Köşe Yazıları

SINAV KAYGISI NASIL GİDERİLİR?

SINAV KAYGISI NASIL GİDERİLİR?

Korku bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü durumudur diye tarif edilir. Sınav korkusunda üzüntü hali daha az belirgin olmakla beraber ağırlıklı olarak kaygı, endişe durumu hâkimdir. Kaygı, endişe durumu korkunun artması halinde, panik haline gelebilir ki bu en tehlikeli haldir.

Öğrencimiz sınav esnasında bırakın soruları dikkatlice okuyup çözmeyi, bazen kâğıdı bembeyaz ve boş görür yani soruları bile göremez. Sınav kaygısını bu derece ya da buna yakın hisseden bir öğrencinin Lgs veya Ayt gibi sınavlarda iyi okulları kazanması düşünülemez. Dahası hayatta başarılı olması da çok çok zordur. Çünkü aşırı korku ve panik zamanla öğrencide özgüven eksikliğine sebep olur.

Sınav korkusu yaşayan öğrencilere ‘korkma, endişelenme, biz sana güveniyoruz vs.’ sözlerle destek olmak isteyen anne babalar çoğunlukla başarıya ulaşamazlar. Çünkü sorun ebeveynlerin genellikle farkında olmadığı bir yerdedir. Aslında öğrencilerimiz bile neden sınav stresi sınav korkusu yaşadığını bilmemektedir.

Sınav korkusu ve paniğinin ana kaynağı genellikle konuların içindeki ufak tefek eksikliklerdir. Size tuhaf geldi değil mi? Müsaade ederseniz size izah etmeye çalışayım.

Sınav kaygısı yaşayan, sınavlara panik halinde giren bir çocuğunuz varsa ona şu soruyu yöneltin lütfen.

Yarın sabah bir sınava girecek olsa ve konusu da şöyle olsa; 1 den 10 a kadar olan sayıların toplanması, yani 5+6 gibi yada 9+4 gibi sorular sorulacak olsun. Böyle bir sınav için;

—-Öğrencimiz gece sınav stresinden uykusuz kalır mı?

—- Hayır.

—-Sınav sabahı yediği kahvaltıyı değiştirir mi?

—-Hayır.

—Sınavda hiç heyecanlanır mı?

—-Tabii ki de hayır…

—-Sınavda aşırı derecede panik yaşayıp çarpıntı, yüzünde gerilme olur mu veya karnına ağrılar saplanır mı?

—-Tabii ki yaşamaz.

Gördüğünüz gibi öğrencimiz hiç sıkıntı yaşamadı çünkü tamamen bildiği hâkim olduğu yerlerden sınav yapıldı. 1 den 10 a kadar olan sayıların toplamı her öğrencinin çok rahat yapabildiği işlemlerdir. Peki, öğrenciler neden sınavda strese girer? Cevabı çok basit çünkü konulara tam hâkim değildir. Yani ya sınav konularını bilmiyor ya da genel olarak konuyu öğrenmiş olsa bile konu içinde eksik bıraktığı, tam olarak çalışıp öğrenmediği bazı eksik noktalar var.

Örneğin üslü sayılar konusunu genel olarak biliyor ama negatif üs konusu hoşuna gitmediği ya da zor geldiği için yeterince çalışmamış ya da detaylı soruları çözmek için uğraşmamış, böylelikle üslü sayıların alt ünitesi olan negatif üs konusunu kavrayamamıştır. Dolayısıyla arada bir aklına geliyor ya sınavda çıkarsa diye… Sonra köklü sayılardan başka bir bölüm eksik kalmış, çarpanlara ayırmadan 2-3 yer eksik kaldı. Hayda! onlarca eksik konu ve yüzlerce defa sene içinde korku dolu düşünceler… Ya bu eksik kalan konudan soru çıkarsa diye iç geçirmeler… Üstelik tüm bu eksiklikleri sadece matematikten düşünmeyin Türkçe, Fen, Sosyal vs. her bir eksiklikle öğrencimizin içine korku düşmüştür. Sınav paniğini o yaşamasında kim yaşasın? Tabii ki panikleyecek tabii ki karnına ağrılar girip belki de korkudan soruları bile göremeyecek.

Hâlbuki her konuyu detaylarıyla beraber öğrense yani konu içinde eksiklik bırakmasa, kendisine zor gelen ya da çalışmak istemediği, sevmediği konuları da çalışsa bu sorun hiç yaşanmayacaktır. Konulara hâkim olduğu için tam bir özgüven içinde rahatça sınava girip, güzel netler yapıp yüksek puanlar alacaktır.

 

 

 

 

Toparlayacak olursak sınav stresi yaşamak istemeyen veya yaşayan öğrencilerimiz çözüm olarak konu içlerinde eksiklik bırakmamalıdır. Yani zor gelen her konuyu çalışmalı onu zorlayan her soruyla canla başla mücadele etmelidir. Şu konuyu sevmiyorum, şu soru tipini beğenmedim diye üşengeçlik yapmamalı tüm konuyu her ayrıntıyı detaylarıyla beraber öğrenmelidir. Bakın o zaman zerre kadar sınav korkusu kalıyor mu?

Konularını en ince ayrıntılarına kadar öğrenip sınavlarda üstün başarılar elde edip hayatta hak ettiğiniz yerlere gelmeniz dileklerimle. Hoşça kalın.

Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

 

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

(Sınavlarda üstün başarı için, mutlaka Youtube Ömer Karaman kanalımızı takip ediniz)

Bursaspor Yılı Galibiyet ile Kapattı

Bursaspor Yılı Galibiyet ile Kapattı

Maçlar oynandıkça genç Bursaspor artık her maçta bir yıldız oyuncu çıkarmaya başladı.

Gücünü ekonomik kullanmayı ve maçın tüm dakikalarına yayması becermeye başladı.

Eskişehir spor maçının yıldız futbolcu ise Cüneyt Köz idi.

Cüneyt Köz’ün atılan her iki golde de payı büyüktü. 40 metreden attığı kontra bir pas ile Burak Kapacak’ı gol yoluna sokmayı başardı.

Burak Kapacak da attığı nefis gol ile bu güzel asistan hakkını vermiş oldu.

Ali Akman’ın artık çakılı bir santrafor görüntüsünden kurtulduğunu görüyoruz.

Göztepe ile yapılan kupa maçının kahramanı Batuhan Kör ise son iki maçta durgun bir görüntü verdi. Sezon başında tecrübeli takımların çocuk gibi gördüğü genç Bursaspor’un ertık agresif bir oyun sergilediğine tanık oluyoruz.

Doğru ve hızlı top çevirmeyi beceren bu genç Bursaspor’a maçların yetmişinci dakikasından sonra hiç bir takım dayanamaz.

Ama Eskişehirspor maçının son dakikalarında büyük sıkıntılar yaşadık.

Şimdiye kadar hiç galibiyet alamanış Eskişehirspor’un Bursaspor maçlarında çok hırslı ve çok agresif oynadığını görüyoruz.

Nitekim uzatma dakilarında az daha maça ortak oluyorlardı.

Bu kadar genç ve üst derecede yetenekli bir kadro her zaman bir araya gelmez.

Bu kadroya sadece idman sahasında eğitim vermek yetmez. Hepsini psikososyal açıdan da eğitmek gerekir.

HEpsi bir anda hem ülke gündemine hem de Avrupa gündemine oturdular.

Birbirleri ile olan rekabetin hem kendilerine hem de takıma zarar vermeden oluşması gerekir.

Burak Kapacak’ın attığı golden sonar verdiği beden dili mesajıve Batuhan Kör’de iki haftadır görülen durgunluk dikkatle yorumlanmalıdır.

Günün Sözü

Ders alınmış başarısızlık

Başarı demektir

Forbey

Sevgili öğrencim;

Sevgili öğrencim;

Bu mektup sana. Sen hatırlamazsın. Annen ve baban senin dünyaya gelmeni tatlı bir heyecanla bekliyorlardı. Acaba kız mı erkek mi? Diye düşünürlerken bir yandan da sana kıyafet, beşik hazırlama ve seni en güzel şekilde büyütme derdine düşmüşlerdi.

Sen doğduğunda dünyalar onların olmuş tarif edilemez bir mutluluk yaşamışlardı. Seni imkânlarınca beslediler büyüttüler ve kendini koruyamadığın zamanlarda seni koruyup kollamaya çalıştılar. Bebeklikten çocukluk yıllarına, çocukluktan okul yıllarına kadar hiçbir menfaat gözetmeden bir tek karşılık beklemeden sana gözleri gibi baktılar. Hele annen, cennetin ayaklarının altında olduğu annen; deyim yerinde ise senin için saçını süpürge etti. Gecelerini gündüzlerini sana feda etti. Belki yaptığın bir sürü kabahati üstlendi sırf baban kızmasın sen korkma ve üzülme diye.

Bak şimdi okul çağındasın ve ailenin senin eğitiminle ilgili bebekliğinden beri kurduğu bir tek hayali var. Okuyup öncelikle kendi ayakları üzerinde durmanı, daha sonra ise vatanına, milletine ve tüm insanlığa faydalı olmanı istiyorlar. Bütün çabaları bütün istekleri sadece bu ve emin ol senden hiçbir menfaat beklemiyorlar.

Sana bakıyorum da… Elinde telefon tablet ders çalışmıyorsun. Adeta dijital bağımlı olmuşsun. Annen baban seni zorlayıp elinden alsa, seni ders çalışman için masaya oturtsa bu defada dersi anlayamıyorsun. Çünkü aklın telefonda kalıyor, bilgisayardaki oyunu düşünüyorsun sürekli, onları düşünmekten kendini derse vermiyorsun. İstiyorsun ki hep rahat olayım hep geçiştireyim. Sınavları kazanmaya değil, günü kazanmaya çalışıyorsun

Bugünü atlatma derdindesin. Yarın ne yapacağınla ilgili ne bir fikrin nede planın var. Belki de yarın ders çalışmaya başlarım diyorsun ama hep bahsettiğin ders çalıştığın planlı programlı olduğun o yarınlar yıllardır gelmedi bir türlü. Sıkı sıkıya çalışmaya bir türlü başlayamadın. Ne olacak senin bu halin?

Bak aslanım, bak prensesim okul hayatı dediğimiz kısa bir yoldur ve tekrarı yoktur. Bu yolun sonunda başarılarla dolu mutlu bir hayata kavuşmakta senin elinde. Bahaneler üreterek, tembelliğe devam ederek, sistemi eleştirerek düşük kalitede bir hayat yaşamak ta senin elinde.

Zaman su gibi akıp gidiyor kendini zorla otur derslerine sıkı sıkıya çalış. Kendine büyük hedefler koymalı büyük işler başarmalısın. Annen baban ve öğretmenin olarak sana güveniyoruz.

Zekisin potansiyellisin güçlüsün bunları biz biliyoruz fakat bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmez ya da kullanmaz isen hayatta başarılı olamazsın. Derdest olur gidersin. Yani mahvolursun.

Daima sabırlı azimli ve iradene sahip ol. Günlük çalışmalarını aksatma. Her çalışmanı vaktinde zamanında tamamla.

Her yıl sınavlara milyonlarca öğrenci giriyor, yani bu konuları çalışmak öğrenmek zorunda kalan sadece sen değilsin. Ayrıca ilimle uğraşmanın tadı dünyada başka hiçbir şeyde yoktur. Ah bir dünyasına girebilsen neler yaşayacaksın. Sen zannediyor musun ki gece gündüz çalışan öğrenciler zorla çalışıyor? Keyif almasalar bu kadar uzun süre çalışabilirler mi? Tabii ki de müthiş keyif alıyorlar.

Sen ders çalışmaktan keyif almıyorsan henüz alışma safhasındasındır. Kendini belli bir süre zorla çalışmaya alışırsın. (Masa başında kalıp çalışmaya alışmalarıyla ilgili benim öğrencilerime kullanıp müthiş faydasını gördüğüm bir teknik vardır. Youtube Ömer Karaman kanalımdaki videomuz aşağıdadır)

Sevgili öğrencim bu tavsiyelerimi defalarca oku, iyice hafızana al ve uygula kazanan sen olacaksın inşallah. İçindeki potansiyeli cevheri bizde biliyoruz sende biliyorsun bunu ortaya çıkartmaya ne dersin. Gel bu yolda beraber yürüyelim annen baban yakınların ve Ömer hocan elinden geldiği kadar sana destek vermeye hazır. Zorlandığın yerleri işin içinden çıkamadığın şeyleri bana yaz. Ben sana yardım için buradayım…

Unutma sıkı sıkıya çalış sorunlarla karşılaşırsan klavyenin bir tık uzağındayım. Seni seven ve sana saygı duyan öğretmenin Ömer karaman

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

(Sınavlarda yüksek başarılı olmanız için, mutlaka Youtube Ömer Karaman kanalımızı takip ediniz)

Polikistik Over Sendromunda (PCOS) Nasıl Beslenmeliyiz?

Polikistik Over Sendromunda (PCOS) Nasıl Beslenmeliyiz?

Polikistik over sendromu yumurtalıklarda iyi huylu ve küçük küçük, içleri su dolu kistler oluşmasıyla gelişir, adet düzensizliğiyle kendini gösteren, aynı zamanda kilo artışı, vücutta tüylenme ve sivilce oluşmasına neden olan bir kadın hastalığıdır.
Polikistik over sendromuna genellikle insülin direnci eşlik eder. İnsülin direnci olduğu için kilo artışı görülebilmektedir veya kilolu olunduğu için insülin direnci oluşmaktadır.
Peki polikistik over sendromunda nasıl beslenilmelidir?
1. Glisemik indeks değeri düşük besinler tercih edilmelidir. Yani kan şekerini aniden değil yavaş yavaş yükselten besinler tercih edilmelidir; örneğin muz yerine elma, süt yerine yoğurt tercih edilebilir. Bu tür besinler insülin seviyelerinin düşmesini sağlayarak kilo vermeye yardımcı olur.
2. Günlük su tüketimi 2 litrenin üstünde olmalıdır. Su tüketiminin artmasıyla birlikte metabolizma hızlanacaktır ve vücutta yağlanma azalarak PCOS gerileyecektir.
3. Basit şeker içeren besinler tüketilmeyerek posalı besinlerin tüketimi arttırılmalıdır. Örneğin sebze yemekleri, salata, baklagiller, meyveler tüketilmelidir. Meyve şekeri; meyve ölçülü tüketildiği sürece sorun olmayacaktır ancak basit şeker ve birçok besinde bulunan glikoz şurubu kan şekerini aniden yükseltip aniden düşürerek insülin seviyelerini oynatmaktadır bu şekilde vücut yağ oranı artarak PCOS tetiklenmektedir.
4. Karbonhidrat oranı düşük; protein oranı yüksek olacak şekilde beslenilmelidir. Bu şekilde hem yağ yakımı hızlanacak hem de uzun süreli tokluk sağlanacaktır.
5. Çok yağlı veya kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır. Fırınlama veya haşlama yöntemleri tercih edilmelidir.
6. İşlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır, bu tarz besinler; karbonhidrat içeriği yüksek olduğu ve çoğu glikoz veya mısır şurubu içerdiği için insülin seviyelerini oldukça etkileyerek kilo artışına sebep olmaktadır.
7. Gün içerisinde en az 1 saat egzersiz yapılmalıdır; yapılan diyet sporla desteklendiği sürece kilo kaybı daha fazla olacaktır.

ÇOCUĞUNUZDA DİKKAT EKSİKLİĞİ OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARSINIZ?

ÇOCUĞUNUZDA DİKKAT EKSİKLİĞİ OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARSINIZ?

Sevgili öğrenciler; Saygıdeğer anne babalar,

Dikkat eksikliğiyle ilgili size önemli bir uyarı yaparak yazıma başlamak istiyorum. Çoğu aile çocuğumda dikkat eksikliği var deyip doktorlarımıza başvurup ilaç kullanıyorlar. Tıbben dikkati belli saatler toparlayan ilaçlar vardır. Tıbba karşı değiliz mutlaka bir hastalıkla karşılaşınca önce hekime başvurmalıdır. Fakat burada çok önemli ve çok kritik bir nokta vardır. Dikkat eksikliği var diye doktora götürüp ilaç kullandığınız çocuğunuzda gerçekten dikkat eksikliği var mıdır?

Dikkat eksikliği iki türlüdür. Birincisi gerçekten de tıbbi olarak dikkat eksikliğidir. Bu kişiler ya da öğrenciler doktora gidip tedavi olmalıdır. İkincisi ise ilgi çekmeme kaynaklı dikkat eksikliğidir. Bu durumdaki öğrencileri boşuna doktora götürüp ilaç kullandırıp vücuduna zarar vermeyelim. Neticede ilaçların çoğu kimyasaldır.

Bilgisayar, tablet ve telefonlardaki oyunlar ve uygulamalar çok hızlı hareket ettiğinden dolayı, öğrencimiz masa başına geçip Matematik ve Türkçenin soğuk yüzüyle, yavaş ilerleyen ortamıyla karşılaşınca ister istemez sıkılırlar. Zaten şu andaki öğrenciler bildiğiniz gibi z kuşağı çocukları olduğu için bebekliklerinden beri rahat büyümüş ve hareket etmişlerdir.

Gün boyu Sosyal medyada takılıp oyun oynayan öğrencimiz masa başına geçip formül ve bilgilerle karşı karşıya kalınca sıkılması kaçınılmazdır. Öğrencimiz sıkılır, bunalır ve canı zaten ders çalışmak istemediği için masa başında ara ara başka hayaller kurarlar. Tam da bu esnada öğrenciyi gören anne baba bunu dikkat dağınıklığı zanneder. Hâlbuki değildir. Bu ders çalışmanın öğrencinin ilgisini çekmemesi kaynaklı bir durumdur. Tıbbi yani gerçek dikkat dağınıklığı değildir. Burada doktora ilaca gerek yoktur. Öğrenci biraz kendini zorlasa ya da dikkat toparlayıcı antrenmanlar yapsa (Youtube da dikkat eksikliği Ömer Karaman yazarak bu konuda detaylı bilgilere ulaşabilir siniz) sorun bir iki haftada ortadan kalkacaktır.

Peki, biz nasıl anlayacağız çocuğumuzda tıbbi dikkat eksikliği olup olmadığını? Çok kolay.

Çocuğunuzla bir dizi, sinema filmi veya program izlerken anne baba ben dalmışım en son şu sahnede kalmıştım sonrasını hatırlamıyorum dediği oldu mu hiç? Ya da oyun oynarken daldığından bir sürü puanlar kaybettiğinden bir türlü düzgün oyun oynayamadığından bahsetti mi hiç? Çünkü gerçek dikkat eksikliği olan öğrenci hayatının her anında yaşar bu durumu ve ara sıra dalmaları olur. Televizyon izlerken de dalar oyun oynarken de ve zamanla oyun oynayamaz hale gelir.

Bilgisayar, tablet ve telefonu oynarken cin gibi ama derse gelince dikkati dağılıyor. Hayır, bu dikkat eksikliği değildir. İlgisini çekmiyor, sıkılıyor ve başlıyor hayaller kurmaya o esnada da dalıyor.

Çocuğunuzda dikkat eksikliği varsa aşağıdaki yorum kısmına ya da mail adresimize yazınız. Konuyu daha da detaylandırıp çözüm yollarını inceleyelim.

Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için mail atınız…

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

(Eğitimdeki sorunlara tanım değil, çözüm üretiyoruz. Youtube Ömer Karaman kanalımızı mutlaka takip ediniz)

 

 “2020 YILI SON GÜNÜNDEN 2021 MERHABA VE ŞİİR’İM”

 “2020 YILI SON GÜNÜNDEN 2021 MERHABA VE ŞİİR’İM”

31 Aralık 2020’yılının son günü zaman denilen elle tutulmuyor sadece yaşanıyor ve hep birlikte bugünün başlayan saatlerinden geriye doğru sayarak bu günün son saatinden. 2021 yılına merhaba diyeceğiz. Her yeni yılda yeni umutlar, düşler, sevgilerle hayata tutunmak, keşke demeden geçecek zamanı iyi değerlendirmek ve işe yaramayan günler hiç gülmediğimiz günleri bilerek, bir önceki günden daha güzel umutları taşıyarak zamanı boşa harcamamak bilinciyle, yaşamın biçimlendiği yer? “Yine zamanın olmasıdır.”

 

Rabbim 2021 yılının tüm İnsanlık ve İslam âlemine her anını en güzel şekiller vermeyi, Covit 19 virüsü def olsun, terör belası yok olsun ve bütün hastalarımıza acil şifalar versin. Gül için dikene razı olmak, yoksa dikeni de gülü de ret mi olmak. Ülkemin kara parçasından semalarına yükselen sevgi gülleri bol olsun. Yeni yılın birlik, beraberlik içinde huzur, sağlık, bereket, mutluluk getirmesini dilerim.

BİR GÜNEŞİN DOĞSUN YENİ YILINDA

Dünyayı kavurdun git artık yeter,

Biraz güneş doğsun bu yeni yılda.

Dert sıkıntı kalması artık yeter,

Bir güneş doğsun yeni yılında.

*

Felaket yılı oldun bak aleminde,

Yıkıp devirdin kalan bunca eserinle,

Kıtlık geldi tattırdın kendi elinle,

Bari güneşin doğsun bu yılında.

*

Gözlerde yaş geçti günler ayları,

Çok canları aldın yükseldi sayı,

Kabı-re doldurdun dost akrabayı,

Biraz mutluluk olsun gelen yılında.

*

Umutlar tükendi bedenler hasta,

Paralar çekildi haneler yasta,

Kuru ekmeği çok gören başta,

Bir güneşin doğsun yeni yılında.

*

Acılar sefaleti sen getirdin bize,

Güzel haberleri sen gönder bize,

Çilelerin bitsin neşeni ver bize,

Bir umut getirsin yeni yılında.

*

Kelebek gibi uçsak çocuklar koşsa

Gözlerde yaşlar dinse sevinçler coşsa

Güçlü devlete milletin gönlü hoşsa

Bir güneşin doğsun yeni yılında.

Y.T: 31.12.2020

PLANLI VE PROGRAMLI ÇALIŞMA

PLANLI VE PROGRAMLI ÇALIŞMA

Güneş, dünya ve ay belli bir yörüngede sürekli akıp gitmektedir. Yıldızlar ve gezegenler belli zamanlarda belli dönme ve ilerleme hareketi yaparlar. Hücrelerimizdeki her bir organelin yaptığı planlı ve düzenli çalışmalar vardır. Dikkat edersek en büyük galaksilerden en küçük yapı taşlarına kadar evrendeki muhteşem düzen; hep planlı ve programlı bir şekilde,  aksamadan devam etmektedir. Tüm kâinattaki sistem böyle iken bir öğrenci nasıl olur da plansız ve programsız çalışarak muazzam bir başarı yakalayabilir? Ya da sınıfında okulunda Türkiye çapında müthiş başarılar elde edebilir? Tüm kâinat sistemli bir şekilde hareket ederken ve kâinat bu şekilde dengeli iken biz nasıl olurda rastgele çalışarak hayatımıza yüksek bir başarı veya bir ihtişam katabiliriz?

Plansız programsız yapılan çalışmalar hem verimsizdir, hem de kısa solukludur. Rastgele çalışan öğrenci hangi dersten? Hangi konuyu? Niçin? çalışacağını bilmediği için bir müddet sonra çalışmayı bırakacaktır. Çünkü onu motive edecek, ona yol gösterip eksik konularını tamamlayabileceği bir çizelgesi yoktur.

Planlı ve programlı çalışmanın sayısız faydaları vardır…

—Planlı çalışmak öğrenciye başarı getirir çünkü planlı çalışan öğrenci planını genellikle eksik konuları giderme üzerine yapar ve konular içindeki eksiklikler giderildikçe öğrencimiz yüksek notlar almaya, iyi netler yapmaya başlar.

—Derslerine günlük planlı ve programlı çalışan öğrencinin tüm hayatı düzene girer. Çünkü hayatının diğer alanlarında da düzenli ve sistemli çalışan bir kişi olur.

—Programlı çalışan öğrenci daha az zamanda daha çok bilgi elde eder. Ders çalışmaya ayırdığı vakit azalır. Sosyal hayatına daha çok vakit kalır.

—Programlı çalışan öğrencinin özgüveni gelişmektedir, çünkü elinde belli bir plan vardır ve buna göre çalıştığı için sınav netleri ve ders notları yükselmektedir.

Günlük programlı çalışmanın burada bahsedemeyeceğimiz kadar çok faydaları vardır. Peki, günlük planlı programlı çalışmaya nasıl geçelim? Ders çalışma programımızı nasıl oluşturalım? Günlük planın oluşturulması çok detaylı ve uzun bir konudur. Bu nedenle bu konuyu biz başka bir yazımızda irdeleyelim inşallah. (Yine de Youtube da ‘ Günlük ders çalışma programı Ömer Karaman’ yazıp çıkan videoyu dikkatlice izleyerek günlük çalışma programınızı düzgünce oluşturabilirsiniz.)

Lgs ve Ayt sınavları ve okul sınavları gün geçtikçe yaklaşıyor. Derslerimize sıkı çalışalım mutlaka günlük çalışma programımız olsun. Konulardaki eksikliklerimizi tespit edip buna göre çalışalım.

Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

Çalıştığınız konuları detaylarıyla kavrayıp gireceğiniz tüm sınavlarda üstün başarılı olmanız dileklerimle.

Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

Ömer KARAMAN

İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

(Eğitimdeki sorunlara tanım değil, çözüm üretiyoruz. Youtube Ömer Karaman kanalımızı mutlaka takip ediniz)

 

Ortaklardan Düşmanca Hamleler

Ortaklardan Düşmanca Hamleler

Ülke olarak, yeni bir yol haritası arayışı içindeyiz.

AB ye tam üyelik için yaklaşık 40 yıldan beri kapıda bekliyoruz.

Üstelik bir de anbargo tehdidi ile karşı karşıya kaldık.

Doğu Akdenizdeki haklarımızı korumaya uğraşırken kimlerin dost, kimlerin düşman olduğunu iyice anlamış oldu.

NATO ortağımız ABD ülkemize karşı bölücü ve yıkıcı bir politika izliyor.

Biz; darbeci FETÖ yü teslim et, bölücü YPG ye silah yardımı yapma dedikçe suçunu örtmek için her fırsatta Rusyadan neden  S400 aldın diyerek, bizi baskı altına almak istiyor.

Ana muhalefet partisi ve ortakları ise ” kontrollü darbe” ve ” YPG saldırmaz” söylemleri ile ABD ye cesaret vermeye devam ediyorlar.

İşte böyle bir ortamda AB ve ABD  gibi iki bölücü ortak yüzünden ülke yönetimi, yeni ortaklıklar arayışına girmiştir.

Rusya ile stratejik ortaklık ve enerji boru hatları anlaşmaları yapılmıştır.

Ayrıca yeni ipek yolunun önünü açmak amacıyla Çerkezköyden Çine ihracat treni gönderildi.

İngiltere ve Rusya gibi biz de Çini ABD yi dengeleyecek bir göç olarak görmeye başladık.

ABD ve AB nin bölücü hamlelerinin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin siyasi kararları ile de karşılaşıyoruz.

Bu mahkemenin hukuk dışı bölücü kararlarından ülke olarak usandık.

Bizi eski Yugoslavyanın pozisyonuna düşürmeyi amaçladıklarını hissediyoruz.

Biz bölgemizde saygın bir güç olarak devam etmek istiyoruz.

Bizim hiç bir ülkenin toprağında ve denizinde gözümüz olmadığını her fırsatta söylüyoruz.

Küresel güç olma hevesinde değiliz. Ama küresel güçlerin oyuncağı da olmak istemeyiz.

Başsağlığı

Görev yaptığı dönemde salgın hastalık nedeniyle vefat eden Gemlik Belediyesi Başkan yardımcısı Bayram DEMİR e Allahtan rahmet, sevenlerine de başsağlığı dilerim.

 

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SAĞLIKLI BESLENMEYLE OLUR VE ŞİİR’İM

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SAĞLIKLI BESLENMEYLE OLUR VE ŞİİR’İM

Bir ülke toplumunda öncelikle sağlıklı yaşamak için toplumun her kesimine eşit şartlarda hizmettir. Bilime dayalı sektör hakkında sürekli devamlı eğitim ve milli üretim ekonomisi ile paylaşımı, yanı sıra sağlıklı beslenme ve gelişimleri için tarım ve hayvancılık ’ta teknolojiye dayalı sürekli kontrol edile bilir doğal üretimdir.

 

Bugün ülkemizde, Türk halkının %45 sağlıksız beslenme ile karşı karşıya, Türkiye’de kişi başına yıllık et tüketiminin dar gelirli kesim de ortalama yıllık 8 ile 9 kg . Süt ürünleri genelde bu kesimde kişi başı yıllık tüketim 70 ile 80 litre olduğu ve araştırmalar böyle olduğu göstermektedir.  Birde gelişmiş ülkelerin, bu olmazsa olmaz sağlıklı bir insan için kişi başı tüketilen et ve süt ürünlerinin tüketimine bakalım,normal gelirli olan kışı başı yıllık et tüketimi 45 ile 55 kg arasındadır. Süt ürünleri kişi başı tüketimi 200 ile 330 litre arasındadır. Bu duruma bakınca ülkemiz toplumu için sağlıklı beslenen toplum denile bilir-mi.?

 

Et ve süt tüketiminin azalmasıyla birlikte en ucuz ve ulaşılabilir gıda olan makarna ve benzeri gıda ürünlerin tüketim artışı olması araştırma verilerinde en basit örneğidir. Konu hakkında acilen üretim seferberliğine gidilmeli. Kendi ürettiğimizi artırarak tüketme yoluna gidilmesi gerekiyor ki! Bu önemli sektörü verimli hale acilen getirilerek toplum temel ihtiyaçlarını istenilen düzeyde tükete bilsin. Tarım ve hayvancılık sek törel bazda üretimine önem vermeyen yönetimler gelecekte sağlıksız toplumla sosyal patlamaları getirir.

 

Siyasi iktidarların başlıca en önemli görevleri gıda güvenliğini, tarımı ve gıdayı stratejik bir sektör olarak görmüyorsalar, hem kalkınma için hem de ülke insanını sağlığı için çok önem verilmiyor demektir. Tarım için ülkemizde gerekli olan toprak, güneş, su hepsi elimizde var. Bu varlığımızı bir plan içinde kontrollü üretim ve bölgelere göre araştırma geliştirme ürün bazlı üretim verimliliği yapılırsa bu sektörü dışa bağımlı hale getirmenin bir anlamı-da kalmaz.

 

Türkiye’nin bu alanda dünya ile rekabette geri düşmemesi için aracısız çiftçiye, hayvancıya para kazandıracak ve bunun devamlı hale gelmesi isteniyorsa sektörün her alanını güçlü yapılandırması devletin kontrolü köylüye, küçük çiftçiyi koruma kollaması bilimsel verilerle sektörde üretim ekonomisinin oluşumuyla, sektörün planlı geliştirilmesi, konuyla ilgili meslekteki işsizliğinde çözümü olması ve yiyecek içecek benzeri sıkıntılar giderilerek sağlıklı toplumla, sağlıklı milli ekonomiye kavuşturulmasından geçmiş olur.

Hayatın sürdürülmesinde sağlık gerek, sağlıklı olmak karnı tok, yüzü güleç, anlı dik olması gerek, devleti yönetenlere güven güç adalet gerek, geleceğe umutla bakan düşünen sağlıklı toplum olması gerek.

YEDİ BÖLGENLE GÜZELSİN TÜRKİYE’M

Doğal yolların adalar kız kulen

Boğazlarda iki denizini diğerine bağlarsın

Ormanınla gün batışında efsane tarihsin

Yedi bölgen Marmara da güzelsin Türkiye’m.

*

Dağları ormanı denize dikine bakar

Irmakları gölleri şifalı suların var

Kalbinde yaşanmış o tarihinde kalıntılar

Yedi bölgen Egende güzelsin Türkiye’m.

*

Doğasıyla ovası yaylası bir başka

Mevla’m vermiş bu güzelliğe baksana

Tarihin düşün yaşanan ibretini alsana

Yedi bölgen Akdeniz de güzelsin Türkiye’m.

*

Dünyada eşi bir benzeri yoktur

Azgın denizi coşkun suları şifadır

Dağlarda pusu karı yağmuru boldur

Yedi bölgen Karadeniz de güzelsin Türkiye’m.

*

Gönüller güzeli Anadolu aynı kalsın

Tarihi evlerin sende anı olsun

Tuzlu göl gizemli balıklı kaplıcan

Yedi bölgen Anadolu’da güzelsin Türkiye’m.

*

Acıları ağıtları sevgiyi harmanlayan

Hz. Nuh İbrahim’e mahzarı olan

Efsane yollarıyla ovasında geçit veren

Yedi bölgen güneydoğunla güzelsin Türkiye’m.

*

Denizlerden yüksek olan karlı dağların

Her mevsimde farklı farklı güzelliğin

Güzergâhın hanların ipek yolu anıların

Yedi bölgen doğusuyla güzelsin Türkiye’m.

Y.T: 23.01.2017

SAĞLIKLI BESLENMEK PAHALI MI?

SAĞLIKLI BESLENMEK PAHALI MI?

Bugün ev ekonomisi hakkında konuşmak istedim sizlerle. Biraz gönlünüzü ferahlatmak, yapılan yanlışlar hakkında sizleri bilgilendirmek istedim. Sağlıklı beslenmek planlama yapıldığı takdirde pahalı olmayabilir. Burada ülkedeki enflasyon oranlarından ya da asgari ücretlerden falan bahsetmeyeceğim, biliyorsunuz ki ekonomist değilim. Bu sebeple sizlere vereceğim öneriler daha ziyade neyin yerine neyi koyabiliriz ve porsiyon ölçüleri hakkında olacak.

Öncelikle, ev için alınan şeylerden bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda özellikle herkesin evinde küçük çocuğu olsun olmasın bir aburcubur çekmecesi ya da sepeti olmaya başladı. Bugün bir paket cips çeşidine göre değişiklik göstermekle birlikte bir kilo elma ile aynı fiyatta. Üstelik meyveden alacağınız vitamin, mineral ve posa yerine metabolizmanızı bozacak, yoğun miktarda yağ içeriğinden bahsetmiyorum bile. Tavsiyelerime maddeler olarak devam edecek olursam:

  1. Aburcubur sepeti yerine büyük ve bol çeşitli bir meyve sepeti edinin. Aburcubur için haftalık olarak ayırdığınız parayı ne kadarına yeterse yetsin meyve almak için ayırın. Bir büyük paket cips ortalama yarım saatte bitirebilecekken bir kilo elma size 2-3 gün ara öğünlerde rahatlıkla yeterli olacaktır.
  2. Aylık olarak toz şekere ayırdığınız parayı kuru meyveler için yapacağınız harcamalara dönüştürün. Tatlı ihtiyacınızı bastırmak için yiyeceğiniz 3 hurma ya da 4 kuru kayısı ihtiyacınızı karşılayacaktır. Bu aşamada porsiyon ölçülerini kaçırmamaya özen gösterin. 4 kuru kayısı 1 porsiyon meyve demektir.
  3. Marketlerden alışveriş yapmak yerine semt pazarlarını tercih edin. Semt pazarlarında en taze ürünü en uygun fiyata bulabilirsiniz.
  4. Haftalık mutfak planlaması oluşturun. Pişireceğiniz yemekler bir hafta önceden belli olursa eksiklerinizi de oluşturduğunuz planlama doğrultusunda tamamlayabilirsiniz. Böylece dolapta çürüyen ve ziyan olan sebzelerin önüne geçebilirsiniz.
  5. Porsiyon miktarlarına dikkat edin. 1 köfte ortalama 30 gram kadardır. Sabah kahvaltısında yumurtasını ve peynirini yiyen bir kişi için akşam yemeğinde ortalama üç köfte yeterli olacaktır.
  6. Porsiyon ölçülerine dikkat edip mutfaktaki aburcubur, şeker, beyaz un için ayrılan paralar sebze, meyve ve ete aktarıldığında her şeyden yeteri kadar yiyerek hem sağlıklı hem de dengeli bir beslenme elde edebilirsiniz.