Sahil güvenlikten trol operasyonu




















2022 yılında kadınlar gününü Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın gergin atmosferi altında kutluyoruz.
Televizyon ekranlarında ve gazete manşetlerinde yine savaş mağduru kadınları görüyoruz.
8 Mart tarihi sadece kadınlarımız için değil, çalışma hayatımız içinde çok önemli bir gündür.
Çünkü kadınlar 8 Mart 1957 ölümlerle sonuçlanan bir grevi başlatmışlardı.
Birleşmiş milletler kadınların çalışma hayatına yaptığı bu katkı nedeniyle 1977 yılında 8 Mart gününü Dünya emekçi kadınlar günü ilan etmişti.
Karar birleşmiş milletlerden çıkmış olsa da kadın haklarında istenilen sonuca ulaştığımızı söyleyemeyiz.
Aslında kadınları birer sevgili, birer ana ve birer emanet gibi görebilsek, onları korumak için özel kanunlar çıkarmamıza da gerek duyulmaz.
Onlara pozitif ayrımcılık yapmamıza da gerek kalmaz.
Kadınlarımız zaten iletişim turizm ve bankacılık sektörlerinde yeteneklerini ıspat etmiş durumdadırlar.
Onlara çok centilmen davrenmak yerine, kadın haklarına saygılı davranmak kafidir.
Saygıyı görüntü de değil, özde göstermeliyiz.
Kadınlarımızı sadece kanunlar ve kurallar ile koruyamaz.
Vicdani değerlere de başvurmalıyız.
Onların kendilerini ifade etme konusunda erkek kesimi geride bıraktığını kabul etmeliyiz.
Onlarla çalışma hayatında yeteneklerimizi ortaya koyarak mücadele etmeliyiz.
Şiddeti gündeme getirmek, aslında erkeğin yetersizliğini göstermektedir.
Budünya her iki cins içinde yeterlidir.
Şiddetten uzak ortak çalışma alanlarımızı arttırmalıyız.
Artık kadınlarımızın hakaret, şiddet ve cinayet haberleri ile birlikte anılmasını istemiyoruz.
Günün sözü;
Hiç unutulmayacak yüz,
Anne yüzüdür.
“Hz.Muhammed”
Gemlik Anadolu İmam Hatip lisesi eski müdürlerinden ve Bursa Uluslararası Murat Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesi müdürü Mehmet Türkmen, Milli Eğitim Bakanlığı, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü İdari ve Mali İşler Daire Başkanı oldu.
Türkmen gazetemize yaptığı kısa bilgilendirmede, “Bakanımız Sayın Mahmut Özer’in takdirleri ile Bakanlığımız Ortaöğretim Genel Müdürlüğü İdari ve Mali İşler Daire Başkanı olarak göreve başladım. Rabbim bizleri muvaffak kılsın, mahcup etmesin” dedi.
Türkmen hafta başında görevine başladı.




Sahte ve yapmacık olan hiçbir şeyi sevmiyorum. Amacına uygun olmadan yapılan, -miş/-mış gibi olan, sonuç getirmeyen ve sadece bir tarih olmaktan öteye gitmeyen hiçbir gün ve kutlamayı önemsemiyorum!
En azından “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” gibi sadece şekilden ibaret günleri içi boş buluyorum! Üstelik böyle düşünürken, içim cız ede ede bunu kabul etmek zorunda kalıyor, söylüyor ve yazıyorum. Çünkü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ nün ülkemizde sadece alelade bir günü temsil ettiğini biliyorum. Artık biliyorum!
Kim ne derse desin, bu günde kaç kadın mikrofunu eline alıp konuşursa konuşsun, kaç hemcinsimiz yürüyüş yaparsa yapsın, hele günün akşamında hangi cemiyet ve derneklerde kaç kadınımız temsilen yuvarlak masaların etrafında -sözüm ona!- kadınlarımızı kurtarmak, desteklemek ve omuz vermek adına afilli akşam yemeklerine katılırsa katılsın bana göre hepsi boş, hepsi nafile!
Biliyorum ki yine bu yıl da tıpkı geçmiş diğer yıllarda olduğu gibi beyhude bir gövde gösterisi hakim olacak 8 Mart’ ta. Yine hevesim kaçacak! Ve yine umutlarım suya düşecek! Zira bu ülkenin kadınları bırakın istihdam edilmeyi, vs gibi haklara konmayı, öldürülmeye devam edecek… Dolayısıyla şeklen yapıldığına inandığım sözde 8 Mart kutlamaları, konuşmaları ve şovları yine laftan öteye gitmeyecek, kalıcı ve somut bir biçimde hiçbir sonuç getirmeyecek.
Dünya, 8 Mart’ ı kadın hakları yelpazesinin gelişimi için kutlarken, biz “Ne olur bizi öldürmeyin!” anlamında kutladığımız sürece 8 Mart’ın benim için kayda değer hiçbir anlamı ve özelliği olmayacak.
Ne acı değil mi? Yukarıdaki cümleyi kurarken bile tüylerim diken diken oldu, kalemim ürperdi; “Ne olur bizi öldürmeyin” yazarken!
Ne acı…
Hâsılı; son yıllarda ülkemizde kutlanan Kadınlar Günü’nün içeriğine, önemine ve anlamına inanmıyorum. Değil mi ki bir iki sene önceye kadar ayda bir aldığımız, okuduğumuz kadın cinayetlerini günümüzde hergün ve üstelik sayıları artarak okumaya başladık, bu durumda kusura bakmayın ama bu ülkede kadının değerli olduğuna dair kimse beni inandıramaz. Ve hal böyleyken 8 MART Dünya Kadınlar Günü sıradan bir kutlama günü olmaktan öteye gidemez.
Tek birşey hariç!
İnanmak için,
Anlamak ve kabul etmek için tek birşey yeterli.
O da, gerekli yasanın çıkması. Keyfe keder, canı istedi diye öldüren karaktersizleri cezalandıracak yasa çıkana kadar ülkemizde kadının kıymetli olduğuna kimsecikler inandıramaz beni.
O malum yasa da neden red edilir, neden geri çevrilir, neden hasır altı edilir, bunu bilmemekle birlikte, yasa koyucuların bir an önce ellerini vicdanlarına koymalarını diliyor ve gerekeni “Artık vakit kaybetmeden!” tez zamanda gerçekleştirmelerini umut ediyorum.
Daha fazla kadınımız öldürülmeden, kıyılmadan, katledilmeden…
Ve gerekli yasalar çıkmadığı sürece “HANGİ 8 MART?” demeye devam edeceğimi de bilmenizi istiyorum.
Esen kalın.



