Gemlik’in tohumları Çanakkale’de


İlk defa bu kadar coşkusuz, durgun ve isteksiz bir seçim dönemine rast geldiğimi düşünerek bu başlığı attım.
Sorudan ziyade şaşkınlığımı belirtmek istedim, vurgulayarak.
Bana mı öyle geliyor, yoksa sadece benim bakış açımdan mı kaynaklı bu hissiyat düşüncesiyle sağa sola da sordum; ülkede seçim havası var mı sizce diye.
Sorduğum, konuştuğum herkesin aynı fikir ve gözlemde olması bu konuda yalnız olmadığım rahatlığını verdi bana.
Çünkü gerçek bu! Birkaç cılız afiş, büyük şehirlerde yapılan bir iki miting ve birkaç kuru medya reklamı…Hepsi bundan ibaret.
Halk da ise gram coşku yok! Veya ülkenin gelecek beş yılı belirlenecek heyecanı yok. Neredeyse bütün hislere gem vurulmuş gibi!
Sosyal medya platformlarında da durum bundan pek farklı değil. Tabii bunda özgürce fikirlerin paylaşılamaması ve konuşulamamasının da büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.
Sosyal medyaya bakınca fikir özgürlüğünde geldiğimiz son durum yüreğimi burkuyor.
Hatta öyle ki, adaylar bile kendi reklamlarını bireysel sayfalarında sadece kendileri yapıyor. Kimse onların adını paylaşan, öne çıkaran sahiplenmeler içinde olmuyor.
Sadece tek bir videoda umutlanıyorum; sokak çekimleri sırasında hasbelkader, şirinlik olsun ve muhtemelen karşılığında sempatik ve nokta atışlı! bir cevap alınacağı düşüncesiyle mikrofon uzatılan 5 ya da 6 yaşlarındaki bir kız çocuğunun verdiği cevaba gülümsüyorum, içim coşuyor!
Uzatılan mikrofonun ucundaki “Cumhurbaşkanı kim olsun?” sorusu üzerine, sağdan soldan birkaç muhterem ablamızın! çocuğun kolunu dürtmelerine rağmen 5-6 yaşlarındaki evladın cevabı değişmiyor; Atatürk…
Duygulanıyorum…Bir daha bir daha izliyorum.
Buyrun size seçim coşkusu.
Tekrar konu başlığına dönecek olursam, niye bu kadar isteksiz, gönülsüz ve heyecansız olduğumuzu sorduğum kişilerden üç aşağı beş yukarı aynı cevapları alıyorum.
“Bu düzen böyle gelmiş böyle gider. Nasıl olsa bu seçimde de birşey değişmeyecek. Aynı tas aynı hamama mahkum edileceğiz…” cümleleriyle dolu umutsuzluk kokan bir sürü serzeniş, yılgınlık, bıkkınlık var ruhlarda.
Geçim derdi hariç seçim hiçkimsenin umrunda değil! Ne reel hayatlarda ne de sosyal mecra hayatlarında.
Kimbilir, belki de bu yüzdendir insanların pek çoğunun fikirlerini beyan etmek yerine çiçek böcek paylaşarak kafalarını kuma gömmelerinin sebebi.
Gelecek seçimlerin seçim tadında olması ümidiyle ülkemizin adına çıkacak olan sonucun şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Esen kalın.
















Her insan, farklı bir senaryodur.
Dünyaya geldiğimizde, bize sunulan büyük fotoğraf, biz yaşadıkça şekillenmektedir.
Yüce Tanrı bize, al şu kalemi kendi geleceğini kendin yaz dese, nasip olandan daha iyisini yazamayız. Devletlerin yaşamı da böyledir ve var oldukça şekillenmektedir.
Geçmişte dünya konjonktörüne uymak için, sınır komşumuzu, en büyük düşman olarak kabul etmiştik.
Dostlukları ve ortaklıları on binlerce kilometre uzaklıkta aramıştık.
Ama büyük fotoğrafta daha dikkatli baktığımızda, dostluk kurmak mecburiyetinde olduğumuzu, daha iyi anladık. Aslında, devlet hayatı da insan hayatı gibidir.
Yol haritalarımız, her zaman iyiye veya her zaman kötüye ayarlı değildir.
Sezgilerimiz ve tecrübelerimizle, iyi sonuçlar elde etmeye çalışırız.
Geçmişte, bizi kominizmden kurtaracak zannettiğimiz Amerika destekli Nato efsanesi, artık bitmiştir. Nato kendi ortakları için, en büyük bölücü tehdit haline gelmiştir.
İtaat etmeyen ortaklarını, hedef alarak kabul eden, güvenilmez ortak haline dönmüştür.
Şehitler verdiğimiz Kore Savaşlarında, bize övgüler yağdıran Amerika ve Nato’nun bu gün bizim için, en tehlikeli ortak olduğunu görüyoruz.
Günün Sözü
Hoşlanmadığına sabretmedikçe,
hoşlandığını ele geçiremezsin.
“Hz. İsa”




Göz tüm vücut yaralanmaları içinde % 10’ luk oran ile en çok yaralanan organlarımızdan biridir. İnsanların % 1’i hayat boyu en az bir kez göz kazasına maruz kalır.
Kazada göz duvarı bütünlüğü bozulmaz ancak göz içi dokularında darbenin şiddetine bağlı kaza meydana gelir ise kapalı göz yaralanmasından söz edilir. Kaza sırasında delici veya kesici bir alet ile göz bütünlüğü bozulur ve gözde yırtık oluşur ise açık göz yaralanmasından söz edilir.

KAPALI GÖZ YARALANMALARINDA NE GİBİ HASARLAR OLUŞUR?
Göze hızla çarpan büyük cisimler gözü yırtmadan önemli hasarlara neden olabilirler. Bu şekilde göz içerisindeki sıvı hareketlerinde etkisi ile direk travma bölgesi dışında göz önünde ve arkasında bir seri patolojik bozukluklar meydana gelir. Bunların başlıcaları retina ödemi, retina pigment epiteli, göz içi kanamaları, retina yırtıkları ve diyalizlerdir.
Hem darbenin olduğu bölgede hem de gözün arkasında retina ödemi olur. Ödemlenen retina beyazlaşır. Göz arkasında ödeme bağlı geç dönemde delinme meydana gelebilir. Makula deliği denilen bu olayda görme oldukça azalır.
GÖZ İÇİNDE KANAMA OLUŞUR MU?
Kapalı travma sonucu gözün çok zengin olan damar yapılarından oluşan kanamalar gözün vitreus boşluğunu doldurur. Kanama vitreus boşluğunda pıhtılaşır. Bu pıhtının vitreus boşluğundan temizlenmesi bazen aylar sürer. Uzun süre çekilmeyen kanamalarda takip ultrasonografi ile yapılır. Temizlenmeyen göz içi kanamalarında ve ultrasonografide retina ayrılması görülür ise acil vitrektomi operasyonu yapılır.
AÇIK GÖZ YARALANMALARI NASIL OLUŞUR?Açık göz yaralanmaları genellikle kesici aletlerle oluşur. Göz duvarının bütünlüğü bozulmuş, göz içi dokular göz dışı ile temas eder hale gelmiştir. Bazı açık göz yaralanmaları gizlidir ve üzeri konjonktiva adını verdiğimiz ince bir zar ile örtülü olduğu için tanınması zordur. Düşük göz içi basıncı varlığı, konjonktiva altında ödem ve kanama gizli bir açık göz yaralanması olabileceğini düşündürür. Bazı yüksek hızlı cisimler göze çarptıktan sonra göz arkasından dışarı çıkar. Perforasyon adı verilen bu kazalar daha ağır göz yaralanmalarıdır. Açık göz yaralanmalarında retina ayrılması (dekolman) ve proliferatif vitreoretinopati riski hemen daima mevcuttur. Retina giderek ayrılır ve yaralı hasta maalesef görmesini tamamen kaybedebilir.
AÇIK YARALANMALARDA GÖZDE İLTİHAPLANMA OLABİLİR Mİ?
Yaralanmalardan sonra %3 ile %30 arasında değişen oranda endoftalmi adını verdiğimiz ağır göz içi iltihapları oluşur. Tüm dokular mikroorganizmalar ile enfekte olur. Yaralanma ne kadar kirli aletler ile olur ise, o kadar çok endoftalmi olma şansı olur.
Enfeksiyona neden olan bakteri ne kadar güçlü ise enfeksiyon o kadar erken başlar ve şiddetli olur. En kötü enfeksiyon kırsal yaralanmalar sonucu olur. Tahta ve toprak ile karışık cisimlerin neden olduğu yaralanmalar çok güçlü mikropların göze yerleşmesine neden olabilir. Bu gibi durumlarda açık göz süratle tamir edilmeli ve mikropların üremesine engel olacak antibiyotikler kullanılmalıdır. Şu an elimizde mikropların üremesini engelleyecek çok güçlü antibiyotikler vardır. Bu antibiyotikler göz içine enjekte edilir.
Ancak bazı durumlarda koruyucu tedaviye karşın mikroorganizmalar üremelerine devam eder ve çok ağır endoftalmi adını verdiğimiz göz içi enfeksiyonu başlar. Ağır endoftalmiler de en önemli tedavi vitrektomidir. Vitrektomide göz içindeki vitreus boşluğu yıkanır. Mikroorganizmalar ve iltihabı yapan toksinler gözden uzaklaştırılır.
GÖZE YABANCI CİSİM GİRİNCE NE YAPILIR?
Göz içine giren yabancı cisimlerin çoğu metalik ve manyetik yabancı cisimler (YC)’lerdir. Göz içinde belirli süre kalan YC’lerin bazı önemli yan etkileri oluşabilir. Özellikle organik YC’ler enfeksiyon hatta endoftalmi oluşturabilir.
Demir ve Bakır içeren yabancı cisimler oldukça fazla göz içi reaksiyonlarına neden olurlar ve göz sakinleştikten sonra çıkarılmaları gerekir. Bakır içeren YC’lerde bazen endoftalmi düşündürecek derecede yoğun iltihaba neden olabilir. Demir ve alaşımların oküler dokular da oluşturduğu kronik toksisite ise “siderozis” olarak isimlendirilir. Gözdeki demir hemen her dokuya etkiler. İriste renk değişimi, glokom, lens ön kapsülünde demir birikintileri, retinada pigmenter retinopati şeklinde seyreden tablo gelişebilir.




