Köşe Yazıları

“ÜLKEYİ YÖNETEN SİYASİLERİN KEM SÖZLERİ GÜNDEM ALGISI ANA MUHALEFETTE TEZGAHA SU TAŞIMSI VE ŞİİR’İM”

“ÜLKEYİ YÖNETEN SİYASİLERİN KEM SÖZLERİ GÜNDEM ALGISI ANA MUHALEFETTE TEZGAHA SU TAŞIMSI VE ŞİİR’İM”

Bu ülke gidişatında, beklentide, Kural da, kaide de, sonuç da hiç ama hiç değişmiyor. Huzursuzluk, öfke, kaos, bazen kan gözyaşı, yalan, hukuksuzluk, adaletsizlik olması hepsine “kader” denilen bir manzaraya nereden bakarsanız bakın, aynı ürkütücü, düşündürücü gidişat zihinlere paslı mıh gibi çakılmaları devam ediyor.

 

Yıllarca pervasızca bir öfke var! Bu ülkede bir yanda, her şeyden haber-sizlerin sosyal medyada, televizyon kanallarında geyik muhabbetleri, diğer taraftan azınlık kitlelerin mutluluğu milyonları boğuyor, insanı yaşamdan soğutuyor ve çaresizleri dipsiz kuyuya sürüklüyor.

 

Ülkenin bir tarafında duyarsızlık devam ederken, diğer yanında ise (Şehit düşen askerimiz ve gözyaşları olduğu) haklı terörle mücadelede, vatan uğruna ocaklara ateş düşerken, ülke gündemi kısada olsa duygusallığa bürünse de; siyasette kem sözler yine devam ediyor. Böylesi bir ortamda bile, bu ülkede en değersiz bir şey, çok kısa sürede gündem olmasında değerini koruyor.

 

Suni ve oyalayıcı bir gündem belirleme konusunda mevcut siyasi iktidarın üstüne yok! Fakat ana muhalefet partisi siyasette çaresiz, tezgaha gelmesi çok! Türkiye sosyal, siyasal, korona ve ekonomik açıdan bunalımın içinde boğulurcasına, birde Boğaziçi Üniversitesi üzerinden yapılan tartışmalı atama oluşumu ve olaylar-açıklamalar haftalardır; Türkiye’nin en yaşamsal gündemlerini- sıkıntılarını bir tarafa iterek, gündemin başköşesine oturması ve mevcut siyasi iktidara zaman kazandırarak bir adım öteye gide-memesidir.

 

Milletin önemli sorunlarını ötelemek için gündemler yaratma konusunda, kamu bürokrasi de siyaset içinde taraflı konusunda geri durmuyor. Liyakat, hak, hukuk, adalet kriterlerinin bürokrasiye sirayet ettiği bir süreçte, konu cumhuriyet, laiklik ya da Atatürk olsa bile; Tüm kamu kurumlarında bürokratlar, her konuda siyasetin etkisiyle, her konuda ahkam kesiyor ve ne yazık ki devletin hukuk ve   adalet dağıtan görevlilerde yetkilileri onları seyretmekle yetiniyor.

 

Bu şöhret üçgeninde siyasetin nasıl kin ve nefret söylem gündeminin nasıl sırtından vurduğunu göstermesi yetiyor. Ülkemin bir şehrinde iktidar vekilleri, üst düzey bürokratlar. Atatürk hakkında ölüm fetvası veren Cumhuriyet düşmanı ve emperyalizmin ajanı olarak tarihe geçen, laiklik karşıtı İskilipli Atıf’ı mezarı başında anabiliyor, benzer birçok konuda, Cumhuriyet savcısı da çıkıp, bu ne saygısızlık deyip soruşturma açamıyor. Böyle bir ortamda yeni anayasa değişikliği denilerek yapılmak isteniyor ve anayasanın ilk dört maddesi kesin değişmez ve laiklik açıklaması yapılmıyor.

 

Gerçek zihinsel arka planlarını belli etmeden millilik üzerinden projeler adı altında, siyasetin ahkam kesen kem sözler söyleniyor. Yıllarca hiç değişmeyen, her alanda “kader” denilen gidişatın suni gündemlerle toplumun zihnine yerleşen, bir ortamda gündeme gelerek siyasette şöhret olmanın en ucuz hale gelebiliyor.

 

Bu ülkede son 19 yıldır mevcut siyasetin iktidarda olması önemle başta sosyal ve ekonomi sorunlarıyla %70 halk çoğunluğun ezilmesinde, seçenek olamayan muhalefet partilerinin beceriksizliği, halkın duyarsızlığı ve yoksullaştır- köleleştir, siyasete oy mahkûmiyeti et projesinin etkisi nedeniyle derin çıkmazlarda boğulmaya devam ediliyor.

 

Milyonlarca insan her alanda yaya bırakılmışken, iktidarın algı siyaseti ve muhalefetin beceriksizliğiyle su taşıması, halkın gaflet uykusundaki tutarsızlığı ve milyonların uyanması için, onlara gerçeği en iyi biçimde anlatacak bir muhalefetin, önemli projelerle gündemi belirleyen, halkın içinde olan, güven alan, doğruları açıklayan, bir muhalefet olursa başarılı olur ve  başka bir yol yoktur!. Bir ayağı batak olan, diğeri ayağı havada manzaradan baktırılırken,  siyasilerin kem sözlerinin gündem, tuzağından, çıkması beyhude bir çırpınış olur.

ZEVKLE KUYULARINI KAZMIŞLAR

Helal haram demeden

Zevkle kapıp yemişler.

Bilerek hepsi birden

Zevkle yemiş örtmüşler.

*

Haramı yiyen küffardır

Helal lokma nurdandır

Bedende acılan çukur

Zevkle utanmadan yemişler.

*

Namazı kalkıp kılarlar

Secdede akılca yanlışlar

İşleri güçleri haramdır

Zevkle yiyip durmuşlar.

*

Çok lafları vardır

Sanki haller temizdir

Yalandan yemin ederler

Zevkle söyler durmuşlar.

*

Günah nedir unutmuşlar

Kendileri meslek edinmişler

Haramla yatıp kalkmışlar

Zevkle rahatça yemişler.

*

İşledikleri her günahlar

Zerre tövbe etmemişler

Azrail’e dur demişler

Zevkle kuyularını kazmışlar.

Y.T:20.11.2019

Döviz Fiyatları Ne Olacak

Döviz Fiyatları Ne Olacak

Yeni ekonomi yönetimi politika faizini yüzde 17 lere yükseltti.

Böylelikle Türk Lirasını dövize karşı daha cazip hale getirdi.

Cumhurbaşkanının ikide bir de yüksek faizden hoşlanmıyorum şeklindeki mesajından da çekinmedi. Eğer yeni ekonomi yönetimi bir önceki yönetim gibi faizleri yeniden aşağı çekmeye kalksaydı dolar 7 TL düzeyine indirelemezdi.

Ayrıca hızla sıkı para politikası uygulamasına geçilerek içerideki para aranır hale getirildi.

Yüksek faizden hiçbirimiz hoşlanmayız.

Çünkü yüksek faizin yeni yatırımları olumsuz etkileyeceğini iyi biliriz.

Ama günlük döviz artışlarında vatandaşın geçimini etkilediğini yakından görüyoruz.

Çünkü dövizdeki artışlar tüccarın ve esnafın faturalarına etiketlere hemen yansıyor.

Fakat;  döviz fiyatları yeniden düşüşe geçince ise bu fiyatlar eski seviyelerine indirilmiyor.

Halen 7 TL seviyelerinde dolanan dövizin bir miktar daha düşeceğini hissediyoruz.

Ama yurtiçinde yaşanacak provakasyonlar ve sınırlarımızda yaşanacak sıcak gelişmeler dövizin seyrini yeniden yukarıya çekecektir.

Enflasyonu, döviz kurunu ve faiz oranlarını birer yarışçı gibi düşünmeliyiz.

Bakınız faizler yüzde 17 lere gelince TÜİK enflasyonu da yüzde 15 lere tırmandı.

Halbuki nisan ayı enflasyonu yüzde 11 seviyelerindeydi.

Faizler %17 ere yükselince halk dövizini bozdurdu ve eldeki paralar dövizden kurtulup bankaya faize yatırılmaya başlandı.

Ama dövizdeki hızlı yükselmeler de durdu.

Sıkı para uygulamaları sürdükçe bir çok malda hızlı düşmeler yaşanabileceği hayali kurulmaya başlandı.

Merkez bankasını ve maliye – hazine bakanlığını rahat bırakmalı ve siyasi baskıdan kurtarmalıyız.

Günün Sözü

Tanrı dolu ellere değil

Temiz ellere bakar

Syrus

Bir Anket ve Beştepe Danışmanları

Bir Anket ve Beştepe Danışmanları

Ada araştırma şirketinin Ocak ayı içerisinde yaptığı ve içinde Muharrem İnce ve Sarıgülün de bulunduğu anket sonuçları şöyleydi.

AKPARTİ 38,   CHP 19,   İYİ Parti 12,   MHP 9,6,   HDP 9,5,   Muharrem İnce 2,7,   DEVA 2,5,   Gelecek 1,8,   Saadet 1,2,   Y Refah 0,8,   Sarıgül 0,6,   BBP 0,4,   Vatan P 0,1,   Diğerleri 0,8.

Cumhur İttifakını oluşturan AK PArti, MHP, BBP ve Vatan partisinin oy oranları toplamı yüzde 48 e ulaşmış görünüyor.

Millet ittifakında ise resmi ortaklar CHP ve İyi Parti ile Saadet ve Demokrat Partiyi topladığınızda daha geride kaldıklarını gözlemliyoruz.

Millet ittifakına HDP oyları eklense bile toplamda yüzde 47 e ulaşıyor.

İki  ittifak arasında 2,5 puan fark kalınca ittifaklara dahil olmayan diğer partilerin önemi artıyor. Cumhurbaşkanı erdoğan eski refah partili Oğuzhan Asiltürkü ziyaret ederek hem millet ittifakının çözülmesini hem de saadet partisinden kendisine oy gelmesini amaçladı.

Ayrıca merhum Erbalanın kabrini ziyaret ederek yeniden refah partisine göz kırptı.

Muharrem İnce anketlerde aldığı 2,7 puanlı koy ile kılıçdaroğlunun Babacan ve Davutoğlu hamlelerini boşa çıkarttı.

Sarıgüle çıkan 0,6 lık oy bile kılıçdaroğlunu zora soktu.

Kısacası kıulıçdaroğlunun gelecek seçim sonuçlarından pek de umudu kalmadı.

İşte tam böyle bir ortamda Boğaziçi üniversitesinde öğrenci olayları başladı.

Kuzey suriyedeki ypg terör örgütüne tırlarla ağır silah sevkiyatına devam edildi.

Boğaz köprüsünde kırmızı ışık yanarken bir amerika muhribi  boğazdan karadenize geçti.

Aynı zamanda gelişen bu olaylar tesadüflerle tarif edilemez.

Bütün bu kritik olaylara bir de boğaziçine rektör atama krizi eklendi.

Rektör adaylarının belirlenmesinde ve cumhurbaşkanınca atanmasında hem yökün hem de sarayın danışmanlarının çok titizlik göstermelerini bekliyoruz.

Devleti ve cumhurbaşkanlığı makamını böyle olağanüstü dönemlerde yıpratmaktan kaçınmalıyız

Günün Sözü

İyiliği gizli yapanlar

Tanrıya inananlardır

Balzac

ENGEL MİYİZ? – ENGELLİ MİYİZ?

ENGEL MİYİZ? – ENGELLİ MİYİZ?

 

Sıklıkla sorduğum sorulardır bunlar.

Hayatlarımızda, ülkemizde, dünyada pek çok şey değişime uğrarken, yenilenip akıp giderken bu sorular hiç değişmedi?

 

Bu soruların cevabına ilişkin olarak bazı minicik, küçücük, nokta kadar düzenlemeler yapılsa da bu düzenlemelerin yeterli derecede hayatta yer bulmaması, soru cevaplarının da kağıt üstünde kalmasına sebep oldu!

 

Neden bahsettiğimi, zamanla insanlar değişse bile bu soruların neden hiç değişmediğini hemen söyleyeyim.

 

Yaşadığım, dahası ikamet ettiğim site, bölgenin nezih sitelerinden.

Yooo, bunu övünç meselesi yapmak için söylemiyorum! Bunu, mensubu olduğum sitenin engelli vatandaşlara verdiği önemin ve kıymetin bahsini açmak için söylüyorum.

 

Yiğidin hakkını yememek lazım!

 

Sitede hatırı sayılır  oranda engelli vatandaşımız oturuyor. Sitenin sosyal alanına ve tesislerine adım attığınızda bunu rahatlıkla görebilir ve anlayabilirsiniz.

 

Onların özgürce ve tüm konforları düşünülerek dizayn edilmiş her yer…

 

Kapalı otoparkın içindeki “burası engelli vatandaşlara aittir” işaretinden ibaret değil onlara verilen değer ve yaşamlarını kolaylaştırmak için yapılanlar…

 

Apartman girişlerinde, kameriye girişlerinde,  havuz, market vs. Sizin anlayacağınız sitenin tüm sosyal alanları, bu konu öncelikli olarak düşünülerek  tasarlanmış.

 

Engelli komşularımızın tıpkı benim gibi havanın sıcağından faydalanarak kendilerini açık  alandaki sosyal tesislere atmaları  sonucunda, onların rahatlığını görünce  yine tebessüm ettim. Onlar adına mutlu oldum.

 

Benim gibi ve benimle eşit haklara sahip olarak onların da özgürce hareket etmeleri beni mutlu etti.

 

Daha sonra bazı işlerim için site dışına çıktım…O gün ve sonraki birkaç gün…

 

Site içinde gördüğüm engelli rahatlığını görmek ne mümkün dışarıda!

 

Kaldırımların engellilere ayrılan bölümlerinin önüne araçlar park etmiş…Yol kapanmış. Sizin anlayacağınız çıkamıyorlar kaldırıma. Caddeden gidemiyorlar. Çünkü yoğun bir trafik var…

 

Onlara ayrılan bölümü düşüncesizce kapatan, bedeni sağlam ama aklı kıt vatandaşlar muhtemelen engelliler için yapılan o yokuşların pek çoğunun yanında “yasaktır” tabelası olmadığı için kendinde bu hakkı görüyorlar!

 

Öyle ya; biz “ceza var! yasak var!…” denmeden bize, eğriyi doğruyu ayırt edemeyen bir milletiz!

İlla ki birilerinin bize bunu demesi lazım!

 

O gün gördüğüm bir engelli vatandaşı tekerlekli sandalyesiyle bir kaldırıma çıkartmaya çalıştıysam da benim gücüm de buna yetmedi maalesef! Yardım etmeleri için sağa sola bakındığımda yoldan geçen herkesin başlarını çevirdiklerini  gördüm.

 

Bu hafta yaşadığım örnek sadece bu olmamakla birlikte, sanırım bu bile yeterli olur, ne demek istediğimi vurgulamakta.

 

Ve şimdi yazı başlığıma dönerek sizlere sormak istiyorum;

Engel miyiz?

Engelli miyiz?

 

Biz mi onlara engeliz yoksa birileri engelli vatandaşlarımıza yardım etmemiz için bize mi engel koyuyor?

 

Yüreklerinizdeki engelin kalkması dileğimle.

 

Esen kalın.

Altınordu Yenilgisi Hesapları Bozdu

Altınordu Yenilgisi Hesapları Bozdu

Bursaspor Altınordu maçı tempolu ve mücadele gücü yüksek bir maç oldu.

Her iki takımda da alt yapıdan çıkan genç oyuncular vardı.

Önceki maçlarımızda son yirmi dakikalarda olgun yaştaki rakiplerimizi çok bunaltmıştık.

Ama ALtınordu maçındad son yirmi dakikada biz bunaldık.

ALtınordu kenar yönetimi ikinci yarıda oyuna soktuğu Furkan ve Enis ile Bursasor defasını darmadağın etti.

Aslında kaybettiğimiz bu maçtan sonra eksiklerimizi de görmüş olduk.

İkinci yarıda orta saha hakimiyetini kaybettik.

Çok çabuk ve tek top oynayalım derken çok kritik toplar kaybettik.

Top kayıplarımız yüzünden rakibimize kontra atak fırsatı ve gol pozisyonu imkanı verdik.

Ve en önemlisi kart cezaları nedeniyle ALtınordu maçında oynayamayan stoperlerimiz Emirhan ve Furkan Emre nin eksikliklerini fazlasıyla hissettik.

Altınordu maçına kadar son yirmi dakikada genç Bursasporu hiç bir takım yenemez diyorduk.

Ama diri, mücadeleci ve genç Altınordu bu tezimizde bizi haksız çıkardı.

Puan cetvelindeki rakamlar iyi ve kötü taraflarımızı ortaya koyuyor.

19 maçta attığımız 34 gol bizi en çok gol atan takım konumuna getirmişti.

Ama 19 maçta yediğimiz 30 gol ile ilk on içinde en çok gol yiyen takım haline geldik.

19 maçta 30 gol yemek demek defansımızda arıza var demektir.

Hele kalecimiz tüm maçlarda iyi kurtarışlar yapmışsa defansta yeniden yapılanmaya gitmek gerekir.  İşte ALtınordu naçında bu önemli eksiğimizi de görmüş olduk.

Geniş ve alternatifli bir kadro kurmanın şart olduğunu anladık.

Hücumda çok genç yeteneklerimiz olsa da defansta Emirhan ve Furkan Emre ye alternatif olacak yedek oyuncuların olmadığını gördük.

 

Günün Sözü

İyi dostu olanın

Aynaya ihtiyacı yoktur.

Mevlana

2021 Yılında Siyaset Nasıl Şekillenecek

2021 Yılında Siyaset Nasıl Şekillenecek

Yeni sistemde küçük partilerin alacakları oylar, seçim sonuçlarını belirleyecektir.

Büyük partiler ise mevcut konumlarını korumaya çalışacaklardır.

18 yıldan beri, iktidara olan Ak Partinin hedefi oy oranlarını % 40 seviyesinde tutmak olacaktır.

MHP’nin oy oranı ise baraj seviyesinin bir kaç puan üzerindedir.

Ak Parti ve MHP oyları 50+1 için yeterli olmayacaktır.

Aslında, Büyük Birlik Partisi ve Vatan Partisi oyları da kâfi gelmeyecektir.

İşte bu yüzden Cumhur ittifakına karşı ittifakın oylarının bir kısmı da lazım olacaktır.

Nitekim Cumhurbaşkanının Oğuzhan Asiltürk ziyareti de bu yüzdendir.

Bu seçimlerde HDP’nin içinde olduğu bir ortaklıkta yer almak geçmişteki gibi kolay olmayacaktır.

Çocukları dağa kaçırılan anneler HDP’yi güç durumda bırakmıştır.

İYİ Partiye varan FETÖ gölgesinde millet ittifakının oylarını düşürecektir.

Eski CHP’nin Bursa milletvekili Aykan Erdemir’in Pensilvanya’da FETÖ ve Amerikan demokrasi kuruluşları ile ilişkileri, eski CHP’lileri Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül’e kaydırabilecektir.

Kılıçdaroğlu bir kaç puan oy için Babacan ve Davutoğlu ile şov yaparken, Muharrem İnce daha fazla oy kaybına sebep olacaktır.

Muharrem İnce’nin kuracağı partinin kendisine hiç bir faydası olmasada, Kılıçdaroğlu’na ve Millet ittifakına büyük zararı olacaktır.

2021 yılında siyaset alanın da bir konuyu çok konuşacağız.

Demirtaş’ın yargı süreci ile HDP’nin kapatılma sürecini çok konuşacağız.

Çünkü MHP’nin bu konularda çok kararlı ve çok hazırlıklı olacaklarını izliyoruz.

2021 yılının gerek siyasi açıdan, gerekse toplumsal açıdan çok gergin bir yıl olacağını hissediyoruz.

 

GÜNÜN SÖZÜ;

İnsanlar başaklara benzerler.

İçleri boşken başları havadadır.

İçleri doldukça eğilirler.

“Montaigne”

UMUT ARANIYOR!

UMUT ARANIYOR!

Bol bol kitap yazıyorum şu günlerde…

Mecburen kapandığımız metrekarelerde kendime uygun gördüğüm ve aktif hayatın içinde zamansızlıktan el süremediğim kitaplarımı yazıyorum. Nitekim hayatın içinde etkinlikten etkinliğe koştururken, kitap yazmak gibi sükunet ve bol zaman gerektiren bir meşgaleyi yapmanız mümkün olmuyor!

Kitap yazmak, tam anlamıyla geri çekilme, kendini izole etme halidir. Açıkçası, böyle bir meziyete sahip olduğum için şanslı kullardan olduğumu düşünüyorum! Aksi halde, evlere kapanışımızın ikinci kışında bu süreci yaşamakta zorlanabilirdim.
Geçen sene açmış olduğum AKADEMİ de bu konuda imdadıma yetişiyor! Zira, hatırı sayılır derecede vaktimi alıyor. Hatta bırakın “Zamanı nasıl dolduracağım?” düşüncesini, alelacele yediğim ayak üstü yemeklerim, “şöyle bir göz atayım ” diyecek kadar bile zaman bulamadığım TV ekranı, bir türlü sohbet amaçlı yapamadığım uzun telefon konuşmaları zaman zaman eşin dostun bile gücenmesine sebep oluyor!

Yok! Gram boş vaktim yok!
Yaptığım tek sosyalite ki ona da sosyal olmak denirse! sabah içtiğim kahvemle birlikte ülke ve dünya gündemine göz gezdirmek, bir de aynısını gece yatmadan önce yapmak. Aslında bunları da birşeylerden haberdar olmak, dünyadan kopmamak adına yapıyorum! Yoksa, şu anda ne ülkemizde ne de dünyada merak ettiğim hiçbir şey yok! Aksine, okuduğum, gördüğüm ve gözümün takıldığı her olumsuz haber ruhumu daraltıyor. Nitekim uzunca bir süredir yüzümüzü gülümseten haberlere tanık olmadığımız için olumsuzlukları neredeyse kanıksadık!

Ben bunları yaparken başımı kaldırıp şöyle bir etrafıma baktığımda görüyorum ki internet yeni dünya düzeni tahtındaki yerini daha çok sağlamlamış!

İnsanlar haklı…Ne yapsınlar! Sürekli pandemi hapsi günleri yaşarken, soluğu internette alıyorlar! Ve böylece pandemi, dijital çağdaki yerini sağlamlaştırmış oluyor…

Yazının başında da dediğim gibi, benim harika bir meşguliyetim var. Bu yüzden bu tip ortam gezginliği yapacak vaktim yok. Ancak insanların son zamanda prim yaptırdığı sitelere ve YouTube kanallarına baktığımda gördüğüm sıkılmışlık ve umut arayan hallerine tanık olunca bir değil, iki kez düşündüm!

Neden mi?

Çünkü öne çıkan internet siteleri şunlar:

Tarotçular… (Sanal alemde tarotçu patlaması var! desem kimse yadırgamaz sanırım!)

Falcılar…(Bir fincanı kapatıyor fala bakacak olan kişi ve her nedense o fincanda görüp söyledikleri milyonlara tesadüf ediyor!).

Astrologlar…(Pandemi öncesinde belli başlı olan astrolog sitelerinin yerini onlarcası almış ve resmen astrolog patlaması yaşanmış!)

Muhabbet siteleri…(Tanış, görüş anlamında söylüyorum! Yoksa “hadi oturup dünya meselelerini tartışalım” diyen kesimden bahsetmiyorum).

Yanlış anlamayın! Yapılan hiçbir şeyi kınamıyor, hatta tam aksine, insanların boşluktan, can sıkıntısından veya eve kapanmanın verdiği sıkıntıyla, sarsak giden düzenden dolayı bunları yaptığını biliyorum.

Herkes umut arıyor! Herkes güzel birşeyler duyabilme peşinde aranıyor!

Ama yine de diyorum ki; keşke bunların yerine araştırma sitelerinde, bilgi yüklü geliştirici sitelerde, bilim ve ilim adına rehber olan sitelerde patlama yaşansaydı!

Milletin umudu fal, tarot, yıldızlar ve yüzünü görmediği kişilerle yaşadığı sözde sanal sevdalar! olacağına, keşke kendilerini ileriye taşıyabilecek ve karakterlerine gerçek anlamda birşeyler katabilecek olan siteler olsaydı öne çıkanlar.

Her nerede arıyorsanız umutlarınızı, sizin için hayırlı olan olsun.

Esen kalın.

Muhalefetin Sistem Çalışmaları

Muhalefetin Sistem Çalışmaları

Muhalefetin ” güçlendirilmiş parlamenter  sistem ” ile ilgili görüşlerini yaygın basında okumaya başladık.

CHP ve İYİ Partinin cumhurbaşkanının yetkileri konusunda farklı fikirlerde olduklarını okuduk.

CHP nin sembolik bir cumhurbaşkanı İyi Partinin ise yetkili bir cumhurbaşkanı istediğini öğrendik. Abdülkadir Selvinin köşesinde bu iki partinin cumhurbaşkanının meclis tarafından seçilmesi hususunda aynı fikirde olduklarını okuduk.

Referandum sonucu halka verilen bu yetkinin tekrar parlamontaya getirilebileceğini hiç sanmıyoruz.

Referandum ile verilen bu hakkın kazanılan bir seçimle geri alınması çok zordur.

Eğer böyle bir madde güçlendirilmiş parlementer sistem ” ile ilgili ortaklar protokolünde yer alırsa seçmen büyük tepki verir.

Mevcut sistem ile ilgili bazı değişiklikler vadedilebilir.

Mesela bakanlar kurulunun tamamının meclisten seçilmesi istenebilir.

Denetimi pek sevmeyen bu sisteme ” gensoru” şartı getirilebilir.

Bu sistemde cumhurbaşkanı aynı zamanda parti başkanı da olmak zorundadır.

Sayın Erdoğan parti genel başkanlığından ayrılırsa Ak Partinin geleceği eski Anap ve DYP nin sonu gibi olabilir.

Sözün kısası ” güçlendirilmiş parlamenter sistem” etrafında birleşmiş olan muhalefet ortaklarının bir ortak protokolü kamuoyuna sunacaklarını hiç tahmin etmiyoruz.

Böyle bir protokol iktidarın gücüne güç katacaktır.

En eleştirilecek konu ise cumhurbaşkanı seçme hakkının seçmenden alınıp parlementoya verilmesi olacaktır.

Günün Sözü

İçteki kiri su değil

Ancak gözyaşı temizler

Mevlana

“DOĞU TÜRKİSTAN DAVASI MİLLİ DAVADIR VE ŞİİR’İM”

“DOĞU TÜRKİSTAN DAVASI MİLLİ DAVADIR VE ŞİİR’İM”

Doğu Türkistan Davası, Kerkük, Kırım ve benzerleri gibi Türkiye’nin partiler üstü, ortak milli davası düşünülmelidir. Her ne kadar 2017 de, Çinlilerle imzalanmış anlaşma, suçluların iadesini öngören rutin bir hukuki belge olsa da, yoruma açık maddeler içeren bu anlaşma olması, Çünkü Çin Hükümeti’nin ısmarlama iftira ve keyfi suçlamalar ile bu anlaşmaya dayanarak Uygurların iadesinin talep edileceği düşünülmekte ve baskılar yapmak istemektedir. Türkiye’ye sığınan Uygur soydaşlarımızı endişeye sevk etmektedir.

 

Doğu Türkistan, Türkiye’nin milli meselesidir. Doğu Türkistan’da son yıllarda artan insan hakları ihlalleri karşısında Türkiye’deki bütün siyasi kurumların aynı safta yer alması dini ve milli bir görevdir. Emperyalist Çin’e göre, Türklüğü ve İslam’ı savunan her Uygur Türkü potansiyel suçlu görüyor. Uyan Türkiye’m Ata yurdumda soydaşımı öksüz bırakma, Hedef Türklüktür. Turancılığı savunan her Türk Çin emperyalizmi suçlu saymaktadır…

TARİHİNİ BİLSEYDİN HEPSİNİN TORUNUYUM DERDİN

Neden, Hun torunuyum diyemezsin,

Neden, Göktürk demeden geçersin.

Uygur Türkü benim neslimden,

Bunların ben torunuyum diyemezsin.

*

Avar, Hazar türkün neslinden,

Osmanlı torunu dersin sen,

İlk Türk devleti Hundan,

Eğer mesele hükümdar dersen,

Uygur hükümdarlığı bak kralından.

*

Sadece Fatih’in, torunu olunmaz,

Neden Teoman Hanı diyemez,

Türk’ün devlet tarihini bilmez,

Osmanlı’dan başka devleti demez.

*

Ben Osmanlı torunuyum diyenler,

Avrupa’da Türk devletin bilmeyenler,

Balamir Kağan’ı tanıyan var’ mıdır?

Türkçü geçinen siz Osmanlıcılar.

*

Mesele tarihine sahip çıkmasan

Göktürk devletin büyük devletin

Avarlar, Hazarlar senin ecdadın

Saltanat yönetimi’ mi senin devletin?

*

Tarihte, Türk’ün devletleri büyüktür,

Belki adını bile bilmediğindendir,

Belki harfler,Arapça anımsatmıyor,

Türkün, Tarihinden ilginiz yoktur.

*

Sizin ilginiz kendinizden olmayanlar,

Geri kalmışlığa ilginiz var,

Tarihe sahip çıkmaman nedir!

Tarihinde büyük devletler çoktur.

*

Oğuzlar, Türğişler, Karlukları gör,

Karahanlı, Kıpçak, Gazneliyi gör,

İhtişamlı Selçukluyu bak gör,

Bunların torunuyum neden diyemezsin.

*

Memluk Türk devletini bilir-misin,?

Takke, cübbe, sakal söylersin,

Tarihinde övülecek çok devletin,

Sadece Osmanlı torunuyuz dersin.

*

Türkün tarihini okumaktan korkarsın,

Hun Türkünden haberiniz yokken,

Gök Türkünden bilgin azken,

Bundan’ mı Osmanlı torunuyum dersin.

*

Al cesareti METE HAN’dan,

Duyarlı intikamı ATİLLA’dan,

Alasın destanı BİLGE KAĞAN’dan,

Bilseydin hepsinin torunuyum derdin.

*

Alsaydın gücü ALP ER TUNGA’dan,

Gelecek Umudu KÜR ŞAD’tan,

Doğru İnancı ALPARSLAN’dan,

Bilseydin hepsinin torunuyum derdin.

*

Duruşun kararlılığını FATİH’den,

Ruhunda Mücadeleyi ATATÜRK’ten ,

Öğrenseydin bu büyüklerin selamından,

Bilseydin hepsinin torunuyum derdin.

Y.T. 21.04.2020

“YOKSULLUK, İŞSİZLİK, ÇARESİZLİK VE ŞİİR’İM”

“YOKSULLUK, İŞSİZLİK, ÇARESİZLİK VE ŞİİR’İM”

Ülkemizi yöneten siyasi iktidar, halkın yaşadığı ekonomi ve benzeri sıkıntıları görmüyorlar, göstermiyorlar, algı söylemlerle üzerini kapatıyorlar. İnsanlar her konuda muhtaç duruma sokularak tek yönlü siyaset varlığına sistemli yön verilmeye çalışılıyorlar.

Bu halk yardım kolisi değil iş istiyor işiyle aşını kazanmak istiyor. Türkiye’de kronik bir sorun hâline gelen işsizlik, vatandaşları çaresiz bırakıyor. İnsanlar korona virüs haricinde birçok hastalıklara yakalanarak mücadele ederek şifa bula biliyorlar fakat işsizlik belasına çare bulamıyor.

Günlerce ve aylarca kar, yağmur soğuk demeden, “İŞKUR” önlerinde iş yerleri önlerinde yığınla insan iş için umutla bekler dururlar ve akşama eve dönüşleri düşünceli, sıkıntılı bir şekilde çaresizlik içinde eve döner aylarca gider gelirler ve halleri bir döndü içinde bir iş umudu beklerler.

Birileri veya siyasilerden oy rantı için erzak kolisi göndererek şirin görünmek isterler. Birkaç yıldan beri süre gelen olumsuz ekonomik şartlar, hem alım gücünü düşürüyor hem de geçinmeyi daha da zor hale getiriyor.

Bu durum, hiçbir geliri olmayan ve geleceğini kuramayan milyonlarca işsiz için çok daha yaşamını zorlayıcı oluyorken; geçindirmekle sorunlu olan işsizlerin çocukları aileleri geleceğe insanca yaşamak için güvendiği devletinden, önce iş, aş ve güzel bir hayat inşa edilmesini bekliyor.

Devlet ilgili kurumları tarafından düşük seviyelerde açıklandığı işsizliği gerçeklerin üzerini örtmeye çalışan ülkeyi yöneten siyasi iktidar. Türkiye’nin dört bir yanından işsizlik ve yoksulluk ve öyle abartacak durumlar yok diyerek kendinden başka her kesimi suçlayarak ağza alınmayacak benzetmeler yapılıyor.

Çare var! Devletin kaynaklarını doğru yönetimi israflardan kaçı-mı, yolsuzluk ve benzeri konuları yok etmeli, halkına güven vermeyi, doğruları anlatmalı, ayrıştırmadan sosyal devlet olmayı, içte birliğini, dışa güçlülüğünü pekiştirerek öz kaynaklarıyla üretim ekonomisini oluşturmalıdır.

Bu küresel acımasız dünyaya geleceğini yem yapmamak için devletin geleceğini gençliğini tehlikelere düşmemesi adına mili şuur bilinciyle milli ekonomisini geliştirerek bireylerinin alnı acık, başı dik, karnı tok, aşsız, işsiz olmayan millet haline mecburen getirilmelidir. Yoksa sofralarda parçalanmış yem yaparlar. İş, işten geçer ah vahlar fayda etmez, çaresiz, umutsuz, aç ve açıkta kalarak köle olan! Yine çoğunluk dar gelirli kesim olur.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önemli sözü: “Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir.” Tüm takipçilerime sağlıklı yaşam dilerim.

BİR LOKMA EKMEK İÇİNDİR

Bir yanda çileli yaşam

Bir lokma ekmek içindir.

Yüz, göze değişik baksam

Bir lokma ekmek içindir.

*

Beden yorgun sırtında yük

İş derdinde yorgun ayak

Aklın durgun sırtı acık

Bir tabakta aş içindir.

*

Koştur koştur nereye kadar

Kimse anlamıyor değişen nedir

Yoksul garibana böylemi kader

Bir lokma ekmek içindir.

Y.T::02/03/2019