Köşe Yazıları

Kontrollümü, Değil mi, Onu Oylayacağız

Kontrollümü, Değil mi, Onu Oylayacağız

Seçim sürecinde, adayların yaptığı açıklamalara ve meydanlarda toplanan kalabalığa baktığımızda, aşağı yukarı bir tahmine ulaşabiliyoruz. Öncelikle, Muharrem İnce’nin Kılıçtaroğlu’ndan daha etkili olduğunu, görüyoruz.
Ayrıca Muharrem İnce’nin, Meral Akşener ‘den daha şanslı olduğunu da, hissediyoruz. Ama. (CHP) liderliğindeki ittifakın, en büyük çıkmazın, ‘’bol adaylı dağınık bir ortaklık’’ olduğuna, tanık olacağız.
Şayet bu ortaklık, bir çatı adayı ile çıkabilseydi, Ak Partinin de Erdoğan’ında, daha çok zorlanacağını, görecektik.
Seçimler sonuçlandıktan sonra, yenilginin faturasının Meral Akşener’e kesileceğini, göreceğiz. Seçmen, Millet İttifakı diye sunulan bu ittifakı, dağınık bir ortaklık gibi görüyor.
Dışarıdan ayrı gibi dursa da, seçmen CHP ve HDP birlikteliğini, çok iyi seziyor. Bu birlikteliğin, (CHP)nin zararına olacağını, ve geçmişle, 7 Haziran seçimlerinde alınan sonuçların, tekrar etmeyeceğini, düşünüyoruz.
Zira, Amerika’nın (YPG) yi silahla donatması, (HDP) nin Türkiye siyasetindeki prestijini, yıkmıştır. Tabi, (CHP) nin de bu sarsıntıdan gerekli payını alacağını, göreceğiz.
Seçmen adayların demokrasi vurgusu ile Demirtaş’ın seçim kampanyası için hapisten çıkarılması talebini, birlikte değerlendirmektedir.
Partilerin manifestosunda, FETÖ, YPG ve onların destekçileri için, ne gibi açıklamalar olduğuna da, dikkatle bakıyoruz.
Aslında, bu seçimde 15 Temmuzu oylayacağız. 15 Temmuz, bir kontrollü darbe midir? Yoksa askerin, polisin ve halkın öldürüldüğü, kanlı bir darbe midir?
İşte bu farkı, iki ayrı ittifakın manifestolarında, ayrıntılı bir biçimde görmekteyiz. Bakalım seçmen 15 Temmuzu nasıl algılamış, onu göreceğiz.

GÜNÜN SÖZÜ
Biri sana kötülük edince unut.
Ama. Sen birine kötülük edersen unutma.
‘’Halil Cibran’’



Muharrem İnce Bursadaydı

Muharrem İnce Bursadaydı

Muharrem İnce nin Bursa Mitingi,ilgi gördü.

Bursa basınına görekatılım 15 bin,iftar kumanyası ise20bindi.

Bu mitingle birlikte, Bursalılar Stadyum alanını da, kazanmış oldular .

Bu mitingle, AK parti biraz endişelendi.

İYİ parti ise, Bursadaki umutlarını yitirdiler.

İyi partinin,Bursa adayı olan Tatlıoğlu Hoca ise iyi Parti nin %18 ile %22 bandında Olduğunu iddia etti. Gercekçi  bulunmadi .

Akşener in oylarının,partinin Oylarından%5 daha fazla olduğu Hiç gercekci değildi.

Muharrem İncenin Erdoğan,ın diplomasına Takılmasını  yanlış buluyoruz.

Anayasa ve yasalara, Uygun nitelikte olmayan Adaylara Yüksek Secim Kurulunca Vize verilmeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Bunları bilinmesine rağmen Her meydanda diploma konusması Muharrem İnceye fayda sağlamaz. Erdoğan pensilvanyaya gitti iddası ise Kendi genel baskanı Kasetle gelen bir adaya hiç yakısmıyor.

Yeri geldikçe yazıyoruz. FETÖ,nün(CHP) deki ayağı,FETÖ nün AK partideki ayağından daha Kısa değildir.

Muharrem İnce BursaMitingi ile En azından Bursa secimlerinde, Meral Akşenerin hızını kesmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimi İkinci tura kalırsa, İki aday net olarak belli olmuştur.

Akşenerin ise ilk günlerdeki rüzgarı Kaybettiğine tanık oluyoruz.

Saadet partisi içinde,hep aynı cümleyi Duyuyoruz.

Temel Karamollaoğlu için, Rahmetli Erbakanın kemiklerini Sızlatıyor denildiğini de belirtelim. Muharrem İnceyi  yeni miting alanımızda İzledik,şimdi önümüzdeki hafta İçinde diğer adayların, Tesriflerini bekliyoruz.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Kuyuda yaşayan,

bir Kurbağaya,

okyanustan söz edemezsiniz.

BİLL VAUGHAN



Seçmen Yalandan Hoşlanmaz

Seçmen Yalandan Hoşlanmaz

Seçim meydanlarında, nefret ve itibarsızlaştırma edebiyatından, bıktık. Adaylar tarafından, kamuoyuna yayılan yalan haberlerden de, hoşlanmıyoruz.

Miting alanında rakibimize ‘’Diploman var mı?’’ diye sormak, çok ucuz bir itibarsızlaştırma denemesinde, bulunmaktır.

Rakip parti yetkililerinin, FETÖ’ye ‘’ne istedin de vermedik’’ dediklerini biliyorken, liderini parti kurulmadan önce, Pensilvanya’ya gittin diye suçlamak, bayat bir suçlama taktiğidir. Karşı tarafta, Birgül Ayman Güler neden (CHP) den istifa etti diye sorar.

Ve, (CHP) Bursa eski milletvekili Aykan Erdemir’in, Pensilvanya’da ne işi var diye, sorarlar. Fetö’nün, (CHP) deki siyasi ayağının, Fetö’nün Ak Parti’deki siyasi ayağından daha kısa olmadığını, artık bilmeyenimiz, kalmamıştır.

İyi Partinin kuruluş amacını ise Meral Akşener ile Selin Sayek Böke’yi aynı masada buluşturan, eski Amerikan Büyük Elçisi Boss’a sormak gerekir.

(CHP) nin duayen Genel sekreterlerinden, yedi lisan bilen, eski Adana milletvekili Kasım Gülek’in, cenaze namazının, Fetullah Gülen tarafından kılındığını öğrendikten sonra, bu küresel terör örgütünün, ne kadar düzenbaz bir yapıya sahip olduğunu, daha iyi anladık.

Artık, miting alanlarında polemikten değil, projelerden bahsedilmesini, bekliyoruz. Tüm partilerin terör destekçisi Amerika ve (AB) ile ilgili fikirlerini ve projelerini, duymak istiyoruz.

Amerika tarafından, Suriye’nin kuzeyinde kurulması planlanan, özel bölge ile ilgili projelerimizi, bilmek istiyoruz. Amerika’ya karşı nasıl bir politika uygulayacaksınız, mücadelemi edeceksiniz, teslim mi olacaksınız, bilmek istiyoruz.

Seçmen, çocuk bezinin (KDV) sini değil, bu konudaki fikirlerinizi ve projelerinizi duymak istemektedir. Bu seçim sonuçları, belki de Türkiye’nin gelecek 50 yıllık geleceğine, imza atacaktır.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Ülkemi ailemden çok severim,

Ama, insanlığı da ülkeme değişmem.

‘’Fenelon’’

 

 



Bir Şampiyonluk Maçı

Bir Şampiyonluk Maçı

Real-Madrid ile Liverpol’un oynadığı, şampiyonlar finalinde, hepimiz televizyon ekranına kilitlendik. İlk yarıda, Liverpol’un tempolu ve presli oyunu, Real- Madris’i biraz telaşlandırmıştı.
İyi başlayan Liverpol, kaleci hatasıyla yenik duruma düştü. Ama. Sahanın en iyisi ve en dirisi olan Mane beraberliği getirdi.
Yılın futbolcusu seçilen Liverpoul’lu Salah ise 30. Dakikada sakatlandı ve çıktı. Bu maçta Salah ile Mane’yi mukayese ettim. Diri, sert, süratli, delici ve oyunun her dakikasında sahnede olan Mane’yi daha çok beğendim.
Salah ise muhteşem vuruşlu ama oyuna soğuk duruyor. Önümüzdeki yıl Mane’nin şöhretinin, Salah’ı aşacağını göreceğiz.
Seyirci, ara sıra ortaya çıkan muhteşem vuruşları seviyor. Ama. Oyunun her anında var olan, diri ve delici oyuncuları, daha çok seviyor.
Real-Madrid’deki Vale’de, her zaman oyunda görünmüyor. Ama. Şanslı gününde, maçı alıp götürüyor. Son şampiyonluk maçında, gol atamayan Ronalda, üç kez ard arda, şampiyonluk kazanmasına ve beş kez gol kralı olmasına rağmen, mutsuz göründü.
Şampiyonluk maçında gol atamadığı için, şampiyonluğu ağız tadıyla kutlayamadı. Adam 33 yaşında ama, hala futbola yeni başlamış gibi heyecanlı ve diri, görünüyor.
Bizim Roma’ya gidip dönen, genç Salih’imiz ise hala bir lig sezonunun tamamında takımda süre alamadı.
Hala fiziki gelişimini, tamamlayamadı. Yeteneklerini, özel idmanlarla geliştiremedi. Çok ünlü bir düşünür, şöyle demiştir. Başarımızın (%1) i yetenek, (%99) u terdir.
Halen Roma’da oynayan, müthiş sol ayaklı Cengiz’imiz ise çalışmasının meyvelerini, toplamaya başladı. Tekrar söyleyelim, 2018/2019 futbol sezonunda, Mane’yi ve Cengiz’i, izlemeye devam edeceğiz.
GÜNÜN SÖZÜ
İyi yontulmuş taşlar.
Harca gerek kalmadan,
Kendilerinden birleşirler.
‘’Cicero’’



Listelerin Artçı Sarsıntıları

Listelerin Artçı Sarsıntıları

Aday listeleri açıklanır açıklanmaz, artçı sarsıntılarda başladı. Ama, en şiddetli sarsıntının (CHP) de olduğunu, görüyoruz.
Yurt dışına çıkarken, yakalanıp sorguya alınan (CHP) eski milletvekili Eren Erdem, yaptığı açıklamalarla, genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan’ı zor durumda bıraktı.
Ayrıca (CHP) nin medya sorumlularından olan Tuncay Özkan’ın, İstanbul ve İzmir teşkilatlarından tepki görmesi, huzursuzluğu gün yüzüne çıkardı.
İyi partinin kurucularından olan Yusuf Halaçoğlu, İzmir yerine Kyseri listesinde layık görülünce parti yönetimine tepki gösterdi.
Halaçoğlu tarafından gösterilen bu tepkinin, önemli artçı sarsıntılara gebe olduğunu, göreceğiz. Saadet Partisinin Ankara listesinde de, şok yaratacak bir isim yer aldı.
28 Şubat 1997 tarihinde ‘’Kudüs gecesini’’ düzenleyen Refah Partililerden 9 üyeyi tutukladığı iddia edilen, eski (DGM) hakiminin, Saadet Partisinin Ankara listesinden aday yapıldığını öğrendik.
Bu uygulama bize, merhum Demirel’in ‘’Dün dündür, bugün bu gündür’’ sözünü de, hatırlatmış oldu. İyi Partideki dengeleri, henüz oturtamayan ve meydanlara ağırlığını koyamayan Akşener’in, beklentilere ulaşamayacağını seziyoruz.
Halkın adamı rolüne soyunan Muharrem İnce’ye ‘’Fetö konusundaki deliller usulüne uygun değilmiş’’ polemiği hiç yakışmadı.
Çünkü 15 Temmuz darbe girişiminin azmettiricisinin, Amerika olduğunu hepimiz biliyoruz. Fetö örgütünün ise Amerikan istihbarat örgütünün taşaronu olduğunu tartışılmaz bir gerçektir.
Bu bakımdan Muharrem İnce’nin, Fetö’nün aklanmasına destek olacak açıklamalardan, uzak durmasını, tavsiye ediyoruz.
Hepimiz yeni sistem,n, tek adamlık sistemi olmadığını, tam tersine ‘’hızlı karar alma’’ sistemi olduğunu, anlamalıyız. Başkan Trump’un, her gün tüm dünya dengeleri ile nasıl oynadığını, dehşetle izliyoruz.
Geçmişteki, Mesut Yılmaz, Bahçeli ve Ecevit üçlü koalisyonları ile tüm dünyadaki ekonomik ve siyasal gelişmeleri, karşılamak mümkün değildir.
Yeri gelmişken, faiz ve döviz konusuna da girelim. Hiç birimiz, faizleri artırmaktan hoşlanmayız. Ama. Döviz artışını durdurmanın, en etkili yolunun, gerektiği zamanda ve gerektiği oranda, faizleri arttırmak olduğunu da biliriz.
Cumhurbaşkanımızın bu hamleleri, ekonomik uzmanlara bırakmasını tavsiye ederiz.

GÜNÜN SÖZÜ
Haksızlıklar karşısında eğilmeyin.
Çünkü hakkınızla birlikte
Onurumuzu da kaybederiz.
‘’Hz. Ali’’



TEMA’YA ŞİİRİMLE GELDİM

TEMA’YA ŞİİRİMLE GELDİM –TEMAYA GÖNÜL VERDİM
SEVDİM TEMALI ALDIM- ÖZDE YEŞİLİ BULDUM

Yeşile bürünmüş Anadolum
Çekici rengine vurgunum,
Ormanlarından dolayı sevdim
Yurdum cennettir dedim

Yakmayın kül olmasın yeşilim
Yokluğuna dayanamam bilirim
Ormanlar büyür hayat olur
Tüm canlılar mutlu olur

Yeşil uğruna ölmek varsa
Ben hazırım bu uğurda
Yeşilin olduğu yerde doğdum
Yeşilin öldüğü yerde ölürüm

Bir ibadettir yeşili sevmek
Yaradana borçluyum demek
Bizler yaradana söz vermek
Yeşili koruyacağım demek

Allah Kuran’da emretti
Peygamber hadiste söz etti
Kıyamet kopana kadar
Fidanlar dikiniz dedi

Ağaç yaş iken eğilir demiş
İnsana ilim öğrenin demiş
Bu sözü kimbilir kim söylemiş
Ağaçlar eğitime yön vermiş

Fatih Sultan Mehmet der ki
Ormanımdan bir dal kesenin
Acımam başın keserim
Bu emri sakın unutma derim

Kendimi bildim bileli yeşili sevdim
Yeşil orman yolunda başımı koydum
Yaş kesen baş keser sözüne
Yürekten, gönülden vuruldum

Bu dünyada bir dikili ağacın olsun
Gönlün ağaç sevgisiyle dolsun
Doğa hep seni ansın dursun
Ağaç özünde bir varlık olsun

Gücümüzün başlıca kaynağı
Yurdumuzun kaliteli toprağı
Solmasın çiçeği yaprağı
Ormansız yurt olmaz der Atam

Ağaçlar doğadan aldığını
Yine doğaya verir
Yeşerir yüz güldürür
Yurdum yeşile bürünür

Temiz hava bizi yaşatır
Ağaç yapraklarından salınır
Dökülür sarı yapraklar
Toprağa örtü olur

Çağıldayan akan sular
Toprağa hayat verir
Yeşerir hayat bulur
Yaşama destek olur

Ormanları koruyalım
Erozyonlar olmasın
Verimli topraklarım
Denizlere dolmasın
Bursa Gemlik Tema Vakfı kurucularından ömür boyu gönüllü üyesi
İbrahim Karaaslan
Emekli sağlık memuru



 Galatasaray Kupayı Kaldırdı

 Galatasaray Kupayı Kaldırdı

Süper ligin son maçında, Göztepe’yi İzmir’de mağlup eden Galatasaray, şampiyon oldu. Bu sezon süper lig maçlarında, ilginç istatistiklere tanık olduk.

Mesela Galatasaray’ın, dört büyükler içinde, 7 yenilgi ile en çok yenilen 24 galibiyetle, en çok galip gelen, takım olduğunu fark ettik.

Bu sezon Bursaspor, aldığı çelişkili sonuçlarla, taraftarlarını çok endişelendirdi. Sezonun son maçında, küme düşen Gençlerbirliğine yenilen Bursaspor 13. Sıraya kadar inmiş oldu.

Bu maçla, alt yapıdan 8 oyuncunun bulunması, hepimiz için bir teselli olmuştur. 500 milyon borcu olan Bursaspor’un, çok kısa bir süre içinde yeni başkanını seçeceğini göreceğiz.

Artık, birkaç lider oyuncu takviyesi ile, alt yapıya dönmeliyiz. Ocak ayı transferlerinden medet ummayan, bir kadro kurmalıyız.

Şampiyon olmasak bile, küme düşme çilesinden, uzakta kalmalıyız. Alt yapıdan Bursaspor’a taşıdığımız gençleri ‘’nasılsa bizimdir diyerek’’ istismar etmemeliyiz.

Bu gençleri de, memnun edecek ve takıma bağlayacak ücretlerle, takviye etmeliyiz. 2018-2019 sezonu, Bursaspor’un geleceği için, çok önemli bir gösterge olacaktır.

Bu Sezon Akılda Kalanlar

2017/2018 sezonunda, çok önemli olaylar yaşandı. Ama. En çok aklımızda kalan, yarım kalan Fenerbahçe-Beşiktaş kupa maçı oldu.

Bu maçın sonucundan çok, Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım’ın, maçtan sonra yaptıkları açıklamalar, aklımızda kaldı. Şenol Güneş’in yaralanmasından sonra, Aykut Kocaman’ın ‘’Kan görmedim’’ şeklindeki açıklamasını, ayıplamıştık.

Aziz Yıldırım’ın, ‘’tiyatro’’ şeklindeki açıklamasını ise kınamıştık. Fenerbahçe’nin, kupa da Akhisar spor’a elenmesini de ‘’ilahi adalete’’ bağladık.

GÜNÜN SÖZÜ

Sevilmek istiyorsan,

Önce sevmeyi bileceksin

‘’Salomeye Mektuplar’’

 

 



…ORUÇ…

…ORUÇ…

İslamın 5 temel şartlarından birisi de senede bir ay Ramazan orucunu tutmaktır.
Cenab-ı Hak (c.c.)
“ Ey iman edenler; oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” buyurmaktadır.
Ayet-i kerimede anlaşıldığı üzere oruç bizden öncekilere de farz kılınmıştır. Ayetin devamında;
“umulur ki siz oruç sayesinde takvayı (Allah korkusunu) elde edersiniz” Çünkü oruç nefis kırıcıların başıdır.
Bundan dolayı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
“Ey gençler topluluğu; sizden güç yetiren evlensin, çünkü evlilik gözü koruyucu, namusu da kale içine alıcıdır. Evlenmeye güç yetiremeyenlere ise oruç vardır. Çünkü oruç nefsi kırıcıdır.” buyurmuştur.
Cenab-ı Hak (c.c.) “aklı” yarattı ve ona sordu. “sen kimsin? ben kimim?” Akıl “Sen Rabbimsin ben ise Senin zayıf bir yaratığınım” dedi. Rabbimiz “yarattığım nimetlerin içinde en büyüklerinden birisi de sen-sin” buyurdu. Aklın olmasa bütün dünya seni idare edemez, aklın olsa sen idare edecek durumda olursun. Akıl yaratıldığında Rabbisini tanıdı ve büyük nimetlerin içine girdi.
Sonra Allah-u Te’ala (c.c.) “nefsi” yarattı. Nefse sordu “ sen kimsin? ben kimim?” nefis “ sen sensin, ben be-nim” dedi yani Rabbisini tanımadı. Allah(c.c.) ona çeşitli azablar azab etti yine de Rabbisini tanımadı. Ne zaman ki açlık ile azab olunca “sen Rabbimsin, ben ise acizim” dedi. Oruç nefsi kırıcıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mirac gecesinde üzerleri kilitli bazı sandıklar gördü. Cebrail’e (a.s.) sordu
“ ya Cebrail bu sandıklarda ne var” Cebrail (a.s) “ya Rasulallah bunlarda oruç tutanların sevabı var, Mevla kendi şanına yakışır şekilde mükafatlandıracak”
Ademoğlunun yaptığı her amele, bire ondan bire yedi yüz misline kadar karşılık verilir. “Oruç müstesna, oruç benim içindir. Onun da mükafatını ben şanıma yakışır şekilde vereceğim.”
Oruç öyle bir ibadettir ki dışarıdan bakanlar oruç tutan ile tutmayanı anlayamazlar. Ama Mevla (c.c.) biliyor. Diğer ibadetler böyle değil. Namazda nice hareketler var, zekatta başkasıyla tealluk var, hac da pilavlar, dualar, tebrikler, hediyeler nice işler var, bundan dolayı oruç da riya daha azdır.
Adama hacı desinler diye hacca gider. Müşteri kazanmak oy almak için namaz kılar ama oruç böyle değil. Bundan dolayı oruçlunun sevabı Mevlaya(c.c.) ait. Bununla beraber oruçluların arasında derece farkı elbette var.
1- Cahiller orucu;
Yemezler, içmezler, cinsi münasebette bulunmazlar yani orucun farzlarını yerine getirirler. Ama yalan konuşurlar, gıybet ederler, söz taşırlar, yalan yere yemin ederler , harama bakarlar, haram dinlerler, haram tutarlar, harama yürürler. Yani sadece midelerine oruç tuttururlar. Geri kalan azalarını (ellerini, gözlerini, ayaklarınıi kulaklarını) haramdan korumazlar. Bu kısım avam orucudur.
2- Alimler orucu;
Bunlar orucun farzlarını yerine getirdikten sonra 5 hususa daha dikkat ederler.
1. Gözünü harama bakmaktan korur (eyvah sınıfta kaldık) Birisi diyor ki; Erkekler cennete girecek ama kadınlar sokmuyor.
2. Dedikodu, söz taşıyıcılık, yalan, yalan yere yemin, gıybet gibi kötülüklerden dilini korur. Bunlar haram olan şeylerdir ve dilin afetlerindendir. Dil kendisi küçük ama marifetleri büyüktür. Kılıç yarası geçer ama dil yarası geçmez demişlerdir.
3. Kötü ve çirkin sözlere kulak vermek; yani kulağını da yerli yerinde kullanır.
4. Bütün azalarını kötülüklerden uzak tutar. Haram ve şüpheli yiyecek ve içecekler ile iftar ve sahur yapmaz.
5. İftar sofrasında oruç açarken midesini tıka basa doyurmaz. Bütün hastalıkların başı çok yemektir. Merkep
dokuz türlü yüzme bilirmiş, suya girince hepsini unuturmuş. Çok yemenin zararlı olduğunu hemen hemen
hepimiz bilmekteyiz ama sofraya oturunca yemeğin lezzeti unutturuyor.
Bu kısım has kulların orucudur.

3- Enbiya ve evliya orucu;
Bunlar orucun farzlarını yerine getirirler. Gözlerini, ellerini, dillerini, kulaklarını, ayaklarını yerli yerinde kullandıktan sonra Mevla’nın ( c.c.) kendilerini gördüğünü hiç unutmazlar, kalplerinde devamlı Allah’ın nuru vardır.
Bizler böyle oruç tutamayız ama Mevla(c.c.) tuttuğumuz oruçları böyle oruçlara ilhak ederse Mevlaya (c.c.) kimse hesap soramaz. Allah nasip etsin.(amin)
Oruç tutmayanlar;
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki;
“ Bir kimse hiçbir mazareti olmadan ( hasta değil, seferi değil) oruç tutmazsa ömrünün sonuna kadar nafile oruç tutsa bir günkü orucun yerini ödemiş olmaz”
Ya birisi hiç tutmazsa durumu ne olur!
Oruç ve Kur-an’ı Kerim kıyamette şefaat edecekler (yardımcı olacaklar, aracılık yapacaklar). Tutmayandan şikayetçi olacak ki , oruç kimden şikayetçi olursa Peygamber Efendimiz “ben ona yardımcı olmam” buyuruyor.
Oruç tutan ile tutmayan arasında akşam ezanı ile beraber zahiren (görünüşte) bir fark kalmıyor. Ramazan bayramıyla beraber de tutanlar ölmüyor, tutmayanların da ömürlerine ömür katılmıyor bu dünyada. Ama ahirette elbette durum çok farklı.
Fi emanillah (Allah’a emanet)…



19 Mayıs’ın Ardından

19 Mayıs’ın Ardından

19 Mayıs 1919 tarihi Yeni Türkiye Cumhuriyetinin doğum tarihi niteliğindedir.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, İstanbul ve Anadolu işgal atında iken, halkı örgütlemek için Anadolu’ya çıkmıştır.
Mustafa Kemal Paşa mangal gibi yüreğiyle bu yeniden diriliş hareketine öncülük etmiştir.
Türk halkının yaptığı bu kurtuluş savaşı sırasında İngilizler İstanbul’dan tası tarağı toplayıp kaçmıştır.

İşgale Fransızlara Urfa, Maraş ve Antep dar gelmiştir.
Kurtuluş Savaşımızın zaferle sonuçlanmasında en büyük faktör, Atatürk’ün emsalsiz liderliğidir.
Ve. Birlik ve beraberliği yakalayan korkusuz Türk milletinin mücadele azmidir.
Tam yüz yıl sonra benzer bir saldırı altında olduğumuzu görüyoruz.
70 yıldır üyesi olduğumuz “Nato’nun” bizi bölmek için uğraştığını görüyoruz.
50 Yıldan beri, bizi kapıda bekleten Avrupa Birliğinin, PKK ve PYD örgütleri ile iç içe olduğunu biliyoruz.
Aslında, bu gün ile, yüz yıl öncesindeki siyasi tabloya baktığımızda bugünde sistematik bir ekonomik ve siyasal saldırı altında olduğumuzu anlıyoruz.
Son yıllarda en güçlü “20 Ülke” arasına giren Türkiye’nin terörle hizaya getirilmeye çalışıldığını hissediyoruz.
Eskisi gibi itaat etmeyen Türkiye, başta Amerika olmak üzere, bazı Avrupa ülkeleri tarafından, diz çökmeye zorlanmaktadır.
Peki. Türk halkı olarak ne yapmalıyız.
Önemli olan, tek adamlık, parlamenter sistem veya başkanlık sistemi ile yönetilmek değildir.
Önemli olan esas düşmanları tanımaktır.
Kabadayı devlet haline gelen Amerika’yı ve onun ülkemizdeki yandaşlarını bilmektir.
Eğer bunu analiz edebiliyorsak birbirimizle düşman olamayız.
Özellikle, Amerika’nın tüm dünyada uyguladığı kaos planlarını ve bu planların Türkiye’ye nasıl yansıdığını, iyi yorumlamalıyız.
İşte. O zaman 19 Mayısların önemini daha iyi anlarız.
Bu gün yaşadığımız ekonomik ve siyasi saldırıların gerçek suçlularını daha iyi buluruz.
Ve. Yaşadığımız bu küresel saldırıyı iç politika malzemesi yapmayız.

Günün Sözü
Vicdan en iyi dindir.
“Victor Hugo”



Kudüs Katliamı Siyaseti Birleştirdi

Kudüs Katliamı Siyaseti Birleştirdi

İsrail’in Amerikan destekli Kudüs katliamı, ülkemizdeki siyaseti birleştirdi. Artık, yılarca Amerikan odaklı Erdoğan nefretinin, hızlı bir biçimde Amerika’ya kaydığını görüyoruz.
Türkiye dik durduğu ve Rusya ve İran ile güvenilir ilişkiler içinde olduğu sürece, Amerika bize diz çöktüremez. Hele, Çin ile kuracağımız ekonomik ve stratejik ilişkiler, Amerika’ya Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de, rahat vermez.
Anadolu toprağımızın, değerini bilmeliyiz. Ve. Kudüs katliamından sonra sergilenen, birlik beraberlik görüntüsünü, devam ettirmeliyiz.
Artık tüm dünyada örgütlerini kuran, destekleyen ve kullanan ülkenin, Amerika olduğu anlaşılmıştır. Amerikan uşakları haline gelen, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirliklerinin, ne insanlığa ne de Müslümanlığa verecek, bir katkıları kalmamıştır.
Amerika’nın, tetikçi olarak kullandığı İsrail ile pamuk ipliğine bağlı İngiltere dışında, bir müttefiki kalmamıştır.
Amerika artık bir kabadayı devlet haline gelmiştir. Başkan Trump, Pentagonun bir kuklasıdır. Silah sanayinin üretimi ve her bölgede dökülen kan sayesinde, ayakta kalabilmektedir.
Başta Almanya ve Fransa olmak üzere, tüm (AB) ülkeleri, Amerika’dan uzaklaşacaktır. Artık birlik ve beraberlik içinde olmalıyız.
Sadece kendi ittifakımız içinde değil, karşı ittifak ile de, birlik içinde görünmeliyiz. Tek adam demek, diktatörlük demek değildir.
Tek adamlık demek, hızlı karar alma dönemi, demektir. (2000) li yılların başlarındaki üçlü koalisyonda, Mesut Yılmaz, Ecevit ve Bahçeli’nin bir araya gelmekte nasıl zorlandıklarını, hiç unutmadık.
Kudüs Katliamı nedeniyle Yenikapı’da yapılacak miting, 15 Temmuz nedeniyle yapılan mitingden, çok daha anlamlı olacaktır. Çünkü bu miting, iktidar ve muhalefetin birleştiği bir miting olacaktır.
Terör üreticisi ve Amerika, bu birlik ve beraberlik gösterisinden, çok rahatsız olacaktır.

GÜNÜN SÖZÜ
Anneler her zaman haklıdır.
O kadar çok çekmiş ve,
O kadar çok sevmiştir ki,
Başka türlü olamaz.
‘’Sunderman’’