Gençlik Meclisi büyükleri unutmadı
















“…
Anlaşılamayan konu şu:
Medya sizin istediğinizi yazmak zorunda değil…Medya sizi yazmak zorunda da değil. Ne kadar kötü olursa olsun, unutmayın ki sesinizi duyurmak için sizin medyaya ihtiyacınız var, medyanın size değil.
…
Medya her zaman için dördüncü kuvvettir, öyle olmaya devam edecektir.” demiş köşe yazısında, Kuzeyin Sesi gazetesi yazarlarından Bülent Pınarbaşı.
Tadının damağımda kaldığı, ” keşke biraz daha uzatsaydı da içimin yağları tastamam eriseydi!” dediğim nefis bir yazıydı.
Bülent bey konuyu her ne kadar hem iktidarın hem de muhalefetin medyaya karşı “vur abalıya!” tarzındaki yaklaşımları için yazmış olsa da, ben bahsi geçen konu hakkında kendimce, bazı hayallerimi ve özlemlerimi dile getirmek için bana sunulan köşeyi işgal etmeye karar verdim!
Son yıllarda medyanın olması gerektiği gibi ve gerektiği şekilde özgür olmadığı herkesçe bilinen bir durum! Aklıselim, gözlem ve analiz yeteneği yüksek ve bu ülkede yaşayan her bireyin bunu inkar etmesi olanaksız.
Ben medyayı dikenli tarlaya benzetiyorum! Ve bu sektörde çalışan insanların ne tür zorluklarla karşılaştıklarına tanık olduğum için üzülüyorum.
Oysa…
Sayın Pınarbaşı’ nın köşe yazısında belirttiği gibi, medya dördüncü güçtür. Bir ülkedeki rotayı başlı başına ve salt kendi gücüyle değiştirmeye muktedir olan yadsınamaz bir sistemdir.
Kaldı ki sadece bizde değil, diğer ülke tarihlerine baktığımızda da nice hükümetlerin medya gücüyle yok olduğunu, eridiğini ve kamunun sesine kulak vermeyen yönetimlerinse çıkartmakta direndikleri veya toplumun sesine kulak vermeden, oldu – bittiye getirerek çıkarttıkları yasaların, konuyu medyanın ele almasıyla nasıl da bir anda “pat” diye çıkardıklarını veya değişikliğe gittiklerini gördük, okuduk.
Şu bilinmeli ki, medya demek halkın sesi demek, toplum vicdanı demek. Yani, bir ülkeyi ülke yapan ulusun sesi demek… Zaten bunun için medya 4. güçtür ya… Ve zaten bunun için medya hiçbir gücün kuklası olmamalı ya!
Hatırlayacak olursanız geçtiğimiz günlerde Amerika Başkanı ile İngiltere Başbakanı’ nın ortak verdikleri basın demecinde, demeç öncesinde gazetecilere tanınan soru sorma hakkının basın toplantısı esnasında birden ve gerekçesiz olarak sınırlandırılması medyayı ayağa kaldırmış ve Beyaz Saray birgün sonra özür mahiyetinde bülten yayınlamak zorunda kalmıştı.
Hâsılı; medyayı hafife alan halkın sesini hafife almış demektir. Medya bunun için özgürdür ve özgür kalmalıdır.
Esen kalın.
ÖLÜ BULUNAN ŞAHSIN GEMLİK’İN ESKİ ESNAFLARINDAN TORNACI YILMAZ OLARAK TANINAN YILMAZ SEZER OLDUĞU ÖĞRENİLDİ.




Gemlik Bursa yolunda bulunan kontrol noktasında yapılan denetimler Bursa’ya gidişlerin saatlerce uzamasına sebep olurken, vatandaşlar kontrol noktasının daha az trafik olan Karsak yada Yalova Süpürgelik bölgesine çekilmesini istiyorlar.
Özellikle sabah erken saatlerde Gemlik’ten Bursa’ya işe gidişlerde ve akşam Serbest Bölge ve Fabrikalar bölgesinde işten eve gidenler için büyük sorun oluşturan ve ortalama 2 saatlik bir zaman kaybına neden olan uygulama, kontrol noktasındaki yoğunluk nedeniyle otoyolu kullananlar içinde büyük ekonomik külfet oluşturuyor.
Konuyla alakalı bilgi veren vatandaşlar,” söz konusu uygulama daha önce Ovaakça mevkiinde idi ve Dürdane tepesine kadar kuyruk oluyordu, şimdi Engürücük mevkiine çekildi, Jandarma rampasına kadar kuyruk oluyor. Denetimler ve kontroller çok yerinde ve isabetli bir karar, ancak bu şekli ile özellikle mesai saati çıkışlarında aynı araç ve aynı kişiler denetleniyor. Bir çok ilde bu uygulama noktaları il girişlerinde oluyor. Gemlik bu noktada il girişi değil. Kontrol noktası için İl girişi Yalova süpürgelik mevkiinde. Yada Orhangazi girişinde veya Karsak bölgesi düşünülebilir. Yerli ve milli otomobil fabrikası TOGG’un da bölgeye kattığı hareketlilik de göz önüne alındığında burada ciddi bir trafik yükü var. Kontrol noktasında bu trafik durunca durum içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Bu şekli ile Bursa’ya gidişlerde ortalama 30-35 dakikalık yol, 2 saati buluyor. Sırf bu yoğunluktan kaçmak isteyenler otoyolu kullanmak zorunda kalırken, bu da otoyolu kullananlar için ciddi bir ekonomik kayba sebep oluyor. Yetkililerin bu duruma bir çözüm bularak trafiğe daha az katılımın olduğu bir bölgeye kontrol noktasının çekilmesini bekliyoruz” dediler.
Bursaspor bu sene çok kötü bir sezon geçiriyor.
Bu güne kadar, birinci ligde yedi maç yaptı. Yedi maçta, dört antrenör değiştirildi. Sadece bir galibiyet alabildi. Topladığı beş puanla, sondan ikinci sırada, yer bulabildi.
Başarısız geçen bu yedi haftanın faturaları, her kulüpte olduğu gibi, antrönerlere kesildi.
Bazı futbolcularda, süre verilmeyerek cezalandırıldı. Kısacası koskoca kulüpte, ceza almayan bir tek, genç yönetim kurulu kalmıştı.
Görevdeki yönetim kurulu, geçmişte gördüğümüz karizmatik yönetim kurulları ayarında değildi. Başlarında efsane bir başkanda yoktur.
Ama sezon başında, transfer tahtası açılınca hepimiz bir hayli umutlanmıştık.
Yaklaşık kırk dosyadan oluşan, borç dosyaları gündemden kalkınca , biraz ferahlamıştık.
Tabi bu arada, çok yetenekli bazı gençlerimizin, büyük kulüplere satılmasına da, çok üzülmüştük.
Maçlar başlayınca, genç yönetim kurulunun Bursaspor camiası ile haberleşme tarzından hoşlanmadık.
Önemli olayları, kulüp yetkililerinin attığı “twett” lerden, öğrenmeye başladık.
Nitekim “twett” lerle haberleşmenin ilk kurbanı, kıdemli antrenör Mustafa Er olmuştu.
Aynı yönetim ıçerisinde, “twett” lerle iletişim kurmak, görgü kurallarına aykırı bir haberleşme biçimidir.
Ayrıca, güven verici bir tarzda değildir. Konuya teknik yönden bakınca, Bursaspor’da bir oyun tarzının da, oluşmadığını gördük.
10 kişi kaldığımız halde, galip geldiğimiz Samsunspor maçında, sergilenen kontraatak futbolcu, çok beğenilmiştir.Dikine ve çabuk oyun, taraflarıda, coşturmuştu.Dar alanda, kısa ve yan paslarla oyun oynamak, Bursaspor takımı içinde, uygun bir model değildi. Parola çabuk, dikine oynamak olmalıdır.
GÜNÜN SÖZÜ
Düşüncelerde hastalıklar gibi bulaşıcıdır…







