Köşe Yazıları

HADİ GÖZÜMÜZ AYDIN!

HADİ GÖZÜMÜZ AYDIN!

Attığım sevinç naraları, kutlamalar, mutluluğumun eseri ve hatta kondurduğum yazı başlığım bile bunun için!

Nasıl gözlerimiz aydın olmasın ki! Nur topu gibi, harca harca bitmeyecek yeni asgari ücretimiz bende bayram havası estirmesin de ne yapsın?

Koskoca 8 Bin 506 TL.

Ye ye bitmez!
Bırakın İstanbul gibi bir metropolde oturulabilecek olan mütevazı bir dairenin 5 bin TL civarındaki kirasını ödemeyi, bu parayla ayda minimum 1.500 TL gelen doğalgaz faturasını kolaylıkla ödeyebilir, birkaç yüz liracık olan elektrik faturasının esamisini okumaz, harcamanıza göre değişebilen ve aylık tutarları 1.500 TL ile 2.000 TL arasında değişen sair faturalarınızın tozunu bile attırırsınız!

Tabii haftada bir damacana suyu içmeyip musluk suyu ile yetindiğiniz taktirde, market alışverişi yapmadığınızda, hele hele aynı üst baş ile senelerinizi heba etmeyi göze aldığınız taktirde.

Sosyal yaşam mı? O da ne? Hobiler, tatiller, geziler vs. Bunları konuşmak,istemek, hevesine girmek bile yersizken, bu hayaller deryasına hiçkimsenin dalmayacağı düşüncesiyle onlara dair mini bir bütçe çıkarmanın gereksiz olacağı fikriyle rakamsallaştırmadım bile.

Çok şükür halk olarak böyle taleplerimiz nicedir yok! Nefsini terbiye etmeyi öğrenmiş bir milletiz ne de olsa!

Tüm bunlara bakınca yeni asgari ücret artışı bende sevinç yarattı!

Ah bir de müjdenin hemen ertesi günü zincir marketler etiketlerini değiştirmeseydi iyiydi! Tam bir zam bombardımanı…
Fırıncı kardeşlerimiz, abilerimiz, emektarlarımız ekmeğe yeni fiyat düzenlemesi yapmalarının zorunlu olduğunu söylemeselerdi iyiydi!

Yeni yılın geliyor olmasına rağmen sinek avlayan AVM’ lerdeki bazı firmalar, bazı cadde üstü mağaza ve dükkanlar tam da yılbaşı üzeri işyeri kapatma kararı almasalardı iyiydi!

Daralan pazar ve ödemeler altında ezilen sanayicimiz ile kurlardan dolayı nicedir ne yapacağını bilemez halde olup iki de bir yeni düzenlemeler yapmak zorunda kalan ihracatçımızın bundan bir iki ay sonraki hallerinin ne olacağından bahsetmeye bile dilim varmıyor!

Hasılı; yeni asgari ücretimiz hayırlı uğurlu olsun. Yılbaşı öncesi harika bir motivasyon oldu hepimize!

Yılbaşı demişken, yaşamın umutla dolu olduğunu hatırlatarak bütün okurlara sağlık, huzur, mutluluk içinde geçirecekleri aydınlık bir yıl dilerim.

Esen kalın.

Altılı Masada Karmaşık İlişkiler

Altılı Masada Karmaşık İlişkiler

Seçim günü yaklaştıkça, altılı masa içindeki siyasi hesapları, anlatmaya başladık. Kılıçtaroğlu, siyasal ve sosyal yapısı bir birinden farklı, altı parti başkanını bir masa etrafında toplamayı becerdi.

Başlangıçta, HDP ile iyi parti arasındaki dengeyi kurabilmek için, epey uğraştı.

HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde, evlat nöbeti tutan anneler, bu dengeyi bozdular.

CHP, HDP ile olan ilişkilerine mesafe koymaya mecbur kalınca, İyi Parti, Millet ittifakının ayrıcalıklı ortağı konumuna geldi.

İyi Parti zaman içinde, (CHP) ‘ nin rakibi haline dönüştü.

(CHP), aday ilan etme konusunda belirsizlik yaşayınca İyi Parti’den (CHP) ‘ yi yönlendirici hamleler, gelmeye başladı.

Önce “seçilebilecek aday olsun” tarifi ile Kılıçtaroğlu’nun önünün kesilmesi amaçlandı. Ardından İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimleri kamuoyuna duyuruldu.

Hapis cezası aldıktan sonra, İmamoğlu ve Akşener’in birlikte yaptıkları saraçhane mitingi, CHP yönetimine meydan okuma gibiydi.

Akşener, Altılı masaya danışmadan, Kılıçtaroğlu’na sormadan, miting meydanına İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gibi takdim etmişti.

İyi parti tarafından kamuoyuna sunulan (CHP) kökenli 3 aday da, yıpranmıştır.

Masayı korumaya çalışan Kılıçtaroğlu, İyi Parti’den gelebilecek yeni hamlelere, sessiz kalamaz.

CHP yönetimi de, bu gelişmeleri hazmedemez. Meral Akşener, altılı masaya ayar veren lider konumuna gelmiştir.

Bu gelişmelerin büyük bir merak ile HDP tarafından da izlendiğini görüyoruz.

Millet ittifakının, altı ortak olarak seçimlere katılacağını sanmıyoruz.

Seçimler yaklaştıkça, CHP ile HDP arasında bir yakınlaşma olacağını düşünüyoruz.

 

 

–Günün Sözü—

Tilki kümesi iyi tanıyor diye, bekçi yapılır mı?

“H. Truman”

 

DOĞMAMIŞ KIZIMA…

DOĞMAMIŞ KIZIMA…

Bu haftaki yazımda bir annenin kızına yazdığı mektuba yer vermek istedim.Eminim bu mektubu okuyunca siz de benim kadar beğeneceksiniz.

“Doğmamış Kızıma…

Aralık ayının göbeğindeyiz kızım.
Hayır, henüz kar yok yerlerde.Hatta sanki kışa inat edercesine ılık bir hava hakim ortalıkta.Nicedir böyle tatlı esmemişti rüzgar, katran karası olması gereken zamanda.

Senin geleceğin ev siyah ve beyazın netliğinde bir ev. Tıpkı annen gibi, yani ben gibi.Bunun ne demek olduğunu nasılsa sonraları anlarsın. Annenin netlikleri seven, ortası olmayan güçlü bir kadın olduğunu da bunu anlayacağın eş zamanlara denk getirirsin diye düşünüyorum.

Her neyse…

Burada vakit epeyce geç oldu kızım. Ben diyeyim gecenin onbiri sen de onbiri geçe vakitleri…
Bu civarlarda seyrediyorum alemi! Alem dediysem, pencerenin önüne mıhlanmış, koltukta tüner gibi bağdaş kurmuş halde gecenin parıldayan ışıklarında, havuzun mavi zeminine çakılmış gözlerimle, karşı binanın evlerinden adeta ışıl ışıl fırlayan Noel ağaçlarının gözümü alan pırıltılarını seyrediyorum. Bu pırıltılar umut veriyor olsa da bana, yine de yalnızlığımı iliklerime kadar hissediyorum gecenin bu kör vaktinde.

Bu güzelliğin içinde sen olsaydın eminim en çok karşıdaki evlerden süzülen koskocaman Noel ağaçlarına takılırdın!
En azından ben öyle düşünüyorum.Çünkü herbir ağacın dallarından süzülen envai çeşit renk cümbüşü neredeyse bizim evin salonunu bile süslüyor. Düşün ki öylesine muhteşem bir görüntü…Renklerin raksetmesi gibi!

Arada yavaş yavaş da olsa soda mı yudumluyorum kızım. Aslında bu manzara bir kadeh kırmızı şarabı hak etse de seni düşündüğüm için içmiyorum onu.Sodayla yetiniyorum. Sen iyi ol diye ben benden bir kez daha vazgeçiyorum kızım.

Nerdeyse unutuyordum sana söylemeyi; bir yandan da fondan gelen Sezen’ i dinliyorum. “Seyirlik değil ömürlük olsun” diyor Sezen. O kadar tatlı bir tınısı var ki şarkının. Herbir harfini sana atfediyorum kızım. Güzel kızım…Ömürlük ol istiyorum.

Umarım Tanrı’ dan seni isterken haddimi aşmıyorumdur! Bilirsin, O’ nun işine müdahale edilmez.O bilir neyi nasıl yapacağını, ne zaman kimi kime vereceğini.

İliklerime kadar yalnız hissediyorum kendimi kızım! Son aylarda maruz bırakıldığım yalnızlığım… Aslında buna alıştığımı düşünmüştüm. Ama…Ne bileyim işte! Senin güzel hatırına belki bir parça hoş sohbetler doğar ve ölüm sessizliği bozulur diye düşündüm. Üstelik senin gelişinin eli kulağındayken, geleceğinin heyecanı belki evde sevinçli seslere, sebepsiz kahkahalara sebep olur diye düşündüm. Daha doğrusu böyle olmasını umdum.

Gel gör ki hayat bizim istediğimiz gibi akmıyor kızım! Bunu birgün sen de öğreneceksin.

Yok, merak etme; baban hayatta ve hayır ayrı gayrı falan da değiliz! O sadece benim seni beklediğim heyecanla beklemiyor. Veya ne bileyim belki de hep söylediği gibi “içinde yaşıyor herşeyi”, kendi kendine, sessiz…Hatta kimin zaman matem havasını andıran hallerde! Varlığı ile yokluğu birdir onun…Ama merak etme ben seni bu sessizliğe teslim etmeyeceğim kızım. Tam aksine cıvıl cıvıl olacağız seninle, hayat dolu…Ve evet herşeyi paylaşacağız seninle. Seni, senin yalnızlığına mahkum edip sonra da bunun adına “mutluluk” demeyeceğim! İstediğin gibi; özgürce, istediğin kelimelerle konuşabileceksin benimle, sözcükleri seçmene gerek kalmayacak benimle konuşurken…

Hatta bazen sebepsiz güleceğiz birlikte, olur olmaz şeylere…Hayır güzel kızım, senden her zaman ciddi olmanı ve aklı başında sözler sarfetmediğin zamanlarda da susmanı falan istemeyeceğim!

Benimle olduğun hayat içinde kendini ne yapayalnız hissedeceksin ne sessizliğine gömülmek zorunda kalacaksın ne de gülüşlerine gem vurman gerekecek!

Bu hayata mutlu olmak için geldin kızım…Mutlu ol.

Sen sen ol asla kalabalıkların içinde yalnız olacağın insanları seçme.

Hayat kısa kızım. Çokça gül, her fırsatta gül…Hatta bunu hayat felsefen edin.

Sana söyleyecek daha pek çok sözüm ve yaşam tecrübem var ancak şimdiden seni bunlarla sıkmak istemediğim ve senin de benimle aynı tatlı coşkuyu yaşamanı istediğim için bir kez daha gözlerimi karşı binanın penceresine uzun uzun dikerek, ışıl ışıl yanıp sönen Noel ağacının süslerinden sana ve bana doğru süzülen mutluluk renklerini seyre dalıyorum.

Fondaki Sezen teyzen de hislerime tercüman olmak istercesine diyor ki;
“Gel koynuma,
Gel boynuma,
Gellll…..”

Şimdilik söyleceklerim bu kadar yüreğimin izi…

Huzurla gel,
Huzurunla gel,
Huzura gel…”
…

Esen kalın.

GÜÇ DANIŞMANLARDA ve DERNEKLERDE YÜK BÜROKRASİDE OLACAK

GÜÇ DANIŞMANLARDA ve DERNEKLERDE YÜK BÜROKRASİDE OLACAK

Güçlendirilmiş parlamenter sistem, nasıl bir sistem olacak, gücünü kimden alacak, henüz tam açıklanmadı.

Bize göre güçlendirilmiş  parlamenter sistem esas gücünü, dışarıdan getirilen yabancı danışanlarından alacaktır.

En önemli kararlar, bu danışmanlar tarafından verilecektir.

3u danışanların talepleri ile yıllarca beklemede olan yasa teklifleri, birkaç gün içinde, yasalaşacaktır. İşin yükü ise, bürokrasinin sırtında olacaktır.

Bir başka güç ise, altılı ortakları desteklemeyen, iş adamları olacaktır.

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme, geçmişte ön plana çıkmış, pek çok sivil toplum örgütleri ve dernekler de, güç verecektir.

Ve altılı masayı destekleyen medya grubu da, Millet ittifakı adına, kamuoyu oluşturacaktır. Kılıçtaroğlu, dünyaca kabul görmüş, kurallara ve kurumlara bağlı kalacağız dedi.

Hemen aklımıza Kemal derviş geldi.

Kemal dervişte danışman olarak gelmişti ama, bir anda bakan yapıldı ve hükümette yer aldı.

(IMF) ile anlaşma yapıldı.

Ekonomide, sıkı para politikası uygulanmaya, başladı.

Kanal İstanbul’un çok daha küçük çapta, yatırımlar iptal edilmişti.

Ekonomi yönetimi, (IMF) ye bırakılmıştı.

Yabancı danışmanların sadece ekonomik konularda değil, hukuki sosyal ve savunma konularında da devreye gireceklerini, göreceğiz.

Mesela, Avrupa insan hakları mahkemelerince alınan kararların uygulanması, istenecektir.

Belki, sınırdışı operasyonların durdurulması ve savunma bütçesinin daraltılması, tavsiye edilecektir.

Kavala , Demirtaş ve benzerlerinin, tutuksuz yargılanması, talep edilecektir.

Terör örgütleri ile ilişkili oldukları iddia edilerek, (KHK) larla kamu görevlerinden alınan zanlıların, adli işlemleri tamamlandıktan sonra, yeniden görevlerine iade edilmesi, istenecektir.

Sözün kısası, bu tabloya baktığımızda, millet ittifakı iktidarını, danışmanların, derneklerin ve sivil toplum örgütlerinin yönettiğini, göreceğiz.

Altılı masa ise, seçmen gibi, olanı biteni izleyecektir.

GÜNÜN SÖZÜ

Cömertlik fazla vermekten ziyade. Yerinde ve zamanında vermek demektir. “ La Bruyere”

DÜNYA KUPASINDA SONA DOĞRU

DÜNYA KUPASINDA SONA DOĞRU

Katar’da oynanan 2022 Dünya Kupası maçlarında, büyük sürprizlere tanık olduk.

Bu turnuvada, Güney Amerika ve Avrupa takımların gerilemesini, gördük.

Kupanın eski şampiyonlarından Uruguay, çeyrek finallere çıkamadı.

Kaleci Muslera, yedekte kaldı. 20 seneden beri kupaya hasret kalan Brezilya, çeyrek finallerde elendi. Kupanın en güçlü takımı, panzer Almanya ise, eleme grubunu bile, aşamadı.

Yarı finallere kadar çıkan Fas takımı, Afrika da bir ilki başardı.

92 yıllık Dünya Kupası tarihinde yarı finale çıkan ilk Afrika ülkesi, oldu.

Grup maçlarında, Belçika’yı yenen ve grup birincisi olan Fas takımı İspanya ve Portekiz’i de eleyerek, tarih yazdı.

Yaptığı maçta,  1 gol yiyen Fas takımı, defansit futbolun ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Suudi Arabistan’da bu anlayışla, Arjantin’i yenmişti.

Bu turnuvada, teknik futbolun ve çok pas yapmanın, galibiyet için yeterli olmadığını gördük.

Finalist olacak diye gördüğümüz İngiltere, penaltıyı kaçırdı.

Ve Fransa’ya karşı, elenmekten kurtulamadı.

İyi mücadele eden ve son saniyeye kadar maçı bırakmayan takımların, kazançlı çıktıklarını gördük.

Hızlı ve dikine oynayan Kore ve Japonya, rakiplerinin oyunlarını bozdu ve seyirci tarafından ilgi ile izlendi.

Ağır oynayan ve çok yan ve geri pas yapan Brezilya futbolunu, beğenmedik.

Peki, bu turnuvada biz de olsaydık diye sorduk, kendimize.

Bu kupada, iyi defans yapan ve hızlı oynayan dayanıklı takımlar, kazandı.

Biz ise mücadele etme konusunda yeterli değiliz ve çok gol yiyen bir defansa sahibiz.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Kendinizle barışana kadar sahip olduklarınızdan hoşnut olamazsınız.

“D.mutman”

(11-17) ARALIK MEVLANA HAFTASI

(11-17) ARALIK MEVLANA HAFTASI

Her yıl, (11—17) aralık günleri arasında, Mevlana haftasını kutluyoruz.

“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” diyen Mevlana’nın, iki yüzlü davranışlara karşı olduğunu, biliyoruz.

“Dünle beraber gitti, düne ait ne varsa cancağızım, bu gün yeni şeyler söylemek lazım” diyen Mevlana’nın, değişimden yana olduğunu, hatırlıyoruz.

Mevla’nın bu söylediklerinin, günümüzde tam oturduğuna, tanık oluyoruz.

Mevlana felsefesine baktığımızda, sevgi, hoşgörü ve şeffaflık olduğunu, görüyoruz.

Dışlamak ve ötekileştirmek olmadığını, anlıyoruz.

Ölenin de Allahu Ekber, öldürenin de Allahu Ekber dediği bir anlayış, Mevlana felsefesinde yer bulamaz.

İbadete gösterdiğimiz özeni, barışı koruma konusunda da, göstermeliyiz.

Adı barış olan islam dininde, iki islam ülkesi arasında, kanlı savaşlar düşünülemez.

Mevlana felsefesinde, dinde de korku yerine, sevgi, saygı ve hoşgörünün ön plana çıktığını, görüyoruz.

Yardımlaşma ve dayanışma için kurulan, tarikat ve cemaatlerin amacından saptığını, görüyoruz. İslama ve insanlığa uymayan uygulamaların, islam dinine zarar verdiğine, tanık oluyoruz.

Kuran-ı Kerimdeki emirleri ile, peygamberinizin veda hutbesindeki önerilerin, her Müslüman için yeterli olduğunu, düşünüyoruz.

Mevlana felsefesi ise, hayat okulumuz için, bir yardımcı kitap gibi görüyoruz.

GÜNÜN SÖZÜ

Gönlünü yıkayıp arıtmamışsan, habire abdest alıp, namaz kılmaktan fayda bekleme.

Mevlana

Millet İttifakı İktidarı Bürokrasiye Devredecek

Millet İttifakı İktidarı Bürokrasiye Devredecek

CHP’nin vizyon toplantısından, ülkemizdeki bürokratik kadroların, yönetime geleceğini anladık. Kılıçdaroğlu kurumlara ve kurullara bağlı kalacağız deyince, akılımıza IMF, Dünya Bankası, (DECD) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi geldi.

Aslında New York doğumlu Selin Sayek Böke, bu yabancı kurumlarda görev yapmıştı. Parti sözcüsü Faik Öztırak ise, geçmişte Hazine müsteşarıyken (IMF) heyetlerinin en önemli üyesiydi.

Davos toplantılarının en önemli katılımcısı olan Ali Babacan’da şimdi millet ittifakında yer almıştır. Sözün kısası içimizdeki (IMF)’cilerede dışarıdaki (IMF) heyeti, göreve hazırdı. Yan, Türkiye yeniden, (1960 ile 2000) yılları arasındaki, bürokratik Cumhuriyet dönemine dönecektir.

1960’lı yıllarda, yönetime asker kesim ile üniversite hocaları hâkim olmuştu. Bu bürokratik kadrolar, bir iktidarı devirmiş, bir başbakan ile iki bakanı da, idam etmişti. 1970’li yıllarda ise, ideolojik cinayetlerde geçmişti. 1980’li yıllarda, bürokrasinin ekonomik kadroları görevdeydi. (IMF) iş başındaydı.

Rüştü Saraçoğlu, Ekrem Pakdemirli ve İlhan Kesici başrollerdeydi. Tabi direksiyonda, piyasa ekonomisini ülkeye getiren rahmetli Özal vardı. 1190’lı yıllarda ise bürokrasinin yargı kanadı, iş başına geçmişti. Başrollerde, Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Üzden ile Yargıtay Baş Savcısı Vural Savaş vardı.

Vural Savaş tek başına, Milli Selamet ve Fazilet Partilerini, kapatmıştı. 2002 yılında, Ak Parti yönetimine geldi. Uzun süre, bürokrasinin asker ve Yargı konutları ile uğraştı. İtalen uygulamada olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi, bu yüzden gündeme geldi.

CHP’nin vizyon toplantısından, destekli bürokratik kadroların yeniden gündeme getirileceğini hissettik. Yani görüntüde siyasetçiler olacaktır. Kararlarda ise, bürokrasinin ve danışmanların dediği olacaktır. İşte Millet İttifakının, dış destekli iktidarı, böyle çalışacaktır.

—Günün Sözü—

Adaletin bulunmadığı yerde, herkes suçludur.

“Puverger”

 

 

ROTA!

ROTA!

Gram heyecan yok içimde!

Ne bir yılın bitiyor olmasından ne de yeni bir yılın geliyor olmasından.Nötrüm bu konuda.

2022 yılının elle tutulur birşeyler vermemesinden mi yoksa yaşın kemale eriyor olmasından mı bilemedim.

Yeni seneye dair tek bildiğim şu ki,yani hani yıllardır kafamıza vura vura dikte ettirilen meşhur 2023′ e dair hissettiğim şu ki; doğacak olan yeni yıla karşı en ufak bir heyecan, umut,neşe vs yok yüreğimde.

Gelsin bakalım gelecek olan yıl! Hele bi gelsin de hangi umutların peşinden koşturtacaksa koşturtsun bakalım!Koşturtsun da görelim! Yoook, bu kez öyle peşin peşin yeni yılın getireceği hayaller denizinde boş boş kulaç atmak, 3-5 çöpsüz ümide sarılmak yok! Hele bi ışık görelim, sonrasında nasılsa veririz hakkını, helalini, övgüsünü, teşekkürünü…Bu kez gelecek olan yıla peşin peşin ödeme yapmak falan yok!

Hele ki yine kaos, yine salgın, yine kavga gürültü, savaş, ziyan, huzursuzluk ve yine tatsızlık,hastalık,hayal kırıklığı getirecekse 2022 gibi hiç gelmesin derim ben.

Zira bunlara dair yeterince payımıza düşeni aldık geçmiş seneden, bir de yenilerini eklemeyelim gelecek olan günlerden.

Doğru dürüst içten gülen tek bir yüz, kahkaha dolu tek bir ortam görmedim gidecek olan seneden.Dokunduğum herkesin bin yarası vardı, her biri birbirinin içinde gizlenen onlarca derdi vardı.

Ulu orta yarım ağız gülmelerden bile çekinilen bir sene oldu 2022. Acısı bol, tatlısı az… Sessizliği çok, muhabbeti yok.

Herkesin psikolojisi bozuktu.Psikolojisi düzgün olanların da en sonunda psikolojileri bozuldu.

Hemen herkesin dilinde “2022′ den ne fayda gördük ki yenisinden görelim” mırıldanmaları başladı bile şimdiden. Bu konuda herkes haklı.Kimseyi suçlamıyorum.Kimseyi yargılamıyorum, kimseyi sorgulamıyor ve eleştirmiyorum. Çünkü başa gelen çekilir, bunu biliyorum!

Ne hayallerle sarıldığımız 2022 patlayınca ellerimizde, 2023’e temkinli yaklaşmak farz oldu zihnimizde.

Ve ilk defa yeni bir seneye karşı gardımı alarak giriyorum; tedbirli, ölçülü, dikkatli ve beklentisiz…

Birşey var ki hiçbir senenin benden alamayacağı; o da kendime olan güvenim, cesaretim,asla bozmadığım ve kimsenin de bozmasına izin vermediğim ve vermeyeceğim özbenliğim.

Yeni sene kimlere ne getirecek olursa olsun, özbenliğinize sahip çıktığınız sürece yol da sizsiniz, yolcu da sizsiniz. Dümen ellerinizde ve rotayı çizecek olan kendinizsiniz. Dümeni nereye kırarsanız hayat rotanız o olacaktır!

Esen kalın.

Dünya Kupasında … Sürprizler

Dünya Kupasında … Sürprizler

2022 Dünya Kupasında, çok ilginç maçlar izledik.

Arap kökenli ülkelerin futbolunda, ilerleme olduğunu gördük.

Kupaya veda etmesine rağmen Suudi Arabistan Arjantin’i yendi Yine kupaya veda etmesine rağmen Tunus’ta Fransa’yı yendi.

Japonya, Almanya ve İspanya’yı yendi. Ölüm gurubundan lider olarak çıkmayı başardı.

Bu dünya kupasına damgasını vuran futbolcu ise, Portekiz’li Ronaldo oldu.

5 adet dünya kupasında oynamış oldu.

5 adet dünya kupasında gol atan, tek futbolcu unvanını aldı.

İstatistiklerden Ronaldo gibi, 5 adet dünya kupasına katılan, başka futbolcular olduğunu da gördük ama Ronaldo gibi hepsinde gol atan başka bir futbolcuya rastlamadık.

Maçları izledikçe, takımların güçlerini de değerlendiriyoruz.

Bana göre 2022 Dünya Kupasını İngiltere alacaktır.

Arjantin ve Brezilya’da, kupaya ağırlığını koyacak, bir futbolcu göremedik.

Arjantin Milli Takımı kaptanı Messi’nin, eski Kaptan Maradona gibi, takımını şampiyonluğa götüreceğini umuyoruz.

Dünya kupalarının panzer tankı Almanya’nın, bu dünya kupasında etkili olmadığını gördük. Brezilya’da, daha önceki kupalardaki kadar, karizmatik değildi.

Belçika Milli Takımı, tüm futbol severleri hayal kırıklığına uğrattı.

Birkaç yıl öncesine kadar, Belçika Milli takımına, geleceğin takımı unvanı verilmişti.

Otoriterler, Belçika takımına, “artık paslandı” yakıştırması yaptılar.

 

—Günün Sözü—

Minnet ağır bir yüktür. Kimse bu ağır yükü taşımak istemez.

“Diderot”

 

Savaşın Kazananları ve Kaybedenleri

Savaşın Kazananları ve Kaybedenleri

Ukrayna Rusya savaşı, her yüzyılda bir yapılan güç dengelenmesini, yeniden gündeme getirdi.

Bu dönmede, yeni kazanımlar yaşayanlar oldu.

Zirvedeyken çöküşe geçenlerde vardı. Amerika, bir taşla birkaç kuş vurarak, kazananların başında yer aldı.

Amerikan Doları savaş öncesinde değer yönünden, sorgulanmaya başlanmıştı.

Avucunun içindeki NATO’ya ise, “Beyin ölümü gerçekleşti” diyordu.

Savaş çıkınca tam tersi oldu. Dolar, paçayı kurtardı.

NATO, İsveç ve Finlandiya’yı da içine alarak, daha da genişledi.

Rusya’nın işgalci damgası yemesi Amerika’nın lehine oldu.

Amerika, yaptığı ticaret anlaşmaları ile, Çin’e güç kazandıran Almanya’dan da, hıncını almış oldu. Almanya’yı Rusya’ya karşı uygulanan ambargonun içine etti.

Hem dünya kamuoyunda, Rusya’yı yıprattı hem de enerjide Rusya bağımlısı olan Almanya’nın enerjisiz kalmasını sağladı.

Amerika savaş ortamında, Çin’e sataşmayı da ihmal etmedi.

İşte bu tablo, Amerika’yı en çok kazanan ülke ilan etti.

İngiltere ise, her zaman olduğu gibi, çıkarlarını düşündü.

Avrupa Birliğinin güç kaybettiğini görerek, birlikten ayrıldı ve Amerika’nın, dümen sayana girdi. Savaştan en çok zarar gören ülke ise, yakılan ve yıkılan Ukrayna oldu.

Savaşın çıkmasını ve yayılmasını isteyen ülkeler, Ukrayna’nın genç liderini kışkırtmalarla ve yardım vaatleri ile ateşin içine ittiler.

Türkiye çok başarılı bir denge politikası uyguladı.

Her fırsatta Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü, dile getirdik.

Ayrıca Rusya’ya uygulanan yaygın ambargonun, içinde yer almadık.

Tahıl koridorunda yer alarak, tüm dünyanın takdirini kazandık.

—Günün Sözü—

Az ye, Az söyle, Az incit.

“Mevlana”