Gemlik Haber

29. Uluslararası Gemlik Zeytini Festivali’nde tarih rüzgârları esti

29. Uluslararası Gemlik Zeytini Festivali’nde tarih rüzgârları esti

Gemlik Belediyesi’nin düzenlediği 29. Gemlik Zeytini Festivali’nin son gününde Pelin Batu ve Prof. Dr. Nezih Başgelen’in “Efsaneler Dünyasından Günümüze Gemlik ve Zeytin” söyleşisi gerçekleştirildi.
Gemlik’te olduğu için çok mutlu olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Batu, Gemlik’in mitoloji ve tarihteki önemine dikkat çekerek söz Prof. doktor Nezih Başgelen’e bıraktı.
“Gemlik coğrafyası bir Apollon kentidir”
Gemlik ve çevre coğrafyanın Apollon kenti olarak tanındığını belirten Prof. Başgelen, “Bu bölgede çok ilginç olayları görüyoruz. Ama hepsinin ağırlığında buranın eski paralarında olduğu gibi bir yüzünde Apollon, diğer tarafında ise gemi var. Gemicilik, deniz, Gemlik Körfezi’nin etrafındaki bu yerleşimlerle birlikte bu coğrafyanın ürünleriyle bütünleşmiş çok zengin bir ekonomisi var. Tabii o onun izlerini hemen gölün kıyısındaki Ilıpınar’da höyükte bölgenin aynı bugün Göbeklitepe kültürünün buradaki muadili yani Avrupa’ya giden o neolitik kültürün çok önemli bir merkezi. Hemen sizinle gölün kıyısında bir yerleşim var. Orası daha çok katlı aynı Humuç tekniğinin görüldüğü, hani Apollon’da eski Bursa evlerinde ya da güney İznik’te görüldüğü gibi. Yani burada yedi bin yıllık da bir yerleşim kültürü var. Biz burada belki milattan önce 7. yüzyıldan itibaren bir liman kentini görüyoruz ama yörede insan varlığı, neolitik çağdan itibaren yani cilalı taştan itibaren olduğunu ayrıntılı bir şekilde görebiliyoruz” sözleri ile kentin tarihteki önemini anlattı.
“Kadınlar neden cadılaştırıldı?”
Tarih yazarı Pelin Batu, son dönemde yazdığı kitaplara değinerek kadının tarihteki önemine vurgu yaptı. Batu, tarihte kadınların özellikle cadılaştırma propagandalarıyla toplumdan uzaklaştırılmasına dikkat çekti. Batu, “En sevdiğim bölüme giriyoruz. Cadılar bölümüne. Antik Çağ’a gönderme olarak bütün bu meşhur eski mitolojideki işte Medusaları vesaire kendi versiyonumla yazdım. Çünkü tabii ki erkek egemen toplumların meşhur yazarları bu kadınları ya yılan kafalı korkunç tipler olarak göstermişler ya da işte hırslarına kapılıkta çeşitli entrikalarla kötülükler saçan gerçek anlamda cadılar olarak yazmışlar. Kirke gibi. Ama ister istemez ben şöyle bakıyorum. Evet, tarihe böyle kalmışlar ama kim bilir neler yaşadılar ki bunu yaptılar” diyerek, bu yaklaşımının tarihe yeni yön vermekte önemli yer tuttuğuna işaret etti.
Söyleşi mitoloji ve tarih bilgilerinin anlatımın ardından soru cevap bölümüyle sona erdi.

Enerji Krizleri ve Bir Anı

Enerji Krizleri ve Bir Anı

(1970)’li yılların başlarında, çok etkili bir petrol krizi yaşamıştık.

Arap – İsrail savaşı, bu krizi tetiklemişti.

O yıllarda Suudi Arabistan Amerika’nın avcunun içinde değildi.

Arapların ağırlıklı olduğu OPEC, petrol üretiminin kısılmasına karar vermişti.

Varili (1,4) dolar olan petrolün fiyatı 12 dolara fırlamıştı.

Ayrıca, batı ülkelerine petrol taşıyan tankerlere de ambargo konmuştu.

Petrol olmayınca üretim de olmuyordu.

İşte, bu sebeple durgunluk yani “resesyon” başlamıştı.

Bizim Kıbrıs Barış Harekatımız da, bu sıkıntılı yıllara rastlamıştı.

Petrol krizinin üstüne bir de uluslar arası ambargo baskısı yaşanmıştı.

Dövizimiz yoktu.

Yedek parçasızlıktan dolayı bir çok kritik fabrikamız, üretim yapamaz hale gelmişti.

Fuel-oil yokluğu ve düzensiz elektrik kesintileri nedeniyle, kalorifer ve asansörler çalışmıyordu.

Kamu kurumlarındaki odalarımızda palto ile görev yapmıştık.

Yabancı heyetlerle, lüks lambası altında toplantı yapmıştık.

Şimdi Ukrayna – Rusya savaşı ile başlayan, yeni ve çok kapsamlı bir enerji krizi ile karşı karşıyayız.

Yaşadığımız bu kriz, bizi de ve özellikle Avrupa’yı çok sıkıntıya sokacaktır.

(1970)’li yıllarda, çok lüks bir yaşam tarzı içerisinde değildik.

Tam bir tarım ülkesiydik.

Sebze ve meyvemiz halkımız için yeterliydi.

Şimdi ise sanayileşmede sınıf atladık ama buğdayda, gübrede ve yağda her an yokluk yaşayabiliriz.

Enerji de ise, bu gün olduğu gibi geçmişte de yeterli değildik.

Kısacası bugün yaşadığımız kriz, (1970)’li yıllardan daha ağır olacaktır.

Günün Sözü

İçteki kiri su değil,

Ancak gözyaşı temizler.  -Mevlana

29. Gemlik Zeytini Festivali’nde hem üreticiler hem de kadın girişimciler meydandaki yerini aldı

29. Gemlik Zeytini Festivali’nde hem üreticiler hem de kadın girişimciler meydandaki yerini aldı

Bu yıl 29. kez kapılarını açan Uluslararası Gemlik Zeytini Festivali yarışmalar, danslar, söyleşiler ve konserlerle büyük bir coşkuyla devam ederken Gemlik’in yerli üreticileri için de stantlar açıldı. Üreticiler kendi imalatı olan zeytini katılımcılara tanıtma fırsatı yakaladı.
“Festival ilaç gibi geldi”
Gemlik’in yöresel tatlarını standına taşıyan Ayşe Aksoy, 2. kez festivale katıldığını belirterek “Bu 2. sezonumuz. Daha devamını bekliyoruz. Ev eriştelerimiz var. Köy ekmeklerimiz var. Lokumlarımız var.Hep kendi üretimlerimiz. Yani kendimiz yapıyoruz hep. Tabii ki güzel bir şey. Halkımıza bir destek. Fayda oluyor tabii ki satışlara, ilaç gibi geliyor. Allah razı olsun” dedi.
“Başkanımızın desteğiyle ürünlerimizi tanıtma fırsatı yakaladık”
Diğer bir üretici Ramazan Yıldırım da standında kendi üretimleri olan zeytinyağı ürünlerine yer verdi. 400 yıldır zeytin ve zeytinyağı ürettiklerine dikkat çeken Yıldırım, “Belediyemiz çiftçilerimize destek olsun diye böyle standlar verdi. Belediye Başkanımız Mehmet Uğur Sertaslan’a çok teşekkür ediyoruz. Zeytinlerimizi tanıtıyoruz. Dışarıdan gelen insanlar da oluyor. Onlara Gemlik zeytinini tattırıyoruz. Bizim için güzel bir şey oluyor. Markamızı tanıtmış oluyoruz” şeklinde konuştu.
“Zeytinimizin lezzetinde iddialıyız”
Gemlik’in en eski köylerinden biri olan Engürücük köyünden gelerek stant açan diğer bir satıcı Selçuk Doğru ise zeytin ve zeytinyağı üretiminde iddialı olduklarını belirterek, “Uğur Başkanımıza teşekkür ederiz. Bize desteklerinden dolayı. Üreticiden tüketiciye iletiyoruz biz zeytinlerimizi ve kalitemiz noktasında da iddialıyız. Köyümüz zeytiniyle bilinen bir köy.Meyvecilik yok denecek kadar az. Zeytinliklerimiz atadan dededen kalma. Lezzetimiz de buradan geliyor” dedi.
“Kadınlara öncü olabilmek için stant açtım”
Tarhanadan, zeytinyağlı kreme, zeytinyağından erişteye kendi el emeği ürünlerini satan Melek Düşmez, kadınlara desteği arttırmak ve kadınların her alanda yer aldığını göstermek için stant açtığını söyledi. Gemlik Umurbey köyünden gelen Düşmez “Gemlik zeytininin zaten özelliğini biliyorsunuz. Tamamen dünyaca ünlü bir zeytinimiz var. Allah’ımıza bin şükür. Bizi bu topraklarda yetiştirmiş. Ben mahsulümü kendim topluyorum, satışını da kendim yapıyorum. Topraktan bize bizden halka katkısız bir şekilde kendimiz ne yiyorsak onu satıyoruz” diye ifade etti.
“Kadın dernekleri de festivalde yerini aldı”
Festivalde kadınlar da unutulmadı. İskele Meydanı’nda kadın dernekleri için özel bir alan ayrıldı. Umurbey Kadın Girişimi Derneği, Küçük Kumla Kadın Derneği, Büyük Kumla Kadın Derneği katkısız, doğal ve ev yemeklerini halkla buluşturdu.
“Derneğimizle birlikte köyün çehresi de değişti”
Bir yıl önce kadınların ortak fikri ile kurulan Umurbey Kadın Girişimi Derneği, tarihi bir köy olan Umurbey’de kadınların gücünü yeniden ortaya çıkmasını sağladı. Dernek başkanı Nesrin Ünlü dernek ile birlikte köyün çehresinin değiştiğini belirterek, “Kuruluşumuzu yaptık. Ondan sonra faaliyetlere başladık ki meğerse o kadar ihtiyaç varmış da biz farkında değilmişiz. Yani şartlar bizi arkamızdan sürekli itekledi. Biz bir yıl içinde bir işletme haline geldik. Erkek hegemonyasında olan esnaf kadınlı, erkekli oldu. Bu sefer çarşıdaki dil kültürü de gelişti.” dedi.
“Derneğimiz sayesinde eşlerimizden para istemiyoruz artık”
Belediyenin sunduğu bir proje ile dernekleşmeye giden bir kadın öyküsü de Büyük Kumla’dan. Büyük Kumla Kadın Derneği başkanı Süreyya Bayrak projenin hayata geçmesi ile kadınların hayatında büyük bir değişiklik yaşandığına işaret ederek “Yani eşlerimizden hiç değilse para istemiyoruz. Kendi kazancımızla yaşamak daha güzel. Biz varız burada, bir köyümüz var diyoruz artık” dedi.
“Ne işiniz var diyenler bile mutlular”
Kuruldukları andan itibaren kadınlar için yeni olanaklar yaratan bir diğer dernek de Küçük Kumla Kadın Derneği oldu. Dernek başkanı Kamile Pekel, özellikle geçim sıkıntısı yaşayan kadınlara ve ailelere destek olmak için bu projeye başladıklarına dikkat çekerek “Hem evlerimize bir nebze olsun katkıda bulunmak amacıyla hem de ihtiyacı olan ailelere dokunmak amacıyla kuruldu. Belediyemizin bize temin ettiği güzel bir bahçemiz var. Orada kahvaltı veriyoruz. Kendi ürünlerimizi yapıyoruz, servis ediyoruz. Ne işiniz var diyenler bile şu an yaptığımız işten o kadar mutlular ki ve olumlu bakıyorlar ki hem köyümüzü tanıtmış olduk, hem kendi ailemize de katkıda bulunmuş oldu” şeklinde konuştu.

AK Parti Gemlik Gençlik Kolları, 11 Eylül Gemlik’in kurtuluşu münasebetiyle bu kurtuluşun geçmişini anlatan kısa bilgi kağıtlarıyla Gemliklileri bilgilendirdi.

AK Parti Gemlik Gençlik Kolları, 11 Eylül Gemlik’in kurtuluşu münasebetiyle bu kurtuluşun geçmişini anlatan kısa bilgi kağıtlarıyla Gemliklileri bilgilendirdi.

Yaptıkları etkinlikte konuşan AK Parti Gemlik Gençlik Kolları Başkanı Musa Sağır:”Doğduğumuz, büyüdüğümüz, okul okuduğumuz, evlenip-rızkımızı kazandığımız ve hatta vefatımız sonrası defnedildiğimiz Gemlik’imizin Kurtuluş mücadelesinin kıymetini hemşehrilerimizle paylaşmak istedik. Gemlik hakikaten Marmara’nın incisi tarımdan, sanayiye, sahilleri ile muhteşem bir körfez kenti. Bu güzel ilçeyi düşman kuvvetlerinden almak için büyük bir kahramanlık örneği sergileyip ve en sonunda Yarbay Rüştü Bey’in Aziz Türk Bayrağını göndere çekmesiyle Türk toprağı haline getiren tüm atalarımızı rahmet ve minnetle yad ediyoruz. ” ifadelerini kullandı.

GEMLİK ZEYTİNİ FESTİVALİ 3. GÜNÜNDE RENKLİ GÖRÜNTÜLERLE DEVAM EDİYOR

GEMLİK ZEYTİNİ FESTİVALİ 3. GÜNÜNDE RENKLİ GÖRÜNTÜLERLE DEVAM EDİYOR

Gelenekselleşen Gemlik Zeytini Festivali’nin 29’uncusu 3 gün boyunca düzenlenen yarışmalar, gösteriler, etkinlikler ve konserlerle devam ediyor. Festivalin son günü de kapılarını renkli gösterilerle açtı.
Alanında nam yapmış eğitmen Didem Zeybek, Zeytin Dalı Meydanı’nda her yaş grubundan dans severlerle bir araya geldi. Festivale gelenler Didem Zeybek ile zumba yaparak hem eğlendiler de enerjilerini attılar.
Zumba yaparak enerji kaybedenler soluğu zeytin yeme yarışmasında aldı. Kıyasıya yapılan yarışmada 2 dakikada içerisinde en çok zeytini yiyen kazandı. Heyecanlı anların yaşandığı yarışmayı Engin Bulut 59 zeytin yiyerek kazandı.
Festivalde zeytine dair her detay yer aldı. Yarışmaların ardından zeytinli saç tasarımı defilesi gerçekleşti. Gemlik Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Çiğdem Ateş tarafından tasarlanan 10 farklı model sahilde izleyicilerle buluştu. Birbirinden renkli tasarımlar yurttaşlardan büyük beğeni kazandı.
Festival çocuk tiyatrosu ve son olarak arabesk müziğin efsane ismi Hakun Altun konseri ile son bulacak.

Gemlik’in Kurtuluşunun 100. Yılı Kutlandı

Gemlik’in Kurtuluşunun 100. Yılı Kutlandı

Gemlik’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yıl dönümü Atatürk anıtına çelenk sunumu ve İskele Meydanı’ndaki çeşitli etkinliklerle kutlandı.
Etkinliklere Gemlik Kaymakamı Hasan Göç, Gemlik Garnizon Komutan Vekili Veteriner Albay Hasan Şimşek, Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Kurtuluş günü etkinlikleri Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu ile başladı. Kaymakamlık, Garnizon Komutanlığı ve Belediye Başkanlığı çelenklerinin anıta sunumu yapıldı. Çelenk sunumunun ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunurken üç pare top atışı yapıldı.
İskele Meydanı’nda yapılan etkinlerde ise; Halk oyunu gösterileri, şiirlerin okunması, Gemlik Askeri Harada eğitilen narkotik madde arama köpeği Alfa’nın gösterileri ve Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan’ın konuşması vardı. Sertaslan konuşmasında birlik ve beraberliğin önemine değindi. 11 Eylül’ün takvimde sıradan bir gün olmadığını hatırlatan Başkan Sertaslan, Unutmamak lazım, ibret almak lazım, ders çıkarmak lazım ki aynı şeyler bir kez daha başımıza gelmesin. Yüzyıl önce bugün, Gemlik düşman işgalinden kurtuldu. 10 Eylül günü Gemlikliler düşman çizmeleri tarafından çiğnenen topraklarını görüp gözyaşı döküyordu, kan ağlıyordu. 16 kez yıktılar bizi, 17. kez tekrar kurulduk, zümrüdü anka kuşu gibi küllerimizden doğmuşuz. Bizi ne zaman böldüler ve ayırdılar. Oraya buraya dağıttılar, biz o zaman yok olduk. Ne zamanki bir araya geldik, o zaman bir kere daha kurulduk. Barışın insana en yakışan şey olduğunu asla unutmayın. Bu aziz vatan için şehadete ermiş, gazi olmuş ve bu memleket için savaşmış başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Gemlik’in kurtuluşu esnasında şehit düşen Şehit Cemal, İmam Bursalı Mehmet Efendi ve Er Mehmet Ali’ye selam olsun buradan, ruhları şad olsun.” dedi.
İskele Meydanı’nda yapılan etkinliklerin ardından Emetullah Cami yanında bulunan Yüzbaşı Cemal Bey, İmam Bursalı Mehmet Efendi ve Er Mehmet Ali’nin kabirleri ziyaret edilerek dualar okundu ve karanfil bırakıldı.

Gemlik’te üvey oğlunu işkence ile öldüren Suriyeli anne 375 gündür aranıyor

Gemlik’te üvey oğlunu işkence ile öldüren Suriyeli anne 375 gündür aranıyor

Gemlik’te ilçesinde 2 yıl önce ölü bulunan Suriyeli Muhammet Hüseyin’in (9) yakılıp, işkence ile öldürüldüğünün belirlenmesinin ardından daha önce tahliye edilen üvey anne Emine Hayyum (44) hakkında 2 Eylül 2021’de yakalama kararı çıkartıldı.
Bursa 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis ile yargılanan Hayyum, 375 gündür aranıyor.
Olay, 11 Şubat 2020’de Eşref Dinçer Mahallesi’nde meydana geldi. Polis, komşuların bir evden bağrışma sesleri geldiğine dair ihbar aldı. İhbarla eve giden ekipler, ailesiyle birlikte yaşayan Suriyeli Muhammet Hüseyin’i ölü buldu. İlk incelemede çocuğun vücudunda kesik, darp ve yanık izlerine rastlandı. Babası, üvey annesi ve 3 kardeşiyle birlikte oturan ve işkence yapılarak öldürüldüğü değerlendirilen Muhammet Hüseyin’in cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Bursa Adli Tıp Morgu’na kaldırıldı. Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada küçük çocuğun cansız bedeninden alınan parçalar, İstanbul Adli Tıp İhtisas Dairesi’ne gönderildi. Muhammet’in ablası H.H.’nin de sırtında yanık olduğu tespit edildi. H.H. de Bursa Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
GEREKÇE UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ
İşkence gördüğü belirlenen H.H.’nin polise verdiği ifadesinde, 9 yaşındaki kardeşinin ölümüne üvey anne Emine Hayyum’un neden olduğunu söyledi. İfadeler sonrası adliyeye sevk edilen Hayyum, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Daha sonra Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Yenişehir Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan Emine Hayyum, uzun tutukluluk süresi ve adli tıp kurumundan istenen dosyanın gelmemesi gerekçe gösterilerek, 13 Ocak 2021’de tahliye edildi. Emine Hayyum hakkında ‘canavarca hisle ve işkence yaparak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile oluşturulan dosya ise Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.
HAKKINDA YAKALAMA ÇIKARILDI
Bursa 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sırasında İstanbul Adli Tıp İhtisas Dairesi’nden beklenen rapor geldi. Raporda, Muhammet Hüseyin’in ‘yakılarak ve işkence yapılarak, öldürüldüğü anlaşılmıştır’ denildi. Rapor sonrası mahkeme, 2 Eylül 2021’de Emine Hayyum hakkında tutuklama kararı çıkardı. Emine Hayyum’un Türkiye’de olduğu ve 375 gündür polis ekiplerince arandığı öğrenildi.

Gemlik Zeytini Festivali 2. Gününde coşkuyla devam etti

Gemlik Zeytini Festivali 2. Gününde coşkuyla devam etti – Şef Danillo lezzet tarifleriyle Volkan Konak ise sesiyle büyüledi

Dünyada marka haline gelen Gemlik Zeytini’nin lezzetine bir kez daha dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Gemlik Zeytini Festivali 9 Eylül’de büyük bir kortej ve barış meşalesi yakılarak start vermişti. Festival ikinci gününde de coşkuyla devam ediyor.
Festivale katılan binlerce kişi önce şef Danillo Zanna ile buluştu geceyi ise Volkan Konak’ın eserleri ile noktaladı.
“Şef Danillo Zanna Gemlik Zeytini Festivali’nde”
Sadece oyunlar ve söyleşiler değil yarışmalar da festivalde büyük ilgi gördü. Sahneyi Usta Şef Danillo Zanna aldı. Zanna, zeytinyağlı yemeklerle ilgili lezzetli bir atölye gerçekleştirdi. Şef Danillo’nun atölyesinin ardından Gemlikliler arasında Ödüllü Zeytinli Tatlar yarışması başladı. Jüride Zanna’ya Gamze Sertaslan, Ali Muslu, Emre İdrisoğlu, Göksal Noca eşlik etti. 20’den fazla kişinin katıldığı yarışmayı Filiz Genel kazanırken, ikinciliği Fatma Kurşun, üçüncülüğü ise Dilara Oğuz aldı.
Festivalde dostluk maçları da yapıldı. Kıyasıya yarışan takımlar arasında kupayı Gemlik Galatasaray Tarafları Derneği kaldırdı. İkincilik ise Güzel Nakliyat Futbol Takımı’na gitti. Dostluk maçının simgesi olan Dostluk Kupası ise Çoruh Kırtasiye Takımı’na verildi.
“Gemlik sahilinde Karadeniz rüzgarı esti”
Yarışmalarla başlayan coşku Volkan Konak’ın sahneye çıkması ile zirveye ulaştı. Binlerce kişi Konak’ı dinlemek için saatler öncesinden İskele Meydanı’na akın etti. 7’den 70’e her yaştan yurttaş nefesini tutarak Konak’ın sahneye çıkmasını bekledi. Uzun bir zamanın ardından Gemlik’te sahne alan Kuzey’in Oğlu Volkan Konak, sanatın bütünleştirici gücüne dikkat çekti, barışın simgesi zeytin dalının Gemlik’ten uzandığını söyledi. Konak seslendirdiği parçalarla Gemlik’te adeta Karadeniz havası estirdi.
Festivalde çocuklar da unutulmadı. Etkinliklerin 2. günü Zeytin Dalı Meydanı’nda çocuk tiyatrosu ile kapılarını açtı. Çocuklara zeytinin anavatanı Gemlik’te zeytinin hikâyesi anlatıldı. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği oyunda zeytinin önemine bir de çocukların bakış açısıyla dikkat çekildi.
Zeytin hikâyesi sadece çocuklara değil büyüklere de anlatıldı. Çocuk tiyatrosu ardından birçok alanda kullanılan zeytinyağının sabuna dönüş hikâyesi sahnede yer aldı. Sahnede zeytinyağının nasıl sabuna dönüştüğü ve tarihçesi uygulamalı olarak tüm aşamaları ile katılımcılara gösterildi.
Festival, son günü olan 11 Eylül’de saat 14’de Didem Zeybek ile Zumba etkinliği ile kapılarını açacak. Zumbanın ardından Zeytin Yeme Yarışması, Zeytinli Saç Tasarımı Defilesi, Pelin Batu ve Nezih Başgelen’in “Efsaneler Dünyasından Günümüze Gemlik ve Zeytin” başlıklı söyleşisi, çocuk tiyatrosu, yarışmalar ve son olarak usta sanatçı Hakan Altun konseri ile devam edecek.

Gazeteciler Yavuz Oğhan ve Akif Beki Gemlik Zeytini Festivali’nde okurlarıyla buluştu

Gazeteciler Yavuz Oğhan ve Akif Beki Gemlik Zeytini Festivali’nde okurlarıyla buluştu

Gemlik Belediyesinin düzenlediği 29. Gemlik Zeytini festivali devam ediyor.
Gazeteci Akif Beki ve Yavuz Oğhan Gemlik’te okuyucularıyla buluştu.
Beki ve Oğhan, “Kişi Başına Düşen Zeytin” başlığında yaptıkları söyleşide memleket meselelerine değindi.
Oğhan, konuşmasına önümüzdeki dönemde gerçekleşecek seçimi hatırlatarak başladı. Cumhuriyet tarihinin en kritik seçimlerinden biri olacağını vurgulayan Oğhan, “Buraya giderken ne oluyor? Kim ne söylüyor? Nerede ne konuşuluyor? Biraz onlardan bahsetme imkanı bulacağız” dedi.
Söyleşinin başlığını Beki’nin attığını söyleyen Oğhan, sözü Beki’ye verdi.
Gemliğin sofralık zeytinin anavatanı olduğunu belirten Beki, “Türkiye zeytin üreticisi ülkeler arasında zeytin tüketiminde hak ettiği yerde değil. Yumuşatarak söyleyeyim. Zeytin konseyinin ve Euronews haberlerine, istatistiklerine, verilerine baktım buraya gelirken. Kişi başına yıllık ve günlük kaç zeytin düşüyor ve kaç liralık zeytin düşüyor?” dedi.
“Bizim enflasyon onlarınkinin yanında gökdelen gibi duruyor”
Dünyada zeytin üreticileri arasında ilk beşte yer aldığımızı dikkat çeken Beki, “Zeytinyağı ve sofralık zeytin ayrımı yaptığınızda üçüncü, dördüncü sıralarda yer alıyoruz. İşte İspanya var, Yunanistan var, İtalya var. başka Akdeniz ülkeleri, Cezayir var. Tunus var. Lübnan var. Zeytinyağı tüketiminde bu ülkelerin enflasyonuna kıyasla enflasyonumuz neredeyse oradayız. İstanbul Maslak’ta gökdelenler var.. Bir de o gökdelenler arasında kalmış gecekondular var. Avrupa’yı yakıp yıktığını söylediğimiz, Amerika’yı bitirdiğini
Batı’yı kıtlık kuyruklarına, yokluk kuyruklarına soktuğunu iktidar medyasının bize söylediği enflasyon oranı biliyorsunuz yüzde sekizler civarında.
Bizimki kaç? Resmi enflasyon yüzde seksenler civarında. On katı enflasyon var bizde. Dünyayla mukayeseli tablolara baktığınızda bizim enflasyon onlarınkinin yanında gökdelen gibi duruyor” dedi.
“Türkiye’de kişi başı 4 kilo zeytin düşüyor”
Zeytin üreten ülkeler arasında yıllık kişi başına ortalama 11 kilo zeytin düştüğünü belirten Beki, “Türkiye’de kişi başına 4 kilonun biraz üstü düşüyor. Mısır’da tüketilen sofralık zeytin ile aynı oranda. Cezayir’in de Gemlik gibi kaliteli zeytini var. Cezayir’de yedi kilonun üstünde yiyorlar” diyerek aradaki farka dikkat çekti.
Türkiye’de kişi başına düşen zeytini de hesaplayan Beki konuşmasına şöyle devam etti:
“Bir kilo orta boyda zeytin sayısı 190 diye okudum. 200’e yuvarlayalım. Dört kilo diyelim, kişi başına yenilen zeytin 800 adet yapıyor. Bunu 365’e böldüğümüzde günlük iki zeytin. Türkiye’de kişi başına aşağı yukarı günlük iki zeytin yeniyor. Oysa bunun ucuzu da var. Tanesini 10 kuruşa da bulabiliyorsunuz. Onun hesabını da yaptım. Yani ucuz zeytini 20’ye yuvarlayalım hatta. Oradan hesap ettiğimizde tanesi 10 kuruşa geliyor. Günlük 22 zeytin”
Beki, zeytin tüketimin az olmasının iki sebebi olabileceğini belirtti. Tüketimin az olmasının birinci nedeni olarak vatandaşın alım gücünü gösteren Beki, ikinci neden olarak ise yapılan ihracatı gösterdi.
“Bu kadar Zeytinyağı üretilen bir ülke olmamıza rağmen niye hala ayçiçek yağı tüketmek zorunda kalıyoruz?”
Oğhan da konuşmasına iktidarın söylemlerini eleştirerek başladı. Geçtiğimiz eylül ayında döviz kriziyle birlikte Türkiye’de insanların alım güçlerinde geriye doğru bir gidiş olduğunu belirten Oğhan, “İktidar sürekli olarak Batı’nın ne kadar zor durumda, Türkiye’nin aslında ne kadar iyi durumda olduğunu söylüyor ama bunun hemen peşine ‘Sabredin daha iyi olacağız’ biçiminde cümleleri var. 20 yılda milli gelir şuradan şuraya geldi derken sanki bütün dünya durmuş gibi, hiç ilerlememiş gibi. Şimdi Türkiye’de gerçekten son özellikle üç beş yılda iktidar medyasının da büyük katkısıyla birlikte bir gerçeklikten kopuş hali var. Siyaseti siyaset zemininde değerlendiremiyorsunuz. Ekonomiyi ekonomik zeminde değerlendiremiyorsunuz. Buna ilişkin itirazlarınızı dile getirdiğinizde farklı birtakım etiketlerle karşılaşmak zorunda kalıyorsunuz. Hatta bir bölümü bunların cezaevi bile olabiliyor. Ama bu iş gerçek zemininde tartışılabilse 2002 yılında Türkiye’yle eş değer olan Bulgaristan’ın bugün nerede olduğunu ve Bulgarların niye Türkiye’ye gelip alışveriş yaptıklarını değerlendirmemiz gerekir. Niye biz günde iki tane zeytin yiyoruz, bu kadar zeytin diyarı olmamıza rağmen bu kadar zeytin üretilen bir ülke olmamıza rağmen zeytinyağı üretilen bir ülke olmamıza rağmen niye hala ayçiçek yağı tüketmek zorunda kalıyoruz sorusunun yanıtını siyasetten talep etmemiz gerekiyor” dedi
“Niye onların iyi arabaya binip de Türkiye’de ikinci el pazarlarının bu kadar yükseldiğini konuşmamız çok fazla istenmiyor”
Oğhan iktidarın alım gücünün gerilemesi yerine kimliklerin konuşulmasını dayattığına dikkat çekti.
Dün İzmir’de yapılan Tarkan konserine de değinen Oğhan, “Çok görkemli bir tören hazırlanmış. Tunç Soyer’in de çok büyük başarısı olduğunu düşünüyorum. Tunç Soyer bir açılış konuşması yaptı. O konuşmada İzmir’in kurtuluşundan ve Kurtuluş Savaşı’ndan bahsederken Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı acziyeti dile getirdi. Türkiye işgal edildiğinde bir devlet vardı. İmparatorluk vardı. Onu yönetenler vardı. Bunları görmezden gelip ‘ecdadımıza hakaret etti’ diye büyük bir kampanyanın başladığını görüyoruz bugün.
Çünkü niye kalitelisini Batı’daki insanın tükettiğini sorgulamamız çok fazla istenmiyor. Niye onların iyi arabaya binip de Türkiye’de ikinci el pazarlarının bu kadar yükseldiğini konuşmamız çok fazla istenmiyor. Niye en iyi ürünün onlar tarafından tüketildiğini, kolayca gelip pazarlarda euroları bozdurup alışveriş yaptıklarını, bizim niye o imkanlara
sahip olmadığımızı tartışmamız çok fazla istenmiyor” diye konuştu.
“Avrupa’da enflasyon yüzde 8 bizde yüzde 80 bu benim kanıma dokunuyor”
Günlük iki zeytin yemenin yaşamak olmadığını vurgulayan Beki, “Hem de en ucuzundan on kuruşluk. İşte on kuruşluk zeytinden on tane yemeniz için bir lira harcayabilmeniz lazım. Günde sadece zeytine bir liralık bütçe ayırabilmeniz lazım.Zeytinin anavatanı sizin memleketinizken niye?” sorusunu yönlendirdi.
Beki yurt dışında çalışanların asgari ücret ile Türkiye’deki beş yıldızlı otellerde tatil yaptığını ama Türkiye’de asgari ücretle çalışanların beş yıldızlı otelin önünden geçemediğini söyledi.
Avrupa ülkeleri ile Türkiye’deki enflasyonu karşılaştıran Beki, “Avrupa’yı süründüren, bitiren, yokluk kuyruklarına sokan, boğaz derdine, can derdine düşüren enflasyonu yüzde sekiziken, bizde yüzde seksen’lik enflasyonun etkilerini konuşmayacak mıyız? Deniyor ki ‘onlar alışık’.
Yüzde sekiz, bizim yüzde seksenimizden daha ağır geliyor onlara. Niye? Çünkü alışık değiller. Bu benim kanıma dokunuyor. Size dokunuyor mu bilmiyorum.
Biz niye alışmak zorundayız? Yani biz aynı yaşam kalitesini, aynı yaşam standardını hak etmiyor muyuz? Kendi insanımıza layık görmüyor muyuz?” dedi
Söyleşi vatandaşların dahil olduğu soru-cevap kısmıyla sona erdi.

Gemlik’te 96 yaşındaki zeytinciye onur plaketi

Gemlik’te 96 yaşındaki zeytinciye onur plaketi

29. Uluslararası Gemlik Zeytini Festivali’nde yorgun eller de unutulmadı. 96 yaşındaki Hasan Rıza Bostanlı’ya en kıdemli zeytinci plaketi verildi.
Umurbey’de yaşayan Bostanlı’yı köyünde ziyaret eden Gemlik Belediye Başkan Yardımcısı Serhat Tezsever plaketi takdim etti. Başkan Yardımcısı Tezsever’e Gemlik Belediyesi Kültür İşleri Müdürü Bukle Erman ve Belediye Meclis Üyesi Mehtap Ünlü eşlik etti.
“Zeytin bizim velinimetimiz”
Zeytin dışında başka mahsüllerinin olmadığını söyleyen Bostanlı, “Zeytin bizim velinimetimiz. Beş yüz tane ağaç büyüttüm. Traktör yoktu. Kazma ile yapıyorduk” dedi.
Zeytinliğe gidemediğini belirten Bostanlı, “Gözlerim dumanlı görüyor. Göremiyorum zeytinleri. Özlüyorum. Ama hâlâ dikiyorum. Evimin bahçesine elime geçeni dikiyorum” diye ifade etti.
“Emekleri için minnettarız”
96 yaşındaki Hasan Rıza Bostanlı ile tanışma fırsatı bulduğu için mutlu olduğunu belirten Serhat Tezsever şunları söyledi:
“Gemlikimizde en eski, en emeği geçen çiftçimiz olan Hasan amcamızı burada ziyarete geldik. Kendisine saygılarımızı sunarak bugüne kadar verdiği emekleri için minnetlerimizi sunduk.”