de oynadığımız maçla, önce geçmemize rağmen yenilmiştik.

Yeni hocamız İbrahim Üzülmez’i işte böyle bir atmosferde, karşılamıştık.

Peki Bursaspor neden bu kadar hızlı geriledi.

Sezon başında, fırtına gibi esen bir genç takımımız, vardı kalecimiz de, çok formdaydı.

Ama defansımız çok tecrübesizdi adam paylaşımı konusunda, çok yetersizdik her maçta, takımı oyundan koparan, basit goller yememizin işte buydu.

Genelde, sahada mücadele konusunda bir eksiğimiz yoktu ama bir oyun planımız yoktu.

Takıma monte ettiğimiz, tecrübeli ağabeyler  de umduğumuz gibi çıkmadılar.

Kısacası, elimizde genç ve taze malzeme vardı, ama ortaya herkesi memnun eden bir ürün, koyamadık.

Yan pas ve geri pas yapmaktan, bir türlü kurtulamadık.

Halbu ki Türkiye kupasında, Tuzlaspor ve Erzincaspor gibi, dikine oynayan takımlarda vardı.

Kupa maçlarıda başlayınca, on günde üç maç, oynamak zorunda kaldık.

Ve yenilgiler ard arda gelmeye başladı İbrahim Hocanın, “fizik olarak iyileşmemiz lazım “ demesi, işte bu yüzdendir.

İbrahim Üzülmez Hocanın, oyuncu iken de, hocalık döneminde de oyun karakteri, canlı olmak ve dirençli olmaktadır.

Kısacası ikinci yarıda, daha canlı ve mücadeleci bir Bursaspor göreceğimizi umut ediyoruz.

Geçen hafta, puan cetvelinde dördüncü sıralardaydık Menemenspor maçını alıp, ikinci sıraya oturturuz demiştik.

Ama evdeki hesabımız, sahaya uymadı maçı kaybedince, yedinci sıraya düştük.

İbrahim Hocaya, zaman tanımalıyız bu genç takıma, mücadele ruhu vereceğine inanıyoruz.

İbrahim hocanın, tam zamanında göreve geldiğine inanıyoruz.

Günün Sözü:

Cisimleri gördüğüm gibi değil, düşündüğüm gibi boyarım “Picasso”

 

Korent Kanalı – Romanya Kanalı Ve Kanal İstanbul

Korent Kanalı – Romanya Kanalı Ve Kanal İstanbul

Yıllar önce, Gemlik Rumeliler Derneğinin Düzenlediği Geziye katılıp, kardeş şehrimiz Nea –Kios’u  ve Korent Kanalını, görmüştük kanalın iki yakasını bağlayan köprülerden geçerken, kanalda yavaş yavaş seyreden, gemileri izlemiştik.

Yontulan kayalar, çok muntazam bir şekilde ikiye ayrılmıştı.

Bu sayede, Yunanistan içindeki ulaşımda kısıtlatılmıştı.

Romanya’daki kardeş şehrimiz olan Novadari’ye, dönemin Belediye Başkanı Mehmet Turgut ile, gitmiştik.

Romanya’da, Çavuşesku’nun Tuna Nehri ile Karadeniz’i Bağlayan Kanalını, görmüştük mahkumlara yaptırılan 70 (km) lik kanal, çok ilginç bulmuştuk.

Aslında bizim yapmak istediğimiz Kanal İstanbul’un önemini, Karadenizde doğalgaz bulduğumuz zaman, çok daha iyi anlayacağız.

Daha düne kadar, Doğu Akdeniz’i sadece bir turizm bölgesi olarak, biliyoduk.

Ama Doğu Akdeniz Bölgesi şimdi, çok büyük bir enerji merkezi haline geldi.

Şu an bile Kanal İstanbul’un önemini düşünebiliyoruz.

Kanal İstanbul’u  açmak, komşularımız üzerinde, ekonomik ve stratejik bir üstünlük, karmak demektir.

Karadeniz ve Balkanlar’da, Türk Devletinin ağırlık koyması, demektir.

Muhalefet olarak, Kanal İstanbul için gerekli finasman ve fizibilite konusunda, fikir üretmek ve sorular sormak, doğaldır.

Rekabetçi bir ihale açılması konusunda, uyarılarda bulunmak da, normeldir.

Ama kanal açılmasına kafadan karşı gelmek, çok yalnıştır.

Ve Rant Edebiyatı yaparak, bu stratejik projeyi  itibarsızlaştırmak da yanlıştır.

Açılan bir Süveyş Kanalının, Mısır’a neler kazandırdığını öğrenmeliyiz.

Kamu görevi yaperken, Ürdün’den ithal ettiğimiz hammaddeler konusunda, Süveyş Kanalının ne kadar önemli olduğunu öğrenmiştik.

Günün Sözü:

İyi ve Muhteşem arasındaki fark, sadece biraz daha gayrettir.”Clerence