Yıldız; İnsanlığın Kara Lekesi HALEPÇE
Yıldız; İnsanlığın Kara Lekesi HALEPÇE
“Batı’nın taşeronları tarafından gerçekleştirilen ve tarihe kapkara bir leke olarak geçen Halepçe Katliamının üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen acısını taptaze koruyor” diyerek sözlerine başlayan Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Ahmet Vakkas Yıldız Halepçe Katliamı ile ilgili olarak şu sözleri söyledi.
KATLİAMI YAPAN BATI’DIR.
Görünüşe baktığınızda bu katliamı yapan her ne kadar Saddam Hüseyin olsa da, İslam dünyasında yaşanan bu tür katliamların, acıların, kan ve göz yaşlarının arkasında Batı dünyası vardır. Binlerce mazlum Müslüman Kürt kardeşlerimizin yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın hayatını kaybetmesine sebep olan Saddam Hüseyin kadar bu katliamın yaşanması için gerekli ortamı hazırlayan Batılı devletlerde söz konusu katliamın ortağıdır.
PAPA’NIN ZİYARETİNİ İYİ OKUMALIYIZ.
Geçtiğimiz hafta Irak’a ziyaret gerçekleştiren ve ardından Irak ziyareti ile alakalı olarak yaptıkları ‘pul’ rezaletini iyi okumalıyız. Amaçları Büyük İsrail olan ve bu doğrultuda bugün Ortadoğu’yu kana bulayan bu güçler ne Türk’leri, ne Kürt’leri ne de Arap’ları düşünürler. Tek bir amaçları vardır o da; kendi çıkarlarına uygun köle düzeni oluşturmak. Özellikle Kürt kardeşlerimiz iyi bilmelidir ki 33 yıl önce Halepçe’de yaşanan katliam, bu günlerin ortamını oluşturmak için yaptırılmıştır. Batılı güçler ‘Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır’ diyerek küstahça oyun kurmaya devam etmekte, mezhep savaşları çıkartarak asırlara dayanan kardeşliğimizi bozmak istemektedir. Söz konusu bu güçler elbette emellerinden vazgeçmeyecektir; lakin bizleri biz yapan, bizleri bir birimize bağlayan ve asırlara dayanan din kardeşliğimiz yapmış oldukları planları boşa çıkartacak hayallerinin ise kabusa dönüşmesine vesile olacaktır.’ diyerek sözlerini noktaladı.
Gemlik’te temizlik işlerinde büyük tasarruf dönemi
Gemlik’te temizlik işlerinde büyük tasarruf dönemi
Hakları Nasıl Ödenir ? Bilen Varmı
Hakları Nasıl Ödenir ? Bilen Varmı
AB Yerine Akdeniz Birliği
AB Yerine Akdeniz Birliği
Son yılların devlet sayısı olarak artan ama etkinlik olarak zayıflayan bir Avrupa birliğini görüyoruz.
Aslında savunma gücü olmayan ve enerjide dışa bağımlı olan kalabalık ve hantal bir birliktelikle karşı karşıyayız.
Denizden petrol çıkaran İngiltere AB’den koptu.
Petrol zengini olan Norveç ise AB’ye hiç sıcak bakmadı.
Savunma gücü olmayan bir AB, Amerika’nın rotasına girdi.
Demokratik olmakkla övünen AB, hep PKK ve benzeri bölücülere sahip çıktı.
Irkçılığı katliam boyutlarına ulaştıracak ölçüde özendirdi.
Kısacası 26 ortaklı hantal Avrupa Birliği küresel politikalarda kendisinden bekleneni veremedi.
Bir bakıma Amerika’ya bağımlı bir hale geldi.
Rumların gazına gelerek Türkiye’ye yaptırım uygulamaya kalktı.
Ama yaptırım kararının sonuçlarından korktu.
Ve hayata geçiremedi.
Amerika bu hantal yapıdan fırsat bulup bir anda AB’ye süpriz ortak oldu.
Girit ve Yunanistan’a üs kurdu.
Bundan böyle Avrupa birliği müstakil bir ortaklık olamaz.
Nitekim AB’nin geleceğini iyi analiz eden İngiltere bir fırsatını bulmuş ve üyelikten ayrılmıştır.
Artık Türkiye’nin AB tam üyeliğini zorlama gibi bir ihtiyacı kalmamıştır.
Aslında Avrupa’nın yeni birliği Akdeniz Birliği olmalıdır.
Kuzey Afrika ülkelerini de içine alacak bu birlik ırkçılığı barındırmaz.
Farklı dinlerden ülkelerde Akdeniz Birliğinde olacağından din düşmanlığı olmaz.
Irkçılığın düşmanlığının ve yabancı düşmanlığının en yoğun olduğu Almanya, Avusturya, İsviçre ve Hollanda Akdeniz birliğinde yer alamaz.
Akdeniz birliği küresel politikalarda kendiniz ezdirmez.
Savunma ve enerji konusunda da AB’ye göre daha güçlü ortaklara sahip olacaktır.
Günün sözü,
Hangi limana yelken açtığını bilmeyen tekneye,
Hiç bir rüzgar yaramaz.
“montaine”
Ağdemir’den Tıp Bayramı Mesajı
Ağdemir’den Tıp Bayramı Mesajı
Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Paşa Ağdemir 14 Mart Tıp Bayramı ile alakalı yazılı bir açıklamada bulundu.
Ağdemir açıklamasında, “Karşılaştığınız türlü güçlüklere rağmen, kutsal mesleğinizin icrasında vatandaşlarımızın sağlık sorunlarının çözümüne yönelik insanüstü gayretiniz bizler için iftihar kaynağıdır. Korona virüs pandemisi sürecinde yapmış olduğunuz fedakarlıklar, değerlerinin çok daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Sizlere minnettarız. Bu duygu ve düşüncelerle, hekimlerimizin ve tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı içtenlikle tebrik ediyorum” dedi.
HEM İSTİYORUM – HEM İSTEMİYORUM!
HEM İSTİYORUM – HEM İSTEMİYORUM!
“Neyi?” dediğinizi duyar gibiyim.
Yaz mevsiminin gelmesini…
İstiyorum, çünkü pandemi ile birleşen ikinci kış mevsimi sonunda hepimizin nefes almaya çok ihtiyacı var. İstemiyorum, çünkü biliyorum ki geçen yazı andıran manzaralarla karşılaşacağız yine bu yıl da!
Hatırlayın lütfen; tarafımdan bolca kaleme alınmış ve çokça eleştiri yaptığım konuların başında; neredeyse dip dibe yatılan plajlar, hınca hınç dolu piknik alanları ve mesire yerleri, tıklım tıklım dolup taşan kafeler, restoranlar, vs. vardı.
Evet maalesef 2020 yazında bu görüntüler sıkça rastladığımız görüntülerdi.
Yeni dünya düzeninde bu tarz aktiviteler olmasın demiyorum. Yanlış anlamayın! Hatta olmalı, hem nefes almamız için hem de iyice zora düşmüş esnaflarımızın yüzlerinin en azından bir parça gülebilmesi için.
Zira ekonomide işlerin hiç de iyi gitmediğini, hele pandemiden sonra iyice dar boğaza girildiğini hepimiz de biliyoruz. Bunu anlamak için karanlıkta kibrit yakmaya gerek yok. Nitekim her şey gün ışığı gibi apaydınlık.
Fakat bir yandan da pandemiden dolayı vefat haberlerinin geçen yıla oranla yükselişe geçmesi ve üstelik sürekli ve hızla mutasyona uğrayarak akışına devam etmesi beni büsbütün düşündürüyor doğrusu!
Gel gelelim, şayet bu yaz da tıpkı geçen yaz olduğu gibi dikkatsiz ve tedbirsiz davranır ve virüsün gücünü arttırdığı zaman diliminden geçerken, 2021 sonbaharını düşünmek bile istemiyorum!
Yoksa bunların tamamı benim hüsnü kuruntum mu?
Ne dersiniz?
Tedbirli yaşamaya devam etmeniz dileğimle.
Esen kalın.
BU PLAN TEHLİKESİNİ BİRLİKTE DURDURUN VE ŞİİR’İM
BU PLAN TEHLİKESİNİ BİRLİKTE DURDURUN VE ŞİİR’İM
Bugünlerde Türkiye’m öyle bir zamandan geçiyor ’ki sanki sırat köprüsü, içten farklı aykırı sesler, terör örgütü siyasi kanadının faaliyetleri ve yunan sınır bölgemizde ABD ve AB askeri yığınaklar, tatbikatlar, senaryolar, birde Papanın, Irak ziyareti, bu ziyaretlerde Kuran ve Hz. Peygamberimizin yolunda aykırı tavırlarda olan ve İslam adı altında görünen sözde zatlarla, Papanın görüşmeleri Irak’ın kuzey bölgesinde, Barzani ve Talabani, PKK terör grupları olması ve siyaseten bölge, Barzani hakimiyetinde olması ve Papa için özel haritalı pul basarak, Türkiye topraklarının bir kısmı haritanın içinde olması tesadüf olmaz; Her yapılanlar planlı bir projeler dahilinde olup; “BOP ün” ikinci hatta son ayağını devreye sokarak faaliyetteler ve Haçlı kuşatma hareketi de denile bilir.
Şimdi sormak gerek başta bu güzel ülkemi 20 Yıldır; yöneten iktidara; bu tehlikelerin farkındasınız görüyorsunuz, Neden iç kargaşalar üreterek algılarla ülke içindeki güç birliğimizi zayıf tutarsınız! Tüm muhalefet partileri ve başta ana muhalefet partisi bu gelişmeleri görerek; Neden yapıcı bir muhalefet olamıyorsunuz, tehlikeler kapımızda, içimizde gelişiyor ve siz açıktan PKK ve benzeri terör örgütlerinin siyasi uzantılarına karşı cılız sesle kalırsınız ve bu ülke üzerinde her tehlikeyi bildiğiniz halde sessiz kalmanız “oy” ve koltuk kaybetme kaygılarınız mı! Sebeptir.
Ülkemde tüm yetkililer TV ekranlarında konuşmaları bırakın Türkiye işgal çemberinde ona bakın, öylesine rahat ,vurdumduymazlık içinde olmanızı ileride tarih bu suskunluğunuzun altında yatan sebebi mutlaka yazacaktır, bugün ben bir yurttaşım farkındayım haykırıyorum, sizler susmakla bu ülkeyi zora sokuyorsunuz farkındasınız! En büyük tehlikeye dikkat! Türk Milletinin, bu coğrafyada bulunduğu süre içinde karşılaştığı büyük tehditler hep yaşadı, fakat bugünün tehditi en tehlikelisi, Suriyelilerin ülkemize göç ettirilmesi diğer göçlerdir. Çok sinsi ve kirli bir oyunlar! Mülteci- Muhacir- Ensar dümeniyle, birçoğu inanç bazından bakıldığında Müslüman asıllı olamayan, Suriyeliler kalıcı olarak Türkiye’ye yerleştirilmişlerdir.
Bunun adı bir projeli işgal hareketidir. Gelecekte bu ülkede ikiz Yasaları ileri sürerek, ”Ekonomik, Sosyal, Siyasi ve Kültürel” haklar için Birleşmiş Milletlere müracaat ederlerse neler olacaktır. Kısacası, devlet içinde devlet olup kendi kaderlerini kendileri tayin etmeleri olmaz mı! İsrail’in güvenliği için, Irak, Suriye’yi parçalayacak olan Arap Baharı Projesi’nin ilk toplantısı, İstanbul’da yapılmadı mı? Suriyeli insanların topraklarını ne maksatla bombalar yağdırıldı ve Türkiye’ye bu göçü yaptırdılar! Maksat gayet acık, Suriyelileri, Türkiye’ye göçe etmeleri için usulen bombaladılar mı!
Niçin göçe zorlandılar? Suriyelilerden boşalan topraklarda bir PKK devleti kurmak için olmasın. Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını kabul edip, fiilen, siyaseten ve malen destekleyenler her kim olurlarsa olsunlar, Amerika ve İsrail’in, Suriye’nin kuzey bölgesinde PKK devletinin kurulması politikasına destek veren olmuş olur! Suriyeli mülteciler konusunu muhalefet partiler her gün birkaç kere iktidar partisine konuşacaksınız. Konuşmadığınız sürece bu milletin % 95 nin sesi olamazsınız.
Suriyeli Sığınmacıların dönmesini kimler, neden istemiyor? Suriyeli Sığınmacılara bu zamana kadar Türkiye kaç milyar Dolar harcadı? Suriyeli Sığınmacılar geldiklerinden beri hangi kirli işlere karıştılar ve hangi tehditleri oluşturmaktadırlar? Çok yüksek doğurganlık hızına bakın (5.6) çocuğa sahip olan Suriyelilere niçin 3 çocuktan sonra parasal yardım yapılıyor? Daha çok çoğalsınlar diye bu bir teşvik olmuyor mu?
Ülke bir han olursa, Suriye, Afganistan, İran ve Irak’tan benzeri ülkelerden vatanımıza yapılan ardı arkası kesilmeyen kitlesel göçler, tehlikeli olup, Türk milletini yakın bir gelecekte, terör- Gasp- İç kargaşa- İsyan- Toprak talebi- Siyasal, ekonomik ve kültürel haklar isteme gibi çok büyük tehlikelerle karşı karşıya getirmez mi ! Bu göçlerle sanki birileri içimize, ileride Türk milletine karşı kullanacağı TRUVA ATLARI gibi saklamaz mi!
Bu ülkeyi yöneten iktidar mensupları muhalefet partileri resmi üst düzey kurum yetkilileri bu gelişen tehlikeleri bildikleri halde neden ülkenin içinde güç birliğimizi zayıflatarak gelişen tehlikeleri umursamazlar anlamakta zorlanıyorum, Mülteci adı altında gelen Suriyelilerin ülkemizdeki faaliyetleri kontrolü ne kadar takıp ediliyor? Gelecek içinde, Türkiye’nin millî, kültürel, ekonomik, siyasal, politik, sosyolojik, güvenlik ve jeopolitik yapısını değiştirecek kadar büyük bir tehdit oluşturduklarını yöneticilerimiz ve siyasiler bilmiyorlar mı ! Bu nedenle, milyonlarca mültecinin yurdumuza akın etmesi, Türk Devletini tehlikeye sokmaz mı ! Türk milletine yapılacak bir operasyon olmaz mı! Adamlar vergi vermedikleri gibi; İstedikleri üniversitelerde okumakta, Devletten her türlü desteği almakta, Canları çektiğinde ise bizim insanımızı ülkenin Sokaklarında gasplar ve benzeri kirli işler yaparak, Neden görülmez?
Orta Doğu ve birçok Asya ülkesinden gelen yabancı sayısı 7 Milyona yaklaşmıştır (9 Milyon diyen de var) Gelen bu 7 milyon yabancı, Türkiye nüfusunun %8.5’i kadardır ki! Bu çok korkunç rakamdır.7 milyon, 16 Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazladır. Türkiye, kavimler göçüne maruz bırakılmıştır ve Türk milleti Anadolu’da azınlığa düşme durumuyla yüz yüzedir. Niçin susuyorsun iktidar ana muhalefet ve muhalefet parti başkan ve yöneticileri, Neden her gün bu konuyu iktidara konuşmuyorsunuz. Yoksa hepiniz de bu konuda susmakla mı görevlisiniz? Bu yanlış gidişatın tüm sorunlar sizlerin üzerinde gelin yanlışlığa dur deyin, ülke geleceği için birlikte tehlikeyi şimdiden önleyin… Saygı ve Sevgilerimle sağlıklı olalım, sağlıklı düşünelim…
YİNE BU GÜNDE
Sevdası olan çıksın meydana
Dertlerini döksün bu günde.
Sesini yükseltsin arşı alaya
Haklıysa söyle çıksın bu günde.
*
Sözler söylenir aslı olmayan
Meydan boştur çıkarır avazı
İçinde vardır nefretin yarası
Zehir’i döker döker bu günde.
*
Ekranlara bakın lafları çoktur
Doğrular anlatılmaz güven yoktur
Kariyeri yüksek attığı oktur
Anlatır nefreti yine bu günde.
*
Mehmet der yıllarca seyrettim
Karalar bağladım şansıma küstüm
Yediğim içtiğim zehirdi kustum
Rüzgârlı yağmuru gelsin bu günde.
Y.T:01.06.2020
Avcı Vefat Etti
Avcı Vefat Etti
Gemlik’te 4 Mart günü geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan Gemlik Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi başkanı Mevlüt Avcı tedavi gördüğü hastane hayatını kaybetti.
Gazhane caddesinde iş çıkışı meydana gelen kazada bir motosikletin çarpması sonrası yere düşen ve ağır yaralanan Avcı 112 acil ambulansı tarafından Gemlik Devlet Hastanesine kaldırıldıktan sonra Bursa Şehir Hastanesine sevk edilen Avcı yaklaşık 10 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti.
Gemlik Gündem Gazetesi Gemlik Yerel Haber Sitesi, Gemlikte Günlük ve Son Dakika Gemlik Haberleri
