Köşe Yazıları

Ekonomide Durum Tespiti

Ekonomide Durum Tespiti

Enflasyonla mücadele amacıyla alınan ekonomik tedbirler, halkımızın canını yaktı.

Hayat pahalılığına rağmen, bağımsızlık ve ülke güvenliği için oy veren seçmen, zor durumda kaldı.

Şimdi, muhalif seçmen, iktidara oy veren seçmeni suçlamaya başladı.

Çarşı pazar ve marketlerdeki yüksek zamlara, devletin vergilere yaptığı zamlarda eklendi.

Yönetim, denetim mekanizmasını çalıştırmakta yetersiz kalınca vatandaş daha çok bunaldı.

Yönetimin, zeytinyağı ihracatını 3 ay yasaklama konusundaki kararını, doğru buluyoruz.

Bu yıl aşırı sıcaklardan sel baskınlarına ve hastalıklardan dolayı mantar, nohut ve kayısı üretiminde düşüş olduğunu biliyoruz.

Yaşadığımız şartlarda tahıl sebze ve meyve ihracatında rekor kırmak gerekmez.

Halka nefes aldırmak için zeytin yaprağında olduğu gibi, gıda maddesi ihracatına da, yasak koymak şarttır.

Tahıl ürünlerini sebze ve meyveyi iç piyasaya sunmak gerekir.

Haksızlık ve hukuksuzluk yapan, tedarik zinciri unsurlarına uygulanan para cezalarının, yetersiz olduğunu gördük.

Haksız rekabet peşinde koşan firmalara, kısa süreli kapatma cezası uygulamak şarttır.

Yerel seçimleri kazanmak için, sadece “Milli ve yerli olmayı savunmak”, yetmeyecektir.

Yönetim denetim konusundaki radikal tedbirler olmaz ise, yerel seçimlerde büyük kayıplara uğrayacaktır.

Günün Sözü:

Ekmeğinizi bölüşün ama

Aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın…

“Halil Cibran”

Değişim için Proje Gerekir

Değişim için Proje Gerekir

(CHP) hem dış konjonktör, hem de iç konjonktör nedeniyle bir devlet partisi olarak kurulmuştu.Ülkemizde tek partili  sistem devredeydi.

(1950) yılına ulaşmadan,bir seçim denemesi geçirmişti ama açık oy gizli tasnif medotuyla rakip engeli aşmıştı.

14 Mayıs 1950 tarihinde ise ‘yeter söz milletindir’ diyen Demokrat parti karşısında çok ağır bir yenilgi almıştı.

Hükümet, Demokrat partinin emrinde olmasına rağmen çekirdek devlet kadroları (CHP)’nin etkisi altına girdi.

Bu ikili yapı, ülkeyi 1960 darbesine götürmüştü.

Darbe sonrasında bir başbakan ve iki bakan idam edilmişti.

Avrupanın 1968 kuşağının sol rüzgarı, Türkiye’yi de etkilemişti.

İnönü bu durumu fark etmiş ve ‘ortanın solu’ projesini tartışmaya açmıştı.

Bu projenin hedefi, devletçi ekonomi ile özel sektör arasında bir orta yol bulmaktadır.

(1970)’li yılların ortalarında ise rahmetli Ecevit, demokrasi ve sosyal haklar konusundaki eksiklerimizi  fark etmişti.

Ve rahmetli Ecevit “sosyal demokrat” sloganını ortaya atmıştı.

Bu dönemde (CHP) halka ulaşmak için “altı ok”un yetmediğini görmüştü.

Laiklikte ki hassasiyetin  Anadolu seçmenine ve kırsal kesime ulaşmak için yetmediğini anlamıştı. Rahmetli Ecevit “Köy Kent” projesini  gündeme getirmişti.

Rahmetli Baykal ise ”Anadolu  Solu” projesi  ile Anadolu seçmenini ve kırsal kesimi, yanına almak istemişti.

Bugün ki (CHP) ise parti meclisini 60 üyeden 100 üyeye çıkarmayı bir değişim projesi gibi görüyor. Böyle değişim olmaz, seçmen heyecanlanmaz.

Günün Sözü;

Adalet olmadan, düzen olmaz.

“Albert Camus”

 

‘Panik Enflasyonun’ Kıskacındayız

‘Panik Enflasyonun’ Kıskacındayız

2023 yılı Temmuz ayı yıllık tüketici enflasyonu, (% 47,83)’e yükseldi.

Temmuz ayı üretici enflasyonu ise, (% 44,50)oldu.

2023 yılı Temmuz ayı tüketici enflasyonu, tüm zamanların rekorunu kırdı.

% (9,49)’a yükselen Temmuz enflasyonu, hesapların yeniden yapılmasına, sebep oldu.

Aslında temmuz ayları,sebze ve meyve bereketi  nedeniyle, enflasyonun en düşük olduğu aylardır.

Geçmiş yıllarda, bazı temmuz aylarında eksi enflasyon değerleri bile  yaşamıştık.

Bu temmuz ayı ise bir çok vergilerle birlikte geldi.

Bu temmuz ayında,çalışanlara ve emeklilere yüksek  zamlar yapıldı.

Bu biki sebep, hem ürün hatlarını tırmandırdı.

Hem de vatandaşın alışveriş cılgınlığına neden oldu.

Enflasyonun,maliyetlerin yükselmesinden ve mal ve hizmete olan talebin artmasından kaynaklandığını  biliyoruz.

Biz toplum olarak ‘panik enflosyon’ modelini yaşıyoruz.

Bu günlerde, bir salgın hastalık süreci yaşamıyoruz.

Bir başka ülke ile, savaş hareketinde’de değiliz.

Buna rağmen, olağanüstü bir alışveriş tutkumuz var.

Un, yağ ve makarna gibi ürünleri stoklamnak için, birbirimizle yarışıyoruz.

Ürün fiyatlarının düşmesini aşırı alışveriş yapmakla önliyemeyiz.

Aşırı alışveriş alışkanlığımız, ‘panik enflosyonu’ daha da yükselecektir.

Günün  Sözü;

Küçük balıklar, kıyıya yakın durmalıdır.

‘FranKlin’

 

YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET

YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET

Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Mezunu Betül Altınsoy’un Değerli Yazar Şair Mestin ADEMİR ile edebiyat üzerine sohbeti.

Öncelikle davetimizi kırmayıp röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler.

Aslında,ben size teşekkür ederim,bana bu fırsatı verdiğiniz için.

Kendinizden bahseder misiniz? Mesleğiniz ve bu mesleği kaç senedir yapıyorsunuz?

1968 İstanbul doğumluyum.Aslen Bolu-Mengen’li olup,Mersin’de ikamet etmekteyim.Emekliyim.14 yaşından bu yana şiir yazmaktaydım.İlk şiir kitabım YALNIZLIK ŞAİRİ 14/33 2000 yılında yayınlandı ve çıkar çıkmaz pandemi çıktı.İlk farkındalık ve edebiyat türlerinin harmanlanmış şeklinde olan ELİF 14 ORTAK ÇIĞLIK & YETER ARTIK romanım EYLÜL 2022 yılında yayınlandı.Romanımda kadın cinayetleri ve şiddetine ayrıca çocuk istismarı üzerine kurgu ve gerçekler üzerinden yola çıkarak ortak çığlık &yeter artık diyerek çağrışım yapmak istedim.Erkek gözüyle yazılan,yorumcuların dediğine göre ilk roman.Özellikle herkesin okumasını tavsiye ederim.

YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET
YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET
YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET
YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET
YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET
YAZAR- ŞAİR METİN ADEMİR İLE EDEBİYAT ÜZERİNE SOHBET

 

Bilgi ve ilim konusunda nasıl bir yolda ilerliyorsunuz?

En önemlisi araştırmak yapmak ve tabii ki okumak.Bir eserime başlamadan önce derinlemesine çeşitli kaynaklardan araştırma yapıyorum.Güncel olayları ve tarihi gelişmeleri araştırmadan başlamıyorum.Öncelikle tarihimizi yani geçmişimizi bilmeden,geleceğimize yön veremeyiz.Bilim ve ilime araştırmadan,soruşturmadan ve tek bir kaynaktan değil de çeşitli kaynaklardan yola çıkarak sonuca varılacağına inanıyorum.Bunun için ,birinci şart okumak,o konuyla ilgili eserleri okuyarak,kendi fikrini ortaya çıkarmaktır.

 

Yazarken ilham veya motivasyon kaynağınız nelerdir? Biraz bahseder misiniz?Her hangi bir olay karşısında çabuk etkileniyorum.Mesela kadına şiddette,çocuk istismarı,yangın vb.konular şiirlerim var.Özellikle kadın ve lösemili çocuklar ile ilgili şiirlerim çoğunlukta .Birde  şiir kitabımın gelirinin bir kısmını LÖSEV’e,romanımın gelirinin bir kısmını MOR ÇATI ve DEPREMZEDELERE bağışlıyorum.Her şey para değil.Bunun için daha çok kişiye ulaşmaya çalışıyorum.Ne yazık ki ekonomik şartlar insanlarımızı zorluyor.Kitaba ayıracak para kalmıyor.Ama okuma oranımızda yok denecek kadar az.

En son okuduğunuz kitap hangisidir?

Mektup,Hayata tutunuyorum-Selin Işıl

Engelim Derinde- Tuba Devrim

Sizce günümüz gençliğinin şiire bakışı nasıldır?

Günümüz gençliği şiire ilgi duyuyor.Mersin çeşitli okullarda şiir etkinliği düzenliyoruz,Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği olarak.Gençliğimiz hevesli ve çok heyecanlı.Bu da bizi mutlu ediyor.

Son olarak gençlere bir öneriniz var mı? Yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir? Yazmanın herhangi bir formülü var mıdır sizce?

Birinci öncelik,çok okumaları lazım.Kendilerini geliştirmek için.Yazmanın formülü ise,insanın içinden geldiği gibi yazması.Duygularını dökmesi ve o heyecanı kendi içinde hissetmesi.Şair ve Yazarlar Derneği gibi kuruluşlarla işbirliği içinde olması,yazdıklarını,göstererek,kusurlarını, düzelterek,o konuda vasıf olan kişiyle paylaşmak,daha yararlı olur.Yardımlaşma,çeşitli etkinliklere katılma,insanı daha çok geliştirir..Öncelikle tanınmış şair ve yazarların eserlerini incelemeli,okumalı ve kendi benliğini oluşturmalıdır .Her şey den önce OKUMAK gerekli.Geleceğimiz için,en önemli konu.Cehalet insanları mahkum eder.Bilgisiz bir toplum yok olmaya mahkum olacaktır.

Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Bana bu imkanı sağladığınız için sonsuz teşekkürler,gençliğimiz her şeydir.Yeter ki elinden tutalım, engel olmayalım .Pırıl pırıl gençlerimiz geliyor,daima sahip çık

 

Değişim Delege Seçimlerinde Başlamalı

Değişim Delege Seçimlerinde Başlamalı

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerini, neden Cumhur ittifakı  kazandı.

–  Çünkü  seçmen, Erdoğan’ın uluslararası alandaki alandaki bağımsız ve dik duruşunu takdir etti.

– Ayrıca seçmen, Devlet Bahçeli’nin makam peşinde olmadığını gördü ve tok gözlü tavrını beğendi.

Peki, seçmen neden Millet ittifakını, tercih etmedi.

– Seçmen,kalabalık ve karmaşık Millet ittifakına,güven duymadı.

-Ortaklık içindeki itiş kakışları onaylamadı.

-Her ortağın, kendi partisi içinde yaşadığı hiziplerden, rahatsız oldu.

Nitekim,seçimler sona erince, Millet ittifakının içinde artçı sarsıntılar başladı.

Seçmen de, doğru  tercih yaptığını anlamış oldu.

Artçı sarsıntıların en etkili olanlarının (CHP) içinde yaşandığını görüyoruz.

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında, acımasız bir başkanlık yarışına tanık oluyoruz.

TÜSİAD  gurubunun, İmamoğlu tarafına döndüğünü hissediyoruz.

Küreselcilerin de, Kılıçdaroğlu’ndan umudu kestiğini anlıyoruz.

Milletvekili zırhını kaybeden Kılıçdaroğlu, şimdi bütün gücü ile Genel Başkanlık koltuğuna asılacaktır.

Bürokrat  kökenli  siyasetçiler  ‘korumasız ve zırhsız’ sorumluluk almaktan kaçınırlar.

Şu an toplumsal ve siyasal cesareti kırılan, bir Kılıçdaroğlu ile karşı karşıyayız.

Görevde kalmak için direnmesi, hem kendini hemde  (CHP)’yi  yıpratmaktadır.

(CHP) değişimine Anadolu’dan ve kırsal kesimden  başlamalıdır.

İlk adım, Anadolaki delege seçimlerinde atılmalıdır.

 

Günün Sözü,

Okumasını  biliyorsan,

Her insanın,

Bir kitap olduğunu göreceksin.

‘Channing’

Sarı Nokta Hastalığı

Sarı Nokta Hastalığı

Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), Türkiye’de ve tüm dünyada 60 yaş üzeri kişilerde görme kaybı sebeplerinin başında gelmektedir. Özellikle tüm dünya baz alındığında, çalışan ana nüfusun yaşadığı görme kaybının en büyük nedenidir.

 

Sarı Nokta Hastalığı
Sarı Nokta Hastalığı

 

Sarı nokta hastalığı için kadınlar da erkekler de eşit derecede risk altındadır. Hastalığın en yaygın görülme sebebi genetik yatkınlıktır. Sigara içmek ve yetersiz beslenmek gibi nedenler de oluşumuna zemin hazırlayabilmektedir.

 

Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) genellikle erken dönemde hiçbir belirti vermez. Orta seviyeye geldiğinde bir miktar belirti verebilmekteyken ileri seviyede görme kaybı fark edilir hale gelmektedir. Hastalığın tam teşhisi göz hekiminin yapacağı göz muayenesinde ve özellikle retinal bölgenin inceleneceği ileri tetkikler ile konulmaktadır.

Sarı nokta hastalığı kalıcı körlüğe neden olmamakla birlikte kontrol altına alınmadığı sürece ilerleyici tarzda merkezi görmede kayba sebep olmaktadır. Hastalığa yakalanan kişiler okuma, araç kullanma, tv seyretme gibi günlük işleri yaparken zorluk çekmektedirler.

Makula iyi çalışmadığı zaman bakılan alan bulanık ve karanlık gözlenir. Makula dejenerasyonu yani sarı nokta hastalığında, yanlardan (periferal) görme bozulmaz fakat merkezdeki (santral) görme bozulur. Örnek vermek gerekirse, kişi duvarda bir saatin varlığını görebilir, fakat saatin kaçı gösterdiğini bilemez. Makula dejenerasyonu tamamen körlükle sonuçlanmaz. Bu hastalar evde kendi işlerini görebilirler ancak tek başına sokağa pek çıkamaz, okuyamaz, yazamaz, televizyon izleyemez ve araba kullanamazlar. Makula dejenerasyonu ilerleyici bir hastalıktır.

Hastalık kuru (eksudatif olmayan) ve yaş (eksudatif) olarak iki şekilde sınıflandırılır. Tanı konulan olguların %80’i kuru tip sarı nokta hastalığını oluştursa da, yaş tip sarı nokta hastalığı olguları bu hastalıkla ilişkili ciddi görme kayıplarının %80’inden sorumludur.

 

Belirtiler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

Görsel bozulma, örneğin düz çizgilerin eğri gibi gözükmesi.

 

Bir gözde ya da iki gözde birden merkezi görme kaybı

 

Okuma ya da ince detaylı bir iş yaparken daha fazla ışığa ihtiyaç duyulması

 

Loş ortamlara daha zor adapte olma; özellikle az ışıklandırılmış restoran ya da ortamlara girdiklerinde ortama alışamama

 

Basılı kelimeleri okurken artan bulanıklık

 

Düşük renk yoğunluğu ya da parlaklığı

 

Yüzleri tanımada güçlük

 

Sarı nokta hastalarına göz dibi muayenesi retinada bir bozukluk olup olmadığını görmek açısından önemlidir. Bunun haricinde gerek görürsek optik koherens tomografi (retina tomografisi), fundus floresein anjiografi (göz anjiyosu) ve optik koherens tomografi anjiyografi (ilaçsız göz anjiyosu) gibi tetkikler isteyebiliriz.  Bunun haricinde hasta, hastalığının gidişatını takip etmek için kendi kendine Amsler Grid testi (kareli kağıt testi) de uygulayabilir.

 

 

 

Mesut SAV ile keyifli sohbet

Mesut SAV ile keyifli sohbet

Röportor Betül Altınsoy’un Sakaryalı Şair Eğitimci Mesut SAV ile keyifli sohbeti.
Hocam öncelikle bize kıymetli vaktinizi ayırıp röportaj yapma teklifimizi kabul
ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.

 

 

Lütfen okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız?
Sakarya ili Kaynarca ilçesine bağlı Dudu Köyü’nde dünyaya geldim. İlkokulu
Dudu köyünde okudum. Ortaokul ve lise öğrenimi Sakarya Arifiye Öğretmen
Okulu’nda tamamladım.
Ankara Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sınıf öğretmenliği bölümünden
mezun oldum. Yurdumuzun çeşitli illerinde öğretmenlik görevini sürdürdüm,
halen Ankara’da görev yapmaktayım.
Hatırladığınız ilk şiir anınız nedir?
İstanbul’da bir kitapçıda tesadüfen Yusuf Hayaloğlu ile imza gününde
karşılaşmam şiire olan ilgimi daha da arttırdı.
Şiirlerinizi yazarken belli bir ortam seçer misiniz?
Şiir yazmak için özellikle bir ortam aramıyorum. Ancak şehrin kalabalığından ve
gürültüsünden uzak yerleri tercih ediyorum.
Şiir yazmadaki amacınız nedir? Sanat için mi yoksa toplum için mi yazarsınız?
Türk edebiyatına ve Türk kültürüne katkıda bulunmak için şiir yazıyorum.
Toplumcu şiirlere de eserlerim de yer veriyorum.
Sizce şair mi doğulur yoksa sonradan da şair olunabilir mi?
Bence şair doğulur. Ancak şiir yazmak için belli bir bilgi birikimi olması gerekir.
Şiir okumayı seven ve şiir yazan gençlere neler tavsiye edersiniz?
Çok fazla beklentiye girmeden belirledikleri hedeflere ulaşmak için daha çok
okumalarını ve şiir yazmaya çalışmalarını tavsiye ederim.
İleriye yönelik projeleriniz nelerdir?
İkinci şiir kitabım olan Mevsim Sonbahar’ı 2020 yılında yayınlamıştım. Zaman
zaman yine şiirler yazıyorum. Henüz 3. kitap aşamasına gelmedi ve okudukları
kitapları süzgeçten geçirip kendilerine özgü bir tarz yaratabilirler.
Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Ben de çok teşekkür ederim…

Ne İdim, Ne Oldum, Ne Olacağım

Ne İdim, Ne Oldum, Ne Olacağım

Seçim süreci ve muhalefet kesiminde yaşanan artçı sarsıntılar nedeniyle, uzun süreden beri siyasi yazılara odaklandık.

Zirveden bataklığa düşen Bursaspor ile, ilgilenemedik.

Bursaspor tam 60 yıl önce, 1963 yılında kurulmuştu.

İlk hazırlık maçını, benimde yer aldığım Merionosspor ile yapmıştı.

İlk maçın fotoğrafına, Bursa valisi ve Merinos Fabrikası Müdürüde  girmişti.

Bursaspor, Süperligin en renkli takımlarından biri olmuştu.

Zaman zaman üç büyükleri İstanbul’da yenmişti.

Milli takıma, çok değerli futbolcular da, vermişti.

2010 yılında ise, Süperlig şampiyonu olarak, anadolu takımları içinde, bir ilki başarmıştı.

Son altı maçını kaybeden Bursaspor, Trabzonspor’u deplasmanda yenerek, son dakikada , Süperligde kalmayı başarmıştı.

20/08/2019 sezonunda kabus başlamıştı.

Bursaspor, 2018/2019 sezonunda, Süperligden 1.Lige düşmüştü.

2021/2022 sezonu ise, çöküş sezonu olmuştu.

Bursaspor, 1.Ligden, 2.Lige düşmüştü.

2022/2023 sezonunda ise, Şanlıurfa sayesinde, Amatör Lige düşmekten kurtuldu.

Bir zamanlar şehrin sembolü olan takım, tam anlamıyla çökmüştü.

Vakıfköy kökenli  gençleri, kadroda tutamıyordu.

Antrenör bulmakta, zorluk çekiyordu.

Bir zamanlar, Bursaspor’da Başkan olmak, bir ayrıcalıktı.

Şimdi ise Başkan adayı bulmakta zorlanıyordu.

İşte, Bursaspor’un 60 yıllık hikayesi böyleydi.

Günün Sözü:

İyi ve muhteşem arasındaki fark,

Sadece biraz daha gayretti…

“Clerence”

Ne Ekersek Onu Biçeriz

Ne Ekersek Onu Biçeriz

Bu dünyada, ne ekersek onu biçeriz.

Yaşarken yaptığımız, her iyi veya kötü eylem, mutlaka bize dönecektir.

Olanlara, gören gözle bakmayı becerebilirsek, aile yaşamında da, siyaset alanında da, bir çok örneklerini görebiliriz.

Siyaset alanından bir örnek vererek, yazımıza devam edelim.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin artçı sarsıntılarının, muhalefet kanadında hala devam ettiğini biliyoruz.

Erdoğan nefreti üzerine kurulan Millet İttifakında, en çok (CHP)’ nin,  zarara uğradığını görüyoruz.

Rahmetli Baykal’ın, bir kasetle devrilmesinden sonra, göreve başlayan (CHP) yönetimi, ekonomik ve sosyal alanda bir proje üretemedi.

Nefret ve yalan politikaları ile, 28 Mayıs akşamına kadar, vaziyeti idare ettiler.

Siyasi alanda sıkıştıkları zaman ,devreye sokulan bir kasetle, bu günlere kadar geldiler.

Muharren İnce örneğinde olduğu gibi, (CHP)deki mevcut yönetime karşı olan herkes, tasfiye edildi.

Kaset kumpasının belkide en acımasızı, Muharrem İnce’ye karşı uygulanmıştır.

Ama ne ekersek onu biçeriz kuralı, hiç şaşmaz kendimizi en güçlü hissettiğimiz anda, yerle bir oluruz.

Kılıçdaroğlu’nun ÜMit Özdağ ile yaptığı “özel protokol”, Kılıçtaroğlu’nu çok sarstı.

Şimdi, Kılıçdaroğlu’nun eski (HDP) yöneticileri ile, kapalı kapılar ardında yaptığı pazarlıklardan bahsediliyor.

Sonuç olarak, kasetlerden medef umarak, bir başkasına zarar vermiş isek, zaman içinde aynı zararı, bizde yaşarız.

Günün Sözü:

Kendinizle barışana kadar.

Sahip olduklarınızdan hoşnut olamazsınız.

“D.Matman”

Güneş Kremi Her Mevsim Kullanılmalı

Güneş Kremi Her Mevsim Kullanılmalı

Güneş kremi vücudumuzu UV ışınlarının zararlı etkilerinden, deri yaşlanmasından, deri kanserinden, kansere kadar gidebilecek diğer lezyonlardan koruyan kimyasal ve fiziksel yapısı özel olarak hazırlanmış formüllerdir. Yalnızca yaz mevsiminde değil, kış mevsiminde de kullanılması önerilen güneş kremi ile ilgili  noktaları paylaşacağım.

 

Güneş Kremi Her Mevsim Kullanılmalı
Güneş Kremi Her Mevsim Kullanılmalı

“Bebeklerin İlk 6 Ay Güneş Kremi Kullanmalarını Önermiyoruz”

Çocuklarımızı güneşten korumalıyız. Özellikle bebeklerin ilk 6 ay bu kremleri kullanılmasını çok önermiyoruz, çünkü yan etkileri ve alerjik reaksiyonları olabilir. Bebekleri direkt güneşe maruz bırakmamalıyız, günlük 10 dakika güneşin altında tutmamız D vitamini almaları için yeterlidir.

Güneş Kremlerinin Koruma Süreleri

Güneş kreminin koruma süresinin sürüldükten sonra 2 saat olduğunu, bu nedenle vücudumuzun sudan, terlemeden 2 saat etkilenmediğini, ama 2 saat sonra kremi yenilemediğimiz durumlarda kremin etkisinin kaybolacağını  belirtelim. Güneşten sadece derimiz değil gözlerimiz ve tüm vücudumuz etkileniyor. Bu yüzden mutlaka güneş gözlüğü ve güneş kremi kullanmalıyız.

“Minimal eritem dozu diye bir tanımlama var. Bu ne demek? ilkbaharın son, yazın ilk aylarında açık bir havada öğlen güneşinde 20 dakika bulunduğumuzda, yüzümüzde ortaya çıkan eriteme ‘minimal eritem dozu’ deniliyor. Minimal eritem dozunu yaratan sürenin yarısı kadar bir süre yani yaklaşık 10 dakika güneşte kalmak, günlük D vitamini sentezi için yeterlidir. D vitamini almak için saatlerce güneş altında durmamıza gerek yok”

“Tatilde Saatlerce Güneşlenmek Yanlış”

“Hayatında bir kez bile aşırı güneş yanığı geçirmiş insanlarda öncelikle deri kanserleri ortaya çıkabiliyor. Kişi bir kez bile aşırı güneş yanığı geçirdiyse mutlaka güneşten çok iyi korunmalı. Güneşten kaynaklı hasarlar 20’li yaşlara kadar ortaya çıkabiliyor. Hayat boyu aldığımız UV ışınlarının yüzde 50’sini 20’li yaşlara kadar dolduruyoruz. O nedenle gençleri korumaya özen göstermeliyiz