Gemlik Haber

“10 Ocak’lar gerçek anlamda basın bayramı olmalıdır”

Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı:

“10 Ocak’lar gerçek anlamda basın bayramı olmalıdır”

 

Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Kolaylı, basın sektöründe yıllardır çözülemeyen ve her geçen gün derinleşen sorunlar nedeniyle 10 Ocak’ı bir “bayram” olarak değil, “dayanışma ve mücadele günü” olarak andıklarını ifade etti.

Basın sektörünün 2026 yılına; ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibar kaybı, dijital mecralarda artan kontrol ve hukuki belirsizlikler ile girdiğine dikkat çeken Kolaylı, bu sorunların ertelenmeden ele alınmasının, yalnızca basın mesleği için değil, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından da hayati önemde olduğunu vurguladı.

Türkiye genelinde 9 gazeteciler federasyonu, 91 gazeteciler cemiyeti ve basın meslek örgütünün üye olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun da Genel Başkanı olan Nuri Kolaylı, yazılı açıklamasında medya kuruluşlarının ve basın emekçilerinin yaşadığı sorunların artık sürdürülemez bir noktaya ulaştığını belirtti.

Kolaylı açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Yaşadığımız ağır sorunlar nedeniyle ‘bayram’ değil ‘dayanışma günü’ olarak andığımız 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle, mesleğimizin içinde bulunduğu tabloyu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz.

Çünkü basın sektöründe yaşanan yapısal sorunlar çözüme kavuşturulmadıkça, mesleğimiz itibar kaybetmeye, gazeteciler güvencesizleşmeye devam edecektir.”

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti olarak uzun yıllardır altını çizdikleri temel ihtiyacın kapsamlı bir mesleki düzenleme olduğuna dikkat çeken Kolaylı, basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, internet ve dijital yayıncılık mevzuatından mesleki standartlara kadar pek çok alanda güncel, özgürlükçü, çağdaş ve uygulanabilir yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

TGK Genel Başkanı ve BGC Başkanı Nuri Kolaylı açıklamasında; “Basın sektöründe mesleki bir düzenlemenin olmaması; etik dışı, tehdit ve şantaja dayalı yayıncılığı teşvik etmekte, hiçbir mesleki birikimi ve sorumluluğu olmayan kişilerin ‘gazeteci’ kimliği altında sektörde yer almasına zemin hazırlamaktadır. Meslektaşlarımız onurlarını korumak için büyük bir özveriyle mücadele etse de, yasal boşluklardan yararlanan çıkar odaklarının önüne geçilememektedir. Bu tablo, gerçek gazeteciliğe zarar vermektedir.” görüşlerine yer verdi.

10 Ocak 1961 tarihinin, basın emekçileri açısından tarihsel önemine de dikkat çeken Kolaylı, 212 sayılı yasanın gazetecilere sağladığı hakların bugün büyük ölçüde uygulamada ortadan kalktığını vurguladı.

Basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğunu hatırlatan Kolaylı, bağımsız ve özgür bir basının halkın haber alma hakkının teminatı olduğunu vurguladığı açıklamasında,  “212 sayılı yasa; gazetecilerin sigortalı çalışmasını, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını, izin haklarını ve en önemlisi gazetecilik faaliyetlerini özgürce yapabilmelerini güvence altına almıştı. Ancak gelinen noktada, basın emekçilerinin çalışma koşulları ve mesleki güvenceleri, ne yazık ki 1961’in bile gerisindedir. Bu nedenle 10 Ocak’ı bir bayram olarak anmamız mümkün değildir.” dedi.

Kolaylı açıklamasını şöyle tamamladı:

“Özgür basın yoksa, demokrasi de eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Bu nedenle ülke olarak, basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız.”

10 Ocak’ı gerçek anlamda bir Basın Bayramı olarak kutlayabileceğimiz günlere; mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışla, en kısa sürede ulaşmayı temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm meslektaşlarımı saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum.”

10 OCAK’IN TARİHÇESİ

5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda, 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe giren 212 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler, basın çalışanlarının özlük haklarında önemli kazanımlar sağladı. Bu düzenlemeler, dönemin basın meslek örgütleri ve Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından “Basın Bayramı” olarak kabul edildi.

Ancak dönemin basın işverenleri yasayı protesto ederek gazetelerini üç gün süreyle yayımlamadı. Gazeteciler ise okuru habersiz bırakmamak için sendika çatısı altında birleşerek “Basın” adlı gazeteyi yayımladı. Bu dayanışma, 212 sayılı yasanın uygulanmasının önünü açtı.

Ne var ki özellikle 1990 sonrası dönemde, medyanın sermaye yapısının değişmesiyle birlikte bu kazanımlar uygulamada adım adım ortadan kaldırıldı.

Bugün gelinen noktada, 10 Ocak hâlâ bir bayramdan çok, gazetecilerin hak, özgürlük ve meslek onuru için verdikleri mücadelenin simgesi olmayı sürdürmektedir.

 

Gemlik Esnaf ve Sanatkarlar Odasının seçimi 10 Şubat’ta

Gemlik Esnaf ve Sanatkarlar Odasının seçimi 10 Şubat’ta

Gemlik Esnaf ve Sanatkarlar odasının seçim takvimi belli oldu. Oda başkanı İsmail Beki seçimlerinin 10 Şubat 2026 Salı günü yapılacağını açıkladı.

Gemlik Esnaf ve Sanatkarlar odası başkanı İsmail Beki, “ oda seçim takviminin BESOB tarafından açıklandığını ifade ederek, bu takvime göre seçimin 10 Şubat 2026 Salı günü saat 11.00’de Pırıltı Düğün Salonlarında yapılacağını” söyledi.

Beki oda başkanlığı için yarışan tüm adaylara başarı dilerken, “kazananın Gemlik esnafının olacağını” işaret etti.

Kadın Bot Modasında Zamansız Şıklığın Yükselişi

Kadın Bot Modasında Zamansız Şıklığın Yükselişi

Günlük yaşamın temposu hızlandıkça giyim tercihleri de hem estetik hem de işlevsellik arayışına yöneliyor. Bu noktada kadın bot modelleri, yalnızca soğuk havaların kurtarıcısı olmakla kalmayıp stilin en güçlü tamamlayıcılarından biri olarak öne çıkıyor. Şehir hayatında yürüyüş konforu sunan yapıları, farklı kombinlere kolayca uyum sağlayan tasarımları ve mevsim geçişlerinde sunduğu koruyucu özellikleriyle bu ayakkabı grubu, modanın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Günümüzde botlar, klasik algının dışına çıkarak modern çizgilerle yeniden yorumlanıyor ve kadınların kişisel tarzlarını yansıtmalarına olanak tanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca görselliğe değil, aynı zamanda kullanım rahatlığına da odaklanan bir anlayışı beraberinde getiriyor.

Kadın Bot Seçiminde Konfor ve Tasarım Dengesi

Bir ayakkabının şık olması kadar gün boyu rahat hissettirmesi de büyük önem taşıyor. Kadın bot tercih edilirken taban yapısı, iç astar kalitesi ve ayağı saran formu dikkatle değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor. Özellikle uzun süre ayakta kalan ya da yoğun tempoda hareket eden kişiler için ergonomik detaylar fark yaratıyor. Tasarım tarafında ise sade çizgilerden iddialı modellere kadar uzanan geniş bir yelpaze mevcut. Bu çeşitlilik, her yaş grubuna ve farklı stil anlayışlarına hitap edebilme avantajı sağlıyor. Günlük kombinlerde spor bir görünüm yakalamak isteyenler için düz tabanlı seçenekler öne çıkarken, daha feminen bir duruş arayanlar için topuklu alternatifler dikkat çekiyor. Böylece konfor ve estetik arasında dengeli bir seçim yapmak mümkün hale geliyor.

Mevsim Geçişlerinde Kadın Bot Kullanımının Avantajları

Hava koşullarının değişken olduğu dönemlerde ayakkabı seçimi daha da kritik bir hal alıyor. Kadın bot modelleri, özellikle sonbahar ve kış aylarında ayakları soğuktan ve nemden koruyarak gün boyu rahat bir kullanım sunuyor. Suya dayanıklı yüzeyler, kaymayı önleyen taban yapıları ve sıcak tutan iç materyaller, bu ayakkabıların tercih edilme sebeplerini güçlendiriyor. Aynı zamanda mevsim geçişlerinde ince çoraplarla ya da kalın kombinlerle uyum sağlayabilen esnek yapıları sayesinde dolaplarda uzun süre yerini koruyor. Bu yönüyle botlar, sadece soğuk günlerin değil, stil açısından geçiş dönemlerinin de anahtar parçası haline geliyor. Kullanıcılar için bu durum, hem pratiklik hem de uzun vadeli bir yatırım anlamına geliyor.

Gemlik’te 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı Yapıldı

Gemlik’te 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı Yapıldı

Gemlik Kaymakamlığı tarafından organize edilen ve Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası’nın (GTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen 2025 yılı değerlendirme toplantısı, GTSO toplantı salonunda geniş bir katılımla yapıldı. İlçenin mevcut durumu ve gelecek hedeflerinin ele alındığı toplantı, kamu kurumları ile yerel yönetimler arasında önemli bir istişare ortamı sundu.
Toplantıya; Gemlik Kaymakamı Osman Aslan Canbaba, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Sercan Kocabey, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Taşar, CHP İlçe Başkanı Servet Pehlivan, MHP İlçe Başkanı Emrah Keskinden, Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hamaloğlu, Ticaret Borsası başkanı Özden Çakır, kamu kurum ve kuruluşlarının daire müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

 


Toplantıda Gemlik’in 2025 yılına ilişkin genel değerlendirmesi yapılırken, özellikle asayiş ve güvenlik konuları gündemin öncelikli maddeleri arasında yer aldı. İlçede huzur ve güven ortamının korunması adına yürütülen çalışmalar ele alınırken, ilgili kurumlar tarafından yapılan sunumlarla mevcut durum hakkında bilgi paylaşıldı.
Bunun yanı sıra, kamuoyunda sıkça gündeme gelen alkollü alanların ruhsatlandırılması, kentsel dönüşüm projeleri ve 100 binlik imar planları çerçevesinde Gemlik’in planlama süreci detaylı şekilde değerlendirildi. Kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, planlı şehirleşmenin sağlanması ve ilçenin geleceğine yön verecek projeler konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Toplantı süresince kurumlar arası koordinasyonun önemine vurgu yapılırken, ortak akıl ve iş birliği ile Gemlik’in sosyal, ekonomik ve fiziki gelişiminin sürdürülebilir bir şekilde ilerlemesi hedeflendi. İlçe kaymakamı Canbaba, Belediye başkanı Deviren, Başsavcı Kocabey, Ticaret ve Sanayi odası başkanı Hamaloğlu ile diğer katılımcılar, ilçenin ihtiyaçları doğrultusunda çözüm odaklı adımlar atılmasının önemine dikkat çekti.
Toplantı, karşılıklı değerlendirmeler ve önerilerin alınmasının ardından sona erdi.

Bursa’da kar yağışları barajlara can suyu oldu

Bursa‘da kar yağışları barajlara can suyu oldu

– Bursa‘da barajlarda umut verici gelişme, havadan görüntülendi
– Bursa‘da kar bereketi barajlara yansıdı
– Beyaz örtü maviyle buluştu, kar yağışları barajlara umut oldu
– Bursa‘da barajlar havadan görüntülendi, kar yağışları etkisini gösterdi
Bursa‘da etkili olan kar yağışları barajlara da olumlu yansıdı. Doğancı Barajı’nda drone ile kaydedilen görüntülerde, karla kaplı tepelerin arasında su seviyesinin az da olsa yükseldiği gözlemlendi. Buski yetkilileri, yağışların şu anda barajları doldurmaya yeterli olmadığını ifade ederek, tasarrufa devam çağrısı yaptı.
Bursa‘da son günlerde etkili olan kar yağışları, kentin önemli su kaynaklarından biri olan Doğancı Barajı’na can suyu oldu. Karlarla kaplanan tepelerin arasında kalan baraj, havadan görüntülendi.
Drone ile kaydedilen görüntülerde, beyaz örtüyle kaplanan dağlık alanların ortasında yer alan Doğancı Barajı’nın dikkat çekici manzarası ortaya çıktı. Kar yağışlarının ardından baraj havzasında su seviyesinde az da olsa artış gözlemlenirken, kar sularının barajlara olan katkısı bir kez daha gözler önüne serildi.
İklim krizi kapıda
Tüm dünyada insanlığın yaklaşan iklim krizine koşar adım ilerlediğini kaydeden Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir, “2026 yılının ilk haftasındayız, 2025 yılını büyük bir kuraklık yaşayarak geçirdik. Önce bahara girerken zirai don yaşadık. Ardından da yıl sonlarına kadar sürecek bir kuraklık yaşadık. Bursa‘nın barajları yüzde 0’ı gördü. Yer altı sularıyla şebekeyi destekleyerek Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursalılara su verdi. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün yapmış olduğu açıklamada 2050 yılında varmamız gereken sıcaklığa 2025 yılında ulaşmış olduk. Bu da iklim krizine insanlığın koşar adım gittiğinin kanıtı oldu. Son 52 yılın en kurak yılını yaşadık. Bursa bir su şehri olmasına rağmen Bursa‘da susuzluk yaşadık. 2 gün öncesinde Bursa‘ya yağan kar, hepimize umut verdi. 2 gün öncesinde Bursa -2 derece iken bugün 16 derece. İklim değişikliğini yaşıyoruz ve sonuçlarına katlanıyoruz” şeklinde konuştu.
“Barajlar su üretmiyor”
Barajların yeniden dolması için ormanların korunması gerektiğini söyleyen Demir, “Barajlarımızın doluluk oranı fena değil. Kar yağdı, birden eridi. Bu iyi bir şey değil mevcut karın zamanla peyderpey eriyerek yer altı sularına katkı sağlaması gerekirdi. Evet barajlarımızda su var ama barajlar su üretmiyor. Suyu üreten dağlarımız, ormanlarımızdır. Ormanlarımıza iyi bakarsak, haddinden fazla vahşi madencilik ruhsatları vermezsek, doğayı rehabilite edersek bu dağlar, ormanlar Bursa‘mıza tekrar su verecektir” dedi.

Ne Bekliyoruz?

Ne Bekliyoruz?

2025 yılında, kendi iç sorunlarımızdan çok başka ülkelerin sorunlarını öncelikli hale getirdik.

Gazze katliamına ve Suriye’deki yeni yapılanmaya odaklandık.

Ukrayna–Rusya barış görüşmelerinde rol almak için uğraştık.

Ama kendi sorunlarımız konusunda bir araya gelmeyi başaramadık.

Her farklılığı kutuplaşma noktasına taşıdık.

Bu kutuplaşma siyaseti, siyaseti ise vatandaşlığı ve ekonomiyi de derinden etkiledi.

Fırsatçılara alan açıldı.

Yıllardır vatandaşın fırsatçıların tavırlarına tanık olduk.

Ama bir türlü ihtilal yasasını düzeltemedik.

Hayırlı konularda iktidar ile muhalefeti bir araya getiremedik.

Temel kanunları çıkaramadık.

Yaklaşık 60 yıldır beni darbe anayasasını değiştiremedik.

Sivil bir anayasa çıkaramadık.

2026 yılına kar yağışı ile birlikte bereketli bir şekilde giriş yaptık.

Umutlarımız arttı. 2026 yılında içimize dönmeliyiz.

Kutuplaşma alışkanlığından kurtulmalıyız.

Vatandaşımız için uygun ekonomik şartlar bulmalıyız.

Sözün kısası, 2025 yılı bizim için kaybedilmiş bir yıl oldu.

İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmaz ise kötülük yapma.
(Günün Sözü)

Deri Ceket Modasında Zamansız Şıklığın Günlük Hayata Yansıması

Deri Ceket Modasında Zamansız Şıklığın Günlük Hayata Yansıması

Giyim dünyasında bazı parçalar vardır ki dönemsel akımlara bağlı kalmadan her zaman güçlü bir duruş sergiler.

Deri ceket, bu parçaların başında gelir. Yıllar boyunca yalnızca asi bir stilin temsilcisi olarak görülse de günümüzde çok daha geniş bir anlam kazanmıştır. Günlük kombinlerden şehirli şıklığa, hafta sonu rahatlığından akşam buluşmalarına kadar pek çok alanda kendine yer bulan bu ürün, doğal dokusu ve kendine özgü duruşu sayesinde kombinlerin merkezinde konumlanır. Derinin verdiği tok his, yalnızca fiziksel bir özellik değildir; aynı zamanda kullanıcıya özgüven katan bir etkidir. Mevsim geçişlerinde sağladığı koruyucu yapı, stil ile işlevselliği bir araya getirir ve bu nedenle gardıroplarda kalıcı bir yere sahip olur. Günlük dilde anlatıldığında bile bu parçanın neden vazgeçilmez olduğu kolayca anlaşılır; çünkü deri ceket, modanın hızına kapılmadan karakterini koruyan ender seçeneklerden biridir.

Deri Ceket Seçiminde Konfor ve Doğallık Dengesi

Bir deri ceket tercih edilirken yalnızca dış görünüşe odaklanmak yeterli olmaz. Dokunun yumuşaklığı, ürünün vücutla kurduğu temas ve hareket özgürlüğü, uzun vadede memnuniyetin anahtarıdır. Gün içinde farklı ortamlara girip çıkan kullanıcılar için bu denge oldukça önemlidir. Doğal derinin nefes alabilen yapısı, serin havalarda sıcak tutarken bunaltıcı bir his yaratmaz. Bu yönüyle ceket, sadece bir tamamlayıcı değil, günün temposuna uyum sağlayan bir yol arkadaşı gibidir. Stil tarafında ise sade bir tişörtle birleştiğinde zahmetsiz bir şıklık sunar, daha katmanlı kombinlerde ise güçlü bir odak noktası oluşturur. Bu çok yönlülük, deri ceket kavramını tek bir stile hapsetmeden, kişisel zevklerle şekillenebilir bir ürün haline getirir.

Suni Deri Ceket ile Modern ve Ulaşılabilir Stil

Son yıllarda moda dünyasında öne çıkan alternatiflerden biri de suni deri ceket seçenekleridir. Bu ürünler, görünüm olarak gerçek deriye oldukça yakın bir etki sunarken daha hafif bir kullanım deneyimi sağlar. Günlük hayatta pratiklik arayanlar için suni deri, bakım kolaylığıyla dikkat çeker. Yağmurlu havalarda daha az hassas olması, şehir yaşamının temposuna uyum sağlamasına yardımcı olur. Stil açısından bakıldığında ise mat ya da hafif parlak yüzeyler, farklı kombinlere rahatlıkla adapte olur. Spor ayakkabılarla birleştiğinde enerjik bir hava yaratırken, klasik parçalarla birlikte kullanıldığında dengeli bir şıklık sunar. suni deri ceket, bu yönüyle yalnızca bir alternatif değil, modern giyim anlayışının doğal bir parçası haline gelmiştir.

KAMUOYU BİLGİLENDİRME METNİ

   KAMUOYU BİLGİLENDİRME METNİ

Son günlerde, Esnaf ve Sanatkârlar Odası seçim süreci kapsamında kamuoyuna yansıyan açıklamalar üzerine, esnaf ve sanatkârlarımızın doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki hususların paylaşılması zaruri görülmüştür.

  1. Bankalarla Yapılan Protokoller ve Promosyon Uygulamaları

Odamız, esnaf ve sanatkârlarımızın bankacılık hizmetlerinden daha avantajlı yararlanabilmesi amacıyla bugüne kadar protokol imzalanan bankalarla; komisyon indirimleri, ücret muafiyetleri ve uygun finansman koşulları başta olmak üzere tüm seçenekleri değerlendirmiştir.

Ancak banka promosyonları; yasal bir hak ya da oda protokolüyle toplu şekilde belirlenebilen uygulamalar olmayıp, bankaların kendi ticari politikaları doğrultusunda yalnızca banka ile esnaf arasında bireysel olarak tesis edilebilmektedir.

Bu nedenle, oda protokolü aracılığıyla tüm esnafları kapsayacak şekilde nakit promosyon sağlanması hukuken ve fiilen mümkün değildir. Bu yöndeki söylemler, uygulanabilir olmadığı gibi, esnafımız açısından yanlış beklentiler doğurma riski taşımaktadır.

Odamız, esnafımızı karşılığı olmayan vaatlere yönlendirmemek adına; somut, eşit ve sürdürülebilir kazanımlar sağlayan uygulamalara öncelik vermektedir.

 

  1. Yerel Esnafın Desteklenmesi ve Yetki Sınırları

Esnaf ve sanatkârlarımızın korunması ve yerel ekonominin güçlendirilmesi, Odamızın temel öncelikleri arasındadır. Ancak Esnaf ve Sanatkârlar Odaları; 5362 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır ve çalışmalarını yasal yetki sınırları, eşitlik ilkesi ve serbest piyasa kuralları çerçevesinde yürütmek zorundadır.

Giyim ve ayakkabı çekleri gibi uygulamalar; sendikalar, işverenler ve ilgili firmalar arasında yapılan özel anlaşmalarla belirlenmekte olup, Esnaf Odalarının bu çeklerin hangi işletmelerde kullanılacağını bağlayıcı şekilde belirleme veya yönlendirme yetkisi bulunmamaktadır.

Bu tür süreçlerde, belirli işletmelerin dışlanmasına ya da üyeler arasında ayrım oluşmasına yol açabilecek yaklaşımlar; rekabet hukuku ve idari mevzuat açısından ciddi riskler doğurabilmektedir.

Odamız, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da; yalnızca gönüllülük ve iş birliği esasına dayalı, teşvik edici ancak zorlayıcı olmayan çalışmaları benimsemeye devam edecektir.

 

  1. Aidat Kullanımı, Sosyal Destekler ve Hizmet Alanları

Esnaf ve sanatkârlarımızın sosyal dayanışma içinde desteklenmesi yönündeki her türlü iyi niyetli düşünce kıymetlidir. Ancak oda aidatlarının; belirli kişi veya gruplara doğrudan hizmet karşılığı gibi gösterilmesi ya da bu yönde vaatlerde bulunulması, mevzuat ve denetim açısından ciddi hukuki ve mali sorumluluklar doğurmaktadır.

Hasta ve cenaze nakli gibi hizmetler ise; başta Sağlık Bakanlığı ve belediyeler olmak üzere ilgili kamu kurumlarının yetki alanında olup, bu hizmetlerin sunulabilmesi için özel izinler, ruhsatlı araçlar, teknik donanım ve nitelikli personel bulundurulması yasal zorunluluktur.

Bu şartlar sağlanmaksızın yapılacak her türlü uygulama, iyi niyetli olsa dahi, hem oda yöneticileri hem de esnafımız açısından hukuki risk oluşturmaktadır.

Odamız, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da; yetki ve sorumluluk sınırlarını aşan, hukuki altyapısı net olmayan söylemler yerine; mevzuata uygun, sürdürülebilir ve tüm üyelerimizi kapsayan hizmetleri esas alacaktır.

4 – Dijitalleşen Esnaf Projesi

Son günlerde kamuoyunda yer alan dijitalleşme çalışmalarıyla ilgili olarak doğru bilgilendirme yapılması amacıyla bu açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

Birliğimiz tarafından kurulan Dijital Gelişim Akademisi, esnaf ve sanatkârlarımızın dijital dönüşüm sürecine uyum sağlamasını desteklemek amacıyla hayata geçirilmiş kapsamlı bir çalışmadır. Bu kapsamda; dijital pazarlama, çevrim içi görünürlük, e-ticaret, sosyal medya kullanımı ve benzeri alanlarda eğitim ve yönlendirme faaliyetleri yürütülmektedir.

Söz konusu çalışmalardan yararlanmak isteyen esnaflarımız, hali hazırda ilgili akademiye yönlendirilmekte olup, bu süreçle ilgili olarak daha önce bilgilendirme toplantıları ve davetler gerçekleştirilmiştir. Amaç, esnafımızın doğru kanallardan bilgilendirilmesi ve sunulan imkânlardan eşit şekilde faydalanmasının sağlanmasıdır.

Gemlik Esnaf ve Sanatkârlar Odası olarak; Birliğimizin öncülüğünde yürütülen bu çalışmalara destek vermeye, esnafımızın dijital dünyada daha güçlü ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Sonuç Olarak

Odamızın temel yaklaşımı; esnafımızın menfaatini korumak, yanlış beklentilerin oluşmasını engellemek ve kurumu hukuki risklerden uzak tutmaktır.

Gerçekçi, uygulanabilir ve eşit fayda sağlayan çalışmalarla esnaf ve sanatkârlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

TRAVMANIN BEYİNDE BIRAKTIĞI İZLER: GÜNLÜK HAYATTAKİ TEPKİLERi

TRAVMANIN BEYİNDE BIRAKTIĞI İZLER: GÜNLÜK HAYATTAKİ TEPKİLERi

“Bu kadar etkilenmemeliydim” dediğiniz anlar oluyor mu?
Dışarıdan sakinsiniz ama küçük bir ses, bir mimik ya da beklenmedik bir sözle yoğun bir tepki verebilir. Çoğu zaman bu durum “aşırı hassasiyet” olarak adlandırılsa da burada olan şey hassas bir kişilik değil; duyguları düzenleyen sistemin daha çabuk zorlanması olabilir.

Normalde insanın zihni ve bedeni birlikte çalışabildiği bir denge alanına sahiptir. Bu alanda kişi duygularını hisseder ama onlara kapılıp kaybolmaz. Düşünebilir, karar verebilir, karşısındakiyle temasını sürdürebilir ve stresle baş edebilir.
“Şu an buradayım ve bununla başa çıkabilirim.”

Ama travmatik yaşantılar,
Beynin alarm sistemini daha hassas ayarda çalıştırır bu da kişinin günlük uyaranlara normalden daha güçlü tepkiler vermesine neden olur.

Günlük hayatta travmatik tepkiler nasıl görünür?

Bir ses, mimik ya da kalabalık neden bu kadar ürkütücü gelir?
Çünkü beyin, geçmişteki tehditleri bugünün sesleriyle karıştırır ve ani bir gürültüyle kalp hızlanır, nefes daralır.
Erken dönem duygusal yaralar, mimikler ve yakın birinin yüz ifadesi ile suçluluk ya da terk edilme düşüncelerini tetikleyebilir.
Kalabalıkta yoğun bunaltı ile sinir sistemi gerildiğinde ya da donuklaştığında kaçma isteği ortaya çıkabilir.

Travma, yalnızca zihinsel bir hatıra değildir.
Bedenin, sinir sisteminin ve beynin birlikte verdiği otomatik bir hayatta kalma tepkisidir.
Beyin, geçmişte işe yarayan koruyucu tepkileri; travmatik yaşantının bitmesine rağmen bugün de çalıştırmaya devam ediyordur.

Bu yüzden bazen:

Bir ses tonu, sarsıcı olabilirken, cevap gelmeyen bir mesaj yoğun kaygı yaratabilir ve bir eleştiri bedende çökme hissi doğurabilir.

Peki dengeye geri dönmek mümkün mü?

Evet.
Beynin kendini yeniden şekillendirme ve değiştirme kapasitesi sayesinde travmatik tepkiler

Güvenli bir terapötik ilişki, Bedensel farkındalık, Nefesle sakinleşme becerileri, Duyguların görülüp adlandırılması ve İlişki örüntülerinin anlaşılması ile değiştirilebilir.

Unutmayın

Bir zamanlar hayatta kalmak için fazla çalışan beynin, uygun koşullarda iyileşmeye de uyum sağlaması mümkündür.

📍 Klinik Psikolog Büşra Kırca
Çocuk, Ergen, Aile ve Çi
ft Danışmanı | Bursa
🌐 www.psikolojimerkezibursa.com | 📞 0531 662 3087

Constmach Gücüyle Beton Santralinde Verimliliği Katlayın

Constmach Gücüyle Beton Santralinde Verimliliği Katlayın

Modern inşaat sektörü, zaman, maliyet ve kalite üçgeninde sürekli bir denge arayışı içindedir. Bu denklemin merkezinde ise, projelerin temel yapı taşı olan betonu kesintisiz ve standartlara uygun şekilde üreten beton santrali sistemleri yer alır. Bir beton santralinin performansı, tüm proje zamanlamasını ve bütçesini doğrudan etkileyebilir.

Türkiye’nin lider beton santrali üreticisi CONSTMACH, bu kritik öneme odaklanarak, santrallerde verimlilik ve güvenilirliği ön plana çıkaran çözümler geliştiriyor. İzmir’deki dört fabrikasında gerçekleştirilen üretim ve AR-GE faaliyetleri, altı kıtada 85’ten fazla ülkede tercih edilen tesislerin temelini oluşturuyor.

Beton Santrali Verimliliği Neden Kritik Öneme Sahip?

Bir beton santralinin verimliliği, yalnızca saatte üretilen beton metreküpü ile ölçülmez. Enerji tüketimi, ham madde israfı, iş gücü ihtiyacı ve bakım için harcanan plansız duruş süreleri de toplam verimlilik üzerinde belirleyicidir. Verimsiz bir tesis, yüksek enerji faturalarına, malzeme kayıplarına ve proje teslimatlarında gecikmelere yol açarak, işletme maliyetlerini öngörülemez şekilde artırır. Dolayısıyla, yatırım maliyetinin yanı sıra, işletme ömrü boyunca süren operasyonel maliyetler göz önünde bulundurulmalıdır.

Teknolojik Entegrasyon ile Süreç Optimizasyonu

Günümüzde bir beton santralinden beklenen, basit bir karıştırma ünitesi olmanın ötesine geçmektir. CONSTMACH santrallerinde, bu beklentiyi karşılamak için ileri seviye otomasyon sistemleri kullanılıyor. Merkezi kontrol panelleri ve kullanıcı dostu yazılımlar sayesinde, malzeme dozajlamasından karışım süresine kadar tüm parametreler milimetrik hassasiyetle yönetilebiliyor. Bu durum, her bir beton partisinin aynı yüksek kalitede üretilmesini garanti ederken, insan kaynaklı hata olasılığını en aza indirgiyor.

Peki, bir beton santrali seçerken işletme maliyetlerini düşürmek için nelere dikkat edilmeli? Cevap, modüler tasarım ve enerji verimliliğinde gizli. Kolay taşınabilir ve hızlı kurulabilir modüler santraller, şantiye değişikliklerinde zaman ve nakliye maliyeti kazandırır. Ayrıca, yüksek verimli mikserler, elektrik motorları ve ısıtma sistemleri, enerji tüketiminde ciddi tasarruf sağlayarak, tesisin uzun vadeli ekonomik ömrüne katkıda bulunur.

Küresel Tecrübenin Yerel Çözümlere Yansıması

CONSTMACH’ın 85’ten fazla ülkeye ihraç ettiği ürün portföyü, sadece geniş bir dağıtım ağını değil, aynı zamanda farklı iklim koşulları, yerel standartlar ve çalışma kültürleri hakkında edinilen zengin bir tecrübeyi de gösterir. Örneğin, Kuzey Avrupa’daki soğuk iklimler için optimize edilmiş ısıtma sistemleri veya Orta Doğu’daki yoğun tozlu ortamlar için geliştirilmiş filtreleme çözümleri, bu küresel bilgi birikiminin somut çıktılarıdır. Bu deneyim, her bir beton santrali tasarımının, müşterinin spesifik ihtiyaçlarına daha iyi cevap verecek şekilde şekillenmesini sağlar.

Sürdürülebilirlik ve Çevre Dostu Uygulamalar

Modern beton santrali yatırımlarında çevresel uyum giderek daha fazla önem kazanıyor. Toz kontrol sistemleri, kapalı malzeme stoklama alanları ve atık su geri dönüşüm üniteleri, artık birer lüks değil, standart gereklilik haline geliyor. Bu sistemler, çevre mevzuatlarına uyumu kolaylaştırırken, aynı zamanda ham madde kayıplarını önleyerek işletme ekonomisine katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilir inşaat uygulamalarına doğru atılan somut bir adım olarak değerlendirilebilir.

Bir beton santrali verimliliğini katlamak, tek bir bileşenin iyileştirilmesiyle değil, tasarımdan otomasyona, enerji yönetiminden çevresel çözümlere kadar bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. CONSTMACH’ın küresel pazardaki varlığı ve sunduğu teknolojik çözümler, beton üretim süreçlerini optimize etmek isteyen firmalar için kritik bir referans noktası oluşturuyor. Doğru santral seçimi, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, gelecekteki projelerin ve değişen piyasa koşullarının gerektirdiği esnekliği de karşılayabilmelidir. İnşaat sektörünün dinamik yapısı içinde, verimliliği merkeze alan bu bakış açısı, yatırımların uzun vadeli başarısında belirleyici olmaya devam edecektir.