ADLİYE LOJMANLARI ONAY ALDI





Değişim konusunda,ünlü düşünür Shibli’ye sormuşlar.
“Sana değişim yolunu kim gösterdi ‘demişler.
O da,’bir köpek’ demiş.
Nehrin kenarında,susuzluk’ tan ölmek üzere olan, bir köpek gördüm.
Köpek her suya baktığında,yansıyan görüntüyü bir başka köpek zannediyordu ve korkarak geri çekiliyordu.
Sonunda daha fazla tahammül edemedi, korkusunu unutarak suya daldı.
Dalmasıyla birlikte, sudaki yansımada kayboldu.Köpek aradığı şeyle kendi arasındaki engelin ‘kendisi olduğunu’ anlamıştı.
Aslında,toplum hayatında da, siyasi arenada da durum böyledir.
Değişimi arayan insanın karşısına çıkan engel, yine bir başka insandır.
Dikkat edersek,değişim lafları çıktığı dönemlerde,yaşanan ilk duygu korkudur.
(CHP) de yaşandığı gibi,koltuk korkusudur.
Koruma zırhını, kaybetme korkusudur.
Yıllardır aynı safta görünen insanlar,çaptan düştüklerinde değişimden medet umarlar.İstedikleri yapısal bir değişim değildir.
Partinin yönetim kadrolarında yapılan değişiklikleri, değişim gibi görürler.
Takımları,rakip takıma yenilmiştir.
Yenilen takımda,tepeden tırnağa küklü bir değişim yapmazlar.
Takımın önemli bir bölümünü değiştirirler.
Kendilerinin de değişmesi gerektiğini,bir türlü fark edemezler.
Aslında şu anda, (CHP) de değişim isteyenlerde ve gelenekçilerde, gerçek anlamda bir değişim yapamazlar.
(CHP)’nin, Anadolu insanını ve ‘Milliyetçi okunu’ hatırlaması şarttır.
Günün Sözü;
Eğer yürüdüğünüz yolda,bir engel yoksa
O yol sizi hiç bir yere götürmez.
‘B.Show’















-Marmarabirlik Başkanı ASA: Fon kesintisi uygulaması doğru
-Asa, “Fon kesintisi ambalajlı zeytinyağı satışını teşvik edecektir”
Dökme ve varil zeytinyağı ihracatına fon kesintisi uygulamaya alındı. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, söz konusu kararı hem tüketicinin korunması hem de sektörün geleceği açısından doğru olduğunu söyledi. Asa, “Ülkemizde ambalajlı zeytinyağı satışı ile az miktarda döviz girdisi sağlanmaktadır. Bu karar sektörün ambalajlı zeytinyağı satışını teşvik edecektir” dedi.
Resmi Gazete’nin yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’na göre Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) hakkında kararda değişikliğe gidildi. Buna göre dökme ve varil zeytinyağı, DFİF kapsamında ihracatında kesintisi yapılacak mallar listesine eklendi. Yayınlandığı tarih itibariyle yürürlüğe giren kararla dökme ve varil zeytinyağı ihracatında kilogram başına 20 cent DFİF kesintisi yapılacak.
AVRUPA’DA REKOLTE DÜŞÜK
Konuyla ilgili Lider Bursa’ya açıklama yapan Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, “Fon uygulamasını doğru buluyorum. Geçtiğimiz yıl İspanya ve Avrupa ülkelerinde kuraklık nedeniyle büyük bir rekolte kaybı yaşanmıştı. Bu sene de rekolte kaybı yaşanacağına yönelik bilgiler gelmekte. Dolayısıyla dökme zeytinyağı temini açısından Türkiye büyük bir tedarikçi olarak görülüyor. Türkiye’de stoklarda bulunan zeytinyağını İspanya, İtalya gibi birçok Avrupa ülkesi varil bazında dökme olarak almaktalar. Devlet buna küçük bir önlem amacıyla fon uygulamasını başlattı. Bunu doğru buluyorum. Markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatının üreticiye ve ülke ekonomisine katkısı dökme zeytinyağı ihracatına göre çok daha fazladır ” dedi.
Dökme zeytinyağı litre fiyatının 80-90 liradan 160-170 lira seviyesine çıktığını hatırlatan Başkan Asa sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu rakamlar, tüketici bazlı değerlendirildiği rafta ambalajlı zeytinyağı litre fiyatının 200-250 lira arasında olacaktır. Yıllardır Türkiye’de zeytinyağı tüketiminin artırılması için büyük uğraş verildi. Bugün kişi başına 3 litreye yakın bir tüketim varken, oluşan bu fiyatlarla tüketimin azalacağının da hesabını yapmak gerekir. Bu dönemde zeytinyağı fiyatının yukarı yönlü hareketi üreticiye değil, aracıya kazanç sağlayacaktır.”
İHRACATIN ÇOĞU DÖKME
Türkiye’nin Kasım 2022’den bu yana 135 bin ton zeytinyağı ihracatı gerçekleştirdiği belirten Asa, “Bunun yaklaşık 22 bin tonu ambalajlı, kalan 113 bin tonu ise dökme olarak satılmıştır. Marmarabirlik olarak bu konu ile ilgili fikrimiz çok net; Eğer tüketiciyi ve sektörün geleceğini düşünüyorsak, zeytinyağı üretimi ve tüketimini artırmak istiyorsak, dökme zeytinyağı ihracatından çok, ambalajlı zeytinyağı ihracatını teşvik etmeliyiz. Markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatı, Türk Malı Zeytinyağı ürünlerinin dünya çapında bilinirliğini artırmasına ve ülkemizin tanıtılmasına da büyük katkı sağlayacaktır. Ayrıca ambalajlı zeytinyağı üretimi ve ihracatı, şişesinden, tenekesine, kapağından, etiketine kadar farklı sektörlerin de kazanmasına, büyümesine öncülük edecektir” dedi.
REKOLTEDE KAYIP VAR
İç pazarda zeytinyağı fiyatlarının artmasının tüketiciyi farklı yağlara yönlendireceğini ifade eden Başkan Hidamet Asa, “Yıllardır zeytinyağı tüketimini artırmak için verilen emek boşa gidebilir. Şu an çok erken olsa da rekolte açısından geçtiğimiz yıla göre yüzde 30-40 civarında kayıp olacağı bilgileri gelmektedir. Özellikle sofralık zeytinde Marmarabirlik’in kooperatif bölgeleri faaliyet alanında bu kayıp görünüyor” açıklamasında bulundu.
ÜRETİCİNİN KAZANACAĞI YIL OLMALI
Bugün dökme zeytinyağı fiyatlarının 160-170 TL’leri bulduğunu belirten Asa, “ Şu dönemde aracı kazanıyor. Hasat dönemi geldiğinde aracıların üreticiden aynı fiyatlarla almasını arzu ediyoruz. Hasat dönemine az kaldı, hep birlikte göreceğiz. Bazı çevrelerce zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin çok yüksek olacağı yönünde açıklamalar yapıldığını görüyoruz. Bu açıklamalara katılmıyoruz. Hem sofralık zeytinde hem de zeytinyağında rekolte kaybı yaşanacağını öngörüyoruz. Marmarabirlik olarak ortaklarımızı koruyup kollayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bu yıl zeytin üreticisi ortaklarımızın kazanacağı bir yıl olacak” diyerek sözlerini tamamladı.
İHRACAT ARTTI
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatı, bu yılın ilk 6 ayında geçen yılın ilk yarısına kıyasla yüzde 190 oranında arttı ve 560 milyon dolar seviyelerine yükseldi. Türkiye, 2022’nin 12 ayında toplam 495,8 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapmıştı. Zeytin ve zeytinyağında rekabet içinde olduğu İspanya’ya Türkiye bu 6 aylık toplamda 204 milyon dolarlık ihracat yaptı. Geçen yıl aynı dönemdeki dış satım 7,5 milyon dolar seviyesindeydi.
Amerika’da ilk kez 1942 yılında tanımlanan hastalık nedeniyle birçok prematüre bebek kör olmuş. 80’li yılların sonunda ise özellikle gelişmiş ülkelerde çok erken doğan bebeklerin yaşatılması ile ROP salgınları görülmüş. Aslında bir halk sağlığı sorunu olan; zamanından önce doğmuş bebeklerde görülen ve müdahale edilmediğinde körlüğe neden olabilen Prematüre Retinopatisi’nden bahsedelim.

Gelişmiş ülkelerde çocukluk çağının en önemli körlük nedeni olan ve prematüre doğan bebeklerde görülen göz hastalığıdır. Miadında doğan ve miadında doğup sarılık nedeniyle fototerapi alan bebeklerde oluşmaz. Doğum ağırlığı 1500 gr altında ve 32 haftadan küçük doğan tüm bebekler risk altındadır. Özellikle genel durumu bozuk ve yoğun bakımda oksijen tedavisi alan bebekler daha fazla riske sahiptir. Birlikte beyin kanaması, akciğer hastalığı ve sepsis geçiren bebeklerde risk daha da artar. Gözümüzün en içerisinde bulunan ve görmemizi sağlayan ağ tabaka (retina) damarlarının gelişimi anne karnında doğuma yakın hatta doğumdan sonra 1. ayda tamamlanır. Erken doğmuş, damarsal gelişimi ve olgunlaşmasını tamamlayamamış özellikle yoğun bakım ve oksijen tedavisi alan prematürelerde, bu yüksek oksijen oranı, damar gelişimini uyaran maddeyi (VEGF) aniden azaltır. Damarlar VEGF azalmasına bağlı olarak büzülür ve retina tabakasının beslenmesi bozulur. Bu kez besinsiz kalan damar bölgesinde VEGF aşırı miktarda artar. Bu durum anormal damarlanma ve doku artışına neden olur. Anormal damar ve dokular göz içinde kanamalara ve retina tabakasında ayrışmaya (Dekolman) yol açar. ROP hastalığında görme kaybının nedeni olan ayrışma, bebek yaklaşık 10 haftalıkken oluşur. ROP hastalığı beş evreden oluşur. Evre 1 ve 2’de çok önemli bir risk yoktur. Evre 3 en kritik ve tedavinin yapılması gereken en ideal evredir. Evre 4’te retina tabakasında yırtık başlar. Son dönemde (Evre 5) retina tabakası tamamen yırtılmış ve ayrışmıştır.
ROP hastalığı görülen bebekler ileride herhangi bir göz problemi yaşayabilirler mi?
ROP hastalığı % 80 kendiliğinden geriler. Hastaların %20’sinde tedavi ve takip gerekir. Özellikle Evre 3 hastalar tedavi için çok uygundur. Bu evre geçirilirse hastalık ilerler ve körlükle sonuçlanabilir. Özellikle yüksek riskli bebeklerde uygun takip ve tedavi yapılmazsa görme kaybı çok yüksektir. Rop hastalığı gerilese bile bu hastalarda göz tembelliği, miyop–astigmat gibi göz kusurları, şaşılık ve göz tansiyonu (glokom hastalığı) normal kişilerden çok daha fazla görülür. İleri yaşlarda bile göz yırtıkları oluşabilir. Bu nedenle hastaların hayatının ileri aşamalarında da düzenli göz muayenesi olması şarttır.
Bir önceki yönetim, son üç yılında çok büyük krizler yaşamıştı.
Korona salgınına, tutulmuştur.
Savaşan iki komşu ülke, arasında kalmıştı.
Son yılında, asrın depremine maaruz kalmıştı.
Hayat pahalılığı ise, zirveye ulaşmıştı.
Bu sebeblerle, sıkı para politikası uygulayamazdı.
Halkın sokağa dökülmesini önlemek için, çalışana ve emekliye yükseek oranlı zamlar, vermek zorundaydı.
Uyguladığı ekonomik modelin, enflasyonla mücadeleyle zıt olduğunu, o yönetimde çok iyi biliyordu.
Seçimlerden sonra yeni yönetimle birlikte, ekonomik modelde değişti.
Merkez Bankası doviz kurlarını düşürmek için, piyasaya müdahale etmedi.
Faizler arttırıldı, faizler üzerindeki baskı kaldırıldı.
Ve sıkı para politikası uygulaması başladı.
Ardından, 200 iş adamının katıldığı Suudi Arabistan, Katar ve (B.A.E.)turuna çıkıldı.
Bu ülkelerle yatırım ve finansman anlaşmaları yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Körfez çıkarmasını, rahmetli Özal’ın iş seyahatlerine benzettik.
Özal döneminde, malmukabili ticaret yaptığımız bir çok ülke, Devlet Bakanlıklarınca bölüşmüştü.
Bizde, 1988 yılında, Devlet bakanı Kazım Oskay’ın başkanlığındaki bir heyette, Cezayir’e gitmiştik.
Heyetimizde Kamu ve Özel sektörden bir çok temsilci vardı.
O dönemde, Cezayir ile malmukabili ithalat ve ihracat yapıyorduk.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı yatırım ve finansman çıkarmasının, rahmetli Özal’ın ekonomik çizgisi ile kesiştiğini, görüyoruz.
Günün Sözü:
Eğer paranın değerini, bilmek istiyorsan.
Git bir kimseden borç para ister.
“B.Franklin”
