Köşe Yazıları

Enflasyon Düşmeye Başladı

Enflasyon Düşmeye Başladı

Geçen Senenin Temmuz Enflasyonu, (%15,85)idi.

Bu Senenin Temmuz enflasyonu ise, (%15,72) oldu.

Bu sene Ocak  ayında (%20,35)olan enflasyon, yavaş yavaş düşmeye başladı.

Hep yazıyoruz gezi parkı olaylarının olduğu ayda, enflasyon (%5)idi.

Böyle enflasyondan, otomotiv sanayi, beyaz eşyacılar ve palazlanmış esnaf takımımız, hiç hoşlanmazlar.

Nitekim, üç beş ağaç için yapılan eylem, üç beş günde bitebilecek iken üç beş haftaya sarkıtılmış ve narin ekonomimizin temel taşları ile, oynanmıştır.

Bu ay ekonomi idaresi, bir kurnazlık yapmıştır.

Şeker çay ve elektrik zamlarını Haziran sonuna dek getirerek, bu zamların etkilerini, gelecek aya yüklemiştir.

Yani Ağustos başında ilan edilecek enflasyon oranı, temmuz ayında ilan edilenden bir hayli fazla, olacaktır.

Hangi sektör zam yapmış diye baktığımızda, en yüksek oranı, “lokanta ve Oteller” bölümünde, görüyoruz.

Eğitimdeki zamlarda, göze çarpıyor.

Gıda fiyatlarında artışın durduğunu görüyoruz.

Kültür faaliyetlerinde enflasyonun gerilemesi ise, düşündürücüdür.

(70) lik Yeni rakının fiyatı ile, bu rakıdan alınan vergiyi, çok ilginç bulduk.

Rakının kendi fiyatının (33)lira, (ÖTV) vergisinin ise, (82,3)lira olduğunu gördük.

Vay be, akşamcılar devletin kasasını dolduruyormuş, dedik.

Geçen senenin Eylül ayındaki, (%6,30)luk enflasyon oranı, hala kabus gibi duruyor.

Ama bu seneki Eylül enflasyonu normal düzeyde çıkarsa sonraki enflasyon oranlarının tek haneye düşeceğini, görebiliriz.

Tabi tüm ülkeyi ilgilendiren, çok önemli bir ekonomik kriz veya bir askeri hamle olmaz ise, bu sene sonunda tek haneyi, görebiliriz.

Günün Sözü: Kitapsız yaşamak, kör sağır ve dilsiz, yaşamaktır”Seneka”

 

Eski Ak Parti Yeni- Ak Parti

Eski Ak Parti Yeni- Ak Parti

27 Nisanda, E-Muhtarının verildiği ortamı hatırlar isek, eski Ak parti ile, Yeni Ak parti arasındaki farkı da, çok açık olarak görürüz.

Yaşar Büyükanıt Paşa, E- Muhtarayı büyük bir özgüvenle yayınlamıştı.

Hükümet adına da Cemil Çiçek, soğukkanlı ve cesur bir karşılık vermişti Koskoca E- Muhtıra, eriyip gitmişti.

Eski Ak partide, bir takım oyun anlayışı vardı.

Bu görevde, Adalet Bakanlığı ve Meclis Başkanlığı  yapmış, Cemil Çiçek’e verilmişti.

Bugün böyle bir önemli riske, Sayın Erdoğan’dan başkasının, girebileceğini sanmıyoruz.

Şimdi ise, Ordu Havalimanındaki bir VİP krizinin bile, Sayın Erdoğan’ın görev alanı içine itildiğine, tanık oluyoruz.

Dik duruşu ile, dünya liderleri üzerinde saygı uyandıran bir Cumhurbaşkanımızın böyle iç politik oyunlar içerisine itilmesine, karşıyız.

VİP krizine, o konunun yetkilisinin 63 binlik camiyi eleştirene de, Diyanet yetkilisinin cevap vermesini beklerdik.

Risk almaktan kaçan yeni Ak parti yöneticilerinin, kendi yetkilerini kullanmasını, istiyoruz.

Sayın Erdoğan’ın, her konuyu çözen konumuna sokulması, hem Cumhurbaşkanlığı makamını, hem de Ak partiyi yıpratmaktadır.

Cumhurbaşkanlığımızın yapmış olduğu atamalarda, çok önemli ve çok kırılgan makamları, kendi yakınlarından uzakta tutulmasını, tavsiye ediyoruz.

İstanbul için alınan, tekrar seçim kararında, Ak parti yönetiminin, hem ülkenin ekonomik şartlarından, hem de parti içi çözülmelerinden, yeteri kadar haberdar olamadıklarını anladık.

Bir başka yazımızda da, eski(CHP) ile, yeni(CHP) arasındaki farklılıkları, analiz edeceğiz.

Günün Sözü:

Düşünüyorum, öyleyse varım “Descartes”

 

Hangi Parti, Hangi  Hatayı Yaptı

Hangi Parti, Hangi  Hatayı Yaptı

Yanlış aday tercihleri,aşırı özgüven ve kibir, Ak partiye İstanbul ‘da, kolay unutamayacağı bir yenilgi yaşattı.

31 Martta, Ankara, Adana, Antalya, ve Mersin elden gittikten sonra, 23 Haziranda İstanbul’da tekrar seçim istemek, bir stratejik hataydı.

Aslında, Ak Parti Bursa seçimlerinden çok ucuz kurtulmuştur.

Bursa’da (CHP) İYİ Parti pazarlığı, Ak partinin çıkarına sonuç  verdi.

Akşener’in bazı ilçelerde ısrar etmesi, (CHP) nin M.Kemal Paşa, Orhangazi ve İznik’i kazanmasını önledi.

Aslında, Akşener’e çok bastırdığı, Osmangazi   Belediyesini  vererek , diğer  tüm İlçelere, (CHP)’li  aday, koymak gerekirdi.

Ak partinin İstanbul’daki yenilgisinide, en büyük payın, sayın Erdoğan’da olduğunu düşünüyoyum.

İstanbul Deniz ulaşımında, ulaştırma Bakanlığında ve Başbakanlıkta başarılı projelere imza atan Binali Yıldırım, İstanbul Belediye Başkanlığı için, uygun bir aday değildi.

İstanbul Belediye Başkanı , daha çok, toplumsal ve kültürel faaliyetleri ile, gündeme gelecektir.

Yurt dışından ve Ankara’dan gelecek tüm önemli misafirlere eşlik etmek, projeler yapmaktan daha zordur.

Binali  Yıldırım, İzmir adaylığında denenmiş ve kaybetmişti.

İstanbul adaylığında, gönülsüz başlamış ve bu adaylığından  hoşnut olmadığının, sinyallerini vermişti.

Peki Ak Parti büyük hasar almadan, toplanır mı?

Ak Parti, takım oyununa dönmez ise, parti çözülme sürecine gider.

Seçmen, dış politikada dünya liderlerine karşı , sayın Erdoğan’ın dik duruşuna, destek veriyor.

Ama sayın Erdoğan’ın sıradan politikalara sahip çıkarak, her gün ekran karşısında görünmesini, yararlı bulmuyor.

Ak Parti Teşkilatında, en basit konuları bile, Erdoğan’ın kararına götürmesini, onaylamıyor.

İstanbul  seçiminde, nerede hata yaptık derken, Başkan Erdoğan dahil, tüm partililerin kendileri ile, yüzleşmelerini bekliyoruz.

Günün Sözü: Her rüzgarda otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar bile olsan, bir ota değmezsin .”Anonim”

 

Bursa Sporda Yeni Dönem

Bursa Sporda Yeni Dönem

23 Haziran gibi önemli bir tarihte, Bursaspor’da Başkanını seçti.

Tek adaylı Başkanlık seçimi, Bursaspor gibi şampiyonluk yaşamış bir takıma, yakışmadı.

Halk arasında sloganlaşan Bursaspor sevdalısı söyleminin de, laftan öteye geçmediğini iyice anladık.

Ertelenen kongre’ye katılanların sayısı, toplam üyelerin dörtte birinden bile, azdı.

Tek adaylı kongre’de, projeler yerine, bir önceki yönetimin ibra edilip edilmeyeceğini, konuşuldu ve Bursaspor Başkanlığın “ateşten gömlek olacağını, iyice anlaşıldı.

Son yıllarda, nefret ve ötekileştirmenin futbol kongrelerine bile girdiğini gördük.

Galatasaray genel kurulunda alınan, mali yönden ibra ettik. Ancak İdari yönden ibra etmedik kararı, saçmalığın dik alası olmuştur.

Her yönetimin can damarı, mali konulardır.

Mali konularda düzgün olan yönetimler, idari konularda zaten düzgündür.

Genel Kurulda eski Başkan Ali Ay’ın icraatları konusunda yaratılan linç ortamı, gelecekte görev almayı düşünen Başkan adayları için, ürkütücü bir örnek olmuştur.

Hayri Yazıcının, son anda adaylıktan vazgeçmesi beklide bu gergin ve acımasız ortam, yüzündendir.

Taraftar üzerinde yapılacak suçlama kampanyalarından kurtulmak, mümkün değildir.

Bursaspor Başkanı Mesut Mestan, henüz Bursa futbol kamuoyunun, içine sinmiş değildir.

Musut Mestan’ın yapıçağı her transfer, merakla takip edilecektir. Musut Mestan’a, eski yönetimi suçlayıcı açıklamalardan uzak durmasını, tavsiye ederiz.

Çünkü, sayılı günler gelip geçer, bir gün hepimiz Ali Ay’ın konumunda, kendimizi bulabiliriz.

İlk yapılacak iş, mevcut kadronun transferde yağmalanmasını, önlemektir.

İkinci ise, ahbab çavuş ilişkilerini bir tarafa bırakıp, disiplinli bir teknik direktör bulmak.

Günün Sözü: Adalet olmadan, düzen olmaz”Albert”

 

1989 Seçimlerinin Hatırlattıkları

1989 Seçimlerinin Hatırlattıkları

23 Haziran seçimlerinin sonuçlarına bakınca, 1989 yılında yapılan yerel seçimleri hatırladık .

Tek başına hükümet olan ANAP  1989 yerel seçimlerinde büyük bir hezimet yaşamıştı.

O zaman seçimleri, Sosyal Demokrat Halkçı (SHP)  Parti kazanmıştı .

Rahmetli Nezih Dimili’de, O dönem Gemlik Belediye Başkanı  0lmuştu.

1980 ‘li yılların ikinci yarısında, rahmetli Özal’ın asıl eğilimi, Sol eğilimim lideri Işın Celebi  geri plana itilmişti.

Mustafa Taşar liderliğindeki Milliyetçilerle, Mehmet Keçeciler  liderliğindeki Muhafazakarlar arasında, iç savaş başlamıştı.

Merkez sağ liberaller ise, Mesut Yılmaz liderliğinde, Partiyi ele geçirmelerinin, peşindeydi.

ANAP’taki bu iç savaş, çok kısa zaman içinde partide bir çözülme, başlattı .

Deri n Siyaset, hemen durumdan vazife çıkarmış, ve İsmail Cem ortaklıkta gezinmeye başlamıştı.

Ak Parti ve ANAP arasında, benzer bir kader görüyoruz derin siyaset bu ortamdan durumdan vazife çıkaracaktır.

Mecliste grup kurma çalışmaları başlıyaçaktır.

Bu çalışmaların birkaç yıldan beri yapıldığını, kulislere sızan haberlerden  öğreniyoruz.

İmamoğlu’nun kazanmaktan öte, fark atması ise, bölücü takımı daha da cesaretlendirecektir.

Aslında Ak Parti İstanbul adaylığını Binali Yıldırımı benimsemekte hata yapmıştır.

Seçimin tekrar edilmesi ise, seçmeni fark yarattıracak kadar kızdırmıştır.

 

 

Sahilin İki Yakası Bir Araya Gelecek

Sahilin İki Yakası Bir Araya Gelecek

Aslında, 35(km) lik Gemlik, Narlı  Deniz ulaşım Projesini. Bir “Pilot Proje “ olarak görüyoruz. Bu sene bu projeyi hayata geçirirken, hedef “Trilye- Narlı “ arasındaki deniz yolu projesi olmalıdır.

Artık Osmangazi karayolu köprüsü, “BUDO” seferlerine olan ilgiyi, azaltmıştır.

Trilye, Narlı arasında planlanacak “MEGA Deniz ulaşımı “ proje olarak kabul edilirse, bu proje aynı zamanda Büyük şehirlerin de, “MEGA projesi “ olacaktır

Kısacası, geniş Bursa sahilinin iki yakası, birbirine bağlanacaktır.

İlçeleri birbirine yakınlaşacak, birbirleriyle barıştıracaktır.

Gidip bir Trilyeli’ye, Narlı’yı sorun, uzun yıllar gitmediğini, söyleyecektir.

Narlı’da yaşayan bir vatandaş da, trilye için benzer şeyler, söyleyecektir.

Bu kopukluğun en önemli sebebi, trafik kaosu ve park sorunudur.

Bayramda, günü birlik Trilye’ye gittik. İlçe girişinde tıkandık.

Aslında, bu zor ulaşımın ve park sorununun en büyük mağduru, ilçe esnafıdır.

Gemlik Belediye Başkanı Sertaslan, sahil projesinde başarılı olursa, bu projenin devamı da, gelecektir.

Hem Gemlik –Narlı, Hem de Trilye -Narlı deniz ulaşım projeleri, başarıya ulaştığı taktirde, Alinur Aktaş’da Mehmet Uğur Sertaslan’da, büyük prestij kazanacaktır.

Ve her iki Başkanda, koskoca sahilin iki yakasını birbirine bağlayan yetkililer olarak, iz bırakacaklardır.

Dönem, yaratıcı proje üretme ve şehirde iz bırakma, dönemlidir.

Kaosu ve tıkanmayı önleme ve problemleri çözme zamanıdır.

Bu tip ortak projeler, Belediyeleri de, birbirlerine, yakınlaştıracaktır.

Günün Sözü: İyilik Yapmayı Bilmiyorsan Hiç olmaz ise, Kötülük Yapma “H. Dehlivi”

 

Seçimde Ağırlık Dış Politikada

Seçimde Ağırlık Dış Politikada

İstanbul  seçimine, dış politikamız ağırlığını koydu.

Hükümet Suriye’nin kuzeyine yaptığı  operasyonlarla ve sık sık Putin ile yaptığı görüşmelerle dikkatleri dış politika üzerine çekmeyi başardı.

Kılıçtaroğlu’da, Mısır ile anlaşma yapmamızı öneriyor.

Aslında doğru söylüyor.Türkiye ve Mısır’ın birbirinden nefret duyması , sadece Amerika’nın işine yarar.

Aynı şey, Esed içinde geçerlidir.

Türkiye Rusya’nın  ağırlığı ile Suriye ile iş birliğine, gitmelidir.

Bütün gün Amerika ile demeç kavgası yaşayacağımıza, Esed ve Mısır’la yakınlaşmamız, Amerika’ya en etkili cevap olacaktır.

Unutmayalım, Dış politikalarda “ömür boyu dosluklar ve ömür boyu düşmanlıklar yoktur”. Sadece, çıkarlar vardır.

Kılıçtaroğlu, Kıbrıs politikamızı da eleştiriyor.

Ama Kıbrıs’ın tanınması bizim elimizde değil ki.

Bize ait 16 ada, işgal altında diyor.

Ama Lozan anlaşmasından bahsetmiyor. Suriye’li  sığınmacıları, hiç birimiz sevmiyoruz.

Ama Suriye’li sığınmacılar üzerinden, siyaset yapanları da, sevmiyoruz.

Bu seçimlerin, tüm dünya kamuoyu tarafından takip edildiğini bilen Kılıçtaroğlu, adayını destekleyen Amerika ve (AB) ülkelerine, mesajlarını vermiştir.

Hükümet ve Cumhurbaşkanı da, her fırsatta Putin, ile İran ile, ve Çin Devlet Başkanı  ile yaptığı görüşmeleri, vitrine çıkarıyor.

Sözün kısası, bu İstanbul Belediye Başkanı seçiminde, adayların projeleri dış politik gelişmelerin, gölgesinde kalmıştır. Çünkü bu seçim, İstanbul seçiminin tercihlerini açmış, dünya ülkelerinin tercihi haline, dönmüştür.

Günün Sözü:

Yoksul çok şey ister, Hırslı ise her şeyi “Syrus”

 

Uluslararası Bir Seçim Gibi

Uluslararası Bir Seçim Gibi

Başlangiçta, iki adayın katılacağı açık oturumda, Binali Yıldırım’ın zorlanacağını tahmin etmiştik.

Ama tahminimizin tutmadığını gördük.

İmamoğlu’nun hala, 31 Mart akşamına takılıp kaldığını anladık Valiye hakaret ettim demesini bekleyemezdik.

Ama yalan söylemenin bedelinin, ittifak etmekten daha ağır olduğunu anladık.

Artan işsizliği gündeme getirerek, Yıldırım’ı yıpratmak isteyen İmamoğlu’nun projeler yerine, istatistikleri okuduğuna, tanık olduk.

Binali Yıldırım’ın ise, başta Tuzla projesi olmak üzere, rakamlar vererek somut örnekler sunduğunu, gördük.

Aslında, 31 mart akşamı (CHP)nin İl seçim kurallarına gidip, oy sayımını durdurması, her iki aday içinde hayırlı olmuştur.

Seçimi Binali Yıldırım kazarırsa, Ak parti Meçlisteki üstünlüğünü, Başkanlıkla taçlandıracaktır.

İmamoğlu’nun kazanması halinde ise, seçmenin verdiği güç, İmamoğlu’nun meclisteki prestijini, artıracaktır.

Bugün geldiğimiz noktada, İmmoğlu’nun 31 mart akşamına göre, bir öz güven kaybı içinde olduğunu, hissediriyoruz.

Yıldırım’ın ise, 31 Mart seçim dönemine göre, daha gayretli bir çizgide olduğunu görüyoruz.

İstranbul Belediye Başkanlığı seçiminin, ülkemiz sınırlarını aştığını biliyoruz.

Bu seçim Ak parti ve (MHP) ortaklığı kazandığı taktirde, Nato’nunda, (AB)ortaklığının da Ülkemizde sorgulanmaya başlanacağını, göreceğiz.

Ayrıca Amerika ve (AB)ortaklıkları içinde, yer alan Türk sanayicilerinin, tedirgin olacağına, tanık olacağız.

Bu seçimleri İmamoğlu kazandığı takdirde, Sadece İstanbul Belediye Başkanlığını değil, aynı zamanda Batı sermayesinin Türkiye’deki yeni lideri, olacaktır.

Bu bakımdan bu seçim, bir Belediye Başkanı seçiminden, daha fazlası olacaktır.

 

Günün Sözü:

Öğrenmek pahalıdır ama, Cehalet ondanda pahalıdır.”H.Clausen”

 

Kaliteli Ulaşım ve Bir Öneri

Kaliteli Ulaşım ve Bir Öneri

Başkan Sertaslan’ın, kaliteli ulaşım hamlesine, bizde katılıyoruz.

Yıllardır, Bursa  Gemlik  ve Narlı arasında toplu taşıma araçları ile seyahat eden bir vatandaş olarak, yaptığım tesbitleri  Gemlik Belediyesi ile paylaşmak istiyorum.

Gemlik içi ulaşımı, kaliteli hale getirmek için önce Gemlik-Kumla ve Kumla içi ulaşıma öncelik vermek gerekir.

Sadece küçük Kumla’da, 14 durak varsa ve durak sayısı Narlı’ya kadar 20 adedi buluyorsa, bu işe radikal bir çözüm gerekir.

Tatil sezonunda, hele bir de Kumla da Pazar olduğuna rastladıysanız, Gemlikten gelen yolcularla, Kumla içinden binen yolcuların birlikte yaptığı, kumla içi seyahat, çekilmez bir eziyet olacaktır.

Peki çare nedir?

Çare ile önerimiz şudur.

Küçük Kumla’nın ilk durağından, Büyük Kumla’nın son durağına kadar giden “özel küçük otobüsler”, devreye sokulmalıdır.

Gemlik’ten Büyük Kumla’ya, Karacaali’ye ve Narlı’ya gidecek halk otobüsleri, Küçük kumla trafiği dışında tutulmalıdır.

Küçük Kumla’ya gelen doğalgaz, trafik yoğunluğuna ek katkı, yapmıştır.

Başkan Sertaslan, Alinur Aktaş’ın karşısına, hem Gemlik- Bursa hem de Gemlik –Kumla ulaşımını çözebilecek, uygulanabilir önerilerle, çıkmalıdır.

Başkan Sertaslan ilk sınavını, bu yaz sezonunda yaşayacağımız, ulaşım uygulamaları ile verecektir.

Ayrıca, Yeni Adliye binası ve yeni hastane içinde, yeni güzergahlar olacağını hatırlamalıyız.

Kurşunlu, Kumla ve Narlı’ya hizmet vererek, deniz yolu ulaşımı projesini ise, bir lüks olarak değil, kaliteli ulaşıma destek olarak, görüyoruz.

Şimdi Gemlik Belediyesi için, Fizibilite çalışmaları yapma zamanıdır.

Gemlik Belediyesi, parti politikaları ile Büyükşehir ve Ankara ilişkilerini, uyumlu bir biçimde götürmek zorundadır.

Bu süreçte Başkan Sertaslan’ın, tüm dengeleri kuracağını umut ediyoruz.

 

Günün Sözü:

İyi ve muhteşem arasındaki fark, sadece, Biraz daha gayrettir.”Celerence”

Bursaspor Küme Düştü

Bursaspor Küme Düştü

2010 yılında, süper lig şampiyonu olan Bursaspor, 2018 -2019 futbol sezonunda ise, küme düştü.
Aslında, son iki yıldan beri, küme düşme sinyallerini alıyorduk.
Ama, ders de alamadık, tedbir de alamadık.
Ve Malatya’da ki maçımız bittiğinde, donup kaldık.
Hani çıkmayan candan umut kesilmez denir ya.
Son dakikaya kadar Malatya’yı deplasmanda yeneceğimizi, umut ettik.
Ankaragücü’nünde, aynı zaman içinde Göztepe’yi İzmir’de yenmesini, bekledik.
Ama bu iki mucize, maalesef aynı anda gerçekleşemedi.
Ve Göztepe kendi evinde, son dakikalarda bulunduğu penaltı golü ile, Ankaragücünü yenince bizde kendimizi, P.T.T liginde bulduk.
Biz şimdi, (FİFA) dosyaları ile uğraşan, personeline aylardır maaş ödemeyen ve otobüsü bile haczedilmiş, bir Bursaspor ile, karşı karşıyayız.
Sahada ise, en az gol atan takım ve en çok berabere kalan takım rekoru ile, kahrolduk.
Alt yapıdan çıkardığımız futbolcularımızın bile, bir süre sonra hantallaştığına ve tenbelleştiğine, üzülerek tanık olduk.
Şimdi Koskoca bir şehir olarak, gelecekte yaşayabileceklerimizden korkuyoruz.
O şampiyon Eskişehirspor’un, yıllardır alt liglerde de belleştiğini gördükçe korkuyoruz.
O Sakaryaspor’un ve güçlü Kocaelispor’un, yok olduklarını gördükçe, korkuyoruz.
Bursa halkı olarak, bu çok zor dönemde, Bursaspor’da göreve talip olacak güçlü bir başkanın göreve gelmesini, bekliyoruz.
Lider karakteri, ve elini taşın altına koymaktan kaçınmayan bir aday, bekliyoruz.
Günü Sözü: İnsanları hakarete geçirmek için, iki manivela vardır. Menfaat ve korku “Napolyon”