Köşe Yazıları

OKUL PUANININ LGS YE ETKİSİ KAÇ PUANDIR?

OKUL PUANININ LGS YE ETKİSİ KAÇ PUANDIR?

-0 (Sıfır) puandır.

Şaşırdınız mı? Şaka yapmıyorum gerçekten de sıfır puan etkiler. Bildiğiniz sıfır hani doğal sayılar sıfırdan başlar ya onun sıfırı işte. İnanmıyorsanız Google da ‘okul puanının Lgs ye etkisi’ diye yazın ve taratın. Göreceksiniz ki 8. sınıf okul puanı ya da ortaokul diploma puanının Lgs puanına hiçbir etkisi yoktur.

Lgs de kaliteli bir Anadolu ya da fen lisesini kazanmak istiyorsanız yani puanla öğrenci alan bir okula gitmeyi planlıyorsanız, okul puanı Lgs puanına etki etmez.

Fakat ben adrese dayalı olarak Lgs sınavından bağımsız evime yakın bir liseye yerleşmek istiyorum derseniz o zaman okul puanı önemli oluyor. Fakat burada da hem okulun kalitesi ve verdiği eğitim, hem de çoğu öğrencinin puanlarının yüksek olmasından dolayı yine diğerlerine nispeten daha iyi olan okullara kayıt yaptırmakta sıkıntı çıkmakta ve çoğu öğrenci nispeten iyi liselere kayıt yaptıramamaktadır.

Yani kısacası Lgs puanı hesaplanırken okul puanı dikkate alınmaz. Ama öğretmeniniz okul puanının çok etkili olduğunu vs. söylemiştir muhtemelen çünkü öğrenciler okul puanının etkisiz olduğunu öğrenince okul derslerine değil Lgs çalışmalarına ağırlık veriyor bu da öğretmenlerimizin hoşuna gitmiyor.

 

 

 

Neden bunları açıklama ihtiyacı hissettim? Geçenlerde Lgs ye hazırlık yaptığımız bir öğrencime beden eğitimi veya resim dersi gibi Lgs sınavında soru gelmeyen bir dersten öğretmeni 3-4 gününü alacak (daha doğrusu sınavdan çalacak) ödev vermiş ve eğer yapmazsan zayıf veririm okul puanın Lgs de düşük olur, sende iyi yerleri kazanamazsın tarzında tehdit etmiş.

Oldu mu şimdi? Bu kadar insafsızlık bu kadar düşüncesizlik olur mu? Sonrada öğretmene saygı azaldı diyorlar. Lgs sınavı Çocukların ergenlik çağında sadece bir defa girebilecekleri bir sınavdır. Ve öğrencinin tüm eğitim hayatını en yoğun şekilde bu sınav etkiler. Çünkü İyi bir lise iyi bir üniversite demektir. Hangi öğretmen ne hakla öğrenciyi Lgs ye çalışmaktan alıkoyabilir? Üstelik sınavda bile çıkmayacak bir şey için…

Anneler babalar sizlere sesleniyorum. Lütfen bu bilgiye göre çocuğunuzu yönlendirin. Lgs sınavına okul puanının 1 puan bile etkisi yoktur. Çocuklarınız online derslerden günlük programlarına kadar çalışmalarını buna göre ayarlasınlar.

Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

 

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

 

 

Amerika’nın Demokrasi Tapınağı Basıldı

Amerika’nın Demokrasi Tapınağı Basıldı

En ileri teknolojiyi yaşayan Amerikan toplumu bir başkanlık seçimini doğru dürüst sonuçlandırmayı beceremedi.

Bu çağda mektupla oy kullanılmasına izin verilmesi seçim sonuçlarına şüphe düşürdü.

Seçimlerin oy verme tarihi sona erdi.

Ama mektupla gönderilen oyların toparlanması ve sayımı bir türlü bitmedi.

Kasım başında bitmesi gereken seçimin resmi sonucunun alınması aylarca sürdü.

Kaybetmeyi hazmedemeyen Trump; taraftarlarını hep canlı tuttu.

Bu çılgın taraftar grubu Trump’un bu seçimi bizden çaldılar tahriki ile iyice gerginleşti.

Ve Amerikan toplumunun Demokrasi Tapınağı adını verdiği kongre binasını bastılar.

Güvenlik güçlerinin ciddi müdahale yerine baskını seyretmesi tüm dünyayı şaşırttı.

Aslında basılan kongre binası Demokrasi tapınağı falan değildir.

Yaklaşık 1 milyon kişinin öldüğü Irak savaşının kararı bu binada verilmiştir.

Ortadoğuda Afganistanda ve Suriyede yapılan operasyonların kararı bu binada verilmiştir.

Amerikaya itaat etmeyen ülkeler için alınan ambargo kararları demokrasinin tapınağı denilen bu binada verilmiştir.

Aslında 5 kişinin ölümü ve tahribatla sonuçlanan bu baskının perde arkasını merak ediyoruz. Amerikanın da bu baskından sonra tüm dünya ülkelerinin vereceği tepkileri merak ettiğini düşünüyoruz.

Avrupa Birliğini ve bazı arap ülkelerini yanına alarak yeni bir cephe oluşturacağını seziyoruz.

Çünkü Doğu Akdenizdeki enerji yepyeni ortaklıkları gündeme getirecektir.

Türkiye hem kendi hakları hem de KKTC nin hakları için zor bir savaşın eşiğindedir.

Günün Sözü

En iyi tapınak

Alçak gönüllü bir yürektir

HAYAT ORMANI

HAYAT ORMANI

Ömür dediğimiz zaman dilimi çok uzun gözükse de aslında bir anda geçip gidiyor. İnsan geriye baktığında ben ne eserler bıraktım? Ya da hangi faydalı işleri yaptım? Diye düşünmeli. Zaten zaman geçmiştir, elde kalan yapılan iyilikler ve güzel çalışmalardır.

Zaman öyle bir hızla geçmiştir ki; hiç bitmez sanılan sınav hazırlıkları ve okullar bittiği gibi, üniversitede edinilen meslekte onlarca yıl çalışılmış ve çoktan emekli olunmuştur. Şimdi emeklilik biraz da hesap kitap vaktidir?

İnsan şöyle düşünür.

— Hayatım yeterince verimli geçti mi?

— Aileme, çevreme, insanlara bir faydam dokundu mu?

— Vatanıma, milletime, insanlığa bir katkım oldu mu?

— Ortaya ne koyabildim? Bir eserim, ürünüm çalışmam ya da geride bıraktığım benim yetiştirdiğim faydalı bireyler var mı?

Genç arkadaşım; belki bugün harıl harıl Lgs, Tyt, Ayt sınavlarına hazırlık yapıyorsun. Ya da kendine hâkim olamayıp nefsini yenemeyip oyundu, mesajdı, sosyal medyaydı boşa vakit öldürüyorsun ama emin ol ömrün olurda belli bir yaşa gelince sende bu hesapları yapacaksın.

İşte o zaman şu andaki çalışmalarının kıymeti belli olacak. Senin şu anda yapacağın her bir çalışma hayat ormanına diktiğin bir fidana dönüşmektedir.

Fidanları ne kadar artırırsan ormanın o kadar büyüyecek göz alabildiğince geniş bir yaşam alanı olacaktır. Yani bilgin, çevren ve olanakların artacaktır.

O fidanlar masa başında geçirdiğin saatlerindir. Her biri senin geleceğine yatırımındır.

Hayat ormanına olabildiğince çok ağaç dik ki sonra nefessiz kalma. Bol oksijende sağlıklı yaşa.

-Masa başında sabırla otur.

-Günlük çalışma planın bir gün önceden ya da en geç sabahtan belli olsun.

-Çalışma plan ve programın mutlaka yazılı olsun. Söz uçar yazı kalır.

 

 

 

 

-Zor gördüğün konuları mutlaka detaylıca çalış özellikle onları çalış unutma ki detaylı konular her öğrenciye zordur onları öğrenmek seni bir adım ileriye taşıyacaktır.

-En önemli şey eksik konuları tespit edip onları güzelce çalışmandır. Unutma ki eksik konular hem sınavda hem de sınavda başarısız olunca hayatta karşına sıkıntı olarak çıkacaktır.

-Moral ve motivasyonunu daima koru. Başarıya ulaşacağına olan inancını asla kaybetme. Unutma ki ümidini kesenler asla mutlu olamaz.

Çok sağlam, detaylı çalışmalar yapıp hayat ormanına bol bol fidan dikmen dileklerimle…

 

Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

 

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

 

Genç Bursaspor Ülkenin Gündeminde

Genç Bursaspor Ülkenin Gündeminde

Genç Bursaspor bana göre en zor deplasman maçını kazandı.

Agresif futbol oynayan Keçiörengücü tüm takımlara ters geliyordu.

Üstelik suni çim ile döşenmiş sahada sakatlanmadan dönmek muzcizeydi.

Bursasporun puan cetvelinde dokuzuncu sırada olmasına bakmayın.

Genç Bursaspor attığı 31 gol ile en çok gol atan ikinci takım oldu.

Aslında Bursasporun transfer tahtası açmasına da gerek yoktur.

Sadece takımdaki yıldız adaylarını takımda tutması yeterlidir.

Cezasız haftalarda oyuna sonradan giren Özer Hurmacının bile Bursapora yapmış olduğu katkı tartışılır. Bu sıra devre arasındayız.

Maçlar başlar başlamaz bize göre iki önemli final maçına çıkacağız.

Türkiye kupasında şanımıza düşen Antaşyasporu elemeliyiz.

Fenerbahçeden ve çok eskilerde Gençlerbirliğinden tanıdığımız Ersun Yanalın planlarını bozmalıyız.

Bu maçta genç Bursaspor kadar Mustafa Er hocaya da büyük iş düşecektir. Ersun Yanalın taktik faullerini iyi biliriz.

Bu taktik faullerden sonra yaptırdığı kontra atakları da hiç unutmadık.

Süper Ligde düşme hattına yakın konumda olan ANtalyaspor Türkiye kupasında da çeyrek finallere çıkmak isteyecektir.

Antalyaspor kupa maçı Bursaspor için çok önemli hale gelmiştir.

İkinci devrenin ilk maçı da Adanademir spor oynanacaktır.

İlk yarının ilk maçında Adana Demirspora Bursada yenildiğimizi hatırlamalıyız.

Bu maçın rövanşınu da Adana’da almalıyız.

Genç Bursasporumuza güveniyoruz.

Günün Sözü

Hile oyunu kazandırsa da

Kaderi değiştiremez.

ÖĞRENME VE HAFIZAYA ALMA

ÖĞRENME VE HAFIZAYA ALMA

Ders çalışma işi bilginin öğrenilip hafızaya alınması işlemidir aslında. Burada öğrenme konusu aslında çok karmaşık bir şeydir. Çoğu öğrenci öğrenip öğrenemediğini ölçemeyebilir. Konuyu ne kadar öğrendi? Hangi seviyede öğrendi? Yeterli mi? Çoğu soruya tatmin edici cevap vermek zordur.

Beynimizin mükemmel fakat mükemmel olduğu kadar da karmaşık bir yapısı vardır. Konuyu tam mı öğrendik? Yarım yamalak mı öğrendik? Diye düşünmek yerine en güzeli o konuyla ilgili testler çözüp doğru yanlış oranına bakılmalıdır.

Bana göre öğrencimizin ilerde gireceği sınavın zorluğuna göre ortalama zorlukta bir testten %85 ve üzerinde doğru soru çözebilen bir öğrenci konuyu ana hatlarıyla ve sınav için yeterli olacak şekilde öğrenmiştir. Kalan %15’lik kısmı test çözerek ve deneme sınavlarına girerek eksikliklerini tamamlamalıdır.

Öğrenme işi görsel olabileceği gibi işitsel ya da her ikisi şeklinde de olabilir. Ders konularının iyi öğrenilmesi için bazı kurallar vardır.

-İyi bir dinleyici olmalıdır.

-İyi bir izleyici olmalıdır

-Dinlerken ve izlerken aklını tamamen o konuya vermeli, çok iyi odaklanmalıdır.

-Göz ve kulak sağlığımız yerinde olmalıdır. Çok net olarak duymalı ve görmeliyiz.

-Öğretmenimiz konuyu anlatırken hayaller kurmamalıyız. Tüm dikkatimizle dinlemeli ve hocamızın anlattıklarını kafamızda canlandırmalı o konunun dünyasında gezinmeliyiz. (Zaten bir çalışma yaparken ya da bir kişiyi dinlerken kurulan hayaller genelde hiçbir şeye fayda sağlamaz. Örneğin size bu satırları yazarken tatil planı yapmam yada akşam yemeğini düşünmem gereksiz boş bir iştir. Bana hiçbir getirisi olmayacağı gibi kafamı dağıtıp verimimi de düşürür. Tatil zamanı tatil yemek zamanı yemek çalışma zamanı çalışılan konu düşünülmelidir.)

-Öğretmenimizi dinlerken dikkat kesilmeli az da olsa gergin şekilde oturmalıyız. Özellikle online dersleri çok rahat şekilde oturarak dinleyen öğrenciler verim alamamaktadırlar. Ders çalışma esnasında oturuşun bir kuralı vardır. Bu kural hem sağlık hem de verim açısından önemlidir. Şöyle ki, bacaklarla gövde arası 90 derece olacak şekilde gergin bir biçimde oturulmalıdır. Açı 90 dereden ne kadar azalırsa ya da ne kadar artarsa verimde o derece düşmektedir.

Bir konuyu detaylarıyla beraber öğrendikten sonra hafızamıza da almamız gerekir. Hatta şöyle diyelim hafıza otomatik çalışır hafızaya almak için ekstra çaba harcamamıza gerek yoktur. Fakat hafızamızın da kuvvetli olması gerekir. Hafızayı kuvvetlendirme ile ilgili videolarımıza Youtube da ‘hafıza kuvvetlendirme ömer karaman’ yazarak ulaşabilir yada aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.

 

 

 

Tüm konuları detaylarıyla öğrenip güçlü bir hafızaya sahip olmanız dileklerimle,

Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

 

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

 

 

 

YARIM YAMALAK!

YARIM YAMALAK!

 

İnsanoğlu açısından hezimetle sonuçlanan bir yılı geride bıraktık.

2021’i çok şen bir halde karşılayamamak da bir önceki seneyi hezimetle kapattığımızdan olsa gerek.

İstediğimiz kadar duygularımızı coşkulu tutmaya çalışsak da ve dahası birbirimize umut pompalamaya çalışsak da bunda ne kadar başarılı olduğumuz konusunda çok emin değilim açıkçası.

Üstelik herkesin yüzüne yapışmış olan yılgınlık ifadesi hakimken! Hatta çoğu kimse umutlarından ve hayallerinden çoktan vazgeçmiş bile!

“Yeni seneye yeni umutlarla girilir” söylemi bile tavan arasında sakladığımız ve sadece birkaç kelimeden oluşan alelade cümle kıvamında kaldı!

Çoğumuzun içinde bir yerlere gitme isteği var. Biraz nefes alabilme isteği. Bulunduğu durumdan ve konumdan ve hatta yaşadığı hayattan hoşnutsuzluk halleri var.

Ve işin kötüsü bu kez neyi, nasıl değiştireceğimizi bilemez haldeyiz. Çünkü olayların gidişatı bizim elimizde olmaktan çok öte. Pek çok şeyi kendi irademizle değiştiremeyecek kadar güçsüzüz.

Bireysel hayatlarımızla ilgili yapmak istediğimiz pek çok şeyi pandemi illetinden dolayı yapamıyor olmanın üzerimize sinmişliği var!

Çoğumuz, “aman boş ver ne olursa olur” gamsızlığında yaşamak istesek de en gamsız olanlarımız bile bu oyunu ancak birkaç gün sürdürebiliyor. Zira, koşullar ve gerçek yaşam bu duygunun uzun süreli olarak belleklerimizde kalmasına bile izin vermiyor.

Hal böyle olunca, pandemili yaşam her geçen gün biraz daha ömür enerjimizden birşeyler götürüyor.

Diyeceksiniz ki bütün suç pandemide mi? Elbette değil. Uzun zamandır ülkede yaşanan dar boğaz, karmaşıklık ve bunların getirdiği ani ekonomik dalgalanmaların yarattığı yoksunluk ve yoksulluk hissi pandeminin bizlerde yarattığı depresyonu daha da sağlamlaştırdı.

Yani sizin anlayacağınız pandemi tuzu biberi oldu!

Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilenlerdenim. Bunun olmasını her ne kadar istesem de eskiye dönüş yapamayacağımızın farkındayım.

En basitinden bir örnek vermem gerekirse; geçenlerde çıktığım yürüyüşte benimle eş zamanda yürüyüşe çıkan bir anne ve çocuğunun yanında kısa bir merhaba için durduğumda, çocuk arabasındaki iki-iki buçuk yaşındaki çocuğun maskeme olan bakışını asla unutmayacağım!

Defalarca, gözlerini dikerek bir maskeme bir de gözlerime uzun uzun ve bomboş baktığını da unutmayacağım!

Normal şartlarda bir çocukla karşılaştığımda mutlak suretle ona bir gülümse atar ve şayet tanıdığım birinin çocuğu ise, dokunarak ona sevgimi gösterirdim. Ve karşılığında aldığım muhteşem gülümsemesi ile birlikte verdiği mutluluk pozu beni benden alır götürürdü.

Pandemi bize, bir çocuktan alabileceğimiz sımsıcak, katıksız ve dünyanın tek sahici sevgisi olan çocuk saflığı sevgisini bile çok gördü!

Bu duyguyu yaşamaktan da mahrum kaldık!

Hele ki ben gibi sevgi ile beslenen insansanız bunun ne demek olduğunu daha iyi anlarsınız.

Ne benim gülümsemem etkiledi çocuğu ne de söylediğim tatlı sözlerim. Nasıl etkilensin ki? Yüzümü gözlerime kadar kaplayan bir maske ile neyi görüp de etkilenebilir ve sevgiyi tadabilirdi ki? Keza ağzımın içinde gevelenen ve maskeden dolayı uğultulu bir şekilde çıkan ses karmaşasına nasıl bir karşılık vermesini bekleyebilirdim ki?

Bizler neyse neydik de yeni yetişecek olan nesilin normalin bu olduğunu düşünerek yaşamda yer bulmaya çalışmaları çok üzücü.

Ve yaşadığım bu durumdan dolayı hissettiğim üzüntüyü paylaşmak için çocuk sahibi olan birkaç arkadaşımla yaptığım konuşmada söylemleri hep aynı oldu; çocuklarımız gergin, agresif, hırçın, huzursuz ve asabi…Ve hepsi de çocuklarının pandemiden sonra bu şekilde huy değiştirdiğini söylüyor.

Yeni senede pandeminin bir an önce bitmesi ilk, vatandaşın refah içinde yaşaması için gerekli adımların atılması ise ikinci dileğim.

Esen kalın.

D Vitamini Hakkında Her Şey

D Vitamini Hakkında Her Şey

Ülkemizde D vitamini eksikliği yaygın olarak görülmektedir. Yapılan çalışmalara göre kadınlarda D vitamini eksikliği erkeklerden daha fazla görülmektedir.

D vitamini yağda çözünen bir vitamindir. Vücuda yeterince yağ alınmadığı zaman emiliminde sorunlar oluşabilir. D vitamininin en önemli görevi erişkinlerde kemiğin yeniden yapımı ve mineralizasyonu için kalsiyum fosfor emiliminin düzenlemesi ve bağışıklık sistemini destekleyerek bazı hastalıklara karşı koruyucu etki göstermesidir. Çocuklarda ise normal büyüme, kemik ve dişlerin gelişimi için oldukça önemli bir vitamindir.  D vitamini eksikliğinde sık sık hastalanma, yetişkinlerde bel ağrısı, çocuklarda raşitizm, yaşlılarda kaslarda ağrılar ve hareket kısıtlılığı görülebilir.

D vitamininin %90 ını güneş ile vücudumuz sentezlerken %10 luk kısım besinlerle karşılanıyor. Peki hangi besinlerden D vitamini alınabilir? Uskumru, somon balığı, yumurta sarısı, süt, yulaf, brokoliden D vitamini karşılanabilir.

‘Herşeyi yapıyorum ancak bir türlü kilo veremiyorum’ diyorsanız D vitamini seviyelerinize baktırmanız gereklidir. Yapılan bir çalışmada obez kadınlara 12 hafta boyunca D vitamini takviyesi verilmiş,  sonucunda ise D vitamini seviyelerinin artmasıyla vücut yağlarının azaldığına ulaşılmıştır. D vitamini eksikliği varsa yeteri kadar güneşlenmeye dikkat edilmelidir, eğer yetersizse doktor kontolünde takviye alınmalıdır. Kıyafetliyken veya camın arkasından vitaminin emilimi gerçekleşmemektedir bu yüzden güneşe direkt maruz kalınmalıdır ancak zararlı ışınlardan korunmak için 11:00-16:00 saatlerinde güneşten kaçınılmalıdır.

İYİ BİR LİSE NEDEN ÖNEMLİ?

İYİ BİR LİSE NEDEN ÖNEMLİ?

İyi bir lise = İyi bir üniversite denilir hep duymuşsunuzdur. Gerçekten de öyle. Lgs hazırlık öğrencilerimizin çoğu durumun farkında değil ama durum çok kritik aslında. Maalesef ülkemiz gelişmekte olan yani henüz gelişememiş bir ülkedir. Hal böyle olunca ekonomiden sağlığa, tarımdan sanayiye her alanda büyük zorluklarla yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu alanlardan biri de maalesef eğitim.

Şu anda Lgs hazırlık öğrencilerim eğitim hayatında, lisede ve üniversitede ne tarz sıkıntılarla karşılaşacaklarını bilmiyorlar. Eğer Lgs ye hazırlanan 8.sınıf öğrencimiz iyi bir liseyi kazanamaz ise ne sıkıntılar yaşar? Kaliteli bir lisede okumayan öğrenci hangi sorunlarla uğraşmak zorundadır? Gelin tek tek göz atalım.

-Kaliteli lise dediğimiz çoğu Anadolu Lisesi ya da Fen Lisesi köklü liselerdir. Onlarca yıldır eğitim veriyordur. Dolayısıyla öğretmenleri tecrübeli ve sistemleri oturmuştur. Sizi üniversiteye nasıl hazırlayacaklarını bilirler.

Sıradan liselerde ise böyle bir imkânınız yoktur. Öğretmeniniz yeni mezunda olabilir emekliliği gelmiş biri de olabilir. Üniversite giriş sınavına nasıl hazırlık yapacağınızı kendiniz planlamazsanız sonradan sıkıntıya düşebilirsiniz.

-Kaliteli liselerde kendini yetiştirmiş geliştirmiş öğretmenler vardır. Çünkü meraklı ve bilgili bir öğrenci topluluğu tabir yerinde ise öğretmene kök söktürmektedir. Onlarca farklı kaynaktan çözemedikleri bir sürü detaylı soruyu öğretmenlerine çözdürerek onlarında sınav heyecanını tatlı tutarlar. Buralarda ders çalışmayan öğretmen barınamaz.

Klasik liselerde ise çalışkan öğretmen bulmanız çok zordur. Çünkü çalışmayan düşük puanlı öğrenciler arasında o tarz öğretmenlerde şevklerini zamanla yitirirler. Ne güzel demiş atalarımız. Üzüm üzüme baka baka kararır.

-Kaliteli liselerde dersler konular en ağır ve detaylı şekilde işlendiğinden dolayı az bir gayret veya ufak bir tekrar çalışması ile öğrencimiz belki de iyi bir üniversitenin ortalama bir bölümünü rahatlıkla kazanabilir.

Sıradan liselerde ise konular genellikle en temel ve basit giriş bilgileri ile işlenir, Dolayısıyla eğer iyi bir üniversite kazanma hayaliniz var ise ya akşam okul dönüşü o günkü tüm konuları tekrar detaylarıyla çalışmalı ve çok sayıda soru çözmelisiniz. Tek başınıza konu öğrenmek ne kadar da zordur bir bilseniz. Yani okuldan üzerinize çok büyük yükler kalır. Ya da hayalleriniz hayal olur.

-Kaliteli bir lise demek kaliteli üniversite demektir. Etiket demektir. Etiket demek günümüz iş dünyasında anahtar demektir. Etiket çoğu kapıyı açan bir anahtardır. Özelikle köklü ve ekonomiye damga vurmuş firmalar artık hangi üniversite mezunlarını işe alacaklarını açıklamakta ve sıradan üniversitelerden mezun olanların başvuruları dahi kabul edilmemektedir.

Sıradan liselerin etiketi yoktur. Adını kimse bilmez. Benim okuduğum lisenin adı değişmiş. Kabataş Lisesi yüz yıldır Kabataş Lisesi adıyla hizmet veriyor. Yani sıradan lisenin bırakın etiketini bazen adı bile silinip gidiyor.

Liste daha da uzatılabilir. Geleceğinizi daha sağlam inşa etmek adına gelin Lgs hazırlık sürecinde sıkı bir çalışma yapıp, kendinize kaliteli bir lisede yer edinin. Yoksa çok sıkıntıya düşeceğiniz belli. Ben lisede de sıkıntıya düşmem sıradan bir üniversiteyi kazanırım diyorsan; şunu bil ki sürekli kaçıp ertelediğin o çalışmamanın sıkıntısı seni hayatta karşılayacak. Hem de çok yükseklerden hızla gelen dev bir çığ gibi. Yıkıp geçecek hayallerini.

Lgs ye nasıl verimli bir şekilde çalışıp en iyi liseleri kazana bilirsin? Bir kaç tane Lgs Türkiye şampiyonunu yetiştirmiş bir öğretmen olarak sana tavsiyem internete gir. Youtube da ‘Lgs hazırlık Ömer Karaman’ diye yaz. Karşına onlarca videom çıkacak. Başlıklara göre ilerleyebilirsin. Lgs hazırlık temel eksikliği konu anlatımlarından, Lgs de ful yapmanın yollarına kadar hiçbir bilgimi gizlemeden orada anlattım. Zaten bilgisini gizleyen zamanla cahil kalır.

Sıkı sıkıya çalışıp iyi bir liseyi kazanmanız dileklerimle, hoş çakalın..

 

 

 

Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

 

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

(Sınavlarda üstün başarı için, mutlaka Youtube Ömer Karaman kanalımızı takip ediniz)

 

“KALİTE KARAKTERLİLER BAŞA KARAKTERSİZLER DIŞA VE ŞİİR’İM”

“KALİTE KARAKTERLİLER BAŞA KARAKTERSİZLER DIŞA VE ŞİİR’İM”

Bu ülkede yıllardır okul sayılarına bakıyoruz. Şu kadar ilkokul var, şu kadar lise açıldı, şu kadar üniversite kuruldu. Şu kadar mühendis, şu kadar doktor, şu kadar avukat, öğretim üyesi var. Elbette sayıların aratmasının önemi var. Ne kadar okul, ne kadar okumuş insan olursa o kadar iyi. Ama bir de kalite var olması gerekir. Yedi yaşında köyündeki evinden çıkıp okula gitmeye başlamış, 15-18 yıl okumuş, üniversite diploması almış ne kadar çok gencecik insanımız var. Ancak bu kadar yıllık eğitimde o insanlarımızın birçoğunda kaliteden değişiklik meydana getirmemiş ise çok düşünmek gerekir.

Bu gibi eğitimli insanlara bir yandan belli seviyede bir genel kültür kazandırmalı, bir yandan da onları medenî hâle getirilmeli; giyim kuşamlarında, konuşmalarında, davranışlarında bir fark oluşturulmalıdır. Edinilen bilgi ve kültür insanların görünüşlerine, davranışlarına, konuşmalarına yansımalı; onları çevrelerinde saygı, sevgi uyandıran kişiler hâline getirmeli. Böyle köklü bir eğitim verilerek sağlanmalıdır. Bu acıdan bakılınca sonuç olarak ülkenin sosyal hayatına, iş ve ticaret hayatına, özellikle siyaset hayatına ve benzeri konularına yansır. En çok da siyaset hayatında görünürlük yaratır. Siyasilerde, yöneticilerde, bürokratlarda belli bir kalite görmek isteyen ülke insanlarına güveni artırır ve çok sevindirir.

 

Kalitesizlikten yakınanların tutumları kendilerinde görmezler. Hem kalitesizlikten yakınırlar, hem de özel sohbetlerde filanın veya falanın ne kadar seviyesiz olduğunu söylerler, onlara karşı tepki ortaya koyarlar kendilerini düzeltmezler. Tepki koymak bir yana en küçük iltifatta onların yanında yer alırlar. Bir makam veya mevki teklif edildiği zaman hemen kabul ederler ve birileri o makamdan sizi aldım dediklerinde kabullenmezler; hiçbir şeye ciddi tepki göstermezler. Bir davet, bir ödül söz konusu olduğu zaman koşarak giderler; sormazlar kendilerine ben bu kaliteyle bir arada olamam. demezler. Bu durumda kendileri de kalitesizliğe ortak olurlar.

 

Kalite kavramının yanına bir de karakter kavramı ortaya çıkıyor. Hiçbir makama, mevkie, çıkara aldırış etmeyen, onları elinin tersiyle iten, kudret sahiplerinden korkmayan karakterli insanlara ihtiyaç var. Ülkemizdeki kaliteli insanların sayısı hiç de az değil. Onların hepsi dik durmayı becerebilse eminim ki; kudret sahipleri de şöyle bir düşünmek ihtiyacı duyarlar ve kalitesiz davranış ve konuşmalarından vazgeçerler.

 

Önemli olan, kaliteli insanların onlara yanaşmamaları, mümkün olduğu kadar onları yalnızlaştırmalarıdır. Kalitesizliği, halkçılık gibi takdim ediliyor. Külhanbeyi gibi davranmak, köylü gibi konuşmak, benzer hareketleri halkçılıkmış gibi gösterilse de aksi tutum ve davranışlar da halka tepeden bakmak olarak yorumlanıyor. Kalitesizliğin halkçılıkla hiçbir ilgisi yoktur. Bizim köylümüz de işçimiz de esnafımız da okumuş insanların hâl ve hareketlerinde, konuşmalarında farklılık olmasını ister; okumuşluğun onlarda bir değişiklik yaratmış olduğunu görmek ister. Hem kaliteli olmak, hem de köylüyle, esnafla, işçiyle kaynaşmak mümkündür. İdeal olan da budur. Esasen karakteri sağlam ve kaliteli olan insanlar tevazu sahibi olurlar ve hiç kimseye tepeden bakmazlar.

 

Bu kaliteli insanların ve karakterlilerin çoğalması eğitimin yükselmesi ile vatanının insanına öncü rehber olarak; liyakat ta insan gücü çoğalır ülke geleceği her alanda gelişir ve güçlü milletin devletle-tiyle önem kazanır . “Sağlıklı, karakterli toplum! Sağlıklı kaliteli zihinlerde olur.”

DÜN’DE BİZİM GELECEK’TE BİZİM

Güzeldir ülkemin insanları

Ağada bizim garibanda bizimdir.

Sevgi hürmet olsun birliği

Doğuda bizim batıda bizimdir.

*

İstiklal marşımız varlığında ahengi

Benzeri yoktur ülkemin dengi

Bayrağında al kandır rengi

İstiklalde bizim zaferde bizim.

*

Tarih birliği çağlar söyleriz

Her rengimizle zorlukları aşarız

Yedi bölgesinde mevsimler yaşarız

Meyvemside bizim ağaçta bizimdir

*

Doğusunda yaylarında karı var

Toroslarda renkli çiçeği var

Zeybeği dadaşının barı var

Çengisinde bizim bağlamada bizimdir.

*

Der Mehmet birlikte hayırdır

Gönülde tek yürek olmaktır

Sevda vatan gücümüz iridir

Dünde bizim gelecekte bizimdir.

Y.T:12.12.2018

Eski Azot’tan iki vefat

Eski Azot’tan iki vefat

2020 yılında kabus gibi günler geçirdik.

Büyük depremler yaşadık.

Yıkıcı sel baskınları ile karşı karşıya geldik.

İçimiz yana yana haftalarca süren orman yangınlarını takip ettik.

Ama en önemlisi yüzyılın salgını koronavirüs ile tanıştık.

Koronavirüs döneminde insan hayatının bir istatistik bilgi haline dönüştüğünü anladık.

Kayıpların her gün çevremize ulaştığını üzülerek ve ürkerek gördük.

Nitekim 2020 yılının bitmesine kısa bir süre kala Azot sanayi eski genel müdürü Yücel Özden’i kaybettik.

Rahmetli Yücel Özden, Ortadoğu teknik üniversitesi mezunu idi.

Planlama kökenli bir mühendisti.

1973 yılında Ecevit ve Erbakan tarafından kurulan koalisyon döneminde Azot sanayine genel müdür olarak atanmıştı.

Siyasi baskılara karşı direnmiş ve şirket yönetimini şirket içinn kurmuştu.

Bende rahmetlinin Genel müdür olduğu dönemde daire başkanı olarak atanmıştım.

Rahmetli Yücel Özden, Anayasa mahkemesi eski başkanlarından Yekta Güngör Özden’in kardeşidir.

Rahmetli Özden, Azot sanayii genel müdürlüğünden sonra Tekel genel müdürlüğü yapmıştı.

Yücel Özden bir  dönem, Ulaştırma bakanlığı müsteşarlığı da yapmıştı.

Emeklilik döneminde uzaktan da olsa irtibatımız kesilmemişti.

Çok sağlıklı ve enerjik gözüksede, koronavirüsün pençesinden kurtulamadı.

2020 yılının son günlerinde bir eski Azot mensubunu daha kaybettik.

Eski hukuk başmüşaviri Gül Şengezer’de rahmetli oldu.

Gül hanım şeker ve tansiyon hastasıydı.

Kendisiyle yaklaşık 20 yıl mesai arkadaşlığım olmuştu.

Bir çok komisyon, kurul ve heyetlerde birlikte çalışmıştık.

Allah’tan her ikisine de rahmet diliyorum.

Eğer bir hakkım kaldıysa helal ediyorum.

Günün Sözü,

Vicdan denen şey,

Birinin bizi gözlediğini ihtar eden sestir.

“Mendecer”

Eski Azot'tan iki vefat
Eski Azot’tan iki vefat