Gemlik’te 30 Ağustos coşkusu












Gemlik Ülkü Ocaklarının her yıl geleneksel olarak düzenlediği birlik ve beraberlik Kampında ülkücüler, Ozan Sungur ,Ahmet Öngel,Tarihi Bursa Mehteran konseri ,ilizyonist gösterileri ve çeşitli aktiviteler ile unutulmaz bir üç günlük programa hazırlanıyor.
Gemlik Yeniköy piknik alanında gerçekleşecek olan organizasyona,Çevre il ve ilçe Ülkü ocakları Teşkilatlarının yanı sıra çok sayıda parti üyesi ve vatandaşların katılması Beklenmekte.
Gemlik Ülkü Ocakları Başkanı İsmail BAYDAR,Gemlik Ülkü Ocaklarımızın düzenlediği geleneksel birlik beraberlik Kampımız ile kan tazeleyeceklerini ifade ederek, “Ülkücü hareketin bir araya geldiği, coşku ile heyecanların tazelendiği bir atmosfer oluşacak.
“Ülkücüler, Türk milletinin 57.alayıdır . Bu gün her zamankinden daha fazla birlik beraberliğe ihtiyacımız var. Ülkücü gençlik bu kamp ile bütün Türk milletine toparlanın gitmiyoruz mesajı verecektir.Birlik beraberliğimizi pekiştirecek ve dayanışmamızı artıracak bu programı birlikte idrak edeceğiz ,tüm ülküdaşlarımızı ve halkımızı beklemekteyiz” . dedi.



Tarihi zaferler konusunda, Ağustos ayının Türk toplumu için, büyük önemi vardır.
26 Ağustosta başlayan ve 30 Ağustosta sonuçlanan zafer haftasında, Yunanlıları geldikleri yere göndermiştik.
Girne’den Lefke ve Magosa’ya yaptığımız sıçrama harekatı da, Ağustos ayına rastlamıştı.
Geri dönüp baktığımızda kurtuluş savaşında mücadele ettiğimiz düşmanlarda, bugün her fırsatta düşmanlıklarını gösterenlerin, aynı milletler topluluğu olduğunu, göreceğiz.
Bu saldırgan topluluğa, sadece haçlılar grubu demek, eksik kalacaktır.
9Bu saldırgan grup, aynı zamanda ırkçıdır ve sömürücüdür. Irkçılığın beterini Bosna’da görmüştük.
Sömürgecilik heveslerinin ise, Doğu Akdeniz konusunda yeniden kabardığını hissettik. Nitekim, petrol beklentisi nedeni öyle binlerce kilometre uzaktakilerin bile, Doğu Akdeniz’e yığıldığını gördük.
30 Ağustos zaferini kutlarken, aleyhimize kullanılacak projelere karşı, hazırlıklı olmalıyız.
Bu ırkçı ve sömürücü zihniyetin, en etkili silahı işbirlikcilerdir.
İşbirlikciler, bu saldırgan zihniyete cesaret ve destek vermekten uzak durmalıdır.
Kabil havalimanın da uçak bekleyen, Afganistan’lı iş birlikcilerin konumunu, doğru analiz etmeliyiz.
Ve Afganistan’da olup biteni iyi anlamalıyız.
Kurtuluş savaşımızda, bölünmekten, hatta yok olmaktan kurtulmuştuk.
Kanlı mücadele sonunda, bağımsılığımızı kazanmıştık.
Şimdi de benzer bir proje ile karşı karşıyayız.
Öncelikle, birlik ve bütünlüğümüzü, muhafaza etmeliyiz.
Böyle mücadelelerde, iktidarda olsak, muhalefette de olsak birlik olmalıyız. Bu yolda verilen savaşta, siyasi hesaplar yapılmaz.
GÜNÜN SÖZÜ
Eline, diline, beline sahip ol.
İncinsen de incitme.
“Hacı Bektaşi Veli”








Akşam saatini epeyce geçmiş vakit…Neredeyse geceye kavuşmakta gün.
Sorumluluk duygum gereği sizlere bu yazının yetişmesi için alelacele açtım ekranı, geçtim klavye başına…
Nasıl bir yorgunluk peyda olmuşsa üzerime…Klavyenin tuşları kendi kendine hareket etse de yazıverse şu yazıyı diyorum. İstemediğimden değil! Gündemin nahoşluğunun ağırlığı altında ezilen düşüncelerimin, “Ne yazsam da bir nebze de olsa yüreklere dokunsam” telaşından.
Belki de ilk defa gamsız olmak istediğim bir durum içindeyim. Hatta belki biraz da duyarsız olmak istediğim…
Hiçbir gerçekliği yazmak istemiyor canım. Ne delta varyantını ne vefatların yükselen sayılarını ne de üst üste yapılan uyarıları…
Hatta aşı üzerine olup biten tartışmaları ve gelişmeleri bile duymazdan gelmek istiyorum.
Heveslerimi kursağımda bırakan hiçbir olumsuz haberi çekim alanımdan içeri almak istemediğim dakikalardayım.
Gamsız olmak duygusunu iliklerime kadar hissetmeyi ve mümkünse bir süre oralarda hapsetmeyi istiyorum.
Geleceğe dair plansız, amaçsız, hedefsiz olmak istiyorum. Sadece kendim için değil, bunu hepimiz için istiyorum. Yani, aydınlık ve kaygısız bir gelecek… Çuval dolusu pandemi kurallarının olmadığı bir dünya ve birbirlerini yiyen insanların çekişmelerinden arınmış, ince hesapların yapılmadığı bir yeryüzü…
Çok mu şey istiyorum?
İnanıyorum ki bu soruma cevabınız: “Hayır, çok şey istemiyorsun” olacaktır. Çünkü aynı gemideyiz hepimiz! Biliyorum ki ara ara sizler de gamsızlığın yüreklerinize çöreklenmesine izin vermek istiyorsunuz.
Şu dakikada, hemen şimdi, siz de gamsız olmanın- olabilmenin- verdiği rahatlıkla yaslanın arkanıza ve: “Dünya yansa eski hasır umurumda değil!” dercesine koparın kendinizi bu dünyanın gerçekliğinden.
En azından köşe yazımın son noktasına gelesiye kadar yapın bunu!
Bir yazılık süreçte hepimiz, hep beraber gamsız olalım. Ne dersiniz?
Esen kalın.
Türk ordusu fırsatçı ve işgalci, Yunan ordusuna karşı Türkün yurdunu savunmasında verdiği başarılı mücadelesi, 26 Ağustos-9 Eylül 1922 arasında gerçekleştirdiği genel taarruza, Başkomutanlık Büyük Meydan Muharebesi Taarruzu adıyla, şanıyla anlamlandırarak adı verilir. Dumlupınar Meydan Muharebesi ise bu taarruz sırasında 30 Ağustos 1922’de gerçekleşen ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak da bilinen meydan savaşıdır. Büyük Türk ordusunun zaferiyle kazanılan ve Yunan ordusunu tam anlamıyla bozguna uğratan ve her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı adıyla kutlanan şanlı zaferdir.
*
Bu taarruz, Yunan işgal kuvvetlerini Anadolu topraklarından atmak için 26 Ağustos 1922 sabahı başlatılarak, başarıyla ilerleyen Türk ordusu ve Büyük Taarruz sırasında, 30 Ağustos’ta Atatürk’ün bizzat yönettiği “Dumlupınar Meydan Muharebesi” ile Türk askeri kesin bir zafer kazanarak, Yunan ordusunu bozguna uğrattığı zaferdir. Bu azimli mücadelenin önünde duramayan, Yunan ordusu İzmir’e doğru kaçmaya başlar ve takip edilerek işgal altındaki şehirler tek tek kurtarılarak, düşmanı 9 Eylül 1922’de İzmir’den denize dökülerek, Milli Mücadele zaferle sonuçlandırılır.
*
30 Ağustos kısaca özeti bilgisi, bu büyük zaferin ayrıntıları; Türk ordusu, Yunan ordusunu 13 Eylül 1921’deki Sakarya Zaferinde büyük bir bozguna uğratması, Yunan kuvvetlerini, Eskişehir-Afyon hattına kadar takip edilmesi ve o dönemdeki, Türk ordusu hem sayı hem de imkânlar bakımından, Yunan ordusuna kesin darbeyi indirebilecek güçte olmaması düşünülerek, mevsim de kışa yaklaşmakta olduğundan kısa zaman askıya alarak ve büyük taarruza önemli ve ciddi hazırlığı yaparak daha uygun görmüşler.
*
Yunana destek olan Devletler.Bir taraftan, Sevr‘i gerçekleştirebilmek için taşeron olarak kullandıkları Yunan ordusundan ümitlerini kesen, İtilaf Devletleri ise sözde barış planları yaparak Türkiye’yi anlaşma zeminine çekmek istiyorlar. Bu nedenle 22 ve 26 Mart 1922’de her iki tarafa da mütareke teklifinde bulundular. Yunanın işine gelmesi, toparlanma fırsatı verecek olması düşüncesiyle, bu teklifi Yunanlar hemen kabul etsi, fakat Türkiye prensip olarak barıştan yana olmakla birlikte, mütareke için öncelikle Anadolu’nun boşaltılmasını şart koşması, Sevr hedefi yer alan İtilaf Devletleri ise bu şartı kabul etmediler. Bu esnada, Türk ordusunun taarruz için hazırlıkları tüm hızıyla devam etmekte ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile 27 Temmuz akşamı Akşehir’de yaptığı görüşmede, 15 Ağustos‘a kadar taarruz hazırlıklarının tamamlanması, dikkat çekmemek için 28 Temmuz günü yapılacak bir futbol maçı vesilesiyle diğer komutanlar da Akşehir’e çağırılarak, Taarruzun bütün ayrıntıları görüşülerek kararını verirler.
*
Beklenen gün gelerek , Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı Türk ordusunun topçu ateşiyle başlar. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa ve 2. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşalarla birlikte savaşı yönetmek üzere Kocatepe’den idaresi yapılırken ,Yunan cephesi, taarruzun ilk günü yarıldı ve ertesi gün Afyon kurtarıldı. Düşman kuvvetlerinin büyük bir bölümü 30 Ağustos’ta kuşatıldı ve burada gerçekleşen, Dumlupınar Meydan Muharebesi sonucunda düşmanın ana kuvvetleri imha edilerek pek çok esir alınmasıyla esir alınanlar arasında, Yunan Başkomutanı Trikopis’de bulunmaktaydı. Yunan ordusu 5 gün gibi kısa bir sürede bozguna uğratılmış ve perişan olan düşmanın toparlanmasına fırsat vermeyerek, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül 1922’de tarihe önemli olan O Emri vererek “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz, İleri, İleri der!” Türk ordusu, İzmir’e doğru hızla kaçan, Yunan ordusunu takip eder ve Yunan kuvvetleri, geri çekilme sırasında geçtiği bütün yerleri yakıp yıkarak sivil halkı katlederek, bu amaçla, yerli Rum ve Ermenilerden oluşan ve tahrip taburları kurarak bu katliamları yaptırırlar.
*
Yunan ordusunu takip eden Türk kuvvetleri, 1 Eylül 1922 de Uşak’a girer. Sırasıyla Eskişehir, Nazilli, Balıkesir, Bilecik, Aydın, Manisa ve 8 Eylülde bu iller Yunan işgalinden kurtarılarak ve sonunda Türk süvarileri, 9 Eylül sabahında İzmir’e girer ve bir gün sonra 10 Eylül’de Bursa kurtarılır. Bu büyük taarruz ’un başarıyla sonuçlanmasının ardından Anadolu’da Yunan askerinden temizlenmiş olur. Ancak, Trakya hâlen işgal altındadır.
*
Yunanı kollayan, İtilaf Devletleri araya girerek ateşkes görüşmeleri istemeleri ve 3 Ekim 1922’de Mudanya’da görüşmeler başlayarak ateşli tartışmaların yaşandığı görüşmelerin ardından, 11 Ekim günü Mudanya Mütarekesi imzalanır. Ateşkes Antlaşması’na göre 15 Ekim’den itibaren çatışmalar durması, Yunanlılar 15 gün içinde Doğu Trakya’yı boşaltmaları ve 30 gün zarfında Trakya Türk memurlarına devredilmesi ve Mudanya Mütarekesi ile Türk İstiklal Savaşı’nın Türk zaferiyle sonuçlandığını gösteren ilk diplomatik ve siyasi belgenin de başarıyla imzalanarak sonuç alınmasıdır. Allah bir daha o acı günleri Türk Milletine yaşatmasın, tüm terör belalarını ve Afatları başımızdan def eylesin ve Tüm şehitlerimize minnetle saygılar ve ruhları şad mekanları cennet olsun ve sağlıklı olalım, sağlıklı düşünelim…
30 AĞUSTOS ZAFERİ
Eğilmez Türkün başı vatandır aşkı,
Biz zafere inandık kurduk cumhuriyeti.
*
Dumlupınar muharebesi kıvılcımı parlayan süngülerdi,
Allah. Allah nidasıyla inleyen meydandı.
*
Gök kubbeden aydınlık yolları açıldı,
Ufuklarda al bayrağa semasında saçıldı.
*
Dağdan dağa yürüyen şanlı askeriydi,
Vahşi canavarlardan vatanını kurtardı.
*
Başlarda dumanlı gözlerden çıkan şimşekti,
Tek aşkımız hürriyet bağrımız yanıktı.
*
Dumlupınar da yükselen ses zaferin naralarıydı,
Türkün başı eğilmez tüm dünya bildirdi.
*
Tarih yazdı Türkün komutanı erleri,
30 Ağustos zaferi kurtulan cumhuriyeti.
Y.T:20/ 06/ 2018