Gemlik Haber

Özer’in Müjdeleri Arasında Gemlik’te Var

Özer’in Müjdeleri Arasında Gemlik’te Var

Bakan Özer’den Bursa’ya 400 milyonun üzerinde 23 yeni okul müjdesi verildi. Müjdeler arasında AK Parti İlçe Başkanı Şamil Yiğit’in hafta başında Gemlik doğu bölgesine yapılması planlanan 24 derslikli okul ve Umurbey mahallesinde yapılacak olan özel eğitim merkezi yer aldı. Bu yatırımlar 2021 yılı bütçesine konuldu.
Bursa’ya 2021 yılı içerisinde 400 milyonluk yatırım yaptıklarını belirten Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, önümüzdeki süreç için ise 400 milyonun üzerinde 23 tane derslik yapımı için karar aldıklarını belirtti.
Bursa Valisi Yakup Canbolat, AK Parti Bursa milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Alinur Aktaş, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Serkan Gür ile bir araya gelen Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, yaklaşık 2 saatlik toplantının sonunda değerlendirmelerde bulundu. Bakan Özer, “Bursa’ya 2021 yılı içerisinde yaklaşık 400 milyon liralık yatırım desteğinde bulunduk. Bunların bir kısmı yeni okul, bir kısmı da güçlendirme ve destekleme ile ilgili süreçlerde kullanıldı. İlçelerdeki okullaşma oranlarını yükseltmek hem de öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azaltmak için değerlendirmeler sonucunda Osmangazi ilçesine 7 tane ilkokul ve ortaokulun yanı sıra özel eğitim kampüsü yapacağız. Bu kampüsün içinde özel eğitim anaokulu, özel eğitim uygulama okulu aynı zamanda özel eğitim meslek okulu olacak. Bir de özel eğitim öğrencilerinin velilerini çocuklarını beklerken nitelikli zaman geçirmeleri için halk eğitim kurslarını alacakları ayrı bir birim de olacak” dedi.
Osmangazi ilçesinin yanı sıra diğer ilçelere de okul yatırımları yapacaklarını belirten Bakan Özer, “Yıldırım ilçesine 5 tane ilkokul ortaokul, Nilüfer ilçesine 4 tane ilkokul ortaokul, Gürsu ilçesine 2 tane ilkokul ortaokul, İnegöl ilçesine 3 ilkokul ortaokul, Gemlik’e bir tane 24 derslikli ilkokul, Orhangazi ilçesine de 1 tane 24 derslikli ilkokul yapma kararı aldık. Bugün itibariyle Valilik, Milli Eğitim Bakanlığımıza talep yazısını gönderecek ve bu tüm yatırımlara onay vereceğiz. İhaleye çıkılacak şekilde gerekli kaynakları Bursa’ya kazandırmış olacağız” diye konuştu.
Bursa özel yetenekli öğrencilerimizin aktif olarak eğitim aldığı 5 tane merkez bulduğunu belirten Bakan Özer, “Bunu 9’a çıkarmaya karar verdik. Gürsu, Kestel, Gemlik ve Osmangazi ilçelerimize birer tane daha sanat merkezi kazandıracağız. Bursa’da 7 tane Rehberlik Araştırma Merkezi bulunuyor. 4 tane daha ilave merkez yapacağız. Bu merkezler İznik, Gürsu, Orhaneli ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde olacak” şeklinde konuştu.
Mevcut 400 milyonluk yatırımlara ilave olarak Bursa’ya 23 tane yeni okul yapıp, 1 tane de özel eğitim meslek kampüsünün yapımının onayını vermiş olduklarını belirten Bakan Özer, “Bunlar yaklaşık olarak 400 milyon liranın üzerinde bir yatırım demektir. Bursa’nın yatırımlarını yüzde yüz arttırmış oluyoruz” dedi.
Ak Parti ilçe başkanı Şamil Yiğit bakanın açıklaması ile birlikte öncelikle 24 derslikli ilk ve ortaokul ile özel eğitim okulunun 2021 yılı yatırım programına alındığını söyledi. Yiğit, diğer planlamalarında devam ettiğini söyledi.

MADO’dan Görkemli Açılış

MADO’dan Görkemli Açılış

Gemlik’te uzun zamandır faaliyet gösteren ve işletmecisini değiştiren MADO görkemli bir açılışla tekrar faaliyete girdi. İş dünyasının yoğun ilgi gösterdiği açılışta siyasi partilerin Gemlik İlçe Başkanları ve yöneticileri de görkemli açılışta yerlerini aldılar. MADO’nun yeni işletmecisi Fatih Ayvaz’a Hayırlı Uğurlu Olsun.

Balıkpazarı yollarında ikinci etap yenileme

Balıkpazarı yollarında ikinci etap yenileme

Balıkpazarı Mahallesi’nde uzun yıllardır bakımı yapılmayan, Gemlik’i Cumhuriyet Mahallesi ve Kumla’ya bağlayan caddede yenileme çalışmaları başladı.
Gemlik Belediyesi, 2 No’lu Cadde olarak bilinen Şehit İdris Büyükdönmez Caddesi’nde bakım ve yenileme çalışmalarına başladı. Uzun yıllardır bakım yapılmayan caddede yer yer meydana gelen çukurlar araçların geçişini zorlaştırırken bölge esnafı da caddede yenilik talep ediyordu. Gemlik Belediyesi tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda Lise Caddesi’ne çıkan merdivenlerden Cumhuriyet Mahallesi’ne giden İnayet Sokak arasında kalan 660 metrelik yolda önemli yenilikler yapılıyor. Bu caddede de bir alt caddede olduğu gibi kaldırım taşı kullanılacak ve Balıkpazarı’nın tarihi yapısına uygun bir görüntü ortaya çıkarılacak. Mazgal ve diğer kapaklar yol kenarına alınacak. Tüm yolda bordür, kaldırım, beton parke ve tretuvar yenilemeleri gerçekleştirilecek.
Çalışmaların başladığı Şehit İdris Büyükdönmez Caddesi’nin Gemlik’in en eski caddelerinden biri olduğunu ve neredeyse 15 yıldır hiçbir çalışma yapılmadığını söyleyen Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, “Balıkpazarında büyümüş biri olarak, mahallemin caddelerinin yenilenmesinden büyük mutluluk duyuyorum” dedi.
Başkan Sertaslan şöyle konuştu: “Balıkpazarı mahallemiz, ilçemizin en eski yerleşim yerlerinden biri olmakla birlikte bizim de önem verdiğimiz noktalardan birisi. İlçemizin her bölgesine ihtiyaçlarına göre eşit ölçüde hizmet götürmeyi hedefliyoruz. Balıkpazarı maalesef uzun süredir ihtiyaç duyulan bakım ve yenilemelerden mahrum kalmış. Geçtiğimiz aylarda Av. Özgür Aksoy Caddesi’nde çalışmaları tamamlamıştık. Şimdi Şehit İdris Büyükdönmez Caddesi’nde aynı çalışmaları gerçekleştirerek mahallemizin yollarının bakımını yapıyoruz. Kullandığımız taş parke ve kaldırım malzemesi ile yol ve kaldırımlarımızı mahallemizin tarihi dokusuna uygun şekilde yenileyeceğiz.”

MHP’li Eker Doğu Bölgesine Pazar Kurulmasını İstedi

MHP’li Eker Doğu Bölgesine Pazar Kurulmasını İstedi

Gemlik Belediye Meclisi Kasım Ayı Olağan Oturumun da MHP Belediye meclis üyesi Alparslan Eker Gemlik doğu bölgesinin açık pazar yeri ihtiyaç olduğunu belirtti.
Meclis konuşmasında Alparslan Eker ” Gemlik doğu bölgesinde inşaat yoğunluğunun en yoğun olduğu bölge ve her gün geçtikçe konut sayıları artıyor Roda Anadolu İmam Hatip Lisesi okulunun yanında zeytinciler caddesi veya onu karşısında Şehit Muammer Bıçakçı sokak üzerine özellikle pazar günleri açık bir pazar yeri talepleri var. Biz grup olarak buraya ilgili bir komisyon çalışması yapılmasını talep ediyoruz yazılı olarak da önerge verdik. ” dedi.

Selin Işıl’dan Kadriye Ünler ile özel Röportaj

Selin Işıl’dan Kadriye Ünler ile özel Röportaj

Gazetemiz Yazarı Selin Işıl, İYİ Partili Kadriye Ünler ile özel bir söyleşi yaptı.

 

Güçlü kadınları severim. Şahsına münhasır tarzı ve duruşu olan, tuttuğunu koparan, ne istediğini bilen ve karakterini üslubu ile ortaya koyabilen…

Sanırım Sayın Kadriye Ünler de sahip olduğu bu karakteristik özelliklerinden dolayı merceğime takıldı!

 

Üstelik O, sadece bu özellikleriyle de değil, bunun dışında iyi bir avukat olması, İYİ PARTİ bünyesinde aktif rol oynaması, sıkı bir kadın hakları savunucusu olması, çocuk istismarı gibi hepimizi yaralayan bir konuda doğruları dile getirmesi ve belki de hepsinden önemlisi, bütün bunları yaparken en kutsal vazife olan annelik mesleğini de layıkıyla sürdürmesi ona olan hayranlığımı iki kat arttırdı.

 

Bu sebeplerle vakit kaybetmeden kendisiyle söyleşi yapma fikrimi ona ilettiğimde ise bir an bile tereddüt etmeden ‘Evet’ demesi, az sonra okuyacağınız nefis sohbetin kapısını aralamış oldu.

 

Pek çok insanın hayatında anlamlı dokunuşların sahibi olan Kadriye Ünler’ i yaptığımız sohbet öncesinde kısaca size tanıtmak isterim.

 

Kadriye Ünler, Belçika’da dünyaya gelmiş ve 12 yaşındayken ailesinin yurda kesin dönüş yapmış olmasıyla birlikte Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi de dahil olmak üzere, bütün eğitim hayatını Ankara’ da tamamlamıştır. Halen Ankara Barosu’ na kayıtlı olarak serbest avukatlık mesleğini sürdürmektedir.

 

İyi Parti’ de başlayan siyasi hayatına halen İYİ Parti Genel Merkez Kurucular Üyesi ve Genel İdare Kurul Üyesi olarak devam etmektedir. Aynı zamanda İYİ Parti Kadın Politikaları Toplumsal Şiddet ile Mücadele Başkan Yardımcılığı görevini de aktif olarak yürütmektedir.

 

Ayrıca, İYİ Parti il ve ilçe teşkilatlarına İstanbul Sözleşmesi, 6284 Sayılı Kanun, toplumsal cinsiyet eşitliği ve nafaka gibi konularda eğitimler vermektedir.

 

Tempolu çalışma yaşamına anneliği de sığdıran Sayın Ünler ile yaptığımız keyif dolu sohbetimizde vaktin nasıl geçtiğini anlayamadık bile.

 

İşte bu leziz sohbetin merak uyandıran soru ve cevapları:

 

1) S.IŞIL: Sayın Ünler sohbetime hoş geldiniz. Güçlü kadın, bahanelerin ardına sığınmayan, yani mazeret üretmeyen kadındır bana göre. Yaşam skalasını buna göre belirlemiş, çizmiş ve bu doğrultuda zorluklara göğüs germiş ve bu duygunun verdiği özgürlüğü kendine hayat düsturu edinmiş kadındır. Size baktığımda böyle bir profil görüyorum. Sizce devrin Türk kadınının geneline baktığımızda aynı sözleri söylemek mümkün mü? Ya da kadınlarımızda, özellikle son yıllarda bir parça hakkına razı olmuşluk – kaderine boyun eğmişlik var mı? Varsa, sizce bunun sebepleri nedir?

 

K.ÜNLER: Sizin sohbetinize dahil olmak benim için çok kıymetli Selin Hanım. Öncelikle nazik davetiniz için çok teşekkür ederim. Türk Kadını hep güçlü olmuştur. Buradaki güçten kastım sadece fiziksel güç değil. Türk Kadının maneviyatı da çok güçlüdür. Her şeyi ile şartları zor topraklarda yaşıyoruz, bu zorluklar biz kadınları güçlü kılıyor. Annemizi, babaannemizi, anneannemizi, teyzemizi hatta kendimizi düşünelim, ne büyük zorlukların altından kalkmadık mı? Ekonomik, sosyal ve diğer koşulları standardın üstünde olan kadın, koşulların kendisine sağladığı konfor sebebiyle belki hakkına razı olmuş ya da boyun eğmiş gibi görünse de ne zaman bir zorlukla karşı karşıya kalsa Türk Kadını hep güçlü olmuştur. Sosyal statü veya ekonomik kayıp yaşayan kadın en kısa sürede bu duruma adapte olur ve yeni koşullara ayak uydurarak yaşamını sürdürebilir.

 

2) S.IŞIL: Şimdiki sorum az önceki sorunun devamı niteliğinde olacak. Zira siz, kadın hakları konusunda oldukça hassas olan ve hatta bu uğurda hem mesleki olarak hem de İYİ Parti Kadın Politikaları Toplumsal Şiddet ile Mücadele Başkan Yardımcısı olarak çalışmalar yapan ve toplumda infial yaratmış bazı kadın taciz ve cinayet davalarını da İYİ Parti adına üstlenmiş birisiniz.

Sizce, mağdur edilmiş kadınlarımız onları koruyan hakların bilincinde mi ya da mevcut yasalarımız tacize uğrayan, fiziki ve psikolojik olarak şiddete maruz kalan, öldürülen kadınlarımızın haklarını korumak için yeterli mi?

 

K.ÜNLER: Türkiye’de kadın olmak zor. Siyasette, iş hayatında, evde velhasıl her yerde kadın olmak zor. Çünkü inkar edilemez boyutlarda kadına yönelik şiddet var bu toplumda. Kadının eğitimli, kültürlü, ekonomik yönden güçlü olup olmasına bakılmaksızın her yerde şiddet var. Temmuz 2021’e kadar yani İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararımızın uygulamaya konulmasına kadar yasal düzenlemelerimiz, imzacısı olduğumuz Uluslararası sözleşmelerimiz kadını korumaya yeterliydi. Benim bir hukukçu olarak görüşüm şu; her ne kadar çekildiğimizi bildirmiş isek de mahkemelerimiz ve ilgili birimlerimiz hala İstanbul Sözleşmesi ile hukuken bağlıdırlar. Çünkü bu sözleşme gereği iç hukuk düzenlemesi olarak yapılan 6284 Sayılı Kanunu’nun ilgili maddelerinde İstanbul Sözleşmesine atıfta bulunur. Bu sebeple kanun uygulayıcılarımız yani hakimlerimiz, yürürlükte olan 6284 sayılı kanunu uygularken, İstanbul Sözleşmesinin hükümlerini kıyas yolu ile uygulayabilirler. Şimdi bütün bunları niye anlatıyorum. Şunun için, bizim yasalarımız başta kadını, çocuğu, yaşlıyı yani dezavantajlıları şiddetten korumak açısından yeterli. Bizim en büyük sorunumuz bu yasaların kadınlara ne tür haklar sağladığının kadınlar tarafından yeterince bilinmiyor olmasıdır.  Bu sorunun dışında bir de hukuk sisteminde kaynaklı ayrıca sorunlarımız var; kanunların ilgililerince gereği gibi uygulanmıyor olması.

 

Kürsü hakimlerimiz uluslararası sözleşmelerin yasa sistematiği açısından kanunlardan üstün olduğunu biliyor olmalarına rağmen bunu uygulamıyorlar ise, (Bu arada nadir de olsa uygulayan hakimlerimiz var onları tenzih ederim) aile içi şiddet kolluk görevlileri yani karakolda görevli personel, kendilerini barışma memuru gibi görüp “…kocan değil mi sever de döver de…” derlerse, kadının şiddete maruz kaldığını görmesine rağmen kolluğa haber dahi vermeyen komşular var ise şiddet mağduru kadının işi gerçekten zor. Biz İYİ Parti olarak “eğitim teşkilattan başlar” mottosu ile hareket ettik ve İstanbul Sözleşmesi, 6284 Sayıyı Kanun, Nafaka, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konularında tüm bölgelerimizde eğitimlerimizi tamamladık. Bu eğitimden amacımız, öncelikle kendi teşkilatımızı bu konularda bilinçlendirmek ve bunun toplumsal fayda etkisini yaratmaktı. Yani biz aslında teşkilata bu eğitimi vererek, suya atılan taş misali dalga dalga toplumda bilinçlenmenin oluşacağı inancındayız.

 

3) S.IŞIL: Şu ana kadar yaptığımız sohbetimiz her ne kadar toplumdaki kadın profili ve onların mağduriyetleri için olsa da aslında bu mağduriyeti yaşayan sadece kadınlar değil! Aynı şekilde -maalesef- çocuk istismarları ve çocuğa uygulanan her türlü şiddet de ara ara ülke gündeminin başköşesine oturuyor. Dolayısıyla sizin ağırlıklı olarak aile hukuku üzerine çalışan bir avukat olduğunuz düşünülürse, mesleki kariyeriniz boyunca yaptığınız tespitler sonucunda, bu konular hakkında genel olarak ne söylemek istersiniz?

 

  1. ÜNLER: Avukatlık mesleğini tercih etmemin en önemli sebeplerinden biri çocuklardı. Sohbetimiz öncesinde size bahsetmiştim. Avrupa’ya göç etmiş bir işçi ailesinin kızıyım. 12 Yaşıma kadar Belçika’da yaşadım. Yani çocukluk dönemimi gurbet ellerde geçirdim. Zaman zaman geriye dönüp baktığımda, çocukluğumun aile kültürüyle eğitim ve sosyal hayat kültürü 180 derece farklıydı. Bu iki farklı kültür arasında sıkışmışlık duygusunun bende çocukluk travmalarına sebep olduğunu düşünüyorum ve bazen bunun etkisini hala görüyorum. Bu sebeple çocukluk döneminin nasıl geçtiği bence çok önemli. Çocukların travmalarla büyümemesi gerekiyor. Aslolan çocukların şiddet, istismar, göç, ihmal, sevgisizlik gibi travmatik olaylara maruz kalmadan büyümeleridir. Fakat maalesef içinden geçmekte olduğumuz bu zaman sürecinde çocukları bu olaylardan korumak çok da mümkün olmuyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Çocuklara bu travmaları yaratanların zaman zaman birinci derecede yakınlarının olması. Gönüllü olarak takibini yaptığım bir boşanma davasında karısına şiddet uygulayan erkeğin aynı zamanda anneyi cezalandırmak için şiddet uygulayarak çocukları alıkoyduğunu, annelerine göstermediğini, tanık olarak dinlenecek çocuklara duruşma gününden bir gün önce, büyük soba kazanının içine koyarak, istediği gibi konuşmadıkları taktirde onları yanan kazanın içine atacağını söylediğini hatırlıyorum. Mahkeme hakimi babanın şiddet eğilimli olduğunu görünce çocukları anne ve babanın duruşma salonundan çıkartılması suretiyle dinlediğini böylece çocukların yaşadıklarını baskı altında kalmadan anlatabildiklerini hatırlıyorum. Biz geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza öncelikle sevgi, mutluluk, huzur, refah, kaliteli eğitim sunmalıyız. Var gücümüzle bunu nasıl yapacağımızı araştırıp bu yolda yürümeliyiz. Bu konuyla ilgili o kadar çok şey söyleyebilirim ki, lütfen bununla ilgili ayrıca bir söyleşi yapalım.

 

4) S.IŞIL: Hazır sizin gibi konusuna hakim bir avukatı bulmuşken ve üstelik hakim olduğunuz bu konuları siyasi olarak da  İYİ Parti GİK Üyesi sıfatıyla dile getiren bir yetkiliyi bulmuşken, İstanbul Sözleşmesi hakkında soru sormadan geçmem imkansız! Bizim için; İstanbul Sözleşmesi nedir? Önemi Nedir? ve 6284 Sayılı Kanun ile ilintisi nedir? sorularımı cevaplarsanız, bu konunun meraklıları ve şahsım adına çok sevinirim.

 

K.ÜNLER:  İstanbul Sözleşmesi’nin hikayesine kısaca değinmek gerekirse; Basında Nahide Opuz davası olarak bilinen; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Devletini Aile İçi Kadına Yönelik Şiddeti önleyemediği gerekçesi ile tazminata mahkum ettiği bir davadır. Bu dava, aile içi şiddete maruz kalan bir kadının devlet tarafından korunması hususunda gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle bir devlet aleyhine ilk kez verilen tazminat kararı olması nedeniyle önemlidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu kararının uluslararası itibarımızı zedelediği gerçeği ile karşı karşıya kalan iktidar bu durumu ortadan kaldırmak amacıyla bir adım atmış ve İstanbul Sözleşmesi bu sebeple hazırlanmış ve imzalanmıştır.

İstanbul Sözleşmesi olarak anılan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, 1 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılmıştır. Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşme kadına yönelik şiddet konusunda bağlayıcılığa sahip ilk uluslararası sözleşmedir. İstanbul’da imzaya açıldığı için bu isimle anılmaktadır ve bizim açımızdan oldukça önemli bir sözleşmedir. Fakat son gelişmelerle, iktidarın Türk Kadının sosyal ve politik konumuna dair benim ve partimin asla kabul etmediğimiz düşünceleri ve bir takım siyası kaygıları nedeni ile İstanbul Sözleşmesi’nden, hukuki süreç olarak oldukça tartışmalı bir yol izleyerek çıktılar. Temmuz 2021’den beridir ülkemiz yönünden İstanbul Sözleşmesi’nden maalesef çıkılmıştır. Söyleşimizin önceki kısmında da belirttiğim gibi 6284 sayılı kanun hazırlanma sürecinde İstanbul Sözleşmesi temel alınarak hazırlandığı için ve ona atıf yapan maddeleri bulunduğu için kıyas yaparak bile İstanbul Sözleşmesi uygulanabilir kanaatindeyim. TBMM’nde kabul edilerek yürürlüğe giren 6284 Sayılı kanunumuz içerik olarak gerçekten usulüne uygun ve ihtiyaçları karşılayacak şekilde hazırlanmış ve yürürlüğe girmiş ise de maalesef bu kanunun uygulanmasında ve bunu uygulayacak personelde sıkıntı yaşadığımızı söyleyebilirim.

 

5) S.IŞIL: İYİ Parti’ nin etkin isimlerinden biri olarak partinin yakın zamanlı bir doğum tarihi olmasına rağmen, özellikle halkın belirli bir kesimi tarafından bu derece sevilmesini, benimsenmesini ve sahiplenilmesini neye bağlıyorsunuz?

 

K.ÜNLER: Bu sorunuzu şahsi düşüncelerimle anlatmak isterim. Bir kadın olarak öncelikle benim parti kurucusu olmamın ve siyasete ilk kez İYİ Parti’de başlamamın tek sebebi genel başkanımız Meral Akşener’dir. Genel başkanımızın dürüst, mert, sözüne inanılır, güven veren ve özellikle kadın olması sebebiyle halk nezdinde sevildiğini ve sahiplendiğini düşünüyorum. Ayrıca genel başkanımız Meral Akşener gerçekten halkın içinden, sizden, bizden biri. Son bir buçuk yıldır il il, ilçe ilçe dolaşıp birebir halkın, esnafın sorunlarını dinliyor, bizzat ilgileniyor ve grup toplantılarında kürsüyü onlara bırakıp sorunlarını aktarmalarında aracı olduğu için çok sevildiğini düşünüyorum. İnsanları kutuplaştırmayan, sevgiyi gösterebilen, hoşgörüyü önceleyen bir lider. Bu anlattıklarımın çok büyük bir katkısı var diye düşünüyorum.

 

6) S.IŞIL: Ben aynı zamanda iyi bir dünya basın haberleri takipçisiyimdir! Yani, içeride -ülkemizde- her ne yaşanıyorsa hangisinin, nasıl ve ne şekilde yurt dışı basınında yer aldığını merak eder ve okurum. Açıkçası İYİ Parti ve Sayın Meral Akşener’ in yaptığı çalışmaların yurt dışı basınında sıkça yer alması dikkatimden kaçmıyor.

Mesela geçtiğimiz günlerde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem adı altında toplanan 6 Muhalefet partisinin yaptığı toplantı da dünya basınında geniş yer buldu. Kaldı ki bana göre bu sistemin fikir anası İYİ Parti’ dir. Sorum şu ki: toplantı sonunda alınan kararlardan biri olarak, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem bütün çalışmalarını, fikir birliğine vararak hedeflediği gibi yılsonunda kamuoyuna duyuracak şekilde hazır hale getirebilir mi?

 

  1. ÜNLER: Bundan yaklaşık 1,5 yıl önceydi, Antalya’da bir çalıştay ile İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi tanıttık. O tarihte parlamenter sisteme dönüş konusunda hiçbir partinin bir söylemi olmamıştır. Bu sebeple sistemin fikir anasının Sayın genel Başkanımız Meral Akşener yani İYİ Parti olduğu tespitiniz çok yerinde bir tespit. Bu toplantılar, 6 partinin Hukuk İşleri’nden sorumlu genel başkan yardımcıları düzeyinde yapılıyor. İyi Partimizi temsilen ise Prof. Dr. Bahadır Erdem Bey katılıyor. Toplantıların düzenli bir şekilde yapılacağını, en nihayetinde ise parti genel başkanları düzeyinde görüşmelerin tamamlanacağını biliyorum. Fikir ve eylem birliğinin 6 parti yönünden de sağlanmasından sonra hedeflerin sadece kaleme alınması kalır ki önemli olan fikir birliğinin sağlanmasıdır. Ben yılsonuna kadar parlamenter sistem çalışmaları hakkında hazır olunacağını ve kamuoyu ile de genel başkan düzeyinde paylaşım yapılacağını düşünüyorum.

 

 

7) S.IŞIL: Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ in 3. kez yapılan toplantısından sonra ele alınan bazı ilkeler ana başlıklarıyla İYİ Parti tarafından basına duyuruldu.

Akademik özgürlüğün sağlanması, Basın özgürlüğü, Yargı bağımsızlığı, Siyasi etik yasası, Seçim Kanunu, Şeffaflık gibi…Bunların dışında Sistem’in yıl sonunda yapmayı planladığı kamuoyu duyurusunda sürpriz ilke maddeler olabilir mi?

 

K.ÜNLER: 2021 yılının Mayıs ayı itibariyle iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ilgili Hukuk İşleri’nden sorumlu genel başkan yardımcımız Prof. Dr. Bahadır Erdem Bey tarafından bir çalışma yapılmış ve bu çalışma kamuoyuna duyurulmuştur. Çalışma bir anayasa çalışması olmayıp tamamen iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemde kurumların düzenlenmesine dairdir. Sorunuzda kastettiğiniz açıklama anladığım kadarıyla buna ilişkindir. Diğer siyasi partilerle yapılan görüşmelere bizim partimiz açısından bu çalışma temel alınarak yapılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokratik bir hukuk devleti olması açısından emin olun ki sorunuzda geçen Akademik özgürlüğün sağlanması, Basın özgürlüğü, Yargı bağımsızlığı, Siyasi etik yasası, Seçim Kanunu, Çocuklara, gençlere  ve kadınlara yönelik çalışmalar olacağını düşünüyorum.

 

8) S.IŞIL: Geçtiğimiz günlerde İstanbul Baro Seçimleri yapıldı. Her ne kadar siz Ankara Barosu’ na kayıtlı bir avukat olsanız da İstanbul Barosu’ na bağlı yaklaşık 52.000 meslektaşınızın var olduğunu göz önüne alarak ve sizlerin fikirlerinizin, mevcut sıkıntılarınızın ve beklentilerinizin ortak paydada buluştuğu fikriyle size şunu sormak istiyorum: yeni yönetim sizlerin adınıza mesleki memnuniyet yaratır ve sizlerin sesinize yeterince ses olabilir mi?

 

K.ÜNLER: Avukatlık mesleğini icra ederken her avukat gibi ben de bağlı bulunduğum baroya (zorunlu olarak kayıt olsakta) kayıtlı olarak çalışıyorum. Ankara Barosu üyesi olmaktan da gerçekten gurur duyuyorum. Fakat söylemem gerekir ki sadece Ankara Barosu değil tüm baroların daha çok mesleki sorunları ele alarak bunlara çözüm üretmesi gerektiği kanaatindeyim. Tüm baroların çok fazlasıyla ortak sorunları olduğunu biliyorum. Ama Ankara Barosu’nun şu an en önemli sorunu yaklaşık 6 farklı binada adli hizmet verilmeye çalışılıyor olması. Tabii ki avukatlar yönünden duruşmalara yetişmek verimli çalışabilmek açısından zor olmakla birlikte bir adli merciide işini kurtarmaya çalışan vatandaş açısından (ulaşım, zaman sebeplerinden ötürü) çok daha büyük zorluklar yaşanmaktadır. Baronun adalet bakanlığı ile her türlü mesleki sorunların üstesinden gelebilmek açısından çözüm üretmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

9) S.IŞIL: Son olarak; hayatın içinde üstlendiğiniz pek çok aktif rolün ve yoğunluğunuzun arasında geçen yaşamda, Kadriye Ünler nasıl bir anne, nasıl bir eş, nasıl bir arkadaş? Ve çalışma hayatınız ile sosyal yaşantınız arasındaki bu dengeyi kurmayı nasıl başarıyorsunuz?

 

K.ÜNLER: Aslında bu sorunun muhatabı etrafımdaki çemberin ilk halkasının içine dahil olanlar tarafından cevaplanması ve bu cevapları da benim duymam çok daha keyifli olurdu.JAma madem bana soruyorsunuz Özverili bir eş ,çocukların haklarına saygılı bir anne ve iyi dinleyen bir dost olduğumu düşünüyorum. Avukatlık mesleğim insana çok güzel bir sosyal çevre veriyor. Dolayısıyla siz yani avukat olarak ben meslek hayatımı icra ederken aslında dava dosyalarına yansıyan her olayın Türk toplumunun sosyolojisini gösterdiğine inanıyorum.O yüzden kendim için iyi bir insan analistiyim diyebilirim. Bu sebeple oluşturduğum sosyal hayat aslında mesleğimin bana kazandırdığı tecrübeler sayesinde oluşan bir hayattır. Yani aslında hem mesleğimi hem sosyal hayatımı yaşarken hiç zorluk çekmiyorum.

 

10) S.IŞIL: Kadriye hanım, beni kırmayarak değerli fikir ve görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyor ve İYİ Parti’ yi temsilen ve şahsınız adına okurlarımıza söylemek istediğiniz sözlerinizi duyma heyecanıyla sohbetimizi sonlandırmak istiyorum. Sizi sevenler için, bu satırları okuyanlar için ve toplum yararı için neler söylemek istersiniz?

 

K.ÜNLER:   Türkiye’de kadın olmak her alanda çok zor. Ben hayatın kadınlar için çok zor olduğunu aslında yetişkin bir insan olduktan sonra gözlemlemeye, yaşamaya ve öğrenmeye başladım. Çünkü ben çok şanslı bir çocuktum. Sevgi dolu bir aile ortamında büyüdüm. Hiç bir zaman aile içinde cinsiyetimden ötürü bir engellemeye maruz kalmadım. Fakat ne zaman ki toplumsal alanlarda bulunmaya başladım o zaman Türk kadınının yaşadığı zorlukları gördüm. İşte benim Türk kadını için mücadelem tam da o zaman başladı. Bu mücadeleyi verirken şu an kurucusu olmaktan onur duyduğum ve benim için değerini kelimelerle ifade edilmesi mümkün olamayan Sayın Genel Başkanım Meral Akşener ile yolum kesişti. Onunla birlikte Türk kadını için mücadeleyi yürütmek ve bu mücadelede tüm kadınları yanımızda görmekten mutluluk duyacağım. Sohbetiniz gerçekten çok kıymetliydi benim için. Bana bu soruları yanıtlamak için fırsat vermiş olmanızdan ötürü çok teşekkür ediyorum. Sizin de benim de mücadelemiz aynı. KADIN

 

TOGG’dan güzel haber…Bir ay sonra bitiyor

TOGG’dan güzel haber…Bir ay sonra bitiyor

– TOGG’nun Gemlik’teki fabrikasının kaba inşaatı 1 ay sonra tamamlanıyor
– Türkiye’nin otomobil fabrikası 2022’de üretime hazırlanıyor
– Türkiye’nin otomobil fabrikası TOGG’un Gemlik tesisi 2022 sonunda üretime hazır olacak
Türkiye’nin otomobili TOGG’un Gemlikte kurulan fabrikasının kaba inşaatının 1 ay sora tamamlanması bekleniyor. 2022 sonunda üretime hazır olması planlanan fabrikanın 18 Temmuz 2020’de başlayan inşaat çalışmaları plan dahilinde ilerliyor.
Fikri ve Sinai mülkiyet hakları yüzde 100 Türkiye’ye ait doğuştan elektrikli TOGG’un yeni ligte yolculuk buluşması üzerinden bir yıl geçti. Peki 1 yıl boyunca üretilecek otomobil ve üretimin yapılacağı fabrikada neler yapıldı? Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) 1 yıl boyunca yapılan işleri ve gelinen noktayı paylaştı.
“Batarya teknolojisi konusunda Farasis ile niyet mektubu imzalandı. binek araçlar için batarya üretecek 6. ülke konumuna gelindi. Nikel oranı zengin batarya kimyası ile menzil avantajı sağlandı. Enerji depolamada ve farklı sektörlerde kullanımı için üretim planlandı. Yenilikçi hücre geliştirilmesi ve Türkiye’de üretimi için yol haritası oluşturulduğu. Doğuştan elektrikli platformun teknik ve donanım listesi tamamlandı. Elektrik mimarisi, batarya, ve güç aktarma organları tasarımı tamamlandı. Sanal paketleme, ergonomi, performans ve güvenlik simülasyonları tamamlandı. Sanal ve fiziksel prototipler oluşturuldu. İleri sürücü destek sistemleri bağlantılılık mimarisi oluşturuldu. Tasarım ve mühendislik entegrasyonu yüzde 90 oranında tamamlandı. İç ve dış renk kombinasyonları desen ve malzeme seçimleri tamamlandı. C-SUV modeli için 32 ayrı ülkede tasarım tescili alındı. TOGG Bilişim Vadisi ofisinde tasarım stüdyosu kurulmaya başlandı. C-SUV modeli için tedarikçi seçimleri tamamlandı. Yüzde 75’i Türkiye’de yerleşik olmak üzere 104 tedarikçi seçildi. Elektronik ve savunma sanayinden tedarikçiler mobilite ekosistemine dahil edildi. Tedarikçi havuzuna start-up firmaların katılımı teşfik edildi. USE-CASE Mobility kavramı küresel olarak TOGG adına tescil edildi. Mobilite ekosisteminin çekirdeğini oluşturma çalışmaları başladı. Yüzde 85’i yerli olmak üzere 200 start-up değerlendirilip görüşüldü. 50 start-up ile gizlilik sözleşmesi imzalandı. 9 start-up ile çalışma başlatıldı. Kurumlarla veri entegrasyonu ve işlenmesi konusunda çalışmalar başlatıldı. Yaygın şarj altyapısı için ilgili paydaşlarla çalışmalar başlatıldı. 113 olan çalışan sayısı 280 kişiye ulaştı. 86 olan mühendis sayısı 220 kişiye ulaştı.
Gemlik fabrikasının kaba inşaatı 1 ay sonra bitiyor
Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’ndan (TOGG) yapılan açıklamaya göre, aynı çatı altında topladığı fonksiyonları, akıllı ve çevreci özellikleriyle “bir fabrikadan daha fazlası” olarak tanımlanan TOGG Gemlik Tesisi’nde inşaat çalışmaları birinci yılını doldurdu. Şirket, zemin iyileştirmeyle başladığı inşaat çalışmalarında bir yılın sonunda çatı kapama sürecine geçti. Zemin güçlendirme kolonu üretiminde 24 bin 400 adete ulaşıldı. Enerji, boya, gövde binaları zemin güçlendirmeleri tamamlandı. Beton dökümüne başlandı. Üretim hatları için makina teçhizat alınımına başlandı. Tüm tesisin çatı kapama işlemlerinin tamamlandı. Boya tesisinde 11 bin ton çelik montajı yapıldı. 20 bin metrekare çatı panel montajı tamamlandı. 10 bin metrekare kör kalıp montajı yapıldı. Üretim hattı için boya tankları yerleştirilmeye başlandı. Gövde tesisinde 4 bin 900 ton çelik montajı yapıldı. 13 bin metrekare çatı panel montajı tamamlandı. 7 bin 300 metrekare kör kalıp montajı yapıldı. Montaj tesisinde 7 bin 800 ton çelik montajı yapıldı. 13 bin 50 metrekare demir bağlandı. 38 bin metrekare çatı panel montajı yapıldı. Alt yapı çalışmaları olarak 2 bin metre yağmur suyu hattı yapıldı. 3 bin 500 metre atık su hattı yapıldı. 830 metre menfez imalatı tamamlandı. 2 bin 500 metre çevre duvarı imalatı tamamlandı. 185 bin metreküp kazı yapıldı. 136 bin metreküp dolgu yapıldı. Araç test pisti imalatına başlandı.
Bir yıllık inşaat çalışmalarında arıtma, montaj, enerji, boya, gövde, giriş ve batarya birimlerinin temel güçlendirme çalışmaları tamamlanarak, üst yapı çalışmalarına geçildi. Uzun terminli ekipman siparişlerinin verildiği TOGG Gemlik Tesisi’nde üretim ve montaj hatlarının kurulmasıyla 2022’nin son çeyreğinde ilk seri otomobilin banttan indirilmesi hedefleniyor. Tesiste üretim kapasitesi yıllık 175 bin adede ulaştığında toplam 4 bin 300 kişiye istihdam sağlanacak.
TOGG Gemlik Tesisi’nde bir yılda temel demir ve beton imalatının tamamı bitti. Çelik kolon imalatlarının yüzde 60’ı, yapısal çelik imalatının yüzde 57’si tamamlandı. Gövde tesisinde temel demir ve beton imaları tamamlanırken, prefabrik kolon imalatında yüzde 95, yapısal çelik imalatında yüzde 52 ilerleme sağlandı. Montaj tesisinde temel demir imalatının yüzde 97’si, temel beton imalatının yüzde 90’ı, prefabrik kolon imalatının yüzde 67’si, temel altı yalıtımın tümü tamamlandı. Enerji tesisinde ise temel demir ve beton imalatı bitti.

Gemlik Hukuk  Öğrencileri İznik’e Hayran Kaldılar

Gemlik Hukuk  Öğrencileri İznik’e Hayran Kaldılar

Gemlik Gençlik Merkezinin her hafta düzenlemiş olduğu etkinlikler kapsamında Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinin bu haftaki durağı İznik oldu.
Ekim ayı içerisinde Gemlik’te okuyan Üniversiteli gençlerle 10 dan fazla etkinlik düzenleyen Gemlik Gençlik Merkezi kasım ayı içerisinde de üniversiteli gençlerle faaliyetlerini sürdürüyor.
İznik Kültür gezisinde gençler Ayasofya cami, Yeşil cami, Çini han, Lefke kapısı, Nilüfer Hatun İmareti, 1. Murat han hamamı, Bayraklı Dede Abdülvahap Sancaktar Hazretleri’nin, türbesi gibi tarihi mekanları ve Kılıçaslan ve Atatürk Caddesinde bulunan antikacı ve sanat atölyelerini gezdiler.
Gemlik Gençlik Merkezi Müdürü Şuayb Serdaroğlu ile Gençlik liderlerinden Mihriban türe ve Zeynep Aközlü’nün rehberliğinde gerçekleşen gezide öğrenciler dünyada eşine az rastlanan ve bütünüyle “açık hava müzesi” olan tarihi ve antik bir şehirdir İznik’e hayran kaldılar.
İznik gezisinde gençler gezi öncesi İznik gölü kıyısı iskele civarında çevre temizliği yapıp bölgedeki sokak hayvanlarıyla da ilgilendiler.
7 saat süren geziden memnun ayrılan öğrenciler Gemlik Gençlik Merkezin teşekkürlerini ifade ettiler.

Sağlık Çalışanlarına Çiçekli Teşekkür

Sağlık Çalışanlarına Çiçekli Teşekkür

Gemlik Devlet Hastanesinde koronavirüs tedavisi gören İsmail Olcay sağlık çalışanlarına çiçek alarak teşekkür etti.
Hastanede bir süre koronavirüs tedavisi gören ve sağlığına kavuşan Olcay, aldığı buket buket çiçeklerle hastaneye giderek hem kendisine destek olan hemde diğer çalışanlara hediye etti.
İsmail Olcay’ın bu tutumu hem sağlık çalışanları, hemde diğer hasta ve yakınları tarafından takdirle karşılandı.

BURSASPOR’DAN HIZLI KONTRA ATAK FUTBOLU

BURSASPOR’DAN HIZLI KONTRA ATAK FUTBOLU

Bursaspor, oynadığı temaslı ve agresif futbolun meyvelerini toplamaya başladı.

Ayrıca duran toplardan, gole ulaşmayı da beceriyorlar.

İşte bu özelliklere, kontra atak futbolunu da ekleyince, Boluspor, Balıkesirspor ve Ceyhanspor maçlarını, peş peşe kazandılar.

Özcan Hoca defansın ortasındaki aksaklığa çare buldu.

Bu bölgedeki top kayıpları, gollere sebep olunca, Emirhan’ ı  kulübeye çekti.

Emirhan ise defansın solunda daha başarılı oldu. Ceyhan spor maçında, bu duruma tanık olduk.

Ayrıca Ceyhanspor maçında, defansın ortasında Taha’yı da gördük.

Taha akıllı ve cesur futboluyla, ilk on bire hazır olduğunu gösterdi. Geçen sene, henüz sezon başında, talihsiz bir sakatlık geçiren Vefa Temel, Ceyhanspor maçında, bende ilk on bir için adayım dedi.

Bu sene Bursaspor’ da daha geniş bir kadro yapısı görüyoruz .

Ve ” play- off ” umudumuz, günden güne artıyor.

Ümraniyespor lider durumda olsada, bu sezonun en diri ve kaliteli takımı olarak, Ankaragücü’ nü gördük. Sezon başında hızla parlayan Eyüpsporu dikkatle izliyoruz.

Geçen sezonun flaş takımı Tuzlaspor, bu sezon eski gücünde değil.

Altınordu, Samsunspor ve özellikle İstanbulspor, büyük hayal kırıklığı yaşatıyorlar.

Bu sezon çok formda bir Bandırma spor izliyoruz ve şampiyonlukta adı geçebilecek bir Kocaelispor görüyoruz.

Geçen senenin kök söktüren Keçiören gücü ise puan cetvelinin son sırasında yer alıyor.

Menemenspor ise, geçen sene olduğu gibi, ortalarda geziniyor.

Bursaspor’un başarmaya çalıştığı agresif ve temaslı futbol, hızlı kontroataklarla sonuca ulaşacaktır.

GÜNÜN SÖZÜ

Okumasını bilirsen her insanın bir kitap olduğunu göreceksin.

” Channing “

   Çevreci Gübre Fabrikası İnşaatı Sürerken, Tanıtım Ziyaretleri de Devam Ediyor

   Çevreci Gübre Fabrikası İnşaatı Sürerken, Tanıtım Ziyaretleri de Devam Ediyor

Gemlik’te faaliyet gösteren Gemlik Gübre fabrikası içerisinde bir çeşit gübre olarak bilinen üre üretimi için fabrika inşaatı devam ederken, istihdamı artıcı ve ithalatı azaltıcı tesisin tanıtımına başlandı.

Gemlik Gübre Fabrikası Genel Müdürlüğünden Güvenlik ve İdari işler Müdürü Emir Murtezaoğlu, Entegre Yönetim Sistemleri Direktörü Gökay Özkan ve  Seç G. Müdürü Ceyda Şener Karadağ başlattıkları tanıtım ziyaretleri kapsamında gazetemizi ziyaret ederek, genel yayın yönetmenimiz Hurşit Topal ile bir araya geldiler. Heyet Fabrika sahasında çevreci üretim yapacak olan üre gübresi üretim tesisi için geniş bilgilendirmelerde bulundular.

Fabrika heyeti Türkiye’nin şu anda yıllık ihtiyacı olan 3 milyon ton  ton üre gübresi  ihtiyacı bulunmaktadır. Gemlik Gübre Fabrika sahası içinde inşaatı devam eden Üre Gübresi üretim tesisi 2023 yılı ortalarında hizmete girecek.  Kurulacak fabrika ile amonyak üretiminden doğan karbondioksit gazının yeniden üretime kazandırılarak ülke ekonomisine katkı sağlaması planlanıyor.

İnşaatında 200-250 kişinin istihdam edildiği fabrikanın üretime geçmesi ile birlikte doğrudan bir çok insana iş imkanı sağlanacak ve bu çalışacak olan personel ilçemizden alınacak.  Üre üretim tesisi için amonyak depolanmasında da ilave bir kapasite artırımı olmayacak. Tesisin üretime geçmesi ile birlikte üretilen ve tanklarda bekletilen amonyak direk üretime alınacak. Milli ve uluslararası güvenlik firmalarının kontrolünde her türlü tedbir alınacak. Böylece muhtemel bir fiziki tehlike riski de ortadan kalkmış olacak. Fabrikanın faaliyete geçmesi ile birlikte yıllık üre gübresi ithalatı için ödenen 600-750 milyon dolar ülkede kalacak. Kendi alanında %20 oranında dış ticaret açığı azalacak, ülkemizde tarımda dışa bağımlığı da azaltacak” dediler.