Köşe Yazıları

NEDEN EVLENMEMELİ?

NEDEN EVLENMEMELİ?

 

 

Bu hafta içinde hızlı okuma yeteneğim sayesinde bir çırpıda üç kitap okudum. Vakit bolluğundan değil tam aksine, zamanımın kıt olmasından dolayı… Nitekim bu okuma şeklini pek onaylamasam da ruhumun buna ihtiyaç duyduğuna kanaat getirerek, 4 günde 3 kitabı tabir-i caizse yaladım yuttum!

 

Bunların üçü de kitaplığımdan rastgele seçtiğim, okunmayı bekleyen kitaplardı.

 

Helen Keller,

Psikolog C. Subaşı ve

Halil Cibran’ a ait kitaplar.

 

Tesadüfen üç kitabın üçünün de kökeninde kendin olmak, kendini bulmak gibi içsel konuların yer aldığı ana tema yatıyordu. Her ne kadar üçünün de anlatım dilleri, bakış açıları ve hatta konuyu ele alışları farklı olsa da aslında işin özü buydu! Yani insanın öz benliğinde ne olduğu ve ne olmak istediği idi. Neyi, neye dayanarak, nasıl yaptığı…

 

“İyi  kitaplar mıydı?” diye soracak olursanız; “Eh işte, fena değildi” derim, “Helen Keller’ın kitabı ve yazım dili hariç ki mutlaka okunması gereken bir kitap ve hayat” diyerek de ekleme yapmak isterim.

 

İyi de, “Attığın başlıkla bunlar ne alâka?” veya “Hayırdır, güncel konuları yazmaktan vaz mı geçtin?” diyebilir yazılarımı takip edenleriniz.

 

Açıkçası, hayatın içinde akıp gidenleri yazmaktan vazgeçmedim geçmemesine amma velakin etrafa, olaylara, olanlara şöyle bir bakınca, çıfıt çarşısı gibi olan dünya ve hatta ülke gündeminden bir şeyleri yazmak içimden gelmedi. Hele ki ülke gündeminden veya ülke insanından meseleleri ele almak hiç geçmedi, ne kalbimden ne de kalemimden!

 

Hâl böyle olunca, ben de vurdum kendimi kitaplar dünyasına!

 

Helen Keller’ın sahici kitabı haricinde diğer iki kitapta da aradığım tadı bulamayınca, “Nerede o eski kitaplar?” cümlesini istemsiz kuruverdiğimi fark ettim.

 

Okkalı kitaplardı onlar; bir okumak yetmezdi de bir daha okumak isteyeceğiniz türden…

 

Nobel Edebiyat ve Pulitzer ödüllü Ernest Hemingway’ in kitapları gibi…Hani şu “Çanlar Kimin İçin Çalıyor?” ve “Silahlara Veda” romanlarının yazarı olan gazeteci-yazar Ernest Hemingway’ den bahsediyorum.

 

Yazdığı roman, hikaye, öykü ve antolojilerinin buraya bile sığmayacağı kadar çok olan Amerikalı usta kalemden bahsediyorum.

 

Her ne kadar Nobel Edebiyat ve Pulitzer Ödülü’nü “Yaşlı Adam ve Deniz” adlı eserinden dolayı almış olsa da Hemingway, her kitabı, her öyküsü mutlak bir gerçekliği yansıtıyor. Keskin ve kesin sonuçlu gerçeklikler…

 

“Hayat hakkında yazabilmen için önce onu yaşaman gerek” diyerek, hayatı dolu dolu yaşamış ve hayatı boyunca pek çok kimliğe bürünmüş, adrenalin yüklü bir kişiliğe sahip olan Hemingway’ in eserlerinin vakt- i zamanında damağımda bıraktığı tadı özlüyorum.

 

Başlık yazım ise yazmış olduğu ikinci öykü kitabı olan “Kadınsız Erkekler” adlı eserinden. Bu kitaptan yola çıkarak “Neden Evlenmemeli?” konu başlığını atmakta hak sahibi gördüm kendimi. Aslında bu hak edişi kendimde değil, Hemingway’ in kalemimin ve bu kitabının bana verdiği yetkiden dolayı buldum. Zira bahsi geçen kitap, okurları tarafından öylesine tutulmuş ve sevilmiş ki, bu hızla ardınca demeçler gelmiş Hemingway’ den!

 

“Neden evlenmemeli?” sorusunun cevabı da verdiği bu demeçlerden birinin içinde arz-ı endam etmiş!

 

Hoş… Siz, dünyaca ünlü ve usta kalemin bu şekilde kelam ettiğine bakmayın! Keza kendisi 4 kere evlenmiş!

 

Kıssadan hisse; bu haftaki köşe yazımda hayatımdaki bakış açımdan ve keyif aldığım bir hissiyattan kulple sunmak istedim size; kalemim ve sözcüklerim yettiğince…

 

Ernest Hemingway’ in kitapları mı?

 

Alınız ve okuyunuz…Ülkemizde ona ait kitapların satışının olduğunu memnuniyetle bildirmek isterim.

 

Esen kalın.

Yeni Yol Haritamız Nasıl Olacak

Yeni Yol Haritamız Nasıl Olacak

Cumhur İttifakı yeni yol haritası konusunda kesin karar verme noktasına gelmiştir.

Bundan böyle ya Amerika, Nato ve AB ile birlikte yürümeye devam edecektir.

Yada Rusya ve Çin ile daha güçlü yeni ortaklıkları tercih edecektir.

Aslında bir süredir siyaset alanında ve toplumsal kesim de yaşanan gerginliğin ve düzenlenen provakasyonların sebebi budur.

CHP ve İYİ Partinin batı ittifakından kopmamak için direndiklerini görüyoruz.

HDP’nin zaten batı ile işbirliği içinde olduğunu biliyoruz.

Amerika başkanının Erdoğan’ı devirmek için yaptığı kışkırtıcı konuşmaları okuyoruz.

Ek olarak Deva partisi ve Gelecek partisinin de proje partisi olduklarını görüyoruz.

Ayrıca Ak Parti içinde iktidar yorgunu ve batı yanlısı olanların varlığını da hissediyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aşı temini konusunda Çin’e enerji projeleri konusunda Rusya’ya yaklaştıkça muhalefet liderlerinden provakatif hamleler gelmeye başlamıştır.

Bu sebeple Uygur Türkleri ve Kırım Türkleri konusu gündeme getirilmeye başlanmıştır.

Yeni sistem Ak Partili siyasetçileri ve Milletvekillerini sessizliğe itmiştir.

Ak Parti içinde İmam Hatip Kökenli dindar kesim Milliyetçi ve Liberal çizgideki kesimlere göre daha etkin konumda görülmektedir.

Nitekim İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Devlet Bahçeli’den gelen tam destek Ak Parti genelinden dha çok etkin olmuştur.

Aslında geçmişte Anavatan partisi içinde de benzer olaylara tanık olmuştur.

Başlangıçta merhum Özal dört siyasi eğilimi birleştirmeyi başarmıştır.

Ama Özal Çankaya köşküne çıkınca eğilimler arasında güç savaşı başlamıştı.

Anavatan Partisi içinde ki sol kesim zaman içinde eriyip gitmişti.

Ama Milliyetçi ve Liberal gruplar ile muhafazakar dindar gruplar arasındaki güç mücadelesi hiç dinmemişti.

Bu iç çekişmeler Anavatan partisini bitirmiştir.

Bugün Ak Parti sadece Erdoğan’ın varlığı ile bütünlüğünü koruyabilmektedir.

Zaten içeride de, dışarıda da Erdoğan’ın hedef alınması bu yüzdendir.

 

Günün sözü;

İnsanın hakiki asaleti,

Faziletten gelir, doğuştan değil.

“Epiktefos”

Liderler Kabinesi ve (m.c.) Hükümetleri

Liderler Kabinesi ve (m.c.) Hükümetleri

Millet ittifakının geniş tabanlı bir liderler kabinesi olabileceği yönünde haberler okuyoruz.

Esas kadroda Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu ve Gültekin Uysal’ın yer alacağını duyuyoruz.

Ayrıca, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun da yedek kulübesinde beklediğini biliyoruz.

Bu geniş tabanlı Liderler kabinesi denilince aklımıza (1970)’li yıllarda kurulan Milliyetçi Cephe hükümetleri geldi.

Yükselen solu durdurmak için kurulan (M.C.) hükümetlerinin ortakları Demirel,  Erbakan ve Türkeş idi.

(MC) hükümetlerinin de sıkıntı kurulurken değil, kurulduktan sonra başlıyordu.

Bakanlıkların ve devlet kurumlarının, bankaların paylaşımında büyük pazarlıklar söz konusu idi.

Milli eğitim, içişleri, maliye ve dış işleri bakanlıkları, Demirel’in kontrolüne bırakılıyordu.

Erbakan hocamızın gönlünde ise yatırımcı bakanlıklar vardı.

Türkeş’in en çok önem verdiği kurum ise Devlet istatistik enstütisi idi.

Paylaşma bittikten sonra sıra tayinlere geliyordu.

Milli savunma bakanının ismi ise Genelkurmay tarafından iletiliyordu.

Çok imzalı kararnamelerle yapılan tayinler sırasında, partiler arasında pazarlıklar söz konusu oluyordu.

(MC) hükümetlerinin ortak ideolijisi Türk-İslam sentezi idi.

Bugünkü Millet ittifakında ise çok dağınık ve zıt ideolojiler ve siyasi tercihler var.

Solcular, Milliyetçiler ve muhazafakarlar var.

Ayrı bir devlet hayaliyle yaşayanlar var.

Fetö ve Amerika destekli partiler var.

Yabancı ortak olarak Amerikan başkanı Biden’de var.

Demokratik bir yelpaze gibi sunulan bu ortaklık seçimi kazanırsa, ülkede birlik ve bütünlüğü sağlamakta zorlanır.

Ülke de tam Amerika’nın istediği bir ortam oluşur.

Günün sözü;

Kapanmayan tek yara,

Vicdan yarasıdır.

“P.Çupas”

 

BAHÇELERİNİZ BAHAR GÖRMESİN!

BAHÇELERİNİZ BAHAR GÖRMESİN!

 

“Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin!”. Başlık yazımın açılımı olan cümlenin tamamı budur.

 

Ağıt, sitem, serzeniş, kırgınlık, belki de tatlı bir beddua ve aslında içinde bir parça hayal kırıklığı da barındıran ve usulca, incitmeden, kırıp dökmeden söylenmiş küskünlük cümlesi.

 

Bana göre son dönemlerde dile gelen en ince, en naif  ama diğer yandan içinde tıka basa  sitem hapsetmiş cümledir bu cümle.

 

Hakaret yok.

Küfür yok…

Rezil rüsva etmek yok.

 

Sosyal arenada çokça gezinmeye başlayan serzenişlerden biri sadece…Belki siz bile denk gelmişsinizdir bu cümleye .

 

Peki ama anlamı, karşısında anlayanı olunca güzelleşen bu kelimeler toplamını ben niye taşıdım köşeme?

 

Türk halkına benzettiğim için!

 

Hemen açıklayayım.

 

Son kapatmayla birlikte ve maalesef turizm adına yapılmış talihsiz reklamların dönmesiyle birlikte okurlarımdan bana gelen yorumlara istinaden köşeme aldım, yukarıda okuduğunuz serzeniş dolu bu sözü.

 

İnsanlarımız artık kızgın olmaktan çok öteler! Kendilerini ifade etmekten yorgunlar. Yaşadıkları ülkede değersiz hissettirildikleri için üzgünler…

 

Her birinin yüreğinde isyan bayrağı dalgalanmış durumda!

 

“Keşke sesimizi duyan olsa” diyorlar. “Keşke hakkımız olan ve aynı uyruktan olmayanlara verilen değerin yarısı bizlere de verilse!” diyorlar. Ve belki de ilk defa bu denli sessiz çığlıklar attıklarını duydum okurlarımın. Canları acıyarak, alenen ilk defa ağız dolusu konuştuklarını duydum, okudum.

 

Her birinin yaptığı yorumlarda aynı duygular hakimdi. Artık kızgın bile değiller! Sadece üzgünler ve kırgınlar!

 

Haksızlıklara, eşitsizliğe ve hiçe sayılmaya…

Üstelik bu kez onları teselli edecek söz bile bulamamak benim için daha da acı oldu. Nitekim hepsi de baştan sona haklılar sitemlerinde.

 

Bazen sözün bittiği yere gelip neden, niçin diye sormaya ve sorgulamaya bile gerek duymuyoruz artık!

 

Türk toplumu, çiçek gibi insanların oluşturduğu bir toplumdur oysa…

 

“Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin!”.

 

Esen kalın.

Bursaspor ve Beşiktaş Hakkında

Bursaspor ve Beşiktaş Hakkında

Bursaspor 2020-2021 futbol sezonunda hedefine ulaşamadı.

Ama yetenekli ve genç kadrosu futbol severlerin gönlünde iz bıraktı.

Maça çıkan 11 futbolcudan 10 tanesi Vakıfköy alt yapıdandı.

Tamamı genç olan bir kadrodan daha iyisi beklenemezdi.

Bu genç kadro üstlendikleri sorumluluğu en iyi biçimde yerine getirmiştir.

Bu sezon Bursaspor süper lige çıkamamış ama kadrosunda yer alan genç yetenekleri Türk futboluna armağan etmiştir.

Bu dönemde Bursasporun hem ekonomik yönden güçlü bir yönetim kuruluna ihtiyacı vardır.

Çalışanların parasını ve stadyumun elektrik masrafını ödeyemeyen yönetimler Bursaspor’un imajına zarar vermiştir.

Federasyonlar güçlü yönetimlere eksi puan cezası veremez.

22 Mayısta yapılacak olağan genel kurul sonuçlarını merakla bekliyoruz.

4 bin 685 üyesi bulunan Bursaspor’da aidatlarını ödemeyen 643 üyenin oy kullanamaması ibretlik bir olaydır.

Bu sene iki kupa birden kazanan Beşiktaş’ta futbol sezonuna iyi başlayamamıştı.

Borçları çoktu.

Hatta yüksek maaaş alan futbolcu Vida’nın bile satılması düşünülmüştü.

Burak Yılmaz’da mali durumu düzeltmek için satılmıştı.

Ama istikrarlı ve itibarlı yönetim, bu zorlukları yenmeyi başardı.

Hem çift kupalı şampiyonluğu kazandı.

Hem de Sergen Yalçın gibi genç bir hocayı Türk Futboluna armağan etti.

 

Günün sözü;

Azim ve sebat insanların en büyük yardımcısıdır.

Hz.Ali

   19 Mayıs 1919 Bağımsızlığa İlk Adım

   19 Mayıs 1919 Bağımsızlığa İlk Adım

19 Mayıs 1919 tarihinde yeni Türkiye Cumhuriyetinin kurulması yolunda ilk adım atılmıştır.

Bu kutsal adım Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e nasip olmuştur.

Aslında Atatürk; Samsun, Amasya, Erzurum ve Sivas toplantılarından Anadolu halkının Kurtuluş Savaşına hazır olduğunu hissetmiştir.

Atatürk’ün; bu kurtuluş projesi için Anadolu şehirlerini seçmesi çok anlamlıdır.

Yaptığı toplantılarda Anadolu halkına olan güvenini tazelemiştir.

Nitekim; Anadolu halkı bu güveni boşa çıkarmamış; Urfa, Maraş ve Antep kendi imkanlarıyla işgalci Fransızları şehirlerinden kovmuştur.

Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te ve Erzurum’da yaşanan savaşlarla Kurtuluş savaşımızın sadece Sakarya ve İnönü savaşlarından ibaret olmadığını biliyoruz.

Zaten; Mara’ş ” Kahraman”, Urfa’ya ” Şanlı” ve Antep’e ” Gazi” ğnvanlarının verilmesi bu yüzdendir. Erzurum deyince aklımıza Nene Hatunun kahramanlıkları da mutlaka gelir.

Cumhuriyet tarihimizi analiz ederken yaşananları abartmadan saklamadan ve saptırmadan doğru olarak kaydetmeliyiz.

Geçmişten geleceğe bırakacağımız en değerli mirasımız gerçeklere dayanan tarihi bilgiler olmalıdır.

Çanakkale’de denizde ve siperlerde verdiğimiz bağımsızlık savaşı, Anadolunun tümünde verdiğimiz Kurtuluş savaşı ile taçlanmıştır.

Sonuçta; 19 Mayıs Bayramı sadec Genölik ve Spor bayramı değil bir kurtuluş ve bağımsızlık savaşının Samsun’dan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatıldığı tarihin yıl önümüdür.

Nisan ve Mayıs ayları Anadolu halkının Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde  uyandığı ve kendi gücünün farkına vardığı ayalrdır.

Ağustos ve Ekim ayları ise askeri zafer ve uygar yönetime geçiş aylarıdır.

Tüm bayramlarımız hepimize kutlu olsun.

 

Günün Sözü

Tüm yaşam eğitimdir,

herkes  öğretmendir ve herkes sürekli olarak öğrencidir.

BAŞLIKSIZ!

BAŞLIKSIZ!

Yeni dünya düzenindeki bir bayrama daha kavuşmuş bulunuyoruz.

Öyle kelli felli bir bayram yazısı yazmaya hiç niyetim yok. Zira ne bayram bayram gibi ne de şartlar bayram koşullarında. Yine de adet yerini bulsun diye bir bayram yazısı yazmak için parmaklarım klavyenin üzerinde gezinmeye başladı.

Yazmak istemediğimden değil, ruhum pandemili geçecek olan bir bayrama daha isyan ettiği için bütün bu sevimsizlik içeren hallerim.

Geçen seneki Ramazan bayramına gitti aklım, bilgisayarın başına geçmeden önce. Pandemili ilk dini bayramımız! Ne kadar safiyane, iyi niyetli ve umut dolu duygularla yaşamıştık o bayramı. “Ha şimdi geçip gidecek bu virüs, ha bitti bitecek…Eli kulağında çare bulunacak, seneye bayramda her şey normale dönecektir” gibi umut içeren söylemler eşliğinde geçirdiğimiz bayramdı…

O günlerden bu güne baktığımda, bu laflamaları yaptığımız eş dostun üzerinde büyük bir hayal kırıklığı olduğunu görmek üzücü. Eş-dost derken, sadece yakın çevre değil, toplum olarak aynı hislerde olduğumuz aşikar!

Hiç kimsede bayram coşkusu yok. Kalmadı…Bırakmadılar!

Çocukluğumdan beri okuduğum hemen her köşe yazısında eski bayramlara atıflarda bulunulur, geçmiş bayramların tadından bahsederdi işin üstatları. Belli bir yaşa geldiğimde ise artık klasik haline gelen o tarz yazılardan sıkıldığımı fark ederek, bayram yazılarını okumayı pas geçtiğimi hatırlıyorum belli bir yaştan sonra. Çünkü her biri sanki kopyala – yapıştır gibiydi! Aynı klişe sözler, “Nerde o eski bayramlar” ile başlayan cümleler… Hatta daha dün gibi hatırlıyorum; geçen sene dini bir bayramda yazdığım ve bir parçacık da klişe bayram yazılarını eleştirdiğim köşe yazımı.

Oysa şimdi diyorum ki; keşke yeni dünya düzenine odaklı mecburi hayatlarımızın yerine yine o, ” nerde o eski bayramlar” yazılarını okuma şansımız olsaydı!

Artık hiç birşeyin eskisi gibi olmayacağını anlamak, bilmek ve bazen bunun üzerinde düşünmek beni üzüyor açıkçası.

Dayatma hayatlarımızı ve 8 milyar küsur insanı her neye alıştırmak istiyorlarsa ve neye adapte etmek istiyorlarsa, bunu yani bu yaşamı sevmiyorum, sevmiyoruz.

“Eski bayramlar” konu başlıklı her köşe yazısının artık tarih olduğunu düşünüyor ve yeni düzenin ilk eski bayramını geçen yıl yaşadığımız bayram olarak kabul ediyorum.

Hayatlarımız “pandemiden önce” ve “pandemiden sonra” diye ikiye ayrılıyor artık. Yeni tarih bu şekilde yazılırken, bizler elimizde olmayan sebeplerden ötürü bunu izlemekle yetiniyoruz.

Yapacağımız, yapabileceğimiz hiçbir şey yok…Hayatta kalmanın dışında!

Belki satırlarımı okuyunca neden köşe yazıma bir başlık atamadığımı anlamışsınızdır. “Mutlu Bayramlar” deseydim, bugün hepimizin içinde bulunduğu yaşamın bizlerde bıraktığı psikolojik etkiyi inkar etmekle eşdeğer olacaktı.

Bu hafta köşe yazısını yazması benden, başlığını atması sizden olsun.

Sadece bir kaç güne sıkıştırılmış, sığdırılmış değil, her gününüz bayram tadında geçsin. Ömrünüzün her günü bayram sevinciyle dolsun. Dolsun ki, aydınlık geleceğe olan umudunuzu yitirmeyin.

Esen kalın.

FİLİSTİN HALKI ÜZERİNDE İSRAİL ZULMÜ VE ŞİİR’İM

FİLİSTİN HALKI ÜZERİNDE İSRAİL ZULMÜ VE ŞİİR’İM

Mescidi-i Aksa’da Siyonist İsrail zulmü, Çin’de Doğu Türkistan Uygur Türklerine soykırım katliamları, Müslümanın inançlarına, kutsal günlerine zerre kadar saygısı olmayan, başta zalim devlet, Çin yıllarca Uygur Müslüman Türküne, Filistin hadisesi yaşatan ve şimdide, İsrail saldırıları devam eder. Türkiye’nin bir an önce bu saldırılara en sert şekilde, Birleşmiş Milletler nezdinde aktif mücadelesi ve dünya devletlerinde sivil toplum kuruluşlarına konuları detaylı anlatma lobi faaliyeti için sonuç alabilme odaklı olmasıdır.
*
Sözde İslam ülkelerini bu konuda ikna ederek konuya dahil etme ve Birleşmiş Milletle teşkilatı bünyesinde, Türkiye dahiliyle, güvenlik gücü oluşumu, Kudüs’te görev alması, İsrail yayılmacı, soykırımını ve zulmünü önleme adına tek çıkar ve faydalı yoludur.
*
Bu konu hakkında sosyal medyada ve bazı sözde inançlı ve siyasi çevrelerin, Asker Filistin’e diye nara atarlar, bakın ülkenin bugün-ki şartlarında ekonomin neredesin, nelerle karşı karşıyasın doğrulara göz kapamış siyasetten algılar yaparak, siyasi rantlar koparmaya çalışırlar.
*
Terör devleti İsrail insanlık dışı bu tutumunu başlatmış olduğu askeri katliamların, Gazze halkına tanklı, bombalı, vahşetine karşı, Türk milleti olarak, Filistin halkının yanında olduğumuzu bilinmesi ve Türkiye, İslam ülkelerine bir kez daha acil çağrıda bulunarak, İsrail’in bu küstah tavrına karşı kınama değil icraat yapılmasında, bu saldırılara en sert şekilde; siyasi, askeri, ticari ve diplomatik tepki verilmeli eğer verilmese radikal terörü geliştirir önü alınmaz hal alır.
*
İsrail, Filistin halkına uyguladığı bu şiddet olaylarında çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini, Müslümanın Ramazan Bayramına nefret saçarak çatışmaların devam etmesine son verilmesi, acilen dünya ülke devletleri toplanmasıyla, İsrail Terör devletinin uyguladığı orantısız zalim gücünün önüne geçerek sorun çözümünde kalıcı olması için faaliyetlerin devam etmesidir.
*
Ramazan Bayramı hürmetine bizleri yaratan Rabbimden dayanacak güç ve birlik için sabır diyerek, Gazze ve İsrail çatışmalara derhal son verilmesi umuduyla temennimdir. Tedbire önem , sağlıklı olmak , sağlıklı düşünmekten geçer.
RAMAZAN BAYRAM SABAHI
İlk kıblemiz Mescidi Aksa Sancılarını biliyorum,
Ecdadımın hisse varlığı bugününde yoktur gibiyim.
*
Geçmiş zaman hüküm veren gönül abideydi,
Gök kubbe altından cumhura bakarım şimdi.
*
Yıllarca rüyama girdin ruhumda seni özlediğim,
Avlularında mağfiret dileklerimle kayıp gibiyim.
*
İslam inancında var olan insan çokluğun,
Bakınca varlığı görünmez bu alemde diriliğin,
*
Allah büyük diyen, İslam beldelerinde herkes,
Tekbirde tek vücut olamaz, neden bunca ses.
*
Yükselen feryatlar, Uygur, Filistin halkından,
Çin, İsrail zalimlerin insanlık dışı zulmünden.
*
Dünyada Görünse üç din mabedi Kudüs’ten,
Yaratan evlerine saygı kalmadı yığınla insandan.
*

Neden çoğaldı aleminde simalar öfke nefreti,
Bunlar vahşet etti eserinde kalıcı olanları.
*
Ümmetin ovasında yükselen, Türkün sesidir,
Yüzleri ak başları dik tarihinde gözdesidir.
*
Zafer meydanlarında cenkte, İslamın yüz akıdır,
Peygamber övgüsüne mahzarı olan tek millettir.
*
Büyük devlet kuran yön veren kudretimiz,
Varlığıyla bedel ödeyip veren kanla canımızdır.
*
Vatan toprağında yaşayan varisi hem de sahibi,
Görünen milletine bu günde teselli vermeyenleri.
*
Bu vatan toprakları çoğunun yokluğu oldu,
Çoktan beri kaybolan yurtların gülleri soldu.
*
Yükselen mabedin yeri, Kudüs İslamın Kıble-siydi,
Yıllarca yapılan kanlı zalimlerin vahşetinin yeri.
*
Bakınca Allah’a isyan eden zalimler şeytanı,
Gönlüme hüzün kapladı Ramazan bayram sabahı.
Y.T: 14.05.2021

RAMAZANA UĞURLAR OLA^ BAYRAMINA HOŞ GELDİ VE ŞİİR’İM

RAMAZANA UĞURLAR OLA^ BAYRAMINA HOŞ GELDİ VE ŞİİR’İM

Bu yıl ramazanı ayı korona hastalık salgını altında evlerde ziyaret- siz, sofralarda muhabbetsiz, bereketsiz, akraba, komşuya mesafeli, uzaktan yakından birçok vefatlar içinde olmasıyla yine de hoş geldi, sefalar getirdi temennileri ve gidişi uğurlar ola diyerek, ya nasıp gelecek yıla ömrü olan karşılaya desek doğrusu olur.

*

Yine kederli üzüntüler, gözyaşı olması ve Korana hastalığını dünya insanına yaymaları yetmedi, birde Müslümanlara “kızıl Çin “ Doğu Türkistan da Uygur Müslüman Türk soydaşlarımıza katliam ve insanlık dışı soykırım yapıyor. Katil devlet Firavunu, İsrail zulmünü destekleyen zalimler, Filistin halkı üzerinde silahlarını deney yaparak Allah’ın evi içinde katlediyorlar.

*

Bu nedenle yine bu mübarek Ramazan ayının güzelliklerinden tam manasıyla yararlanmasak-ta, hüzün, gözyaşı kederler içinde, 11 Ayın sultanı, Bugün Ramazan ayının son günüde uğurlamamız bayrama kavuşma sevinci içinde olmamız, küskünlerin barıştığı, barış ve mutluluğun egemen olduğu, bilinciyle fakir dul ve yetimlerin daha iyi korunduğu, insan hakları, adalet ve hukukun gözetildiği, dar gelirlinin sömürülmeden, ötelenmediği, savaş, terör ve yoksulluğun geride kaldığı bir dünya için bayramların birer imkan olması temennimizdir.

*

Türk , İslam ve İnsanlık aleminin, akraba, komşu ve dostların ve insanca yaşama adına yeni bir umut, sağlık, mutluluk, huzurun gelmesi, Ramazan bayramımız kutlu ve mutlu olsun dileklerimle, Rabbimden niyaz ederim. Sağlıklı kalalım ve sağlıklı düşünelim, Rabbim yar ve yar yardımcımız olsun. “DİYELİM” Amin…

KALMADI ESKİ BAYRAM GÜNLERİ

Neşesi yok geçmiş unutulmuş,

Sevdalar tükendi azı kalmış,

Dostlar meclisten kaçar olmuş,

Neşesi gitmiş bayram günlerin.

*

Zengin zaten evinde durmaz,

Kapılar kapalı misafir görmez,

Tatil diyerek hatır sorulmaz,

Garip şimdiki bayram günlerin,

*

Çoğunluk çalar ayrı telde,

Saygı kalmamış başta üstte,

Yaşlının boynu bükük halde,

Sevgisiz olmuş bayram günlerin.

*

Ülkemde yörelerin her köşesi,

Kalmadı tatlı sohbet muhabbeti,

İkramların zaten bitmiş lezzeti,

Bayramlar olmuş tatil günlerin.

*

Yeter diyerek kelamı bitirdim,

Bu tespit doğru kırılmayalım,

Yazdım şiiri satırlara anlayalım,

Kalmadı eski bayram günlerin.

Mehmet Kantar.

Tarih: 22.08. 2018

DUYARLILIK UYGUR MÜSLÜMAN TÜRKLER-EDE OLSUN VE ŞİİR’İM”

DUYARLILIK UYGUR MÜSLÜMAN TÜRKLER-EDE OLSUN VE ŞİİR’İM”

Terörist Devleti İsrail, Mescidi Aksaya insanlık dışı saldırılarını ve soykırımını kınıyorum. Bu vahşi saldırıların başladığı gün, Ülkemin Diyanet İşleri Başkanlığı Talimatıyla tüm camilerde, Filistinli kardeşlerimiz için sala verdirildi, çok doğru ve yerindedir.

*

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığına bir isteğim olacaktır. Yıllarca  “KIZIL ÇİN “ Emperyalist devleti denilen katillerin, Doğu Türkistan Uygur Müslüman Türk kardeşlerimize, soydaşlarımıza zulüm, işkence soykırım yapılıyor, Neden Diyanet İşleri Başkanlığı olarak ülke genelinde tüm camilerde sala verilmez, anlamış değilim.

*

Bir sebebi varsa açıklamanızı bekleriz ve sebep yok aklınıza gelmedi derseniz, hatırlatmış olalım, Lütfen Doğu Türkistanlı Uygur Müslüman, soydaş Türk kardeşlerimiz içinde tüm camilerimizden sala verilsin ve Filistinliler kadar ilgi duyulsun, duyarlılık olsun. “Olur-mu ! “

GÖK BAYRAĞIM EBEDİ DALGALANSIN BENİM

Türkün öz yurdu doğu Türkistan’dan,

İşkence soykırım zulme uğrayan benim.

Vatanım, bayrağım, toprağım, esir edilen,

Çin zaliminin zulmüne uğrayan benim.

*

Doğu Türkistan Tarih’te dinmedi gözyaşın,

Oluk oluk aktı şehitler kanın,

Turan ellerinde sizi unuttular sanmayın,

Kızıl Çin ebedi düşmanım benim.

*

Kendi öz yurdumda çöl oldum

Bahçemde renkli gülerim sarardı soldum

Adım Türk, Müslüman olmak mı sucum

Çin vampiri ezeli düşmanım benim.

*

Müslüman âlemi kopuk geçmiş kendinden,

Türk dünyası şaşkın bakar içinden,

Zalim Çin çekmiş seti başından,

Kavim gard aş duy sesimi benim.

*

Mehmet derki yurdumu kimse silemez,

Çin zalimine mazlumun ahları kalmaz,

Yeni bir dirilişin destanı yazacağız,

Gök bayrağım ebedi dalgalansın benim.

Y.T :12.03.2019