Hastane yolu tek yön oldu


















Gemlik’te denizde bulunan kadın cesedinin kimliği belirlendi.
Gemlik’e bağlı Büyükkumla Mahallesi’nde çevrede bulunan vatandaşlar denizde kadın cesedi görerek jandarmayı aradı. Sahil Güvenlik Komutanlığı, jandarma ve Gemlik Belediyesi Cankurtaran ekipleri tarafından kıyıya taşınan cesedin, Zeliha Oral’a (53) ait olduğu öğrenildi. Gemlik Cumhuriyet Savcısının incelemesi sonrasında cenaze, Gemlik Devlet Hastanesi morguna, buradan da kesin ölüm sebebinin anlaşılması için Bursa Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
İntihar şüphesi ile hastaneye gitmiş
Oral’ın bir gece önce, ilk olarak Gemlik’te bulunan bir özel hastaneye, ardından da Gemlik Devlet Hastanesi’ne intihar şüphesi ile getirildiği öğrenildi. Tedavisinin ardından taburcu edilen Oral’ın cansız bedeni, Büyükkumla Sahili’nde bulundu. Olayla alakalı soruşturma başlatıldı.
Kıymet bir özleyiş değerini daha yakından duyan duyuran samimiyet duruş biçimin, tavrın, toplum içinde bireylerin ilişkileriyle belirlenen yerini anlamlaştıran hal ve vaziyetlerdir. Birileri Allah din kitap diyerek riya-katı olmadan devletin önemli kurumlarında mevkilere makamlara yerleşenler, vatan, millet derler. Milliyet ve Türk milliyetçiliği inkarcılığına samimiyet- sizce devam ederler.
*
Ruhumuzda 1923 kıymetini olsak ’ta samimiyette çok geriyiz. Mermiyi taşıyan donarak ölen Şerife Bacı, mermiyi namluya süren Seyit Onbaşı, merminin üstüne yürüyecek “Mehmetler” bu gün de var. Fakat onları layıkıyla yönetecek, ilimde, bilimde, ahlakta ve erdemde, bireysel ve toplumsal bilince ulaşmada, çağın üstüne taşıyacak bir Türkiyeyi, Türk milliyetçileri ne yazık ki hala ortada değiller ve maalesef hayallerimizde öksüz kaldı. Oysa Mustafa Kemal Atatürk; demokrasi, laiklik, çağdaşlık, halkçılık, cumhuriyetçilik, devletçilik, inkılapçılık, ahlakçılık herkesten önce Türk milliyetçilere teslim etmişti; şimdilerde gördük ki ;Türk milliyetçileri bile bu değerleri yeterince anlamamış ve geçmişte ödenen bedelleri dahi unutulmuş veya unutturulmuştur.
*
Bugünün vahşi düzen ne dayatırsa dayatsın, küresel aktörler hangi oyunu kurarlarsa kursunlar. Türk milletinin kurtuluş reçetesi, felsefesi aynı ve çağı yakalamaktır. Bugünün önemli tespiti tarihin ilk gününden beri hükmünü sürmektedir. Adınız şanınız ne kadar süslü, ne kadar havalı olursa olsun, çağı geriden takip eden hiçbir millet, hiçbir devlet, hiçbir parti, hiçbir ocak, gelişmiş ülkelerin boyunduruğundan oyun ve tezgahından kurtulamaz. Hata yaptık, eksik yaptık, ama samimiyetsizlik yapmadık. Yeri geldi ezildik, yeri geldi sürüldük, yeri geldi asıldık, ama tarihi mirasımıza hiç bir leke sürmedik.
*
Kıymetli ve Samimi milliyetçilerin günümüzde varlığı çok olmasalar da tarihi miraslarını, sorumluluğunu bilirler hatalar olsa da, horlan salar da, iğ dam sehpalarında asılsalar da, sürgünler yeseler de, tarihlerine leke getirmediler. Çünkü vatan ve milleti başkaları kirli araçları olarak görenler, Türk milliyetçilerinse hep amaç için bedeller ödemiştir. Mücahit gibi görünenler müteahhit olarak ceplerini dolduranlar, tarihteki kan donduran fetvalara, keşke Yunan galip gelseydi diyenlere bakarsanız bunu daha iyi anlarsınız.
*
Boşuna söylenmemiş bu sözler. Bayrak inmez ezan susmaz, vatan bölünmez, devlette de, dinde de, cumhuriyette de dünde, bugünde samimiyiz. Vatanını, bayrağını seven herkesi sevecek kadar sevgimiz vatana göz dikenin ciğerini sökecek kadar cesaretimiz var. Eksik olan bir şeyimiz. Adımızın milliyetçi ülkücü olması fark etmez. Bunu anlamayan bir ülkücü ülkücü olamaz, milliyetçide, milliyetçi olamaz zincir kırılmadan yaşanan her romantizm beyhudedir. Zincirleri kırmanın tek yolu sadece siyasal alanda değil, ilimde, bilimde, teknikte, ahlakta, erdemde, kültürde, şiirde, romanda, tiyatroda, resimde, heykelde, sanatta, sporda, her alanda Türk milliyetçiliğinin hakkını vermekten geçer. Kalemler esse gürlese de, yorgan mitilleri bırakarak. Türkün ana yurdunda turan olmaktır. Ön teker nereye giderse arka teker oraya gider. Önemli olan arabada kimin olduğu değil, arabayı kimin sürdüğüdür.
*
Kıymetsiz-ligin, samimiyetsizliği: Devletin kurumlarından TC’yi, kitaplardan ‘’ Ne mutlu Türküm diyene’’ sözünü, okullardan andımızı , Fabrikaları, limanları satıldı. Yolları, köprüleri, Şehir Hasta hanelerini üç beş şirkete verildi, Tarımı, sanayiyi, hayvancılığı bitirildi, ülkede Yolsuzluk ve yoksulluk aldı başını gidiyor, halk aç, gençler umutsuz, Kuvvetler ayrılığını, adaleti, eğitimi, liyakati, fırsat eşitliği yok edildi. Devlet ciddiyeti ortadan kalktı, hepsine olur diyerek FETÖ, PKK yok ediliyor terörü bitiriyorlar dedik ezilen, horlanan san ki PKK, FETÖ değil başta milliyetçiler, ülkücüler ve vatanseverler ezildi, ayrıştırılarak öt eleştirildiler.
*
Bakın gelişen olaylara PKK, FETÖ denilen terör uşaklar Stratejik olarak geri çekildiler. Bakın Suriye’de 30 km. ötemizde tankıyla topuyla tüfeğiyle devlet kuruyorlar. PKK denilen teröristler kötü günümüzde bile hiç bu kadar güçlü olmadı. Bakın geçmiş dönemlere bu kadar açık devletleşme sürecine giremediler. Hatırlayın bebek katilinin Suriye’den nasıl çıkarıldığını, bugün aynı topraklarda devlet kuruyorlar. PKK’yı ezdik FETÖYÜ ezdik yok ettik bunlar ne! Dünde arkalarında başta Amerika yandaş ülkeler vardı, ama ne Amerika, ne de yandaşları buna teşebbüs edemiyorlardı. Hani arkalarında kim olursa olsun analarından doğduklarına pişman edecektik. Ettik mi, etmedik mi? İçerde PKK kalmamış diyorsunuz, burnunuzun dibinde devlet kurarlarsa kalmaz tabi. ‘‘Efendim Amerika Rusya var!’’ önceden yok muydu? Size kalsa canlarına okuyacaksınız tamam da. PKK siyasi uzantısı olan partinin üst düzey denilen terörle iç içe olanları bitiremediniz ve bunlara devlet yardımı alarak, bu yardımı kesemediniz, bu konuda millete birçok nameler anlatılmaktadır.
*
Değerli ülkücü ve milliyetçiler ve vatan sevdalılar bütün bu olumsuzlukları devletin bekası yüzünden ‘mi, çekiyorsunuz. Bakın gelecek tehlikelere PKK’dan çok Suriyeli, Afgan doldurdu memlekette geleceğimize ateşle oynanıyor. Tehlikenin bir iken üçe çıktığının farkında değil misiniz? Bugüne kadar bu ülkede hiçbir mülteci arka bahçesi olmadı. Bugüne kadar hiçbir mülteci sokaklarımızda, Türk kadınına kızına dil uzatılmadı. Bundan sonra olacak her şeyin sorumlusu kim olacak ve bu ülke bu kadar kıymetsiz ve idealist yurttaşları bu kadar mı sadakatsiz, samimiyetsiz oldular. Bir düşünelim her şey yalan mı! Saygı ,Sevgiye, hürmetlerimi sunarım..
ALANLARI GÖRDÜKÇE ORALI OLMADIK
Kibar haramılar ülkemi soyar,
Gözle görünüyor oralı olmadık.
Ustaca kaparlar oyun oynarlar,
Çalan biliniyoruz oralı olmadık.
*
Kapılarda şaşkın nöbet bekledik,
Gözler yumuk sözlere kandık,
Arka kapıları acıktıkça açtık,
Talanı gördük oralı olmadık.
*
Türlü oyuncular sokağa inmiş,
Villalar hırsızlara meskeni olmuş,
Dürüstler horlanıp yüzleri solmuş,
Çalanın farkındayız oralı olmadık.
*
İnanç sömürerek vaiz verenler,
Fuhuş içki haramdır bağıranlar,
Bankalarda parası faizi yiyenler,
Yiyeni gördük oralı olmadık.
*
Bazıları devletin malını satar,
Düzen vurgunuyla serveti artar,
Gariban geçim derdine düşer,
Talanı gördük oralı olmadık.
*
Mehmet der bunları gördüm,
Herkes duyarlı olsun davetim,
Rüşvet alanlara vermeyin pirim,
Alanları gördükçe oralı olmadık.
Y.T: 23.06.2021
Gemlik Belediyesi’nin ilk kadın ağır vasıta şoförü Sevda Yaruk direksiyon başına geçti.
Tüm faaliyetlerinde kadınlar, çocuklar ve toplumun dezavantajlı gruplarını önemseyen Gemlik Belediyesi, istihdamda kadın erkek eşitliğine yönelik önemli bir adım attı. Uzun süredir neredeyse tüm personeli erkeklerden oluşan Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde, 35 yaşındaki ağır vasıta şoförü Sevda Yaruk göreve başladı.
Baba mesleği olan ağır vasıta şoförlüğünü devam ettirmek isteyen Yaruk, 25 yaşında E sınıfı ehliyet alarak mesleğe ilk adımını attı. Bir süre iş bulmakta zorlanan Yaruk daha sonra özel firmalarda çalıştı. Kısa sürede sektöre alışan şoför, örnek olarak gösteriliyor.
“Kadınlar evde oturmasınlar!”
Babam uzun yıllar ağır vasıta şoförlüğü yaptı. Biraz da arabalara meraklıydım. Babama olan sevgim derken sonuç bu” dedi. Eşinin de kendisinin büyük bir destekçisi olduğunu söyleyen Yaruk “mesleğe ilk başladığım yıllarda bir kadının ağır vasıta şoförü olması çok fazla yadırgandı. Erkeklerin egemen olduğu bir sektörde yapamayacağım söylendi. Ama başardım. Altı yıldır çalışıyorum. Trafikte görenler şaşırıyor. Bu meslekte çoğalacağımızı ve insanlara neler yapabileceğimizi gösteririz” dedi.
Gemlik’te kendisini görenlerin hatta alkışlayanların olduğunu belirten Yaruk şöyle konuştu: “Su ikram edenler, dondurma ikram edenler oldu. Hemşerilerimiz bu konuda oldukça anlayışlar. Gemlik Belediyesi’nde de samimi bir çalışma ortamımız var. Kadın olarak hiçbir sorun yaşamadım ve yaşayacağımı da düşünmüyorum. Kadınlara şunu söylemek istiyorum, evde oturmasınlar. Çalışmak, kendi ayakları üzerinde durabilmek gerçekten çok güzel bir şey. Bizlere bu kolaylığı sağladığı için belediye başkanımız Mehmet Uğur Sertaslan’a da teşekkür ediyorum.”




Aşırı sıcak ve kuvvetli rüzgar, yaklaşık 230 noktada çıkan büyük yangının kolayca kontrol altına alınmasını önledi.
Muhalefet yangının yaygınlaşmasını, iktidarın yangın ile mücadelede Başarısız kaldığına bağladı.
İktidar kanadı muhalefetin elindeki belediyelerin, yangınla mücadelede, sorumluluktan kaçındığını iddia etti.
Bu durumu görünce bizde diğer ülkelerin, yangın ile mücadelede, nasıl bir yapı içinde olduklarını araştırdık.
İspanya’da hem hava kuvvetlerinin ve hem de özel bir şirketin, birlikte çalıştıklarını gördük.
Ayrıca özel şirketin, yangın ihalelerine girdiğini öğrendik.
Fransa’da ise havadan yangın söndürme görevini, “Sivil Savunma ve Kriz Yönetimi Direktörlüğü” yerine getiriyor.
İtalya’da bu görevin iç işlerine bağlı “İtalya Yangın İdaresine” verildiğini görüyoruz. İlave olarak, Sivil Savunma Bakanlığı Helikopterleri de devreye giriyor.
Hırvatistan’da bu görev hava kuvvetlerine verilmiş.
Yunanistan’da havadan yangın söndürme görevi, Sivil Savunma Bakanlığına bırakılmış. Ayrıca başta Rusya olmak üzere, başka ülkelerden uçak kiralama yöntemleri de, devreye giriyor.
İsrail’de başlangıçta havadan yangın söndürme görevi, hava kuvvetlerine verilmişti. Ancak 2016 yılından sonra, bu görev İç İşleri Bakanlığına devredilmiş.
Ve İç İşleri Bakanlığına bağlı, “Ulusa Yangın ve Kurtarma Dairesi” kurulmuş. Biz ise başrollerde Orman Bakanlığını görüyoruz.
Bu arada Türk Hava Kurumu Uçaklarının, uçamaz halde olduklarını öğreniyoruz.
Yaşadığımız bu yangın felaketinden sonra, bizimde bir organizasyona gitmemiz gerekecektir.
Belki de, Jandarma teşkilatını da içinde barındıran, iç İşleri Bakanlığı devreye girecektir. Bakalım nasıl bir yapı ile karşılaşacağız.
GÜNÜN SÖZÜ
“Bir hatayı iki kere tekrar etmeyen en mükemmel insandır.”
“Einstein”
Bu gönderiyi Instagram’da gör



