Gemlik Belediyesi’nden halk plajında özel plaj gibi hizmet








Gazetemiz yazarlarından Selin Işıl yeni kitabı Mektup ile okurlarıyla 4.kez buluştu.
Yazar, Teorisyen ve Selin Işıl Yazarlık Akademisi kurucusu Selin IŞIL 4. Basılı kitabı olan MEKTUP’ u okurlarıyla buluşturdu. 1. Baskısı henüz piyasaya çıkmadan tükenen Mektup, hayatın içinden konuları ele alan bir romandır.
Yazarın diğer kitapları olan Hayata Tutunuyorum ve Hayatın On Altın Kuralı, ülkemiz dahil halen 14 ülkede satılmaktadır. Yazarın bunun dışında Azeri-Türk ortak yapımı olan Mısraların Arasında adlı antolojide 3 eseri bulunmaktadır.
Yazar Selin IŞIL, pandemi döneminin başlamasıyla birlikte “Evde İmza Uygulaması” projesinin yaratıcısı olarak okurlarıyla buluşmaya devam eden yazardır.
Pandemi öncesinde eğitim camiasında verdiği konferans ve seminerler ile adından sıkça söz ettiren yazar Selin IŞIL, pandemi döneminde de eğitim adına gelen talepleri geri çevirmeyerek, uzaktan eğitime katkı amacıyla üç görsel masal kitabına imza atmış ve çocuk okurlarının beğenisine sunmuştur.
Engelli vatandaşlarımıza olan yakınlığı ile de bilinen yazar Selin IŞIL’ ın işaret dili kullanılarak çekilen videosu engelli federasyonları tarafından büyük beğeni almıştır.
Ülkemizde pek çok İLK’ e imza atarak adını duyuran yazar, MEKTUP adlı son kitabının arka kapağını tamamen okurlarına ayırarak, bir nevi onlara olan minnetini sunduğu yazısı ile yine dikkatleri üzerine çekmiştir.
Yazar Selin IŞIL halen yazdığı haftalık köşe yazılarıyla da okurlarıyla buluşmaya devam etmektedir.
Seçmene Kanal İstanbul Projesini destekliyor musunuz diye sorsak, büyük çoğunluğu evet diyecektir.
Ama Kanal İstanbul Projesine mi, yoksa 150 baraj yapımına mı öncelik veriyorsunuz desek, 150 baraj projesine öncelik veriyorum diyecektir.
Çünkü pandemi döneminde hepimiz tarım ve tarım ürünlerinin önemini iyi anladık. Kuraklığı ve barajların önemini ise daha iyi öğrendik.
Bir taraftan vaka sayılarını, diğer taraftan da barajlardaki doluluk oranlarını endişe ile izlemiştik.
Bir süredir artarak devam eden Kanal İstanbul inatlaşması, gündemi o kadar doldurdu ki, kimsenin 150 baraj projesinden, haberi olmadığı anlaşıldı.
Aslında Ak partinin, kuraklık korkusu geçirdiğimiz bu dönemde, 150 baraj projesini vitrine çıkarması, gerekirdi.
Henüz ihalesi yapılmayan 6 yıl süreceği belirtilen, Kanal İstanbul projesi, 150 baraj kadar öncelikli değildir.
Bu konuda Ak parti ısrar ettikçe, muhalefete alan açtı ve ekonomik sıkıntı çeken seçmeni, muhalefetin yanına itti.
Bir de yüksek büyüme oranı ile, seçmen arasındaki ilişkiye bakalım. Yüksek büyüme oranı, sade seçmeni direkt olarak etkilemez.
Hele büyüme ithal bazlı hammadde ara mal ile sağlanıyorsa, bu büyüme oranı döviz fiatlarını, tırmandırır.
İşte ekonomimizde, şimdi yaşadığımız durum budur.
Çin hariç, ekonomisi güçlü diğer ülkelerde, büyüme oranlarını enflasyon, faiz ve döviz kursları bir dengede buluşurlar.
Ak parti proje tercihlerinde ve ekonomik politikalarında, seçmenin nabzını tutmalıdır.Aksi taktirde,bu kadar çabaya rağmen, seçmeni yanına alamaz.
GÜNÜN SÖZÜ
Hırs ile mutluluk birbirlerini hiç görmezler.
“Benjamin FRANKLİN”




Kanal İstanbul projesinde, iş inada bindi.
Zıtlaşmanın derecesi gün geçtikçe artıyor.
İktidar, inadına yapacağız demekte, muhalefet ise ihaleyi üstlenen müteahhitlerin paralarını ödemeyiz diyor.
Devlet projelerindeki inatlaşmalar, iki tarafa da yaramaz, siyaseti yıpratır.
Bu inatlaşmalar genellikle pusuda bekleyen bürokrasiye yarar.
12 Mart muhtırasının verilmesine sebep olan, gelişmeleri hatırlamalıyız.
12 Eylül 1980 darbesinden önce aylarca süren ve kilitlenen Cumhurbaşkanlığı seçimini, iyi analiz etmeliyiz.
Sözün kısası iktidarla muhalefet arasında, müzmin kavga devam ederse, bazı çevreler durumdan vazife çıkarırlar ve devreye girerler.
(1970) li yıllarda rahmetli ERBAKAN’DA 11 gübre fabrikasının yapımını, gündeme getirmiştir.
Döviz kıtlığı vardı. Dönemin muhalefet partileri, bu projelerin fizibilite çalışması yetersiz demişti.
Rahmetli ERBAKAN Mazı dağı fosfatını, Şırnak kömürünü dile getirdikçe, muhalefet bu projeleri itibarsızlaştırmayı sürdürmüştü.
Gemlik Amonyak tesisleri de, bu proje paketinin içindeydi.
Gemlik Amonyak fabrikasının, yatırım izinlerinin alınmasında ve özellikle dış finansmanının temininde, çok zorluk çekmiştik.
Birçok bürokrat bu projenin hayata geçeceğine inanmamıştı.
Merkez Bankasından, planlama teşkilatından ve hazine müşteşarlığından, randevu ve destek almak çok zordu.
İşte bürokrasi böyle bir sistemdir. Amerika’yı pentagon bürokrasisi yönetmektedir.
Finans ve dış politika bürokrasisi, hemen arkadadır.
Başkan BİDEN, artık başkanlarının telefonla karar verme dönemi bitmiştir diyerek, devleti bürokrasiye teslim etmiştir.
Bizdeki güçlendirilmiş parlementer sistemcilerde, bu kafadadır.
GÜNÜN SÖZÜ
“Hoşgörü, en iyi dindir.”
“Victor HUGO”
Bu gönderiyi Instagram’da gör









