Köşe Yazıları

Sürpriz Dolu Bir Hafta

Sürpriz Dolu Bir Hafta

Süperliğin 12. haftasında beklemediğimiz  sonuçlarla  karşılaştık Haftanın en çarpıcı sonucu ise Trabzon sporun Sivas spordan 5 gol  yemesi oldu.

Şaşırtan olay Sivasın galibiyetinden  çok Trabzon’un 5 gol yemesiydi.

Trabzonun şampiyon adayı gibi gösterildiği günlerde yenilen beş gün  ve Onur ile Burak ın kadro dışı bırakılması futbol camiasında şok yarattı.

İkincı şaşırtan sonuç ise 7 eksikli Galatasaray  ın Kayseriden üç Puanla dönmesi oldu.

Bu  sonuç bir süredir sarsıntı geçiren Kayseri sporda çok geniş kapsamlı değişimlere  neden olaçaktır .Diğer bir şaşırtıcı sonuç ise Bursa dan  geldi.

Çok genç  ve mücadele ci Bursaspor tecrübeli Kasımpaşa ya  yenildi .

Kasımpaşanın  yıldız  futbolcuları  fırsatları  kaçırmadı ve faturayı  kestiler .

Süperligin  on ikinci  haftasdında  Beşiktaş da Sivas  darbesinden kurtulamadı .

Beşiktaşın  Atiba gibi yorgun aslanları maçı çeviremedi .

Hem beşiktaşın  hemde Milli Takımın  kaptanı olan Oğuzhan ın ise hala bir lider gibi oynamadığını ve takımını yönetemediğini  gördük .

Fenerbahçe ise aylarca yedekte  tutuğu  Valbuena  sayesinde  kendine gelmeye  başladı .

Bu vesile ile Aykut  Kocaman da aklımıza gelmiş oldu.

Bir şaşırtıcı sonuctada  Antalyadan  geldi Bülent hocanın koşan ve pres yapan Antalya sporu  kendi evinde Akhisara  yenildi .

Bu sonuç  tüm spor severler  için gerçek anlamda bir sürpriz oldu .

Fenerbahçe ise artık kötü sonuçlara ara verdi .

UEFA  kupasında  gruptan  çıkmayı  garantiledi .

Süperlige  ise yavaş yavaş aşağılardan  yukarıya  tırmanmaya  başladı .Kısacası  bu güne kadar süperligde  çok süprizli haftalar gördük .

Ama  onikinçi hafta kadar   zincirleme  süprizlerle dolu bir hafta yaşamadık.

 

Günün Sözü

Karakter geç ve uzun süren Bir alışkanlıktan  Başka  bir şey  değildir . “pluterch”

 

Kararsızlar karar  veremiyor

Kararsızlar karar  veremiyor

31 Martta yapılacak yerel seçimlerle ilgili olarak ADA araştırma şirketinin yaptığı çalışmaya bir göz atalım .

Bu araştırmada  da Ak partinin en büyük rakibinin  kararsızlar olduğunu görüyoruz .

Ak parti:30,3

Kararsız:25,7

CHP:19,3

MHP:10,5

HDP:8,8

İYİ  P:3,8

SP:  -0

DİĞER:0,7

Kararsızlar  dağıtıldıktan sonra ise sonuç olarak şöyle çıktı .

Ak parti:41,3

CHP:26,3

MHP:14,3

HDP:11,2

İYİ  P:5,2

SP:1,1

DİĞER:0,6

Bu tablodan  Ak Partinin önemli ölçüde kaybettiğini görüyoruz .

(CHP)nin ise (yüzde 22 )den(yüzde 26)ya çiktığını anliyoruz.

Kararsızlar dağıtılsada dağıtılmasada  MHP için bütün sorunun kalmadığına  tanık oluyoruz .

İYİ parti ise 24 haziran rüzgarını kaybetmiştir.

Kulislerden İYİ Partile (CHP)nin bazı iller için ittifak yapacağını okuyoruz .

Mesela İstanbul Belediyesi  Başkanklığı  için İlhan Kesici aday olursa İYİ  Partinin (CHP) YE Destek vereceğini düşünüyoruz .

(CHP)İle İyi partinin altı  ile sekiz ilde ittifak kuracaklarını duyuyoruz.

Eğer İyi parti  Ankara dan Mansur  Yavaş ı aday gösterirse (CHP)nin de İyi partiyi destekleyeceğini  düşünüyoruz .

Son kamuyu  araştırmalarından  çikan sonuçlar Ak partinin ile (MHP)yi bir araya getireçektir.

İstanbul Ankara ve İzmir de başarılı olmak için Ak partinin (MHP)İle ittifak yapması şarttır.

Bu arada Akdenizdeki bazı illerde de Ak partinin (MHP)adayına destek  vermesi  gerekecektir.

Ak partideki kısmi kayıp ile (MHP)deki  kısmi yükseliş  bu ittifakı zorunlu kılacaktır .

Bursada ki adayların belli olması için 18 Kasımda yapılacak temayül  yoklamalarını  beklememiz gerekeçektir .

Günün  o ki Hükümetten “ekonomi kadrosu “halkımızı tatmin etmemiştir .

Hazine ve Ticaret Bakanlıkları  “piyasa aktörleri karşısında “yetersiz kalmıştır.

 

Günün sözü

“ilim servetten daha kıymetlidir .

Çünkü serveti  sen korursun .

Halbuki ilim seni korur .”Hz Ali “

 

…Tesettür – 2…

…Tesettür – 2…

 

Ahzab Suresi 59. Ayet-i Kerime’sinde Mevla’mız (c.c.) şöyle buyruyor ;

“Ey Nebiyi Zişanım! Eşlerine, kızlarına, müminlerin kadınlarına söyle ki üzerlerine cilbablarını, çarşaflarını sarkıtsınlar. İşte bu tanınıp eziyet olunmamalarına daha yakındır. Allah daima Gâfur ve Rahim olmuştur”

Bu Ayet-i Kerime’de Rabbimiz (c.c.) müminlerin hanımlarına ne kadar değer veriyor ki Peygamber (s.a.v.) eşleri ve kızlarından sonra müminlerin hanımlarını zikr ediyor.

Ümmü Seleme validemiz (R.anha) rivayet ediyor ;

“Ne zaman ki üzerlerine çarşaflarını alsın Ayeti nazil olunca ensar kadınları çarşaflarından dolayı sanki başlarının üzerinde kargalar varmış gibi çıktılar. Yani Medine sokakları sanki kocabaş kargalarla doldu”

Ahzab Suresi 59. Ayet şu manâlara delalet eder:

Örtünmek ; Müslüman, hür, bülûğa ermiş bütün kadınlar üzerine namaz, oruç gibi farzdır. Demek ki bir kızın bülûğa erdiği gün örtünmesi namaz gibi farzdır. Lakin Efendimiz (s.a.v.) “7 yaşında çocuklarınıza namazı emredin, 10 yaşında kılmazlarsa dövün” buyuruyor. Bülûğa erince namaz farz ama bülûğdan önce nice tatbikatları var. Örtünmeyi ve diğer farzları da bülûğdan önce iyice bir alıştırmak gerekir.

Kafir kadınlara farz değildir. Çünkü onlar İslam hükümleriyle mükellef değildirler. Yan kafirlere “niye namaz kılmıyon ?, niye örtünmüyon ? ,niye oruç tutmuyon ?” denilemez. Demek ki birinci olarak örtünmenin farziyetine inanmak gerekiyor. Bir kişi örtünmeyi inkâr ederek terk ederse o kişi İslam dininden çıkmış olur. Ama örtünmenin farziyetine inanarak terk ederse bu kişi çok büyük günahkâr olmuş olur.

Örtünmekte şu şartlar vardır ;

1- ) Örttüğü şey bütün bedeni örtecek. Çünkü Ayette “üzerinden” dedi. Kişinin üzeri kafasıdır. Kafasının üzerinden          topuğuna kadar tek parça örtecek.

2- ) Örttüğü şey ince olmayacak. Çünkü örtünmekten maksat kapatmaktır. Kapatmazsa o örtü sayılmaz süs olur.

3- ) Örttüğü şey rengârenk ve ilgi çekici olmayacak. Bundan dolayı siyah tercih edilmiştir.

4- ) Örttüğü şey dar olmayacak, geniş olacak, bedenin uzuvlarını belli etmeyecek.

5- ) Örttüğü şey kokularla kokulanmış olmayacak.

6- ) Kadının giydiği elbise, erkeğin elbisesine benzemeyecek. Çünkü rahmet Peygamberi (s.a.v.) böyle kişileri lanetlemiştir ve şöyle buyurmuştur ;

(Eb-u Hureyre (r.a) rivayet ediyor)

“Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet etti”

(Ahkâm Tefsiri – Muhammed Ali Sabuni Hz.)

Ahzab Suresi 53. Ayet-i Kerime’sinin bir bölümünde sevgili Rabbimiz (c.c.)  şöyle buyuruyor ;

“Ey Peygamberimizn Ashabı ! siz O Peygamberin eşlerinden bir şey sorduğunuz zaman perdenin arkasından sorun. Bu sizin ve onların kalpleri için en temiz olanıdır”

Ayet-i Kerime’ye dikkat edersek, bir tarafta Efendimizin (s.a.v.) eşleri var ve bunlar Ahzab Suresi 6. Ayet de;

“O Nebinin zevceleri hürmette, saygıda, tazimde onların anneleridir”

Diğer tarafta Sahabe-i Kiram vardı. Hiçbir Allah dostu onların makamına erişemiyor.

Nisa Suresi 95. Ayette ;

“Her birerlerine Allah cenneti vaat etti” diye Ayet varken yine de O’nlar birbirleri arasında bir şey soracakları zaman, isteyecekleri zaman Allah (c.c.) arada perde olmasını istiyor.

Peki, bizim hakkımızda Ayet yok, hadis yokken, nefis ve şeytanın elinde esir olmuşken sadece kalbimiz temiz diyerek kendimiz avutmayalım.

 

** “Müslümanın sabunu istiğfardır”  Mahmud Efendi Hz. (K.S.)

 

Selam ve dua ile … Fi emanillah (Allah’a emanet)…

BİR 10 KASIM  YAZISI

BİR 10 KASIM  YAZISI

 

Kamu görevi yaptığım yıllarda farklı etnik yapıdan farklı inanç gruplarından ve farklı siyasi çizgiden oluşan kişilerdik .

Hiç birimiz Atatürk’ü  daha fazla sevdiğimizi isbatlamak gayreti içinde olmamiştik .Atatürkü hem sevmiştik .

Hemde  çok minnet duymuştuk .

Atatürkçülük ve özellikle Kemalislik gibi kavramlarla Atatürke  daha fazla bağlı görünme lüzumunu hissetmemiştik .

Okul andı ve Türkçe Ezan gibi konularda  hiçbir zaman tartımsa yaşamadık .Ve bir kutuplaşma ortamı yaratmadık.

1970 li 1980 li yillarda sağ guruptanda olsak sol gruptanda olsak Atatürk her zaman birleştirici  unsurumuş olmuştu .

Atatürk ismini hiçbir zaman siyasi çikarlarımıza kişisel  menfaatlerimize alet etmedik .Anıt kabire minnet hislerimizi  iletmek için gittik.

Dualarımızıda eksik etmedik .

Bozduğumuz  ortamı şikayet etmek  amacıyla AnıtKabire  çıkmadık  onun ismi üzerinden  birbirimize güç gösterisi yapmak ihtiyacını  duymadık .

Atatürkü anma sadece belli grupların değil hepimimizin sorumluluğundaydı .

Hiç birimiz onun adını kullanmayı ve çıkışınca onun ismi arkasına saklanmayı alkımımızdan bile geçirmemiştik .

Bağımsızlık benim karektermdir.

ilkesine ise maalesef  hiçbir dönem tam olarak uyamadık .

Bize yeri geldikçe birlik ve beraberliği öğütlemesine rağmen  biz nefret ve hakaret yollarını seçtik .

Hem birbirimizi hemde yapılan eserleri itibarsızlaştırmak  için birbirimizle yarişmaktan geri durmadık .

İşte Atatürkün bu günlerde bu ortamı yaşıyoruz .

Suriye sınırında terör çukurları açılırken Amerika her fırsatta  iki yüzlülüğünü  göstermekten  geri durmazken biz hala birbirimizi yıpratıyoruz .

Senin kıymetini her geçen gün daha iyi anlıyoruz .

 

Günün Sözü “şeytanın iki adı vardır .

Biri şeytan ,öbürü yalan “ VİCTOR  HUGO

 

Olaylı  ve  Heyecanlı  Bir Hafta

Olaylı  ve  Heyecanlı  Bir Hafta

Süperlig maçlarında ilginç bir hafta yaşadık .

Galatasaray –Fenerbahçe   maçında kalp krizinden  ölen Fenerbahçe li taraftar ,hepimizi çok üzmüştür.

Maçin ilk devresinde ,biraz şansli olsaydı Galatasaray  dört farkı bulabilirdi .

İkinci yarıda ise Fenerbahçe biraz şanzli ve birazda becerikli olsaydı oda maçı farklı kapatabilirdi.

maç sonrasında yaşanan olaylar ise iki büyük takımada  yakışmadı .

Bu hafta oynanan derbi maçını analiz ederken geçmişte oynanan Fenerbahçe –Beşiktaş maçi ile birlikte  değerlendirmeliyiz .

Kenar yönetimlerin en küçük bir pravakasyona bile açık olduğunu göreceğiz.

Aslında bu maçta bazı olayların yaşanacağını daha oyun başlamadan önce futbolcuların ısınması sırasında hissetmitik .

Hasan Şaşın attığı  yumruğu Şenol Güneşin  kafasına inen pet şişe veTolgaya  yapılan hareketlerile birlikte değerlendirmeliyiz.

Son olaylar krizin “merkez üssünün “kenar yönetimler  olduğunu  göstermiştir .

Kenar yonetimler üzerinden  gelişerek tahriklerin tribünleride olayların içine olmasından  korkuyoruz.

Antalya spor un canlı ve heyecanlı maçlarını zevkle takip ediyoruz .

Süperliğe bu sene çıkan Ankaragücü nün gayretinide taktir ediyoruz.

Bursasporun bu sene yaptığı alt yapı devrimini tüm futbol severler   gibi bizde zevkle izliyoruz .

Çoğu kez altı bazen onaltı  yapı oyuncusu ile maç oynanan Bursaspor beklide dünya takımlarına örnek olacak hale gelmiştir .

Samet  hocanın hem gençleri  fark ettiğini hemde oyunu iyi  okuduğunu görüyoruz .

Artık  oyunlardaki “tüm orta saha hakimiyeti “Bursasporun alacaktır.

Dikkat çekeceğimiz  tek husus defans oyuncularımızın duran toplarda altı pas içindeki rakip oyunculara dokunmasıdır .

Bu masum dokunmalar ön yargılı  hakemler tarafından  penaltılara çevirebilir .

Bu Bursaspor la gurur  duyuyoruz .

 

Günün sözü “Fısıldanan sözler çok  kere yüksek sesle söylenenden  daha uzağa giderler “ ÇİN Atasözü

 

Kaşıkcı Konusunda Da Bölündük

Kaşıkcı Konusunda Da Bölündük

Pek çok konudada oldugu gibi ,”Cemal  Kaşikcı “katli anındada ikiye bölündük .Kaşıkcı cinayetinde, Türkiye anında ve çok ciddi bir biçimde devreye girmesiydi .Kaşıkcı Türkiye de kayboldu ,suçlaması ile karşı karşıya kalacaktır .

Giriş anındaki fotoğraf anında yayınlanmasaydı ,”girmediki  çıksın” denecekti.

Türkiye bu kanli vahşeti ,çok akıllı ve şefkat yönetmiştir.

Yeride ve zamanında calışmalarla ,cinayetin Suudi Arabistan dan gelen ekip tarafından işlemediğini ,itraf ettirdik .

Üstelik çarşı Tarafa bu cinayetin organize bir çinayetin organize bir cinayet olduğunu da ,kabul ettirdik.

Yaşanan bu sureci ,dizi film izler gibi televizyonlardan izledik .

Üstelik ,bu bilgileri hiç üstüne eklemeden ,tüm dünya  ile, anında paylaştık .

katillerin ucakla gelişlerini de ,baş konsolosun boş dolapları göstermesini de ,tüm dünya ile birlikte izledik .

Kaşıkcı’nın boğulma anını gösteren üç dakikalik kasedi şimdilik gizledik .

Bu kasedi ,en çok merak edenler ,bu iste  sorumluluğu ,olanlardır .

Amerika okadar merak ettiki ,CIA başkanı bile o kasedi  dinlemek için buralara kadar geldi .

Suudi Başsavcının gelişi de kasedin kopyasını ve Kaşikcının  cep telefonunu  almak içindir.

Tikır tıkır işlenen  bu süreçten  sonra ,başkan solosu  ve 15 kişilik cinayet şebekesini   neden kacırdınız diye yönetimi suçlamak yanniştır .

Türkiye uluslar arası kamoyunda  hiç yıpranmadan bu işin içinden tertemiz çikmiştır.

Ölen gazeteci ,aşırı İslamcıdır diyen ve Suudi yönetimini aklamaya çalışan Amerika bu  için tam merkezindedir .

Kılıçtaroğlu nun ,Kaşıkcı konusunda bizim yönetimi eleştirici ve suçlayıcı hamleleri  Amerika ya ve Suudi Arabistan a destek olmaktan başka bir işe yaramaz .

Bu konuda hizmete destek olmasanız bile susmanız bile yeterli olacaktır.

 

Günün Sözü

Sır senin esirindir .

Söylediğin zaman ,

sen onun esiri olursun Hz Ali.

 

Kutlamalardaki İlginç Görüntüler

Kutlamalardaki İlginç Görüntüler

 

29 Ekim  kutlamalarının ,heykel meydanına geldigini yazmıştık .

Yarım azır önce katıldığım etkinliklerde de ,heykel meydanı  en ideal  alandı .Atatürk   heykeli ile iç içe kutlamayı yapıyorduk .

Kapanan  trafik  ve  Ulucami ile setbaşı köprüsü arasındaki ,bitişik celik bariyerler ,halkın  kutlama  coşkusunu ,kısıtladı .

umarız, yeni düzenlenen stadyum  meydanı ile, daha ferah  bir kutlama yaşarız .

29 Ekim  kutlaması ,sadece heykel önünde  yapılan resmi törenle sınırlı kalmadı .

Yıldırım belediyesi  de ,bir etkinlik düzenledi .

600 metrekarelik  bir bayrağı ,tören alanına  getirdi. 1923 kadının 2 ay çalısarak ve 20 milyon ilmek atarak ürettiği bu dev bayrak  ,gecenin rengi oldu.

Mustafa bozbeyde ,Fatih Sultan Mehmet  Bulvarında ,bir yürüyüş düzenledi  ve Nilüfer  halkına karanfiller fırlattı .

200 bin kişinin katıldığı söylenen bu yürüyüş ,Mustafa Bozbey için ,bir referans niteliğindeydi.Gemlikte de ,gündüz  kutlamalar yapıldı .

Kültür merkezinde Cumhuriyet  konseri düzenlendi .

Yeni  yapılan İstanbul  hava alanının ilk açılışı ,Atatürk ün  çağdaş  uygarlık hedefine ,çok uygun düştü.Bu kutsal bayramın kutkamalarında  bile ,nefret  hakaret  ve itibarsızlaştırma ortamından  kurtulamadık.

Keşke Atatürk ,siyaset yaparken  birbirinizden nefret etmeyiniz ,birbirinizi eleştirirken ,birbirinize hakaret etmeyiniz .

ve Devlet ve millet için yapılan hizmet ve yatırımları ,itibarsızlaştırmayınız da,deseymiş bize ,çalışkandır ,zekidir ve kahramandır ,demişti ama,demekki bu kadarı  bize yetmemiş.

29 Ekimde ,Fomera ya çıkan bulvarda , liseli ülküçü gençlerin yürüyüşlerine de ,tanık olduk.

Hazırlılları “Ne Amerika ,ne Rusya ,ne Çin “pankardı  ilgimizi.Topluca söyledikleri  ,”Bir gece ansızın  gelebiliriz “sloganını  ise malum yerlere  verilen  mesaj ,niteliğindeydi.

 

GÜNÜN SÖZÜ

“Adalet ,mülkün temelidir”.Hz Ömer.

Cumhuriyet Bayramımızın ardından

Cumhuriyet Bayramımızın ardından

Cumhuriyet yönetimi hanedanlik gibi ayricalikli sınıfların ülke yönetimindeki etkinliğine son verdi çünkü kurumları ve kuralları vardır.

Fasist yönetimlerde,sosyalist yönetimlerdede ve hatta İslami yönetimlerde de  Cumhuriyet yönetimini benimsediler.

Cumhuriyet Kraldan ve hanedandan kurtardık ama,bu defa mollaların ,palit büraların ,zengin  kapitalislerin ve bazı askerlerin Cumhuriyet kuşatmalarını , önleyemedik .

Ama zamanla ,insan haklarının ,özgürlüklerin katılımcılığın ,önemini anladık ve Cumhuriyetimizi  demokrasi ile taçlandırdık.

Bize ,insan hakkı ve demokrasi dersi vermeye kalkan Amerikaya ,artık inanmıyoruz .

Amerika  kendisine  itaat eden  generallerin de ,din adamlarınında  ,darbe ülkelerin başına  geçmesini ,engellemez.

Artık  Cumhuriyet, halkın oylarıyla ,halk   iktidarina  izin verdiğini  biliyoruz.

Hepize ,eşit yurtaşlik hakkı  tanıdığını, görüyoruz .

Bağımsız ve tarafsız  bir yargı sistemimizin , koruması altında olduğumuzu biliyoruz .

Yargıda yasamada  ve yönetmede yaşanan bazı aksaklılarında, gelecekte tamamen  ortadan kalkmasına ,inanıyoruz.

Cumhuriyetimizin  sınıf  atlamasının  ,sadece oto  yollarla  ve  büyük yatırımlarla sağlanamacağını ,anladık .

İnsan haklarının ve özgürlüklerin genişletilmesinin de ,şart olduğuna  inandık .

Peki Bu devlet ve millet buluşması  olan Cumhuriyet  bayramımızı kutlamayı,becerebiliyormuyuz.

Heykel meydanında  yapilan  törenlerde,Ulucamiden ,mahfele  kadar olan yol kenarlarının ,sımsıkı bariyerlerle kapatıldığını ,gördük .

Trafiğin kapalı olması nedeniyle ,Fomara ya kadar gelen vatandaşin  Heykel  önüne çikamadığına, tanık olduk .

Yaklaşık bir saat müddetle,bu sıkıcı bürokrasiyi ,yaşadık.

Bundan sonra ,böyle önemli törenlerin ,eski  stadyum  meydanında yapılacağını ,tahmin ediyoruz .

Bu kadar uzun mesafeli ve sımsıkı bariyerlerin ,halkın devletle  buluşmasını  engellediğini de ,belirtmek istiyoruz .

Hepimizin Cumhuriyet bayramını  kutluyorum ,en kaliteli  demokrasiye  terfi etmesini  ,diliyorum .

 

Günün sözü  babanın faziletleri ,çocukları   sevndirir .”A France”

…Tesettür…

…Tesettür…

Rabbimiz (c.c.), insanoğlunun başlangıcını Adem (a.s.) ve Havva annemizle başlatıp günümüze kadar getirmiştir.
“Ey insanlar ! Muhakkak biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık, tanışasınız için sizi kabilelere ayırdık. Muhakkak sizin Allah katında en keremliniz, en üstününüz Allah’tan en çok korkanınızdır.”(Hucûrat/13)
Rabbimiz (c.c.) buluğ çağından sonra erkeği de kadını da sorumlu tutmuştur. Mesela namaz kadına da farz, erkeğe de farz . Oruç ; erkeğe de farz, kadına da farz. Sorumlulukda, ikisi de kadın da erkek de sorumlu lakin uygulamada kadın ve erkek arasında büyük farklılık vardır. Mesela oruç, kadın özel günlerinde Ramazanın farz olan orucunu tutmuyor sonra kaza edecek. Bugünlerde Kur’an okuyamıyor, tutamıyor, hatta ezbere bile olsa Kur’an okuyamıyor. Yine bu özel günlerde camiye giremiyor. Mesela namaz kadın bu özel günlerde dinimizin en büyük emri olan namazı kılmıyor. Bir de sonradan da kılamadığı namazları kaza da etmiyor. Erkekler için böyle bir durum söz konusu değildir. Bakın namaz erkeğe de kadına da farz ama uygulamada büyük farklılıklar var. Bir de namazın şartların bakalım.
İftitah Tekbiri , Erkek tekbir alırken ellerini kulaklarına, kadın omuz hizasına kaldırıyor. Niye ? Erkek ellerini farklı bağlıyor, kadın farklı. Neden ? Erkek bazı namazda sesli okuyor, kadın hep sessiz. Niçin? Erkeğin ruküsü farklı, kadınınki farklı, secdeleri de farklı. Tahiyatı da (oturuşları) farklı. Neden?
Bunlar birçok hikmet içinde barındırmasıyla beraber kadının mahremiyetini ön plana alıp, ondan ona göre ibadet istiyor Rabbimiz (c.c.)
Setr-i Avret , erkeğin avret mahalli kapatması gereken yerler, diz kapağı ile göbeğinin arasıdır. Burayı hiç bir sebepden dolayı açmaması lazım. Kadının avret mahalli de farklıdır. Kadının avret mahalli ; elleri, ayakları, yüzü hariç bütün bedenidir. Ahzab Suresi 59. Ayet-i Kerime’sinde Rabbimiz (c.c.) şöyle buyuruyor ;
“Ey Nebiyi Zişan! Eşlerine, kızlarına, müminlerin kadınlarına söyle ki üzerlerine cilbablarını, çarşaflarını sarkıtsınlar. İşte bu eziyet olunmamalarına daha yakındır. Allah daima Gâfur ve Rahim olmuştur”
Bu Ayet-i Kerime nazil olunca “Medine sokaklarını koca başlı kargalar doldurduğu gibi” olduğunu anlatıyor Ashab-ı İkram. Rabbimiz (c.c.) kadına değer vermiş ve bu çok değerli olan kadının şerefini muhafaza için örtünmesini elem kılmıştır. Kuyumcu dükkanı ile hurdacı dükkanının kilitleri, örtünmesi aynı olmaz. Kıymetli şeyler alâlade ortalıkta olmaz. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem giyinmiş çıplak kadınlardan bahsediyor. Bu nasıl olur ? Öyle bir giyinmiş ki açık yerleri kapalı yerlerinden daha çok veya öyle bir giyinmiş ki herşey ortada, uzuvlar belli. Böyle insanlara cennetin kokusu beşyüz yıllık mesfaden duyulduğu halde bırak bunların cennete girmesini kokusunu bile duyamayacaklardır diye tahsir ediyor Efendimiz. Bir de bu Hadis-i Şerif’de böyle kadınların kafasını devenin hörgücüne benzetiyor. Yani şimdi topuz yapıyorlar ya işte buda bu Hadis ile kesinlikle yasaklanmıştır.
Bu açıklık öyle büyük günahtır ki, mesela başı açık bir kadın çıktı sokağa, sol tarafındaki melek hiç durmadan günah yazıyor. Yazık, acıyalım kendimize. Açık bir kadın imanla ölse dünya kurulalı beri ne kadar zaman geçmişse onun 7 misli cehennemde kalıp sonra cennete gelecektir diye tehtitler vardır.
Rabbim (c.c.) gökyüzüne kaldırdığı hayâyı tekrar yere indirsin (amin)

Selam ve dua ile …

Fi emanillah (Allah’a emanet)…

İşin İçinde Amerika Var

İşin İçinde Amerika Var

Cemal Kaşıkçı cinayeti analiz edilince yine Amerika ile karşılaştığımızı, görüyoruz.
Cinayeti, Prens selman’ın adamlarına işleterek, Suudi Arabistan hanedanını, rehine almıştır.
Cinayeti İstanbul Başkonsolosluğunda planlayarak, Türkiye’yi de bu cinayete bulaştırmayı, tamamladı.
Türkiye’yi bu cinayete bulaştırmayı başaramayınca, kayıp ceset üzerinden hamlelerine başladı.
“Cesareti yerli işbirlikçiye teslim ettik” cümlesi ile, Türkiye’yi de bu cinayete, bir yerinden bulaştırmaya devam ettiğini, gözlüyoruz.
Geçmişte, 250 şehit delikanlı, “kontrollü darbe” diyen Kılıçtaroğlu, Cemal Kaşıkçı olayında da Amerika’yı yalnız bırakmadı.
Türkiye’yi terk eden Suudi Arabistan’lı şüpheliler için, “kaç para aldınız” diyerek, Erdoğan’ı suçladı.
Bu cinayet üzerinden Amerika, uluslararası alanda Suudi Arabistan’ı koruma gösterisine, girişecektir.
Diğer taraftan, yapacağı tehdid ve şantajlarla da Suudi Arabistan’ı soyup soğana çevirecektir.
Hanedanın, yabancı bankalardaki hesaplarına el koyacaktır.
Koruma tehdidi ile, bir trilyon Dolara yakın silah alımlarına, zorlayacaktır.
Amerika Cemal Kaşıkçı olayını geçmişteki 11 Eylül saldırısına, benzetmeyi amaçlamaktadır.
Geçmişte, Suudi Hanedanın Amerikan bankalarındaki 750 milyar Dolarına el koyarken, “Bu parayı, 11 Eylül de hayatını kaybeden vatandaşlarıma ödeyeceğim” demişti.
Bu paranın, nasıl bir akıbete uğradığını, hiç bilmiyoruz.
Kısacası, bu kirli senaryonun kazananı, yine mafya devlet görüntüsündeki, Amerika olacaktır.
Kaybeden ise, Suudi Arabistan olacaktır.
Hem trilyonlarca dolar kaybedecektir.
Hem de, tüm itibarını kaybedecektir.

Günün Sözü
“Bir insanın zekası,vereceği cevaplardan değil,
Asıl soracağı sorulardan anlaşılır.”
“De Levis”