Gemlik Zabıtasından Çadır Operasyonu








Gemlik Belediyesi tarım ile ilgili desteklerini aralıksız sürdürüyor. Daha önce çiftçilerin tarlalarını sulaması için binlerce metre hat çeken, sulama havuzları inşa eden, yüz binlerce yerli tohum fidesini çiftçiyle buluşturan ve çiftçinin dolu afetiyle yere dökülen zeytinini iki kat fazlaya satın alan Gemlik Belediyesi, şimdi de çiftçilerin tarlalarına ulaşabilmesi için arazi yollarını yeniliyor. Gemlik Belediyesi, ilçenin daha önce köy statüsünde olan 17 mahallesindeki ile ilçe merkezindeki arazi yollarını çiftçilerin tarlalarına rahatça ulaşabileceği hale getiriyor.
Gemlik Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan’ın talimatıyla Çiftçi Malları Koruma Meclisi ve muhtarların belirlediği arazi yollarında çalışmalarını aralıksız sürdürürken, Başkan Sertaslan ise “hizmetlerimizi ilçemizin en uzak noktalarına bile ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.
“Hizmetlerimizi en uzak noktaya ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz”
Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ise, Gemlik Belediyesi’nin artık çiftçi belediye vizyonunu kazandığını belirterek, “Gemlikli çiftçilerimize gerek yere dökülen zeytinlerini satın alma konusunda gerekse yüz binlerce domates fidesi dağıtarak yardımcı olduk. Çiftçi Malları Koruma Meclisimizin ve muhtarlarımızın belirlediği çiftçimizin arazisine ulaşmak konusundaki şikayeti olan bölgeleri ise kisli malzeme ve greyder aracılığıyla 17 mahallemiz ve Gemlik merkezde düzelterek vatandaşlarımızın sorunlarını giderdik. Gemlik Belediyesi olarak ayrım yapmaksızın bütün mahallelerimize hizmetlerimizi götürmeye devam ediyoruz. Hizmetlerimizi sadece Gemlik Merkez ve köy yerleşik alanları içinde değil, ilçemizin 413 kilometrelik yüz ölçümünün her bir köşesine ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kırsal mahallelerimizin en önemli sorunlarından biri olan arazi yollarımızın yanı sıra tüm imkânlarımızla sorunların çözümü noktasında çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Köylerde oturan hemşerilerimizden gelen olumlu geri dönüşler bizleri oldukça memnun ediyor” diyerek sözlerini tamamladı.



Ülkeler el altındaki panik duygularını açığa vurmaya başladılar!
Yeni önlemler konuşuluyor, çare arayışları dillendiriliyor,aşılar tartışılıyor…
Almanya, Fransa ve Yunanistan gibi bazı ülkeler aşıyı zorunlu hale getirme ve sinema, kafe, alışveriş merkezleri gibi nüfusun yoğunlaştığı sosyal alanlardaki girişlerin sadece aşı olan vatandaşlara serbest olacağı yönündeki kararlar üzerinde tartışıyor ve İngiliz uzmanlar Covid-19 Delta varyantıyla birlikte maske-mesafe-hijyen uyarılarını sıklaştırarak, endişe içinde olduklarını belirten açıklamalarda bulunuyorlar.
Bu aralar dünyada pandemiye karşı olup bitenler bunlar… Burada uzun uzadıya diğer ülkelerin yaptığı söylemleri dökmesem de ortaya, aşağı yukarı hepsi aynı türden yazılan ve yapılan yorum ve görüşlere dahil oluyorlar.
Aslında aynı ciddi durumlar, yani Delta varyantı, vefatlardaki artış ve hemen kapının ardında bekleyen daha güçlü bir Covid-19 rüzgârı ülkemizde de var. Yani tehlike, aynı tehlike.
Gel gör ki kimse oralı değil!
Eylül ayında sonuçlarıyla yüzleşilmesi beklenen Delta varyantının henüz Eylülü bile bulmadan, Temmuz ayında kendinden söz ettirmesine rağmen, vatandaş hâlâ oralı değil.
Sahil, sayfiye, plaj, güneş derken, kızgın kumların üzerinde ıstakoz olma sevdasında millet!
Bir tatilin yetmeyip ikinci hatta üçüncü tatilin arayışında olanları bile biliyorum! Bir de yaptıkları sanki maharifetmiş gibi, bunu ballandırarak ve nazire yaparmışçasına eşe dosta anlatıyorlar ya…İşte buna ifrit oluyorum.
Hayatınızda hiç mi deniz görmediniz? Plaj kumuna hiç mi dokunmadınız?
Bu kadar görgüsüzlük, hele ki pandemi döneminde pes dedirtiyor bana!
Balık istifi sahiller bir yana, kurban bayramı gibi bol temas gerektiren, telaşeli bir bayramın gelişi diğer yana!
Tüm bunların gölgesinde Covid’ in Delta türünden alnımızın akıyla çıkabilirsek ne mutlu bize!
Şimdiden ağız tadıyla geçecek, hayırlı bir bayram dilerim.
Esen kalın.
Toplumsal ve siyasi hayatımızda Temmuz aylarında çok sıcak ve gergin günlere tanık olduk.
20 Temmuz 1974 tarihinde Amerika’dan izin almadan Kıbrıs Barış Harekatını gerçekleştirdik.
15 Temmuz 2016 tarihinde ise, Amerika ve FETO ortak yapımı, bir darbe girişimini önledik.
1974 barış harekatı öncesinde İngiltere uzlaştırıcı ve hatta oyalayıcı bir rol üstlenmişti.
Harekat sonrasında ise, baş rolü Amerika almıştı. İtaat etmeyen ve izin almayan Türkiye anbargo kararı ile cezalandırılmıştır.
Kore’de verdiğimiz şehitlerimizi unutan Amerika anbargo kararını veto etmiştir.
Uygulanan geniş çaplı anbargo kararı, ülkemizi 70 CENTE muhtaç hale getirmişti.
Küçücük ülkelerden çok küçük miktarlarda kredi almak zorunda bırakılmıştır.
Yedek parça ithal edemediğimiz için, bütün fabrikalarımızda, üretim durmuştur.
Bazı mallarda kıtlık yaşamıştık.
Çünkü Amerika’dan izinsiz bir harekata girişmiştik.
Bunun faturasını, büyük bir ekonomik ve siyasi bir kriz olarak yaşamıştık.
15 Temmuz darbe girişiminde ise, Amerika baş roldeydi. Azmettirici ve destekleyici pozisyondaydı.
15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminde, yıllardan beri özenle büyüttüğü, FETO örgütünü kullanmıştır.
Türkiye’de yaygın insan, ERDOĞAN karşıtlığını da kullanarak, muhalefet partilerini de proje içine almayı, becermiştir.
Bu darbe girişimi belki yönetimi değiştirmedi ama ailelerin bölünmesini sağlamıştır.
Darbe girişimi muhalif unsurlar kullanılarak, sulandırıldı ve ERDOĞAN karşıtlığının canlı kalması sağlandı.
Muhalefet neredeyse, on yıldan beri ERDOĞAN nefreti ve karşıtlığı ile,siyaset yapmaya alıştı.
İşte yaşadığımız Temmuz aylarından geriye bu anılarımız kaldı.
GÜNÜN SÖZÜ
Sorgulanmayan bir yaşam yaşanmaya değmez.
“SOKRATES”




Milliyetçi Hareket Partisi Gemlik İlçe Başkanı Mehmet Emin Özcanbaz, 15 Temmuz Hain Darbe girişimi ile alakalı yazılı açıklama yayınladı. İlçe Başkanı 15 Temmuz’un anlamına değinirken, aynı zamanda FETO’nın kripto damarının hala fırsat beklediği ile alakalı da uyarılarda bulundu.
Özcanbaz’ın açıklaması şu şekilde; ‘’15 Temmuz hain darbe girişimi, sadece darbeye kalkışma değil, aynı zamanda iç savaşı tetikleyecek sürecin ilk adımıydı. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, bu tehlikeyi görmüş, o gece ilk refleks gösteren liderlerden olmuştur. Darbeye ve girişimlere ‘dur’ demiş ve devletin bütünlüğünü, cümle âleme göstermiştir.
15 Temmuz’da Fetullahçı Terör Örgütü, hain yüzünü göstermiş ve yüce milletimizin canlarımıza kast etmiştir. Pensilvanya’dan aldığı emir ve yabancı destekçilerinin sağladığı olanaklarla, devlet içine sızan hain çete, gerçek yüzünü ortaya koymuş, yüce milletimiz karşılığını vermiş, duruşunu göstermiş, darbelere geçit vermemiştir.
Bizler de, Türk Milliyetçileri olarak, geçmişten bugüne, demokrasinin ve Türk Milletinin gönüllü ve yılmaz savunucuları olduk. ‘15’inden sonra işler değişecek, başbakan olacağım’ diyen siyasi liderlerin ardına düşmedik, devletimize ihanet etmedik. Hatırlarsınız ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ söylemi, sanki savaş varmışçasına bu liderler tarafından kullanılmış, hain darbe girişimi gecesinde de, bazı medya organlarından zorla okutulan bildiride, bu söz ön plana çıkmıştı.
KRİPTO DAMAR FIRSAT BEKLİYOR
Genel Başkanımızın, darbe girişiminden bir süre sonra ‘FETO ölmedi, kripto damar çalışıyor’ sözleri dikkat çekmişti. Devlet kurumlarına, bürokrasiye hatta siyasi partilere kadar sirayet eden FETO terör örgütünün gizli kollarının çalışmaya devam ettiğini dile getirmişti. Bizler de, hem ilçemizde, hem ülkemizde, FETO’nun kriptolarının yaşadığını, devletimizin zafiyete düşmesi için fırsat beklediklerini biliyoruz. Bunlara karşı da hazırlıklıyız. Çalışmalarımız da, bu minvalde devam edecek, hainlere fırsat vermeyeceğiz. Dün hainin eteğinin dibinde olup, bugün bulunduğu makamları muhafaza edebilmek için milliyetçilik naraları atanlar, samimi değildir.
UNUTMAMALIYIZ
15 Temmuz öncesinde Genel Başkanımızın tespitleri, ne yazık ki 15 Temmuz’da kendisini en acımasız şekilde göstermiştir. Benzer durumların yaşanmaması için, dikkat etmeli, uyanık olmalı ve bu tarz oluşumlara fırsat vermemeliyiz. Bu vesileyle 15 Temmuz şehidi 251 vatan evladımıza, terörle mücadele ve vatanı müdafaa uğruna esnasında şehit olan kahramanlarımıza Allah C.C.’tan rahmet diliyor, büyük Türk milleti adına, saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz. Makamları cennet olsun.’’



