Köşe Yazıları

Bursa Ak Partide Değişim Rüzgarı

Ak Partide, bir değişim rüzgarı eseceğini, bir süredir duyuyoruz. Bu rüzgar da, siyasetin ilk sırayı alacağını, biliyoruz.

Nitekim ilk hamle, Ak Parti Bursa il Başkanının, il Başkanlığını bırakması ile yaşandı. Bu hamlenin, ilçe teşkilatları ile devam edeceğini umuyoruz.

Ak Parti genel merkez yönetiminin, bu gün için en önemli önceliğinin, (2019) Mart ayında yapılacak, yerel seçimler olduğunu hissediyoruz.

Çünkü yerel seçimlerde alınacak sonuçların, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için, bir gösterge olacağını biliyoruz.

Bu bakımdan, değişim rüzgarının il başkanlarıyla başlayıp, belediye yönetimleri ile devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Uzun süre, Belediye başkanlığı ve meclis üyeliği yapan Ak Partili yöneticilerin, büyük çoğunluğunun değişeceğini, hissediyoruz.

Ben de, Azot sanayi Genel Müdürlüğünde ‘’on yıl kesintisiz’’ Daire Başkanlığı, yapmıştım. İlk üç yıl içinde yaşadığımı, söyleyemem.

2017 yılının son altı ayında, Ak Partili Belediyelerde, derinliğine bir FETÖ araştırması yapılacağı, göreceğiz.

Birçok belediyelerde, vekil başkan örneklerine rastlamamız da, sürpriz sayılmayacaktır. Ak Parti merkez yönetimi, bu cesaretli yapılanmayı hayata geçirirken, dedikodular yerine belgelere önem verirse, amacına ulaşır.

Yoksa Ak Partinin geleceği, ANAP’tan ve Doğru Yol’dan farklı olmaz.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ

Kendi geleceğimizi,

Kendimiz hazırlar.

Sonra da kader deriz.

‘’Disraeli’’

 

Gerçek Anneme Göstereceğim

İl Başkanı değişti,

Siyaset yeniden kurulacak,

Gemlik, ihracatta bilmem kaçıncı oldu,

Gemlik’te şu eksik,

Gemlik çağ atlayacakmış,

Ve benzeri pek çok konu gündemi meşgul edebiliyor genellikle.

Hayatın doğal akışında önemsediklerimizi, bazen devlet korumasında bir çocuk tek bir cümle ile çöpe atabiliyor. Madalyasını elinden düşürmeyen çocuğun cümlesinde olduğu gibi ‘’Gerçek anneme göstereceğim.’’

***

Gemlik Sosyal Yaşamı Destekleme Derneği (GESYAD) tarafından düzenlenen etkinlikte, devlet korumasında olan, bir kısmının annesi babası olmayan, bir kısmının da ailesinin bakamadığı veya annesinin tek başına baş edemediği çocukları bir etkinlikte buluşturdu.

Çocukların bazıları çevreye karşı saldırgan korumacılık içindeydi. Bir kısmı da ilgi eksikliği hissediyordu. Başını biraz okşadığınız çocuk, etkinlik boyunca yanınızdan ayrılmayabiliyordu.

Etkinlikte konuştuğum iki çocuk gazeteci olmak istediğini söyledi. Gazeteciliğin ne olduğunu bilmeden, sadece ilgi görebilmek için.

Başka bir çocuk ‘’babam da gazeteye çıkmıştı’’ dedi. Nedenini soramadım.

Bir diğeri, ‘’herkes senin yanına geliyor, ondan gazeteci olacağım’’ dedi.

Birey olmak, bazen öyle zor ki…

***

   En acısıysa, galibiyet madalyasını ellerinin arasında saklayan çocuktu.

Anne diyorlardı başlarındaki öğretmenlerine, bir kısmının dışarıda annesi olmasına rağmen.

Çocuğu madalyayı bu denli sahiplenirken görünce madalyayı ne yapacağını sordum, ‘’Gerçek Anneme göstereceğim’’ dedi. Ne zaman geleceği belli değil annesinin. Belki bir hafta, belki bir ay sonra. ‘’O zamana kadar saklayacak mısın?’’ dedim. Kafa salladı. Madalya ellerinin arasındaydı…

Gerçek annesine, kendini ispatlamış olacaktı. ‘’Madalyayı ben kazandım’’ diyecekti. Annesinin onun önemsemesini sağlayacaktı belki de. Başarılı olduğunu görünce, daha çok sever diye mi düşündü? Yoksa annesinin gurur duymasını mı istedi? Belki de, artık başarılı olduğu için beraber yaşayabilirlerdi, kim bilir?

   ‘’Gerçek Anneme Göstereceğim’’ iç acıtan sözdü. Aynı zamanda küçük bir çocuğun, aslında ne kadar önemsiz meseleleri dert edindiğimizi anlatan hayat dersiydi…

Amerika Örgütlerin İsim Babasıdır

Amerika’nın, terör örgütlerinin kuran ve onları kendi çıkarları için kullanan, bir ülke olduğunu artık hepimiz, biliyoruz.

Bu terör örgütlerinin, isim babası olduğunu da, her fırsatta görüyoruz. 1984 yılında, faaliyete geçen P.K.K terör örgütüne, yıllar önce helikopterle silah yardımı yaptığını, zamanın genelkurmay başkanının, açıklamalarından öğrenmiştik.

Amerika’nın desteklediği (P.K.K) nın Suriye kanadının (PYD) nin ise, bu örgütün silahlı kolu olduğunu, artık bilmeyen kalmadı.

Türkiye her fırsatta, (P.K.K) ile (YPG) arasında bir fark yoktur dedikçe, bu ısrar ve kararlılık, Amerika’yı rahatsız etmiştir.

Ve. Amerika bir anda, (YPG) nin adını ‘’Suriye Demokratik Güçleri’’ olarak, değiştirmiştir. Amerika’nın, 909 tır dolusu silah ve mühimmat ile donattığı (YPG) terör örgütü, şu anda Fırat Kalkanı kuvvetlerimizin, takibi altındadır.

1974 yılında, Amerika’nın karşı olmasına rağmen, ilk Kıbrıs Harekatını yapmıştık. Ama. Kuvvetlerimiz Girne çevresinde, çok dar bir bölgede sıkışmıştı.

Ardından, ikinci hareket yapıldı. Doğu’da Magosa ve Maraş, batıda ise Güzelyurt ve Lefke kontrolümüz altına girmişti.

İnşallah, yapmak zorunda kalacağımız ikinci Fırat operasyonu, Kıbrıs’taki gibi başarılı olur.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ

İyi ve muhteşem arasındaki fark,

Sadece biraz daha gayrettir.

‘’Clarence’’

Süper Kupayı Konyaspor Kazandı

Beşiktaş geçen yıl olduğu gibi, bu sene de Süper Kupayı kaybetti.

Konyaspor, galibiyet golünü her ne kadar son dakikada atmış olsa bile, oynadığı canlı ve hücum ağırlıklı futbol ile galibiyeti hat etti.

Beşiktaş’ın arzu olarak ve kondisyon olarak henüz hazır olmadığını gördük.

Maç uzatmalara kalsaydı, Beşiktaş yürüyemez hale gelirdi.

Belki de Konyaspor daha farklı bir şekilde kazanabilirdi.

Bu maçı seyrederken şampiyonlar ligi ön elemelerini oynayan Başakşehir’in ‘’Bruj’’ maçını hatırladık.

Hızlı ve hatasız pas trafiğini, mükemmel uygulayan Başakşehir’i en hazır takım olarak gördük.

Artık bu sene gerçek bir büyük takım olan Başakşehir’i izleyeceğiz.

Fenerbahçe, UEFA kupasında ‘’Strum Graz’’ı eledi.

Kurada çıkan, Makedonyalı Vardar’ı da eleyeceğini göreceğiz.

Ama. Fenerbahçe’yi Başakşehir kadar hazır bulmadığımızı söylemeliyiz.

Fenerbahçe’nin gerçek gücünü Süper Lig başlayınca ve Vardar takımını eledikten sonra göreceğiz.

 

Günün Sözü

Mutlu çocuk.

Beşik nasılda, büyük geliyor sana.

Büyüde bak bakalım

Dünya nasıl dar gelecek sana.

‘’Shiller’’

 

 Enflasyon da Durum Nasıl

 

Temmuz ayı tüketici enflasyonu (9,79) oldu. Bu sonuçla, yeniden tek haneli duruma düştü. Ama hiç birimiz üretici enflasyonundan konuşmuyoruz. Üretici Enflasyonu ise, (15,45) rakamına ulaştı.

Peki Üretici enflasyonu, neden tüketici enflasyonundan daha yüksek olmuş? Çünkü patronlar, zam yapmaya doyamadılar.

Temmuz ayında beyaz eşyacı patronlar (2.55) ile zirveye ulaştılar. (2.55) zamlanan klimalar, (1.4) zamlanan derin dondurucuları, geride bıraktı. Ulaştırma zamları ise, (1.13) ile sade vatandaşın da canını yaktı.  Tüketici  (9.79) üretici ise (15.45) olunca, bunda bir tuhaflık yok mu.

Aslında talep ve arz birbirine yakın olsa, arada bu kadar fark olmaz. Patronlar, genç nüfusu görükçe zam yapmaktan geri durmuyorlar.

Bir de buna, Suriye’den gelenlerin talepleri eklenince, patron zamları, katlanarak yapılıyor. Peki zamma doymayan bazı patronları, ekonomik yöntemlerle “terbiye etmenin”, yolu yok mu ?   Tabi ki var Rahmetli Özal, zamma doymayan bazı patronları ithal yoluyla terrbiye etmişti.

Üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki fark, bu kadar fazla ise, ekonomiyi yönetenleri, dikkatli olmaya davet etmeliyiz.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Doğru bir adım

Tanrının en soylu eseridir

“A.Pope”

 

Milli Eğitime Zimmet Şoku

Bilindiği gibi 2014 yılında; sadece sendikal tercihinden dolayı; toplumda bilinen adıyla Çıraklık okulu, gerçek adıyla Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü görevinden alınmış yerine N.D müdür olarak atanmıştı

Milli Eğitimin ve Eğitim Bir Senin desteği ile müdür olarak atanan N.D; kısa zamanda bir çok gayri meşru işe karışmış ve kurumu zarar uğrattığı iddiaları  ile geçtiğimiz aylarda müdürlükten el çektirilerek açığa alınmış ardından da kendi isteği ile emekli olmuştu.

N.D hakkında yürütülen soruşturma da ortaya çıkan detaylar ise çok ses getireceğe benziyor.

Öyle ki; iddialara göre N.D. ; kâğıt üzerinde birçok kurs açarak kendisine ve başkalarına maddi çıkar elde etmiş. Gerçekte yapılmayıp sadece kâğıt üzerinde evrak düzenleyerek açılmış gibi gösterilen bu kurslarda; öğretici, kurs müdürü, kurstan sorumlu milli eğitim müdürü ya da şube müdürü ve hizmetlilere yasal olmayan ödemeler yapıldığı tespit edilmiş.

Yazının Devamı İçin Tıklayın: https://www.gemlikgundemgazetesi.com/2017/08/03/milli-egitime-zimmet-soku.html

  Milli Eğitime Zimmet Şoku

Bilindiği gibi 2014 yılında; sadece sendikal tercihinden dolayı; toplumda bilinen adıyla Çıraklık okulu, gerçek adıyla Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü görevinden alınmış yerine N.D müdür olarak atanmıştı

Milli Eğitimin ve Eğitim Bir Senin desteği ile müdür olarak atanan N.D; kısa zamanda bir çok gayri meşru işe karışmış ve kurumu zarar uğrattığı iddiaları  ile geçtiğimiz aylarda müdürlükten el çektirilerek açığa alınmış ardından da kendi isteği ile emekli olmuştu.

N.D hakkında yürütülen soruşturma da ortaya çıkan detaylar ise çok ses getireceğe benziyor.

Öyle ki; iddialara göre N.D. ; kâğıt üzerinde birçok kurs açarak kendisine ve başkalarına maddi çıkar elde etmiş. Gerçekte yapılmayıp sadece kâğıt üzerinde evrak düzenleyerek açılmış gibi gösterilen bu kurslarda; öğretici, kurs müdürü, kurstan sorumlu milli eğitim müdürü ya da şube müdürü ve hizmetlilere yasal olmayan ödemeler yapıldığı tespit edilmiş.

N.D.’ nin sadece kendisine yaklaşık 300 bin TL yi aşan haksız kazanç elde ettiği ve bu rakamın milli eğitim müfettişeri tarafından yapılan  idari soruşturmada kendisine zimmet olarak çıkarıldığı gelen bilgiler arasında. Bu soruşturmada ilk zimmet evrakı okuldaki bir görevliye gitmiş durumda. Söz konusu memura haksız olarak aldığı öne sürülen paranın faizi ile birlikte okulun hesabına yatırması isteniyor.  Öte yandan; bu kurslarda görev yapmış gibi gösterilen; kurumun diğer müdür yardımcılarına, bazı çalışanlarına ve milli eğitim yöneticilerine de yüksek miktarlarda zimmet çıkarıldığı iddia ediliyor.

Bu durumda; haksız kazanç elde ettiği iddiası ile görevden alınan N.D nin bu işleri yalnız başına yapmadığı, yandaşı ve amiri konumunda başkaca suç ortaklarının da bilgisi olduğu ortaya çıkmış durumda.

N.D. ve amiri konumundaki suç ortakları hakkında adli olarak ta dava açılıp açılmayacağı ilerleyen günlerde netleşecek

Şimdi kamuoyu adına soruyor ve bekliyoruz.  Mevzuata göre; Milli Eğitim Bakanlığının yaklaşık 10 senedir yürüttüğü e okul ve mebbis çalışmaları kapsamında; bir mesleki eğitim merkezinin kurs açabilmesi için mutlaka ilçe milli eğitim den onay alması gerekiyor. Bu onay ile birlikte; kurstan sorumlu şube müdürü ve milli eğitim müdürü de açılacak kurstan ek ders ücreti alıyor. Eğer kurs sonunda sınav yapılıyorsa bu ücretlere sınav komisyon üyeliği ücretleri de ekleniyor.  Yani N.D.; açtığı 300 civarındaki fason kurstan kendisine fazladan hak etmediği ek dersleri alırken aslında amiri konumundaki başkalarına da çeşitli yasal adlar ile ücret ödeyerek onların bilgisi ve isteği dahilinde suçuna ortak etmiş görünüyor.

Gerek ilçe milli eğitim de gerekse bazı okullarda devam eden FETÖ soruşturmaları nedeni ile sıkıntılı günler geçiren İlçe Milli Eğitimin bu süreçte de suçu başkalarına yıkıp yıkamayacağını merakla bekliyoruz.

Not: Vereceğiniz cevapları noterden gönderip milletin parasını heba etmeyin, doğru ve mantıklı bir açıklamayı elden de gönderseniz zaten cevap hakkınıza saygı duyarak gazetemize sayfalarında yayınlarız.

Amerika’dan Tehlikeli Oyunlar

Artık, Devletin en kritik kurumlarını kullanarak, bu bilgi ve projeleri Pelsinvanya ya aktaran FETÖ örgütünü, hepimiz tanıyoruz.

Bu örgütün menfaatçi üyelerinin, tümü tespit edilmese de, artık örgüt deşifre olmuştur. Örgütün varlığını bilinçli olarak reddedenler bile, bu gerçeğe karşı, direnemez hale gelmiştir.

Direnenlerin ve hedef saptıranların tek kozu, Feto operasyonlarını ve davalarını, sulandırmak olmaktadır.

(CHP) de, bilerek veya bilmeyerek bu sulandırma hareketinin öncülüğünü, yapmaktadır. Geçmişte ‘’15 Haziran’da darbe olacak’’ diye, bir haber duymuştuk.

15 Haziran ve yakınındaki günlerde, Avrupa İnsan Haklarından ve Anayasa mahkemesinden, Fetö mağdurları konusunda, kararlar bekleniyordu.

Her iki mahkeme kararı da, FETÖ destekçilerinin aleyhine çıktı. (CHP) nin yürüyüşündeki zamanlama da, bu iki mahkemeyi baskı altına almak içindi.

Aslında, (P.K.K) ve (FETÖ’nün) hamisi olan Amerika, sadece iç işlerimize karışmakla kalmıyordu.

Bir taraftan sınır ihlali davranışları için, Yunanistan’ı kışkırtıyordu. Diğer taraftan ise, Kuzey Irak’ta referandum için, Barzani’yi cesaretlendiriyordu.

En önemlisi, Suriye sınırında (P.K.K) ve (PYG) ye, 900 TR dolusu muhimmat ve silah veriyordu.

Amerika’nın, ülkemizde ve sınırlarımızda oynadığı, bu tehlikeli oyunların tek amacı, ülke yöneticilerini bunaltmak içindir. Bu tezgahın, farkında olmalıyız.

GÜNÜN SÖZÜ

Affedebilirim ama unutmam demek,

Affedemeyeceğim demenin, başka bir şeklidir.

‘’Becher’’

Milli Takım ve Bursaspor

Başlangıçta Futbol Federasyonu ile Fatih Terim karşılıklı anlaştılar, zannetmiştik. Birkaç günlük ara dönemde, iki tarafta karşılıklı mukavelevi haklarından vazgeçtiler diye, bir açıklama bekliyorduk.

Ama. Fatih Terim, 3.5 milyon Euroluk tazminata kıyamadı ve kovulduğunu açıkladı. Geçmişte, Galatasaray’da teknik direktörlük yaptığı dönemde, kulüp başkanı Ünal Aysal kendisine ‘’Eleman’’ dedi diye, ortalığı ayağa kaldırmıştı.

Şimdi kovulduğunu bile kıvırmadan açıklayan Fatih Terim’in, nereye kadar delikanlı olduğunu da, anlamış olduk.

Şenol Güneş’e yapılan Milli Takım hocalığı teklifi, zamansız oldu. Beşiktaş’ın da şampiyonlar Ligi ve Türkiye Ligi gibi, bir sorumluluğu var.

Aynı şey, Abdullah Avcı içinde geçerlidir.

Bazen, araya sıkışan bir Türkiye kupası maçının bile, koskoca takımları perişan ettiğini, hatırlıyoruz.

Bu bakımdan, birkaç maç için, Mehmet Özdilek ve Tolunay Kafkas ikilisi ile devam edilmesinde yarar görüyoruz.

Zaten, oynadığımız gruptan da, istediğimiz sırada çıkacağımıza, inanmıyoruz.

Hiç Olmazsa, Beşiktaş ve Başakşehir’in, huzurunu ve Konsantrasyonu nu, bozmayalım. Bursaspor’da ise, henüz göz dolduracak bir transfer yapamadık.

Yedek kaleci Mert’in, ayrılmasına ise, üzüldük. Hele kaleci eksikliği yüzünden, kampta bu eksikliğin malzemecilerle giderildiğini duyunca, daha da üzüldük.

Bursaspor’u, geçen sene düştüğü pozisyon da, görmek istemiyoruz.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ

Bir ön yargıyı yok etmek,

Atomu parçalamaktan, daha zordur.

‘’Einstein’’

Kuzey Suriye’de Soğuk Savaş

Çok yakında, Suriye’nin kuzeyinde önemli olaylara tanık olacağız. Bizimde içinde olacağımız bu gelişmelerde, bir bakıma Amerika ve Rusya savaşını göreceğiz.

Önce bilinen gerginlikleri hatırlayalım

-Amerika kendi kurduğu terör örgütleri ile, bölgeyi kurtarma yalanıyla, YPG’yi, silahlandırmaya devam ediyor.

-Bizim Suriye’deki Türkmenlere gönderdiğimiz silahlar, teröre destek yalanıyla manşet olmuştu.

-Ayrıca, İncirlik’ten umudunu kestiği için Kuzey Suriye’de yeni üsler kurdu.

Ruslar, Kürt konusunda bazen çelişkili davranışlarda bulunsa bile, Kuzey Suriye’de kurulacak Amerikan üssünde, pek hoşlanmazlar. Nitekim, Kuzey Suriye’de olabilecek çatışmanın ilk raundunu, diplomatik alanda gördük.

Amerika, Rusya’ya karşı yeni yaptırımlar konusunda karar alınca, Ruslar’da boş durmadı. Rusya’da ki Amerikan şirketlerinde çalışan bazı elemanların faaliyetlerini durdurdu. Aslında, Kuzey Suriye sınırında yaşanacak bu büyük çaplı gerilimin gelecekte kurulacak yeni ortaklıkların, ip uçlarını göreceğiz.

Ayrıca Nato ve AB gibi yıpranmış ortaklıklarında, çöküş alametleri vereceğine tanık olacağız.

Temennimiz, bu şer ortamından, Ülkemiz için güzel bir gelecek çıkmasıdır. Yeni dönemde, yeni kararlara ve yeni ortaklıklara, hazır olmalıyız.

Günün sözü

Ayna bir şeye tamah etseydi.

Bizim gibi münafık olur.

Her şey olduğu gibi göstermezdi.

Mevlana