Başsavcı Bozdağ Edirne Keşan Başsavcılığına tayin oldu


14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim sürecinde, Avrupa Birliği ve Amerika ile soğuk bir dönem yaşayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nato toplantılarında havayı yumuşattı.
Biz İsveç’in Nato üyeliğine evet diyelim. Siz de, Avrupa Birliği üyeliğimizin önünü açın diyerek diyalog başlattı.
Aslında küresel güçler Amerika ve Avrupa Birliği ile Bölgesel güç Türkiye arasında, pek çok ortak çıkar vardır.
Ayrıca hiç bir ülke,bir diğer ülke ile, her konuda uzlaşmak zorunda değildir.Önemli olan,uzlaşılan konulardaki karşılıklı çıkarlardır.
Mesela, Küresel güç Amerika, Ortadoğu Kafkasya, Doğu Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz ve Suriye deki büyük projelerini,Türkiye ile birlikte uygulamak ister.
Türkiye’nin başka ortaklıklar içerisinde görünmesinden hoşlanmaz.
Amerika’nın hedefinde Türkiye hatta Rusya’dan önce, Avrupa Birliği vardır.
Nato’nun beyin ölümü gerçekleşti, kendi ordumuzu kuralım diyen, Almanya ve Fransa vardır.
Yaptığı ticari antlaşmalarda, çin devletini güçlendiren,Almanya vardır.
Amerika; Ukrayna savaşında Rusya’yı kışkırtmıştır.
Rusya’nın tüm dünyada işgalci olarak tanınmasını sağlamış,yaygın ambargo uygulanmasını koordine etmiştir.
Ama Rusya’nın enerji patronu olmasında,önünü açmıştır.
Bu arada, savaşı uzatarak ve yaygınlaştırmaya çalışarak, enerji fakiri Almanya’yı göç tehtidi altında bırakmayı amaçlamıştır.
Küresel dünyada,kimin kiminle dost veya düşman olduğunu büyük fotoğrafa bakmazsak anlayamayız.
Bu bakımdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politika da ve ekonomik alanda bir anda eksen değiştirmesini doğru buluyoruz.
Günün Sözü;
Başa kakılan bir iyilik,
Daima hakaret yerini tutar.
‘Racime’























Son 70 yıllık siyasi çizelgesine baktığımızda, Atatürk’ün kurduğu (CHP)’de, köklü bir değişim projesine rastlamadık.
Dönem dönem (CHP) yönetiminde, konjonktörel değişmeler olmuştur.
Ama partinin yapısı vbe hedefi ile ilgili, radikal bir projeye rastlanmamıştır.
Bir dönem hassas laiklik vitrine çıkarılmış, ama Anadolu seçmeni, partiden soğutulmuştur.
Bir dönem asker bürokrasi ile yakınlaşılmış ama Anadolu seçmeni ürkütülmüştür.
CHP bir dönem, asker ve yargı bürokrasisi ile gereğinden fazla yakınlaşmıştır.
(CHP)’li Nihat Erim, 1971 darbesi sonrası kurulan, ara rejim hükümetine, Başbakan olarak atanmıştır.
“Gerektiğinde, demokrasinin üstüne ipek şal örteriz” diyen Nihat Erim, hepimizi şaşırtmıştır.
Adı halk partisi olan (CHP), Anadolu mseçmenini, bir türlü yanına alamamıştır.
Yıllardır içindeki farklı hizipler yüzünden yorulmuştur.
Şimdi de parti içinde oluşan, değişimciler ile gelenekçilerin mücadelesini seyrediyoruz.
Değişimciler içerisinde, İmamoğlu, Engin Altay, Bülent Tezcan ve Tanju Özcan isimlerini duyuyoruz.
Gelenekçiler içerisinde ise, Kılıçdaroğlu, Oğuz Kaan Salıcı, Canan Kaftancıoğlu, Gürsel Tekin, Murat Karayalçın ve Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen isimlerini okuyoruz.
Bize göre, her iki listede yer alan isimlerin neredeyse tamamı, yıllardır gelenekçi çizgide takılıp kalmıştır.
Bu isimlerden, radikal bir değişim beklemek, imkansızdır.
CHP yönetimi, Anadolu seçmenine ve kırsal kesime yönelmelidir.
Bağımsızlık ve ülke güvenliği politiklarını ve söylemlerini, yeniden gözden geçirmelidir.
Günün Sözü:
Kendinizi yönetirken kafanızı.
Başkalarını yönetirken kalbinizi kullanın.
“Busy”




