Gemlik Haber

24 Kasım Öğretmenler Günü

24 Kasım Öğretmenler Günü

Öğretmenlerimiz salğın hastalığın çıkış yaptığı dönemde okullarından ve öğrencilerinden uzakta kalmışlardı.

Ama kontrollü eğitim başlayınca okullar, öğrenciler ve öğretmenler birbirlerine kavuştular.

Pandemiden kaynaklanan ekonomik sıkıntılar hepimizi vurduğu gibi öğretmenlerimizi de vurdu.

Devlet terörle mücadele de ek desteklerle güvenlik güçlerimize sahip çıktı.

Pandemi döneminde de sağlık çalışanlarımıza ilave ek destekler verdi.

Yaklaşık 2 yıl önce de öğretmenlerimize 3600 ek gösterge vaat etti.

Ama bir türlü uygulamaya sokmedi.

Öğretmenlerimize verdiğimiz değeri sadece süslü cümlelerle değil, ekonomik iyileştirmeler de de göstermeliyiz.

İstatiklere baktığımızda Amerikadaki öğretmenlerinde, komşumuz Yunanistandaki öğretmenlerin de dah uygun ekonomik koşullarla görev yaptıklarını görüyoruz.

Öğretmenlerimizin hepimizin üzerinde hakkı olduğunu unutmayalım.

Ünlü düşünür Mastow’un dediği şu tüm yaşamımızın eğitim öğretme ve öğrenme ile geçtiğini unutmayalım.

Öğretmenlerimize değer vermeliyiz.

İdeolojilerine göre değil, kariyerlerine göre değerlendirmeliyiz.

Onları sendikalaşma yolları ile bölmekten kaçınmalıyız.

Öğretemenlerimize sahip çıkm az isek öğrencilerimizin geleceğinden emin olamayız.

Onları geçim sıkıntısı altında görev yapmak zorunda bırakmayalım.

Ek göstgerge vaadimizi bir an önce yerine getirelim.

Onların kariyerleri için gerekli yayınları takip etmekten mahrum bırakmayalım.

Ucuz konut imkanları ile destekleyelim, imkan oldukça lojmanlara yerleştirelim.

Her fırsatta eli öpülesi diyoruz ama öğretmenlerimiz için cömert davranmıyoruz.

Kısacası öğretmenlerimizi metetmeyi bırakıp, maddi imkanlarla donatmalıyız.

 

Günün sözü;

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.

“Hz.Ali”

GEMLİKSPOR’DAN MUHTEŞEM DÖNÜŞ 4-2

GEMLİKSPOR’DAN MUHTEŞEM DÖNÜŞ 4-2

Gemlikspor 4 – Şükraniye 2
Süper Amatör Kümede, maç eksiği ile 3. Sırada bulunan Gemlikspor, grup ikincisi Şükraniye Spor ile Gemlik Atatürk Stadyumunda karşı karşıya geldi. Grubun zirvesini doğrudan ilgilendiren müsabaka, Gemlikspor’un 2-0 mağlubiyetten, muhteşem dönüşü ile 4-2 tamamlandı. Gemlik ekibi, bulduğu pek çok pozisyondan da yararlanamadı.
İLK YARI 2-0’DAN 2-2
Müsabakanın başında etkili başlayan Gemlik ekibi, bulduğu pozisyonlardan yararlanamadı. Müsabakanın 8. Dakikasında yediği golle 1-0 geriye düşen Gemlik ekibi, 22. Dakikada yine savunma hatasından yediği golle 2-0 geriye düştü. Gemlik ekibi, buna rağmen yüklenmeyi sürdürürken, 39. Dakikada Öner’in ayağından bulduğu golle skoru 2-1’e getirdi. 41. Dakikada ise Hasan’ın ayağından bulduğu golle skoru 2-2’ye getirdi. İlk yarı bu skorla geri döndü.
İKİNCİ YARIDA GEMLİKSPOR FIRTINASI
Maçın ikinci yarısında, oyun üstünlüğünü de alan Gemlikspor, ilk bölümde bulduğu fırsatlardan yararlanamadı. Bulduğu sayısız pozisyonu gole çeviremeyen Gemlikspor, müsabakanın 82. Dakikasında, yine Öner’in ayağından bulduğu golle skoru 3-2’ye getirdi. 90+4’te de Gemlikspor’un genç oyuncusu Ramazan’ın attığı golle müsabakayı 4-2kazanarak ilerleyişine devam etti.
Gemlikspor, sonraki hafta Cumartesi günü deplasmanda Emekspor ile karşılaşacak.

Gemlik Sosyal Yaşamı Destekleme Derneği Yaşamın İçinde Olmaya Devam Ediyor

Gemlik Sosyal Yaşamı Destekleme Derneği Yaşamın İçinde Olmaya Devam Ediyor

Gemlik Cıhatlı Mahallesinde 120 Özel çocuğumuzun eğitim gördüğü çok özel ve sosyal hayatın her alanı ile ilgili uygulama ve eğitmlerin olduğu bir okul var.
Gemlik Sosyal Yaşamı Desteklema Derneği olarak kısa süre önce İlçe Spor müdürü olan ve şimdi Cıhatlı Özel Eğitim Okulunda görev yapan Sabri Kahraman’nın “Okulda bir sosyal etkinlik yapmak istiyordunuz. Buyrun okula gelin ve birlikte çalışalım”daveti üzerine okulu ziyaret ettik.Bakanlık tarafından pilot okul olarak belirlenen bu özle çocuklarımızın arasında olmak ve birşeyler yapmak tüm yönetim ekibimizi heycanlandırdı.Okula çok sayı da malzeme gönderilmiş. Bu malzemeler için de piyano dan gitar,saz,bambu’ya kadar sayısız müzik aletleri de vardı.Fakat müzik sınıfı zemini için parke ,sahne için ise platform’a ihtiyaç vardı.
Bu nokta da “çorba da tuzun olsun “ işbirlik çağrımıza kısa sürede cevap bulduk.
ALKAN ZEYTİNLERİ tüm zemin parkelerini,Castrol Madeniyağlar A. Ş ise platform İçin paletleri temin ettiler.İşin yapılma aşamasında ise spor camiamızda Aydın Kartal olarak bilinen (iyi bir Beşiktaşlı olduğu için) Aydın Sengün ile Futbolun hırçın ismi Sarı Kazım olarak bilinen Kazım Ayyıldız’ın emekleri ve bir kuruş bile talep etmen yaptıkları çalışma ile sınıf çok güzel oldu.Emeklerine yüreklerine sağlık. Nasıl bir ekin için tohumu toprağa emanet edersiniz,engelli de topluma emet edilen bir tohum misalidir.Koruyup kollamak hepimizin sorumluluğu olmalı. Bu anlamda büyük gayretler içinde olan Okul müdürü Mehmet Ali Erdur,Sabri Kahraman ve Müzik Öğretmeni Serap Dağhan’ın sınıf düzenleme çalışmalarına Kültür Sanat Başkanımız Ahmet Gültekin,Alkan Zeytinleri imtiyaz sahibi ve dernek bölüm başkanı Hamit Alkan, Halkoyunları ve görsel sanatlar başkanı Seda Kara, Halkla ilişkiler başkanı Nurten Karaman ve Köyler ve Çevre sorumlusu Hikmet Yener Şen ve işin üstadı Borçelik Güvenlik Müdürü Sinan Bozkurt ile katıldık.Aslında işin tamamını Sinan Bozkurt ve Ahmet Gültekin yaptı desek daha doğru olur.

ÖZGÜR AKSOY FUTBOL TURNUVASI SONA ERDİ

ÖZGÜR AKSOY FUTBOL TURNUVASI SONA ERDİ

4 Temmuz 2017 tarihinde, talihsiz bir olayda şehit olan Avukat Özgür Aksoy adına, Gemlik Belediyesi, İlçe Spor Müdürlüğü ve Gemlik Kulüpler Birliği tarafından düzenlenen Özgür Aksoy Futbol Turnuvası sona erdi. 11-12 ve 14 yaş kategorilerinde gerçekleşen ve 27 müsabakanın oynandığı turnuvada, dereceye giren takımlar da ödüllerini aldı.
Ödül törenine, Gemlik Belediye Başkan Vekili Mert Dimili, Gemlik Belediye Meclis Üyesi ve Gemlik Belediyespor Başkanı Durmuş Uslu, Gemlik Kulüpler Birliği Başkanı Kazım Bulut, İlçe Spor Müdürlüğü temsilcileri, kulüp başkanları ve yönetimleri ile çok sayıda aile de katılım sağladı.
Törende ilk sözü alan Kulüpler Birliği Başkanı Kazım Bulut; ‘’Bizim için özel bir turnuvaydı. Özgür Aksoy, çocukları seven, geleceği düşünen değerli bir isimdi. Böyle bir turnuvada konuşabilmem zor. Siz çocuklar bizleri mahcup etmediniz. Beş günde, 27 maç yaparak, ilçe olarak neler başarabileceğinizi gösterdiniz. Hepinize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Ardından söz alan Gemlik Belediye Başkanvekili Mert Dimili ise; ‘’Özgür Aksoy abiniz, belediye meclis üyemizdi. Kendisini çok iyi yetiştirmiş hukuk adamıydı, meslek şehidiydi. Hepinize katılımlarınız için teşekkür ediyor, sonraki turnuvalarda da beraber olmayı diliyorum şeklinde konuştu.
Turnuva’da sıralamalar şu şekilde oluştu;
U11 YAŞ GRUBU
1. Altınayak Spor Kulübü
2. Gemlikspor
3. Gemlik Belediyespor
4. Körfezspor
U12
1. Körfezspor
2. Gemlik Belediyespor
3. Gemlikspor
4. Altınayak Spor Kulübü
U14
1. Körfezspor
2. Altınayak Spor Kulübü
3. Gemlik Belediyespor
4. Gemlikspor
5. Gemlik Çotanakspor

NELER ETTİN SEN BİZE HIRKA!

NELER ETTİN SEN BİZE HIRKA!

 

Türkiye’ de açlık sınırı  2.988 lira olarak açıklanmış. Açıklamayı yapan ise BİSAM, yani Birleşik Metal-İş Sendikaları Sınıf Araştırmaları Merkezi.

 

Bu demek oluyor ki dört kişilik çekirdek ailenin açlıktan ölmemeleri için bu miktarın her ay ev kasasına girmesi gerekiyor.

“Açlıktan ölmemek!” kelimelerinin altını çizerek yazıma devam ediyorum.

 

Bir de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı var ki, bu rakamın da 10.335 TL olduğunu duyunca, eminim siz de benim gibi “demek ki ülke insanının büyük bir çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşıyor” tespitine hemen varabilirsiniz.

 

Yokluk neyse de “Açlık” kelimesi çok kanıma dokunuyor! İkibinli yıllarda, bu coğrafyada, bu teknolojik şartlarda ve her sektördeki ürün gamının bolluğunda insanların açlık yaşıyor olması ne acı!

 

Yoksulluk, geçim olarak, yine çekirdek bir ailenin beslenme kalori düzeylerinin olması gereken seviyelerine göre hesaplanırken, açlık, midenize götüreceğiniz lokmaların sayılı olduğu anlamına geliyor. O da ölmemek için!

 

Toplumun büyük bir bölümünün yoksulluk ve bir bölümünün de açlık sınırında yaşadığı düşünülürse, ülke insanlarının neden sürekli mutsuz, depresif, çaresiz ve hatta pek çoğunun intihara meyilli olduğunu düşünmek çok da zor olmasa gerek!

 

Kaldı ki yaşam sadece karın doyurmakla da bitmiyor!

 

Minimal olan bu tablonun dışına çıkarak duruma bir de büyük pencereden baktığımızda neler gördüğümüzü hepimiz adına ben yazayım;

 

Yeraltı kaynakları zengin olan bir ülkeyiz!

Yakın zamanda doğalgaz yatağımızın keşfini yaptığımızı gururla haykıran bir ülkeyiz!

Bor madeni desen, bizde o da gani gani!

Kendi görünmez uçağımızı yapıyor,

Kendi arabamızı üretiyor,

Uzaya çıkmaya hazırladığımız teknolojik alt yapımızla övünüyor,

Hatta son kulvarda, pandeminin başlangıcı tam 2 sene olmuşken ve dünyanın neredeyse tamamı aşılanmışken eli kulağında piyasaya çıkacak olan Turkovac aşımızla kocaman bir gurur yaşıyoruz!

 

Ama bütün bunların dışında aç olduğumuz doğrudur!

Zam gelecek haberi ve korkusuyla araçlarımızı geceden benzin istasyonlarında yakıt kuyruğuna soktuğumuz, marketlerden bugün 3 liraya aldığımız ürünü iki gün sonra 5 liraya aldığımız, üstümüzdeki giysilerle “Nasılsa bu kışı da çıkarırız!” dediğimiz de doğrudur!

 

Eti, peyniri, sucuğu salamı unuttuğumuz da doğrudur!

Hal böyleyken, neyse ki millet olarak hırka almayı unutmamışız! Ki geçen ayın enflasyon şampiyonu hırka olmuş!

Evet efendim, doğru okudunuz! Bütün suç hırkada!

 

Gerekirse aç kalın ama hırkasız kalmayın! Ve tabii ki,

 

Esen kalın.

Gemlik Karsak Deresinde Ceset Bulundu..

Karsak Deresinde Ceset Bulundu..

Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde 4 ay önce kaybolan ve kendisinden haber alınamayan şahsa ait olduğu düşünülen ceset bulundu.
Dere kenarında parçalanmış olarak bulunan cesedin 4 ay önce atıldığı söylenenen bölgeden 100 metre ileride bulundu.
Blindiği gibi Karamürsel’de tersanede çalışan Selçuk Duman’ın kaybolması ile alakalı 3 kişi tutuklanırken, ceset arama çalışmaları da devam ediyordu.
Bulunan ceset savcılık incelemesinin olay yerinde yaptığı tespitlerin ardından adli tıp kurumuna gönderildi.

KÖRFEZ HALK BANDOSU MAĞDER’DEN AFET EĞİTİMİ ALDI

KÖRFEZ HALK BANDOSU MAĞDER’DEN AFET EĞİTİMİ ALDI

Kısa adı MAGDER olan Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği tarafından Gemlik Kent Konseyi Körfez Halk Bandosu ekibine afet eğitimi verildi.
Çarşamba günü saat 19.30 da Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği’nde MAĞDER Başkanı Yusuf Yumru ve gönüllü afet ekibi tarafından bando ekibine bir saatlik afet eğitimi verildi.
Gemlik Kent Konseyi Körfez Halk Bandosu üyelerinden bir grup MAGDER’in Katlı Otopark üzerindeki merkezi gezdirildikten sonra, afetlerde kullanılacak olan ekipman konteynerinde de Körfez Halk Bandosu üyelerine bilgi verildi.
Daha sonra, MAG Der Başkanı Yusuf Yumru konferans Salonunda depremlerden önce alınacak önlemler, depreme hazır olmak, deprem anında nasıl davranılması gerektiği, deprem sonrası davranışlar gibi konularda video görselleri eşlinde bilgi verdi.
Yumru, MAG DER’in katıldığı depremler ve arama kurtarma çalışmaları konusunda da başarılı çalışmalar yaptıklarını, geçtiğimiz yıl İzmir de yaşanan Rıza Bey Apartmanı’nın depremde çökmesi üzerine, 7 gün kurtarma çalışmalarına katıldıklarını ve 9 yaşındaki İnci adlı kızın kurtarılışını anlattı.
Soru cevaplar bölümünde “Gemlik’te 1999 depreminden sonra kurulan Deprem merkezi’nin neden kaldırıldığı sorusunu yanıtlarken, “Biz ilgililere bunu hep hatırlattık. Bunun yanında eski Tarım Müdürlüğü binasının olduğu yerde bulunan Deprem alet ve araçlarının da kalktığını, bu konuda Gemlik’in depreme hazırlıkları konusunda eksikleri bulunduğunu hatırlattı.
“Deprem Toplanma Alanları nereler?” sonusunu da yanıtlayan Yusuf Yumru, “Bu konuda devletten girildiğinde karşımıza toplanma alanları çıkmaktadır. Ancak vatandaş bu yerlerin nereleri olduğunu konacak levhalarla daha kolay öğrenebilirler ve bir deprem anında oralarda toplanırlar. Bu konuda da ilgililer üzerine düşeni yapmadılar.
Depremlerden sonra gösterilen ilgi bir süre sonra kayboluyor. Vatandaşlar olarakta durum farklı değil. Herkesin evinde mutlaka bulunması gerekli olan Deprem Çantalarımız acaba var mı? Depremin ne zaman geleceği belli değil. Gemlik Kuzey Anadolu Fay Hattında bulunan bir ilçede. Uzmanlar sürekli uyarıyor. 7 büyüklüğünde bir deprem Gemlik’te de hasara yol açar onun için önlemlerimizi bilgi ışığında almalıyız.” dedi.
MAG DER Başkanı Yusuf Yumru, Dernek olarak hiçbir maddi destek istemeden isteyen kurumlara afet eğitimi verdiklerini bugüne kadar 15 bine yakın kişinin bu eğitimden geçirildiğini de hatırlattı.
Derneğin eksikleri bulunduğunun altına çizen Yumru, “Bu konuda yardım edecek kişi ve kuruluşlara kapımız açık. Lütfen bizlerle iletişime geçsinler. Biz nelerin eksik olduğunu kendilerine bildiririz. Bölgenin sayısal olarak en büyük ekibi MAG DER’dir. Ancak, alet ve edevatta istediğimiz noktada değiliz.
Gemlik Belediyesi araç konusunda size yardımcı oldu. Bundan önce bir kurtarma veya depreme gitmek için araç sıkıntısı çekmekteydik. Bugün başkanımız bütün birimlere emir vererek, göreve gitmek için, istediğimiz an araç temin edebiliyoruz.” dedi.
Eğitimin sonunda Körfez Halk Bandosu tarafından MAĞDER ekibine çiçek sunularak verdikleri destek nedeniyle teşekkür edildi.

Milli Takımımız Play-off’a Kaldı

Milli Takımımız Play-off’a Kaldı

Dünya kupası grup elema maçlarında son aylarda aldığımız sonuçlardan memnun değildik.

Umutlarımızın azaldığı bir dönemde, Hollanda’nın Karadağ’a karşı Norveç’inde Letonya’ya karşı puan kaybetmesi, bizi yeniden şanslı hale getirdi.

Rakiplerimizin aldığı bu beraberlikler bize yeniden play offa kalma hatta grup lideri olma yolunu açmıştı.

Ama tek bir şart vardı.

Deplasmanda oynayacağımız Karadağ maçını mutlaka kazanmak zorundaydık.

Televizyon karşısında Karadağ maçını izlerken, UEFA 2016 yılında yaşadığımız mucizeyi hatırladık.

Bu arada kulağımızda grubumuzun en önemli iddialı iki takımı olan Hollanda ve Norveç arasında oynanan maçtaydı.

Hollada kaybetseydi grup lideri bile olabilecektik.

Biz Karadağ’ı yendik ama UEFA 2016 yılında bize gülen şansımız, bu defa yanımızda olmadı.

Hollanda Norveç’i yenerek grup lideri olarak Katar’a gitme hakkını kazandı.

Bizde 12 takımdan oluşan playoff maçlarını oynamak zorunda kaldık.

Dünya kupası Avrupa grubu takımlarından olan Sırbistan grup birincisi olarak en büyük sürprizi yaptı.

Biz seri başı olarak ilan edilen İtalya, Rusya, İskoçya, Galler, Portekiz ve Sırbistan gibi takımlardan biri ile eleme maçı oynayacağız.

Çok geniş bir kadro havuzumuz bulunuyor.

Pek çoğuda Avrupa’nın en güçlü takımlarında oynuyor.

Ama henüz tatmin eden bir oyun planı bulmuş değiliz.

Bu kadar geniş kadroya sahip olmamıza rağmen, henüz kesinleşmiş bir onbir belirlemiş değiliz.

Mart ayına kadar ideal onbirimizi belirlemek zorundayız.

 

Günün Sözü

Bir güzel söz söyleme sanatı varsa,

Birde güzel anlama ve dinleme sanatı vardır.

“Eğit Tetas”

 

 

Hayata Tutunuyorum’un Yazarından HAYATA TUTUNMANIN ALTIN KURALLARI…

Hayata Tutunuyorum’un Yazarından

HAYATA TUTUNMANIN ALTIN KURALLARI…

Gazetemiz Yazarı Selin Işıl, Büşra Bütün’e hayata tutunmanın altın kuralalrı diyebileceğimiz bir röportaj verdi.
Işıl’ın röportajını keyifle okumanızı diliyoruz…
Onu şimdiye kadar hep yazar, teorisyen, gazeteci-yazar, editör ve Selin IŞIL YAZARLIK AKADEMİSİ kurucusu olarak tanıdık. Her yaptığı proje ses getirdi, dikkat çeken zevkli kombinleri konuşuldu, tarzı konuşuldu, yaptığı geziler, gittiği mekânlar, topluma fayda sağlayan yönleri konuşuldu, gazete köşe yazıları, kitapları…
Kısacası o ne yapsa sevenleri tarafından dikkatle dinlendi, izlendi ve takip edildi.
Selin IŞIL’ a ün kazandıran konular üzerine kendisi bu güne kadar sayısız röportaj verdi ve sayısız sohbetlere katıldı. Pandemi bile onun zirveye tırmanış hızını kesmedi! Tam aksine, pandemi gibi hepimizin bir kısır döngüye hapsolduğu günlerde O, ününe ün kattı.
Kitapları dilden dile dolaşan Selin IŞIL’ ı bu kez ilk defa farklı bir yönüyle tanımaya hazır mısınız? Bu röportaj ile Selin IŞIL’ ın hiç bilmediğiniz ve sır gibi sakladığı gerçekliği ile tanışacaksınız.
Selin Hanım sohbetime hoş geldiniz…
B.BÜTÜN: Öncelikle çoğumuz sizi tanıyoruz. Kariyerinizdeki unvanlar (gazeteci, yazar, akademisyen, editör…) giderek artıyor. Klişe olacak belki ama sahiden siz kimsiniz peki? Selin Işıl’ı bir de kendi ağzından dinleyelim.
S.IŞIL: Az önce kurduğunuz övgü dolu sözleriniz için teşekkür ederim. Açıkçası künyemdeki bunca unvana karşılık sorunuza vereceğim en doğru cevap şu olur sanırım; “Ben bir kalem işçisiyim!” Yazarken kendini bulan, mutlu olan bir kalem işçisi. İnsanların sahip oldukları unvanların benim için çok büyük bir önemi yok! Önemli olan gelip geçeceğimiz fani dünyada insanların insan gibi olması! Yani karakterli olmaları. Bunun dışında ben dahil kimin nereden geldiği, nereye gideceği, zengin ya da fakir olmaları, dilleri, dinleri, ırkları, vs… Söz konusu insan olduğunda bunların hiçbir değeri yok benim için. Yeter ki kişi kim olursa olsun kendini bilsin! Çünkü kendini bilen, seven, sayan karakterler başkalarına da bu yönde örnek olarak, yaşadıkları toplumda da varlıklarıyla pozitif yönde katkı sağlayabilirler. Var oluş amacıma göre; ben sadece örnek ve başkaları için de faydalı olarak son nefesini vermek isteyen bir bireyim.
B.BÜTÜN: Geçmişin başarılı yöneticisi, şimdilerin ise adından sıkça söz ettiren yazarı ve gazetecisi konumundasınız. Hayata Tutunuyorum ile kariyeriniz edebiyata kaymış bulunmakta. Herkesin de merak ettiğini düşünerek o soruyu sorayım o halde size. Kitap yazma hayali olmayan biri olarak buna nasıl karar verdiniz?
S.IŞIL: Sizin de söylediğiniz gibi benim kitap yazmak gibi bir hayalim hiç olmadı. Evet, kendimi bildim bileli çok kitap okuyan ve hatta yüreğinden geçenleri arada sırada küçük not kağıtlarına karalayan biriydim. Ama hepsi bu idi! Gel gelelim hayat bazı dönemlerde bizlere manevra yaptırabiliyor! Benim yapmak zorunda kaldığım manevra sert bir viraja denk geldi! Bana iki ay ömrümün kaldığını söylemeleri bende, sevdiklerime bir iz bırakabilme duygusu yaşattı! Bu sebeple ortaya Hayata Tutunuyorum çıktı. Neyse ki ölmedim! ☺
B.BÜTÜN: Hayata Tutunuyorum çok ses getirdi desek yalan olmaz sanırım. Yaşadığınız zorlu süreçten sonra o günleri kaleme aldığınız bu kitabın yerinin hem kariyerinizde hem de özel hayatınızda yadsınamayacak güce sahip olduğunu söyleyebilir miyiz? Ve bu durum sizin hayatınızda neleri değiştirdi?
S.IŞIL: Evet, Hayata Tutunuyorum çok ses getirdi. Okurlar tarafından çok sevildi. Bu kitabımda herkes kendi hayatından, kendi ruh dünyasından bir şeyler buldu. Bazıları ise yazdıklarımı kendilerine örnek aldılar. Dolayısıyla evet, bu kitap benim yeniden doğuşum oldu ve yadsınamayacak etkisiyle bana güç kattı. Bu kitapla birlikte hayatımda pek çok şey değişti. İnanın her birini anlatmaya kalksam buradaki satırlar yetmez! Hepsinden önemlisi hayat çizgim değişti. Ve bu 180 derecelik bir değişim oldu.
B.BÜTÜN: Tabii bir de akademi var malum. Yazarlık, editörlük, gazetecilik vs işlerinin yanı sıra Selin Işıl Akademisi’nin kurucususunuz. Dolayısıyla bu yolda ilerlemek isteyen gençlerin yolunu aydınlatmaktasınız. Eğitim ve destek süreçleriyle ilgili kısa bir bilgi alabilir miyiz?
S.IŞIL: Akademi fikri yazma tutkusu olan bireyler tarafından doğdu. Yani, bu isteğini fiiliyata dökmek isteyenlerin talepleri doğrultusunda açtım akademiyi. Bugün halen çocuk ve yetişkin gruplarımıza yaratıcı yazarlık, hızlı okuma teknikleri, editöryel hizmet, sesli okuma ve diksiyon üzerine katkı sağlamaya devam ediyoruz.
B.BÜTÜN: Her geçen gün sizi farklı konseptlerde, farklı işlere imza atarken görüyoruz. Bu kadar yoğun tempoda çalışmak sizi nasıl etkiliyor?
S.IŞIL: Sürekli yenilik peşinde olmak, farklılık yaratmak ve bunları pozitif olarak beni sevenlere sunabiliyor olmak beni diriltiyor ve dinçleştiriyor! Bütün bu işlere yetişmek “kolay” demiyorum. Zor… Ama nihayetinde sevdiğim işi yapıyor ve meyvelerini topluyorum. İnsanların yaptığım her projeden sonra bana sevgi ve taktir sözcükleriyle geri dönüş yapmaları bu işlere koştururken ortaya çıkan bütün yorgunluğumu gideriyor, unutturuyor.
B.BÜTÜN: Mektup ( nam-ı diğer yadigarınız) okurken benim de duygulandığım hatta gözyaşlarıma hakim olamadığım bölümler vardı. Okuyucuyu içine çeken ve dram konusunda zorlayan bir öyküsü vardı. Konu itibarı ile bu kitabı yazmanıza vesile olan bir durum var mı yoksa siz de Türkiye’deki dram sevenlerden misiniz ?
S.IŞIL: Çok üzgünüm sizleri ağlattığım için ama sanırım bunu harfler aracılığıyla yapabilmek maharifet olarak kabul edilebilir bir yazar için. Zira kitaplar, beyaz camdaki gibi görsel bir sunum olmadığı için, hisleri kelimeler vasıtasıyla yüreklere aktarabilmek oldukça zor bir zanaattir. Mektup’ un konusu aslında tüm çıplaklığıyla ülkemizin gerçeği! Ve evet, kitapta yazdığım konu, o hayatlara tanık olmuşluğumun esintisidir. Diğer sorunuza istinaden; kesinlikle hayır! Ben dramdan beslenen biri değilim. Tam tersi, gülümsemeyi ve insanları gülümsetebilmeyi seven bir yapım var. Hayat, ağlamak için çok kısa! Gülmekse kısa olan hayatın içinde yapabileceğimiz en isabetli eylem.
B.BÜTÜN: Peki o halde size hangi tür kitaplar daha çok hitap ediyor diye sorsam? Komedi, aşk, dram, macera ya da korku?
S.IŞIL: Realiteyi seven bir insanım ben. Bu anlamda sunduğunuz seçenekler arasında sanırım bana en yakın olan tür macera diyebilirim. Edebiyat türü olarak sorsaydınız şayet, kişisel gelişim ve biyografiler derdim.
B.BÜTÜN: Hayat felsefeniz ya da kendinize uyarladığınız bir sloganınız var mı?
S.IŞIL: Hayatı Iskalama! (AN’ı Yaşa!)
B.BÜTÜN: Herkesin merakla beklediği Aşk-ı Güzaf hakkında neler söylemek istersiniz? Konusu nedir, ne zaman çıkacak, diğer kitaplarınızdan ayıran bir özelliği var mıdır?
S.IŞIL: AŞK-I GÛZAF hakkında ilk söylemek istediğim şudur ki; “Ahh keşke dijitale aktarabilmek için vakit bulabilsem!”☺ 2022 Şubat ayına yetiştirebilmeyi çok istiyordum ama zamansızlık benim en büyük problemimken, bunu yapabilmem çok zor gözüküyor. Her halükarda 2022’ de çıkacak. Konusu, geçmiş aşkların vakur duruşu ile zamane aşklarının yozluğu! Maalesef gerçek aşklar yitip gidiyor avuçlarımızın arasından ve biz sadece izlemekle yetiniyoruz. Bu, aşk adına çok üzücü. Bu kitabımı diğer kitaplarımdan ayıracak olan özellik ise, anlatım dilinin daha şiirsel olmasıdır.
B.BÜTÜN: “Yazdıklarınız ve kitaplarınız arasında bir seçim yapın” desek hangisini seçersiniz? Zorda bırakan bir soru olduğunu kabul ediyorum ama mutlaka sizin için yeri ayrı olan vardır diye düşünüyorum.
S.IŞIL: Bu gerçekten de zorda bırakan bir soru. Çünkü nasıl ki bir anne çocukları arasında seçim yapamazsa ben de yazdıklarım arasında nasıl objektif bir seçim yapabilirim, bilemiyorum. Keza hepsi benim birer parçam. Hepsinde benden izler var. Fakat illaki cevaplamam gerekiyorsa sorunuzu, bu serüvenin çıkış noktası olan Hayata Tutunuyorum’ u odak yapmak gerekir diye düşünüyorum.
B.BÜTÜN: Peki yazım hayatınızla ilgili son sorum olarak; yeni yeteneklere ve sizin gibi edebiyata gönül veren kalplere mesajınız nedir ve neler yapmalarını önerirsiniz?
S.IŞIL: Birincil ve en önemli tavsiyem şu olur; yüreklerinden geçmeyen hiçbir konuyu, kelimeyi yazmasınlar. Her zaman dediğim gibi, yazmak gönül işidir. Nasıl ki zorla güzellik olmuyorsa, zorla -yazmalıyım- dürtüsüyle de yazmak olmaz. Çünkü yürek ile, zorlanmadan ve severek yapılan işler makbuldür. Evvela bunu yapsınlar, gerisi zaten çok daha kolay!
B.BÜTÜN: Gelelim sizin hiç bilinmeyen, sır gibi sakladığınız gizem dolu yönünüze! Siz bir Kozmo enerjistsiniz! Hatta size çok yakın bir kaynaktan edindiğim bilgiye göre “Kozmik Çocuk!” diye bir lakabınız var. Yani, sıradan bir kozmo enerjistden çok daha fazlasısınız! Özel ve farklı bir insansınız bu yönden. Bununla ilgili ilk sorum; Kozmo Enerji ne demek? Ne işe yarar?
S.IŞIL: Kaynağınızı derhal bulmalıyım! ☺ Böylesine önemli bir konuda özel olmak avantaj mı dezavantaj mı, öncelikle bunu çok iyi analiz etmek lazım. Ben avantaja dönüştürdüğümü düşünüyorum. Kozmo Enerji evrendeki her bir molekülün toplamından oluşan bütünlüğün şifasıdır bana göre. En azından ben sıra dışı bir tanımlama ile bu şekilde izah edebilirim Kozmo Enerjiyi. Çünkü Kozmo Enerji bir insanı ruh, zihin ve beden olarak bütünüyle şifalandırırken aynı zamanda hayatınızdaki negatiflerin de temizliğini yaparak insanın hayat akışının normal seyrinde gitmesine %100 olanak sağlar. Sadece insanlar değil, bütün varlıklara (doğa ve hayvan dostlarımız) aynı metodu uygulayabilir ve %100 başarıya ulaşabilirsiniz Kozmik Enerji ile. Böylece ikinci sorunuzu da cevaplamış olduğumu düşünüyorum. İlaveten şunu söylemeliyim ki, Kozmo Enerji bilimselliği tamamen kanıtlanmış ve WHO (DSÖ) tarafından da geçerliliği tescil edilmiş bir şifa yöntemidir.
B.BÜTÜN: Aslında size sadece bu konu hakkında soracağım onlarca soru var ama bu yöndeki sorulara olan kapalılığınızı bildiğim için şunu sormakla yetiniyorum; “Bir gün Kozmik Enerji ve bununla ilgili sırlarınız hakkında kitap yazmayı düşünür müsünüz?”
S.IŞIL: Neden olmasın! Düşünürüm tabii ki…Ve birgün bunu yaptığımda emin olun yazacağım kitap, piyasadaki bütün Kozmik Enerji kitaplarından çok daha farklı olur! Çünkü ben sıradan ve kalıplaşmış işleri yapmayı sevmem!
B.BÜTÜN: Selin hanım, size ait bir bilgiyi benim aracılığımla ilk defa paylaştığınız için onur duydum. İlerleyen zamanda Kozmo Enerji dünyanıza ait geniş bir röportaj yapmayı çok isterim. Beni kırmayarak sohbetime katıldığınız için çok teşekkür ederim.
S.IŞIL: Sizin için bir ayrıcalık yaratabildiysem ne mutlu bana. Benim için de çok keyifli bir sohbet oldu. Yaşattığınız bu keyif için ben teşekkür ederim.

Gemlik Zeytini Hak Ettiği Değeri Bulmalı

Gemlik Zeytini Hak Ettiği Değeri Bulmalı

Gemlik Ticaret ve Sanayi odasının son yapılan meclis toplantısında toplaması devam eden Gemlik zeytini gündem olurken, toplantıda Musluoğulları Firması tarafından fayans üzerine işlenmiş dev Atatürk tablosu hediye edilirken, Genç Girişimciler Kurulu başkanı Hüseyin Dönmez’de faaliyetlerini aktardı.
Kasım ayı meclis toplantısını meclis başkanı Hasan Yıldırım başkanlığında yapan Gemlik Ticaret ve Sanayi odası gelir gider raporları oy birliği ile kabul edilirken, Yönetim kurulu başkanı Paşa Ağdemir, 17 Kasım itibariyle de 2021 yılı bütçesinin tamamlandığını ifade etti.
GTSO Yönetim kurulu başkanı Paşa Ağdemir’de “Ekim ayında 145 şirketin kurulduğunu, 56 şirketin ise kapandığını” belirterek, bu süreçte Gemlik Serbest bölgesinde 9 milyar 518 milyon liralık ihracat gerçekleşirken, aynı dönemde 7 milyar 380 milyon liralıkta ithalat gerçekleşti. Yıl sonunda bu rakamların daha da artış göstermesi bekleniyor” dedi.
Paşa Ağdemir; “2021-2022 zeytin sezonunun açıldığını, tüm üreticilerimize, emek veren tüm çiftçimize iş insanlarına kolaylıklar, hayırlı kazançlar diliyorum. Son dönemlerde yapılan çalışmalarla Zeytinin Başkenti olan Gemlik, zeytini ile birlikte hak ettiği değeri bulacaktır” dedi
GTSO Meclis başkanı Hasan Yıldırım’da “gerek üretici olarak ve gerekse de tüccar olarak Gemlik zeytinin değerini bulmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Toplantı sonrası Gemlik’in ilk yapı marketi olan ve sektöründe önde gelen firmaları arasında yer alan Musluoğulları Yapı Market tarafından fayans üzerine yapılma dev Atatürk tablosu oda meclisine ve yönetimine hediye edildi.