Köşe Yazıları

Yeni Milliyetçilik Dönemi

Yeni Milliyetçilik Dönemi

Tüm dünyada, milliyetçi duyguların yükseldiğini izliyoruz. Nitekim Amerika’nın ve Nato’nun projelerine rağmen ve FETÖ ile (P.K.K) nın provokasyonlarına karşın MHP nin rahatlıkla barajı aşması, önlenemedi.
Eğer, İyi Pati projesi ile milliyetçi yükselişin önü kesilmeseydi, (MHP) nin (%20) leri aşacağını, görecektik. Aslında metal yorgunluk Ak Parti yöneticilerinden çok patinin kuruluş felsefesindedir.
FETÖ örgütü ve cemaat mensupları, dindarlı ve muhafakarlık imanını, yıpratmıştır. Yakın gelecekte bu boşluğu, yeni milliyetçilik anlayışı, dolduracaktır.
Yeni milliyetçilik ne demektir. Yeni milliyetçilik, ırkçılık yapmayan ve ayrımcılığa sapmayan, milliyetçilik anlayışıdır.
(CHP) ve (HDP) yakınlığı ise zaman içinde (HDP) ye yarayacaktır. Bu seçimlerde bile, (HDP) barajı aşsın diye, (HDP) ye oy veren (CHP) liler olduğunu, okuduk.
İşte bu sempati, (CHP) nin (HDP)içinde erimesine, vesile olacaktır. Cumhur ortaklığının devam etmesi halinde ise (MHP) nin disiplinli ve örgütçü yapısı, Ak Partiyi bu ortaklık içinde, eritecektir.
Yani, birkaç seçim sonra, güçlü bir yeni milliyetçi parti ile (HDP) birlikteliği ile harmanlanmış yeni bir (CHP) nin mücadelesini görürsek, hiç şaşırmayız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’da, milliyetçilikteki yükselişin farkındadır. Meydanlarda ‘’tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak’’ diye seçmenlere ‘’Dörtlü çektirmesinin’’ temelinde, bu vardır.
Bu söylemlerin içinde, dini ve ırkı vitrine çıkaran, bir ifade yoktur. Meral Akşener’in önerdiği gibi artık merkez parti olma dönemi de, bitmiştir.
Amerika’nın ortak gibi değil, düşman gibi davrandığı bir dönemde, halkımızın birleşeceği tek unsur, ırkçı olmayan bir milliyetçiliktir.
Eğer, hepimiz böyle bir milliyetçilikte birleşirsek, dostlarımız artacağını ve düşmanlarımızın ise çok azalacağını, görürüz.

GÜNÜN SÖZÜ
Ülkemi ailemden çok severim,
Ama insanlığı da, ülkeme değişmem.
‘’Fenelon’’



Muharrem İnce ve Akşener

Muharrem İnce ve Akşener

 

Kamuoyunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a  bir rakip aradığı dönemde, iki aday ortaya çıktı. Birincisi, Meral Akşener’di

Akşener’in, Amerika’nın eski Ankara büyük elçisi Boss ve CHP milletvekili Selin Sayek Böke’nin fotoğrafta görünmesi, yeni bir Amerikan projesini, aklımıza getirmişti.

Bahçeli, Meral Akşener’in erken olağanüstü kongresine direnince, bu projenin etkinliği, zaman içinde gücünü kaybetmişti.

Aslında, Amerika ve Pentagon Bahçeli’nin olmadığı bir (MHP) yi istemiştir. Ama. Akşener (MHP) başına geçemese de, İyi Partiyi meclise sokmayı başarmıştır.

Muharrem ince’de, böyle bir projenin farkındaydı. Zaten seçimlerin ilk günlerinde, Meral Akşener’in yardımcısı olabileceğini, bile açıklamıştı. Ama. Meydanlara çıkılınca, işler değişti.

Muharrem İnce Meral Akşener’i geride bıraktı. Yeni bir lider adayına susamış olan kamuoyu, Muharrem İnce’ye sarıldı.

Başlangıçta, dostluktan kardeşlikten bahseden Muharrem İnce, ilk yanlışı ‘’Diploma muhabbetinde’’ yaptı.

Yüksek Seçim Kurulunun şartını bilmesine rağmen, Erdoğan’ı itibarsızlaştırma yolunu seçti. Ve. Muharrem İnce’nin gelenekselleşen, itibarsızlaştırma politikasına döndüğünü gördük.

Ardından, ‘’Amerika’ya gönderilen FETÖ evrakları usulüne uygun değilmiş’’ diyince, Muharrem İnce’yi parlatan kesimlerde, FETÖ izleri olduğunu hissettik.

Muharrem İnce, Demirtaş’ı hapishanede ziyaret edince, kamuoyunda biraz burukluk, olmuştu. Ayrıca, Afrin’de başarılar kazanan Temel Paşa’yı alkışlamayı bahane ederek, apoletlerini sökmekle tahdit etmesi, ise İnce’yi alabileceği oy miktarının gerisinde, bırakmıştır.

Ayrıca, seçim sonuçları konusunda ki açıklama öncesinde, (TRT) mensuplarını, salondan kovmasına, ülkeyi yönetmeye talip olan bir lider profiline, hiç uygun düşmemiştir.

Muharrem İnce, yakaladığı bu etkili rüzgarı, tam kapasite ile kullanmayı başaramamıştır. (CHP) li Özgür Özel’in deyimi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çıldırtamadı. Ama. Kılıçtaroğlu’nu çıldırtacağına, hep birlikte tanık olacağız.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Sen değişirsen,

Şansında değişir.

‘’Konfiçyüs’’



Seçmenden Mesajlar

Seçmenden Mesajlar

 

Cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçimleri birlikte yapınca, parti ile lider arasındaki farkı da, görmüş olduk.

Erdoğan ve Muharrem İnce, partilerinin oylarından daha yüksek oy oranına çıktılar. Akşener ile Demirtaş ise parti oylarının bir hayli altında kaldılar. Karamollaoğlu ise siyaset sahnesinden silindi.

Algı operasyonlarının baskısı altındaki (MHP) yeniden doğdu. Ve. Yeni meclisin, kilit partisi haline geldi. Bazı çevreler, halkımız ‘’seçmesini bilmiyor’’ demesine rağmen, mükemmel bir sonuç ortaya koydu.

Erdoğan’ı birinci turda net bir sonuçla seçerken, Ak Parti’ye de, ikazda bulundu. Muharrem İnce’yi (%30) un üzerine çıkarırken, (CHP) yi (%22) lere, düşürdü.

İyi Parti barajı aşarken, Lideri olan Akşener, beklentilerin altında kaldı. Bu önemli virajı geçen (MHP) ise gelecek seçimlerde daha da yükselecektir. Çünkü halkımız güçlü bir Milliyetçi, parti istemektedir.

Halkımızın muhafazakar ve dindar yönetimlere karşı, güveni azalmıştır. FETÖ ve Amerika işbirliği, Türk seçmenini güçlü milliyetçi partiye yönlendirecektir.

Zaten Amerika’da da, Avrupa’da da milliyetçi eğilimler, ön plana çıkmıştır. Gemlik’te ise ilginç sonuçlara tanık olduk.

Erdoğan %45,54 oy alırken, Muharrem İnce ise %39,24 oy aldı. Nilüfer de, (%49, 14) oy alan Muharrem İnce, Mudanya’da (%49, 45) oy oranını yakaladı.

Erdoğan ise en yüksek oyu (%75, 56) ile Büyükorhan ilçesinde aldı. Bu defa Bursa il ve ilçelerinde, diğer bölgelere göre, farklı sonuçlar gözlemledik.

Kısacası bu seçimlerde de, halkımızın 15 Temmuz darbe girişimini, ‘’Tiyatro gibi görmediğini’’ anlamış olduk. Belki de Muharrem İnce ‘’Amerika’dan gelen telefon muhabbetine girmeseydi’’  sonuç biraz daha farklı, olabilirdi.

Şimdi seçim tartışmaları biter bitmez, (CHP) deki başkanlık tartışmalarını izleyeceğiz.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Dehanın yüzde biri hünerdir,

Yüzde doksan dokuzu da terdir.

‘’Edison’’



….Yaz Kuran Kursları…

….Yaz Kuran Kursları…

Gözlerimizin nuru, yuvalarımızın sürûru ve hanelerimizin altın topu diye adlandırdığımız çocuklarımıza karşı büyük bir mes’uliyetin içersindeyiz. Bir anne ve babanın en büyük sorumluluğundan biri de iyi bir evlat yetiştirmektir. Şöyle düşünelim bize boş bir kutu veya torba verildi, içine ne koyduk ? Şeker mi ? Bal mı ? Sirke mi? Zehir mi?…

Yine okullar tatil oldu ve yine yaz Kur’an kursları camilerde, vakıflarda, derneklerde başladı veya başlayacak. Gelin hep beraber duyarlı olup bu yaz dönemini iyi değerlendirelim de gözümüz arkada kalmadan vatanına, bayrağına, dinine, mukaddesatına, büyüğüne, küçüğüne saygılı ve duyarlı gençler, nesiller yetiştirelim.

Allah-u Te’ala (c.c.) buyuruyor;

“Ey iman edenler; kendinizi ve ehlinizi (çoluk, çocuğunuzu) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakınınız”

Bu ayette Mevlamız, ateşten koruyacak itikat, ibadet, ahlak ile kendimizi ve çoluk çocuğumuzu donatmamızı istiyor.

Çocuk yetiştirmek anne ve babaya verilmiş en kutsi görevlerden birisidir. Peygamberler bile “ Ya Rabbi bana salih bir evlat ver diye dua etmişlerdir”.

Bundan dolayı küçükken din, diyanet, Allah, peygamber, yaratılış gayemiz, bir ömürde neyi kazanacağız bunlar anlatılmaz ve öğretilmez ise bu iş bizi ahirette zora sokar.

Çünkü peygamber efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki;

“Kıyamet günü en şiddetli azap gören birisi de çoluğunu çocuğunu cahil bırakan birisidir”

     Kur’an-ı Kerimde Yusuf (a.s.) kıssası kıssaların en güzeli olarak adlandırılmıştır. Şöyle ki;

Yakup (a.s.) , Yusuf (a.s.)’dan dolayı ağlaya ağlaya gözlerini kayb ediyor. Daha sonra Yusuf’una kavuştuğunda Yusuf (a.s.) ; “Ey babacığım, niye bu kadar kendini yıprattın, gözlerini kaybettin. Zaten dünya geçici, ahirette görüşürdük” diye sorduğunda,

Yakup (a.s.) ; “Ey yavrucuğum, senin kalbinde iman nuru vardı. Zalim bir adamın eline düşersin de o nuru kaybedersin korkusu beni bu kadar ağlattı” Yakup (a.s.) bir baba modeli….

Ey Yakublar Yusuflarımız nerede ?

Atalarımız ağaç yaşken eğilir demişler, Çocuklarımıza karşı bu duyarlılığın içinde gelin bu yaz kur’an kurslarını iyi değerlendirelim.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki;

“Bir hoca bir çocuğa Bismillahirrahmanirrahim de dediğinde; Hocaya, çocuğa ve her ikisinin de anne-babalarına cehennemden beraat yazılır.” Bu ne büyük bir müjdedir.

Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki;

“Çocuklarınızı üç şey ile edeplendirin;

  1- Peygamber (s.a.v.) sevgisiyle,

  2- Ehl-i Beyt sevgisiyle,

  3- Kur’an okumakla”

Çocuk yetiştirmek için;

1- İyi bir eş,

2-Ailenin temellerini sağlam atmak,

3-Ana rahminde helal yedirmek,

4-Güzel bir isim koymak,

5-Din, diyanet, iman, Kur’an, yaratılış gayemizi öğretmek önemlidir.

Allah(c.c.) cümlemizi muvaffak kılsın (Amin)

Dua : “Rabbim senin katından bana temiz bir nesil bağışla, muhakkak ki sen duayı işitensin”[Zekeriya (a.s.) duası]

Fi emanillah (Allah’a emanet)…



Yeni Sistem Neler Getirecek

Yeni Sistem Neler Getirecek

Karşı olanların bile, menfaatine uygun olan bir sistem için, 24 Haziranda seçime gideceğiz. Bu seçim sistemi, belki de siyasi ömrü boyunca iktidar adayı olamayacak olan bir (CHP) yi bile, şanslı hale getirmiştir.
Artık tüm dünyada da, bizde de koalisyon hükümetleri, siyasi ağırlıklarını kaybetmiştir. Almanya’da üç ay sonra, zar zor kurulabilen, iki partili koalisyon hükümetinden, çatlama sesleri gelmeye başlamıştır.
Yeni sistemde, birbirine en uygun iki parti ‘’Cumhur İttifakında’’ buluşmuştur. Bu oraklığın zaman içinde dindarlıktan daha fazla, milletçiliğe kayacağını, hep birlikte göreceğiz.
CHP ve HDP birlikteliği de, her geçen seçim, daha da güçlenecektir. Seçmen oy pusulasında her ne kadar ‘’CHP,Saadet ve İyi Parti’’ ortaklığını görüyorsa da, esas ortaklık, ‘’CHP-HDP’’ ortaklığıdır.
Nitekim, bu ortaklığın en etkili ürününü Muharrem İnce’nin, Diyarbakır mitinginde görmüştük. Yoğun kalabalık meydandaki coşku ve katılımcıların el işareti bu analizimizi, haklı çıkarmıştır.
CHP İle HDP yakınlaşmasının mimarının, Amerika olduğunu anlıyoruz. Bu yakınlaşmada FETÖ örgütünün büyük payı olduğunu da, görüyoruz.
Zaman içinde bu yakınlaşmadan, (HDP) nin daha karlı çıkacağına, tanık olacağız. Ak Parti yakınlaşmasında, Bahçeli’nin vereceği desteği, (MHP) tabanında göremiyoruz.
(MHP) nin güçlü çekirdek kesimi, erken uyanırsa, bu yakınlığın gelecekte oluşabilecek, güçlü milliyetçi bir partinin temeli olduğunu, görecektir.
Amerika ve güçlü Avrupa ülkelerinde, güçlü milliyetçi hareketler, devreye girmiştir. Milliyetçi odaklar devlet yönetiminde olmasa da, kararlarda etkilidir.
Meral Akşener acele etmeseydi, Amerika’nın eski büyük elçisine bulaşmasaydı, belki de bu yeni akımın, lideri olacaktı.
Bu gün, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de yaşanan krizleri, milliyetçi bir ittifakın dışında, hiçbir ortaklık çözemez.

GÜNÜN SÖZÜ
Ülkemi ailemden daha çok severim.
Ama insanlığa ülkeme değişmem.
‘’Fenelon’’



Bayramın Ardından

Bayramın Ardından

 

Bu ramazan bayramında, pek çok etkinliği bir arada yaşadık. 24 Haziran seçimleri ile ilgili mitingler, ilk sıradaydı.

Bayramın üçüncü günü, Bursa’daki Gökdere meydanında Meral Akşener’i izledik. Gökdere meydanındaki bir cadde, tam anlamıyla dolmuştu.

Akşener, Bursa mitinginde, beklentilerin üzerinde bir kalabalık topladı. Erdoğan’da bayramın üçüncü gününde, Yeni kapı mitingindeydi.

En baba miting diye isimlendirilen bu miting, yağmura rağmen, çok kalabalıktı. Bayramın üçüncü günü ise ‘’babalar gününe’’ rastlamıştı.

Babalar günü, Anneler gününe göre, biraz daha sönük geçse de, genede vazgeçilmez bir günümüz haline, gelmiştir.

Bu seneki babalar günü, siyasetin ve bayramın etkinlikleri, altında kaldı. Dünya Kupası maçları da, zaman zaman ön plana çıkmayı, başardı.

Almanya’nın ilk maçında Meksika’ya yenilmesi Arjantin’in İzlanda ile berabere kalması, ilgi çeken ilk sonuçlar oldu.

Favori olarak gördüğümüz Fransa ve Brezilya’da beklentilerden uzakta kaldı. Hani, halk arasında ‘’ortaya karışık’’ diye bir deyim vardır ya, işte bu bayram, tam bu deyime uygun bir ortamda seçti.

Babalar günü ve dünya kupası maçları, siyasetin gergin havasını, kısmen yumuşattı. Şimdi hepimiz, 24 Haziranda ki seçimlere kilitlendik.

Artık, bu yeni sistemin, en dipteki muhalefet partisine bile, şans tanıdığını apaçık görüyoruz. Yeni sistem, tek adam değil, hızlı karar alma sistemidir.

Geçmişteki üçlü koalisyonları, unutmuyoruz. Almanya’da zar zor kurulan koalisyonun ise çatırdadığını duyuyoruz.

 

GÜNÜN SÖZÜ

İntikam, insanlıkla ilgilisi olmayan,

Bir kelimedir.

‘’Seneca’’

 



Üç Günde Üç Lideri Dinledik

Üç Günde Üç Lideri Dinledik

Geçtiğimiz Cumartesi günü, (MHP) nin Bursa merkezli Bölge istişare toplantısı yapıldı. Balıkesir, Yalova, Bilecik, Çanakkale, Kütahya ve Eskişehir’in yönetici ve milletvekili adayları da davet edilmişti.

Çok sıcak bir günde Atatürk Spor Salonunda yapılan toplantı, hınca hınç değildi. Salon dışına taşan, bir kalabalık görmedik.

Ama. Sayın Bahçeli’nin verdiği mesajlar, çok önemliydi. Muharrem İnce’ye göndermede bulunarak, (P.K.K) ya umut verdiğini ve FETÖ’ye tek kelime laf etmediğini, söyledi.

Aslında, Bahçeli’nin pek çok Ak Partiliden daha çok Cumhur İttifakına sahip çıktığına, Bursa’daki konuşmasında da, tanık olduk.

Pazar günü ise Saadet Partisi Lideri Bursa’daydı. Yüksek binaları ve Bursa’yı eleştirdi. Ak Partiyi, kutuplaşma yaratmakla suçladı.

Ve. Fenerbahçe kongresini örnek göstererek, ‘’Bu seçimlerde, bir dip dalga gelecek ve Saadet Partisi su yüzüne çıkacak’’ dedi, ve gitti.

Pazartesi günü ise yine çok sıcak bir havada, Cumhurbaşkanı Erdoğan geldi. 15.30 olarak anons edilen miting saati, Erdoğan 3 saat gecikince, vatandaş güneşten kavruldu.

Ak Partinin Bursa mitinginde, caddeler Ak parti bayrakları ile donatılmıştı. Ama. Miting için seçilen gün ve özellikle bu sıcak günler de saat, çok yanlıştı.

Miting, iftar saatlerine yakın bir zamana denk getirilmeliydi. O zaman meydanda da, yakın caddelerde de daha mükemmel sonuç, alınabilirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç konu üzerine yoğunlaştı. Birincisi, Kılıçtaroğlu dönemindeki S.S.K hastanelerinde verilen hizmetlerle, bugün şehir hastanelerinde verilen hizmetleri, karşılaştırdı.

İkincisi, Erdoğan’a karşı, 8 defa seçim kaybeden Kılıçtaroğlu’nun, Muharrem İnce tarafından çok ağır eleştirildiği, bir kaseti izletti.

Üçüncüsü ise Bursa’ya 16 yılda yapılan yatırımlardan bahsetti. Bu vesile ile bizde, 16 yıllık Ak Parti iktidarında, Bursa’ya eski parayla 44,5 katrilyonluk bir yatırım harcaması yapıldığını, öğrenmiş olduk.

Miting sonrasında, verilen iftar yemeğinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, bir kez daha televizyondan, izledik.

 

GÜNÜN SÖZÜ

En iyi adamlar.

Sokaktaki adam gibi,

Düşünenlerdir.

‘’Graville’’

 

 

 



….Ramazan Bayramı…

….Ramazan Bayramı…

Mubarek Ramazan ayını geride bırakıp bayrama çıkmanın mutluluğu içindeyiz. Müslüman Ramazan ayı geldiği için sevindiği gibi Ramazanda vazifelerini yapıp da bayrama çıktığında da sevinmeli ki sanki bayram Ramazanda kazandıklarının karşılığını aldığı gün gibi görünmeli.
Senede iki tane dini bayramımız vardır. Birisi Ramazan Bayramı diğeri kurban Bayramı. Bunların isimlerine şeker bayramı, et bayramı gibi isimler koyup bizi dinimizden, mukaddesatımızdan, milli ve manevi değerlerimizden ayırmak isteyenlere karşı daha çok değerlerimize sahip çıkalım, bu değerlerimizden kopmayalım, yozlaşmayalm.
Şaban ayı çok mubarek bir aydır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Şaban benim ayımdır” buyururken birileri yüzünden çocuklarımıza Şaban ismini koymaktan utanan bir toplum haline geldik. Bunda dolayıdır ki Şaban ismine sahip birçok kişi isimlerini değiştirmek için mahkemelere başvurmuşlardır. O böceğe niye kara fatma ismini koydular ?, Fatıma annemiz kim? Köpeğe arap ismini koyanların kimin ismini küçültmeye çalıştıkları bellidir. Abdülhamid Han eriğine papaz eriği diyenler aynı zihniyetlerdir. Dini bayramlarımızın isimleri de bellidir. Bu isimleri Efendimiz (s.a.v.) koymuştur. Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı. Bayramalr af ve mağfiret sebebleridir. Efendimiz (s.a.v.) “İki bayram gecesi yapılan dua reddolunmaz” buyurmuştur.
Bayramlarda tabiri caiz ise kopartıyoruz. Bir ay boyunca nefsimizi firenlerken bayramda fireni kopmuş kamyon gibi haramlara dalıyoruz. Bayramalarda bir çok haramlar diz boyu işlenmektedir.
Efendimiz (s.a.v.) ;
“Eller zina eder, gözler zina eder” buyuruyor.
Ellerin zinası, sana haram olanları tutmandır ki, bayramlaşmalarda birçoklarımız bu günaha düşüyoruz. Gözlerin zinası, sana yasak olanlara bakmandır. Bunların hepsi insanı büyük zinaya götürür. Allah(c.c.) muhafaza Bakmak, konuşmak, tutmak başlangıç böyle oluyor.
Ramazanda sokaklarımızın hali nasıldı? Büyüklerin ellerinde Kur’anlar mukabeleye gidip geliyorlar, teravihe gidip geliyorlar, sahurda evlerimizin ışıkları yanıyor, yaz olması hasebiyle yaz kuran kursları devam ediyor ve çocuklarımızın ellerinde Kur’an , elif-ba’sıyla camiye, kur’an kursuna, medreseye gidip geliyor. Gelin bu güzelliklerimizi bir aya değil, bir seneye değil, bir ömre yayalım ve yaşayalım.
Evleri yıkılmış, bayrakları inmiş müslüman kardeşlerimize dua etmyi unutmayalım.
Hayırlı bayramlar, Bayramınız Mübarek olsun…
Fi emanillah (Allah’a emanet)



‘’Nato’’ Çöküyor, Umutlar ‘’Pesco’da’’

‘’Nato’’ Çöküyor, Umutlar ‘’Pesco’da’’

Amerika’nın savaş makinesi Pentagondur. Nato’da ,yaklaşık 30 ortak vardır ama hakimiyet Pentagon’dadır.

Son yıllarda, Pentagon ile nato birlikteliği, kendi ortaklarına bile, şantaj yapmaya başlamıştır. Amerika ile Almanya arasındaki, Wolvogen ve Duetce Bank ile başlayan ticari savaş, ‘’güvenlik savaşına’’ dönmüştür.

Amerika nato’daki ortaklarına, ‘’sizi koruyorum’’ diyerek, haraç istemeye başlamıştır. İşte bu gerçek, Avrupa Birliği’nin aklını başına getirmiştir ve Almanya Fransa’nın önderliğinde, bir güvenlik sistemi kurma çalışmaları başlamıştır.

Yani, referansı olmayan Avrupa Birliği, savunma sisteminin önemini anlamıştır. Bu sistemin adının, ‘’Pesco’’ olması kararlaştırılmıştır. Yani açılımı, ‘’kalıcı yapılandırılmış iş birliği savunma anlaşması’’ anlamındadır.

Kısacası ‘’Pesco’’ Avrupa Birliği ordusu olacaktır. ‘’Pesco’’ içinde, Fransa egemenliğindeki pek çok Afrika ülkesi de, yer alacaktır. ‘’Pesco’’ ya, Rusya’da davet edilecektir.

Nato ve Pentagon telaş içine girmiştir. 19 ülkenin katıldığı, nato toplantısına davet edilmeyen Türkiye, yine en önemli ve en stratejik ülke konumunu, muhafaza etmektedir.

Merkel’in, seçim sonrası Erdoğan’ı davet etmesi, hem içimizdeki muhalifleri, hem de Pentagon ve Natoyu çıldırtmıştır.

Bir Türkiye’yi kurulacak Avrupa ordusunun ‘’Stoperi’’ gibi, düşünüyoruz. Pentagon ve Avrupa Birliği arasındaki kriz, her iki tarafa da Türkiye’nin önemini öğretecektir.

Para babası Rothshild ailesi ve Avrupa ordusunu desteklemektedir. Yani Nato artık çökmek üzeredir. Kuzey Atlantik ittifakı, son günlerini yaşamaktadır.

Zaten son tatbikat yapan Nato ülkelerinden, Amerika ve Kanada dışındaki terim ülkelerin, Avrupa ülkesi olduğunu, tespit ettik. Bu gelişmeler, Türkiye için son derece önemli ve yararlı, gelişmelerdir.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Hiç kimse senden iyi değildir.

Ama sen, ortaya bir şey koymazsan,

Sen de hiç kimseden iyi değilsin.

‘’D. Laired’’

 

 

 



Ali Koç Başkan Oldu

Ali Koç Başkan Oldu

Fenerbahçe’deki değişim, kaçınılmaz hale gelmişti. Aziz Yıldırım’ın her kişiyi ve her kurumu düşman ilan etmesi, yarım asırlık Fenerbahçe’li leri bile, bezdirmişti.
Kupa maçında başından yaralanarak beş dikiş atılan Şenol Güneş’i, tiyatro yapmakla suçlayan Aziz Yıldırım, insanlıktan da uzaklaşmıştı.
Ali Koç en uygun bir zamanda devreye girdi. Israr etti ve başkanlığı kazandı. Ali Koç Fenerbahçe taraftarları ile arasındaki mesafeyi ayarlayamaz ise, Aziz Yıldırım’ın konumuna düşer ve yıpranır.
Kongrenin birinci günü, öğrenciler sınavda iken bile bu taraftarlar sesini kesmeyi becerememiştir. Fenerbahçe taraftarlarını bir sivil toplum örgütü gibi kullanmaya heveslenen bir yönetim kulübe de, taraftara da ve hatta ülkeye de yazık eder.
Aday olarak, benim kalbimde ise Nihat Özdemir ve Ferit Şahenk vardı. Bu iki iş adamı, hem iş dünyasında hem de toplumsal hayatta, en üst noktaya ulaşmıştır.
Bakalım genç başkanımız Ali Koç, Fenerbahçe’yi nasıl yönetecek ve hangi kulvara taşıyacaktır. Baba Rahmi Koç’un Beşiktaşlı yakın akrabası Can Kıraç’ın Galatasaray’lı olduğunu biliyoruz. Bu seçimle Fenerbahçe’de, Ali Koç’a nasip olmuştur.
Bir milyon üye projesi ile belki ömür boyu başkanlık hayal eden Aziz Yıldırım’ı bu proje başkanlıktan düşürmüştür.
Her seçimde 8-10 bin oyla seçilen Aziz Yıldırım üyelik Anadolu’ya yayılınca, Anadolu’ya hakim olan sermaye tarafından vurulmuştur. Kısacası, kendi kurduğu oyunda Aziz Yıldırım tuş olmuştur.
3 Temmuz olaylarını, hem kumpasla hem de şüphe ile birlikte düşünmeliyiz. Mahkeme kayıtlarına bile geçen, ‘’şike sahaya yansımadı’’ savunmasını ise hep hatırlamalıyız.
İçeride ve dışarıda ki hangi kurumdan, hangi delillerle hesap sorulacağı kesinleşmeden, taraftarı ‘’hesap soracağız’’ şeklinde motive etmeyi, sakıncalı buluyoruz.
GÜNÜN SÖZÜ
Dehanın yüzde biri hünerdir,
Yüzde doksan dokuzu terdir.
‘’Edison’’