Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası’ndan Borsaya Ziyaret







Altılı masanın ortaklarından Davutoğlu’nun, Cumhurbaşkanlığı ile bir bakanlık beklediğini açıklaması, bize eski koalisyon pazarlıklarını hatırlattı.
Geçmişteki pazarlıklarda, her liderin gönlünde bazı bakanlıklar olduğuna, tanık olmuştuk.
Rahmetli Demirel, Devlet Su İşleri kökenliydi. Yönetime gelince, baraj yapımına önem verdi.
Barajlar kralı ilan edilmişti. “GAP’ı gaptırmam” deyimi ona aitti. Köylü nüfusun yüksek olduğu dönemde, mazot ve gübre fiyatlarını sabit tutmak için uğraştı. Zarar eden gübre fabrikalarına hazine desteği sağlanıyordu.
Rahmetli Erbakan’ın tercihleri arasında, Yatırımcı bakanlık olan Sanayi ve Teknoloji bakanlığı olurdu. Maliye ve iç işleri Bakanlıkları da, Erbakan’ın vazgeçilmezleri arasındaydı.
Rahmetli Alparslan Türkeş’in, Devlet İstatistik Enstitüsüne, Türk Dil Kurumuna ve MİT teşkilatına özel ilgisi vardı.
Tansu Çiller’in gözdeleri ise ekonomik kurumlardı. Hazine müsteşarlığı, Merkez Bankası ve Kamu Bankaları, Tansu Çiller’in ilgi alanı içindeydi. CHP için Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı olmazsa olmazdı.
Deniz Baykal 30’lu yaşlarda en genç, Enerji Bakanı olmuştu. Merkez Bankası ve tüm Kamu Bankaları, iş adamı Cavit Çağlar’a bağlanmıştı.
Geçmiş Koalisyonlarda çok çetin pazarlıkların yapıldığına tanık olmuştuk. Pazarlıklar sadece bakan atamaları ile sınırlı değildir.
Üst düzey bürokrat atamalarında, yönetim kurulu üyesi seçimlerinde ve Kamu Kurumlarının paylaşımlarında, büyük pazarlıklar yapılmıştır.
Özellikle üst düzey bürokrat atmalarında, zaman zaman krizlerin yaşandığını duymuştuk. Altılı Masa iktidar olursa, bakalım neler göreceğiz.
—Günün Sözü—
Birisini eleştirmek istersek. En münasip yer, aynamızın karşısıdır.
“B. Shaw”





Bir doğrama testeresi, esas olarak, yay yüklü bir döner kol üzerine monte edilmiş ve bir metal taban tarafından desteklenen hafif bir daire testeredir. Bir kesme testeresi, çok kesin, kare kesimler elde etmek için en iyi testere olarak kabul edilir.
Bir kesme testeresinin kapasitesi, kesebileceği malzemelerin maksimum kalınlığıdır. Kapasite daha büyükse, testere daha kalın malzemeleri kesebilir. Daire testere için normal kesme kapasitesi, çoğu malzemede bıçak çapının 1/3’ü olarak kabul edilir. Genel çaplar şunlardır: 6-1/2″, 7-1/4″, 8″, 10″ ve 12″. Buna göre 12″ çapındaki tipik ağaç kesme bıçağı 4″ kesme derinliğine sahiptir.
Yine de bir testerenin o kadar derin kesme kapasitesi yoktur. Maksimum kesme derinliği yarıçaptan daha azdır. Çapının 1/3’ünden daha derin kesmez. 10 inçlik bir testere, maksimum kapasitede ve genellikle daha azında yaklaşık 3 inç derinliğinde kesim yapar. Bıçağın çapının %45’ine kadar kesmenin mümkün olduğu zamanlar vardır, ancak bu genellikle güvenlik korumalarının çıkarılmasını gerektirir ve bu iyi bir uygulama değildir. Bu, büyük dairesel bıçaklar için tipiktir.
Büyük bir bıçak daha büyük kesme derinliğine sahiptir. Daha büyük bir bıçak sadece daha derin kesmekle kalmaz, aynı zamanda daha geniş bir çevreye veya jant etrafındaki ölçüme de sahiptir. Çevre çevresinde daha uzun bir kesme uzunluğu, genel olarak daha fazla uç için yer açar. Bu nedenle daha büyük bıçakların dayanıklılığı daha uzundur. Küçük bıçakların çemberi daha az çevreler, bu da ne kadar çabuk tükendiklerini açıklar. Büyük olan, iki küçük olana eşdeğer olabilir. Ancak, büyük boyutlar mutlaka daha hızlı beslemeye izin vermez; kabalık bunu belirler.
Daire testere makinası için tıklayın.
Üreticilerin testere tasarlarken göz önünde bulundurdukları hayati faktörlerden biri de kesme kapasitesidir. Herkes, mümkün olan en kalın malzemeyi kesebilmek için mümkün olan en büyük kapasiteyi ister. Daha yüksek kapasiteli bir testere bıçağıyla çalışmak, tek seferde kesim yapmanızı sağlar. Bu nedenle testere tasarımı, özellikle güvenlik görevlisi tasarımı, mümkün olan en derin kesimi yapma fikri ile yapılır. Testerenin kapasitesini sınırlayan diğer istisna ise kesilen malzemedir.
Daire testere, günümüzde en yaygın kullanılan elektrikli aletlerden biridir. Kesim uygulamaları için uygun olan kesim kapasitesi olan ana faktör dikkate alınmalıdır.
Bu gönderiyi Instagram’da gör





Son haftalarda her yerde, her ortamda ve herkesin konuştuğu tek konu hayat pahalılığı.
Hasbelkader yapılan kısacık telefon görüşmelerinde bile ikinci cümlenin sonuna eklenen kelimeler zincirinde sohbetin ucunun yine aynı konuya gelmemesi neredeyse imkansız!
Kilosu 15 TL olan kuru soğandan tutun da yapımı hepi topu un, su ve tuzdan ibaret olan el kadar ekmeklerin İstanbul’da satış fiyatının 6 TL olması…Gelen doğalgaz faturalarının dudak uçuklatan rakamlara ulaşması, günlük hayatın içinde olmazsa olmaz olan elektrik faturalarının Everest’ in zirvesine ulaşmış rakamsal değerleri!
Dünyanın en mükemmel petrolünü kullandığımız için yine dünyanın en pahalı yakıtı ile araç depolarımızı dolduruyor olmamızdan mütevellit pek çok kişinin kontak kapatıp, araçlarını garaja çekip toplu taşımaya geçiş yapmış olmaları…
Askıda ekmek bekleyen insanlarımızın kuyruklar oluşturması…
Bir paket bulaşık makinesi deterjanının bile altın fiyatıyla yarışıyor olması!
Hele hele bir parça daha konforunu düşünerek sitelerde oturmaya cüret edenlerin ödedikleri fahiş aidat bedelleri!
(Yazarın dip notu: Şahsen en çok da buna bozuluyorum! Kardeşim, aldığınız çöp aynı çöp, verdiğiniz hizmet aynı hizmetken hangi toplumda hangi vicdana sığar 8-10 ay içinde %400 – %500 zam yapmak!
Yanlış okumadınız %40-50 ya da %100 zamdan bahsetmiyorum, düpedüz %400-%500′ lerden bahsediyorum!)
Haaa bilin diye söylüyorum; daha önce sitelerde daire bulmak neredeyse imkansızken bugün sitelerin her birinde vıcır vıcır boş daireler kiralanmayı bekliyor!
Yine daha genele dönüş yapmam gerekirse, marketlerdeki raf fiyatlarının borsadan örnek alıp neredeyse saatlik değişen fiyatları!
Su faturalarının yüksekliği sebebiyle insanların bireysel hijyenlerine bile kısıtlama getirmiş olmaları!
…
Bu liste uzar gider…
Bütün bunların toplamında benim çıkarttığım sonuç ise fırsatçı bir millet olduğumuzdur! Bunun başka bir izahı yok.
Artan değerler, amenna. Maliyetlerin artması amenna…Döviz kurlarının uzay mekiğine bile binmesine gerek kalmadan uzaya fırlaması amenna!
Doğrudur, bunların hepsi sebep, hepsi etken ama en büyük sebep fırsatçı bir millet olmamız.
Bütün bunlar olurken, yukarıda ise değişmeyen tek tablo; her zamanki gibi koltuk sevdası!
Söyleyecek başka sözüm yok.