Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Tankut Öktem’in ölümsüz eserleri İstanbul AKM’de izleyicisiyle yeniden buluştu







Bursa ve Gemlik’te lodosun vermiş olduğu olumsuz hava durumu nedeniyle 30 Kasım Salı günü (1 gün) tüm eğitim- öğretim kademelerinde yüz yüze eğitime ara verildi.



26 Eylül’de Almanyada milletvekili seçimleri yapılmıştı.
Seçim sonuçlarından bir koalisyon hükümeti çıkmıştı.
21 Ekim’de sosyal demokratlar, yeşiller ve liberaller bir araya gelebildiler.
Ve üç partinin farklı renkleri nedeniyle trafik lambası koalisyonu adı verilen bir ortaklık kurdular.
Yapılan planlamaya göre 9 Aralık’ta göreve başlayacaklar.
Şimdi bizde de 1973 – 1983 yılları arasındaki koalisyon dönemlerine gelelim.
Ankara da kamu görevi yaptığım yıllarda çok çeşitli koalisyon ortaklıkları ile çalışmıştım.
Ortaklar arasındaki paylaşım sürerken, biz kamu görevlileri olarak merakla sonuçları beklerdik.
Bakanların ve genel müdürlerinin paylaşımı, hem adaletli, hem de karşılıklı kontrollüydü.
Mesela bakanımız Abdulkerim Doğru muhafazakardı.
Genel müdürümüz Yücel Özden ise sosyal demokrattı.
Bana göre en ilginç olan ortaklık 1973 yılında rahmetli Erbakan ve Ecevit tarafından kurulmuş olan koalisyondur.
Bu koalisyonda çok cesur, çok değerli ve genç kadrolar yer almaktaydı.
İçişleri bakanı Oğuzhan Asiltürk’tü.
Başbakan yardımcısı ise, Devlet planlama kökenli Hikmet Çetin’di.
Bu koalisyonun ilginç ve adaletli projeleri de vardı.
Düşük maaaş ile yüksek maaş arasındaki adaleti sağlayan “eşel-mobil” sistemi ilk kez bu dönemde konuşulmuştu.
Yüksek faizler altında zarar eden kamu kuruluşlarına finasman sağlamak amacıyla para havuzu kurulması gündeme gelmişti.
Ama bu koalisyon hem içerdeki, hem dışardaki patronlar tarafından hiç sevilmemişti.
Hem banka sahibi, hem de makam sahibi patronlar bir anda Mücahit Erbakan ve Karaoğlan Ecevit çekişmesi oluşturdular.
Bu benzeri zor görülecek muhafazakar sosyal demokrat koalisyon kısa ömürlü olmuştu.
Ardından Süleyman Demirel liderliğinde milliyetçi cephe (MC) hükümetleri dönemini yaşadık.
MC ortakları aynı rengin değişik tonları gibiydiler.
MC Ortakları arasındaki paylaşımlar, çok hareketli geçerdi.
Bakanlıkların, kamu kurumlarının ve kamu bankalarının paylaşılması sırasında büyük pazarlıklar yapılırdı.
Millet ittifakı önümüzdeki seçimleri kazandığı takdirde, Türkiye’nin yol haritası ile ilgili olarak, ortaklar arasında çok radikal pazarlıklar yapılacağını da tahmin ediyoruz.
Günün sözü;
İlim servetten daha kıymetlidir.
Servetini sen korursun, halbuki ilim seni korur.
“Hz.Ali”








Ah şu Avrupa ülkeleri!
Kem gözleriyle yediler bitirdiler bizi.
Şekere kota…
Kahveye kota…
Yağa kota…
Şimdi de benzine kota.
Allah bilir benim bu satırları yazdığım şu dakikalar ile, yazının gazetede yayınlanacağı güne kadar kimbilir daha nelere kota uygulanacak!
Pardon! Gün mü dedim ben? Hay benim dilimi arı soksun! Oysa ki AN diyecektim. Malum, millet olarak artık AN’ lık yaşadığımız için!
Aklım hep normal olana, yani güne gidiyor.
Gece yattığımızdaki durumla gündüz uyandığımızdaki değişken durum arasındaki olağanüstü zamlara, -daha doğrusu- “minik fiyat ayarlamalarına!” şimdiden alıştık bile!
Bu şartlar altında Avrupa bizi elbette kıskanır! Bizdeki zenginliğe bakın; benzin kuyruklarına bile araç fazlalığından dolayı toplum olarak biz sebep oluyoruz! Nitekim ülkede otomobil bolluğu olduğu için benzin istasyonları halkın yüksek talebine karşılık benzin yetiştiremez oldular!
Ee..buna maşallah demek gerek! Ve hatta bu kadar zengin bir ulus olduğumuz için de kendimizle övünmemiz lazım.
Kotalar mı?
Amannn onlara aldırmayın siz! Farzedelim ki cebinizde dibek gibi paranız var ve şeker, yağ, kahve gibi kota konan ürünleri çokça satın alarak sağlığınızı göz göre göre bozmayın derdindeler sayın büyüklerimiz! Öyle ya, kahve kalp çarpıntısı yapar, şeker zaten hastalıkların ağa babası! Yağ ise zaten külliyen vücuda zarar! Tüketilmemesi daha hayırlı!
Bizim milletin zenginliği de başa bela! Sayın büyüklerimiz halkın sağlığını halktan daha çok düşündükleri için bu ürünlere kota gelmesine vesile olarak bizleri koruyorlar. Allah razı olsun onlardan!
Sahi bir de şu et meselesi vardı. “İki kilo eti yemesinler, yarım kilo et yesinler.”
Bu nasıl ince bir düşüncedir! Bu nasıl korumacı bir tavırdır!
Tabii ya… Et kolestrole sebep olur, kolestrol de maazallah kalp, damar ve bilimum hastalıklara yol açar. Şimdi durup dururken iki kilo eti yiyip de zaten pandemiyle canhıraş bir şekilde boğuşan doktorlarımıza ve ağzına kadar Kovid-19 hastaları ile dolu olan hastanelere gitmemek en doğrusu. Biz bunu niye düşünemedik acaba? Halbuki sayın büyüğümüzün dediği gibi, iki kilo yerine yarım kilo et yersek kolestrol sorunu yaşamaz ve böylece hastane kapılarını da aşındırmayız.
Bir kez daha Allah razı olsun!
Ülkemizde herşey tıkır tıkır yolunda gidiyorken, Avrupa’ nın bizi kıskanmaması şaşırtıcı olurdu zaten! Zira kendileri kendi vatandaşlarına bu konforu, lüksü ve zenginliği sağlayamadığı ve halklarının sağlıklarını bu denli düşünemedikleri için bizi kıskanmakta çok haklılar!
Gel gelelim refahtan pür neşe yaşayan yurdum insanı için “Maşallah!” dememeleri bizi gücendiren esas konudur!
Ey Avrupa!
Kıskanmak yerine sen de çalış, bütün bu imkanlar sende de olsun! Ama nazar etme ne olursun!
Esen kalın.
Gemlik’te meydana gelen olayda bir kişi elektrik çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Alınan bilgiye göre Küçük Kumla mahallesi köy içinde meydana gelen olayda, evinin altındaki depoda zeytin seçen Mustafa Şahin (51) seçme makinesinde meydana gelen elektrik kaçağı sonrası ağır yaralandı. Olay yerinde sevk edilen 112 acil ambulansında ilk müdahalesi yapılan ve kalbi durduğu öğrenilen Şahin Gemlik Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Talihsiz adam burada yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gemlik ilçe emniyet müdürlüğü ekipleri olay yerinde inceleme yaparken, başlatılan soruşturma sürdürülüyor.