Başkan Sertaslan’dan öğretmenlere: “Umut olun”


















Öğretmenlerimiz salğın hastalığın çıkış yaptığı dönemde okullarından ve öğrencilerinden uzakta kalmışlardı.
Ama kontrollü eğitim başlayınca okullar, öğrenciler ve öğretmenler birbirlerine kavuştular.
Pandemiden kaynaklanan ekonomik sıkıntılar hepimizi vurduğu gibi öğretmenlerimizi de vurdu.
Devlet terörle mücadele de ek desteklerle güvenlik güçlerimize sahip çıktı.
Pandemi döneminde de sağlık çalışanlarımıza ilave ek destekler verdi.
Yaklaşık 2 yıl önce de öğretmenlerimize 3600 ek gösterge vaat etti.
Ama bir türlü uygulamaya sokmedi.
Öğretmenlerimize verdiğimiz değeri sadece süslü cümlelerle değil, ekonomik iyileştirmeler de de göstermeliyiz.
İstatiklere baktığımızda Amerikadaki öğretmenlerinde, komşumuz Yunanistandaki öğretmenlerin de dah uygun ekonomik koşullarla görev yaptıklarını görüyoruz.
Öğretmenlerimizin hepimizin üzerinde hakkı olduğunu unutmayalım.
Ünlü düşünür Mastow’un dediği şu tüm yaşamımızın eğitim öğretme ve öğrenme ile geçtiğini unutmayalım.
Öğretmenlerimize değer vermeliyiz.
İdeolojilerine göre değil, kariyerlerine göre değerlendirmeliyiz.
Onları sendikalaşma yolları ile bölmekten kaçınmalıyız.
Öğretemenlerimize sahip çıkm az isek öğrencilerimizin geleceğinden emin olamayız.
Onları geçim sıkıntısı altında görev yapmak zorunda bırakmayalım.
Ek göstgerge vaadimizi bir an önce yerine getirelim.
Onların kariyerleri için gerekli yayınları takip etmekten mahrum bırakmayalım.
Ucuz konut imkanları ile destekleyelim, imkan oldukça lojmanlara yerleştirelim.
Her fırsatta eli öpülesi diyoruz ama öğretmenlerimiz için cömert davranmıyoruz.
Kısacası öğretmenlerimizi metetmeyi bırakıp, maddi imkanlarla donatmalıyız.
Günün sözü;
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.
“Hz.Ali”












Türkiye’ de açlık sınırı 2.988 lira olarak açıklanmış. Açıklamayı yapan ise BİSAM, yani Birleşik Metal-İş Sendikaları Sınıf Araştırmaları Merkezi.
Bu demek oluyor ki dört kişilik çekirdek ailenin açlıktan ölmemeleri için bu miktarın her ay ev kasasına girmesi gerekiyor.
“Açlıktan ölmemek!” kelimelerinin altını çizerek yazıma devam ediyorum.
Bir de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı var ki, bu rakamın da 10.335 TL olduğunu duyunca, eminim siz de benim gibi “demek ki ülke insanının büyük bir çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşıyor” tespitine hemen varabilirsiniz.
Yokluk neyse de “Açlık” kelimesi çok kanıma dokunuyor! İkibinli yıllarda, bu coğrafyada, bu teknolojik şartlarda ve her sektördeki ürün gamının bolluğunda insanların açlık yaşıyor olması ne acı!
Yoksulluk, geçim olarak, yine çekirdek bir ailenin beslenme kalori düzeylerinin olması gereken seviyelerine göre hesaplanırken, açlık, midenize götüreceğiniz lokmaların sayılı olduğu anlamına geliyor. O da ölmemek için!
Toplumun büyük bir bölümünün yoksulluk ve bir bölümünün de açlık sınırında yaşadığı düşünülürse, ülke insanlarının neden sürekli mutsuz, depresif, çaresiz ve hatta pek çoğunun intihara meyilli olduğunu düşünmek çok da zor olmasa gerek!
Kaldı ki yaşam sadece karın doyurmakla da bitmiyor!
Minimal olan bu tablonun dışına çıkarak duruma bir de büyük pencereden baktığımızda neler gördüğümüzü hepimiz adına ben yazayım;
Yeraltı kaynakları zengin olan bir ülkeyiz!
Yakın zamanda doğalgaz yatağımızın keşfini yaptığımızı gururla haykıran bir ülkeyiz!
Bor madeni desen, bizde o da gani gani!
Kendi görünmez uçağımızı yapıyor,
Kendi arabamızı üretiyor,
Uzaya çıkmaya hazırladığımız teknolojik alt yapımızla övünüyor,
Hatta son kulvarda, pandeminin başlangıcı tam 2 sene olmuşken ve dünyanın neredeyse tamamı aşılanmışken eli kulağında piyasaya çıkacak olan Turkovac aşımızla kocaman bir gurur yaşıyoruz!
Ama bütün bunların dışında aç olduğumuz doğrudur!
Zam gelecek haberi ve korkusuyla araçlarımızı geceden benzin istasyonlarında yakıt kuyruğuna soktuğumuz, marketlerden bugün 3 liraya aldığımız ürünü iki gün sonra 5 liraya aldığımız, üstümüzdeki giysilerle “Nasılsa bu kışı da çıkarırız!” dediğimiz de doğrudur!
Eti, peyniri, sucuğu salamı unuttuğumuz da doğrudur!
…
Hal böyleyken, neyse ki millet olarak hırka almayı unutmamışız! Ki geçen ayın enflasyon şampiyonu hırka olmuş!
Evet efendim, doğru okudunuz! Bütün suç hırkada!
Gerekirse aç kalın ama hırkasız kalmayın! Ve tabii ki,
Esen kalın.



