Köşe Yazıları

40 Yıl Önce Bir 19 Mayıs Töreni

40 Yıl Önce Bir 19 Mayıs Töreni

1981 yılındaki 19 Mayıs kutlamaları geçmişteki bayram kutlamalarından oldukça farklı olmuştu.

Ayrıca; 1981 yılı ATatürk’ün doğumunun 100. Yılına denk geliyordu.

Devlet başkanı ve askeri konsey başkanı Kenan Evren; tüm üst düzey bürokrasinin katılacağı törenlerin Samsun’da yapılmasını istemişti. Bu kararın ardından Samsun’da fabrikası ya da bölge müdürlüğü olan tüm devlet kurumlarının yetkililerinin şehre gitmesi istenmişti.

O tarihte genel müdürümüz olan Yücel Özden; bazı genel müdür yardımcıları ve daire başkanlarından oluşan bir ekip belirlemişti.

İthalat, ihracat ve gemilerle yapılan hammaddelere dair taşımacılıktan sorumlu çalışan olarak ben de heyetteydim.

Tören günü; genel müdürümüz Yücel Özden diğer kurumlardaki üst düzey bürokratlarla birlikte askeri konseyin ve  Kenan Evren Paşanın yakınında yer almıştı. Biz de istenilebilecek olası birifingler için toplu halde açık tgrübünde yer almıştık.

Tören bitince bizler Samsun fabrikamızın sosyal tesislerine döndük. Sadece genel müdürmüz bayram nedeni ile verilen yemeğe katıldı.

Daha sonraların tüm üst düzey bürokratların katıldığı böyle bir bayram kutlamasına şahit olmadık.

Tören günü hava çok sıcaktı ama kutlamalar muhteşem ve görkemli olmuştu. Aslında törenin Samsun’da olması ve atatürk’ün 100. Doğum gününe denk gelmesi çok şık bir rastlandı idi.

Çünkü; Gazi Mustafa Kemal ATatürk; teni devletimizin kuruluş temellerini ve ilk önemli adımını Samsun’da ve 19 Mayıs’ta atmıştı.

Ardından; Havza, Amasya, Erzurum, Sİvas ve nihayetinde Ankara’ya geçerek kurtuluş savaşını başarmıştı.

Bu vesile ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ülkemizin kurtuluşunda ve yeni devletimizin kuruluşundaki emekleri için her daim rahmet ve minnetle anıyorum.

Günün Sözü

Babadan gelen asillik

İnsanın gayretini kırar

Bacon

RAMAZAN BAYRAM ÖNEMİ VE ŞİİR’İM

RAMAZAN BAYRAM ÖNEMİ VE ŞİİR’İM

İslam aleminde önemli ay olan. Ramazan Ay’ını geride bırakarak. Ramazan bayramına kavuşmak ve Ramazan ayında yapılan tüm ibadetlerin huşu içinde yapılmasıyla bayramla beraber gerçek ihtiyaç sahiplerine, yetimlere gariplere, fakirlere, sadaka, zekât, fitre bolca vererek yardımların yapılmasıyla, bayrama girmek en makbulü olanıdır. Hz. Peygamber Efendimiz buyurur ki mescitlere giderek bayram namazların kılmalarını söylemiş ve dini bayram namazları ezansız ve kametsiz kılınan namazlar ve hutbeden önce kılınır. Bayram namazından sonra akraba, komşu, dostları ziyaret edilir ve küskün dargın olanlar barışarak helallik alınır. Allah kullarının günahlarını her daim af eder fakat şirk koşan kulların günahları affı değildir. Ramazan ayı boyunca huşu içinde ibadetlerini yerine getirenler. Rabbım bir yıllık günahlarının bu af ayın olmasında affı olmuştur inşallah.

*

Kur-anda. Ramazan bayramı açıklaması yok sadece bayram kelimesi ( Maide 114 ayet ) İşareti olarak. Hz. İsa’nın son yemeği anlamında din bayramlar hadislerde var. Hz. Peygamber Efendimiz. Medine’ye hicret ettiğinde, Medine’de halk tarafından kutlanan, Nevruz ve (Mihri can bayram sevgi anlamı) olarak kutlamaları görünce ve der, Allah sizlere daha hayırlısı olan bunların yerine sizlere, Ramazan ve Kurban bayramları hediyesidir. ( Sünen –ı Ebu Davut salatı 239)

*

Ramazan bayramı süsleri kavuşmak, kaynaşmak, sevgi, barış, huzur, kardeşlik günü olmasıyla buluşarak ikramlarla helalından yiyerek, içerek paylaşarak kutlamak ve çokça tekbirler getirilerek. Rahibimiz bu bayram günlerine sağlık içinde kavuşturduğundan dolayı şükretmektir. Bu duygu düşünceyle elveda Ramazan, hoş geldin Bayramı ve bu yıl ’ki Ramazan ve Ramazan Bayramı geçmiş yıllar gibi yaşayamadık. Çünkü korona virüsü nedeniyle ramazan teravi namazlarını camilerde kılmasak ta ve benzeri ibadetleri yapamasak ta, evlerimizde kalarak aynı duygular içinde yaptık ve Ramazan Bayramını da, aynı duygular içinde anarak sağlığımız için tedbir alarak huzur, sevgi, barış kardeşlik için bol dua, kötülükleri ve bu korona virüsü Rabbım bertaraf eylesin. Ramazan bayramı tüm insanlık alemine hayırlara vesile olsun. ”AMİN” Saygı hürmetlerimle güzel günler gelecekte birlikte olsun.

KALMADI ESKİ BAYRAM GÜNLERİ

Neşesi yok geçmiş unutulmuş,

Sevdalar tükendi azı kalmış,

Dostlar meclisten kaçar olmuş,

Neşesi gitmiş bayram günleri.

*

Zengin zaten evinde durmaz,

Kapılar kapalı misafir görmez,

Tatil diyerek hatır sorulmaz,

Garip şimdiki bayram günleri,

*

Çoğunluk çalar ayrı telde,

Saygı kalmamış başta üstte,

Yaşlının boynu bükük halde,

Sevgisiz olmuş bayram günleri.

*

Ülkemde yörelerin her köşesi,

Kalmadı tatlı sohbet muhabbeti,

İkramların zaten bitmiş lezzeti,

Bayramlar olmuş tatil günleri.

*

Yeter diyerek kelamı bitirdim,

Bu tespit doğru kırılmayalım,

Yazdım şiiri satırlara anlayalım,

Kalmadı eski bayram günleri.

14 Mayıs Çiftçiler Günü ve Bir Anı

14 Mayıs Çiftçiler Günü ve Bir Anı

1991 Irak savaşından beri petrol ile yattık petrol ile kalktık. Ama ABD’nin hedefi sadece petrol bölgelerine sahip olmak değildi. Amerika petrol- dolar ödeme sistemi ile dünyada dönen paranın kontrolünü amaçlıyordu.

Ama bir koronavirüs geldi, hepimizin önceliğini değiştirdi. Artık yeni dünyanın önceliği tarımsal üretimdir. Kısacası bu virüs nedeni ile önceliğimizi hatırladık. Yaklaşık 50 yıldır önce hedefimiz özel ve kamu fabrikalarında kadrolu bir iş bulmaktı.

Ailemizin arazileri olsa da hep fabrikalarda çalışmayı tercih ettik. Tarımın önemini unuttuk. Koronavirüs bize tarımı yeniden hatırlattı.

Sokak kısıtlamaları ilan edilince benzin istasyonlarını değil merketleri hatırladık ve doldurduk. Makarna, bulgur, pirinç stokları yaptık.  1989 yılında devlet bakanı Kazım Oskay başkanlığında bir heyet ile Cezayir’e görevli gitmiştik. Heyette kablocular, beyaz eşyacılar ve ilgili görevliler vardı.

Ben de gübre iş kolunun temsilcisi olarak heyette idim. Cezayir heyetinin en merak ettiği ve ilgi gösterdiği kamu görevlisi Toprak MAhsulleri Ofisi genel müdürü oldu. Ortadoğuda ve özellikle Kuzey Afrika’daki toplantılarda hep buğday isteği ile karşılaşmıştık.

O zamanlar dünyada tarımsal üretimi ile kendi kendine yeten ve başka ülkelere buğday  satan bir ülke olmakla övünürdük. O yılların üzerinden hemen hemen 30 yıl geçti ve biz yanlış politikalar uygulayan hükümetler nedeni ile tarımı arka planda bıraktık. Artık her türlü tarımsal üretimi dünyanın onlarca farklı ülkesinden ithal eder konuma geldik.

Tarım arazilerinin kıymetini bilemedik ve buraları imara kurban ettik.

Ama koronavirüs tarımın önemini bize çok acı şekilde yeniden hatırlattı.

Pek çoğumuzun 14 mayısın çiftçiler günü olduğundan haberimiz bile yoktur.

Bu virüs etkileri ve sonuçları itibariyle depremden bile daha tehlikeli hale geldi. Yakaladımı bırakmıyor ve ne zama gideceğini de bilemiyoruz.

Son olarak en kötü senaryoya göre aç ve susuz kalma ihtimalimizi düşünüp tarımı tekrar hatırlayalım ve dönüşü hızlandıralım.

Günün Sözü

İnsan İstedi mi pişman olmaya

Daima zaman bulur

Machiavelli

 

19 MAYIS 1919 ÖNEMİ VE ŞİİR’İM

19 MAYIS 1919 ÖNEMİ VE ŞİİR’İM

19 Mayıs 1919 Türkün tarihinde dönüm noktası olup! Mustafa Kemal Atatürk Samsuna bandırma vapuruyla gelerek, Türkiye Cumhuriyetine giden, yolda tarihte yerini almış ve Atatürk Samsuna ayak basmasıyla kurtuluş savaşının, başlamasında önemli rolü vardır. Yıl 1918 Birinci cihan savaşı kaybedilmiş, Osmanlı devleti parçalanmış, Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a geldiğinde işgal kuvvetlerini haydar paşa açıklarında görünce çok üzülerek, şu sözü demiş! “Geldikleri gibi giderler.” 19 Mayıs 1919 da atanın doğum günü. Atanın önem verdiği ülkenin gençliğine tavsiyesi, gençlik sağlam duruşu ve cesaretiyle vatan, millet, bayrak sevgisi, milli ve manevi kültür sevgisi, akılla, bilimle, eğitimli yüksek terbiye anlayışı, geçmişiyle geleceğini bilen, anlayan, birliğine güç katan, hür ve demokrasiye önem veren ülkesini düşünen, bir gençlik olmasını arzulardı.

*

Türkiye Cumhuriyeti Devletini yaşamasını ayakta tutan bağımsızlığını kollayan, koruyan, bir gençlik özelimim demişti. 19 Mayıs Türkün yeniden, diriliş günü olup ayağa kalkışı cesaretiyle teslim olmaması kimseye boyun eğmeyerek kul olmaması ve kulluk yalnızca Allah’a kul olma anlayışı diyerek, mücadeleyi devam ettirmiştir. Osmanlı Devleti son yılarda coğrafyasından kaybettiği toprakları işgal devletlerin katliam ve zulümleri 6 milyona yakın şehidi 400 bine yakın sürgünü yerinden olmuş 7 düvel emperyalist devletler bir olmuş topraklarını paylaşmış ve koca Osmanlı İmparatorluğunu dağıtılmıştı.

*

Gazi Mustafa Kemal paşa bir taka bandıma gemisiyle 19 Mayıs 1919 da Samsuna çıkarak yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasında. Türk Milletinin varlık şahlanışıyla kurtuluş savaşını vererek kurtuluşa giden yolda; 19 Mayıs 1919 güçlü ve planlı düşüncenin emperyalist devletleri yener. Bu mücadele mazlum milletler içinde cesaret vererek bağımsızlık abidesi olmuştur. 19 Mayıs 1919 kurtuluşuyla adına, Türk gençliğine bayram olarak hediye edilen 19 Mayıs Genlik ve Spor Bayramı Kutlu olsun. Allah’ım bu millete bir daha o zor günleri göstermesin. “Saygılarımla”

 

19 MAYIS GENÇLİK BAYRAMI KUTLU OLSUN

Bugün Samsunda doğan güneşi,

Türkün bağrında parlayan yıldızı.

Arasan yoktur bir benzeri,

19 Mayıs gençlik bayramı bugün.

*

Kurtuluş meşalesi yaktı Samsunda,

Vazgeçmedi ölüm olsa sonunda,

Yeşerdi gönüller Karadeniz ufkunda,

19 Mayıs Gençlik Bayramı bugün.

*

Ülkeme sonunda baharı geldi,

İşgal güçleri kovuldu gitti,

Bahçemizde renkli gülleri açtı,

19 Mayıs Gençlik Bayramı bugün.

*

Türk milleti unutma geçmişini,

Önder Mustafa Kemal Atasını,

Ona olan sevgin, saygısını,

19 Mayıs Gençlik bayramı bugün.

SÜKUNET…

SÜKUNET…

 

Mayıs ayının en güzel günlerindeyiz.

 

Gündüz saatleri güzeldir ama akşamları başka bir güzeldir mayıs ayı. Evin balkon kapılarını ve pencereleri açtığınızda dışarıdan gelen mis gibi bahar kokusu sanki kışın bütün tortusunu, pasını, hengamesini çekip alıveriyor hem yüreklerimizden hem de evlerimizden.

 

Çiçeklenen dallardan, can bulan ağaç yapraklarından yayılan ve taa ciğerlerimize kadar inerek, bayram ettiren bitkilerin kokusu da cabası.

 

Oldum olası sevmişimdir mayıs ayını. En çok da az önce bahsettiğim gibi doğa ananın yeniden canlanışına tanık olmayı…Sanki doğayla bir ben de canlanıyormuşum gibi gelir bana bu zamanlar. Yeniden ve bir kez daha diriliyormuş gibi hissederim kendimi! Tazelenen umutlarıma boyna umut ekler dururum bu ayda. İstisnasız her mayıs ayında böyle olurum ben. Yıllar geçse de bu hiç değişmedi benim hayatımda. Şartlarım ne olursa olsun veya nerede olursam olayım mayıs ayı akşamlarını daima sevmişimdir.

 

Hele şimdi, bir de bu satırları yazdığım şu anda sokağa çıkma yasağı sebebiyle dilleri ve kendileri lal olmuş insan kalabalığının da yokluğu ile yeryüzüne çöken sükunet, içinde olduğum anı daha da yaşanılır kılıyor benim için.

 

Hani neredeyse “korona bitse bile keşke arada sırada İSTANBUL’da sokağa çıkma yasakları ilan edilse” diyesim var.

 

Araba sesi yok, bağıran çağıran yok, hafta içi hafta sonu demeden saat bilmem kaçlara kadar düğün dernek telaşından atılan havai fişekler ve yüksek volümlü müzikler yok, olur olmaz sebeplerle çalan korna sesleri yok…Sizin anlayacağız kulakları tırmalayan olanca sesin hiçbiri yok.

 

Tam bir huzur ve sükunet hakim 2020 yılının mayıs ayı akşamlarında.

 

Normal zamanda kuşların seslerini bile duyabilmenin bir velinimet olarak kabul edildiği bu koca şehirde, onların tatlı sesleriyle birlikte kulaklarım en güzel müziği dinliyor sanki şimdi. Meydan onlara kalmışcasına her biri koro halinde eşlik ediyor doğanın güzelim bitki örtüsüne.

 

Dört duvar arasında da olsam yaşadığım en güzel mayıs ayı diyebilirim. Payıma düşen huzurda demlenirken ben, size de aynı huzur oranınca nice keyifli ve sağlıklı bahar günleri diliyorum.

 

Esen kalın .

 

SİYASİ İKTİDARLAR VE SİYASİ PARTİLER MİLLETİNE SEFALET GETİRME YERİ DEĞİLDİR VE ŞİİR’İM?

SİYASİ İKTİDARLAR VE SİYASİ PARTİLER MİLLETİNE SEFALET GETİRME YERİ DEĞİLDİR VE ŞİİR’İM?

Türkiye’de politika, günlük heves ve basit çıkarlarına göre siyaset yaparak, Siyasetin sefaletlerini getirmek hiç olmamalı, adam kayırma, devlet mallarını yok etme, liyakatsiz insanların çok önemli mevkilere getirilmesi, tutarsızlıklar, laf kalabalığı ile sürüp gitme yeri hiç değildir. Acılar ve geçim sıkıntıları, sosyal dengesizlikler, kadın cinayetleri, uyuşturucu gençler üzerinde etkisi, ahlak dışı gelişmeler, aile faciaları, yoksulluklar, yolsuzluklar, haksızlıklar, adalet ve hukuksuzluklar, milli ve manevi kültür erozyonları, sığınmacılar, birde korona virüsü salgını gibi birçok konular, bu milletin dar gelirli insanlarını çok sıkıyor. “Yetti artık!” dedirtecek durumda ve tehlike boyutları sosyal patlamalara doğru götürüyor. Siyasetçilere tepkiler ve güvensizlik artmakta ve İşlerin çığırından çıktığı söylentiler, yok darbeler, siyasetin ağız üslupları, algılar, korku salgıları, ülke gündeminden hiç düşmüyor. Dünyayı kasıp kavuran, bir korona virüsü salgını yayanla ve dar gelirli insanları çoğunlukta öldüren, geleceği meçhul olan ve ikinci virüs ise ekonomi olacağı aşikar olan, yine dar gelirli işinden aşından olan, geleceği umutsuz bir tablo görünen, ülkemin iktidarda ki siyasiler ve muhalefet, tüm siyaset birlik olması gerekirken, maalesef siyasilerin konuşma üs-lüpleri hiç değişmiyor. Korona belası sonrası dünyada gelişen düzen için birlikte güç olma yerine başata ülkeyi yönetenler ben bilirim ben yaparım düşüncesiyle, güç benim, benim dediğim olur, diyerek hem muhalefet, hem de milleti ayrıştırma söylemleri tehlikeleriyle dış ve iç görüntüsü birliğimizi yok etmeğe çalışan güç odaklarına “fırsat verme olmuyor mu”.

*

Çoğunluk dar gelirli seçmeniniz ne istiyor?  Artık Türkiye’nin birçok yerinde çöp dağları, su kesintisi, kanalizasyon sorunları, bozuk yol meselesi ve sağlık konusu fazla gündem olmuyor. Çünkü birçok yerel yönetimler alt yapı konularını % 60 oranında çözdü, seçmen birinci derecede isteği yerelde ve genelde iktidar ve muhalefet siyasilerinden, günlük politika yaparak değil hoşgörü çoğunluk halkının isteklerine göre ayrım yapmadan doğrular ve projeler üzerinden çareler arayarak hizmet bekliyor. Günümüz siyasetçileri halktan uzak, halkı Öt- eleştiren anlayış, algılar yapma anlayışı, hakaret söylemleri millet çoğunluğu çok rahatsız ve liyakat sahibi olmayanların baş tacı yapılması haksızlıklar, birçok cemaat ve bazı dernekler ve benzerlerinin ön planda olması seçmenin önemli şikâyetleridir. İkinci şikâyetler, bulunduğu cevrede iş, aş düzgün yaşam koşulları çevre güzelliği, hukukun üstünlüğü ve kazanca göre adaletli vergi, betonlaşmadan, trafik sorunları, görünüm mimaride ve estetikten uzak, depreme dayanıksız yapılar benzerleri ve nitelikli kültürel faaliyetlerden sosyal yardımlaşma ve benzeri konulardan, önemli şikâyetlerdir. Bu tespitlerin önlemi alınmazsa yarınlar daha büyük sorun olur ve Siyaset kurumları ve partiler önemli görevleri, başta, bu ülkeyi yöneten iktidar milletin çoğunluk isteklerini göz ardı edemez, bir an önce planlı doğrular üzerinden çözümler üretin, sorunlar belli uygulamalar sizlerin elinde adaletli doğru uygulamalar yapılırsa, halkın güveni artar birliğini içte ve dışta her türlü oyunlara karşı top yekûn birlikte ve iç cephede güçlü olur ve siyasi iktidarlara güven aratarak güven kazanır değeri olur. Misal şuan iktidar partisinin Sağlık Bakanına sağlık ekibine saygınlık ve güve insanımızın çoğunluk kesimi taktir ediyor ve demek ki! Doğru olan her şey taktire şayandır.

CÜNBÜŞ CURA SAZ’DA BİZİM AYIRAMAZSIN

Bizler bin yıldır kardeş olmuşuz

Türk, Kür, Laz, alevi ayıramazsın.

Bazen türkü bazen semah horansın

Kemanı, cümbüş, cura, sazı ayıramazsın.

*

Bunca yıldır birlikte hür yaşadık

Yaşamanın tadı tuzu emeği dirlik

Düşkünlere yardımı daim eyledik

Garibana öksüze yetime sen bağıramazsın.

*

Vicdan şaşmasın kararın adalet olsun

İnsanı rahatlat kazan gönüllüne dolsun

Ahiret yolunda sevabın bol olsun

Vurgun, talan, düzeni yüceltip kayıramazsın.

*

Sen atadan duydun öğrendin töreyi

İyi tanı yurdunda her yöreni

Analar yapardı tandırda aşı ekmeği

Açgözlü olup haksızı sen doyuramazsın.

*

Büyükler eskiden bir kere söylerdi

Evinde ocağı tüter yapardı aşını

Yemeği hazır olur komşuya paylaşandı

Sofrana dikkat et bağırıp çağıramasın.

*

Hırçın olup huzur ortamını bozma

Evinde düzenin tüten ocağı yıkma

Nefsine hâkim ol vicdandan çıkma

Cümbüş, cura sazda bizim ayıramazsın.

Kur Operasyonun Perde Arkası

Kur Operasyonun Perde Arkası

İki yıldan beri 4. Kez olmak üzere döviz kuru saldırısı ve  operasyonuna maruz kaldık.

Aslında tüm ulus olarak koronevirüs ile mücadeleye odaklanmıştık.

Hükümet bir yandan virüs ile mücadele ederken diğeryandan ekonomik kayıpların telafisi ile uğraşmakta idi.

Önce vatandaşa iban göstererek, diyanetin de fetvası ile vatandaşın fitre zekatına talip olarak yardım istemiş ardından da bankalarla mücadeleye girişmiş ve bazı isteklerde bulunmuştu.

Hükümetin bankalardan istediklerine ilk önce hükümet kontrolündeki kamu bankaları olumlu cevap verdiler.

Ama gerek yerki gerekse yabancı özel bankalar bu isteklere olumlu yaklaşmadı.

Ekonomi yönetimi destek için bir kaç kez ısrar etti ardından da faizleri 9 puana düşürdü.

Özel bankalar bu faiz indirimini hiç de beğenmediler.  Dar  gelirlilerin ve küçük esnafın kredi isteklerini geri çevirdiler ya da  sürekli oyaladılar.

Bir kaç aydan beri dövizle oynayan ama etkili olamayan bu çevreler hem ekonomik hem de siyasi anlamda bir operasyon yapmayı kafay koydular.

İşte dış kaynaklı ve iç bağlantılı bu 3 bankanın TL karşılığı olmadan yaptıkları döviz talebinin perde arkası budur.

Koronadan halkın bezdiği bir ortamda döviz fırtınası yaratarak hükümetin ve ekonominin yıkılmasını sağlamak istediler.

Aynı günlerde Türkiyeden İngiltereye gönderilen tıbbi malzemelerin standartlara uygun olmadığı dedikodusu çıkarmayı da ihmal etmediler.

Çünkü İranın bile ekonomik yardım için IMF ye başvurduğu bir ortamda Türkiye’ye de borç vererek hizaya geçirmeyi amaçlıyorlar.

Ayrıca salgından önce itibarsızlaştırılan şehir hastanelerinin salgındaki başarısı iktidar karşıtlarını yeni arayışlara itmiştir.

Görünen o li koronavirüs biraz yatıştıktan sonra BM de, Suriye de ve kıbrıs ta kartlar eyniden karılacaktır.

Türkiye ABD ile de Rusya ile de etkileşim ve iletişimini sürdürecektir.

Artık 40 yıldan beri AB kapısında bekleyen bir ülke konumundan çıkmalıyız.

Savunma gücümdem yoksun sağlık imkanları yetersiz ve birlik bağları çürümüş bir Avrupa Birliği artık özlenen bir hedef olmaktan çıkmıştır.

Günün Sözü

Hile oyunu kazandırsa da

Kaderi değiştiremez.

La Edri

 

 

Sosyal Mesafeli Anneler Günü

Sosyal Mesafeli Anneler Günü

Koronavirüs salgını annelerimize sarılmamızı ve onların ellerini öpmemizi engelledi.

Sosyal mesafe anlayışı hayatımızın her alanına girmiş oldu.

Ama yaşadığımız salgın annelerimize olan duygularımızı değiştiremez. Çünkü annelerimiz aileyi ir arada tutan çekim merkezleridir.

Anneler bir koruyucudur, bir kaynaktır. Hepsi birer fedakarlık örneğidir. Ne kadar dünya telaşı içinde olsak da anneler gününü es geçemeyiz.

Annelerimiz hayatta iseler her fırsatta ilgi ve sevgimizi göstermeliyiz.

Salgın hastalık görüşme yasağı koysa bile teknolojinin sağladığı imkanlarla onlara olan sevgimizi iletebiliriz.

Kaybetmiş isek mezar ziyaretlerine devam etmeliyiz. Çünkü onun bu ziyaretlerimizi hissettiğini anlarız.

Eli ayağı tutan her annenin fedakarlıktan kaçınmadığını iyi biliriz. Zaman zaman biz ona baksakta  onun bize de çocuklarımıza da öf demeden baktığını görürüz.

Kul hakkına inanıyorsak bir annenin evladına verdiği hizmetin kul hakkının en yüksek mertebesi olduğunu bilmeliyiz.

Anne sevgisini ve ilgisini sadece senede bir gün olarak değil bütün bir yıla yaymalıyız.

Belgesellerde de anneleri fedakarlığını görüyoruz.

Bir annenin yavrusuna gösterdiği sabır ve ilgiye şaşkınlıkla tanık oluyoruz.

Koronavirüs günlerinde annelerimize sarılamadık. Mezarlarını ziyaret edemedik. İnşallah bir sonraki senede bu eksikliği daha büyük bir muhabbetle telafi edeceğiz.

Anneler gününü batı icat etti diye es geçmeyelim. Çünkü anneler günü milli ve dini bayramlar gibi ortak paydada buluştuğumuz özel bir gün haline gelmiştir.

Tüm annelerin özel günlerini kutluyorum.

Günün Sözü

Anne her zaman haklıdır

O kadar çekmiş ve o kadar

Sevmiştir ki başka türlü olamaz

Sunderman

 

Koronavirüs ve Ekonomi Rakamları

Koronavirüs ve Ekonomi Rakamları

Koronavirüs, zengin fakir demeden tüm ülkelere yapacağını yapıyor.

Hızını ne zaman kesecek onu da bilemiyoruz.

ABD de insan kaybı 60 bini aşmış durumda.

İtalya, Fransa, İspanya ve İngiltere de ise 30 binlere yaklaştı.

Süper güç demene hepsini ekonomi rakamalrını çökertti.

İthalatlarını azalttı, ihracatlarını geriletti ve imalat sanayilerini durdurdu.

Tabiki tüm bu gelişmelerden ülkemiz de nasibini aldı. Ekonomimiz zor günler geçiriyor.

Bir tek iyileşme faiz oranlarının daha da azalması oldu.

Nisan ayındaki enflasyon yüzde 10,94 olurken faizlerde yüzde 9 lar seviyesinde kaldı.

Hükümet bu süreçte özel bankalara söz geçiremedi. O da faizleri indirrek bu bankalara sopa gösterdi.

Gelelim enflasyonun nisan ayındaki gelişimine. Ulaşım dibe çöktü. Alkol fiyatları tırmandı.

Bir çok üründe fiyatlar arttı. Özellikle gıd fiyatlarında olağandan fazla artışlar yaşandı.

İthalatımız yüzde 28 ihracatımız yüzde 41 azaldı.

İhracattaki azalma dış tücaretimize de yansıdı.

Sözün özü bu virüs zengin fakir dinlemedi. Her ülkeye eşit davrandı.

Her ülkede insan kaybı da yaşandı. Ekonomik kayıplar da yaşandı.

Artık hiç bir ülke; hiç bir güç bizi durdurumaz diyemeyecektir.

2019 Aralık ayından beri tüm dünya endişeli bir bekleyiş içindedir.

Hiç birimiz rahat rahat tatil yapayacağız. Rahat rahat alışveriş yapamayacağız.

Koronavirüs belki bir kaç ay içinde hızını kesecektir ama üzerimizde bıraktığ izler kolay kolay silinmeyecektir.

Günün Sözü

Kalem aklın dilidir.

Cervantes

 

 

 

 

 

Neler Eskisi Gibi Olmayacak

Neler Eskisi Gibi Olmayacak

Koronavirüs sonrası en büyük travmayı ortaöğrenim öğrencileri yaşayacaktır.

Dershanesiz, öğretmensiz, arkadaşsız bir eğitim süreci sosyal yönden bir gerilemeye yol açacaktır.

Çünkü o çağdaki bir çocuğun gelişiminin, okuduğu derslerden ziyade yaşadağı sosyal ortam ile ilgili olduğunu çok iyi biliyoruz.

Erişkin olarak bizler de bir değişim süreci geçireceğiz.

Kalabalık v e havasız AVM lere girmeten kaçınacağız.

50-60 kişilik stadyumlarda dipdibe maç izlemekten ürkeceğiz.

Ev ibadetlerimiz aksamasa bile tamamı ile cemaatle yapılan ibadetlerden tedirgin olacağız.

Belki de bu yaz ayında Kumla’da yaşanan kalabalıkları görmeyeceğiz.

Eskiden olduğu gibi metrrolarda, otobüslerde yoğun kalabalıklarla seyahat etmeyeceğiz.

Bundan böyle büyük stadyum, büyük avm, büyük pazarlardan, büyük camilerden kaçınacağız.

Maddi durumu daha iyi zengin kesimlerin bahçeli evlere yöneleceğini göreceğiz.

Normal hayatımızda da değişimler yaşayacağız.

Eş dostla yaşanan sarılmalar öpüşmeler tokalaşmalar asgari düzeyde kalacaktır.

Eskisi kadar alışveriş merakımız kalmayacaktır.

Sosyal mesafe sadece bu günlerle kalmayacak ilerleyen hayatımızda da her aşamada kendini gösterecektir.

En önemlisi de sadece biz değil tüm dünya her an yeni bir salgın tehdidi ile yaşamaya alışacağız.

Kısacası eskisi kadar tadımız tuzumuz kalmayacak artık.

Salgın döneminde tüm ülkeler biribirlerinin özelliklerini ve kabiliyetlerini yakından tanıma fırsatı buldular.

Türkiye kendisine geçmişte düşmanlık yapanlar da dahil olmak üzere 56 ülkeye tıbbi yardımda bulundu.

Geçmişte katsayı adaletsizliği ile önünü kestiği meslek liselerinin önemini bir kez daha anlamış oldu.

Ayrıca bundan sonra kendi menfaatlerini millet menfaatlerinden daha üstün gören başta bankalar olmak üzere işletmelerin zarar göreceğine şahit olacağız.

Günün Sözü

Güzel bir yüz

İyi bir tavsiye mektubudur.

Syrius