Yeniden Refah Partisi Gemlik’te Sahaya İndi


Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya üzerinden Gemlik Körfezi’ndeki depremle ilgili açıklama yaparak, “Marmara’nın güney kesimlerinde ciddi şekilde stres birikiyor” dedi.
Dün Bursa Gemlik Körfezi’nde 4.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem hakkında Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya üzerinden bir açıklama yaptı. Naci Görür, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Dün Kapaklı -Armutlu-Yalova’da, Gemlik Körfezi’nde 4,1’lik deprem oldu. Bu deprem Gemlik Fayına bağlı olmalı. Gemlik Fayı KAF’ın güney kolunun bir parçası. Biz Marmara depremini kuzey kolda bekliyoruz. Ancak Marmara’nın güney kesimleri de ciddi bir şekilde stres biriktiriyor” diye konuştu.
Kur korumalı mevduat hesaplarının iki amacı vardı.
Birincisi döviz kuru fırtınasını durdurmaktı.
İkincisi bankalarda bulunan 235 milyar dolarlık döviz mevduat hesaplarının çözülmesini sağlamaktı.
Bu sebeplerle 24 Aralıkta bu hesaplar devreye sokuldu.
Ama 5 Şubat itibariyle 235 milyar dolarlık döviz hesaplarından yaklaşık 13 milyar dolarlık bir kısmının çözüldüğünü gördük.
Aslında 13 milyar dolarlık çözülme beklentilerin çok altında kalmıştı.
Sade vatandaş hesapların işleyişindeki bürokratik uygulamaları tam anlayamadı.
Yaygın medya kur korumalı hesapların işleyişleri ile ilgili ayrıntılı açıklamalar yaptı.
10 soruda mevduat hesapları ile ilgili bilgiler verildi.
Hesap kapanış tarihinden sonra elde edilecek kazançlarla ilgili senaryolar yazıldı.
Ama sade vatandaş Ayşe teyze kur korumalı hesabın çalışma şeklini henüz tam kavrayamadı.
Ayrıca hesapların içinde merkez bankasının varlığı da öngörülmüştü.
Sözün kısası bu hesapların çalışma şeklini bizde uygulamalar devam ederken öğreneceğiz.
Bu arada rahmetli Özal’ın yüzlerce klasörlük Türk Parası Koruma Kanununu bir kaç sayfalık özetle sadeleştirmiş olduğunu hatırladık.
Rahmetli Özal bir genelge ile kambiyo rejiminin dinini değiştirmişti.
Ekonomi yönetiminin de yeni ekonomik modeli ve kur korumalı mevduat sistemini sadeleştirmesi lazımdır.
Ekonomi ile ilgilenen vatandaş bürokrasiden çok ürker.
Belirsizlikten hiç hoşlanmaz.
Bankanın ne vereceğini üç aşağı, beş yukarı bilmek ister.
Yaklaşık 2 aylık zaman içinde 235 milyar dolarlık döviz mevduatından 13 milyar doları çözebildiysek uygulamadan bir sıkıntı var demektir.
Belirsizlikler ve bürokratik uygulamalar yeni ekonomik modeli amacından uzaklaştırır.
Sadeleştirmek şarttır.
Günün sözü;
Paranızı hala sayıyorsanız,
Gerçekten zengin değilsiniz demektir.
“Pau Getty”






Bazen kendime soruyorum; ” Ben mi hayal görüyorum yoksa yaşadığım ülkede olan biteni doğru değerlendirecek zekaya sahip değil miyim? Ya da yaşadığım ülkenin benim ülkem olduğunun mu farkında değilim! Veyahut ne bileyim; belki ülke ve benim görüşlerim doğrudur da algıladığım zaman ve dönem yanlıştır!
Nicedir bu şekilde sorguluyorum kendimi…
Yazı başlığıma bakıp girizgahımı da okuduğunuzda vaka sayılarından bahsettiğimi anlamışsınızdır. 110.000′ in üzerinde bu virüsü taşıyanlar var aramızda. “Aramızda” diyorum çünkü artık önceki tedbir, uygulama ve kısıtlamaların neredeyse hiçbiri olmadığı için kovid virüslü vatandaşlar ellerini kollarını sallayarak diğerlerinin de hayatlarını riske atıyor.
Ne filyasyon ekiplerinin eski duyarlılığı ne kamuya açık alanlarda maske – mesafe zorunluluğu ne AWM gibi kapalı ama topluma açık alanlarda kontrol ne de hijyen kuralları… Hepsi pufff diye uçtu havaya! Sanki pandemi bitmiş gibi, sanki herşey pir-u pak olup yoluna girmiş gibi, sanki bu meseleyi henüz dünya ülkeleri halledememişken biz halletmişiz gibi!
Herkes aynı rahatlığın içinde.
İnanılır gibi değil!
Aşı olunca herşeyin bittiğinin söylenmesi, bu anlayışın yaygınlaştırılması ve tabii ki halkın da aşı olduktan sonra bu defterin kapandığı hissine ve bilincine kapılmaları yapılan en büyük hata olmaya devam ediyor.
Adı ister Turkovac olsun, ister Biontech, ister Sinovac… Ne olursa olsun…Aşının bu işin önüne geçmediği ya da geçmek için yeterli olmadığı gün gibi ortada iken, “Artık aşılandık, özgür ve rahatsınız” imajı verilerek toplumu yanlış yönlendirmek de ayrı bir vebal olmalı!
“Evvelallah bu işi de alnımızın akıyla hallettik!” demek değil mesele! Gerçekten halletmek, halledebilmek!
Zira vakanın tırmanışı ve rakamlar söylendiği gibi pandemi meselesinin hallolmadığının ve bu uğurda kat etmemiz gereken yol olduğunun göstergesidir.
Bütün bunlara göre yazının başında sorduğum sorularının aynılarını yine kendime sorarak bu haftamı ve yazımı sonlandırıyorum; ben mi yanlış algılıyorum olan biteni yoksa durduğum yerde ya da zamanda mı bir hata var?
Esen kalın.







