Çelikpalas Seyir Terası’na London Eye önerisi






MKS Marmara olarak proseslerimizin temel gereksinimi olan soğutma ihtiyacının yeni koşullara göre karşılanması amacıyla hazırlanan yatırım projemiz hakkında son günlerde ortaya atılan asılsız ve dayanaksız iddialar üzerine açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur.

Öncelikle ifade etmeliyiz ki projemiz kapsamında denizden alınacak su, soğutma amacıyla kullanılacak ve hiçbir kimyasal ile temas etmeden tamamen yönetmeliklere uygun şekilde deşarj edilecektir. Bu sistem tüm Dünya’da ve Türkiye’de yıllardır yaygın şekilde kullanılmakta, Dünya’da miktarı gittikçe eksilen tatlı su kullanımını azalttığı ve enerji tasarrufu sağladığı için çevreci bir uygulama olarak kabul görmektedir. Projemizin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı, proje onayı ve imar planı teklif onayı verilmiştir. Dört yılı aşan bu onay süreçlerin her birinde Bakanlık ilgili kurum ve kuruluşlara görüş sorarak farklı uzmanlık alanlarında projenin değerlendirilmesini sağlamış ve bu görüşler doğrultusunda proje uygunluğunu onaylamıştır.
Projemize ilişkin ortaya atılan en önemli iddia, Gemlik Körfezinin 1-2 ºC ısıtılacağına dair söylem olup, bu iddianın bilimsel hiçbir temeli yoktur. İddia edilen bu değerlerle Gemlik Körfezinde bulunan devasa su kütlesinin 1-2 ºC ısıtılması mümkün değildir.
Diğer taraftan geçtiğimiz yıl Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj problemi ile firmamızı ilişkilendirmek de doğru bir yaklaşım değildir. Yapılan bilimsel araştırmalar müsilajın temel sebebinin azot ve fosfor kaynaklı evsel atıklar olduğunu göstermiştir. Ayrıca, liman güvenlik kameralarımızla o tarihlerde yapılan kayıtlarda, sahillimizde müsilaja rastlanmamıştır. Üstelik, o dönem tüm sanayi kuruluşları gibi firmamız da denetimlere tabi olmuş ve alınan tüm numunelerin yönetmelik sınır değerlerine uygun olduğu tespit edilmiştir.
Bir diğer iddia ise projenin çok kısa sürede kabul edildiğine yönelik olup bu iddia da gerçeği yansıtmamaktadır. Projemizin İmar Planı Teklifi Nisan-2019’dan bu yana detaylı şekilde incelenmektedir. Bu süreçte Marmara Denizinin Özel Çevre Koruma Alanı ilan edilmesi nedeniyle onay makamı aynı Bakanlığın Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir. Projenin gündeme geldiği günden bu yana kamuoyuna yansıyan her türlü eleştiri ve itiraz Bakanlık tarafından tekraren incelenmiş, normal şartlar altında daha kısa sürede sonuçlanacak bu projenin onay süreci dört yılı aşmıştır.
Bu vesileyle 1976 yılından bu yana kimya sanayiinde faaliyet göstermekte olan kuruluşumuz MKS Marmara Entegre Kimya Sanayi A.Ş.’nin, yüksek ve temiz teknoloji ile üretimini yaptığı kimyasallarda, Türkiye ve de İtalya ile Hindistan arasında kalan coğrafyadaki tek üreticisi olduğunu bir kez daha bilginize sunmak isteriz. Firmamız bugün yüksek ihracat kapasitesi ile “Organik Kimyasal” dalında son on yıldır ihracat birincilik ödülünü kazanmıştır.
MKS Marmara Entegre Kimya Sanayi A.Ş.’nin üretim ve yatırım faaliyetleri, tüm kimya sektöründe olduğu gibi T.C Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere, 11 ayrı bakanlık tarafından yürütülen 248 yönetmelik ile denetlenmektedir. Diğer taraftan Yetkilendirilmiş Yükümlülük Statüsü (YYS), SEVESO ve SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK gibi ulusal ve uluslararası pek çok güncel disiplinlere uyum sağlayarak ve de bunların gerektirdiği denetimleri de alarak modern ve şeffaf bir organizasyon olarak faaliyet göstermektedir.
Bu kazanımlar sayesinde firmamız, özellikle ABD ve AB ülkeleri ağırlıklı olmak üzere Dünya’nın pek çok ülkesine ihracat yapmakta, kalite ve hizmet yönünden sürdürülebilir, önemli bir tedarikçi olarak yeni kapasite artırımları planlamaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
MKS MARMARA ENTEGRE KİMYA SANAYİ A.Ş.





Ocak ayı tüketici enflasyonu %48.9’a ulaştı.
Bize 1990’lı yılları hatırlattı.
Ocak ayı üretici enflasyonu ise %97.57 çıktı.
Bu oran patronların ve toptancı esnafın hala zamma doymadığını gösteriyor.
Üretici enflasyonu Şubat ayında da enflasyonun canımızı yakacağını işaret ediyor.
Peki üretici enflasyonu neden bu kadar yüksek çıkıyor.
Birincisi patron kesimi ve toptancı esnaf fırsatçılık yapıyor.
Tüm dünyayı yıktığı gibi bizi de perişan eden enerji zamlarını lehine kullanıyorlar.
Tüm dünyadaki maliyetlerinin farkındayız.
Avrupadaki enerji fiatlarıın iki hatta üç kat arttığını da biliyoruz.
Depolama lojistik ve nakliye masraflarının arttığını da inkar edemeyiz.
Ama dış ülkelerdeki patronlar ve toptancı esnafı bizdeki gibi acımasız değiller.
Bizim ticaret erbabımız maşallah her krizi fırsata çevirmeyi becerebiliyor.
Ramazan ayını fiat artışı ayına çeviriyorlar.
Salgın hastalık döneminde de sağlık krizini fırsata çevirmeyi biliyor.
Sel baskınını aşırı kar yağışını ve buzlanmayı da ticari olarak kullanıyor.
Hele döviz kurlarının aşırı yükseldiği durumda ticaret erbabının halka yaptığını unutamayız.
Tavana kadar yükselttikleri fiatları göstermelik indirimlerle savunmaya çalıştılar.
Her fırsatta yazıyoruz.
Dini hayatımızda da, ticari hayatımızda da vicdani değerlerimizi merkeze almalıyız.
Her ticaret erbabının peşine bir müfettiş takamayız.
Ama vicdanlı bir adamın peşine müfettiş takmaya gerek yoktur.
Yaşadığımız her krizi ilave kurallarla ve yeni kanunlarla çözemeyiz.
Ama toplumsal vicdanı yakalarsak denetim yapmaya bile ihtiyaç kalmaz.
Ramazan fırsatçısı da, pandemi fırsatçısı da, döviz kuru fırsatçısı da ve aşırı kar fırsatçısı da kalmaz.
Günün sözü;
Yoksul çok şey ister,
Hırslı ise her şeyi ister.
“Syrus”



