Gemlik Haber

ADLİYE LOJMANLARI ONAY ALDI

ADLİYE LOJMANLARI ONAY ALDI

Gemlik Adliyesi Lojmanları ile alakalı uzun süredir devam eden süreç sonuçlandı. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Hilal Bozdağ’ın girişimleri, önceki dönem Ak Parti Bursa Milletvekili Zafer Işık’ın destekleri ile sonuca ulaşılan lojman sorunu çözüldü.
GEMLİK’E HAYIRLI OLSUN
24 daire yapılması planlanan lojmanda, her daire net 125 metrekare olacak. Görevinin son günlerinde lojman sorununu çözmenin mutluluğunu taşıdığını ifade eden Bozdağ, ‘’Lojmanın onay sürecinde bizlere destek veren önceki dönem Milletvekilimiz Zafer Işık’a, önceki dönem Adalet Bakan Yardımcımız Zekeriya Birkan’a ve emeği geçenlere teşekkür ederiz. Göreve başladığımız günden bu yana üzerinde çalıştığımız bir projeyi tamamlamanın mutluluğunu taşıyoruz. Gemlik’te görev yapan ve yapacak olan meslektaşlarımıza ve Gemlik’e hayırlı olsun’’ dedi.
Bir 2 kişi ve yazı görseli olabilir

Bursa sahillerine ‘kaliteli su’ ölçümü

Bursa sahillerine ‘kaliteli su’ ölçümü

Bursa’da Mudanya, Karacabey ve Gemlik ilçelerinin Marmara Denizi’ne olan kıyıları ile İznik Gölü kıyısındaki plaj ve kamplarda yapılan temmuz ayı birinci tur ölçümlerinde 24 plajın sonuçları açıklandı.
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan Gemlik’te 8, Mudanya’da 9 ve Karacabey’de 3, İznik Gölü kıyısında ise 4 olmak üzere 24 kamp ve plajda tespitler yapıldı. 100 mililitrede bulunan bakteri sayısının “kılavuz değerler” olarak dikkate alındığı ölçümlerde, parametreler 12 plajda değerlerin altında, 11 plajda kılavuz değerle zorunlu değer aralığında, 1 plajda ise zorunlu değerin üzerinde olduğu tespit edildi.
Toplam sonuçlar kılavuz değerlerin altındaysa “iyi kalitede su (girilebilir)”, kılavuz değerle zorunlu değer arasındaysa “orta kalitede su (girilebilir)”, zorunlu değerlerin üzerindeyse “kötü kalitede su (girilemez)” değerlendirmesinin gerçekleştirildiği ölçümlerde “iyi kalitede su” olduğu tespitlerine yer verildi.
Bursa’nın “iyi, orta ve kötü kalite” deniz suyuna sahip sahil ve plajlar şöyle:
Gemlik: Narlı Halk Plajı, Büyükkumla Halk Plajı, Hasanağa Kadınlar Plajı, Gemsaz Halk Plajı, B.B.B Kurşunlu Kadınlar Plajı ‘iyi kalite su’ olarak tespit edilirken Karacaali Gençlik Kampı, B.B.B. Küçükkumla Halk Plajı, B.B.B. Kumsaz Halk Plajı ‘orta kalite su’.
Mudanya: Zeytinbağı Halk Plajı, B.B.B. Eğerce, B.B.B. Mesudiye Halk Plajı ‘iyi kalite su’ olarak tespit edilirken, Altıntaş Halk Plajı, Burgaz Halk Plajı, Coşkunöz Halk Plajı, Kumyaka Halk Plajı, B.B.B. Eşkel Halk plajlarında, Burgaz Altınkum Halk Plajında ise ‘kötü kalite su’
Karacabey: Malkara Halk Plajı, Yeniköy Halk Plajı, Kurşunlu Halk Plajlarında ‘iyi kalite su’
İznik Gölü: Göllüce Halk Plajı ‘iyi kalite su’ olarak tespit edilirken, İnciraltı Mevki Halk Plajı, Darka Tatil Köyü, Orhangazi Halk Plajında ise ‘orta kalite su’.

Değişimi isteyen de Korkan da Biziz

Değişimi isteyen de Korkan da Biziz

Değişim konusunda,ünlü düşünür Shibli’ye sormuşlar.

“Sana değişim yolunu kim gösterdi ‘demişler.

O da,’bir köpek’ demiş.

Nehrin kenarında,susuzluk’ tan ölmek üzere olan, bir köpek gördüm.

Köpek her suya baktığında,yansıyan görüntüyü bir başka köpek zannediyordu  ve korkarak  geri  çekiliyordu.

Sonunda daha fazla tahammül edemedi, korkusunu unutarak suya daldı.

Dalmasıyla birlikte, sudaki yansımada kayboldu.Köpek aradığı şeyle kendi arasındaki engelin ‘kendisi olduğunu’ anlamıştı.

Aslında,toplum hayatında da, siyasi arenada da durum böyledir.

Değişimi arayan insanın karşısına çıkan engel, yine bir başka insandır.

Dikkat edersek,değişim lafları çıktığı dönemlerde,yaşanan ilk duygu korkudur.

(CHP) de yaşandığı gibi,koltuk korkusudur.

Koruma zırhını, kaybetme korkusudur.

Yıllardır aynı safta görünen insanlar,çaptan düştüklerinde değişimden medet umarlar.İstedikleri  yapısal bir değişim değildir.

Partinin yönetim kadrolarında yapılan değişiklikleri, değişim gibi görürler.

Takımları,rakip takıma yenilmiştir.

Yenilen takımda,tepeden tırnağa küklü bir değişim yapmazlar.

Takımın önemli bir bölümünü değiştirirler.

Kendilerinin de değişmesi gerektiğini,bir türlü fark edemezler.

Aslında şu anda, (CHP) de değişim isteyenlerde ve gelenekçilerde, gerçek anlamda bir değişim yapamazlar.

(CHP)’nin, Anadolu insanını ve ‘Milliyetçi okunu’ hatırlaması şarttır.

 

Günün Sözü;

Eğer yürüdüğünüz yolda,bir engel yoksa

O yol sizi hiç bir yere götürmez.

‘B.Show’

GEMLİK FİLM FESTİVALİ’NDE ÖDÜL GECESİ

GEMLİK FİLM FESTİVALİ’NDE ÖDÜL GECESİ

Yeşilçam’ın usta oyuncusu Ediz Hun’a ‘’Eşref Kolçak Onur Ödülü’’ takdim edilirken, Meral Çetinkaya, Cihat Tamer, Ahmet Mekin ve Celile Toyon’a ‘’Sinemaya Emek Ödülleri’’ verildi. Törende, festival kapsamında düzenlenen Kısa Film Yarışması’nın kazananları da açıklandı.

Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan öncülüğünde Eşref Kolçak anısına ikincisi düzenlenen Gemlik Film Festivali’nin son gününde, ödüller sahiplerini buldu. Zeytindalı Meydanı’nda düzenlenen törenin sunuculuğunu Yetkin Dikinciler üstlendi.
Ediz Hun ‘’Eşref Kolçak Onur Ödülü’’nü Mehmet Uğur Sertaslan ve Hale Soygazi’nin elinden aldı. Hun, ‘’ Eşref Kolçak, hem iyi bir dost hem büyük bir aktördü. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Bu benim aldığım en anlamlı ödül’’ dedi. Soygazi ise ‘’ Sinemaya ilk girdiğimde Ediz’le karşılaştım, o yüzden bu ödülü ona vermek çok gurur verici.’’ dedi.
Mehmet Uğur Sertaslan festivalle ilgili konuşmasında ‘’Sanatçıların kıymetini yaşarken bilmek gerekir. Sanat bizleri bir araya getiriyor. Duygularımızı en güzel şekilde, çeşitli yollarla anlatmamızı sağlıyor. Bunların başında da sinema geliyor. Ben Ediz Hun başta olmak üzere, bu gün burada olan değerli sinemacılarımızın filmlerini izleyerek büyüdüm. Onların bizlere verdikleri dostluk, sevgi, dayanışma gibi mesajları hayatımın her anında ön planda tutmaya gayret ediyorum. Gemlik’te bu kadar değerli insanları ağırladığımız ve onlarla bir arada olduğum için çok mutluyum.” dedi.
Meral Çetinkaya ödülünü Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ve Erkan Can’ın elinden alırken, Cihat Tamer’e ödülünü ise Mehmet Uğur Sertaslan ve jüri üyesi, yaratıcı yapımcı Yiğit Güralp takdim etti. Sağlık sorunlarından dolayı törene katılamayan Ahmet Mekin, gönderdiği video ile Gemliklilere ve festival ekibine teşekkürlerini iletti. Mekin’in ödülünü Erkan Can teslim aldı. Törene katılamayan bir diğer isim Celile Toyon’un ödülünü ise oyuncu Bahtiyar Engin aldı.
Meral Çetinkaya duygularını ‘Sinema tutkudur. Gerçekten öyle… Başkanı ve festival ekibini kutluyorum. Cumhuriyetin 100. Yılında inşallah festival çok güzel günler yaşayacak.’’ diyerek açıkladı.
Cihat Tamer ‘’Gerçekten çok güzel bir festival. Her sene bu festivale gelmek isterim. 1960’ta Bakırköy Halkevi’nde başlayan serüven bugünlere geldi. Sağlığım elverdiği sürece devam edecek çünkü daha çok söyleyeceğim sözler var. Nazım’ın söylediği gibi giderayak bitirilecek işlerim var. Bu ödülü de tüm sanat emekçileri için alıyorum.’’ dedi.
Gecede, festival kapsamında düzenlenen Kısa Film Yarışması’nın birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülleri, Mansiyon Ödülü, Jüri Özel Ödülü ve Ön Jüri Özel Ödülü de sahiplerini buldu. Kazananlara ödüller, jüri üyeleri tarafından takdim edildi.
Yarışmanın birincisi ‘’Babamın Öldüğü Gün’’ filmi oldu. Kurgu Yönetmeni Kasım Ördek ödülünü, jüri başkanı Hale Soygazi’nin elinden aldı.
Yarışmanın ikincisi Özgür Can Uzunyaşa yönetmenliğindeki ‘’Cehennem Boş Tüm Şeytanlar Burada’’ filmi oldu. Genç yönetmen ödülünü jüri üyesi Ezel Akay’ın elinden aldı.
Yarışmanın üçüncüsü Orkun Göntem yönetmenliğindeki ‘’Babamın Deniz Yatağı’’ filmi oldu. Filmin oyuncusu Elif Göntem ödülünü, jüri üyesi Güven Kıraç’tan aldı.
Mansiyon Ödülü’nün sahibi ‘’Nevnişan/Adres filmiyle Aram Dildar oldu. Dildar ödülünü, jüri üyesi Eyüp Boz’un elinden aldı.
Bu sene ilk kez verilen Jüri Özel Ödülü’nün sahibi, ‘’Birlikte, Yalnız’’ filmiyle Kasım Ördek oldu. Genç yönetmen ödülünü jüri üyesi Yiğit Güralp’in elinden aldı. Ön Jüri Ön Jüri Özel Ödülü ise ‘’İntihar Bekçisi’’ filminin oldu. Ödülü sanat yönetmeni Sıla Kelemen ön jüri üyesi Ceren Şahan’ın elinden aldı.
Ödül töreni ardından Melek Büyükçınar konseri gerçekleşti. Büyükçınar şarkılarıyla katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.

GEMLİK’te SAĞLIK ÇALIŞANLARINDAN ORTAK AÇIKLAMA…

GEMLİK’te SAĞLIK ÇALIŞANLARINDAN ORTAK AÇIKLAMA…

BASIN VE KAMOYUNA SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI İSYANDAYIZ
Dün hastanemizde, artık tüm ülkede sıradanlaşan ama bizim asla kanıksayamayacağımız, sonuçları çok daha vahim olabilecek, sağlık sistemimizin vahametini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bir olay yaşandı.
112 tarafından arrest olarak getirilen bir hastanın yakınları, hastaya müdahale sırasında CPR odasına girmeye çalışmış, canla başla hastayı hayata döndürmeye çalışan sağlık ekibimize tehditler savurmuş olup, arkadaşlarımızın bir kısmı hasta yakınları tarafından darp edilmiş, bir hasta yakını tabancası ile rastgele ateş açmıştır.
Sağlık kurumları artık çalışanlar açısından verimli, huzurlu, güvenli ortam olmaktan çıktı. Yoğun iş yükü altında ezildiğimiz, her an şiddete maruz kaldığımız, can güvenliğimizin bulunmadığı, sağlıksız yerler haline geldi. Sağlık ortamının getirildiği bu nokta bizleri mesleğimize yabancılaştırmış ve uzaklaştırmıştır. Performans kaygısı bir yandan, liyakatsiz yöneticilerin uyguladıkları mobbing öte yandan, yap-boza çevirdikleri ulaşılamaz, niteliksiz, ücretli hale getirdikleri sağlık sistemindeki tüm sorunları muhatabı olarak sağlık emekçilerini gören, şiddet uygulamayı hak arama zanneden, hasta ve hasta yakınlarının şiddetine maruz kalan biz sağlık emekçileri;

!!! TÜKENİYORUZ !!!
Yeter artık, tehdit edilmek şiddete maruz kalmak ve ölmek istemiyoruz. Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Bu vahşet son bulmak zorunda!
Tüm sağlık emekçileri tükenmiştir. Her ay yurtdışına giden sağlık emekçisi sayısı yüzleri aşıyor, genç hekimler ve hatta artık uzman – yandal uzman hekimler de yurtdışı kapısında. Yabancı dil kursları yurtdışına gitmek isteyen genç hekimler başta olmak üzere sağlık emekçileri ile dolup taşıyor.
Sevgili Gemlik halkı, Sevgili Bursa halkı, ve ülkemin tüm insanları.
Bu sağlık sisteminin aksaklıklarının sorumlusu sağlık emekçileri, yani bizler değiliz. İstediğiniz bölüme zamanında randevu bulamamanızın sorumlusu biz değiliz.
Günlük 250 hasta bile bakmaya müsait olmayan acil servisimizde 1000 civarı hasta bakmak zorunda bırakılıp, buna rağmen gerekli özen gösteremememizin sorumlusu biz değiliz.
Yer olmadığı, ilgili doktor, malzeme, ünite olmadığı için sevk edilmenizin sorumlusu biz değiliz. Son birkaç ay içinde 20’nin üzerinde doktor ayrıldığı, sevk zinciri oluşturulamadığı için birinci basamak ve poliklinik hizmetlerinin sıkıntısından dolayı artan acil yoğunluğu nedeniyle acil servislerde bekletilmenizin sorumlusu bizler değiliz.
Sevginiz, alkışlarınız sizin olsun. Sağlık kurumlarımızda bizlere saygı duymak zorundasınız. Sağlık sorununuzun çözülmediği ve beklediğiniz hizmetin olmadığını düşünüyorsanız ve sorunun ısrarla sistemden kaynaklanmadığını algılayamadıysanız bile; bize fiziki, sözel veya psikolojik şiddet uygulayamazsınız.
Sayın sağlık bakanı, sağlık bakanlığı bürokratları ve diğer tüm sağlık yöneticileri !!!
Bizi hasta ve hasta yakınları ile karşı karşıya getirmeyin. Şiddeti
körükleyen açıklamalarınızdan ve
Politikalarınızdan vazgeçin. Biz kimsenin efendisi de değiliz, hizmetkârı da değiliz.
Biz sadece işimizi etik ilkelere bağlı bir şekilde yapmaya çalışan; VİCDANLI. Pandemide tüm dünyaya gösterdiğimiz gibi; FEDAKÂR.
İşimizde SAYGIYI HAK EDEN emekçileriz.
Sayın yöneticiler, şuan ilgilendiğiniz hiçbir işiniz, bizim can güvenliğimizden ve sağlığımızdan önemli değil. Biz yoksak, biz sağlıklı değilsek, sizin tüm sistemleriniz çökmeye mahkûmdur. Son birkaç ayda 20’nin üzerinde hekimin ayrılma nedenini dahi sorgularsanız; sistemin tüm çarpıklıklarını zaten göreceksiniz.

2. GEMLİK FİLM FESTİVALİ’NİN AÇILIŞINI CEZMİ BASKIN VE GONCA VUSLATERİ YAPTI

2. GEMLİK FİLM FESTİVALİ’NİN AÇILIŞINI CEZMİ BASKIN VE GONCA VUSLATERİ YAPTI

CEZMİ BASKIN: KÜÇÜK ROLLER UFUK AÇAR, BAŞROL KADAR ÖNEMLİDİR
GONCA VUSLATERİ: MERAL OKAY KARİYERİMİN BAŞLANGICIDIR
Gemlik Belediyesi tarafından, Eşref Kolçak anısına bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Gemlik Film Festivali büyük coşkuyla başladı. Zeytindalı Meydanı’nda festival boyunca ziyaretçilere açık olacak ‘’Cumhuriyet’in 100. Yılında Sinema Teknolojileri Sergisi’’nin açılışına; Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, jüri üyeleri Ezel Akay, Güven Kıraç, Eyüp Boz, Yiğit Güralp, festival konukları Burcu Kara, Serdar Akar, Erkan Can, Gonca Vuslateri ve Cezmi Baskın, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Gemlik Kaymakamı Hasan Göç katıldı. Açılışı yapan Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ‘’Eşref Kolçak anısına düzenlediğimiz 2.Gemlik Film Festivalimiz hepimize hayırlı olsun. “Cumhuriyetin 100. Yılında Sinema Teknolojileri Sergisi” dört gün boyunca açık olacak. Festivalde emeği geçen ekip arkadaşlarıma, tüm emekçilere, katkı sunan ve destek veren tüm sanatçılara teşekkür ederim. Üstüne ekleyerek festivalimizi geleneksel hale getirmek istiyoruz. Gemlik halkına festivale sahip çıktıkları için ayrıca teşekkür ediyorum.’’ dedi.

İlk gün programı, Zeytindalı Meydanı’nda gerçekleşen‘’Beynelmilel’’ filminin gösterimiyle devam etti. Film sonrası, Cezmi Baskın ve Gonca Vuslateri’ye, Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ve oyuncu Burcu Kara tarafından ‘’Sevgi Ödülü’’ ve Gemlik’in simgelerinden zeytin fidesi takdim edildi.
Sertaslan, ‘’Ömrünü sanat uğruna tüketen sanatçılarımıza sevgi ödülü vermek istedik. Sevgiden bahsedebiliyor olmak kıymetli.’’ dedi. Gemlikli olan oyuncu Burcu Kara ise ‘’Bir Gemlikli olarak burada olmak çok güzel. Böyle sanata düşkün bir yerde olmaktan çok mutluyum.’’ dedi.
Cezmi Baskın ve Gonca Vuslateri, ödül töreni sonrası, Başak Koç moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide Gemliklilerle buluştu. Etkinlik alanını dolduran yüzlerce katılımcının oluşturduğu kalabalık, Baskın ve Vuslateri’ye büyük ilgi gösterdi.
Cezmi Baskın ‘’Sevgisiz bir dünyada yaşadığımız kesin. Bizim avantajımız sevdiğimiz işi, sevdiğimiz insanlarla, sevdiğimiz biçimde yapmak. O yüzden bu sevgi benim açımdan sonsuza kadar sürecek. Biz hayatımızda yüzlerce rol oynadık ve hepsi bizim için baş tacı karakterlerdi ama bunların üzerimize yapışması bizi çok hırpalıyor.’’ dedi. Dijitalleşme ile ilgili görüşlerini de paylaşan Baskın, ‘’Dijitalleşme denen bir hikayenin içindeyiz. Sanatımızı ne kadar etkiledi ya da etkilemedi hala tartışıyoruz. İnsan ilişkileri, insanlara ulaşma konusunda faydaları oldu. Sosyal medya gibi… Ama bu arada insanların telefonlarıyla olan aşklarına engel olamadı.’’ dedi.
‘’Beynelmilel’’ filminin kendisi için öneminden de söz eden Baskın, ‘’Beynelminel’’ filmi, şimdiye kadar oynadığım filmler arasında benim için birinci sırada. Benim için prestij filmidir. O dönemin filmleri daha acılı kanlı, sertli filmlerdi ama bu filmin özelliği; yumuşak ve zekice kurgulanmış bir müzik ve senaryo içermesiydi. Böyle filmler insanı düşünmeye sevk ediyor. Hindistan’da ödül aldı. Demek ki onlara da dokundu.’’ dedi.
Oyunculukta herkesin bir metodu olduğunu belirten sanatçı ‘’Ben gözlemciliği, insanların içine bakmayı, düşüncelerini tahmin etmeyi seviyorum. Bütün herkes benim laboratuvarımda. Kalbimde ve heybemde insan biriktiriyorum, duygu biriktiriyorum. Sonra bu duyguları yan yana sıraladığımda, rol dediğimiz büyük sınav başarılıyor.’’ dedi.
Her rolün kendisi için önemli olduğunu belirten sanatçı ‘’Hayat o kadar büyük bir mozaik ki hangi birini seçeyim. Her rol benim için önemlidir. Ben küçük rolleri de kabul ediyorum. Küçücük roller ufuklar açar.’’ dedi. Baskın kısa filmlerin önemine vurgu yaparak ‘’Kısa filmler sinemanın şiiridir. Kısa film 5 dakikada bir roman kadar etkilidir. Küçük roller de iyi oynanır ve iyi tahlil edilirse bence başrol kadar önemlidir.’’ dedi.
Gonca Vuslateri ‘’Meral Okay kariyerimin başlangıcının, başlangıcıdır benim için. Arkadaşımdan numarasını çalıp cesaretimi toplayıp aramıştım. Meral Hanım’ın odasından içeri girdim ve ellerimi yiyordum. Bana baktı ve ‘’Ellerini yeme ve şu saçına başına düzen ver.’’ dedi. Bir daha kontağımız kesilmedi. Bana istediğim an ona ulaşma imkanı verdi, ben de onu suistimal etmedim. Normalde bu tür cesarette bulunamam ama bununla gurur duyuyorum.’’ dedi.
Vuslateri, Yalan Dünya dizisinde canlandırdığı karakterlerle ilgili ise ‘’Eylem karakteri çok sevildi, Vasfiye Teyze ile ünlü oldum. Her yere sızdı, her kapıdan içeri girdi ve her girdiği evde tanıdık buldu kendine.’’ dedi.
Vuslateri, oyunculuk eğitiminin öneminden söz ederken duygularını ‘’Oyunculuğa her zaman naif ve duygusal bir yerden bakamadım. Asker çocuğuyum aynı eğitimin farklı katı versiyonunu konservatuvarda gördüm. Çok terledim, çok ustadan fırça yedim ama çok da değdi. Her meslek böyledir usta çırak ilişkisi vardır. Kafama vura vura yetiştiren hocalarım, şimdi kafama vura vura beni düştüğüm yerden kaldırır haldeler. O eğitilmem içindir bilirim.’’ diyerek ifade etti.
İlk gün programı Türk Halk Müziği’nin değerli isimlerinden Hüseyin Turan’ın konseriyle sona erdi. Bu festival ‘’Türkiye’nin yüz akı festivallerinden birisi.’’ diyen Turan’ın şarkılarına, meydanı dolduran binlerce Gemlikli hep bir ağızdan eşlik etti.
Birbirinden özel konukların katılımıyla devam edecek festivalde; Türk Sineması’ndan seçkin film gösterimleri, sergiler, konserler ve söyleşiler yer alacak.

Dökme ve varil zeytinyağı ihracatına fon kesintisi

Dökme ve varil zeytinyağı ihracatına fon kesintisi

-Marmarabirlik Başkanı ASA: Fon kesintisi uygulaması doğru

-Asa, “Fon kesintisi ambalajlı zeytinyağı satışını teşvik edecektir”

Dökme ve varil zeytinyağı ihracatına fon kesintisi uygulamaya alındı. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, söz konusu kararı hem tüketicinin korunması hem de sektörün geleceği açısından doğru olduğunu söyledi. Asa, “Ülkemizde ambalajlı zeytinyağı satışı ile az miktarda döviz girdisi sağlanmaktadır. Bu karar sektörün ambalajlı zeytinyağı satışını teşvik edecektir” dedi.

Resmi Gazete’nin yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’na göre Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) hakkında kararda değişikliğe gidildi. Buna göre dökme ve varil zeytinyağı, DFİF kapsamında ihracatında kesintisi yapılacak mallar listesine eklendi. Yayınlandığı tarih itibariyle yürürlüğe giren kararla dökme ve varil zeytinyağı ihracatında kilogram başına 20 cent DFİF kesintisi yapılacak.

AVRUPA’DA REKOLTE DÜŞÜK

Konuyla ilgili Lider Bursa’ya açıklama yapan Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, “Fon uygulamasını doğru buluyorum. Geçtiğimiz yıl İspanya ve Avrupa ülkelerinde kuraklık nedeniyle  büyük bir rekolte kaybı yaşanmıştı. Bu sene de rekolte kaybı yaşanacağına yönelik bilgiler gelmekte. Dolayısıyla dökme zeytinyağı temini açısından Türkiye büyük bir tedarikçi olarak görülüyor. Türkiye’de stoklarda bulunan zeytinyağını İspanya, İtalya gibi birçok Avrupa ülkesi varil bazında dökme olarak almaktalar. Devlet buna küçük bir önlem amacıyla fon uygulamasını başlattı. Bunu doğru buluyorum. Markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatının üreticiye ve ülke ekonomisine katkısı dökme zeytinyağı ihracatına göre çok daha fazladır ” dedi.

Dökme zeytinyağı litre fiyatının 80-90 liradan 160-170 lira seviyesine çıktığını hatırlatan Başkan Asa sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu rakamlar, tüketici bazlı değerlendirildiği rafta ambalajlı zeytinyağı litre fiyatının 200-250 lira arasında olacaktır. Yıllardır Türkiye’de zeytinyağı tüketiminin artırılması için büyük uğraş verildi. Bugün kişi başına 3 litreye yakın bir tüketim varken, oluşan bu fiyatlarla tüketimin azalacağının da hesabını yapmak gerekir. Bu dönemde zeytinyağı fiyatının yukarı yönlü hareketi üreticiye değil, aracıya kazanç sağlayacaktır.”

İHRACATIN ÇOĞU DÖKME

Türkiye’nin Kasım 2022’den bu yana 135 bin ton zeytinyağı ihracatı gerçekleştirdiği belirten Asa, “Bunun yaklaşık 22 bin tonu ambalajlı, kalan 113 bin tonu ise dökme olarak satılmıştır. Marmarabirlik olarak bu konu ile ilgili fikrimiz çok net; Eğer tüketiciyi ve sektörün geleceğini düşünüyorsak, zeytinyağı üretimi ve tüketimini artırmak istiyorsak, dökme zeytinyağı ihracatından çok, ambalajlı zeytinyağı ihracatını teşvik etmeliyiz. Markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatı, Türk Malı Zeytinyağı ürünlerinin dünya çapında bilinirliğini artırmasına ve ülkemizin tanıtılmasına da büyük katkı sağlayacaktır. Ayrıca ambalajlı zeytinyağı üretimi ve ihracatı, şişesinden, tenekesine, kapağından, etiketine kadar farklı sektörlerin de kazanmasına, büyümesine öncülük edecektir” dedi.

REKOLTEDE KAYIP VAR

İç pazarda zeytinyağı fiyatlarının artmasının tüketiciyi farklı yağlara yönlendireceğini ifade eden Başkan Hidamet Asa, “Yıllardır zeytinyağı tüketimini artırmak için verilen  emek boşa gidebilir. Şu an çok erken olsa da rekolte açısından geçtiğimiz yıla göre yüzde 30-40 civarında kayıp olacağı bilgileri gelmektedir. Özellikle sofralık zeytinde Marmarabirlik’in kooperatif bölgeleri faaliyet alanında bu kayıp görünüyor” açıklamasında bulundu.

ÜRETİCİNİN KAZANACAĞI YIL OLMALI

Bugün dökme zeytinyağı fiyatlarının 160-170 TL’leri bulduğunu belirten Asa, “ Şu dönemde aracı kazanıyor. Hasat dönemi geldiğinde aracıların üreticiden aynı fiyatlarla almasını arzu ediyoruz. Hasat dönemine az kaldı, hep birlikte göreceğiz. Bazı çevrelerce zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin çok yüksek  olacağı yönünde açıklamalar yapıldığını görüyoruz. Bu açıklamalara katılmıyoruz. Hem sofralık zeytinde hem de zeytinyağında rekolte kaybı yaşanacağını öngörüyoruz. Marmarabirlik olarak ortaklarımızı koruyup kollayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bu yıl zeytin üreticisi ortaklarımızın  kazanacağı bir yıl olacak” diyerek sözlerini tamamladı.

İHRACAT ARTTI

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatı, bu yılın ilk 6 ayında geçen yılın ilk yarısına kıyasla yüzde 190 oranında arttı ve 560 milyon dolar seviyelerine yükseldi. Türkiye, 2022’nin 12 ayında toplam 495,8 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapmıştı. Zeytin ve zeytinyağında rekabet içinde olduğu İspanya’ya Türkiye bu 6 aylık toplamda 204 milyon dolarlık ihracat yaptı. Geçen yıl aynı dönemdeki dış satım 7,5 milyon dolar seviyesindeydi.

Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!

Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!

Amerika’da ilk kez 1942 yılında tanımlanan hastalık nedeniyle birçok  prematüre bebek kör olmuş. 80’li yılların sonunda ise özellikle gelişmiş ülkelerde çok erken doğan bebeklerin yaşatılması ile ROP salgınları görülmüş. Aslında bir halk sağlığı sorunu olan; zamanından önce doğmuş bebeklerde görülen ve müdahale edilmediğinde körlüğe neden olabilen Prematüre Retinopatisi’nden bahsedelim.

Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!Amerika’da ilk kez 1942 yılında tanımlanan hastalık nedeniyle birçok  prematüre bebek kör olmuş. 80’li yılların sonunda ise özellikle gelişmiş ülkelerde çok erken doğan bebeklerin yaşatılması ile ROP salgınları görülmüş. Aslında bir halk sağlığı sorunu olan; zamanından önce doğmuş bebeklerde görülen ve müdahale edilmediğinde körlüğe neden olabilen Prematüre Retinopatisi’nden bahsedelim.  

Gelişmiş ülkelerde çocukluk çağının en önemli körlük nedeni olan ve prematüre doğan bebeklerde görülen göz hastalığıdır. Miadında doğan ve miadında doğup sarılık nedeniyle fototerapi alan bebeklerde oluşmaz. Doğum ağırlığı 1500 gr altında ve 32 haftadan küçük doğan tüm bebekler risk altındadır. Özellikle genel durumu bozuk ve yoğun bakımda oksijen tedavisi alan bebekler daha fazla riske sahiptir. Birlikte beyin kanaması, akciğer hastalığı ve sepsis geçiren bebeklerde risk daha da artar. Gözümüzün en içerisinde bulunan ve görmemizi sağlayan ağ tabaka (retina) damarlarının gelişimi anne karnında doğuma yakın hatta doğumdan sonra 1. ayda tamamlanır. Erken doğmuş, damarsal gelişimi ve olgunlaşmasını tamamlayamamış özellikle yoğun bakım ve oksijen tedavisi alan prematürelerde, bu yüksek oksijen oranı, damar gelişimini uyaran maddeyi (VEGF) aniden azaltır. Damarlar VEGF azalmasına bağlı olarak büzülür ve retina tabakasının beslenmesi bozulur. Bu kez besinsiz kalan damar bölgesinde VEGF aşırı miktarda artar. Bu durum anormal damarlanma ve doku artışına neden olur. Anormal damar ve dokular göz içinde kanamalara ve retina tabakasında ayrışmaya (Dekolman) yol açar. ROP hastalığında görme kaybının nedeni olan ayrışma, bebek yaklaşık 10 haftalıkken oluşur. ROP hastalığı beş evreden oluşur. Evre 1 ve 2’de çok önemli bir risk yoktur. Evre 3 en kritik ve tedavinin yapılması gereken en ideal evredir. Evre 4’te retina tabakasında yırtık başlar. Son dönemde (Evre 5) retina tabakası tamamen yırtılmış ve ayrışmıştır.

ROP hastalığı görülen bebekler ileride herhangi bir göz problemi yaşayabilirler mi?

ROP hastalığı % 80 kendiliğinden geriler. Hastaların %20’sinde tedavi ve takip gerekir. Özellikle Evre 3 hastalar tedavi için çok uygundur. Bu evre geçirilirse hastalık ilerler ve körlükle sonuçlanabilir. Özellikle yüksek riskli bebeklerde uygun takip ve tedavi yapılmazsa görme kaybı çok yüksektir. Rop hastalığı gerilese bile bu hastalarda göz tembelliği, miyop–astigmat gibi göz kusurları, şaşılık ve göz tansiyonu (glokom hastalığı) normal kişilerden çok daha fazla görülür. İleri yaşlarda bile göz yırtıkları oluşabilir. Bu nedenle hastaların hayatının ileri aşamalarında da düzenli göz muayenesi olması şarttır.
Bebeğiniz prematüre ise rop muayenesini mutlaka yaptırın!

Gelişmiş ülkelerde çocukluk çağının en önemli körlük nedeni olan ve prematüre doğan bebeklerde görülen göz hastalığıdır. Miadında doğan ve miadında doğup sarılık nedeniyle fototerapi alan bebeklerde oluşmaz. Doğum ağırlığı 1500 gr altında ve 32 haftadan küçük doğan tüm bebekler risk altındadır. Özellikle genel durumu bozuk ve yoğun bakımda oksijen tedavisi alan bebekler daha fazla riske sahiptir. Birlikte beyin kanaması, akciğer hastalığı ve sepsis geçiren bebeklerde risk daha da artar. Gözümüzün en içerisinde bulunan ve görmemizi sağlayan ağ tabaka (retina) damarlarının gelişimi anne karnında doğuma yakın hatta doğumdan sonra 1. ayda tamamlanır. Erken doğmuş, damarsal gelişimi ve olgunlaşmasını tamamlayamamış özellikle yoğun bakım ve oksijen tedavisi alan prematürelerde, bu yüksek oksijen oranı, damar gelişimini uyaran maddeyi (VEGF) aniden azaltır. Damarlar VEGF azalmasına bağlı olarak büzülür ve retina tabakasının beslenmesi bozulur. Bu kez besinsiz kalan damar bölgesinde VEGF aşırı miktarda artar. Bu durum anormal damarlanma ve doku artışına neden olur. Anormal damar ve dokular göz içinde kanamalara ve retina tabakasında ayrışmaya (Dekolman) yol açar. ROP hastalığında görme kaybının nedeni olan ayrışma, bebek yaklaşık 10 haftalıkken oluşur. ROP hastalığı beş evreden oluşur. Evre 1 ve 2’de çok önemli bir risk yoktur. Evre 3 en kritik ve tedavinin yapılması gereken en ideal evredir. Evre 4’te retina tabakasında yırtık başlar. Son dönemde (Evre 5) retina tabakası tamamen yırtılmış ve ayrışmıştır.

ROP hastalığı görülen bebekler ileride herhangi bir göz problemi yaşayabilirler mi?

ROP hastalığı % 80 kendiliğinden geriler. Hastaların %20’sinde tedavi ve takip gerekir. Özellikle Evre 3 hastalar tedavi için çok uygundur. Bu evre geçirilirse hastalık ilerler ve körlükle sonuçlanabilir. Özellikle yüksek riskli bebeklerde uygun takip ve tedavi yapılmazsa görme kaybı çok yüksektir. Rop hastalığı gerilese bile bu hastalarda göz tembelliği, miyop–astigmat gibi göz kusurları, şaşılık ve göz tansiyonu (glokom hastalığı) normal kişilerden çok daha fazla görülür. İleri yaşlarda bile göz yırtıkları oluşabilir. Bu nedenle hastaların hayatının ileri aşamalarında da düzenli göz muayenesi olması şarttır.

 

Erdoğan Ve Özal Benzerliği Ve Bir Anı

Erdoğan Ve Özal Benzerliği Ve Bir Anı

Bir önceki yönetim, son üç yılında çok büyük krizler yaşamıştı.

Korona salgınına, tutulmuştur.

Savaşan iki komşu ülke, arasında kalmıştı.

Son yılında, asrın depremine maaruz kalmıştı.

Hayat pahalılığı ise, zirveye ulaşmıştı.

Bu sebeblerle, sıkı para politikası uygulayamazdı.

Halkın sokağa dökülmesini önlemek için, çalışana ve emekliye yükseek oranlı zamlar, vermek zorundaydı.

Uyguladığı ekonomik modelin, enflasyonla mücadeleyle zıt olduğunu, o yönetimde çok iyi biliyordu.

Seçimlerden sonra yeni yönetimle birlikte, ekonomik modelde değişti.

Merkez Bankası doviz kurlarını düşürmek için, piyasaya müdahale etmedi.

Faizler arttırıldı, faizler üzerindeki baskı kaldırıldı.

Ve sıkı para politikası uygulaması başladı.

Ardından, 200 iş adamının katıldığı Suudi Arabistan, Katar ve (B.A.E.)turuna çıkıldı.

Bu ülkelerle yatırım ve finansman anlaşmaları yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Körfez çıkarmasını, rahmetli Özal’ın iş seyahatlerine benzettik.

Özal döneminde, malmukabili ticaret yaptığımız bir çok ülke, Devlet Bakanlıklarınca bölüşmüştü.

Bizde, 1988 yılında, Devlet bakanı Kazım Oskay’ın başkanlığındaki bir heyette, Cezayir’e gitmiştik.

Heyetimizde Kamu ve Özel sektörden bir çok temsilci vardı.

O dönemde, Cezayir ile malmukabili ithalat ve ihracat yapıyorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı yatırım ve finansman çıkarmasının, rahmetli Özal’ın ekonomik çizgisi ile kesiştiğini, görüyoruz.

Günün Sözü:

Eğer paranın değerini, bilmek istiyorsan.

Git bir kimseden borç para ister.

“B.Franklin”

BAŞKAN ÇAKIR’IN DÖKME YAĞ İHRACATI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

BAŞKAN ÇAKIR’IN DÖKME YAĞ İHRACATI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

Gemlik Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özden Çakır dökme yağ ihracatı ile ilgili bir açıklama yaptı.
Çakır yapmış olduğu açıklamada; “Dünya’da yaşanan kuraklık ve döviz kurlarındaki artış sebebiyle Dünya’da zeytinyağı fiyatları yükselmektedir. İç piyasada sofralık zeytin olarak satılması gereken zeytinler yağlık olarak alınıp sıkılıp yurt dışına riviera yağ olarak ihraç edilmektedir. Bu durum önümüzdeki günlerde sofralık zeytin arzında sıkıntı yaratacaktır. Ayrıca bu sene sofralık zeytin rekoltesinde de bir önceki seneye nazaran ciddi anlamda düşüş yaşanacak olması da arz konusunda bir diğer sıkıntıdır. Bakanlığın bugün almış olduğu dökme ve varilli zeytinyağı ihracatında kg başına 20 cent Destekleme ve İstikrar fonu kesilmesi yeterli değildir. Bakanlığımızın dökme ve varilli riviera zeytinyağı ihracatını acilen yasaklaması gerekmektedir. “ dedi.
Bir 1 kişi ve yazı görseli olabilir