DİLENCİ ZABITAYA BIÇAK ÇEKTİ















Hangisi daha kötü?
Yıllık bazda 2022 Eylül ayı tüketici enflasyonu %83.43’e yükseldi. Yıllık bazda Eylül ayı üretici enflasyonu ise %151.50 oldu.
Tabloya baktığımızda her ay üretici ve tüketici enflasyonları arasındaki makasın daha da açıldığını görüyoruz.
Bunun anlamı piyasalarda zam beklentileri devam ediyor, demektir.
Yönetimin ücretlilere ve emeklilere yılbaşında zam yapacağını açıklaması, iş dünyası ve esnaf kesimini şimdiden yeni zam hazırlığına sokmuştur.
Yönetimin ücretliye, piyasanın da mal ve hizmetlere zam yapması, enflasyonu canlı tutmaktadır.
Ekonominin canlı olduğu bir ortamda, enflasyon kolay kolay düşmez.
Yönetim sıkı para politikasını ve ekonomiyi soğutucu tedbirleri uygulamıyor.
Piyasanın canlı kalmasını amaçlıyor. Mal ve hizmet üretimlerinde, durgunluk yaşanmasını istemiyor.
Çünkü hizmetlerde aksama olacağını ve mallarda yokluk başlayacağını biliyor.
1970’li yıllardaki krizin, yeniden gündeme gelmesini istemiyor.
1970’li yıllarda yaşanan petrol krizinden sonra akaryakıt, tüp gaz ve sana yağı yokluğu çekmiştik.
Amerika ise, enflasyonu düşürmek için faizleri yükseltmeyi tercih ediyor.
Ama ekonomi soğuyunca, küçülme oluyor.
2022 yılların sonunda, Amerikan ekonomisinde %1.6 oranında, küçülme olacağı hesap ediliyor.
Yönetimin hedefi, bu aşamada faizleri sabit tutmak, olmalıdır.
Ayrıca mal ve hizmet üreten piyasalarda, yaygın ve etkin denetimler, yapılmalıdır.
Çünkü ekonomik dengeleri tutturmak için sadece ekonomik kuralları uygulamak, yetmez.
Fırsatçıları ve stokçuları, kontrol altına almak lazımdır.
Yönetim tarafından uygulanan ekonomik model, yüksek üretime ve yüksek büyüme hızına endeksli, bir ekonomik programdır.
1970’li yıllarda yaşanan, yoksulluklardan ve karaborsadan, ders alınmıştır.
—-Günün sözü—-
Bilgiye yapılan yatırım, en yüksek kârı getirir.
“Benjamin Franklin”





Çoğunluk mutsuz.
Çoğunluk kaygılı.
Çoğunluk yaşadığı hayattan hoşnutsuz.
Çoğunluk endişeli.
Çoğunluk yaşama karşı isteksiz.
Çoğunluk şikayetçi.
…
…
“Çoğunluk” kelimesini “herkes” olarak yazmak gerektiğine inansam da yine de küçük bir açık kapı bırakmak adına bu şekilde yazmayı uygun gördüm.
Son dönemde konuştuğum, görüştüğüm herkes aynı duygular içinde. Mutsuzlar, hoşnutsuzlar ve psikolojik olarak da pek çok insan dengeden çıkmış durumda.
Bu insanların pek çoğunun sahip olduklarına şükretmek ve ellerindekinin değerini bilmek yerine daha fazlasını istedikleri için mutsuz, endişeli ve hatta depresif ya da elemli olduklarını düşünmek için sebeplerim gün geçtikçe çoğalıyor. Zira depresyon illetinin içinde boğulan bu kesimin öne sürdükleri sebep ya da sebepler ekonomik veya elle tutulur sebepler olmaktan çok öte.
Kaldı ki mutsuz olduklarını söyleyen bu insanların ne maddi olarak gün veya gelecek kaygıları var ne de istedikleri birşeye ulaşamama halleri var.
Üstelik bir insanı mutsuz etmeye yetecek olan şiddet, ölüm, hastalık gibi çok haklı sebepler de yok hayatlarında.
Buna rağmen yüzleri gülmeyen insan ordusuna dönüşünce durum, bu kez yüzümü genç ve yeni nesile çevirerek onların ruh hallerini araştırmaya koyuldum.
Öyle ya, yaşamdaki tek gaileleri okumak ve eğitim süreçlerini tamamlamak olan ergenlerin hayata dair ne zahmetleri ne sıkıntıları olabilir ki düşüncesiyle varlığından haberdar olduğum gençlere de bir umutla baktım.
Bakmaz olaydım!
Onların halleri yetişkinlerden de beter!
Hayat sorumluluğunu yüklenmiş olan yetişkin bireylerin zordan ve nadiren de olsa dillerinden dökülen “Eh buna da şükür” söylemleri gençlerin bırakın dillerini, zihinlerinden bile geçmez olmuş!
Bir dokun bin ah işit!
Bir söyle on dinle!
Sanırsınız ki dünyanın bütün yükü omuzlarına yüklenmiş ve onlar da bu yükün altında kalmışlar gibi.
Hayatlarının en güzel mevsimlerinde yol alıyorken, sanki bunun tam tersiymiş gibi davranmaları kendi gençliğimdeki azmi,kararlılığı,duyarlılığı, sebat etmeyi ve azla yetinmeyi hatırlattı bana.
Şimdiki bahsini geçirdiğim insanların herşeyin fazlasına sahipken daha az mutlu olmalarını günümüz koşullarındaki yaşam tarzı seçeneklerimizin çokluğuna ve çeşitliliğine bağlıyorum.
Önceki zamanlarda insanlar yetiniyordu çünkü yetinmelerini gerektiren koşullarda yaşıyorlardı.Şimdi ise herşeyin daha fazlası istenir oldu.
Herkes dikensiz gül bahçesinde gezinmenin telaşında! O bahçenin içinde olduklarını fark edemedikleri için de sürekli mutsuz, endişeli ve hatta pek çoğu isyankar ve depresif.
Bu anlamda olan olmayan herşeyi hayata ya da kadere bağlamak da bana pek mantıklı gelmiyor.
İnsanlarımızın psikolojisine günün günden iyi gelmediği kesin.
Yine de insanın en büyük motivasyon kaynağı kendisidir diyerek her duruma karşı pozitif olmak gerektiğini düşünüyorum.
Esen kalın.





Ticaret odamızın lokomotifi olarak gördüğümüz Sanayi komitesi, aynı zamanda bağlı çalıştığı yan sanayi kuruluşları ile birlikte, ilçemizin daha da gelişmesi için bilgi, birikim ve teknolojik gelişmelere hakim olan bir kadro tarafından temsil edilmesinin gereği kaçınılmazdır. GEMLİK İÇİN DEĞİŞİM VE GELİŞİM ZAMANI diyerek çıktığımız bu yolda;
Cem Doğan, Abdullah Işık ve Hakan Canyol, Meclis Üyelerimiz ve değerli Komite üyelerimizle, seçildikten sonra öncelikli hedeflerimiz aşağıdaki ana başlıklarda olacaktır;
Yarın yapılacak seçimde, konularında uzmanlaşmış ehil kadro yapısı ile komite üyelerinin sorunlarını önceleyen mavi liste ye teveccüh göstereceğinizi bekler, saygılarımızı sunarız.



