Köşe Yazıları

4  TARAFI   FAYLARLA  ÇEVRİLİ  MARMARA BÖLGESİ

4  TARAFI   FAYLARLA  ÇEVRİLİ  MARMARA BÖLGESİ

Jeofizik Mühendisi Süleyman Gündoğdu Yazdı…

‘DEPREM VE GEMLİK’ başlıklı ilk yazımda deprem ve fayın tanımlarından, KAF (Kuzey Anadolu Fayı)’dan ve bu konulara bağlı olarak Gemlik’in depremselliğinden bahsetmiştim. Ayrıca; deprem olmadan önce ne gibi hazırlıklar yapmalıyız, kamu kurum ve kuruluşlarına ne gibi görevler düşmekte, yapı denetimi konusunda sıkıntılar neler gibi konulara değinmiştim. İlk yazıdaki amaç; Gemlik insanına deprem konusunda nasıl bir coğrafyada yaşadığını göstermek ve buna bağlı olarak Gemlik’in zemin özellikleri hakkında halkı biraz da olsa bilgi sahibi yapmaktı. Bu konuda ne kadar yardımcı olduk bilinmez fakat; şurası kesin Gemlik bir deprem bölgesi ve uzun zamandır Gemlik’te büyük çaplı bir kırılma meydana gelmedi. Bu sebepten dolayı deprem konusunda hazırlıklı olmalıyız. Gemlik ve civarında ne zaman deprem olur, depremin büyüklüğü kaç olur gibi soruların cevapları elbette ki bilinemez, fakat  depremlerin tekrarlanma periyotlarına bakarak ve deprem istatistiği açısından yorumlar yapılarak tahmin edilebilir. Eğer; birisi çıkıp geleceğe dair depremin tarihini ve büyüklüğünü söylerse bilin ki bilimden uzaktır ve itibar etmeyiniz.

 

Asıl konumuza gelirsek eğer; Gemlik deprem bölgesi bunu biliyoruz fakat; Gemlik’in çevresi ne durumda? Gemlik’in çevresi derken bir bütün olarak Marmara Bölgesi ne durumda?  Marmara Denizi’nin bir ucunda meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki Silivri Depremi bile bizi ne derece ürküttü bunu hepimiz gördük. Keza geçenlerde meydana gelen 4.1 büyüklüğündeki  Yalova-Çınarcık Depremi aynı şekilde Gemlik’te korkuya sebep oldu.

 

Marmara Bölgesi ve Marmara Denizi yoğun deprem faaliyetlerinin görüldüğü ve sismotektonik özellikleri bakımından aktif bir bölgedir. Marmara Bölgesi’nin ana yapısını oluşturan KAF (Kuzey Anadolu Fayı) sismolojik-sismotektonik özellikleri iyi bilinen dünyanın en önemli doğrultu atımlı faylarından birisidir ve Türkiye’nin de en önemli tektonik unsurlarından birisini oluşturmaktadır.

 

Marmara Bölgesi’nde yapılan sismik çalışmalar ve elde edilen sismolojik veriler ışığında deprem riski yüksek 2 bölge dikkat çekmektedir. 1.Bölge; Batı Marmara’da Mürefte-Şarköy-Güzelköy-Tekirdağ açıkları KAF (Kuzey Anadolu Fayı )’ın kuzey ana kolu üzerinde 70±10 kilometrelik fay parçası olup, üretebileceği depremin büyüklüğü ortalama 7.0±0.1dir. 2.bölge ise; İznik Gölü’nün güneyinden geçen ve Gemlik Körfezi’nden Marmara Denizi içerisine uzanan ortalama 40±10 kilometre, üretebileceği depremin büyüklüğü ise 6.6±0.1 dir. Bu iki riskli alandan hangisinin önce çalışacağı konusunda bir şey söylemek mümkün değildir.

 

Marmara Denizi ise; günümüzde depremsellik adına en iyi izlenen denizlerden biridir ve kuvvetli bir sismolojik ağa sahiptir. Türkiye nüfusunun en çok yoğunlaştığı bölge olması ve sanayileşmenin yüksek seviyede olması Marmara Denizi’ni ve Marmara Bölgesi’ni en iyi şekilde gözlemlemeyi gerekli kılmıştır. 1935 Marmara Adası (Ms=6.4) ve 1963 Çınarcık (Ms=6.3) depremleri, Marmara Denizi’nde M ≥ 6 büyüklüğünde depremlerin olabileceğini de açıkça ortaya koymaktadır.

 

Şekil 1’de  KAF (Kuzey Anadolu Fayı)’ın ana kırık parçaları üzerinde yaklaşık 10’ar yıllık periyotlarda ve batıya doğru yarı-sistematik bir şekilde göç eden bir dizi büyük depremin  meydana geldiği görülmektedir. Haritada görüldüğü gibi yıllar geçtikçe doğudaki stres batıya doğru kaymıştır ve en son da 17 Ağustos Gölcük Depremi’nde kendini göstermiştir.

4 TARAFI FAYLARLA ÇEVRİLİ MARMARA BÖLGESİ
4 TARAFI FAYLARLA ÇEVRİLİ MARMARA BÖLGESİ

 

Şekil 1: 1939 Erzincan Depremi’nden Sonra Büyük Depremlerin Batıya Göçü

4  TARAFI   FAYLARLA  ÇEVRİLİ  MARMARA BÖLGESİ
4 TARAFI FAYLARLA ÇEVRİLİ MARMARA BÖLGESİ

Şekil 2 : Marmara Bölgesi’nde son yüzyılda meydana gelmiş büyük depremler (1900-2000 ; M ≥ 6; Kalafat 2000)

 

Şekil 2’de ise; Marmara Bölgesi’nde 100 yıllık süreçte meydana gelen 6’dan büyük depremlerin yerleri gösterilmiştir (Kırmızı yıldızlar).

4  TARAFI   FAYLARLA  ÇEVRİLİ  MARMARA BÖLGESİ
4 TARAFI FAYLARLA ÇEVRİLİ MARMARA BÖLGESİ

 

Şekil 3: Marmara Bölgesi’nde 1999 Depremleri ile kırılan alan ve riskli alanlar

 

Şekil 3; Marmara Bölgesi’nin depremselliğini açıklamaktadır. Marmara’nın kuzeybatısı ve güneydoğusundaki bölgeler riskli alanlardır ve yeraltındaki stresin biriktiği bölgelerdir. Marmara’nın kuzeydoğusu ise 1999 Depremleri ile kırılmaların gerçekleştiği ve stresin boşaldığı alanlardır. Haritadan da görüldüğü gibi Gemlik ve Bursa çevresi kırılmanın olmadığı yani yeraltındaki enerjinin  birikmeye devam ettiği bölgelerdir.

4  TARAFI   FAYLARLA  ÇEVRİLİ  MARMARA BÖLGESİ

Tablo 1: Son 400 yılda Marmara Bölgesi’nde meydana gelen depremler (M ≥ 6.8)

 

 

Deprem istatistiği ve sismolojik veriler ışığında Marmara Bölgesinde büyüklüğü M=5.0 olan depremlerin yinelenme (tekrarlanma) periyodu yılda bir, M=7.0 büyüklüğündeki depremin 2040 yılına kadar olma olasılığı %75, 2070 yılına kadar %91, 2090 yılına kadar %95 olarak verilmiştir (Kalafat 2001). Bu veriler Marmara Bölgesi’nin deprem riskinin yüksek olduğuna işaret eder.

 

1999 Gölcük Depremini izleyen jeolojik, jeofizik ve sismolojik çalışmalar KAF (Kuzey Anadolu Fayı) sisteminin Marmara Denizi içindeki konumu ve deprem üretebilecek aktif parçalarının belirlenmesi üzerine yoğunlaştırılmıştır. Bu araştırmalar neticesinde, Marmara Denizi içinde yer alan KAF (Kuzey Anadolu Fayı)’ın 110 kilometrelik parçasının büyük bir deprem (büyüklüğü 6.5 veya daha yüksek) üretmesi olasılığının yüksek olduğu ortaya çıkarılmıştır.                 Diğer taraftan KAF’ın güneyinde yer alan Gemlik Körfezi’nden Marmara Denizi’ne giren İznik-Gemlik fay segmentinin benzer büyüklüklerde deprem üretme potansiyeli vardır.

 

Sonuç olarak; Bursa’yı ve Gemlik’i yerel ve bölgesel ölçekte tehdit edebilecek Marmara, İznik-Gemlik, Uluabat ve Bursa-Çalı gibi kırık sistemlerinin yaratacağı sismik tehlikenin boyutlarının, depremler oluşmadan önce mikrobölgeleme esaslarına dayalı olarak belirlenmesi son derece önem kazanmalıdır. Özellikle yapılarımızı fay hatlarının üzerine yapmaktan kaçınmalıyız. Temel kazılarına başlamadan önce zemin parametrelerini sağlıklı bir şekilde belirleyip bu yönde zemin iyileştirme yöntemleri uygulamalıyız. Kısacası; deprem olmadan önce önlemler almalıyız ve depreme dayanıklı yapılar tasarlamalıyız. Deprem tehdidi her zaman vardır, fakat depremden sonrası için yıkımları ve can kayıplarını en aza indirgemek bizlerin ellerinde ve elimizden geleni yapalım. Depremlerden ders çıkarmak için depremin olmasını beklemeyelim. Bu durumda en büyük görev kamu kurum ve kuruluşlarına (özellikle belediyeler) düşmektedir. Deprem değil bilinçsizlik öldürür…

 

Not: Bu yazıda değinilen konular yapılan sismolojik çalışmaların, bilim insanlarının bizzat arazide elde ettiği verilerin değrelendirilmesi sonucu oluşturulan makaleler, yüksek lisans tezleri vb. araştırmaların ürünüdür. Amaç; insanların yaşadığı coğrafyanın depremselliğini bilmesini sağlamak ve bu yönde tedbirler alması konusunda yardımcı olmaktır…

 

 

Sahada  Kazandık Masada Kaybettik

Sahada  Kazandık Masada Kaybettik

Bursaspor, tarihinde yaşadığı bir dönemi yaşıyor.

Kadrosunda, ait yapıdan yetişen onbir futbolcu yer alıyor.

Hiç bereberliğimiz yok onbir gol atıp, onbir gol yemişiz.

Böyle bir tabloda, seyircinin istediği gibi bir tablodur. Ama defansımız da bir noksanlık olduğunu , gösterir.

Yaşadığımız bir sıkıntı da, eksi- puan cezası olmuştur.Masada, üç puanımız silinince yedinci sıradan onüçüncü sıraya düştük.

Çünkü, sadece bizim federansyonun, kurallarına bağlı değiliz.

UEFA ‘dan da, lisans alıyoruz ve onunda, kriterlerine uymak zorundayız.

Aldığımız cezanın sebebi, sadece yabancı futbolcuların, kulüpteki ödenmeyen alacakları değildir.

Sportif alt yapımızında, idari alt yapısında ve hukuki alt yapısında da, UEFA  normlarına uyması gerekiyor.

Eksi –üç puan meselesinde, Bursaspor’un idari kanadında da, sorumlulukları da vardır.

Bizim federasyonumuz, bir bakıma noter görevi yapmaktadır.

Türkiye şartlarında, bizim federasyonumuz, Bursaspor’a da, Eskişehirspor’a da kolay, kolay eski puan cezası, vermez.

Marka olmuş bu takımları, masada yenmek istemez.Ama işlin içine (UEFA) girince, en büyük kulüpler bile, yüklü ceza alabiliyorlar.

(UEFA)nın İtalyan Kulübü  Juventus’a bile, puan silme cezası verdiğini hatırlıyoruz.

Barcelona’ya da, transfer yasağı getirdiğini biliyoruz.Sözün kısası, genç Bursaspor’umuz da tam uçuşa geçtiği dönemde, bir (UEFA) darbesi yemiştir.

Ama, sezonun başındayız masada kaybettiğimiz bu puanları, önümüzdeki maçlarda telafi edeceğimizi, umuyoruz.

Artık, yönetim kurumlarımızı, lisan bilen ve hukukçu üyelerle donatmalıyız. Kriterlerden haberi olmayan ve zamanında gerekli  tedbirleri almayan kadroların, Bursaspor’a zarar vermesine engel olmalıyız.

Günün Sözü: Öldükten sonra, yaşamak isterseniz ölmek bir eser bırakmaz,”Hz. Ali “

 

Teskere Geçti Hareket Başladı

Teskere Geçti Hareket Başladı

8 Ekimde, Meclisten Barış Pınarı Teskeresi geçti 9 Ekimde de, harekat başladı.

Teskereye Ak Parti , canı gönülden “evet” dediler.

(CHP), içi yana yana (evet derken (HDP) içi yana yana hayır demişti.

Türkiye, Amerika’nın son saniyelere kadar yapmış olduğu baskı ve şantajlara boyun eğmedi.

Barış Pınarı Harekatı, gelecekte Türkiye’nin Amerika ile olan, stratejik ortaklığına tamamen bitirecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın , Birleşmiş Milletlerde yaptığı haritalı konuşma, resmen olmasa bile, usülen hareket izni olmamızın, kapısını açmıştır.

Cumhurbaşkanımız, şehit edilen öğretmen, teknisyen ve hemşirelerin resimlerini de gösterseydi, daha  da, etkili olurdu.

Bu harekat ve (HDP) binası önünde eylem yapan anneler, Türkiye’nin gelecekteki siyasetini, yeniden şekillendirecektir.

Artık, sığınmacı Suriye’liler üzerinden yapılan, yıpratıcı siyaset, hükmünü kaybetmiştir.

Ayrıca, (CHP) de geniş yelpazeli siyasi desteğini, kaybetmek tehlikesi ile, karşı karşıyadır.

Bu harekat ve (HDP) önünde bekleyen anneler, hem (CHP)ile  (HDP) ilişkilerini zedeleyecek, hem de (CHP) içinde bir memnuniyetsizliğe sebeb olur.

Kılıçtaroğlu, bir Deniz Baykal ve bir İsmet İnönü gibi, Amerika’ya rest çekemez.

Deniz Baykal’ın, 1 Mart teskeresinin oylanması sırasında gösterdiği cesareti, gösteremez.

Deniz Baykal, Amerika ve Nato’ya karşı çıktığı için, her türlü komploya, kurban edilmiştir.

Teskerenin oylanacağı gün, Kılıçtaroğlu’nun iç siyasete dönük yaptığı açıklamalar, gündemin dışında kalan, açıklamalardır.

Meclisteki oylama ve Fırat’ın Doğusuna yapılan bu harekat, bir süredir sıkıntı geçiren iç siyasetin, yeniden dizayn edilmesine, vesile olacaktır.

Yüce Allahımız, askerimizi korusun ve sonuç, Türkiye için hayırlısı olsun.

Günün Sözü:Zalimlere isyan etmek, Tanrıya itaat etmektir.”Şefferson”

 

Amerika Düşmanlığı Tırmanacak

Amerika Düşmanlığı Tırmanacak

1968 kuşağı, bu günün (Y) kuşağından çok daha ağır sorumluluklar, yaşadı.

1968 yılında, Sosyal Demokrat, Dev-yol, Dev-Sol ve Maoculuk gibi, çok parçalı bir sol İdeoloji, vardı.

Sağ kesimde ise, kalabalık, içe kapalı ve muhafazakar bir kesim ile, az sayıda ama, atak bir milletçi grup vardı.

Sosyal demokratlar, ideolojik olarak orta Avrupa’ya yakındı.

Dev- Yol Dev- Solcular ise, Doğu Blokuna ve özellikle Sovyetler Birliğine daha sempatik bakıyordu.

Maocular ise, Çin Halk Cumhuriyetinin, bir acentesi gibiydi.

Nato ve Amerika, bu bölünmüş tablodan, bir “Türk İslam” projesi çıkardı.

Ve Kominizim tehlikesini ön plana çıkararak, milliyetçi Muhafazakar gençliğin , önünü açtı,

İnönü’nün ortanın solu projesi bile, tehlikeli olarak görüldü.

Ortanın Solu, Moskova’nın Yolu sloganı ile, daha doğmadan öldürüldü.

Bu dönemde, kominizim ile mücadelede, Türkiye’nin yanında görünen Amerika, aynı dönemde de, (P.K.K) ‘yı da hem besledi, hem de büyüttü.

Geçmişte silahları (P.K.K)’ya, helikopterlerle atıyordu.

Bu gün ise, (YPG) ye binlerce tırlarla gönderiyor.

Baktık gördük ki, dost ve ortak olarak görünen Amerika, Türkiye’nin kuyusunu kazmaya çalışıyor.

Yıllar boyu, düşman gördüğümüz Rusya ise, komşuluğun gereğini yapıyor ve Türkiye’ye destek veriyor.

İste şu anda, bu noktadayız.

Artık eski dost ve ortağımız Amerika, en büyük düşmanımız olmuştur.

Eski ve en büyük düşmanımız Rusya’ya ise, bu gün başta enerji olmak üzere, bizi her konuda destekleyen komşumuz olmuştur.

Bu gün, Fırat’ın Doğusuna yapmak zorunda olduğumuz, büyük harekat öncesi içinde bulunduğumuz siyasi ve askeri konjonktör  budur.

Şimdi terörle 40 yıldan beri yaptığımız savaşın, gerçek azmettiricisi Amerika ile, karşı karşıyayız.

Amerika’da, bu konumuna inkar etmeyerek, (YPĞ) yi desteklemeye devam ediyor.

Böyle bir günde, iktidar ve muhalefet olarak, birlikte olmak zorundayız.

Günün Sözü: Az anlamak Ters anlamaktan iyidir.”A.France”

 

Bursa Spor Moralini Bozmamalı

Bursa Spor Moralini Bozmamalı

Bursaspor, deplasmanda başarılı olamıyor.

Türkiye kupasında, Muğla deplasmanından gelip döndük ama, son dakikalarda oyun bir gelip, bir gitmişti.

Altay’a karşı, Menemen’de almış olduğumuz yenilgi, Adana’da ki yenilgimize benziyor.

Adana’da da Menemen’de de, daha oyunun başında, çok goller yedik.

Demek ki, Bursa’daki maçlarda, taraftarın oyunun başında, takımımızı ateşlemesi , çok önemliymiş.

Altay maçında , dokuzuncu ve otuzuncu dakikalarda, çok erken goller yedik aslında, bizde devre biterken bir gül attık ama, oyuna ortak olacak, ikinci golü bulamadık.

Koskoca ikinci yarıda bir türlü oyuna çeviremedik, topa hakim olduk ama maçı galip bitiremedik.

Topla oynama yüzdesinde, 67 ye ulaşmamıza rağmen, galip gelen taraftar Altay oldu.

Artık, yılların futbolcusu Özer’i de, ilk onbir de görüyoruz.

Ama Özer’in, rakip futbolcularla dalaşmasına ve hakemlerle uğraşmasını, istemiyoruz.

7 maç oynadık, 3 maçta yenildik, 4 maçta galip geldik.

Geçen yıl olduğu gibi, beraberliklere, abone değiliz.

Henüz takım oyununu, beceremedik mücadele ediyoruz ama, dönem, dönem çabuk oynamak isterken, telaş yapıyoruz çok gol yiyen bir takım durumundayız.

Savunmamız paylaşmada, eksiklerimiz var. Adam markajında, çok çalışmalıyız.

Yalçın hocada, maça kötü başlıyoruz ve erken gol yiyoruz diyor.

Hatamızı anladıysak, mesele yoktur.

Bu genç takımı, hem fizik olarak, hem de psikolojik olarak, iyi hazırlamalıyız lig ve kupada onlara güveniyoruz.

 

Milliyetçi Çizgi Yükseliyor

Milliyetçi Çizgi Yükseliyor

Diyarbakır (HDP) İl binası önünde eylem yapan Anneler, siyasetin yeniden biçimlendirilmesine, vesile olacaktır. Bu eylem, (CHP) ile İYİ parti ve Saadet Partisi ilişkisini de, gevşetecektir.

Bu eylem, (CHP) ile (HDP) nin örtülü ortaklığını da, zora sokacaktır.

(HDP)nin kacırılan çocuklarla anılması ise, (HDP) nin siyasi geleceğinide, etkileyecektir.

Önümüzdeki dönemde (YPG) için, “onlar saldırmaz” diyen Kılıçtaroğlu ile de, ortak olmak isteyen partiler gönülsüz olacaklardır.

Ak parti cephesinde ise, dindar muhafazakar kesimin, vitrinden düştüğünü göreceğiz.

Muhafazakar- dindar  çizgiy, sadece “FETÖ” cülerde değil,Ak parati yönetimindeki, çekirdek kadroda zarar vermiştir.

Davutoğlu ve Babacan yeni parti çalışmaları ile, seçmene altarnatif olamaz.

Çünkü seçmenin yeni tercihi, her partide  var olan Milliyetci çizgi olacaktır.

Yani Ak partinin küskünleri dahil,farklı kesimlere oy vermiş seçmen grubu, milliyetci kesime kayacaktır.

Zaman içinde Ak Parti ile (MHP) ortaklığında, (MHP) nin ağırlığı artacaktır.

Önümüzdeki dönemde, Amerika’nın ve (AB) nin tek umudu, (CHP) liderliğindeki bir koalisyon kurulmasıdır.

Ama (HDP) önünde eylem yapan Anneler, bu projeyi zora sokmuşrtur.

Erdoğan’ın kozu ise, Rusya ve İran ile kurılan yakın ilişkilerdir.

Aslında, konu Cumhur ittifakı ile, Millet ittifakınnın, mücadaelesi, değildir.

Mesele yakın gelecekte, ülkemizin yeni yol haritasıdır çok eski tarihlerde, böyle bir tercihi, bize hiç sormazlardı .

Şimdi şartlar değişmiştir artık, ortaklıpımız olupta bize silah satmayan, savaş açtığımız teröristlere bedava silah veren, stratejik ortaklığımızı, sorgulamayacak konuma geldik.

Rusya’dan satın alınan (S- 400)’ler, bir silah alımı değildir.

Bu alışveriş, yeni bir stratejik ortaklığın, ilk adımıdır.

Ortaklığımız olupta, bize hainlik yapan ortaklarımıza da, bir gözdağıdır.

Yani Nato’nun yerine Avrasya ortaklığını, hatırlatmadır.

Rahmetli Özal, uygulamaya koyduğu “Serbest Piyasa ekonomisiyle” ekonomimizin dinini değiştirmişti.

Gelecekteki seçimde,Türkiyenin ekseninideğiştirecektir.

 

Çağdaş Gazeteciler ve Bora Ortaklığı

Çağdaş Gazeteciler Ve Bora Ortaklığı

Gazeteci Enver Aysever, Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Bursa Barosu ortak daveti Sonucu, Bursa’ya geldi.

Deprem heyecanı bile, bu buluşmayı engelleyemedi.

Çağdaş gazetecilerin, genç Başkanı Rabia Deniz ve dernek yönetiminin, Bursa’daki kurum ve odalarla işbirliği içinde olmasını, başlangıçta temenni etmiştik.

Çağdaş  Gazetecilerin genç yönetiminin, egolardan aranmış, barışçı, verimli ve girişken eylemlere açık olduğunu biliyoruz.

Genç yönetimimizin, tempoyu artırdığına ve yararlı ortaklıklar kurduğuna, tanık oluyoruz.

Bu vesile ile, aykırı soruları ile ünlenen Enver Aysever’in, meslek hayatı ile ilgili anılarını, öğrendik.

Yazıların , tarafsız kalamayacağı ve her kesimi sevmek zorunda olmadığını, hususundaki yorumunu, ilginç bulduk.

Maslak projesinin ismi, konusundaki tesbitini, şaşırtıcı bulduk.

(Maslak- 1453)veya

(Maslak- 1923)isim farkının bile, toplumsal fay hatlarımıza kadar, indiğini hissettik.

Aslında bu açıklama ile, Cumhuriyet dönemi ile Osmanlı dönemini, henüz barıştıramadığımızı, anlamış olduk.

Geleneklerimizi ve geçmişimizi, henüz hazmedemediğimizi, geleceğimizi ise, huzur içinde, henüz planlayamadığımızı, anlamış olduk.

Aslında bu tip çarpıcı örneklerle, kendi kendimizle yüzleşmeliyiz.

Bu dünyada Çağdaş Gazeteciler derneği yönetimine ve Bursa Bürosuna, teşekkür etmeliyiz.

Nefretten uzak, itibarsızlaştırmaktan uzak ve ötekileştirmekten uzak programların yapılmasına, devam etmeliyiz.

Derneğimizin ilgi ve etkinlik alanını genişlettiğini memnuniyetle görebiliyoruz.

Yaşımız nedeniyle, her etkinlikle yer almasak bile, ilgi ve desteğimizle her zaman yönetimimizle birlikte olduğumuzu belirtmek isteriz.

 

Günün Sözü: Allahım bana, kitap dolu bir evle, çiçek dolu bahçe ver “Konfüçyüs”

 

Muğla ve Erzurumspor Maçları

Muğla ve Erzurumspor Maçları

Bursaspor hafta içinde, deplasmanda Muğlaspor’u eledikten sonra, hafta sonunda Erzurumspor’u eledikten sonra, hafta sonunda Erzurumspor’u da geçti.

Her iki maçta da, maçların da tehlikeli anlar yaşadık enerjimizi maç içinde, ekonomik olarak kullanmalıyız.

Gördüğümüz kadarı ile, ilk yarılarda daha diri ve daha üretkeniz.

Erzurumspor Maçında, 40 bin kişilik Bursa stadında 11 bin seyirci vardı.

Birkaç binde, Bursa’ya yerleşmiş Erzurumlular vardı.

Türkiye Kupasında ise, deplasmanda çok önemli bir takımı eledik.

Muğlaspor, uzun süre maça ortak olmak için, büyük gayret gösterdi.

Ama son dakikalarda attığımız ikinci gol ile, maçı kopardık.

Bu genç ve diri kadro ile, Türkiye kupasında çok ilerilere gidebiliriz.

Eğer şanslı bir eşleşme yapabilirsek, bu geç kadro çeyrek finallere ulaşabilir.

Bu aşamada, güç kadar sansında önemli olduğunu, biliyoruz.

Hocamız dahil, tüm takım oyunlarının hakem ile ilişkilerine dikkat etmesi lazım.

Yeni federasyonun, ceza verme konusunda, çok acımasız davrandığına tanık oluyoruz.

Ayrıca, taraftarlarımızı da küfür ve şiddet konusunda uyanıyoruz.

Hem 40 bin kişilik stadı, dolduramıyoruz hem de, küfürler nedeniyle, federasyona ceza ödüyoruz.

Artık taraftarımızın da davranışlarına dikkat etmesi gerekiyor.

Menemen’de oynayacağımız Altay maçı bir bakıma, taraftarlarımız için, bir sınav olacaktır.

Başarı sadece, sahaya sürülen on bir kişi ile, kazanılamaz.

Yönetimin finasman konusundaki başarısı da, önemlidir.

Taraftarlarımızın hem içerde, hem de deplasmanda desteği de önemlidir.

Ama en önemlisi 40 bin kişilik stadı, doldurmaktadır.

Günün Sözü: Yanlışlara değil, onlardan aldığınız, derse bakınız.”John D.”

 

Bursa Ve Gemlik Fayları

Bursa Ve Gemlik Fayları

Silivri’deki 5.8 ‘lık depremi, şimdilik ucuz atlattık diyebiliriz.
Boşalan enerji büyük depremin önünü kesermi , kezmezmi, henüz bilmiyoruz.
Ama Kandilli rasatanesi, “Marmara denizinde enerji birikimi var, Büyük bir deprem bekliyoruz deyince, Bursa’nın Durumunu sorguluyoruz.
Ve Osmangazi’dekifay hatlarının, durumuna bakıyoruz.
AFAD’ın yaptığı araştırmalar sonucunda, Bursa’nın merkezinin ve tüm ilçelerinin, birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeb olduğunu öğreniyoruz.
Mesela, Bursa fayının, Kent Meydanını, Atatürk Stadyumunu, Altıparmak ve Kent Merkazini etkilediğini okuyoruz.
Gemlik’in deprem durumu hakkında, M.T.A raporunda şunlar yazıyor.
Gemlik fayı, Gemlik’in tamamını ve Gemlik’e bağlı bölgeleri, etkileyecektir.
Kısacası, Büyük Orhan Harmancık, İnegöl ve Keles’in, ikincvi derece deprem bölgesi olduğunu, anlıyoruz.
Bu saydıklarımızın dışında kalan, Bursa Merkez İlçelerin tümünün ,birinci derece deprem bölgelerinde olduğunu öğreniyoruz.
Ayrıca insanların durumu hakkındaki bir uyarı da hepimizi korkutuyor.
Raporlarda 1999 yılından önce yapılan bütün inşaatların, riskli olduğu söyleniyor.
Çep telefonlarımız, çalışmadı ve hava limanlarına bir süre uçaklar iniş yapmadı.
Depremden çok uzak olmamıza rağmen, elimiz kolumuz bağlaaandı.
Bazı minarallerin, ikinçi şerefesi yıkıldı acaba, ileride yapacağımız projeler için, gereken dersi aldıkmı ?
Depremden hemen sonra, okullar tahliye edilirken, bazı öğretmenlerin öğrencilerden daha telaşlı olmasını da, dikkat çekildi.
Deprem eğitiminin, psikolojik alanınında, çok önemli olduğunu tekrar hatırladık.
Benim gönlüm, bu 5.8’lik depremin büyük İstanbul depremini önleyeceğini, yönündedir.
Hernekadar 7 büyüklüğüne varmışsada, yinede sarsacağı kadar, sarsmıştır.
Ve sadece İstanbul halkını değil, tüm Türkiyeyi korkutmuştur.
Günğn Sözü: Az anlamak, Ters anlamaktan iyidir.”A. France”

Erdoğan Birleşmiş Milletlerde

Erdoğan Birleşmiş Milletlerde

Yaklaşık 200 ülkenin üye olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu hukuksuzluğun ve diktatörlüğün, tavan yaptığı örgüttür.

Bu örgüt, sıradan ve gariban ülkelerin hakkını savunmaz.

Beş adet ayrıcalıklı ülkenin, avucunun içindedir.

Genel kurula, gariban bir ülkenin en haklı bu konusu bile gelse, bu beş ülkeden bir tanesi “Veto Etse” o haklı konu gündeme giremez.

1948 yılında kurulan küçücük İsrail, Amerika’nın vetoları sayesinde büyümüş ve Filistin topraklarını yutmuştur.

Bu örgüt 1974 yılında Kıbrıs’ta yapılan katliamı da görmemiş ve bizim zorunlu müdahelemizi, işgalci olarak kabul etmiştir ve yapılan oylama sonucunda, Türkiye’yi anbargo ile cezalandırmıştır.

O günlerde, benzinsiz ve yedek parçasız kalmıştık.

Sürekli, elektrik kesintileri yaşamıştık, ve devlet dairelerinde, palto giyerek görev yapmıştık o Beş Ülke, bugünlerde de, kan dökmeye ve bölücülük yapmaya devam etmektedir.

Suriye’yi ve, Doğu Akdeniz’i hala paylaşamadıkları için, 4 milyon sığınmacı hala sınırımızdadır.

Dünya beşten büyüktür sloganından, hiç hoşlanmazlar.

Bizim biraz sesimizi kesmek için, (G-20) ye aldılar.

Ama Birleşmiş Milletlerin, bu hantal yapısını değiştirme konusunda ki fikrimizi ve hedefimizi, değiştiremezler.

Bu hantal, ve beş ülkenin tekelindeki yapının değişmesi için, sadece Türkiye’nin tepkisi yetmez.

Üye 200 Ülkenin ayağa kalkması şarttır.

Biz sadece İslam ülkelerinin değil, sıradan ve gariban örgüt üyelerinin de, sesi olmaya devam etmeliyiz.

Sayın Erdoğan’ın, Genel Kuruldaki konuşması sırasında, gösterdiği fotoğraflar ve yaptığı tesbitler, büyük yankı uyandırmıştır.

Dünya Beşten büyüktür sloganından sonra “Bileşmiş Milletler ne İşe  yarar” sorusunda, ses getirmiştir.

Bizim hedefimiz sadece İsrail ve Sisi’ye yüklenmek Mursi ile Filistin’in desteklemekten ötedir. Bizim Hedefimiz sesi soluğu çıkmayan, iki yüzü yakın gariban ülkeyi uyandırmak olmalıdır.

Ve birleşmiş Milletlerin adil olmayan ve giderek hantallaşan bu yapısı artık değişmelidir.

Günün Sözü: Adaletin hakim olduğu yerde, silahın yeri yoktur.”J.Amyot”