Köşe Yazıları

Amerika, Muhalefetimizin Çökmesini İstemez

Amerika, Muhalefetimizin Çökmesini İstemez

Amerika Döviz kurlarıyla neden oynuyor. Çünkü, Türkiye’deki ekonomik muhalefet ile siyasi muhalefetin çöktüğünü gördü.
Henüz, Başkan Erdoğan ile hesabı bitmediği için bu iki muhalefetin kendine gelmesini istedi. (CHP) deki kavganın, bölünmeye doğru gittiğini hissetti.
Destek verdiği Kılıçtaroğlu’nun düşmek üzere olduğunu, gördü. Ayrıca büyük özenle takip ettiği, Akşener projesinin çökmek üzere olduğunu, anladı.
Ve. Döviz ile oynamakta uzman içteki ve dıştaki ekonomik ajanlarını, devreye sokarak, döviz fiyatlarında hissedilir bir tırmanma yaratmayı, becerdi.
Ve. Birkaç haftadan beri, kendi içindeki savaş ile uğraşan (CHP) ye, nefes alma imkanı verdi. Nitekim ekranlarda rahip krizini tartışan her (CHP) li konuşmacının, her fırsatta konuyu döviz artışlarına bağladığına, tanık olduk.
Artık. Amerika, İran’da yaşanacak ekonomik ve toplumsal Kaosun, Türkiye’ye kaymasını planlamaktadır.
Şimdi, Türkiye’de yakaladığı, siyasi ve ekonomik muhalefeti, zamanı gelince kullanmayı bekleyecektir. Bu bakımdan, Türkiye’deki özellikle siyasi muhalefeti, yalnız bırakamaz.
Nitekim, (CHP) deki olağanüstü kongre tehlikesinin kalktığını görünce, heyetler arası müzakerenin, önünü açmıştır. Amerika Türkiye’nin de Mısır gibi, Suudi Arabistan gibi, diz çökmesini istiyor.
İsrail ile birlikte çalışmasını istiyor. F-400 krizi bahane, esas hedefi Türkiye ile Rusya’yı, birbirine düşman haline getirmek istiyor.
Türkiye’nin, Çin ile birlikte görünmesi ve Çin’den kredi alması, Amerika’yı çıldırtmıştır. Menderes hükümetinin yıkılma sebebi, Sovyet Rusya’dan alınmak istenen, kredi yüzündendir.
Erdoğan başkan oldukça ve Ak Parti MHP iktidarı devam ettikçe, biz Amerika ile itiş kakıştan kurtulamayız. Amerika (HDP) gibi, (CHP) ve İyi Partiyi de, kendisine yakın görüyor.
Ama. (CHP) ve özellikle iyi Parti tabanını, hiç tanımıyor. İşte bu yüzden, kriz denemelerinde başarılı olamıyor.

GÜNÜN SÖZÜ
Nefret,
Yüreksizlerin korktukları zaman
Duydukları bir öç alma isteğidir.
‘’B.Shaw’’



Büyükşehir’e Nasıl Bir Aday Lazım

Büyükşehir’e Nasıl Bir Aday Lazım

Yerel seçim öncesi Ak Parti de bir döneme tanık oluyoruz. Hakan Çavuşoğlu ile Mustafa Esgin’in bu hareketli dönemin önderleri olduğunu, görüyoruz.

İyi Partide, tüm yurt genelinde olduğu gibi, Bursa teşkilatlarında da, derin bir sessizlik var. Yerel seçimlerde yaşanacak bir hezimel, iyi partiyi de çözülmeye götürecektir.

Meral Akşener, kendi kurduğu partinin aldığı oyların altında kalınca, bu projeden kendisine, iş çıkmayacağını iyice anlamıştır.

(CHP) de ise meselenin sadece olağanüstü kurultay olmadığını, parti dibindeki dalganın, (CHP) yi birkaç parçaya bölmeye niyetlendiğini, biliyoruz.

Nitekim, (CHP) li Mudanya Belediye Başkanının, yeniden adaylıya hazır olduğunu açıklaması, bu çok başlı ve çok sesli dönemin, en belirgin habercisi olmuştur.

İşte böyle bir siyasi ortamda, belediye başkan adaylarının isimlerini de duyuyoruz. Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz’ın ‘’hizmet atakları’’ ile anıldığını, okuyoruz.

Büyükşehir için Faruk Çelik, Sedat Yalçın ve Mustafa Dündar isimlerine rastlıyoruz. Alinur Aktaş için devam edecek diyenleri de, görüyoruz.

Aslında, son 16 yıl içinde, Bursa Büyükşehir’de yapılan yatırımların, seçmenin ‘’içine sinmediğini’’ de, biliyoruz.

Kent Meydanının arzu edilen gibi olmadığını, Doğanbey apartmanlarının ülke çapında en kötü yapılaşma olduğunu, yeni stadyumun da sporseverlere ‘’sempatik’’ gelmediğini, duyuyoruz.

Okulların açılmasına kısa bir süre kalmasına rağmen, Bursa ray terminal hattının devreye giremediğine, üzülüyoruz.

Bursa Merkez Belediyelerde, takipçi atak ve canlı bir hizmet anlayışına tanık olamadığımız için, endişe duyuyoruz.

Peki. Nasıl bir Büyükşehir Belediye Başkanı görmek isteriz. Doğanbey konutları konusunda radikal ve cesur kararlar almaktan kaçınmayacak, bir başkan istiyoruz.

Yeni stadyum ve Bursarayın tabiî ki, kesin hesapları ve kati kabulü konusunda, deneyimli, cesur ve ‘’hukuk kökenli’’ bir başkan görmek istiyoruz.

Bu zor görevleri becerebilmek için, bürokrasiyi, yargıyı ve bakanlıkları tanıyan bir başkan görmek istiyoruz.

Bu sorumlulukların hakkından geleceğine inandığımız, Refik Yılmaz’ı öneriyoruz.

 

Günün Sözü

Yarınlar,

Yorgun ve bezgin kimselere değil.

Rahatını terk edebilen,

Gayretli insanlara aittir.

‘’Cicero’’



…TOPLUM HASTALIĞI…

…TOPLUM HASTALIĞI…

 

Bir memleketti top ile tüfek ile yıkmadan önce şu dört şey yapılırsa o memleket manen zaten yıkılmıştır. Top atmaya, tüfek sıkmaya gerek kalmamıştır.

1-) Bilgiyi yıkın ;

Cahil bir topluluk yıkılmaya mecburdur. Peygamberimiz sallallhu aleyhi ve sellem ;

“Öküzlerin kuyruklarına tutunan toplum helak olur”

Yani, sadece ziraat yapan dünya, teknolojisini takip etmeyen memleket bir gün öküzünü de, tarlasını da, kendisini de, vatanını da kayıp eder. Bilgi yıkmak için bilgi sahibi insanları, alimleri bitirmek ve insanlala alimler arasına soğukluk sokmak lazım. Hoca, alim denildiği zaman döven, kaba, saba, bir insan tiplemesi zihinlerde canlanması için az çaba sarf edilmedi bu memlekette. Halbuki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ;

“Kim bir alim ile iki saat beraber olursa veya onunla iki lokma yerse veya ondan iki kelime dinlerse veya onunla iki adım atarsa Allah ona iki cennet verir, her cennet iki bu dünya kadardır.”

Başka bir Hadis-i Şerif ‘de ise ;

“Ümmetimin üzerine öyle bir zaman gelecek ki, fakihlerden ve alimlerden kaçacaklar. Allah da onları üç bela ile imtihan edecek. 1- Kazandıklarından bereket kalkacak. 2- Allah onlara zalim bir sultan musallat eder, 3-Dünyadan imansız gitmesine sebep olabilir. (Allah muhafaza).

2-) Parayı öldürün ;

Paranın değeri kalmasın, insanların alım gücü zayıflasın. Bir Hadis-i Şerif’de Allah Rasulü (s.a.v.) Sahabeye hitabda şöyle buyuruyor;

“Bugün siz Rabbiniz tarafından beyyine (ayıklık üzerinesiniz). İyiliği emreden, kötülükten neyh eder, Allah yolunda cihat edersiniz. Sonra iki tane şarhoşluk zuhur edecek. Biri cahillik sarhoşluğu diğeri ise yaşama sevgisinin sarhoşluğu. Bu halinizden döndürüleceksiniz. İyiliği emretmeyeceksiniz, kötülükten neyh etmeyeceksiniz, Allah yolunda cihat etmeyeceksiniz. Böyle bir günde kitap ve sünnet ile kayim olana elli sıddık ecri vardır.” Sahabe sordular; “Bizim sıddıklarımızın sevabı mı ? Onların sıddıklarının sevabı mı?” Cevaben ise ;

“Sizden olan sıddıkların sevabı vardır”

Cehalet sarhoşluğu, geçim derdi sarhoşluğu kaplamıştır şimdi insanlığı. Bunlar şarabın sarhoşluğundan daha beterdir. Şarabın sarhoşluğu kendi kendine gider. Bunların sarhoşluğu ise cehalete ilim lazım ki gitsin.

“Eeee canım şimdi herkez herşey, biliyor” Eb-u cehil’e ‘Eb-u cehil’ (cehaletin babası) lakabını Efendimiz (s.a.v.) takmıştır. Halbuki Eb-u cehil, cahil değildi. Müşrikler ona ‘Ebu-l Hakem (hakimlerin babası) derlerdi. Ama o bilgi seni Yaratanına götürmüyorsa, vahiy ile Kur’an ile teyyitlemiyorsa o ilim nâkıstır, noksandır, faydası azdır. Geçim derdi sarhoşluğu da kanaat olsun ki gitsin.

3-) Tüketimi hızlandırın ;

Koca koca alışveriş merkezleri, hiç ihtiyacı olmayan şeyleri almak, eskimeden yıpranmadan bir yenisini almak, bir üst modelini..vs.

Adam mazot almak için giriyor tesise, cebinde 20 tane banka kartı, hiç birinde bir lira limit kalmamış, pompacıya montunu bırakıyor. Bu ne hal ? Öyle bir hale geldik ki kazanmadığımız paraları harcar olduk.

Birisi anlatıyor, tuza ihtiyaç var. Tuz almak için girmiş bir alış veriş merkezine, bir şey alacağına üç tane şey alıp çıkmış.

4-) Milli ve manevi değerleri sarsın ;

İnsanımızı ayakta tutan şeylerdir milli ve manevi değerlerimiz. Bunlar sarsılırsa toplumu ayakta tutan güç sarsılmış ve yıkılmaya yüz tutmuş demektir. Bizim için bayrağımız önemlidir, vatanımız önemlidir, ezanımız önemlidir, camimiz önemlidir, neferlerimiz, kışlalarımız, hastanelerimiz önemlidir, namusumuz, mukaddesatımız çok önemlidir.

Selam ve dua ile… Fi emanillah (Allah’a emanet)…



Amerika’yı Adalete Teslim Etmeliyiz

Amerika’yı Adalete Teslim Etmeliyiz

 

Trump’un rahip krizini planlı olarak tırmandırdığına eminiz.

Çünkü, kasım ayında ara seçimler vardır.

Ve. Katolik ve Evangelist gruplardan destek gelmesi lazımdır.

Ayrıca, uygulamayı düşündüğü yaptırımlarla, “FETÖ”nün iadesi konusunda, Türkiye’nin cesaretini kırmayı amaçlamıştır.

Ama. Amerika’nın “Hem suçlu, Hem de güçlü” şeklindeki tavrı, Türkiye’ye hamle yapma şansı vermiştir.

Türkiye 15 Temmuz darbe girişimi sırasında verdiği şehitler ve gaziler nedeniyle bu konuyu uluslararası mahkemeye taşıma yollarını aramalıdır.

Çünkü, Amerika’nın “FETÖ” darbe girişiminde azmettirici rolünde olduğu bellidir.

Pensilvanya’da, Amerika’nın bir ofisi gibi çalışan FETÖ örgütüde bu darbe girişiminin taşeronu olarak kullanılmıştır.

Aslında, FETÖ’nün iadesi konusunda Amerika’nın işi ağırdan almasının sebebi, bizim muhalefet kanadımızın, tutumundandır.

Kılıçtaroğlu’nun her fırsatta, “Kontrollü Darbe” diyerek bu darbe girişimini sulandırması, Amerika’yı cesaretlendirmiştir. Ayrıca nefret ve itibarsızlaştırmadan beslenen, bir kesim seçmeni darbe yanlısı konumuna getirmiştir.

Muharrem İnce bile, Amerika’ya yollanan evrakların konumunu saptırarak Amerika’nın politikalarına alet olmuştur.

Peki. Biz ne yapmalıyız.

Bir kere, FETÖ ile ve PKK ile mücadelede iktidar ve muhalefet olarak birlikte çalışmalıyız.

Önemli liderler ile birebir çatışmayı iyi beceren, Başkan Erdoğan’a destek olmalıyız.

Bir ara, Erdoğan’a kafayı takan Alman Başbakan’ı Merkel’in ne kadar yıprandığını hatırlamalıyız.

İşte o Merkel, Eylül ayında Putin ve Çin başkanı ile, İstanbul’da olacaktır.

Bu toplantı, Amerika ile yaşadığımız psikolojik ve ekonomik savaş sırasında bize en büyük moral olacaktır.

Darbe azmettiricisi olarak, Amerika’ya uluslararası mahkemede dava açsak bu konjonktürde hiç bir ülkeden itiraz gelmez.

O zaman, 15 Temmuz gecesi “FETÖ” ye İncirlik’ten destek veren Amerikalı subaylardan başlamalıyız.

Lider ülke olarak rol alacak isek ortak gibi görünen ama en büyük hainliği yapan ülkelere karşı, tavır koymak zorundayız.

Böyle bir tavır, şımarmak veya kabadayılık yapmak değildir.

Amaç hakkımızı korumak ve kendimizi ezdirmemektir.

 

Günün Sözü

Başkalarının bizi kızdıran tarafları

Kendimizi anlamamıza yol açar

“Jung”



BRICS NEDİR?

BRICS NEDİR?

Açıklayalım.
BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti) terimi, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın ekonomilerini kastetmek için kullanılır.
BRICS, bu ülkelerin İngilizce isimlerinin baş harflerinden oluşur (Brasil, Russia, India, China, South Africa). BRICS ülkeleri hızlı bir gelişim içerisindedirler ve 2050 dünyasında önemli konumları bulunacaktır.
Avustrakya dışında dünyadaki bütün kıtalarında en önemli ülkeleri tarafından kurulmuş, dev bir ortaklıktır.
Yakın bir gelecekte bu birliğin altıncı ortağı Türkiye olacaktır.
Türkiye’nin bu kurulışa girmesi Çin’ideGüney Afrika’yıda Ortadoğuya komşu yapacaktır.
Başkan Erdoğan’ın bu toplantıya katılması ile Rahip krizinin aynı anda patlaması tesadüf değildir.
Erdoğan’ın yeni ortak arayışı Amerika’yı çıldırtmıştır.
Peki.Nato ile ortaklığımız ne olacaktır.
Artık Nato’nun bir ortağımız olmadığını bizi parçalamak ve yutmak amacında olduğunu iyice anladık.
Bize demokrat olmalısınız diyen bu Nato’nun yaşadığımız bütün askeri darbelerde rolü olduğunu anladık.
Artık 15 Temmuzun azmettiricisinin Amerika, taşeronunda FETÖ örgütü olduğunu çok iyi biliyoruz.
Hele bize paramızla silah satmayıp, terör örgütü (YPG)’ye binlerce tır dolusu bedavaya hafif makinalı tüfek,füze,roket,ağır silahlar,zırhlı araçlar verdiğini öğrenince bize bu ortaklıktan hayır gelmeyeceğini geçte olsa iyice anlamış olduk.
Amerika artık sadece bizim değil tüm dünyanın baş belası olmuştur.
Ortaklığın devamı için bizi oyalaması inandırıcı değildir.
Ayrıca bizi 40 yıldan beri kapıda bekleten 3-5 yıllık beklemeden sonra Bosna-Hersek ve Hırvatistan’ı bile tam üye yapan bu hiçlikten bize hayır gelmeyeceğini anladık.
Terörle ilgili tarifinizi değiştirin diyerek 40 yıllık teröristleri hürriyet savaşçıları sınıfına sokmalarına izin veremeyiz.
İşine gelmediği zaman demokrasiyi askıya alan Amerika ve AB ile artık yolun sonuna geldik.
Devlet böyle önemli bir virajı dönerken muhalefet partilerimiz kendi içlerinde çatışma yaşıyorlar.
İşte işin esas üzücü tarafı budur.
Devlet yeni ortaklık peşinde koşarken Nato ve AB muhalefet edip çengel atmaktan geri durmayacaktır.

Günün Sözü
Yirmi yaşında yakışıklı, otuz yaşında güçlü, kırk yaşında zengin, elli yaşında akıllı olmayan insan, hiçbir zaman yakışıklı, güçlü, zengin ve akıllı olamaz.
“George Herbert”



Kabadayı devlet çıldırdı

Kabadayı devlet çıldırdı

 

Amerika tum dunya ulkelerine karsi kabadayi devlet gibi davraniyor.

Bu davranistan sinenler itaat etmeyi tercih ettiler.

Suudi Arabistan Amerika bankalarinda yatan 750 milyar dolarina el konulmasina ses çıkaramadı.

Üstelik Amerika’dan milyarlarca Dolarlık silah almak zorunda kaldılar.

Katar ile Suudi Arabistan’ı birbirine düşürdü.

İkisi ilede silah anlaşması yaparak körfezin huzurunu bozdu.

Kore’yi 63 yıl önce savaştırmıştı.

Şimdi barıştırarak demokrasi gösterisi yaptı.

AB ile de Almanya ile de dost mu düşman mı olduğu belli değil.

Rus Lideri Putin ile sempatik fotoğraflar verse de fırsat bulsa kuyusunu kazacağını biliyoruz.

Ortalik biraz sessiz kalinca İran dosyasını gundeme soktugunu goruyoruz.

Tüm dunyadaki ekonomik ve siyasal ddngeleri bozmak icin her turlu metodlari denedigine tanik oluyoruz.Silah ve bomba ile tahrip edemedigi zaman ekonomik aktorleri kullandigini biliyoruz.

Faiz oranlari ile oynadigibi ve Merkez Bankası kararlarini devreye soktugunu anliyoruz.

Ayaga kalkmaya calisan her ulkenin belini kirmaya calistigini hissediyoruz.

Kabahat kimde acaba diyoruz.

Bir kabadayi haline gdlen Amerika’dami yoksa Amerika’nın her dayatmasini hszmeddn diger ulkelerde mi ?

Aslinda gelismis sinifinda gorunsede bazi ulkelerin bencil oldugunu goruyoruz.

Bu ulkeler bir araya gelemeyeceklerini bildikleri icin Amerika’nın bu keyfi davranışına karşı durmaktan çekiniyorlar.

Bu konuda itaat etmeyen tek ulkenin Türkiye olduğunu görüyoruz.

Aslinda Türkiye’nin bu tavri efelenmek amaciyla degildir.

Türkiye’nin amacı FETÖ ve Kuzey suriye’deki oluşumlardan kendini korumaktır.

Terör destekçiliği yapan Amerika konusunda tüm dünya devletlerini uyarmaktır.

Türkiye sende İran’a ambargo koy telkininden hoşlanmaz.

FETÖ Pelsilvanya’da korunurken Rahibi serbest bırak tehdidine kulak asmaz.

Aslında her yere demokrasi götürüyorum diyen Amerika’nın her yere savaş ve kan götürdüğünü hepimiz biliyoruz.

Putin ile giderek yakinlasan ve Çin’den 3.5 milyar Dolarlık kredi alan Türkiye Amerika’yı çıldırtmıştır.

Aslanın kuyruğu ile oynama diyerek Amerika’yı uyaran İran tüm ülkelere örnek olmalıdır.

 

Günün Sözü

Beni az ama uzun sev.

“Marlowe”



İyi,Kötü & Çirkin

İyi,Kötü & Çirkin

Mesut Özil’e gösterilen tepkinin,göçmen olmasından ziyade Başkan Erdoğan’a olan yakınlığından kaynaklandığına,inanıyoruz.Aslında, bir çok Türk kökenli Alman vatandaşlarında bile Erdoğan karşıtlığının tavan yaptığını görüyoruz.Alman Milli Takımımının gruplardan bile çıkamaması bizi üç tip Alman ile tanıştırdı.
Almanya Milli Takımının hocası olan Löw’ün her zaman Mesut Özil’i desteklediğini gördük.
Aslında Löw iyi bir Almanya karakteri temsil etmiştir.
Almanya Federasyonu Başkanı başarısızlığın faturasını Mesut Özil’e yönlendirerek kötü bir Almanya karakteri temsil etmiştir.
Eski Milli Futbolcu Höenes ise Mesut Özil’e Hayalet diyerek çirkin karakter rolünü üstlenmiştir.
Höenes adım atmakta zorlanan Thomas Müller’i ve kımıldamakta zorlanan kaleci Manuel Neuer’i görmeyerek ayrımcılık yapmıştır.
Almanya asıllı futbolcu ile göçmen futbolcu ayrımcılığının kapısını açmıştır.
Aslında Rusya’da seyrettiğimiz Almanya Milli Takımının da nesil değiştirmenin gerekli olduğunu gördük.
Zaten 2 yıl sonra yapılacak Avrupa Şampiyonası için genç ve yep yeni bir Alman Milli Takımıyla karşılaşacağımızı umuyoruz.
Aslında Almanya Milli Takımının Rusya’da yaşadığı hezimeti takım olarak analiz etmek yerine Mesut Özil’in hedefe konulması, haksızlık olmuştur.
Aslında Mesut Özil olayı göçmen futbolculuktan ziyade, başkan Erdoğan’la resim çektirerek, Almanya Dış Politikasını delmiştir.
Konuyu göçmen düşmanlığına saptırmanın gereği yoktur.
Gerek Amerika’nın gerek Avrupa Birliğinin son bir kaç yıl içinde ekonomik ve siyasal politikalarını Erdoğan düşmanlığı üzerine kurduğunu hepimiz biliyoruz.
Aslında Erdoğan’a nefret politikalarında Amerika ve Almanya’dan geri kalmayan Kılıçtaroğlu’nun bu konudaki yorumlarını merak ediyoruz.

Günün Sözü

Sözcükler bir adamın zekasını gösterebilir; ama amacını gösteren eylemlerdir.
“Benjamin Franklin”



Cemaatlerin Yıpranması Milliyetçiliği Yükseltti

Cemaatlerin Yıpranması Milliyetçiliği Yükseltti

Şubat/1997 de AczimendiLiderinin kapalı giyimli Fadime Şahin’le canlı yayında basılmasını şaşkınlıkla izlemiştik.Yakın geçmişte de bir taraftan ayetleri yorumlarken diğer taraftan kediciklerle şatafatlı bir hayat yaşayan Adnan Oktar’ı izliyorduk.Rumi takvime hicri takvime göre diyerek yaptığı allengirli hesaplamalarla “Hazreti Mehdi” nin (2010) lu yıllarda geldiğini ilan ediyordu.Son Peygamber bilinmesine rağmen bazı çevrelerde ısrarla seçilmiş zat aranması bizi bu günlere getirmiştir.Kısacası, Aczimendilerin FETÖ’cülerin ve Adnan Oktar topluluğunun en çok zarar verdiği kesim muhafazakar ve dindar kesim olmuştur.Muhafazakar kesim Turgut Özal döneminde vitrine çıkmıştı.Erdoğan döneminde ise kesintisiz iktidar olma başarısını gösterdi.Ama Ard-arda yaşanan dini cemaat krizleri hem islam dinini hemde muhafazakar kesimi yıpratmıştır.Özal döneminde başlangıçta Mehmet Keçeciler ve Hüsnü Doğan gibi muhafazakar kesim çok etkiliydi.Ama zamanla partideki iktidar gücünün ülkücü Mustafa Taşar ve Liberal Milliyetçi Mesut Yılmaz’a seçtiğini gördük.Şimdi benzer güç değişiminin Cumhur İttifakında da yaşanacağını göreceğiz.Zamanla bu ittifakın muhafazakar platformdan milliyetçiçizgiye kayacağını göreceğiz.Hepimiz güç tazelemek için manevra yapan Akşener’in yerel şeçimlerde alacağı sonucu bekleyeceğiz.Önümüzdeki yerel seçimlerin i
İyi Partiyi siyaset mezarlığına gömeceğini göreceğiz.Kılıçtaroğlu’nun HDP’ye yakınlaşması ve parti içindeki hiziplerde ülkedeki milliyetçilik arayışını tetikleyecektir.Önümüzdeki genel seçimlerde ister Cumhur İttifakı yaloyla olsun isterse MHP üzerinden olsun güçlü bir Milliyetçi yükselişe şahit olacağız.Erdoğan’ın tek vatan,tek devlet,tek millet ve tek bayrak diyerek dörtlü çektirmesi yeni milliyetçiliğin ayak sesleridir.

Günün Sözü
İnsanları tanışırken değil.Tartışırken tanırız.Çünkü öfke saklanan kişiliği ortaya çıkarır.



Bir Hadis

***Bir Hadis***

Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor;
“Ya Cibril ! Benden sonra dünyaya inecek misin?”
Cebrail (a.s.) ;
“Evet, on defa ineceğim yerin cevherlerinden on şeyi kaldıracağım”
Yani, “ya Resulallah senin zamanında emirler, yasaklar hükümler, kıssalar getirdim. Senden sonra da götüreceğim” diyor.
“Ya kardeşim Cebrail yerden neyi kaldıracaksın” dedim ;
“İlk olarak bereketi kaldıracağım”
Bir şey bereketliyse bitmez ! Bereketsiz ise yetmez!. Şimdi hiçbir şeyde bereket kalmadı. Ne zamanda bereket var, ne ömürde bereket var, ne parada bereket var. Geçmiş büyükler o kısacık hayatlarına ne büyük işler sıkıştırmışlar. Fatih Sultan Mehmed Han Hz. 9 yaşında hafız, 11 yaşında padişah, 21 yaşında fatih olmuş. Geçmiş büyükler o kısacık ömürlerinde ciltlerce kitaplar yazmışlar. Hem de o imkansızlar içinde. Bizler ise “bu konforun içinde kaç takım kitap okuduk” desek ne cevap veririz.?
“İkincisi kulların kalplerinden rahmeti kaldıracağım”
Kimse kimseye acımayacak. Anne-babada çocuğuna, çocukta anne-babasına acıma yok. Kanlı, silahlı, vampirli filmler, oyunlar daha izlenilecek ve oynanılacak.
“Üçüncü olarak da insanların kalplerinden muhabbeti kaldıracağım”
Kimse kimseyi çıkarı olmadan sevmeyecek.
“Dördüncü olarak da hayâyı (utanmayı) kaldıracağım”
Bu hayâ damarı öyle bir şey ki çatladı mı bir daha tamir olmuyor. Ne denilmiş ;
“Utanmazsan dilediğini yap”
“Hayâ imandandır”
“Beşinci olarak da emirlerden (yöneticilerden) adaleti kaldıracağım”
Bir memlekette adalet yoksa o memleketin hâli perişandır.
“Altıncısı fakirlerden sabrı kaldıracağım”
Sabır eden fakirler, zenginlerden beşyüz sene evvel cennete gireceklerdir. Fakir kişinin yükü az veya yok. Zenginin hesabı uzun. “nereden geldi, nereye harcadın?” hep hesap. Mal helâlinden ise hesabı var, haramdan ise azabı var.
“Yedincisi zenginlerden cömertliği kaldıracağım.”
Allah (c.c.) cömerttir ve cömertleri sever.
“Sekizinci alimlerden ameli kaldıracağım”
Bilecek, söyleyecek ama kendisi yapmayacak.
“Dokuzuncu Kur’an’ı kaldıracağım”
Zaman gelecek insanlar bakacak ki Kur’an sayfalardan silinmiş, zihinlerdeki ezber unutulmuş, bir arı vızıltısı gibi Levh-i Mahfuz’a dönüyor. Mevla (c.c.) soruyor;
“Ey Kitabım! Ne oldu?”
“Ya Rabbi okunuyorum ama amel edilmiyorum”
Bakınız okumak yetmiyor, bizden amel isteniyor çünkü Kur’an hayat kitabıdır.
“Onuncusu İmanı kadıracağım”

Demekki yeryüzündeki cevherler şunlarmış ;
1- Bereket, 6- Sabır,
2- Rahmet (acıma), 7- Cömertlik,
3- Muhabbet (sevgi), 8- Amel (bildiğini yapmak),
4- Hayâ, 9- Kur’an,
5- Adalet, 10- İman
İman ve Kur’an’ımız duruyor elhamdülillah ama geri kalan sekiz maddeye bu günlerde ne kadar da çok ihtiyacımız var. Onun için gelin bu cevherleri kaybetmemeye çalışalım, bu cevherlerle nesiller yetiştirmeye çalışalım.

Selam ve dua ile…

Fi emanillah (Allah’a emanet)…

* Bir Ayet…
“İnsanlar sandı mı ki , ‘iman ettik demeleriyle’ bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler”
Ankebut / 2
* Bir Söz…
“Vallâhi, billâhi, tallâhi Mevla hesap soracak ; ‘Nimetlerimin karşılığı nerede’ buyuracak”
Mahmud Efendi Hz. (K.S)



 Muharrem İnce Neden Destekleniyor

 Muharrem İnce Neden Destekleniyor

 

Seçim sonrası yaptığı açıklamalardan sonra Kılıçtaroğlu’nun sandıktan ve seçmenden umudunu kestiğini anladık.

Yaptığı her konuşmada CHP tabanını, nefret dolu ve gergin tutmayı amaçladığını hissettik.

Muharrem İnce’nin ise seçim gecesinde provakasyonlara alet olmaktan kaçındığını gördük.

Kılıçtaroğlu döneminde sandık yerine sokak seçmen yerine delegeler önemli hale getirilmiştir.

Muharrem İnce seçim kampanyasında bazı önemli potlar kırmış olsada seçim gecesi sokak dayatmalarına direndiği için CHP’nin başına geçmelidir.

Kılıçtaroğlu’nun seçim kazanmak gibi bir hedefi yoktur.

Onun amacı partinin delegelerini ve parti meclisini ele geçirmektir.

Aslında ana hedefi ülkeyi yönetmek değil,yönetilemez hale getirmektir.

İktidarı siyaseten düşüremeyeceğini bildiği için şansını sokak olayları ile deneyecektir.

Gezi Parkı tipinde yaşanabilecek bir siyasi,ekonomik ve toplumsal kargaşalardan sonra içeriden ve dışarıdan birilerinin yönetime el koymasını bekleyecektir.

Darbe girişimi gecesi havaalanından paçayı kurtardıktansonra bir Belediye Başkanının evinde terliklerle televizyon izlerken görünmesi her gün demokrasiden bahseden bir muhalefet liderine yakışmamıştır.

Muharrem İnce ise Kılıçtaroğlu’ndan çok farklı düşünmektedir.

Aldığım oyları arttıracağım demek seçmene ve sandıka saygı duymak demektir.

Bu seçim, hem CHP’ye hemde CHP seçmenine değişim şansı vermiştir.

Aksi taktirde bu delegelerle ve parti meclisi ile Kılıçtaroğlunu değiştirme şansı elde edilemezdi.

Muharrem İnce, tam zamanında devreye girmiştir.

Belkide Kılıçtaroğlu, kendi oyunuyla Muharrem İnce’ye yenilecektir.

CHP seçmeni yeni bir başkan,Türkiye seçmeni ise, sandıktan yana olan bir muhalefet lideri istemektedir.

 

Günün Sözü

Bir kez görmek,yüz kez sormaktan iyidir.

“Çin Atasözü”