Köşe Yazıları

    Kısıtlamalı Anneler Günü

    Kısıtlamalı Anneler Günü

    Korona Virüs kısıtlamaları bu sene de anneler günü kutlamalarını etkiledi.

Kutlamalar yakın temaslı ve coşkulu olmadı ama yine de evlatların en önemli günleriydi.

Ne kadar dünya telaşı içinde olursak olalım anneler gününü boş geçemeyiz.

Çünkü annelerimiz bir kaynaktır.

Hepsi birer koruyucudur.

Geniş ailemizi bir arada tutan çekim merkezleridir.

Çağdaş dünyada ise annelerinin evlatlarına karşı destekleri hiç bitmez.

Bizler yetmiyormuş gibi evlatlarımıza da bakarlar.

     Annelerimiz hayatta iseler her fırsatta sevgi ve ilgimizi göstermeliyiz.

Kaybetmiş iseler kabir ziyaretlerine devam etmeliyiz.

Batı icadı deyip bu özel günü ihmal etmekten kaçınmalıyız.

Hayvanlardaki ana şefkatini ilgi ve hayranlıkla izliyoruz.

Hele çalışan annelerimizin hakkını hiç ödeyemeyiz.

Onlara vereceğimiz en özel hediyemiz ilgi ve sevgimizi göstermemizdir.

Zaman zaman rüyalarımızda bile bizi yalnız bırakmadığına tanık olamayız.

Anneler gününü de milli ve dini bayramlar gibi ortak paydada buluştuğumuz özel bir gün olarak görmeliyiz.

Unutmayalım; annelerimize gösterdiğimiz ilgi ve sevgi yarın bize dönecektir.

Allah’ı da memnun edecektir.

Hepimiz ” cennet anaların ayakları altındadır” sözleri ile büyüdük.

Şimdi teknoloji de altın çağımızı yaşıyoruz.

Korona kısıtlamalarını whatsapp görüşmeleri ile telafi etmeliyiz.

Çünkü bu görev hem ailevi hem dini hem insani hem de toplumsal bir görevimizdir.

 Ailemizin kaynağını ihmal edemeyiz.

Günün Sözü

Başarının dört şartı;

Bilmek, istemek, susmak ve cesaret etmektir.

 

NEDEN İSYAN NOKTASINA GELDİK! – 2-

NEDEN İSYAN NOKTASINA GELDİK! – 2-

Hatırlarsanız iki hafta önce bu başlıkla ilgili ilk vuruş yazımı yazmış ve devamını getireceğime dair size söz vermiştim. Ancak ülkemizde alınan ve belki de eksikçe alınan kapatma kararından dolayı daha da alt üst olan moraller ve dağılan psikolojileri görünce konu devamı olan yazıma ara vermenin ve gündemle ilgili yazmanın uygun olacağını düşündüm geçen haftaki köşe yazımda.

Hoş, “Geçen haftadan bu haftaya hangimizin psikolojik seyrinde düzelme oldu ki? ” diyecek olursanız onda da yerden göğe kadar haklısınız. Hele ki turizm için yapılan; “Burada Türkler yok, ülkemize tatile gelin” reklam afişlerinden sonra ulus olarak sinirlerimiz hepten allak bullak oldu.

Kapatma kararından bugüne kadar olan çarpıklıkları es geçerek, aslında tam da bunlardan bahseden ve bir kez daha yazı başlığımı kendisine ayırdığım Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu Banes’ e gelelim.

O bir bilim insanı. Hayatını bilime adamış, Ankara Üniversitesi’ nden doktorasını almış bir mikrobiyoloji doktoru.

Hiç durmamış ve Ankara’ dan sonra soluğu Finlandiya’ da alıp, orada 10 yıl çalışarak doçentlik unvanını almış. Bununla da yetinmeyip NASA Johnson Uzay Merkezi’ nde 10 yıl astronot sağlığı ve başka gezegenlerde hayat araştırma projelerinde Bilim Direktörü olarak görev almış.

Kalp hastalıkları, böbrek ve safra taşlarını içeren, vücutta oluşan patolojik sistemleri konu alan ilginç bir mikroorganizmayla ilgili çalışmalarından dolayı Nobel Tıp Ödülü’ ne aday gösterilmiş.

Ayrıca Türkiye’ de 8 yıl köşe yazarlığı yapmış ve toplumu haftalık olarak verdiği bilim haberleriyle de aydınlatmaya çalışmış bir bilim insanı Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu Banes.

Şu an halen Amerika’da Bilim Danışmanı olarak görev yapmakta. Amerika’ da “seçilmiş kişi” olarak pandemi sürecinin başlangıcı, virüsün çıkışı, teşhis ve tedavileri, hatta normal hayata geçiş sürecinin nasıl olması gerektiği hakkında okullarda ve bilim derneklerinde eğitim veriyor ve halkı bilinçlendiriyor.

Kıssadan hisse; korono virüsle ilgili dünden bugüne kadar olan biten ne varsa yakın takibinde.

Doktor Çiftçioğlu Banes, ülkemiz dahil insanların yanlış yönlendirildiğini, işin uzmanı olan kişilerin özellikle başlangıç günlerinde bir öyle bir böyle konuşarak, halkın ruhen çaresizlik  duygusuna itildiğini ve hakkaniyetsiz bir biçimde alınan kısıtlama kararlarının çocuklar da dahil olmak üzere toplum psikolojisini alaşağı ettiğini savunuyor.

Hasta takiplerinin doğru yapılmadığını ve uygulamanın  ( özellikle ilaç kullanımları) hastaların fiziki şartlarına bakılmaksızın yapıldığını savunuyor.

Ve doktor hanım da tıpkı ben ve benim gibi düşünenlerle paralel olarak bu virüsün laboratuvar ortamında üretildiğine inananlar grubundan.

Çaresi mi?

Doç. Dr. Çiftçioğlu Banes’ e göre bu illetten korunmanın çaresi hijyen ve mesafe…

Doktor hanımın teorilerini, saptamalarını ve verdiği demecin içeriklerini burada uzun uzun yazmak istesem de vurguladığı ve hepsi de gerçekten oldukça önemli olan konu detayları için yazı alanımın yetmeyeceği kanaatindeyim.

Hasılı; detaylar hakkında bilgi almak isteyen okurlarıma doktor hanımın Houston’ dan Türkiye’ ye bağlanarak yaptığı açıklama videosunu izlemelerini tavsiye ederim.

Esen kalın.

Bursaspor Kaybetti, Gençler Kazandı

Bursaspor Kaybetti, Gençler Kazandı

Genç Bursaspor bu sezon hedefine ulaşamadı.

Ama Türkiye futboluna çok özel gençler sunmayı başardı.

Bu sezon kulüp kaybetti ama altyapıdan gelen gençler verimli bir gelecek kazandılar.

Birinci ligin onuncu sırasında yer almasına rağmen Türkiye çapında büyük ilgi gördüler.

Rakip takımlarda dünyanın her yanından gelen futbolcular vardı.

Ama genç Bursaspor; Vakıfköy alt yapı patentliydi.

Eskişehirsporu 5-1 yendiğimiz maçta ilk onbirde yer alan 10 futbolcu alt yapıdan gelmişti.

Aslında bu sene büyük tecrübe kazandık.

Bu seneki genç Bursaspor birbirlerine yakışan ve birbirlerini tamamlayan çok özel bir neslin bir araya gelmesi ile oluştu.

Her sene böyle bir takım yakalamak mümkün olmaz.

Böyle süper gençlere süper kalitede karakterli bir ağabey yakışırdı.

Özer Hurmacı bu özel görevi kaldıramadı.

Takıma destek vereceğine takıma yük oldu.

Zaman zaman Altay’a transfer olan Recepi bile aradık.

Birinci Ligin sporcular ve teknik direktörler için çok zor ve çok gergin bir lig olduğunu gördük. Gencecik iki futbolcumuz çok ağır sakatlık yaşadı.

Yaşlı ve tecrübeli rakiplerimizin genç Bursasporlu futbolbuları acımasızca ezdiğini gördük.

Mustafa Hocamız da bu karmaşık ligde zaman zaman zorlandı.

İş dünyası ve Belediye Bursaspora sahip çıkmaz ise sadece alt yapıdan yetişenler süper lige çıkılamaz. Bu sezon  Eskişehirspor bu yolu denedi.

32 maçta 8 puan aldı ve daha sezon bitmeden küme düştü

 

Günün Sözü

Kitaplarda dost gibidir

Az fakat iyi seçilmiş olmalıdır.

Harris

   İşçi Bayramının Ardından

   İşçi Bayramının Ardından

Geçmiş yıllarda 1 Mayıslar işçi bayramları gibi değil, ülke çapında yaşanan gerginlik günleri gibiydi. 1960 lı ve 1970 li yıllarda sendikaların üretim alanında sosyal yaşamda ve ülke yönetiminde çok önemli katkıları ve ağırlıkları vardı.

Bu sendikaların en büyüğü Türk İş sendikasıydı.

Ama Türk İş sendikası bu büyük gücünü siyasi hayata yeteri kadar yansıtamamıştı.

Benim de bir süre üyesi olduğum Petrol İş  ise kimya sanayi bazlıydı.

Hükümete karşı mesafeli davransa da devlet teşkilatı ile hep aynı çizgiyi koruyordu.

DİSK sendikası ise her konuda yönetimlere karşıydı, İdeolojik yapısı kurulış amacının hep önündeydi. 1960 lı ve 1970 li yılların sendikaları arasında Hak İş ve Memur Sen gibi hep hükümet yanlısı gibi davranan sarı sendika örnekleri yoktu.

1960 lı ve 1970 li yılların sendikalarının en önemli kusuru yaygın grevlere olan tutkunluklarıydı. Aslında çok yaygın ve uzun grev yapmak ülkenin üretim kaybı demekti.

Bir özellikleri de ücret sendikacılığına olan tutkunlukları idi.

Aslında önemli olan yüksek ücret pazarlığı değik işçinin iş güvenliğinin sağlama alınmasıydı.

Pandemi  döneminde iş güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladık.

Neredeyse 70 yılından beri sendikal bir iş hayatı yaşıyoruz.

Ama hala iş güvenliği ve kıdem tazminatı gibi konuları sağlama bağlayamadık.

Asgari ücret toplantılarında hala işçi kanadı ile işveren kanadını uzlaştıran bir karar alamadık.

Aslında sendikacılık yapmak emekçinin hakkı için çalışmak en kutsal görevdir.

Ama ideolojik saplantılardan ve sloganlardan uzak durmak gerekir.

Günün Sözü

Suçu bağışlayan asildir

Ancak özür dileyen daha asildir

Daudet

3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ VE ŞİİR’İM

3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ VE ŞİİR’İM

İnsanların önemli yaşam değerleri milli ve manevi kutsal değerler ve düşüncenin ardından koşmalarıdır. İnsan, şeref ve haysiyeti için muhteşem saydığı, inandığı bir gaye uğruna ölmesini bilendir.
*
3 Mayıs 1944’te Türk milliyetçileri-Irkçılık- Turancılık suçlamasıyla tabutluklara konuldular, işkenceler gördüler. Fakat bu zulümlere, çilelere rağmen onlar bildikleri, inandıkları, yoldan sapmadılar. 3 Mayıs Türk milliyetçiliğinin varlık iradesini ortaya koyuşunun tarihi vesikalarındandır.
*
Türklüğün ismine yakışır bir hareket tarzıyla ortaya çıkan bu irade, dönemin siyasi gelişmelerine karşı milli bir dayanışma olması ve bu vatanın hakiki sahiplerinin öz evlatlarının varlık iradesinindir.
*
Türk Milliyetçiliği ve Ülkücü Hareket, bölünmez Cumhuriyetimizin kuruluş ilkesi, milli devleti ,dayanağı milliyetçilik ve Türk kültürüdür. Türk Milliyetçileri, Selçukluyu ve Osmanlı’yı kuran Oğuz Türklerinin ve Cumhuriyetin kuruluş iradesi olan Türk Medeniyet mefkuresinin teminatıdır. Her daim böyle bilinecektir.
“3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ KUTLU OLSUN “
*
BUGÜN TÜRKÇÜLER GÜNÜ TOYUM VAR BENİM
Türkün duygusu, Türk için azizdir candan,
Ülkü ideali için can verdiler bedenlerden,
Amaç, inanç, istiklal, bayrağı, ille’ de vatan,
Bugün Türkçüler günü toyum var benim.
*
Turan ideali tuğ gölgesine bozkurtlar gelsin,
Tüm Türk soylu boyları, obalar toplansın,
Tanrı, Altay dağlarında yollar şenlensin,
Bugün Türkçüler günü toyum var benim.
*

Darbelerle gönülde yatan ülkü izi silinmez,
Onlar yazdı destanı okunsun kutlu yolunuz,
Diktiler gönüllere bayrağı bir daha inmez,
Bugün Türkçüler günü toyum var benim.
*
Der Mehmet Türkün duygusu coştu yürekten
Esarete boyun eğmedi geçmişte Kürşat’tan,
Tarih şahittir bu kutlu soyunun adından,
Bugün Türkçüler günü toyum var benim.
Y.T:22.04.2020

 

 

” Özmen Levent., Türk Milliyetçiliği ve Ülkücü Hareket Belgeseli 3.Bölüm. /  https://www.youtube.com/watch?v=bQtIAWVrjvs “

KAPİTALİST VİRÜS!

KAPİTALİST VİRÜS!

 

Kapitalizmin maşası olan delinin biri ortaya bir taş attı ve şimdi bütün dünya o taşın etrafında dolanıp duruyor. Pandemi ile ilgili olan biten her şey  kelimenin tam anlamıyla budur.

 

Üzerinden aylar geçti… Yatıyoruz kovid ile kalkıyoruz kovid ile… Kovid 19 virüsünün insanlığa tebelleş olduğu ilk günlerde her ülke kendi başlangıç senaryosunu yazdı! Bizde de sözüm ona mart 2020′ de ortaya çıktığı söylendi; falan filan!

 

Ve ilerleyen zaman diliminde havada uçuşan bir sürü -sözde- işi bilenlerin verdiği demeçler, ucu açık söylemler ve çoğu zaman ülkelerin “Bakın, biz bu süreci iyi götürüyoruz!” dercesine birbirlerine yaptıkları gövde gösterileri!

 

Pek çoğunu duy da inanma!

 

Komedi tarzında alınan kararlar, gülünç bulunan bir sürü uygulamalar, aç- kapalar, otur-kalklar, yeme- içme, elleme- dokunmalar vs. vs.

 

Pandemi adı altında aba altından sopa göstermeler, el altından geçen yasalar ve bütün bunlara inanan ya da inanmak zorunda kalan toplum – lar!

 

Sürecin başından beri Kovid 19′ un doğal yollarla ortaya çıkan bir virüs olduğuna hiç inanmadım. Bana, insan yapımı olduğunu düşündüren çok fazla işaret vardı elde…Ve zaman beni haklı çıkardı.

 

Nasıl mı?

 

Önce, bazı üst düzey ve vicdanı olan bilim insanları ( ki bunların sayısı dünyada bir elin parmaklarını geçemiyor!) gerçeği konuşmaya başladılar, sonra dünyanın kapitalist sistemini elinde tutan belli başlı şirketlerin atraksiyonlarına tanık olmaya başladık! Ve nihayetinde sanırım en komik olanı ile karşılaştık, yani bilimle ters düşen durum hasıl oldu!

 

Aşıdan bahsediyorum efendim! Hani şu üretimi, mayalanması, testi vs.’ i en iyimser ihtimalle iki seneyi bulacağı söylenen aşıdan!

İşte bu derece zahmet içeren ve bir sürü testten geçirilerek, fayda sağlayacağı umulan aşının her nedense bu konuşmaların üzerine pat diye! 3-5 ay sonra bulunarak ve hatta insanlık adına kontrolleri bile yapılarak, bu da yetmezmiş gibi bir de seri üretime geçilip bir anda dünyaya servis edilmesinden bahsediyorum!

 

Ne kadar manidar değil mi?

 

İş bununla da bitmiyor! Bahsi geçen ve şap badanak üretilen milyonlarca aşının yine her nedense %90′ ının 10 dünya ülkesi tarafından pay edilmesinden bahsediyorum.

 

Efendim, durumun vehametinden ötürü sözüm ona dünya bilim insanları birleşerek, tıp literatürünü alt üst eden bir ivediklikle bir kaç ay içinde her şeyi buluveriyorlar! MIŞ , MİŞ! Böyle söyleniyor… Ben söylenenlerin ve verilen demeçlerin yalancısıyım! Bu konuyu yakından bilmek ve içinde olduğumu belirtmek gibi bir iddiam yok. Tam aksine, ben de tüm bu gelişmeleri sizler gibi takip eden sıradan bir vatandaşım. Tabii ki dinlerken 5 duyumla birden dinliyorum; öylesine değil, gelişi güzel hiç değil!

 

Dolayısıyla yapmış olduğum bu çıkarımlar, süreci takip ettiğimde elimde kalanlar oluyor.

 

Tam kapanma sürecine girdiğimiz şu günlerde, kurallara uymanın yanında  ruh sağlıklarınızı da koruyarak hayatta kalmaya bakın! Zira ben öyle yapacağım.

 

Esen kalın.

“BUGÜN BİR MAYIS İŞÇİ BAYRAMI VE ŞİİR’İM”

“BUGÜN BİR MAYIS İŞÇİ BAYRAMI VE ŞİİR’İM”

Her yıl 1 Mayıs İşçi Bayramı işçi ve emekçiler tarafından sevinçle kutlanıyor. Geçimini çalışarak sağlayan emek veren herkes bu önemli günü hatırlanmak ister. 1 Mayıs unutulmaz zor mücadelesi olan geçmişinde gözyaşları ve 1977de Taksim meydanında 60 ın üstünde emekçinin vefatlarının kutlu yıl dönümüdür.
*
Doğan parlak ilkbahar güneşi gibi evine ekmek götürmek için alın terleri göz nur ile çalışan işçi ve emekçi kardeşlerimizin evlerinde sofralarına ekmeği aşı olsun diye çocuklar geleceğe umutla bakarak ülkesine, milletine faydalı birey olsun diye alın teriyle helal lokma yedirmek, mücadele etmek için 1 Mayıs emekçinin dayanışma günüdür.
*
1 Mayıs çalışanın, emeğinin karşılığını almak için mücadele dilen sonuna kadar davam etmek, özgür ve eşit birey olması geleceğe mücadele vermiş, bedeller ödenmiş, güzel günleri görmek için alın teri kurumadan çalışan emekçinin hakkını günün koşullarına göre verilmesinde, insanca bir yaşam ortamı içinde hak, hukuk adaletin olması, ayrımsız öt eleştirilmeyen birey olması, ülkesine üreten emeğin faydalı olması huzur, güven içinde yaşam için verilen mücadeledir 1 Mayıs.
*
Öncelikli bütün işçi, emekçilerin isteği ülkesinde başı dik, karnı tok, güveni tam birlik içinde hak ettiğinden şüphesi olmayan, adalet, hukukun eşit olmasında tereddüt etmeyen birliğine bağlı devletine sadakatli güçlü Türkiye’nin işçi emekçisi olmanın gururunu arzulamak temel isteğidir 1 Mayıs.

*
1 Mayıs 2021 Emek ve İşçi Bayramı kutlu olsun. Başta Emekçi işçi şehitlerimize ve tüm şehitlerimize, Allah’tan rahmet mekanları cennet olsun. Şu pandamı sürecinde önce sağlık için fedakar olalım, sağlıklı kalalım ve sağlıklı yaşayalım mutlu olalım “YA SABIR”
“BİR MAYIS İŞÇİ BAYRAMI KUTLU OLSUN”
Bu ses emekçinin birliği gününden,
Bugün 1 Mayıs işçi bayramı kutlu olsun.
Özgür yaşamak hak adalet özleminden,
Bugün 1 Mayıs işçi bayramı kutlu olsun.
*
Ülkenin dört bir yanından geldiler,
Kol kola omuz omuza yürüdüler,
Amaçlar aynı insanca yaşamak dediler,
Bugün emekçinin bayramı kutlu olsun.
*
Kim demiş birlikte dayanışma boşuna,
Tek istekleri emeğin yolunda saflaşma,
Emek sömürü düzenine dik olma,
Bir Mayıs emekçinin bayramı kutlu olsun.
*
Nasıl unutulsun o kanlı günü,
Ellerde flaması anlında ter kokusu,
Yürüdüler yiğitler neşeyle o günü,
Bir Mayıs işçi bayramı kutlu olsun.
*
Senaryo yazıldı planlar çizildi hazırdı,
Oyunlar sahnede aktörler yola çıktı,
Maşalar silahlandı yerlere alındı,
Bir Mayısta kanlı katliam taksimde oldu.
*
Efendilerin emri çok canlar yaktı,
Emeğin akan kanı yere serpildi,
Bu katliama faili meçhul denildi,
Bir Mayıs işçi bayramı kutlu olsun.
Y.T:01/05/1978

“GEMLİK KÖRFEZİNDE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ VE ŞİİR’İM”

“GEMLİK KÖRFEZİNDE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ VE ŞİİR’İM”

Gemlik körfezin ’deki kirlilik seviyesinin görüntüsü giderek arttığı bu günlerde kirliliğe neden olan faktörlere ve çözüm yollarını ilgili yetkililer, Neden geç kalırlar. Kirliliğin göstergelerin 29-30 Nisan da Gemlik Körfezde denize baktığında katı giderler renginde görüntü kirliliği tam muamma söylenecek laf bulamıyorum ve baktıkça çok üzüldüm.

*

Bu deniz suyu üzerinde görünen katı atıklar fabrika atıkları-mı kontrolsüz yük gemi atıkları-mı veya katı giderler atıkları-mı ilgili yetkililer bu konuda, Gemlik Halkına bir açıklaması olmalıdır. Eğer Gemlik körfezine kirlenme nedeni bunlarsa, bu işletmelerin arıtma kapasiteleri nedir? Var mı? Yoksa tespit yapılmışımdır veya kontrolleri yapılıyorsa, Gemlik körfezi bu kadar neden kirli, fabrika veya benzeri iş-yerlerinin arıtmaları teknolojik konuları nedir önemli faktörlerden bir kaçıdır.

*

Eğer acilen fabrikaların ve benzeri işletmelerin arıtma tesislerini etkin çalıştırırsak, gemiler etkin denetlenirse, fabrikalar atıklarını atmazsa zaman içerisinde deniz mutlaka kendini yenileyecektir. Fakat şu anda Gemlik körfezine baktığımızda dipte yaşayan canlıların yaşaması mümkün değil görüntüsü veriyor. Balık ve benzeri var olan canlılar zaman zaman kontrolsüz şekilde tutularak piyasaya sürülürse, halk sağlığı bakımında sıkıntı yaratma olmasıdır. Bunların ciddi bir şekilde Gemlik körfezinde yaşayan insanlar tarafından anlaşılması ve yetkili ilgililer acilen bu sorunu çözmelidirler. Gemlik körfezinin bütününü öldürmemek için adımları hızlı atın Gemlik Denizini kurtarın.

 

GÜZELDİN GEMLİK

Unutuldu senin o doğan güneşin,

Söylenir ay tependen karşıya seyrin,

Geçmişinde o yeşilin, mavin denizin,

O günlerinde duruşun güzeldi Gemlik.

*

Dağın ovan doldu betonla senin,

Sahilinden gelen o yosun kokun,

Martılar, balığı, zeytini, özündü senin,

Havan suyun görüntün yok oldu Gemlik.

*

İçinde yaşayan bir dostun olsaydı,

O geçmişini geleceğe güzel görseydi,

Yok, eder mi aldığın nefes sevdanı,

Gözü yaşlı bahtı kara sen oldun Gemlik.

S.T: 03.04.2017

Amerika Neden Düşmanca Davranıyor

Amerika Neden Düşmanca Davranıyor

Amerika’nın çok yönlü bir yıpratma harekatı ile karşı karşıyayız.

Bir taraftan FETÖ ve PKK’ya destek vererek ülkemizi bölmeyi amaçlıyor.

Diğer taraftan sözde soykırım iddiasını gündemde tutarak, uluslararası arenada ülkemizi yıpratmayı hedefliyor.

İşte bu Amerika  güya bizim Nato’da ortağımız.

Kağıt üzerinde stratejik ortağımız son günlerde ise bu düşmanlığın dozunu artırdığını görüyoruz.

Yunanistan’ın kendisini de adalarını da Amerika’nın üstleriyle donattı.

Sebebi ise Türkiye’nin kendi kararlarını kensisinin vermeye başlamasıdır.

Mesela Azerbaycan ile Ermenistan savaşının ne başında ne ortasında ne de sonuç görüşmelerinde Amerika’nın esamesi yoktur.

Türkiye destekli Azerbaycan zaferi, Amerika’yı hem şaşırtmış, hemde endişelendirmiştir.

Türkiye artık bir bölgesel güç olmuştur.

Bu sadece bizim tespitimiz değildir.

Dostlarımızda, düşmanlarımızda aynı kanaattedir.

Amerika’nın rahatsız olması Doğu Akdeniz, balkanlar ve Karadeniz’de hala bir ağırlık koyamamasındandır.

Bu bölgelerde Amerika’nın ağırlığı olması için Türkiye’nin destek vermesinin şart olduğunu artık iyi anlamıştır.

Türkiye ise AB ve Nato bağının kendi hareket alanlarının farkına varmıştır.

Biz AB tam üyesi olsaydık demokrasi baskıları ile PKK ile savaşta zorlanırdık.

Ege’de Doğu Akdeniz’de ve hatta Karadeniz’de petrol arama ve güvenlik alanlarında bağımsız kararlar alamazdık.

Artık bağımsız karar alma ve tepki verme alışkanlığına ulaştık.

Amerika’yı rahatsız eden Türkiye’nin ulaştığı bu değişimdir.

Günün sözü;

Dünle beraber gitti, düne ait ne varsa cancağızım.

Bugün yeni şeyler söylemek lazım.

“Mevlana”

Bitcoin İlk Vurgununu Yaptı

Bitcoin İlk Vurgununu Yaptı

Çok kısa bir süre önce sahibi de hukuki sorumluluğu da belli olmayan kripto paraların can yakmaya başlayacağını yazmıştık.

Nitekim kısa yoldan büyük paralar kazanmak isteyen kurnazlar beklemedikleri darbeyi yediler.

28 yaşında bir genç 391 bin ortağını vurdu kaçtı.

31 katlı işyeri ve tanınmış manken tanıtımları, 2 milyar dolarlık vurgunun yemi olmuştu.

Paralarını batıranların listesine baktık.

Çok bilen Z kuşağı (% 51.4)’lük oranla birinci sıradaydı.

391 bin ortağın (% 37.7) si İstanbul’dan dı.

Paraları batıranların (% 5.8)i de Bursalı ortaklardandı.

Bu batık şirket bir ayda 8 ile 13 milyar dolarlık iş hacmine sahipti.

Tanıtım içib ve güven kazanmak için pek çok ünlü insanlar da kullanılmıştı.

Batan Bitcoin şirketinin Mayammar, Azerbaycan ve İngiltere’de ortakları vardı.

Ortaklarını bir kaç gün içinde milyoner yapan bu şirket, ortaklarını bir kaç saat içinde de bitirebiliyordu.

Nitekim sonuçta 391 bin ortak battı.

Bircoin’in sahibi yurtdışına kaçtıktan kısa süre sonrada vebitcoin’in ceo su da gözaltına alındı.

Coinlerle uğraşan bir diğer şirketinde işlemleri durduruldu.

Halkımız bu tür para tuzakları konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip değildir.

Bu tür teknoloji konusunda da tecrübesi yoktur.

Geçmişte Banker Kastelli’nin çöküşünün hem devletimize, hemde milletimize çok zarar verdiğini iyi hatırlıyoruz.

Hukuki alt yapısı olmayan ve bir nevi kumarı andıran bu tür mali girişimlerin sıkı denetim altına alınmasını diliyoruz.

 

Günün sözü;

Budala ile parası,

Uzun süre bir arada duramaz.

“Bernard Show”