TİCARET BORSASI ORTAK AKIL TOPLANTISINA KATILIM SAĞLADI


Seçim günü yaklaştıkça, altılı masa içindeki siyasi hesapları, anlatmaya başladık. Kılıçtaroğlu, siyasal ve sosyal yapısı bir birinden farklı, altı parti başkanını bir masa etrafında toplamayı becerdi.
Başlangıçta, HDP ile iyi parti arasındaki dengeyi kurabilmek için, epey uğraştı.
HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde, evlat nöbeti tutan anneler, bu dengeyi bozdular.
CHP, HDP ile olan ilişkilerine mesafe koymaya mecbur kalınca, İyi Parti, Millet ittifakının ayrıcalıklı ortağı konumuna geldi.
İyi Parti zaman içinde, (CHP) ‘ nin rakibi haline dönüştü.
(CHP), aday ilan etme konusunda belirsizlik yaşayınca İyi Parti’den (CHP) ‘ yi yönlendirici hamleler, gelmeye başladı.
Önce “seçilebilecek aday olsun” tarifi ile Kılıçtaroğlu’nun önünün kesilmesi amaçlandı. Ardından İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimleri kamuoyuna duyuruldu.
Hapis cezası aldıktan sonra, İmamoğlu ve Akşener’in birlikte yaptıkları saraçhane mitingi, CHP yönetimine meydan okuma gibiydi.
Akşener, Altılı masaya danışmadan, Kılıçtaroğlu’na sormadan, miting meydanına İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gibi takdim etmişti.
İyi parti tarafından kamuoyuna sunulan (CHP) kökenli 3 aday da, yıpranmıştır.
Masayı korumaya çalışan Kılıçtaroğlu, İyi Parti’den gelebilecek yeni hamlelere, sessiz kalamaz.
CHP yönetimi de, bu gelişmeleri hazmedemez. Meral Akşener, altılı masaya ayar veren lider konumuna gelmiştir.
Bu gelişmelerin büyük bir merak ile HDP tarafından da izlendiğini görüyoruz.
Millet ittifakının, altı ortak olarak seçimlere katılacağını sanmıyoruz.
Seçimler yaklaştıkça, CHP ile HDP arasında bir yakınlaşma olacağını düşünüyoruz.
–Günün Sözü—
Tilki kümesi iyi tanıyor diye, bekçi yapılır mı?
“H. Truman”
İş sahalarında kaza riski oldukça fazladır. Öyle ki çalışan hatasından veya iş güvenliği ekipmanlarının eksikliğinden kaynaklı olan zaman zaman can ve mal kayıplarının yaşandığı söylenebilir. İş sektörlerinde en çok risk grubunda olan iş sahalarının başında ise şüphesiz ki elektrik akımının normalden çok daha fazla olduğu sektörlerdir. İş sahasında makinelerin fazla bulunduğu ortamlar, elektrik akımının fazla olmasından dolayı büyük risk taşır.
Bu neden ile elektrik akımının fazla olduğu iş sahalarında tam donanımlı iş sağlığı ve güvenliği ekipmanları kullanılır. Elektrik akımının fazla olduğu iş yerlerinde kullanılan ekipmanların başında ise şüphesiz ki elektrikçi ayakkabısı ve güvenli kablar gelir. Kişisel koruyucu donanım ekipmanlarının bir parçası olan bu ürünler, elektrik akımı için yalıtkanlık sağlar.

Elektrikçi Ayakkabısı Nasıl Olmalıdır?
Çalışanların iş sahalarında doğru kıyafet ve donanımlar ile çalışması büyük önem taşır. İş yerlerinin risk gruplarına göre kıyafeti ve donanımları farklılık gösterir. Güvenlik ve çalışanların verimliliği açısından büyük önem taşıyan bu ekipmanlar, işin ağırlığı da dikkate alınarak özel olarak tasarlanır. Bu anlamda genellikle inşaat gibi alanlarda kullanılan elektrikçi ayakkabısı, iş yerlerinde meydana gelebilecek her türlü tehlikeden ayağın en az hasarı alarak kurtulmasına yardımcı olur. Elektrikçi ayakkabılarını diğer ayakkabılardan ayıran en önemli özelliği yalıtkan olması ve elektriği iletmemesidir. Ayrıca elektrikçi ayakkabılarının kullanım alanları oldukça geniş olduğundan uzun süre kullanıma dayanıklı ve koku yapmayan ürünlerden üretilmesi büyük önem taşır.

Güvenli Kablar Kullanım Alanları
İş sahalarında sıklıkla kullanıma sahip olan güvenli kablar, dış kısımları malzemeleri son derece dayanıklı olan genellikle çelik veya benzeri malzemelerden üretilen ürünlerdir. Tepkimeye girmesi halinde çok büyük patlamalar ve yangınlara sebep olabilirler. Güvenli kablar parlayıcı, yakıcı, patlayıcı ve yangın çıkarabilecek kimyasalların bulunduğu iş ortamlarında kullanılabilir. Kimyasal ve tehlikeli maddelerin kontrol altına alınabilmesi için de kullanılan güvenli kablar, iş sektörünün can ve mal kaybının en aza indirilmesi için büyük avantajlar sağlar. İş sağlığı ve güvenliği ekipmanları içerisinde en çok kullanılan güvenli kablar hakkında detaylı bilgi için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.














Bu gönderiyi Instagram’da gör





Bu haftaki yazımda bir annenin kızına yazdığı mektuba yer vermek istedim.Eminim bu mektubu okuyunca siz de benim kadar beğeneceksiniz.
“Doğmamış Kızıma…
Aralık ayının göbeğindeyiz kızım.
Hayır, henüz kar yok yerlerde.Hatta sanki kışa inat edercesine ılık bir hava hakim ortalıkta.Nicedir böyle tatlı esmemişti rüzgar, katran karası olması gereken zamanda.
Senin geleceğin ev siyah ve beyazın netliğinde bir ev. Tıpkı annen gibi, yani ben gibi.Bunun ne demek olduğunu nasılsa sonraları anlarsın. Annenin netlikleri seven, ortası olmayan güçlü bir kadın olduğunu da bunu anlayacağın eş zamanlara denk getirirsin diye düşünüyorum.
Her neyse…
Burada vakit epeyce geç oldu kızım. Ben diyeyim gecenin onbiri sen de onbiri geçe vakitleri…
Bu civarlarda seyrediyorum alemi! Alem dediysem, pencerenin önüne mıhlanmış, koltukta tüner gibi bağdaş kurmuş halde gecenin parıldayan ışıklarında, havuzun mavi zeminine çakılmış gözlerimle, karşı binanın evlerinden adeta ışıl ışıl fırlayan Noel ağaçlarının gözümü alan pırıltılarını seyrediyorum. Bu pırıltılar umut veriyor olsa da bana, yine de yalnızlığımı iliklerime kadar hissediyorum gecenin bu kör vaktinde.
Bu güzelliğin içinde sen olsaydın eminim en çok karşıdaki evlerden süzülen koskocaman Noel ağaçlarına takılırdın!
En azından ben öyle düşünüyorum.Çünkü herbir ağacın dallarından süzülen envai çeşit renk cümbüşü neredeyse bizim evin salonunu bile süslüyor. Düşün ki öylesine muhteşem bir görüntü…Renklerin raksetmesi gibi!
Arada yavaş yavaş da olsa soda mı yudumluyorum kızım. Aslında bu manzara bir kadeh kırmızı şarabı hak etse de seni düşündüğüm için içmiyorum onu.Sodayla yetiniyorum. Sen iyi ol diye ben benden bir kez daha vazgeçiyorum kızım.
Nerdeyse unutuyordum sana söylemeyi; bir yandan da fondan gelen Sezen’ i dinliyorum. “Seyirlik değil ömürlük olsun” diyor Sezen. O kadar tatlı bir tınısı var ki şarkının. Herbir harfini sana atfediyorum kızım. Güzel kızım…Ömürlük ol istiyorum.
Umarım Tanrı’ dan seni isterken haddimi aşmıyorumdur! Bilirsin, O’ nun işine müdahale edilmez.O bilir neyi nasıl yapacağını, ne zaman kimi kime vereceğini.
İliklerime kadar yalnız hissediyorum kendimi kızım! Son aylarda maruz bırakıldığım yalnızlığım… Aslında buna alıştığımı düşünmüştüm. Ama…Ne bileyim işte! Senin güzel hatırına belki bir parça hoş sohbetler doğar ve ölüm sessizliği bozulur diye düşündüm. Üstelik senin gelişinin eli kulağındayken, geleceğinin heyecanı belki evde sevinçli seslere, sebepsiz kahkahalara sebep olur diye düşündüm. Daha doğrusu böyle olmasını umdum.
Gel gör ki hayat bizim istediğimiz gibi akmıyor kızım! Bunu birgün sen de öğreneceksin.
Yok, merak etme; baban hayatta ve hayır ayrı gayrı falan da değiliz! O sadece benim seni beklediğim heyecanla beklemiyor. Veya ne bileyim belki de hep söylediği gibi “içinde yaşıyor herşeyi”, kendi kendine, sessiz…Hatta kimin zaman matem havasını andıran hallerde! Varlığı ile yokluğu birdir onun…Ama merak etme ben seni bu sessizliğe teslim etmeyeceğim kızım. Tam aksine cıvıl cıvıl olacağız seninle, hayat dolu…Ve evet herşeyi paylaşacağız seninle. Seni, senin yalnızlığına mahkum edip sonra da bunun adına “mutluluk” demeyeceğim! İstediğin gibi; özgürce, istediğin kelimelerle konuşabileceksin benimle, sözcükleri seçmene gerek kalmayacak benimle konuşurken…
Hatta bazen sebepsiz güleceğiz birlikte, olur olmaz şeylere…Hayır güzel kızım, senden her zaman ciddi olmanı ve aklı başında sözler sarfetmediğin zamanlarda da susmanı falan istemeyeceğim!
Benimle olduğun hayat içinde kendini ne yapayalnız hissedeceksin ne sessizliğine gömülmek zorunda kalacaksın ne de gülüşlerine gem vurman gerekecek!
Bu hayata mutlu olmak için geldin kızım…Mutlu ol.
Sen sen ol asla kalabalıkların içinde yalnız olacağın insanları seçme.
Hayat kısa kızım. Çokça gül, her fırsatta gül…Hatta bunu hayat felsefen edin.
Sana söyleyecek daha pek çok sözüm ve yaşam tecrübem var ancak şimdiden seni bunlarla sıkmak istemediğim ve senin de benimle aynı tatlı coşkuyu yaşamanı istediğim için bir kez daha gözlerimi karşı binanın penceresine uzun uzun dikerek, ışıl ışıl yanıp sönen Noel ağacının süslerinden sana ve bana doğru süzülen mutluluk renklerini seyre dalıyorum.
Fondaki Sezen teyzen de hislerime tercüman olmak istercesine diyor ki;
“Gel koynuma,
Gel boynuma,
Gellll…..”
Şimdilik söyleceklerim bu kadar yüreğimin izi…
Huzurla gel,
Huzurunla gel,
Huzura gel…”
…
Esen kalın.