Gemlik’te Hemen Hemen tüm meslek dalları için yeterlilik belgesi zorunlu


Havadaki ısı ve nem değişimi, uçuşan polen tozları gözleri tehdit ediyor.Doğayı canlandıran bahgar, gözlerinizin ışıltısını söndürmesin.
Havadaki ısı ve nem değişimi, uçuşan polen tozları gözleri tehdit ediyor. Gözlerde yanma, kızarıklık, sulanma, kaşıntı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerekir. “En fazla çocukları ve erkekleri tehdit eden göz alerjilerinin geç tedavi edilmesi, kalıcı göz bozukluklarına davetiye çıkarıyor.”

Gözleri sürekli kaşımak diğer birçok faktörle birlikte, yüksek ve düzensiz astigmatizma gelişmesine , uzağı görmekte zorluğa yol açan keratokonüs hastalığı’nın oluşmasına neden olmaktadır. Bu hastalık, genellikle ergenlik çağında başlamakta , erişkin yaşlara kadar ilerlemesini sürdürebilmektedir.
Yenilenme ve arınmanın mevsimi ilkbahar, aynı zamanda pek çok alerjik hastalığın habercisi. Toz, polen ve sık değişen havalar, gözlerde sık rastlanan alerjik konjonktivite hastalığına zemin hazırlıyor. En fazla çocuk, genç, özellikle de erkekleri tehdit eden bu hastalığın ihmal edilmesi ise kalıcı göz bozukluklarına neden oluyor. Bu nedenle yanma, batma, sulanma, kızarıklık, güneşe karşı hassasiyet, ışığa bakamama gibi şikayetlerin ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gerekiyor.
Alerjik konjonktivit en sık rastlanan alerjik göz hastalığıdır. Gözün beyaz kısmını ve kapaklarının içini örten konjonktiva adı verilen zar tabakasının gözü tahriş eden alerjen maddelere karşı gelişen reaksiyonudur.
Genellikle çocuklukta başlar, İnsanların yaklaşık yüzde %15’inde alerjinin bir veya birkaç çeşidi görülür. Çevreyle direkt teması nedeniyle göz alerjik hastalıklara daha sık meyil gösteren bir organımızdır. Gözlerde, kaşınma, yanma, batma, kaşıntı, çapaklanma, kızarıklık, sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve görme bozukluğu meydana getirebilir. Göz kapakları hafif şişmiş olabilir, kornea, aynı zamanda alerjik konjonktivitte diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi genetik özellikler ve çevre etkileşimi rol oynamaktadır.Sıklıkla vücuttaki diğer alerjik durumlarla beraber burun akıntısı, hapşırma, burunda tıkanıklık ve kaşıntı gibi, alerjik rinit bulguları da olabilir.
Pencere açık uyumayın
Bahar ve yazla beraber alerjiyi artıran etkenlerden birisi de ultraviyole ışınlarıdır. Fazla miktarda maruz kalındığında güneşin dik geldiği dönemlerde ultraviyole ışınları ciddi oranda gözümüze zarar verir. Bu dönemlerde mutlaka filtreli güneş gözlüğü kullanılmalı, gözler bol bol soğuk suyla yıkanmalı ve yatarken pencereler kapatılıp yatılmalıdır.
Gözleri rahatlatmak için suni gözyaşı
Hastalarımızı rahatlatmak için topikal damla şeklinde ilaçlar veriyoruz. Suni gözyaşı damlaları hastalarımızı rahatlatacaktır. Ayrıca alerjiye neden olan etkenden uzak durma alınacak önlemler arasında yer alır örneğin kır polenlerin ağaç ve bitkilere ait polenlerin olduğu Yerlerden uzak durmak korumada etkili diyebiliriz.’’



Kılıçdroğlu; 300 milyar dolarlık krediyi buldum getirdim deyince, ben de 30 MArt 1977 tarihinde Paris’te imzaladığımız 103 milyon Franklık banker kredisini hatırladım.
103 Milyon Franklık kredi Bangue De Lındochine Et De Suez tarafından Gemlik Amonyak Fabrikası için verilmişti.
Bu kredi anlaşmasını, pahalı resimlerin sergilendiği bir odada proje müdürü Gürkan TAYLAN ile birlikte imzalamıştık.
Paris Büyükelçiliğimizde görevli Ekonomi Müşavirimizde kefil olarak imzalanmıştı.
Kredinin geri ödeme süresi çok kıısaydı.
Gemlik Amonyak Fabrikasının bütün kritik makina ve teçhizatını Fransadaki imalatçılardan almak zorunda kalmıştık.
Siparişlerin yüzde 10 peşinatlarının öz kaynaklarımızdan idenmesi şartı vardı.
İkinci bir yüzde 10 ödeme ise yine öz kaynaklardan malzemenin yüklenmesi anında yapılıyordu.
O dönemde devletçi bir ekonomik yapımız vardı.
İşte bu banker kredileri bizi 24 Ocak 1980 kararlarına götürmüştür.
Artık serbest piyasa ekonomisi uygulanmaya başlamıştı.
Türk Parasını Koruma Kanunu yürürlükten kaldırılmış ve döviz kurları serbest bırakılmıştı. Kılıçdaroğlunun önce parayı getirdim, sonra yatırımı getirdim dediği bu kredinin perde arkasındaki lartları henüz bilmiyoruz.
Ama yapılacak yeşil enerji yatırımları ile Türkiyedeki kömür madenleri ve doğalgaz üreticileri arasında bri menfaat çatışması yaşanacağını çok net görüyoruz.
Belki de yeşil enerjinin bir anda Amerika ve Avrupa gündemine sokulmasının sebebi kömür üretiminde yükselen Çini durdurmak içindir.
Günün Sözü
Ne kadar yaşadığımız değil
Nasıl yaşadığımız önemlidir
Balley
Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin (TKYD) XIII. Kurumsal Yönetim Ödülleri 4 Nisan 2023 tarihinde TÜSİAD konferans salonunda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Türkiye’nin en büyük teknik granit üreticisi QUA Granite, kurumsal yönetim endeksinde son bir yılda notunu en çok artıran şirket oldu.
Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin (TKYD) gelenekselleşen Kurumsal Yönetim Ödülleri töreninin on üçüncüsü 4 Nisan’da TÜSİAD konferans salonunda düzenlendi. Şirketlerin 2022 yılında elde ettikleri kurumsal yönetim derecelendirme notlarının baz alındığı listeye göre QUA Granite, “Kurumsal Yönetim Endeksinde Son Bir Yılda Notunu En Çok Artıran Şirket” ödülüne layık görüldü.
QUA Granite Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Aclan Acar, konuya ilişkin görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Şeffaflığı arttıran kurumsal yönetim anlayışının gelişmesi bütün sektörler için büyük önem taşıyor. Günümüzde geleneksel büyüme modellerinden ziyade dijitalleşme, teknoloji, sürdürülebilirlik ve inovasyon kavramları öne çıkıyor. QUA Granite olarak gelecek kuşaklara iyi bir yaşam sağlayabilmek için çağımızın gerekliliklerine uyumlu bir şekilde farkındalık yaratarak çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Şirketlerin 2022 yılında elde ettikleri kurumsal yönetim derecelendirme notları baz alınarak yayınlanan BİST Kurumsal Yönetim Endeksi’nde bu yıl, ‘Notunu En Çok Artıran Kuruluş’ olmaktan gurur duyuyoruz. Bu başarıda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma göstermiş olduğu özverili çalışmaları için teşekkürlerimi sunuyorum.”
Gemlik’in Haber Kanalı Gemlik TV canlı yayınlarına başladı. 2013 yılından bu yana sosyal medya hesapları üzerinden, Gemlik’te habere dair ne varsa kamuoyuna ulaştırarak Gemlikliler’in haber alma hakkını kullanması için çalışmalarını aralıksız sürdüren Gemlik TV, hazırlanan yeni stüdyolarından canlı yayın programlarına başladı. Dün akşam gerçekleştirilen ilk canlı yayında, deneyimli gazeteciler 2023 seçimlerini değerlendirdi. Gemlik’te ittifakların ve partilerin seçim çalışmalarına mercek tutulan programda, partilerde adaylık süreçleri, milletvekili listelerine giren ve giremeyen isimler, seçim bürolarının açılışları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gemlik Mitingi, siyasilerin açıklamaları ve seçime dair gündeme yansıyan ne varsa, gazeteciler görüşlerini Gemlik Kamuoyu ile paylaştılar.

İlk defa bu kadar coşkusuz, durgun ve isteksiz bir seçim dönemine rast geldiğimi düşünerek bu başlığı attım.
Sorudan ziyade şaşkınlığımı belirtmek istedim, vurgulayarak.
Bana mı öyle geliyor, yoksa sadece benim bakış açımdan mı kaynaklı bu hissiyat düşüncesiyle sağa sola da sordum; ülkede seçim havası var mı sizce diye.
Sorduğum, konuştuğum herkesin aynı fikir ve gözlemde olması bu konuda yalnız olmadığım rahatlığını verdi bana.
Çünkü gerçek bu! Birkaç cılız afiş, büyük şehirlerde yapılan bir iki miting ve birkaç kuru medya reklamı…Hepsi bundan ibaret.
Halk da ise gram coşku yok! Veya ülkenin gelecek beş yılı belirlenecek heyecanı yok. Neredeyse bütün hislere gem vurulmuş gibi!
Sosyal medya platformlarında da durum bundan pek farklı değil. Tabii bunda özgürce fikirlerin paylaşılamaması ve konuşulamamasının da büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.
Sosyal medyaya bakınca fikir özgürlüğünde geldiğimiz son durum yüreğimi burkuyor.
Hatta öyle ki, adaylar bile kendi reklamlarını bireysel sayfalarında sadece kendileri yapıyor. Kimse onların adını paylaşan, öne çıkaran sahiplenmeler içinde olmuyor.
Sadece tek bir videoda umutlanıyorum; sokak çekimleri sırasında hasbelkader, şirinlik olsun ve muhtemelen karşılığında sempatik ve nokta atışlı! bir cevap alınacağı düşüncesiyle mikrofon uzatılan 5 ya da 6 yaşlarındaki bir kız çocuğunun verdiği cevaba gülümsüyorum, içim coşuyor!
Uzatılan mikrofonun ucundaki “Cumhurbaşkanı kim olsun?” sorusu üzerine, sağdan soldan birkaç muhterem ablamızın! çocuğun kolunu dürtmelerine rağmen 5-6 yaşlarındaki evladın cevabı değişmiyor; Atatürk…
Duygulanıyorum…Bir daha bir daha izliyorum.
Buyrun size seçim coşkusu.
Tekrar konu başlığına dönecek olursam, niye bu kadar isteksiz, gönülsüz ve heyecansız olduğumuzu sorduğum kişilerden üç aşağı beş yukarı aynı cevapları alıyorum.
“Bu düzen böyle gelmiş böyle gider. Nasıl olsa bu seçimde de birşey değişmeyecek. Aynı tas aynı hamama mahkum edileceğiz…” cümleleriyle dolu umutsuzluk kokan bir sürü serzeniş, yılgınlık, bıkkınlık var ruhlarda.
Geçim derdi hariç seçim hiçkimsenin umrunda değil! Ne reel hayatlarda ne de sosyal mecra hayatlarında.
Kimbilir, belki de bu yüzdendir insanların pek çoğunun fikirlerini beyan etmek yerine çiçek böcek paylaşarak kafalarını kuma gömmelerinin sebebi.
Gelecek seçimlerin seçim tadında olması ümidiyle ülkemizin adına çıkacak olan sonucun şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Esen kalın.




