GTSO Atatürk Anıtını Yeniliyor










Küresel sermaye Rusya Devlet başkanı Putin i dünya siyasetinden silmeyi kafaya koymuştu.
Nitekim ilk hamle Putin Amerikan seçimlerine müdahale etti, İftirasıyla gündeme gelmişti.
Ama bu iftira dünya kamuoyun da gerçekçi bulunmamıştı.
Aslında ikinci hamle Nato üzerinden yapılıyordu.
Nato’nun doğuya doğru genişlemesi Rusya’yı rahatsız ediyordu.
Sovyet Rusya’dan ayrılan doğu bloku ülkeleri Romanya ve Bulgaristan Nato’ya üye olarak alınmıştı.
Küresel sermayenin adamı Soros Ukrayna’ya da el atmıştı.
Turuncu devrim ve halk hareketleri ile tüm dünya Ukrayna’yı tanımıştı.
Ukrayna’da Nato üyeliğine müracaat etmiş, 2008 yılından beri kapıda bekletiliyordu.
Ukrayna’nın Nato üyeliği Rusya’nın kuşatılmasındaki son adım demekti.
İşte bu son adım Putin’i en radikal kararı almaya zorladı.
Başlangıçta belkide Donbas’ı kuşatmak ile yetinecekti.
İşte bu son adım Putin’i en radikal kararı almaya zorladı.
Başlanğıçta belkide kuşatmak ile yetinecekti.
Ama kışkırtıcı ve tehditkar açıklamalar Putin’i daha ileriye gitmeye zorladı.
Hareket Kiev’e ve hatta Odessaya kadar ulaştı.
Savaş tamtamlarının çalındığı en kritik günlerde Nato ve AB zirvesi, Rusya’ya karşı uygulanacak yaptırımlarla oyalandı.
Halbuki hızlı bir kararla Ukray’na Nato üyeliğine alınabilirdi.
Böyle bir ortamda Putin Donbas bölgesinden öteye geçemezdi.
Ama Nato ve AB zirvesi laf üretmekten ve kuru tehdit savurmaktan başka bir etlem yapmadı.
Ukrayna’yı aşırı cesaretlendirerek savaşın önüne attı.
Ukrayna başkanına bile yalnız bırakıldık dedirttiler.
Sonuçta olanlar Ukrayna halkına oldu.
Bu savaş Amerika ve AB desteğinden medet umanlara ders olmalıdır.
Günün sözü;
Hayatın güzel olması için eksiksiz olması şart değildir.
“A.Funicella”
Hiçbir zaman anlayamadım ve hiçbir zaman anlayamayacağım!
Savaşları anlamam mümkün değil. Ne çıkış sebepleri ne de hangi menfaatin sonucu olarak doğduğu umrumda bile değil. Söz konusu olan bir yıkımsa -ki bu yıkımın içindeki en acı kayıp insan kaybı- kimse bana savaşın ne sebeple, hangi gerekçeyle olduğunu söylemesin.
Ne ekonomik çıkarlar ne teknolojik ürün denemeleri ne de sözüm ona tarihten kalan geçmişin hınçları veya haklı – haksız kavgaları…
Hiçbir sebep savaşın çirkin yüzünü haklı gösteremez.
Sosyal mecrada okuduğumuz birkaç minik haber içerikli paylaşım, YouTube’da yayınlanan savaştan kesit içeren görüntüler veya beyaz camdaki savaş tartışmaları… Hiçbiri şu anda Ukrayna’da yaşananların acı yüzünü tam olarak göstermekte yeterli değil. Birebir yaşayan siz olmadıkça, biz olmadıkça, giden canlar bizim canlarımız olmadığı sürece, yıkılan tarihi yapılar bizim yapılarımız olmadığı sürece, toz yığınına dönen tarih bizim ata mirasımız olmadığı sürece oradaki halkın neler hissettiğini anlamamız mümkün olmayacaktır.
Bu yetmezmiş gibi, üstüne üstlük yapılan iğrenç espriler kanımı dondurmaya yetiyor! Oradaki hanımların kaçarak ülkemize gelmeleri ile ovuşturulan eller gibi!..
2.5 senedir pandeminin gölgesinde yaşayan dünya insanlarının çektiği çile az gelmiş gibi, bir de silik gerekçelerle ikide bir çıkarılan uydurma ama uydurma olduğu kadar sonunda insan ölümlerine yol açan savaşlar hayatlarımızı daha da yaşanmaz hale getirdi.
Güzel bir dünyayı var etmek ve huzurla yaşamak biz insanoğlunun elinde ve iradesindeyken bunu zorlaştırıyor olmak akıl işi değil!
Şu anda dünyanın her neresinde silah tutan el varsa o ellerin tuttukları ölüm makinalarını en kısa zamanda bırakmaları dileğimle.
Esen kalın.












