Doğana Sahip Çık Çevreni Koru












Gün geçmiyor ki bir haber haftayı bulmadan birkaç kez evrim geçirmesin!
Sabah beyaz olan, günün akşamında kara olmasın! Bugün var olan, yarın yok olmasın!
Yıllar geçti ama bizler hâlâ alışamadık, bir öyle bir böyle yapılan açıklamaların değişkenliğine! Halbuki kanıksamış olmalıyız artık bu durumu!
Şifreli konuşmalarımı bir yana bırakıp hemen sadede geliyorum…
Hatırlarsanız geçen haftaki köşe yazımda Esra Erol’ un sunduğu ve içeriğinin on para etmediği, sadece program yapımcısıyla, sunucusunun cukka! yapmasını sağlayan ne idüğü belirsiz program ile cinayet-aile içi şiddet gibi konuların işlendiği diğer gündüz kuşağı programlarının yayından kaldırılması için RTÜK’ nun çalışmalara başladığı haberini köşeme taşımıştım.
Hatta bu girişiminden dolayı ben ve benim gibi, bu tarz programların topluma bir şey kazandırmasından ziyade, ahlak temasını yerle bir ettiğini düşünenler RTÜK’ nu ayakta alkışlamıştık.
Son sözlerim özellikle Esra Erol’un sunduğu program için. Zira realite bazlı ve cinayetlerin gizemini çözmek için yayınlanan programlarda, konuların pek çoğunun yargıda olduğu konusuna değinmekle yetinmiştim.
Amma velakin sevincimiz çok uzun sürmedi! Hevesimiz kursağımızda kaldı!
Zira benim geçen haftaki dumanı hâlâ üzerinde tütmekte olan köşe yazımın üzerine RTÜK’ ten açıklama geldi.
Tam bir hayal kırıklığı! Büyük bir hüsran!
Günümüzde çıkan haberler veya yapılan açıklamalar jet hızıyla yalanlandığı veya değiştiği için ve açıkçası haber alma kanallarını artık çok temiz bulmadığım için yapılan bu açıklama ne derece doğru, bundan emin olmamakla birlikte RTÜK’ nun konuyla ilgili yaptığı son açıklamanın kısa cümlelerini sizinle de paylaşmak istiyorum;
“Böyle bir hazırlık yok. Olması da mümkün değil. Çünkü böyle 2 program var Türkiye’ de. Yayınlayan da tek bir kanal! Bu kanal da RTÜK’ nun dokunulmazlar listesinin birinci sırasındaki ATV.”
Böyle demiş RTÜK üyesi İlhan Taşçı.
Ben okuduğum haberin yalancısıyım! Gerçi geçen hafta da haberlerde arz-ı endam ettiği için kaleme almıştım bu konuyu ama neyse!
Burası Türkiye…
Güzel ülkem…
“Herşey mümkün!” diyerek daha fazla ruhumun kirlenmesine izin vermiyor ve vatan toprağında az buçuk kalan, sayılı orman arazileri içinde yer alan yanıbaşımdaki yeşil dünyada orman yürüyüşüme çıkıyorum.
Esen kalın.




Yemeklerden salatalara kadar farklı birçok yiyeceğe lezzet katan zeytinyağı aynı zamanda tek başına da tüketilen ender yağ olma özelliğine sahiptir. Sabah kahvaltılardan akşam yemeklerine kadar her öğünde rahatlıkla yer açılabilecek olan zeytinyağının tüketiminde ise organik yani gerçek zeytinyağı olup olmamasına da dikkat etmeniz son derece önemlidir.
Organik özelliğe sahip olan yani doğal yollar ile ve kaliteli zeytinler ile üretimi gerçekleştirilen zeytinyağının son tüketim tarihi yoktur. Tamamen doğal bir ürün olan organik zeytinyağının son tüketim tarihi olmamak ile beraber tercihli tüketim tarihi vardır. Yani belli bir süre kullanımında fayda kesin elde edilme tarihi denilebilir.
Organik üretimi sahip olan zeytinyağlarının üzerinde yer alan tarihler tüketim ile ilgili olarak tercih edilecek olan tarih olarak aktarılır. Bunun ile beraber organik olmayan zeytinyağları kullanılmaması durumunda pastel boya gibi bir koku geliyor ise zeytinyağınız bozulmuş demektir. Organik zeytinyağlarının raf ömrü ise ortalama olarak 2 yıl olarak belirlenerek satışa sunulmaktadır.
Zeytinyağının Organik Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?
Gerçek yani organik zeytinyağını anlamanın farklı yöntemleri bulunmaktadır. Bunlar arasından koku ve tadım testi yer almak ile beraber bu testlerin güvenilirliği son derece düşüktür. Bunun yanı sıra zeytinyağını ılık su içine damlatma testi ise en kesin testler arasında yer alır. Yağ suya karışmaz ve su üstünde kalarak baloncuklar oluşturur. Gerçek olmayan ise suya karışır. Bu özelliği ile de zeytinyağı gibi su üstüne çıktın lafı da organik ürün testi için gerçekleştirilebilecek en doğru testtir.
Aynı zamanda zeytinyağının gerçek olup olmadığını buzlukta yarım saat bekleterek de öğrenebilirsiniz. Gerçek zeytinyağı 0 ile 6 derece arasında donar. Zeytinyağının organikliği ile ilgili yapılabilecek olan bir başka test ise tuz ruhu ile yapılandır. Tuz ruhunun eklenmesi ile beraber zeytinyağının pembeleşmesi durumunda o zeytinyağı gerçek değildir. Bunun yanında organik zeytinyağı ve tuz ruhu birbirine karışmazlar.
Organik Zeytinyağının Faydaları Nelerdir?
Tüketimlerinizde sağlıklı bir seçime yer vermek için zeytinyağını kullanmanız son derece önemlidir. Günlük hayat içinde yemeklerinizde salatalara kadar farklı besinlerinizde tercih edebileceğiniz zeytinyağının ise organik olması son derece önemlidir.
Organik olan ve günlük tüketime yer açılan zeytinyağı birçok faydayı da beraberinde sunar. Karaciğerin temizlenmesine ve kemiklerin güçlenmesine destek olan organik zeytinyağı aynı zamanda sindirim sisteminin düzenlenmesine de yardımcı olmaktadır.
Metabolizmanın hızlanmasında etkin olan zeytinyağı kan basıncında da olumlu etki sunar. Zeytinyağı farklı birçok kullanım özelliği ile cilt içinde yararlıdır. Antioksidan özelliği ile yaşlanma etkilerine karşı da savaşılmasına destek olur. Bunun ile mide hazımsızlıklarının da giderilmesinde etkili olduğu bilinmektedir.
Zeytinyağı Nerelerde Kullanılır?
Zeytinyağı kullanımında sabah kahvaltılarından akşam yemeklerine kadar her türlü öğünde yemek ya da salatalarda kullanılabilir. Bunun yanında organik zeytinyağı tek başına da kahvaltılarda ve yemeklerde tüketilebilir.
Organik Zeytinyağı Nereden Satın Alınır?
Zeytinyağı tüketimine yer vererek sağlıklı bir seçimi tercih edebilirsiniz. Hazımsızlıktan kemiklerin güçlenmesine kadar birçok faydaya sahip olan zeytinyağı özellikle çocukların tüketiminde de önemli bir yere sahiptir. Fakat zeytinyağı tüketimlerinizde mutlaka organik üretime sahip olan seçimi tercih etmeniz tavsiye edilir.
Organik özelliğe sahip olan zeytinyağı alım işlemleri için ise doğal ve katkısız gıda üretimlerine yer veren https://www.lissiyafarm.com/ adresinden yararlanabilirsiniz. Adreste yer almakta olan zeytinyağı çeşitleri arasından tercihinizi yaparak kolaylıkla ve kısa sürede ürünleri tedarik etmenin de avantajını elde edebilirsiniz. Firmanın sahip olduğu sertifikaları da incelemeniz mümkün.



Her şey 11 Eylül 2001 yılında, Amerika’da ki ikiz kulelerin vurulmasıyla başlamıştı.
Amerika hemen suçluyu ilan etmiş ve El Kaide’ye yardım ettiği gerekçesi ile Afganistan’ı işgal etmişti.
Ve Amerika’nın bu işgali sonucunda Taliban yönetimi son bulmuştu.
Afganistan’ı terk etmek zorunda bırakılan Taliban ise, Pakistan’daki Tura Bora dağlarına sığınmıştı. Geçen 20 yıl içinde, Amerika ve NATO güçleri ile savaşan Taliban Afganistan’ı yeniden işgal etti.
Bu kuşatma adeta, Amerika ile Taliban arasındaki bir devir teslim işlemi gibiydi.
Amerika Afganistan’a, demokrasi götürmek ve İslami yönetim kurmak isteyen Taliban’dan kurtarmak için gitmişti.
Ama demokrasi yerine, kan ve gözyaşı getirmişti.
20 yıl sonra ise, Afganistan’ı 50 medrese öğrencisi tarafından kurulan Taliban yönetimine teslim etti. Ve arkasına bile bakmadan,
Afganistan’ı terk edip gitti.
Oradaki yandaşlarını da Taliban yönetiminin kucağına bıraktı.
Aslında, biz bu filmi Irak’ta da görmüştük.
Irak halkına da, demokrasi vadetmişti. Saddam rejimini devirmiş ve Irak petrollerini kontrol altına almıştı.
Amerika’nın, Irak’taki bu demokrasi oyunu da, milyonu bulan insanların ölümüne sebep olmuştur. Amerika işgal planlarını yaparken, hep içerideki iş birlikçilerini kullandı.
Son zamanlarda, biz de Amerika ile ilişkilerimizde, benzer noktaya geldik.
Afganistan ve ırak olayları, iktidar partilerine de, muhalefet partilerine de ders olmalıdır.
Siyasi partilerimiz, sadece Türk seçmenin dostluğuna ve gücüne güvenmelidir.
GÜNÜN SÖZÜ
Yalnız kendi nefsini düşünerek dost arayan,
hizmetçi arıyor demektir.
“CENAP ŞAHABETTİN”
https://twitter.com/i/status/1427948390826995717







