Köşe Yazıları

Değişimi isteyen de Korkan da Biziz

Değişimi isteyen de Korkan da Biziz

Değişim konusunda,ünlü düşünür Shibli’ye sormuşlar.

“Sana değişim yolunu kim gösterdi ‘demişler.

O da,’bir köpek’ demiş.

Nehrin kenarında,susuzluk’ tan ölmek üzere olan, bir köpek gördüm.

Köpek her suya baktığında,yansıyan görüntüyü bir başka köpek zannediyordu  ve korkarak  geri  çekiliyordu.

Sonunda daha fazla tahammül edemedi, korkusunu unutarak suya daldı.

Dalmasıyla birlikte, sudaki yansımada kayboldu.Köpek aradığı şeyle kendi arasındaki engelin ‘kendisi olduğunu’ anlamıştı.

Aslında,toplum hayatında da, siyasi arenada da durum böyledir.

Değişimi arayan insanın karşısına çıkan engel, yine bir başka insandır.

Dikkat edersek,değişim lafları çıktığı dönemlerde,yaşanan ilk duygu korkudur.

(CHP) de yaşandığı gibi,koltuk korkusudur.

Koruma zırhını, kaybetme korkusudur.

Yıllardır aynı safta görünen insanlar,çaptan düştüklerinde değişimden medet umarlar.İstedikleri  yapısal bir değişim değildir.

Partinin yönetim kadrolarında yapılan değişiklikleri, değişim gibi görürler.

Takımları,rakip takıma yenilmiştir.

Yenilen takımda,tepeden tırnağa küklü bir değişim yapmazlar.

Takımın önemli bir bölümünü değiştirirler.

Kendilerinin de değişmesi gerektiğini,bir türlü fark edemezler.

Aslında şu anda, (CHP) de değişim isteyenlerde ve gelenekçilerde, gerçek anlamda bir değişim yapamazlar.

(CHP)’nin, Anadolu insanını ve ‘Milliyetçi okunu’ hatırlaması şarttır.

 

Günün Sözü;

Eğer yürüdüğünüz yolda,bir engel yoksa

O yol sizi hiç bir yere götürmez.

‘B.Show’

Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!

Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!

Amerika’da ilk kez 1942 yılında tanımlanan hastalık nedeniyle birçok  prematüre bebek kör olmuş. 80’li yılların sonunda ise özellikle gelişmiş ülkelerde çok erken doğan bebeklerin yaşatılması ile ROP salgınları görülmüş. Aslında bir halk sağlığı sorunu olan; zamanından önce doğmuş bebeklerde görülen ve müdahale edilmediğinde körlüğe neden olabilen Prematüre Retinopatisi’nden bahsedelim.

Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!Amerika’da ilk kez 1942 yılında tanımlanan hastalık nedeniyle birçok  prematüre bebek kör olmuş. 80’li yılların sonunda ise özellikle gelişmiş ülkelerde çok erken doğan bebeklerin yaşatılması ile ROP salgınları görülmüş. Aslında bir halk sağlığı sorunu olan; zamanından önce doğmuş bebeklerde görülen ve müdahale edilmediğinde körlüğe neden olabilen Prematüre Retinopatisi’nden bahsedelim.  

Gelişmiş ülkelerde çocukluk çağının en önemli körlük nedeni olan ve prematüre doğan bebeklerde görülen göz hastalığıdır. Miadında doğan ve miadında doğup sarılık nedeniyle fototerapi alan bebeklerde oluşmaz. Doğum ağırlığı 1500 gr altında ve 32 haftadan küçük doğan tüm bebekler risk altındadır. Özellikle genel durumu bozuk ve yoğun bakımda oksijen tedavisi alan bebekler daha fazla riske sahiptir. Birlikte beyin kanaması, akciğer hastalığı ve sepsis geçiren bebeklerde risk daha da artar. Gözümüzün en içerisinde bulunan ve görmemizi sağlayan ağ tabaka (retina) damarlarının gelişimi anne karnında doğuma yakın hatta doğumdan sonra 1. ayda tamamlanır. Erken doğmuş, damarsal gelişimi ve olgunlaşmasını tamamlayamamış özellikle yoğun bakım ve oksijen tedavisi alan prematürelerde, bu yüksek oksijen oranı, damar gelişimini uyaran maddeyi (VEGF) aniden azaltır. Damarlar VEGF azalmasına bağlı olarak büzülür ve retina tabakasının beslenmesi bozulur. Bu kez besinsiz kalan damar bölgesinde VEGF aşırı miktarda artar. Bu durum anormal damarlanma ve doku artışına neden olur. Anormal damar ve dokular göz içinde kanamalara ve retina tabakasında ayrışmaya (Dekolman) yol açar. ROP hastalığında görme kaybının nedeni olan ayrışma, bebek yaklaşık 10 haftalıkken oluşur. ROP hastalığı beş evreden oluşur. Evre 1 ve 2’de çok önemli bir risk yoktur. Evre 3 en kritik ve tedavinin yapılması gereken en ideal evredir. Evre 4’te retina tabakasında yırtık başlar. Son dönemde (Evre 5) retina tabakası tamamen yırtılmış ve ayrışmıştır.

ROP hastalığı görülen bebekler ileride herhangi bir göz problemi yaşayabilirler mi?

ROP hastalığı % 80 kendiliğinden geriler. Hastaların %20’sinde tedavi ve takip gerekir. Özellikle Evre 3 hastalar tedavi için çok uygundur. Bu evre geçirilirse hastalık ilerler ve körlükle sonuçlanabilir. Özellikle yüksek riskli bebeklerde uygun takip ve tedavi yapılmazsa görme kaybı çok yüksektir. Rop hastalığı gerilese bile bu hastalarda göz tembelliği, miyop–astigmat gibi göz kusurları, şaşılık ve göz tansiyonu (glokom hastalığı) normal kişilerden çok daha fazla görülür. İleri yaşlarda bile göz yırtıkları oluşabilir. Bu nedenle hastaların hayatının ileri aşamalarında da düzenli göz muayenesi olması şarttır.
Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!

Gelişmiş ülkelerde çocukluk çağının en önemli körlük nedeni olan ve prematüre doğan bebeklerde görülen göz hastalığıdır. Miadında doğan ve miadında doğup sarılık nedeniyle fototerapi alan bebeklerde oluşmaz. Doğum ağırlığı 1500 gr altında ve 32 haftadan küçük doğan tüm bebekler risk altındadır. Özellikle genel durumu bozuk ve yoğun bakımda oksijen tedavisi alan bebekler daha fazla riske sahiptir. Birlikte beyin kanaması, akciğer hastalığı ve sepsis geçiren bebeklerde risk daha da artar. Gözümüzün en içerisinde bulunan ve görmemizi sağlayan ağ tabaka (retina) damarlarının gelişimi anne karnında doğuma yakın hatta doğumdan sonra 1. ayda tamamlanır. Erken doğmuş, damarsal gelişimi ve olgunlaşmasını tamamlayamamış özellikle yoğun bakım ve oksijen tedavisi alan prematürelerde, bu yüksek oksijen oranı, damar gelişimini uyaran maddeyi (VEGF) aniden azaltır. Damarlar VEGF azalmasına bağlı olarak büzülür ve retina tabakasının beslenmesi bozulur. Bu kez besinsiz kalan damar bölgesinde VEGF aşırı miktarda artar. Bu durum anormal damarlanma ve doku artışına neden olur. Anormal damar ve dokular göz içinde kanamalara ve retina tabakasında ayrışmaya (Dekolman) yol açar. ROP hastalığında görme kaybının nedeni olan ayrışma, bebek yaklaşık 10 haftalıkken oluşur. ROP hastalığı beş evreden oluşur. Evre 1 ve 2’de çok önemli bir risk yoktur. Evre 3 en kritik ve tedavinin yapılması gereken en ideal evredir. Evre 4’te retina tabakasında yırtık başlar. Son dönemde (Evre 5) retina tabakası tamamen yırtılmış ve ayrışmıştır.

ROP hastalığı görülen bebekler ileride herhangi bir göz problemi yaşayabilirler mi?

ROP hastalığı % 80 kendiliğinden geriler. Hastaların %20’sinde tedavi ve takip gerekir. Özellikle Evre 3 hastalar tedavi için çok uygundur. Bu evre geçirilirse hastalık ilerler ve körlükle sonuçlanabilir. Özellikle yüksek riskli bebeklerde uygun takip ve tedavi yapılmazsa görme kaybı çok yüksektir. Rop hastalığı gerilese bile bu hastalarda göz tembelliği, miyop–astigmat gibi göz kusurları, şaşılık ve göz tansiyonu (glokom hastalığı) normal kişilerden çok daha fazla görülür. İleri yaşlarda bile göz yırtıkları oluşabilir. Bu nedenle hastaların hayatının ileri aşamalarında da düzenli göz muayenesi olması şarttır.

 

Erdoğan Ve Özal Benzerliği Ve Bir Anı

Erdoğan Ve Özal Benzerliği Ve Bir Anı

Bir önceki yönetim, son üç yılında çok büyük krizler yaşamıştı.

Korona salgınına, tutulmuştur.

Savaşan iki komşu ülke, arasında kalmıştı.

Son yılında, asrın depremine maaruz kalmıştı.

Hayat pahalılığı ise, zirveye ulaşmıştı.

Bu sebeblerle, sıkı para politikası uygulayamazdı.

Halkın sokağa dökülmesini önlemek için, çalışana ve emekliye yükseek oranlı zamlar, vermek zorundaydı.

Uyguladığı ekonomik modelin, enflasyonla mücadeleyle zıt olduğunu, o yönetimde çok iyi biliyordu.

Seçimlerden sonra yeni yönetimle birlikte, ekonomik modelde değişti.

Merkez Bankası doviz kurlarını düşürmek için, piyasaya müdahale etmedi.

Faizler arttırıldı, faizler üzerindeki baskı kaldırıldı.

Ve sıkı para politikası uygulaması başladı.

Ardından, 200 iş adamının katıldığı Suudi Arabistan, Katar ve (B.A.E.)turuna çıkıldı.

Bu ülkelerle yatırım ve finansman anlaşmaları yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Körfez çıkarmasını, rahmetli Özal’ın iş seyahatlerine benzettik.

Özal döneminde, malmukabili ticaret yaptığımız bir çok ülke, Devlet Bakanlıklarınca bölüşmüştü.

Bizde, 1988 yılında, Devlet bakanı Kazım Oskay’ın başkanlığındaki bir heyette, Cezayir’e gitmiştik.

Heyetimizde Kamu ve Özel sektörden bir çok temsilci vardı.

O dönemde, Cezayir ile malmukabili ithalat ve ihracat yapıyorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı yatırım ve finansman çıkarmasının, rahmetli Özal’ın ekonomik çizgisi ile kesiştiğini, görüyoruz.

Günün Sözü:

Eğer paranın değerini, bilmek istiyorsan.

Git bir kimseden borç para ister.

“B.Franklin”

Sığınmacı  Göçleri  Bombalardan  Tehlikeli

Sığınmacı  Göçleri  Bombalardan  Tehlikeli

14  Mayıs  ve  28 Mayıs seçim sürecinde, Avrupa  Birliği ve Amerika  ile soğuk bir dönem yaşayan Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Nato toplantılarında havayı  yumuşattı.

Biz  İsveç’in  Nato üyeliğine evet diyelim. Siz de, Avrupa Birliği üyeliğimizin önünü açın diyerek  diyalog  başlattı.

Aslında  küresel  güçler  Amerika ve  Avrupa  Birliği ile Bölgesel güç Türkiye arasında, pek çok ortak çıkar vardır.

Ayrıca hiç bir ülke,bir  diğer ülke ile, her konuda  uzlaşmak  zorunda  değildir.Önemli olan,uzlaşılan konulardaki  karşılıklı çıkarlardır.

Mesela, Küresel güç Amerika, Ortadoğu Kafkasya, Doğu Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz ve Suriye deki büyük projelerini,Türkiye ile birlikte uygulamak ister.

Türkiye’nin başka ortaklıklar içerisinde görünmesinden hoşlanmaz.

Amerika’nın hedefinde Türkiye hatta  Rusya’dan önce, Avrupa  Birliği vardır.

Nato’nun beyin ölümü gerçekleşti, kendi ordumuzu kuralım diyen, Almanya  ve Fransa  vardır.

Yaptığı ticari antlaşmalarda, çin devletini  güçlendiren,Almanya vardır.

Amerika; Ukrayna savaşında Rusya’yı  kışkırtmıştır.

Rusya’nın tüm dünyada işgalci olarak tanınmasını sağlamış,yaygın ambargo uygulanmasını  koordine etmiştir.

Ama  Rusya’nın enerji  patronu olmasında,önünü açmıştır.

Bu arada, savaşı uzatarak ve yaygınlaştırmaya çalışarak, enerji fakiri Almanya’yı  göç tehtidi altında bırakmayı amaçlamıştır.

Küresel dünyada,kimin kiminle dost veya düşman olduğunu büyük fotoğrafa bakmazsak anlayamayız.

Bu bakımdan Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın dış politika da ve ekonomik alanda bir anda eksen değiştirmesini  doğru buluyoruz.

 

Günün Sözü;

Başa kakılan bir iyilik,

Daima hakaret yerini  tutar.

‘Racime’

(CHP) Neden Değişim Yapmaz

(CHP) Neden Değişim Yapmaz

Son 70 yıllık siyasi çizelgesine baktığımızda,  Atatürk’ün kurduğu (CHP)’de, köklü bir değişim projesine rastlamadık.

Dönem dönem (CHP) yönetiminde, konjonktörel değişmeler olmuştur.

Ama partinin yapısı vbe hedefi ile ilgili, radikal bir projeye rastlanmamıştır.

Bir dönem hassas laiklik vitrine çıkarılmış, ama Anadolu seçmeni, partiden soğutulmuştur.

Bir dönem asker bürokrasi ile yakınlaşılmış ama Anadolu seçmeni ürkütülmüştür.

CHP bir dönem, asker ve yargı bürokrasisi ile gereğinden fazla yakınlaşmıştır.

(CHP)’li Nihat Erim, 1971 darbesi sonrası kurulan, ara rejim hükümetine, Başbakan olarak atanmıştır.

“Gerektiğinde, demokrasinin üstüne ipek şal örteriz” diyen Nihat Erim, hepimizi şaşırtmıştır.

Adı halk partisi olan (CHP), Anadolu mseçmenini, bir türlü yanına alamamıştır.

Yıllardır içindeki farklı hizipler yüzünden yorulmuştur.

Şimdi de parti içinde oluşan, değişimciler ile gelenekçilerin mücadelesini seyrediyoruz.

Değişimciler içerisinde, İmamoğlu, Engin Altay, Bülent Tezcan ve Tanju Özcan isimlerini duyuyoruz.

Gelenekçiler içerisinde ise, Kılıçdaroğlu, Oğuz Kaan Salıcı, Canan Kaftancıoğlu, Gürsel Tekin, Murat Karayalçın ve Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen isimlerini okuyoruz.

Bize göre, her iki listede yer alan isimlerin neredeyse tamamı, yıllardır gelenekçi çizgide takılıp kalmıştır.

Bu isimlerden, radikal bir değişim beklemek, imkansızdır.

CHP yönetimi, Anadolu seçmenine ve kırsal kesime yönelmelidir.

Bağımsızlık ve ülke güvenliği politiklarını ve söylemlerini, yeniden gözden geçirmelidir.

Günün Sözü:

Kendinizi yönetirken kafanızı.

Başkalarını yönetirken kalbinizi kullanın.

“Busy”

Glutatyon vücudu yeniliyor

Glutatyon vücudu yeniliyor

Glutatyon, insan vücudunda doğal olarak yer alan bir antioksidan maddedir. Merkezi sinir sisteminde bulunan sinir hücrelerinde ve karaciğer hücrelerinde üretilen glutatyonun yapısını 3 temel aminoasit oluşturur. Glisin, L-sistein ve L-glutamat, glutatyon yapısındaki amino asitlerdir. Glutatyon, toksik maddelerin ve ilaçların metabolizmasında, vücutta oluşan serbest radikallerin temizlenmesinde ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde görevlidir.

OKSİDATİF STRESİN AZALTILMASI

Oksidatif stres, vücutta serbest radikal oluşumundaki artış ve vücudun serbest radikaller ile baş etme mekanizmasındaki dengesizlikler nedeniyle meydana gelir. Oksidatif stresin ciddi boyutlara ulaşması pek çok hastalık için zemin oluşturur ve var olan hastalıklarda kötüleşmeye neden olabilir. Bu hastalıklar başlıca diyabet, periferik arter hastalığı, kanser ve romatoid artrittir. Glutatyon, güçlü antioksidan özelliğiyle oksidatif stresin etkilerini azaltmaya ve hastalıkların semptomlarının hafifletilmesine yardımcı olabilir.

KARACİĞER YAĞLANMASINDA HÜCRE DÜZEYİNDE HASARIN AZALTILMASI

Glutatyon eksikliğinde karaciğer hücrelerinde hasarın şiddeti artabilir ve karaciğer hücrelerinde ölüm görülebilir. Bu durum alkoliklerde daha şiddetli olmak üzere alkol kullanmayanlarda da karaciğer yağlanmasına neden olabilir. Glutatyonun kronik yağlı karaciğer hastalarında kandaki protein, enzim ve bilirubin düzeylerinde iyileşme sağladığını gösteren çalışmalar vardır. Yağlı karaciğer hastalarında glutatyonun en etkili takviye yöntemi serum glutatyon tedavisi şeklindedir.

Glutatyon vücudu yeniliyor
Glutatyon vücudu yeniliyor

İLERİ YAŞLI BİREYLERDE İNSÜLİN DİRENCİNDE İYİLEŞME

Yaşlanma ile birlikte vücutta glutatyon düzeyi ve glutatyon sentezi azalır. Bazı çalışmalarda düşük glutatyon seviyeleri yağ yakımı miktarında azalma ve yağ depolama miktarında artış ile ilişkilendirilmiştir. Glutatyon takviyeleri ile birlikte glisin ve sistein amino asitlerinin takviyesi insülin direncini iyileştirebilir ve yağ yakımını artırabilir.

Glutatyon C Terapisinin Faydaları Yaşlanma karşıtı olan, gençleşme iksiri olarak bilinen glutatyon tedavisi ve c vitamini bağışıklık sistemini güçlendirip, hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. Vücuttaki glutatyonun azalması üzerine dışardan takviyesi yapılarak tekrardan hücrelerin korunması hedeflenir.

C Vitamini ve Önemi

Bağışıklık sisteminin zayıf düşmesi sonucunda genelde hastalıkların ardı arkası kesilmiyor. Bunun için C vitamini tüketimi bu gibi sorunların önüne geçmek için oldukça faydalı olacaktır. Dışardan alınan C vitamini takviyesi ile birlikte bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Bunun besinlerle almak mümkünken glutatyon tedavisi ve c vitamini şeklinde de alınabilir. Üç aminoasitten oluşan; sistein, glisin ve glutamin şeklinde karşımıza çıkar. Hastalıkların önüne geçmek, yaşlanmayı azaltmak, sağlıklı kalmak ve en önemlisi ise bağışıklık sistemini en iyi şekilde kuvvetlendirmek için kontrol altına alınır.

C Vitamininin Faydaları Nelerdir?

C vitamini, vücut için büyük öneme sahip olan takviyedir. C vitamini birden fazla etkiyi ve faydayı beraberinde getirip, hastalıklara karşı koymayı hedefler. Uzman hekim tarafından alınan C vitamini takviyesi, damar yolundan verilerek kronik rahatsızlık semptomlarının hafifletilmesi hedeflenir. Böylelikle fiziksel gücün arttırılması, felç ve inme hastalıklarının aza çekilmesi, kanserin önlenmesi ve tedavisinde kullanılması için çok büyük önem taşır.

 Muhalefet  Partilerinin Geleceği

 Muhalefet  Partilerinin Geleceği

(CHP) Liderliğindeki  Millet  ittifakı , ard arda iki seçimi  kaybettikten sonra,ortalık sallanmaya başladı.

Ortaklar arasında,suçlamaları ve sitemleri duymaya başladık.

En büyük darbeyi ortaklığın lideri,(CHP) yedi.

Kılıçtaroğlu’na en yakın isimler,şimdi kılıçtaroğlu’nun karşısında,yer almaya başladılar.

Bülent TEZCAN , Engin ALTAY , Aytuğ ATICI  ve Engin KOÇ  gibi (CHP) nin ağır topları, değişimden yana tavır koydular.

Şimdi, bu kaygan zeminde,(CHP) vitrininde yer alan isimlerin,birbirlerini tasfiye etme hamlelerine tanık olacağız.

Kılıçtaroğlu,bu sıkıntılı günleri atlattıktan sonra, çok ‘ince’ siyasi oyunlar göreceğiz.

Kılıçtaroğlu,Muharrem İnce’yi Cumurbaşkanı adayı yaparak, Muharrem İnce’den kurtulmayı başarmıştır.

Şimdi,İmam Oğlu’nu yeniden İstanbul Başkan adayı gösterip,ondan da kurtulmayı deneyecektir.

Millet ittifakındaki küçük partiler ise,silinip gitmiştir.

(CHP) desteği ile,mecliste gurup kuran saadet ve Gelecek Parti’si, bir süre daha siyasi gündemde kalmayı becermişlerdir.

İyi partinin,ona buna çattığına bakmayınız.

Yerel seçimler öncesinde yine (CHP) saflarına yaklaşacaktır.

Bazı büyük şehirlerde,Başkan çıkarma şansını,zorlayacaktır.

Mart seçimlerinden sonra da,İyi Parti’nin çöküşünü göreceğiz.

Günün Sözü;

Kapalı  gözler,

Ruhu seyretmenin en güzel şeklidir.

‘Victor Hugo’

Ekonomi Modelimiz Değişti

Ekonomi Modelimiz Değişti

Ekonomi modelimiz neden değişti.

Hazine Bakanı Nebati döneminde, hedef piyasayı canlı tutmaktı.

Enflasyon oranlarına yakın miktarda zamlar yapılarak, halkın satın alma gücüne destek verdi.

O günkü yönetimin, üretimi ve piyasayı canlı tutmaktan başka şansı yoktu.

Bu tarz tedbirlerin, enflasyonla mücadeleye ters düştüğünü, o günkü yönetimde biliyordu.

Ama muhalefetin kışkırttığı halkın, sokağa dökülmesi istenmiyordur.

Ayrıca, o günkü yönetimin, son yıllardaydı 2023 seçimleri kapıdaydı.

Peki şimdi ne olduda ekonomi modelimiz tamamen değişti.

Eski yönetimde, hiç gereği yok iken, her ay 1 puan faiz indirimi, yapıyorduk.

Şimdi ise, ekonomik mecburiyetten, politika faizini bir defa da, (%8,5) dan (%15) lere çıkardık.

Belki ay sonunda, (%20) ye çıkaracağız.

Çünkü, döviz tırmanışını durdurmak için faizleri olması gereken yere oturtmalıyız.

Uygulanacak sıkı para politikası nedeniyle alışveriş azalacak ve fiat indirinleri başlayacaktır.

Ayrıca, alışverişte durgunluk yaşanacak, büyüme hızımız aşağılarda kalacaktır.

Kısacası, sıkı para uygulaması, bir mecburiyettir.

Yoksa, yüksek enflasyon oranı kadar maaşlara zam yapmanın, sonu yoktur.

Sözün kısası, yüksek enflasyonla mücadele şimdi başlamıştır.

Döviz kurları ve fiat artışları, kontrol altına alındığı taktirde, maaşlara yüksek zam yapmaya gerek kalmayacaktır.

Günün Sözü:

Dünle beraber gitti,

Düne ait ne varsa cancağızım.

Bu gün yeni şeyler söylemek lazım…

“Mevlana”

Göz sağlığını korumak için neler yapmalı?

Göz sağlığını korumak için neler yapmalı?

Yaz aylarında güneşin çok etkili ve parlak olduğu zamanda güneş gözlüksüz dışarı çıkmayınız.

Sigaranın diğer organlarımıza olduğu gibi gözümüze de olumsuz etkileri vardır, sigara içmeyiniz.

Bol bol C vitamini tüketin, katarakt riskini azaltmaktadır. Bol sebze ve meyve tüketin, göz sağlığınızda olumlu etkileri vardır.

 

Göz sağlığını korumak için neler yapmalı?
Göz sağlığını korumak için neler yapmalı?

Gözde yanmanın sebepleri nelerdir?

Gözlerde yanma herhangi bir hastalık olmamasına rağmen çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Bazen gözyaşınız, göz kapaklarınız, göz yüzeyini örten beyaz zar veya kornea ilgili bazı hastalıklar da bu duruma neden olabilir. Göz yanmasına sebep olacak olası birçok sebep vardır. Göz yanmasına sebep olacak çevre faktörlerinden bahsedecek olursak; duman, toz, kirli hava, şampuan, sabun ve buna benzer birçok etken göz ile temasa geçtiğinde yanma oluşur. Göz yanmasına sebep olan faktörler göz ile ilgili ciddi sonuçlar ortaya çıkarmaz. Bol su ile yıkayıp gözü biraz dinlendirmek yeterlidir. Eğer yanma günlerce devam ederse mutlaka bir göz doktoruna başvurunuz.

Gözlerde kanlanma hangi hastalığa işaret eder?

Göz kanlanması ihmale gelmeyecek bir göz rahatsızlığıdır. Zamanla geçer diye beklenilecek bir rahatsızlık değildir. Çok nadir olarak, gözde bulunan konjoktiva yüzeyinde damarların genişlemesine bağlı olarak çatlamalar ve bu çatlamalara bağlı olarak kanlanmalar meydana gelebilir. Ani çıkışlı göz tansiyonu, alerjik durumlar, göze giren yabancı cisimler, güneşe maruz kalma gibi birçok neden göz kızarıklığı nedenlerindendir. Oluşum sebebine göre tedavi yöntemi farklı bir yol izler. Her birinin tedavi süreci ve şekli birbirinden farklıdır.

Bilgisayara bağlı göz problemleri ve çaresi nedir?

İnsanın net görebilmesi, gözün enfeksiyonlara karşı korunması ve göz yüzeyinin kayganlaştırılması için belli bir miktar göz yaşına ihtiyaç vardır. Bu gözyaşı gözün üst dış kısmındaki ve kapakların iç yüzeyini örten zardaki bezlerden salgılanır ve burun tarafındaki pınarcıklardan buruna aktarılır. Gözyaşının göz üzerinde düzenli dağılımı için göz kırpma refleksine gerek vardır. Günümüzde sık kullanılan bilgisayar monitörleri ve diğer monitörlü araçlar göz kırpma refleksini azaltarak kuruma meydana getirirler. Hasta bu durumda gözünde yorgunluk, yanma, batma, ışığa duyarlılığın artışı gibi şikâyetler hisseder. Tedavide planlı çalışma, belli aralıklarla dinlenme, yüzü ılık suyla yıkama ve gerekirse gözyaşı destekleyici ilaçlar önerilir. Ayrıca monitörden gelen ışınlar yansımalara yol açarak gözü rahatsız eder. Bunu engellemek için koruyucu filtreler ya da antirefle camlı gözlüklerin kullanılması gerekir.

Ani görme kayıplarının sebepleri nelerdir?

Ani görme kaybına yol açan birkaç hastalık vardır. Bunlardan ilki ani göz içi basıncı yükselmesidir. Özellikle loş ortamlarda ve sıkıntılı zamanlarda meydana gelen bu durumda göz içi sıvısının gözü terk ettiği bölge tıkanır, göz içi basıncı yükselir, göz ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı gibi şikâyetler meydana gelir. İkinci durum kafa içi basınç artışıdır.

Bu durumda baş ağrısı ve mide bulantısı gibi şikâyetler görme bozukluğundan daha fazla dikkati çeker. Üçüncü olarak beyin damar hastalıklarında meydana gelen ani görme kaybıdır. Bu duruma da diğer şikâyetler pek fazla katılmayabilir. Migren hastalığı olanlarda da bahsetmiş olduğunuz şikâyetler meydana gelir.

(CHP) De Değişim Anadoludan Başlamalı

(CHP) De Değişim Anadoludan Başlamalı

Ak parti 21 yılında, (CHP)’ye karşı 17 galibiyet aldı.

Bu galibiyetlerin 9 adedi Kılıçdaroğlu dönemine rastladı.

14 Mayıs seçimleri, (CHP) için en uygun ortamdı.

Son üç yıl içinde salgın hastalık yaşamıştık.

İki yakın komşumuz savaş halindeydi.

Ayrıca, 10 ilimizde asrın en geniş kapsamlı deprem felaketini yaşamıştık.

Sözün kısası seçim günü Millet İttifakının kazanması için en uygun ortam oluşmuştu.

Üstelik hayat pahalılığı da çekilmez hale gelmişti.

Ama  bütün bu olumsuzluklara rağmen, Cumhur İttifakı seçimleri kazanmıştı.

Çünkü, ülke güvenliğini ve bağımsızlığını ön plana almıştı.

Cumhur İttifakı, Anadolu seçmeninin önceliklerine, yabancı değildi.

Ayrıca deprem bölgesinde yaptığı yoğun çalışmalarla güven kazandı.

Kılıçdaroğlu “Yeni yapılacak konutlardan hiç para almayacağız” demesiine rağmen, deprem bölgesi halkı Cumhur İttifakını tercih etti.

Millet İttifakı lideri olan (CHP) vizyonununu değiştirmedi.

Yönetimlerde, üç bheş kişiyi  değiştirdi ama yapısal bir değişikliği beceremedi.

“Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk’ün partisi olan (CHP) yabancı uzmanlardan destek arar hale geldi.

(CHP)’nin destek araması gereken tek yer Anadolu seçmenidir.

(CHP)’nin Anadolu seçmenini yanına alması için, uyması gereken koşullar şunlardır;

-Terörle arasına mesafe koymaktan kaçınan partilerle ortaklıktan kaçınmalıdır.

-Parti teşkilatlarında, mezhepçi bir yapılandırmadan uzak durulmalıdır.

-Nefret ve yalan yüklü siyasi politikalardan, vazgeçmelidir.

Günün Sözü:

Kendine yardım edene,

Tanrıda yardım eder…

“B.Franklin”