Köşe Yazıları

Bursaspor’a Puan Darbesi

Bursaspor’a Puan Darbesi

Bursaspor, ard arda kazandığı üç maçtan sonra, Adana’da farklı yenildi.

Adana Denizlispor, attığı dört golle Bursaspor’un prestijini sarstı .

Maç öncesi, federasyondan gelen (eski puan) haberi ise, bir kabus gibiydi.

İlk devre, üç gol yiyen Bursaspor’un defansı, delik deşik oldu.

Adam ve saha markajı konusunda, çok kötü bir sınav verdik.

Burak Altıparmak’ın, kırmızı kart görmesinde, ilave bir kayıp oldu zaten çok sınırlı bir kadromuz var Yönetimin, kart görme konusunda, tüm futbolcularımızı ayarlaması zorunludur.

Yeni federasyon yönetiminin, kart ve para cezası konusunda çok acımasız davrandığını, hep birlikte görüyoruz.

Aslında Adana Demirspor maçını, bir ders alma maçı olarak, hatırlamalıyız.

Gol atmakta zorlandığımız maçlarda, hiç olmaz ise, yenilmeden maçı bitirmenin yollarını bulmalıyız.

Savunmanın kendi arasındaki pas trafiğinde, ve savunma ile orta saha arasındaki pas trafiğinde dikkatli olmalıyız.

Bu arada Türkiye kupası maçlarına da başlıyoruz.

Çok yakın gelecekte, ödemek zorunda olduğumuz, eski borçlarda var.

Bu arada, aldığımız (eski- puan) cezasına itiraz dilekçemizi vermeliyiz.

Ayrıca, yeni eski puan cezası almamak için, vadesi geçen borçlarımızı ödemenin, yollarını bulmalıyız.

Bursaspor’un ilk bulacağı sponsorlar, borçların acil olanlarını, kapatacak sponsorlar, olmalıdır.

Yönetimin, sponsorla futbolcuyu birbirine bağlama projesi, (eski- puan) tehlikesini önlemez.

Bu arada, Bursaspor’un Belediyeye bağlanma temennimizi, tekrar ediyoruz.

Günün Sözü:

Sorgulanmayan bir yaşam, yaşanmaya değmez.”Sokrataes”

 

Kucaklayıcı Politikalar

Kucaklayıcı Politikalar

Ak parti, İstanbul’da ki tekrar seçimde aldığı yenilgiden, yıllardır oy aldığı seçmen grubuyla, kucaklaşması gerektiğini,fark etti .

Ak parti kuruluş aşamasında,milliyetçi seçmeni de liberal seçmeni de, sol seçmeni de ve merkezde ki seçmeni de yanına almıştır.

Son İstanbul seçimlerinde ise, farklı kesimlerden gelen bu seçmen grubunun, Ak partiden soğuduğunu gördük .

Tabi bide Ak parti merkezinde parti yönetimine hakim dindar muhafazakar seçmen grubu vardı.

İşte esas kopma muhafazakar ve dindar kesimin kendi içinde oldu.

Bu grup yönetimi ve icraatleri sorgulamaya başladı.

Dayatmacı karar ve uygulamalara karşı tepki vermeye başladı.

İç ve dış odaklar ile, FETÖ, sempetizananlarının  da etkisiyle, Ak partinin parçalanma sürecini girmiş oldu.

Ama  Suriye iç savaşına bodozlama giren,Libya Devletine vefasızlık yapan,ve Merkel ile birlikte,vize konusun da hizmete uğrayan Davut Oğlu siyasette başaralı olamaz.

Ali Babacan ekonomi de uzman ise de,topluma heycanladırmaz.

Sayın Erdoğan’ın da ,bu iki ismi,büyük bir tehlike olarak gördüğünü sanmıyoruz.

Sayın Erdoğan hedef değiştirmiştir.

Sert ve gergin politikalar yerine, kucaklayıcı hamleler yapmaya başlamıştır.

Daha önce,bir araya gelmediği Genel başkanları Beştepe’de ağırlamıştır.

Parti ayrımı yapmadan Büyükşehir Başkanlarını Beştepe’de misafir etmiştir.

Belediye Başklanlar ile,Bakanlar kurulunun bir araya getirmiştir .

Bu yeni sistemde,yüksek oy oranı olan partiler kadar,düşük oy oranı olan partilerde,önemlidir .

Ayrıca sayın Erdoğan’ın,kendi partisini de uyarması ve uyandırması gerekmektedir.

İç ve dış politikada yaşanan gergin atmosfer,en çok  Ak partili yöneticileri yormuş hatta bıraktırmıştır.

Kuzey Suriye’de uzun süredir var olan,belirsizlik kısa sürede son bulurursa,bu durum Ak parti için bircan suyu niteliğinde olcaktır.

 

Günün sözü:

Alkışı en sessizce karşılayan,alkışı haketmiş demektir “Emerson”

 

 

Ak Partide İktidar Yoğunluğu

Ak Partide İktidar Yoğunluğu

Geçmişte, üç ortaklı koalisyonlardan bıkmıştık.

50+1 kodlu seçim sisteminden umutlandık.

Önceleri her şeye karşı olmayı alışkanlık haline getiren muhalefet bile, bu sistemin işine yarayacağını, fark edemedi bu sistemin en zayıf tarafı, Beştepe ile parlemento arasındaki dengeyi tutturmaktır.

Nitekim,  Beştepe’deki iktidarın, zaman içinde parlemento ile ilişkileri gevşedi.

Bakanlık umudu azalan iktidar milletvekillerinin, siyaset heyecanı kalmadı.

Beştepe ile de, seçildikleri kentlerle de, ilişkileri geriledi.

18 yıllık iktidar dönemi, iktidar yoğunluğuna dönmüştü.

Seçildikleri  kentlerin dinamikleriyle, ilişkileri soğudu bir yıl içinde, sadece Mustafa Ezgin’in iki kez hesap verme toplantısına, tanık olduk.

Milletvekillerinin, kendi partisinin Belediye Başkanları ile, bağları zayıfladı.

Sayın Erdoğan’da bunu fark etti Büyükşehir Başkanlarıyla, Beştepe’de  yaptığı toplantıda, başkanlarla, bakanları bir araya getirdi.

Nitekim, kabahat’ın sistemde değil uygulamada olduğunu gördük.

Beştepe ile Parlemento’nun, bir biriyle yabancı olduklarına anladık.

Aslında, bu kopukluğun sebebi, sadece uygulamaya çalışılan yeni sistem değildir.

Ak  partide de, 18 yıllık iktidar döneminin, bir yoğunluğunu görüyoruz.

Hepsinin dış Politikadaki gelişmeleri de, parti içindeki bölünmeleri de, sıradan bir vatandaş gibi seyrettiklerine, tanık oluyoruz.

Belki sayın Erdoğan’da yorulmuş olabilir.

Ama Suriye sınırındaki gelişmeler ve birkaç sonra yapılarak Cumhurbaşkanlığı seçimi, onu politikaya yapmaya zorlayacaktı. Fakat iktidar yorgunu olan aka parti’ye heyecan vermek, kolay olmayacaktır.

 

Günün sözü:

Bir adam köprü karar, bin adam geçer.”Özbek Atasözü”

 

 

Bursa Spor Üçte Üç Yaptı

Bursa Spor Üçte Üç Yaptı

Bursaspor ard,  arda üçüncü maçını da kazanarak, çok önemi bir seri yakaladı.

Bir takımın, galibiyeti alışkanlık haline getirilmesi, şampiyonluk için en önemli şarttır.

Geçen sezon haftalarca, bir galibiyete hasret kalmıştık.

Beraberlikler serisi, tüm Bursa Kamuoyunu hasta etmişti Bu sezon ise, şehirde bir kıpırdanma başladı.

Halkımızın umudu arttı ve Bursasporu yeniden sahiplenmeye, başladık.

Ama Osmanlı Spor gibi, rakiple oynadığımız bu kritik maçta bile tribünlerin önemli bir kısmı, yine boş kaldı.

Yakaladığımız bu genç takıma, sahip çıkmalıyız. Kulübe bağış yapamıyorsak, bari maçlara gitmeliyiz.

Bursaspor yönetiminin, futbolcu maaşlarına garanti etmek için, sponsor desteği peşinde olduğunu okuyoruz.

Futbolcu ile yaptığı sözleşmeleri, sponsor firmalara devretmeyi düşündüğünü öğreniyoruz.

Ödeme gücü yüksek, sponsorlar bulmak şarttır.

Bir iki yenili sonucu, işi yarım bırakmayacak sponsorlar, bulmak şarttır.

Bursaspor’un bu sene, bu gençlerle ulaşacağı şampiyonluk, on yıl önce yakaladığımız, süper lig şampiyonluğu kadar, önemli olacaktır.

Maç sonrası, Altıparmak Caddesinde duyduğumuz korna sesleri, halkın beklentisini göstermiştir.

Taraftar olarak mali sorumluluklara bizde katılmalıyız.

Bir kere, 40 bin kişilik stadı, mutlaka doldurmalıyız.

Küfürlü tezahuratlar nedeniyle, kulübümüzün ceza almasından, kaçınmalıyız.

Geçen sezon, küfürlü tezahurat yüzünden, en fazla ceza alan takımın, Bursaspor olduğunu hatırlamalıyız.

Son üç sezonu, küme düşme tehlikesiyle yaşadık bu sene, yeni bir hafta açtık.

Yeni bir heyecan yaşıyoruz.

Sorumluluğu yönetimle ve futbolcu kardeşlerimizle birlikte, paylaşmalıyız.

Ve bıkmadan usanmadan, son maçın son dakikasına kadar, destek vermeye devam etmeliyiz.

Günün Sözü:

Savaş kimin haklı olduğunu değil, Kimin geriye kalacağını belirler.” Russell”

 

12 Eylül ve 15 Temmuz Darbeleri

12 Eylül ve 15 Temmuz Darbeleri

12 Eylül darbesi öncesi, hem sağ görüşlüler, hem de sol görüşlüler, aynı odaklar tarafından desteklenmiş ve kışkırtılmıştı.

Terör ve ölümler devam ederken, Cumhurbaşkanını bile seçemeyen siyaset darbeci generallere altın bir fırsat vermişti, Halkımız ve iş dünyası, askeri darbeyi bekler hale gelmişti.

12 Eylül Darbesi komuta kademesi disiplini içinde, yapılmıştı.

Ve iş dünyasından büyük destek almıştı.

15 Temmuz darbesi ise, farklı iki kesimin savaşı haline geldi. Erdoğan yanlıları ile Erdoğan karşıtları haline getirildi.

15 Temmuz darbesinde “FETÖ” ‘cu askerler ile Laik yapıdaki askerleri bir araya getiren, “ortak Erdoğan nefreti” olmuştu.

Ama Devletin ve sistemin yanında olanlarda vardı.

Darbe gecesinin, en gergin Saatlerinde konuşma yapan, Birinci Ordu Komutanı da, bunlardan biriydi.

12 Eylül Gecesi, darbe sırasında kan akmamıştı.

Ama sonrasında, 50 kişi idam edilmişti.

650 bin kişi, gözaltına alınmıştı. 171 kişi, işkence altında ölmüştü 23 bin dernek kapatıldı.

31 gazeteci ceza evine girmişti.

Kısacası, darbe sonrası yaşanan şiddet ve hukuksuzluk, halkın hem canını acıtmış, hem de işsiz kalmasına sebep  olmuştu.

15 Temmuz ise, bir kalkışma niteliğindeydi. Daha ilk gece, 251 vatandaş hayatını kaybetmişti.

Pek çok siyasetçi ve iş adamı korku ve merakla, maçın sonucunu beklemişti. Darbe gecesi Kılıçdaroğlu, tankların arasından sıvışacağına, sert tepki gösterebilseydi, hem kendi kaderini hem de (CHP)  nin kaderini, değiştirecekti.

Gerçek lider, böyle büyük finallerde, yakaladığı gol fırsatını kaçırmaz, verdiği hızlı ve riskli kararla, tarihi not düşmekten kaçınmaz.

Kılıçdaroğlu’nun havaalanında, tanklara göstereceği tepki, “gerçek bir demokrasi hamlesi” olacaktı.

Erdoğan ise, havaalanında, kendisine uzatılan telefon fırsatını, iyi kullandı.

Büyük bir krizi, fırsata çevirmeyi başardı.

Türk seçmeni, 1 Mart teskeresi müzakereleri sırasında, Deniz Baykal’ın Amerika’ya karşı verdiği mücadeleyi, unutmaz.

Ve Mecliste bu mücadeleyi veren Deniz Baykal’ın Amerika Feto ortak yapımı, bir kaset komplosu ile, Kılıçdaroğlu’nu (CHP)nin başına geçirdiğini de hiç unutmaz.

Günün Sözü: Oyun bitince, sahte piyonda, aynı kutuya konur.”İtalyan Atasözü”

 

Milli takımımız İyi Yolda

Milli takımımız İyi Yolda

Milli  takımımızın Andorra  ile yaptığı maç bizi endişelendirmişti.

38 yaşındaki Emre’yi en tehlikeli yerde görev yaparken, tedirgin bir biçimde, seyretmiştik.

Hakan Çalhanoğlu, bir türlü oyuna ısınamamıştı. Genç Güven’in de böyle büyük sorumluluğu henüz taşıyacak düzeyde olmadığını, görmüştük.

Kısacası, fark beklediğimiz Andorra maçından, son dakikada Ozan Tufan’ın golüyle, sıyrılmıştık.

Moldova maçı ise, bizi kendimize getirdi.

Suskun Cenk Tosun ve Yusuf Yazıcı’yı, yeniden kazandık.

Kritik ve şahane bir gol atan Deniz’i, yakından tanıdık.

Hakan’nın, daha fazla gayrete geldiğini gördük.

Aslında Moldova maçında, çok iyi mücadele ettik.

Ve bu mücadeleyi, dört güzel golle süsledik, en önemlisi, çok kalabalık kadrodan, iskelet bir kadro çıkarmayı, becerdik.

Artık birkaç yer dışında, kimin nerede olacağını, tahmin edebiliyoruz.

Şimdi yeni sakatlıklar yaşamadan, bu kadroya gözümüz gibi bakmalıyız.

Bu kadroya Cengiz Ünder’de eklenirse bu takımın hızına, hiçbir takım dayanamaz.

İzlanda’nın, eski İzlanda olmadığını görüyoruz.

Bu İzlanda artık yaşlandı.

Ve birkaç yıl önceki ruhunu ve popülerliğini kaybetti.

Grubumuzdaki, Arnavutluğun bile, İzlanda’dan daha iyi bir derece olması, sürpriz sayılmaz.

Görünen o ki, bu takım Avrupa şampiyonasında, iyi derece yapacaktır.

Çünkü bu takımda,diğerlerinden çok üstün birkaç yıldız yerine, birbirlerine yakın, çok sayıda yıldız var.

İşte bu durum rakabeti kızıştıracaktır, Bu rekabet hem takımın hem de Türkiye ‘nin, lehine olacaktır.

Günün Sözü:

Savaşın sevkini almak isteyen Türklerle savaşmalıdır.”Tausend”

 

Enflasyon Düşecek Ama Yine Çıkacak

Enflasyon Düşecek Ama Yine Çıkacak

Bu yılın başından beri, ekonomide “eski –büyümenin” devam ettiğini görüyoruz.

Eski büyümenin sonucu, Dolardaki tırmanmanın durulmasıdır.

Ve Enflasyondaki, düşüş trendine girilmesidir.

Nitekim Ağustos ayında, enflasyonun (16,65)den (15,01)e gerilediğini gördük.

Aslında, doğalgaz zammı ay sonuna denk getirilmeseydi, Ağustos ayındaki enflasyon, da yüksek olacaktı.

Hükümet Eylül başında ilan edilen enflasyon rakamının, düşük kalması için, doğalgaz zammını, bir sonraki aya itelemiş oldu.

Eylül ayında enflasyonun 9,5 ile 10,5 arasında bir noktaya gerileyeceğini düşünüyoruz.

Çünkü geçen yıl Eylül ayında bir aylık enflasyon, 6,30 çıkınca büyük bir şok yaşadık.

Bu Eylül ayı sonucunda çıkacak enflasyon rakamı, geçen yılki yüksek rakamı, ortadan kaldıracaktır.

Bu durumda Eylül ayında biraz yüksek oranda, bir düşüş yaşayacağız.

Ama Eylül ve Ekim aylarında ekonominin yine ısınacağını göreceğiz.

Doğalgazdaki zam, her alanda etkisini gösterecektir.

Kış masrafları, düğünler yıl sonuna doğru, piyasayı yine ısıtacaktır.

Kısacası bu yılı, tek rakamlı enflasyonla, bitireceğiz.

Ayrıca Suriye sınırında yaşayacak sıcak gelişmeler, tüm halkımızı hem ekonomik yönden hem de toplumsal yönden etkileyecektir.

Bu yılın üç çeyreğini, ucuz atlattık diye biliriz.

Ama önümüzdeki üç aylık dönemin, sadece ekonomik alanda değil, toplumsal, siyasal ve askeri alanlarda da, çok riskli geçeceğini, zannediyoruz.

Günün Sözü:

Azınlık bazen yanılabilir. Çoğunluk her zaman yanılır.”H.İbsen”

Genç Bursaspor İyi Yolda

Genç Bursaspor İyi Yolda

Umut veren genç Bursaspor’un, iskelet kadrosunu oluşturuyoruz. İki genç kalecimizi, şöhretli takımlara sattık.

Ama yeni transfer genç Çağlar, Eskişehir Maçını tek başına aldı desek, yalan olmaz.

Hele, uzun dağınık saçlı stoper Sedat’ı seyrederken, geçmişteki ünlü (Sedat 2)’yi anımsadık.

Çok çabuk, iyi kesici ve mükemmel yer tutan genç Sedat’ın, seneye çok ses getireceğini, hissediyoruz.

Genç Ali Akman, biraz dağınıktı ama çok çalışkan ve iyi niyetli idi.

Deplasmandaki Eskişehir spor maçı, ona bir numara büyük geldi.

Geçmiş senelerde, verimli olamayan Kubilay’ı bu sezon biraz daha hareketli görüyoruz.

Artık ağabey kunumunda olan Kubilay’dan bu sezon daha fazla sorumluluk olmasını, bekliyoruz.

Eskişehir maçının onucunu bakmayalım, birinci devre Eskişehir spor, çok baskılı oynadı.

İkinci yarıda, Kubilay’ın gününden sonra, Bursaspor maçı kazanabileceğine inandı.

Eskişehir deplasmanı, Karagümrük deplasmanından, çok daha zordu.

Karagümrük maçı, ilk maçtı ve Genç Bursaspor bu heyecanı, kaldıramadı.

Yalçın Hocaya kenar yönetiminde başarılı buluyoruz.

Çok Agresif değil, Ama pasif  olarak ta görmüyoruz.

Bu tarzını devam ettirmesini, diliyoruz.

Çünkü, kenar yönetiminde kart görüp, tribünlere yollanırsa, bu genç Bursaspor’un çok etkileneceğini biliyoruz.

Okan Buruk örneğinden, ders almalıyız.

Bu takıma şimdilik hedef koymaktan kaçınmalıyız, Hedefimiz maçları kazandıkça “önümüzdeki maça bakmak” olmalıdır.

Daha sezonun başında, bu genç kadroyu şampiyonluk stresinin içine sokmak, doğru değildir.

Günün Sözü: Bilgiye yapılan yatırım, En yüksek karı getirir.”B. Franklin”

 

Zeytin Festivalinin Ardından

Zeytin Festivalinin Ardından

  1. Uluslar arası Gemlik Zeytini Festivalini, coşku ile kutladık.

Kutlamanın 30 Ağustos bayramı ile başlayıp, 1 Eylül barış günü ile son bulması, çok şık bir rastlantı olmuştur.

Zafer zeytin dalı ve barış günü birbirine çok yakıştı ve birbirlerini tamamladılar.

Bu kutlamada, ilçenin dinamiklerinin festivale daha yakın durduklarını hissettik.

Kutlamanın ikinci günü Gemlik’teydik.

Şehir merkezindeki Atatürk parkında düzenlenen sabah kahvaltısını, merakla izledik.

Kahvaltı için seçilen yer, çok uygundu.

Merkezde ve halkın içinde olması, bu projeyi taçlandırdı.

Öğle saatlerinde ise narlı sitesinden Belediye başkanına ve deniz morundaki misafirlere, el salladık.

Başkan Sertaslan, sahil deniz projesine bu vesile ile, ilk adımını atmış oldu Bu festivalde, komşu zeytincilerle tam bir birliktelik sağlayamadık.

Uluslar arası boyutta bir katılım olmasını, başaramadık.

Ama Gemlik zeytininin gelecekte, Gemlik’i çok uç noktalara götüreceğine, inanıyoruz.

Festival projesinde, başkan Sertaslan, Kent konseyi Başkanı Çetinkaya’nın ve Sosyal İşler Müdürü Dilek Ağdemir’in, önemli katkılarının olduğunu biliyoruz.

Başkan Sertaslan’ın dediği gibi, Gemlik bir turizm kentidir.Bir tarih kentidir.

Bir ticaret kentidir Aynı zamanda, bir liman kentidir.

İçinde serbest bölgesi vardır.

Depoları ve antrepoları, vardır.

Ama her zaman birinci sırada,sofralık zeytini vardır.

Kayık menşeli dev zeytin tabağı ise, bu festivalin rengi olmuştur.

Günün Sözü: Bir çığlık, bir çığ getirir.”Soljenitsin”

 

Ak Parti Neden Geriliyor

Ak Parti Neden Geriliyor

Önce Peygamberimizin veda hutbesindeki başlığını, hatırlamalıyız.

Peygamberimiz hitap ederken, “Ey  Müslümanlar” demişti.

“Ey insanlar” demiştir.Ak Partide kurtuluş döneminde, muhafazakarlar, dindar, liberal, Milliyetçi ve hatta eski solculara bile, çok yakındı.

Tüm bu saydığım kesimlerin, lider sayılan kişileri ile, iç içeydi.

Yani Ak parti kuruluş döneminde tüm seçmenin yani insanların partisi olarak, görüldü.

Ak parti geniş bir seçmen gurubunun desteği ile, iktidara gelmişti.

Ama hem parti yönetimi, hem de devlet bürokrasisi, zamanla dindar ve  muhafazakar Ak Partililerin, tekeline girdi.

28 Şubat 1997 de, başörtülüler üniversiteye alınmayınca, bizde büyük tepki vermiştik.

Ak Parti yönetiminin, bu yasağı kaldırmasını destekledik.

Ama zamanla dindar muhafazakar kadroların başörtüsü ayrıcalığına döndürdüğünü, hissettik .

Başlangıçta, Ak Partiyi destekleyen merkezci, Milliyetçi ve eski solcu seçmen, Ak Partiden kopmaya başladı.

Halkımız başörtülü bir pilotu da, başörtülü bir Emniyet Amirini de, benimsemedi.

Ak partinin merkezdeki ve yereldeki yönetim kadroları da, başlangıçta partiye destek veren,bu farklı seçmen gruplarından, koptular.

Aslında seçmende rahmetli Özal’ında ve rahmetli Ecevit’i de birinci sıraya getiren, bu dağınık seçmen gurubundaydı.

Şimdi sayın Erdoğan, Ak Partiden kopan bu seçmen kitlesini, yeniden yakalamak istiyor.

Bu kitleyi büyük camiler yapmakla, yakalayamaz.

Bu kitleyi, muhafazakarlığı ön plana çıkararak, yakalayamaz.

Eğer, kuruluş ayarlarındaki gibi, tüm insanlara dönebilirse, belki bir şans daha yakalayabilir.

Akıllı seçmen, Ak parti ile sayın Erdoğan’ı da, birbirinden ayırmıştır.

Erdoğan’ı  Lider olarak kabul etse bile, Ak parti ile bağını gevşetmiştir.

Ak Partide olabilecek çöküşü ise, sınır harekatı ve (CHP) ve (HDP)birlikteliği, geriye atmaktadır.

Günün Sözü: Cisimleri gördüğüm gibi değil, düşündüğüm gibi boyarım “Picasso”