Gemlik’te Cinayet, yaşlı adam 77 yaşındaki eşini öldürdü…












Narenciyeyi,
Sebzeyi,
Pamuğu,
Kağıdı,
Eti,
Çeri çöpü ithal eder haldeyiz.
Koskoca bir ülkeyiz oysa; hem nüfusu ile hem yüz ölçümü ile hem de tarıma ve hayvancılığa elverişli toprağı, havası, doğası ve suyu ile… Yani üretime dayalı ne gerekiyorsa onlara sahip olan şanslı ülkelerden biriyiz. Biriydik!
Sanayi desen, düne kadar bacaları tüten fabrikaları olan ve hatta yabancı yatırımcıların bile ağzının suyunun aktığı bir ülkeydik.
Evet belki paramızın değeri diğer bazı para birimlerine göre dünya lideri değildi ama “Türk Lirası” diye saygı gören bir kavram vardı.
O da düne kadar!
Herşey düne kadar!
Şimdi ise ne ziraat ne hayvancılık ne madencilik ne sanayi ne de elle tutulur ve geliri gerçekten halkın menfaati için kullanılan bir sektör kaldı.
Ülkede satacak birşey de kalmadı.
Sat sat nereye kadardı zaten! Elbette bunun bir sonu gelecekti. Ve geldi…
İçler acısı…
Nice savaşlara göğüs germiş, nice ambargolara rağmen ayakta durmayı başarmış bir ecdadın çocukları ve torunlarıydık oysa.
Biz her koşulda, her şeye rağmen düşünebilen bir millettik. Haklı ve haksızı ayırt edebilen, doğru ve yanlışı görebilen, hele ki söz konusu “Vatan” olduğunda bu toprakların her karışını koruyan, savunan, hakkını yedirmeyen bir millettik.
Gel gelelim bugün cehalete yenildik! Son yıllarda o ya da bu sebeple yuttuğumuz lokmalara şükrederken, sırf o lokmaları da yitirmemek adına “ŞAK ŞAK!” yapacağız diye bu günlerin geleceğini göremedik!
Sunulan hepi topu birkaç minik lokmaydı oysa, havadan gelen!
Göz boyamaca, aldatmaca…
Ve bugün gelinen nokta şu ki; ekonomi tamamen bitmiş durumda. Üretim neredeyse sıfır noktasında. Sanayi desen ha durdu ha duracak.
Sağlık, eğitim vs… Onlardan bahsetmiyorum bile!
Dün; “Sanki ülkemizde maaşlar dolarla! Ne diye tasa ediyorsunuz?” diyenlerin ise bugün ülke para birimi Euro olan bir ülkede refah içinde yaşaması da ayrı bir ironidir!
Bütün bunların yanında asgari ücret 4.250 TL oldu diye sevinen ve hâlâ bunun artı eksi hesabını yapamayan, üstüne üstlük bir de bu artışı büyük bir lütufmuş gibi taktir ederek karşılayan, bunun niye böyle olduğunu sorgulayamayan herkes için Atatürk’ ün veciz sözünü hatırlatmakta fayda görüyorum; “Düşünmeyen beyinler, düşüncesizlere esir olmaktan öteye gidemezler.”
“Cehalet Sınır Tanımıyor!” diye başlık atarken son olarak bir dip not ekleyip yazımı sonlandırıyorum; 4.250 TL, bugünün (yazıyı yazarkenki dakikaları baz alıyorum!) döviz kuruyla 274 dolara tekabül ediyor. 2021 yılı başında asgari ücret ise 381 dolar idi.
Evet, farkındayım bu orantıyı kurmak, bunun ne demek olduğunu algılayabilmek, sorgulayabilmek ve düşünebilmek bir parça zor olabilir! Ama buna rağmen ben yine de bu minik aydınlatmayı yaparak belki de bir farkındalık yaratabilirim umuduyla düşünmeye sevk etmek istedim.
– TOGG ile Farasıs Energy’nin ortak şirketi Sıro Gemlikte batarya üretecek
– Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank:
– “Türkiye’nin ilk otomobil batarya fabrikası kuruluyor”
– “2 milyon araç üretme kapasitesine sahip 30 milyar dolardan dan fazla ihracat yapabilen otomotiv endüstrimiz için dev bir adım”
– TOGG ve Farasis ortaklığında Sıro, 15 gigawatt saatlik batarya hücresi ve modül üretimi yapacak
– Sıro heyeti Bakan Varank’ı ziyaret ederek proje bazlı destek başvurusunda bulunmuştu
– Türkiye, elektrikli otomobillerin en kritik parçası olan batarya üretimi konusunda önemli bir adım attı. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) ile Çinli enerji devi Farasis’in ortaklığında kurulan SiRo, Gemlik’te batarya hücresi ve modül üretimi tesisi kuracak. Türkiye’nin ilk otomobil batarya fabrikası olacak tesis, 2 bin 200 kişiye iş imkanı sağlayacak.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank sosyal medyadan bir değerlendirmede bulunarak “Türkiye’nin ilk otomobil batarya fabrikası kuruluyor! 2 milyon araç üretme kapasitesine sahip 30 milyar $’dan fazla ihracat yapabilen otomotiv endüstrimiz için dev bir adım. TOGG ve Farasis ortaklığında SIRO, 15 gigawatt saatlik batarya hücresi ve modül üretimi yapacak” ifadelerini kullandı.
SiRo heyeti, Ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret ederek batarya ürünlerinin geliştirilmesi ve üretilmesi konusunda bilgi verdi. Heyet, Bakan Varank’a da yatırım planı ve teşvik başvuru dosyasını sundu.
Otomotiv endüstrisinin en büyük ihtiyacı
30 milyar dolardan fazla ihracat yapabilen otomotiv endüstrisinin, en büyük ihtiyacı olan batarya üretimi konusunda TOGG ile Farasis Energy, Türkiye’de ortak batarya üretim tesisi kurmak için anlaştı. İki şirket, Doğu ve Batı’yı birbirine bağlayan ve medeniyetlerin gelişmesinde önemli rol oynayan tarihi İpek Yolu’nun İngilizcesi olan Silk Road’un kısaltılması olan Siro ile güçlerini birleştirdi.
TOGG’a batarya üretecek
Mobilite ekosisteminin Türkiye’deki teknolojik dönüşümüne katkı sağlaması düşünülen SiRo,
Gemlik’teki fabrikasında otomotiv ve otomotiv dışı uygulamalarda enerji depolama çözümleri geliştirecek. TOGG’un batarya modül ve paketlerini üretecek olan SiRo, enerjide dışa bağımlılığı azaltmayı, temiz ve verimli bir enerji sistemi gelişimini hızlandırmayı amaçlıyor.
Başvuruda bulundular
SiRo’nun kurulmasının ardından şirketin ortakları olan TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Farasis Energy Kurucu Ortağı ve CTO’su Dr. Keith Kepler, TOGG’un hem lansmanını hem de temel atmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etti. Ekim ayında gerçekleşen ziyaret öncesinde SiRo heyeti, Bakan Varank ile de bir araya geldi. Bu görüşmede, Hisarcıklıoğlu ve Kepler, yatırım planı ve teşvik başvuru dosyasını imzalayarak Bakan Varank’a sundu.
Resmi Gazete’de yayınlandı
Bu sürecin ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından SiRo’nun proje bazlı olarak desteklenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı karar ile SiRo’nun batarya hücresi ve modül üretimi yatırımının proje bazlı olarak desteklenecek. Bu yatırım ile TOGG’un en önemli bileşenlerinden olan ve stratejik nitelik taşıyan batarya modülü ve hücresi Gemlik’te üretilecek.
2 bin 200 yeni istihdam
30 milyar liralık 15 GWs kapasiteli batarya hücresi ve 19,8 GWs kapasiteli batarya modülü yatırımı, Türkiye’nin elektrikli araçlar ve mobilite ekosisteminin teknolojik dönüşüme katkı sağlayacak. Yatırımda 400’ü nitelikli olmak üzere 2 bin 200 kişilik istihdam öngörülüyor.
Avrupa’nın Doğuştan Elektrikli İlk Suv’u
Türkiye’nin fikri ve sınai mülkiyet haklarına sahip olduğu TOGG, 2022’nin son çeyreğinde banttan indiğinde Avrupa’nın doğuştan elektrikli ilk SUV’u olacak. TOGG, 2030 yılına kadar 5 farklı model ile tüketicilerin karşısına çıkmayı hedefliyor. Elektrikli, bağlantılı ve yeni nesil TOGG, Gemlik’te 1.2 milyon metrekare alana kurulu fabrikada üretilecek.




Gemlik Müftülüğü tarafından yaş haddinden emekliye ayrılan Bursa İl Müftüsü İzani Turan için veda programı düzenlendi
İlçe müftülüğünün sabah namazı ve esnaf buluşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen kahvaltı programına çok sayıda esnafın yanısıra Gemlik Kaymakamı Hasan Göç, Ak Parti ilçe başkanı Şamil Yiğit, kamu kurum ve kuruluş idarecileri ile sivil toplum kuruluşu başkanları katıldı.
Gemlik Müftüsü Mustafa Akdağ’ın selamlama ve teşekkür konuşması ile başlayan programda İl Müftüsü Turan, kamu ve iş insanları olarak gençliğimize değer vermenin, medeniyetimizi geleceğe taşıyacak olan gençler için mekanlar oluşturmanın önemine vurgu yaparak, Başkanlığımızın her bir görevlimiz için en az 10 genç ile yakından ilgilenmesini ifade eden “Gençliğe Değer” projesinin Bursa’da başarı ile uygulandığını, mobil irşad ile de esnafımızı ziyaret ederek dini ve hayri hizmetlerin verimliliğinde onların da düşüncelerini aldıklarını ifade etti.
Program Kaymakam Göç’ün Bursa İl Müftüsü Turan’a çiçek takdimi ile sona erdi.




1986-1991 tarihleri arasında Azot Sanayii T.A.Ş. de görev yaptım.
Ankara Başkent Akademi ekonomi ve maliye bölümünden mezun oldum.
Yaklaşık 10 yıl ihracat ve ithalat bölümlerinin başkanlığını yaptım.
Kısacası 24 Ocak 1980 tarihine kadar uygulanan Devletçi ekonomik modeli de gördük.
24 Ocak 1980 tarihinden sonra uygulanan piyasa ekonomisi modelini de yaşadım.
Devletçi ekonomide hedefimiz rekor düzeyde üretim yapmaktı.
Üretim maliyetlerimiz önemli değildi.
Gübre fiyatını devlet tespit ediyordu.
Eğer zarar ediyorsak, devlet hazineden karşılıyordu.
O tarihlerde gübre stratejik bir madde idi.
Siyasetçiler gübre fiyatı ve mazot fiyatı konusunda çok duyarlı idiler.
Devletçi ekonomide tarım ürünlerinin taban fiyatlarını da döviz fiyatlarını da devlet ilan ediyordu.
İthalat ve ihracat devletin iznine tabiydi.
Yani hedef üretimin çokluğuydu.
Maliyetlerin yüksek olması çok önemli değildi.
27 Ocak 1980 tarihli kararlardan sonra ekonominin dini değişti.
Çok üretim yerine ucuz maliyet öncelik kazandı.
Zarar eden devlet şirketleri ya kapandı, yada özelleştirildi.
Özelleştirilen çok kritik işletmeleri bünyesine katan büyük holdingler piyasaya hakim oldular.
Bankacılığı, otomotivi, enerjiyi, gıdayı ve beyaz eşyayı aynı holding çatısı altında toplamayı başardılar.
Piyasa ekonomisinin olmazsa olmaz şartı olan rekanet kriterini tamamen unuttular.
Devlet çarpık uygulanan piyasa ekonomisini disiplin altına almak mecburiyetindedir.
Ekonomide özel sektör ve devlet sektörü beraberliğinde karma ekonomik sistemi uygulamak şarttır.
Enerji sektörüne, tarım sektörüne ve gıda sektörüne müdahale edilmez ise halkımız fiyat artışları altında ezilecektir.
Daha önce özelleştirilen bazı fabrikaların devlet varlık fonuna katılması bile düşünülmelidir.
Günün sözü;
Başkalarının istedğine göre değil,
Yanlız kendimiz için düşünüyoruz.
“Voltaire”